17 Ekim 2025 Cuma

KAZAKİSTAN-ÖZBEKİSTAN 2025 kasım ayı seyahat tefekkürlerim

 



********


*******
KAZAKİSTAN-ÖZBEKİSTAN 2025 kasım ayı seyahat tefekkürlerim 

eweet KAZAKİSTAN-ÖZBEKİSTAN yeraltı mafyası büyük islam velileri türbe turizminden yeni dönmüş bir tefekkür sanatçısı olarak, şimdi bende kalan izleri hatıratıma kaydetme vaktimdeyim..ne kadar ?..algı seviyem kadar ..herkes kendisini ilgilendiren zaviyeden bakar ya olaya ,işte bende beni ilgilendiren ve cezbeden tarafımdan bu seyahate yorum yapacağım..sevgili ehli şeriat vel cemaat eşrafı ,lütfen yazacaklarımdan boşuna gocunup alınmayalım...tüm günahlarım ve yanlış anlamalarım bana aittir...sizler tabii ki benden çok daha salih müminlersiniz ve terü temiz düzgün algıya ve imana sahipsinizdir ...siz müsterih olunuz lütfen ..pür hata bendenizim ..

önce beni bu geziye davet eden Behiye adlı arkadaşıma teşekkür ediyorum çünkü o haber verip davet etmeseydi ,her zaman çok istediğim AHMED YESEVİ ve ÂLA SİLSİLESİNİ GÖRMEYE BELKİ BU SENEDE GİTMEYECEKTİM.. bu sene tüm hediye ve davetleri kabul ettiğimden, bu davet mesajınıda aldım kabul ettim 🙂.. tabii bu turun sadece altın silsile denen islam türk büyük zat türbelerine ait olması beni tarihi yerleri göremeyeceğim diye çok huzursuz etsede , daha sonra özbekistanın muazzam tarihi eserlerini gördükçe, kaybettiğim hiç bir şey olmadığını -aksine çok şey kazandığımı anladım...yeniden gitmem lazım mesela..tekrar tekrar gitmek lazım hemde..
not:arkeo akademia olmak isteyen son sınıf kızıma yatırım yaptığımdan bu geziye onuda getirdim ama ilk günlerde yüzlerce km zor yol ve bir iki ıssız türbe ziyareti onu krize soktu..allahtan ki özbekistanın ganimetleri ile en sonunda oda mutlu olmayı başardı ...
özbekistanda hiç bir yabancı dil bilmeyen ben ,her işimi hiç evham yapmadan özbek kardeşlerimizle halledebildim ..yanii tüm orta asya türki cumhuriyeti ülkelerinde sadece türkçe konuşarak kolayca dolaşabilirsinizi deneyimledim..
ama onlar rusça başta olmak üzere özbekçe-kazakça-farsça ve diğer türki lisanlarını bilebiliyorlar ve hızla lisan öğreniyorlar...unutmaki bu halklar kayserililerden evvel uluslararası ticaret kervanlarını idare ediyorlardı..hele tam uyansınlar görün dünyanın ticari zeka ve kalbi nerede atıyor o zaman görün...
boşuna tramp buralar göz dikip istemiyor..ayrıca biz buradayken unescoda tam kapasite buradaydı ..
bu ağustos özbekistan 8 milyon 600 bini aşkın turist almış..başta ispanya ve italya varmış..çoğu avrupalı gelenlerin..türkler 68 bin turist ile 8. sıradalarmış.. tarihi turistik her yerde avrupalı turistleri sırtlarında kaftan ve başlarında değişik türk boy takkeleri ile görmek çok zevkli..tarihi yeniden diriltenler diyebiliriz özbeklere..buharalılara ...
ülkem insanlarının çok azı sahamda beni algılayabildiği ve genelde yanlış anlayıp, bana imanı bozuk gözü ile baktıklarını bildiğimden ve buda umurumda olmadığından ,bu seyahatnamemdeki gezi hatıralarım o ehli cemaat bazlı kişileri daha bir rahatsız edip kızdırabilir..sorun değil.siz kıza durun -ben işimi tam kapasite yapmak için çalışmak zorundayım ..

bu gezide iki unutulmaz deneyim yaşadım..turun başlayacağı gün çok huzursuzdum ve o gün deprem olacağını düşünüyordum ve astrolojik özel bir gündü..gece havaalanında tam uçak koltuk yerlerimiz için memur kızla masaya yaslanmış konuşurken ,deprem olmaya başladı ve bayağı bir sallandık.. ve sıradan ekonomik bir uçak biletim vardı...ama uçağa binerken öğrendim ki. ben ve kardeşimin biletini busines yapmışlar ve özel menü ile karidesli somon balıklı yemek bile görmüş oldum 🙂..hem özel az sayılı butik tur nasip olsun hemde birinci mevkide yolculuk hediyesi verilsin ..ne şans değil mi?.. tabii ki ben bu ikram ve depreşmeyi atalarımın ikramı kabul edip bildim ....
diğer enteresan eş zamanlılıkta ; AFGANİSTAN -BELH -MEZARI ŞERİFE 10 KM olan SINIR ÖZBEKİSTAN ŞEHRİ TIRMİZ de 2 gece kaldıktan sonra gittiğimiz KİTOP-SEMERKANT ta ki otelimizde gece yarısı bir deprem oldu ve inanılmaz uzun sürdü ..ve netten baktım ..deprem afganistan BELH-MEZARI ŞERİF te yani kaldığımız otelin olduğu TIRMIZ merkezli olmuştu ..bu iki uğurlama ve hoşgeldin depremlerini tabii ki yerin depreşerek haberimiz var dediklerini yorumladım ...afgan depreminde ölen ve yaralananlar ve yıkılan hasar gören tarihi yapılar var ...
neden bu Tirmız-afgan belh-mezarı şerif hattı benim için özel daha sonra yazacağım ..şimdi geziyi hatırlamak için notlar geçiyorum ..

bu ÖZBEKİSTAN TIRMIZ şehri afganistan-tacikistan-kırgızistan sınırlarından gidilerek tam 250 km inanılmaz bozuk yollarda ve nehir kenarlarında tam bir çöl ve kuraklık-yokluk -çorak coğrafyalardan geçerek ilerledik ..
ben senelerdir,iskenderin bıraktığı askerlerden ürediği söylenen KALAŞ HALKI ve bu afganistan -tacikistan vs nin zorlu coğrafyasında seyahat eden youtuberleri izleyen biri olarak, hemen hemen aynı seyahati tabii ki çok daha konforlu ve iyi bir tur aracı içinde deneyimledim (* hatta geçtiğimiz bahar bu coğrafyaya gidecektim ama keşmir pakistan hindistan savaşı başladığından o gezi yatmıştı...)
ve güzergahta ;çok sık kısa keskin ve aşağısı nehre uçurumlu sert virajlar ve toprak yolların aşırı bozuk olması -bu yollara büyük araç girmeye mani imiş...bu mekanın insanlarının gıdası da doğası gibi sert olmuş.. ANA YEMEKLER KURUT=KEŞ (yoğurt kurusu )ve kuru belli az sayıdaki gıdalar ..temiz su sorun ve kolay erişilebilir değil.. kışlar sert yazları korkunç sıcak ..tam bir çöl iklimi gibi..fizikleri ve simalarıda öyle...insan evrimlerini burada çözmeye başladım ve türkiyede ki halkları kemik yapısı ve simalarından okumaya başlayabilirim gibi bir şey oluyor aslında..
kendime özbekistan dan 2 tane KALAŞ ŞAPKASI ALDIM..afgan peştun erkeklerinin şapkasından ..onları takmak bana iyi geldi 🙂..
başkaa..
kazakistan ve özbekistan coğrafyasının bir çöl gibi alabildiğine dümdüz olması beni hayret ettirdi..düşün devasa km karede olan ülkeler bunlar ..ve her yer dümdüz..dağ tepe -bayır tümsekleri bu coğrafyada yok ....
bir batı karadenizli olarak bizde düz arazinin olmaması ve olan dağ tepelerimizinde aşırı yağışla sürekli kayarak toprak kaybettiğimizle mukayese ettiğimde ,burası muazzam bir coğrafya idi..ama birde şunu düşündüm nedense bilmiyorum daha evvel düşünülmüş müdür ama aklıma bu orta asya düz steplerinin ,dünyanın en kadim toprakları olarak bir zamanlar KIYAMETLERİNİN KOPTUĞU VE DAĞLARININ HALLAÇ PAMUĞU GİBİ SAVRULUP DÜMDÜZ EDİLDİĞİNİ ANLADIM... VE TABİİ Kİ BİR ZAMANLAR BURALAR OKYANUSTU ..zaten yeraltı suları genelde tuzlu ..

yeryüzünün dümdüz yayılması ve içinin boşaltılmasını burada resmen yaşıyorsunuz ..ben kendimi nereye nasıl saklayacağım-koruyacağım diyebiliyorsunuz ..
bu bir zamanlar kıyameti kopmuş alabildiğine dümdüz okyanus yatağı kadim türk illerinde ,eski atalarımızı da gözümde canlandırdım...
düşün; dümdüz bir yeryüzü ve üzerinde çadır-oba-yurtları ile öbek öbek yerleşmiş yaşayan türk atalarımızı...her yanda at sürüleri geziyor ...
en yüksek şey bir AT ve ATA BİNEN VEYA KENDİSİNE YÜKSEK BİR TAHTA BALKON =TAHT YAPAN ve bu serencamdan göz alabildiğine herkesi ve her şeyi rahatça görebiliyor...namahrem yok ..tuvalet ihtiyaçları için nereye gidersen git hep açık ve açıktasınız aynı arabistan çöllerindeki hayatlar gibi..su yok ..ağaç gölgesi ve ağaç himayesi yok... dağ yok-kayalık yok... her şey gün gibi aşikar ve herkes her şeye her an ayan ...
bu arazi gibi dümdüz olan antik mısır PİRAMİTLERİNİde belki bu şekilde çözebiliriz değil mi?..
türk selçukluların konya da yaptıkları yığma tepeyi hatırlayalım..o kadim bilgi hala yaşıyor bizde..
ve en mühimi ,düşman gelse ve saldırsa saklanacak ne bir dağ -ne bir kaya oyuğu-ne bir tümsek vs var .. burada tüm zamanlarda orta asya halklarının daima göç ve savaşlar ve katliamlarla geçen maceralarının yazgısı kayıtlı ...ve bu dümdüz stepte yaşayan o savaşçı atalarımızdan bize nakil olan, o her zaman tetikte ve her hileye açık ve her hinliği kolayca bilen doğamız, taaa bu ilk coğrafyamızdan bize kalmıştı ..
yeşili ve güzeli ve zarafeti ve diğerkâmlığı sevemeyeşimiz ve güzel olan her şeyi yok eden aç gözlü-hırslı-ÇAL VE KAÇ=ÇAPULCU tarzı kindar yapıdaki genel insanlarımızda ,hala o çorak arazilerin vahşi yaşamı değişmeden-tekamül edip yükselemeden ilkel bir arketip olarak yaşıyor mesela..
insanın yerleşip medenileşmesi için önce kendisini ve ailesini ve etrafını güvende hissedip rahatlaması gerekmektedir..bunun içinde oba çadırının etrafına bir çit-bir duvar mahremiyet ağı olarak haremini örmeye başlaması gerektir..işte bugünde kazakistan ve özbekistan halkları ,bu coğrafyalarında çok yüksek duvarlarının içinde büyük dümdüz evleri ve çok yüksek çatıları ile kadim BUDİST MANASTIRLARI VE KADİM ÇADIR EVLERİ GİBİ BİZE TÜM KADİM İNANÇLARINDAKİ SIRLARINI binalarından İFŞA ETMEYE DEVAM EDİYORLAR..yaşamlarını -inanç ve geleneklerini ...sırlarını ..bu sessiz çatılar-ve bazı çadır çatı üçgenlerinde gizlenip stilize edilerek saklanmış ama benim hemen yakaladığım o BUDA NIN GÖZLERİ ,HALA BİZİ sessizce ve vakarla İZLEMEYE DEVAMM ETMEKTE mesela ....sessiz duvarlar ve sessiz ıssız muazzam coğrafya bize geldiğimiz atalar yurdundaki hatırlarımızı saklayarak ,onları okuyabilecek olan nesillerine kendilerini anlatıyorlar ..eğer atalarım bana bunun için izin verirse bende bu okumayı yapmaya çalışacağım inşallah ve amiin..
bilmiyorum bu toprakları ve yapıları ve üzerinde geçen sayısız soykırım ve yok edilip sıfırdan başlatılan atalarımızın bıraktığı izleri doğru okuyabilecek miyim ve bu coğrafyayı türk islam tarihi için vazgeçilmez ve unutulmaz yapıp medenileştiren ilk türk mutasavvıflarının tekamüllerindeki hakkını verebilecek miyim..
ben başaramam ama yine unesco bizden evvel davranmış ve bu diyarlarıda dünya mirası listesine alarak ,ÇİN E EN YAKIN BU EN ZENGİN YERALTI KAYNAKLARI HAZİNELERİNİ HERKESTEN EVVEL KAPMIŞ ...
madem son tefekkür konum,unesconun SOMUT OLMAYAN VARLIKLARDAN İSLAM TASAVVUFUNU KORUMA ALTINA ALMASINI İŞLİYORDUM -işte bu mevzu da aslında tam zamanında birleşti.. ve ""KİM KİMİ HAKİKATTE KORUYOR ""adlı konuya tamda ana merkezinden debdebe ile giriş yaptık vesselam ..
devam edeceğiz inşallah ..nasip
9 kasım 2025
nur cihan nuralem7@hotmail .com tefekkürler için facebook sayfam https://www.facebook.com/nur.cihan.963

***********

eweet KAZAKİSTAN-ÖZBEKİSTAN altın silsile türbe ziyaretleri seyahatnameme kaldığım yerden devam ediyorum ..ki ülkemizde de 10 kasım dolayısı ile halkımızın TC balbalı olarak konuşlandırılan kurucu başkanımızın türbesine yüzbinlerce kişi tarafından aynı anda ziyaret gerçekleştirildi ve türklerin türbelere olan bağlılıkları ve muhtaçlıkları eş zamanlı olarak ispat edildi değil mi?..ya ülkemize anıtkabir adlı ata babal türbesi yapılmasaydı ?..bu akıl kimin aklı iyi düşünmek lazım değil mi?..
göçer bir yapıya sahip türklerin geleneği olan içlerinden çıkardıkları büyük zatların kabirlerini adak ve ritüel mabedi türbesi haline getirmesi ,türk göçerlerini yerleşik düzene geçirmek için en işe yarar sistem olmuştur..mesela benim bu gezimde gözlemlediğim büyük veli kabirleri o yerleşim yerlerinin olabilecek en yüksek yerlerine yapılmıştı..ve o türbe bir NOKTA-MERKEZ-KABE olarak baz alınıp ,etrafına tavaf eden hacılar misali -daire şeklinde diğer vefat eden inanmış türklerin mezarları yapılmıştı..
kabirler bizim bugünkü mezarlarımız gibi değiller..toprak kışları buzlu ve kayalaşmış olabildiğinden yüzeye daha yakın gömüler yapılabiliyormuş..ve üzerlerine harç şeklinde toprak dökülerek beton kümbet şeklinde tümsekler oluşturuluyor..çünkü yabani hayvanların ölüleri çıkartıp parçalamaları böylece engellenebiliyormuş..
mesela AHMED YESEVİ HZ kış ayazında vefat ettiğinden ve o vakitte o toprağı kazmak namümkün olduğundan geleneğe göre ,naaşı deri bir şeye sarılıp ,bir ağaca asılmış ve havalar ısınıp yaz gelince ,toprak yumuşayınca yer kazılıp gömülmüş... dense de ,kamlık geleneğinde hakiki bir kam asla yere gömülmez ve o bir ağaca tüm derviş kıyafetleri ile tıpkı hace ahmed yesevi misali konur..ahmed yesevi ilk evvela bir kam gibi daha sonra ise bir müslüman gibi gömülmüş oluyor böylece ...olayları doğru okumazsak bize aktarıldığı gibi kopyala yapıştır gider ve bir şey öğrenemeyiz..

ALAADDİN ATTAR türbesi ev mezarlığında mesela ki tacikistan sınırında oluyor ; bazı kabirler ise bizim selçuklu beton kümbetleri gibi ama önde bir pencere kapıları var ..o açılır kapanır bir şeye benziyor..bu selçuklular yeni ama önemli olan stupa misali üçgen tarzı dizilmiş mezar taşları bence önemli..budizmin etkilerini bu stupa çatı-stupa çeşme -sutupa mezar taşı vs den her yerde görebiliriz..ayrıca bu bölgelerde yol boyunca budistlerde olan taş üzerine taş dizili pek çok hala uygulanan izler görüp tesbit ettim..
resimleri aşağıya eklerim ..
mesela budizm de ölüler yırtıcı kuşlara verilirken -hinduizm mecusiliğinde ölüler yakılıyor ve herhalde dünya da ilk defa bu bölgede müslüman türkler ölülerini toprağa gömüyorlardı diye düşünüyorum ..
antik mısırda ölüleri mumyalayarak saklamayı zaten herkes biliyor....
ama benim eski okumalarımla elde ettiğim bilgilere göre eskiden savaşlarda eğer yenilirseniz, düşmanlar sizi kılıçtan geçirmekle kalmaz -kabirlerdeki ölülerinizi çıkartıp bunların kemiklerinide yakar ve parçalar..işte bu yüzden türklerde büyük zatlar genelde türbelerinde yatırılmaz -ona yakın başka bir yerde gömülür ama o türbeyide MAKAM ZİYARETGAHI OLARAK KULLANIRLARMIŞ.. bildiğimiz gibi tarihimizde böyle kemikleri çıkartılıp-yakılan ve kaçırılan yöneticilerimiz her zaman kayıtlıdır..padişahlarımızda aynı gelenekle türbelerinde pek değil yakınında gizli bir yerde gömülüdür ..ve en kadim ergitme naga inisiyasyonu ve kuru kafa KEMİK TARİKATLARIDIR DEĞİL Mİ?..
antik çinde mesela insalar bir yere giderken ölülerinin kemiklerini koydukları dikdörtgen porselen kutularıda yanlarında götürürlermiş ...
kadim devirlerde ve bizim inancımızda -ayetle ispatlıdır -insanın bir gün yeniden kuyruk sokumu denen acbüzzeneb kemiğinden başlayıp-kemiklerinin yeniden birleştirilip diriltileceğine iman edilir ve ölüleri yakmak o yüzden de yasaktır..
oysaki zerdüşt inancında ölüler yakılır..pers-hint ve roma katolik hristiyanlığında bugün hala zerdüşt inancı hakim olup ölülerini yakarlar ..
ben normalde yani hayatıma evvel zamanım girinceye dek -40 yaşıma dek türbe ziyareti ne bilip yapmazdım..ailemde de yoktu herhalde ..ama evvel zamanımla her görüşmem de o bana ""evladım siz hangi türbeye gidiyorsunuz ?"" derdi..bende :"ben türbeye gitmiyorum -size gidiyorum 🙂" derdim ..bir gün bana ""evladım -eyüp sultan hz de KAŞGARİ HZ VAR -ONU ZİYARET EDİNİZ !"" dedi.. tabii ben hayatımda o türbeyi duymamışım..arkadaşlarıma söyledim..biri biliyordu ve ben seni götürürüm dedi..ve biz bir sabah oraya gittik..orada baştan aşağı çin maoist tarzı giyinmiş mavi kasket-mavi ceket-mavi pantalonlu ve taba renkli ayakkabılı çekik gözlü bir adam bizi şiddetli yağmur altında tek damla ıslanmadan bekliyor bulduk ve anormal maceramızı o zaman bir masla yapmıştım ..
bugün ,bu seyahatim akabinde nedense KAŞGAR ÜLKESİ BENDE DİRİLDİ VE O HAYALLERİMDE GİDİP GÖRDÜĞÜM MAVİ KIYAFETLİ- hindukş dağlı zan ettiğim O ADAMLARI HATIRLADIM..youtube de bir kaç gün ,bugün dahi çok nadir ve zor gidilebilen - çin esareti altında inim inim inletilen TÜRKİSTAN-URUMÇİ-UYGUR -KAŞGAR ı gezen bir türk youtuberi izledim ve seyrettiklerimden şaşkına döndüm..bizim istanbul saray usulü çifte tellimizden -o minyatürlerdeki ince belik örgülü saçlı saray mensuplarına herkesin bu kaşgar türkü geleneğinden olduğunu anladım ..müziklerimiz hala aynı idi..ve çay kültürü-çay evi kültürü türklere bu uygur kaşgar beldesinden çıkmış ki hala bu var ..
dolayısı ile KAZAKİSTAN-ÖZBEKİSTAN la türk dünyası sınırını başlatmamamın benim için yanlış olduğunu ve evvel zamanımın bana koyduğu başlangıç olan UYGUR TÜRKLERİ OLAN KAŞGAR TÜRKİSTANI-URUMÇİN İLE hepsini birleştirmem gerektiğini kavradım o yüzden sadece türk youtuberleri değil-aynı zamanda taraflı yayın çeken çinin resmi turistik youtuberlerinide izlemeye devam ediyorum ...mesela çinli youtuberler uygur dese de asla türk demiyor ve halkın türkçe konuşmalarını vermeyip üzerine kendileri konuşuyorlar..uygur türkmenistanında camiler kilitli ve mühürlü-ezan yasak.ibadet yasak..türklük yasak..yeni nesillere okulda sadece çince öğretiliyor ve GÖRDÜKLERİ TÜRK YOUTUBERLERE BU ÇOCUKLAR BEN ÇİNLİYİM VE BEN ÇİNİ SEVİYORUM diyorlar ama adları muhammed oluyor . ... ve burada izledim ki uygur halkı bir türk görünce ondan kaçıyor ve türkçe konuşmak istemiyor..çünkü çin devleti her yere yerleştirdiği kameralarla her şeyi çekiyor ve hapse atılan bir daha işkenceden sağ çıkamıyor..

işte bende hiç türbeye bağlılık ve ölü kültü-balbala tapma ataperestlik inancı aslında olmamasına rağmen ,bu yola girince zamanla bende bu putperestlik üzerinde ihtisaslaşmaya başlamış olabilirim ama hala bende bu kişiler yoldaki işaret taşları anlamında iş yapıyor..artık yaratılmış kişilere hiç takılmıyorum..onun yolu getirdiği değerlere ve halka verdiği birliği ne kadar sağladığına bakıyorum ..halkı bir arada tutmayı başarmışlar mı,halkı yükseltmişler mi önemli olan benim için bunlar..
özbekistan-kazakistan türbe seyahatimde anladım ki, ilk islam mutasavvıf büyük zatları bu vazifelerini tam kapasite başarmışlar ve etraflarında oba oba -öbek öbek türklerin kabirlerini alarak oraları birer türk yurdu halinde sağlamlaştırmışlar..böylece gelecek nesillerine sağlam birer TÜRK TÜRBELERİNDEN MÜREKKEB MUAZZAM BİR TAPULU ARAZI VATAN MİRASLARINI BIRAKMAYI BAŞARMIŞLAR..
orta asya türklerinin çok geniş yelpazede aile -boylar olarak genişlemesi ve etraftaki diğer kabilelerle birleşmesi ile aynı ama az değişik sayısız etnik türk ırkı meydana gelmiş..mesela KAZAKİSTAN A BUGÜN ATALARINI-AİT OLDUKLARI GENLERİN YERİNDE GÖRMEYE EN ÇOK ÇİNDEN -KORE DEN-JAPONYA VE DİĞER UZAKDOĞU HALKLARINDAN ZİYARET OLUYORMUŞ..
özbekistan hazar denizine sınır olduğundan,hazar denizi ilk yahudileri aynı zamanda burada da yaşamış ve evleri-yapıları duruyor..kazakistan da öyle..zaten geçen gün kazakistan başkanı -amerika ve israille İBRAHİM İN ÇOCUKLARI ANTLAŞMASINI İMZALAMIŞ..
ben burada şunu anlayıp öğrendim ki bu mesela hiç bilinen ve konuşulan bir şey değil..
türkler YAHUDİLİĞE VE İSLAMA NEREDEYSE EŞ ZAMANLI AYNI ANDA BÖLÜNEREK GEÇMİŞLER ...bence türklerin tarih boyunca kardeş savaşları ve kindar geçimsizlikleri ve inatları bu din seçimlerinde de belli etmiş..birbirlerine inat farklı inançları aynı mekanda ayrı aileler olarak seçmişler..başlangıçta belki bu keyifli bir süreçti ama zamanla nesiller ve güçler miras paylaşımları arttıkça kötü sonuçları da beraberinde getirmiştir..
şahı nakşibendi 

ayrıca şunu da farkettim..yani kendi ferdi tekamülümde bende zerre kadar yahudiliğe ve hristiyanlığa bir ilgi ve iz olmadığından ,bundan hep tekamülümde bir eksiklik varmı diye şüphe ediyordum. ve anlayamıyordum ama bu seyahat gözlemlerim sayesinde bizim orta asya halklarımızda şamanizm-KAMLIK ve budizm ve mecusilik haricinde diğer tevhidi dinler dediğimiz inançların zaten olmadığını anladım..garip olansa şuydu..bu tevhidi dinler hepsi aynı eş zamanlı bir anda bize gelmişlerdi ve hepsi savaşlar ve kanla ve büyük göçlerle medenileşip-yerleşik nizama geçiş için kullanılmışlardı ..
işte bu yerleşik medeni nizama geçişler içinde en kadim kutsal kabul edilen kişilerin mezarı şerifleri-türbeleri-anıt mezarları en elzem şey yapılmıştır ..çünkü insanları bir yere bağlamak sadece bu yolla mümkün olabilmiştir..bugün bir yerleşim yerini popüler yapmak için çekici bir awm -okul ve yol -ulaşım yapmak gerekmektedir..
o kadim devirlerde BİR BÜYÜK ULU ZATA ADANMIŞ TAPINAK-TÜRBE zaten bugünde olduğu gibi o devrin ilk alışveriş fuar -ticaret kervanları güzergahları üzerinde konuşlandırıldığından aynı zamanda o beldenin GÜVENLİĞİNİDE SAĞLIYORDU ..
hayatımda türbelerin ve büyük mabedlerin bu işlevleri hakkında hiç bu yazdıklarımı düşünmemiş ve farkına varmamıştım ama şimdi yazarken her şey değişiyor nedense ...
sindire sindire bende kalan izleri kaydetmeye çalışıyorum ..
mesela bugün orta asya türki yurtları yeniden diriltiliyor ve bu diriltilişler her zaman olduğu gibi yeniden orada İŞARET TAŞI AYETLERİ OLARAK KONUŞLANMIŞ İLK TÜRK MUTASSIFLARIN TÜRBELERİNİN YENİDEN İNŞA EDİLİP-TEZYİNLEŞTİRİLEREK HALKA HATIRLATMA MERKEZLERİ HALİNE GETİRİLMESİ İLE OLUYOR ...
imam buhari 
mesela özbekistan a bir İMAM BUHARİ CAMİ KÜLLİYESİ YAPILMIŞ AKLINIZ DURUR..resmi açılışı henüz yapılmadığından içine giremesekte ona karşıdan baktık..mesela bana HİNDİSTAN daki TÜRK BABÜR YAPIMI TAÇ MAHAL den çok daha güzel ve etkili bile geldi..büyüleyici bir yapıydı..çölde bir vaha gibi yapmışlar..
özbekistan da yeniden inşa edilen ve pazara sokulan tüm büyük zatların türbelerine en az 200 metre mesafe yürümek zorundasınız bu bize sanırım budizmden kalan bir miras..kutsala gitmek hemen elini kolunu sallayarak olamaz ..
ve bu türbe kutsallarının islam a kazandırdığı en değerli şey bence SU İLE TEMİZLİK KÜLTÜDÜR..SUSUZ İNANÇ ASLA OLAMAYACAĞINDAN VE ABDESTSİZ İBADET KABUL EDİLEMEYECEĞİNDEN AKAR SU VE AKAR TEMİZ SU İLE TEMİZLİK MECBURİYETİ MEDENİLEŞTİRMENİN İLK OLMAZSA OLMAZI OLMUŞTUR..herhalde inanç sistemleri ve onların su ile arınma mecburiyetleri olmasaydı bugün tüm insanlık pislik içinde -kendi pisliklerimizle yaşar ve bundan zerre gocunamazdık ..
işte yaşım dolayısı ile turgut özal dönemi evveli ,bir yerden bir yere giderken türkiye tuvalet ve su şartlarını gayet iyi bildiğimden ve ülkemizde gap turu turizmi ile doğu ve güneydoğu halklarına bu imkanların yeni sağlandığı bilinen bir gerçekken , kominizmin pis aşağılamasından henüz kurtulmuş orta asya türk cumhuriyetlerinin su ve tuvalet ve su ve hijyen kültürü ile bugün yeniden türbeleri-camileri ihyası ve bu tarz turizmin canlanması ile yeniden kurulup öğrenilip öğretiliyor ..bazı camiler ve tuvaletleri sıfırdan inşa edilip süslense de kominizmden kalan bir şeyle tuvaletler bu devre göre yapılsa da içlerine su akan çeşme koymayı akıl edemiyorlar ve dışarıdan doldurma eski usul ibrikle tuvaletlere giriyorlar ..insan inanamıyor..ve turistik olmayan yerlere giderseniz eğer tuvalet denen şeylerin çin-hindistan ve kominist aşağılık sistemiyle insana yapılan zulmü hala görebilirsiniz...bunu gözünüzle görüp anlayınca islamın su ve temizlik esaslı inancını. ve bu su ile birlikte inşa edilen yapıların uygarlığın en yüksek zirvesi olduğunu anlarsınız..

yazdıklarımı henüz okumadım ama bana çok bilimsel geldi..içinde maneviyat yok gibi 🙂.. fakat ben bu gezimde muazzam bir keşif yaptım ve yıllar evvel bir okurumun benden çok cesur olduğumdan başaracağıma inanıp- araştırmamı istediği o budizm ve islam son noktasını mekanı bulup belgeledim yani BERMEKİLER VE NEWBAHAR MANASTIRI nı .. ..daha evvelde bu konuda sanalda o bey sayesinde ilk yazan kişi olarak, yaratıcımın bana bunu yerinde gösterip belgelemesine çok teşekkür ediyorum
yanii bir sonraki tefekkürümde , islam tasavvufunu bu coğrafyadaki türklerin nasıl yapılandırıp ,kendilerine arap islamından farklı olan hermetik düşünce ve budizmin ve şamanizmin ve mecusiliğin mixi olan ilk tasavvufu din edindiklerine geçebilirim inşallah..temelimiz sağlam olsun ki binamız yıkılmasın değil mi?
burayı doğru anlamalısınız..biz orta asya türklerinde yahudilik-hristiyanlık ve müslümanlık tekamülleri yok..biz bu 3 ana dinle aynı zamanda karşılaşmışız ve kardeş kavgası ihtirasları ile hepimiz birbirilerimize inat ,sanki hepimiz diğer ayrı isimli bir dini seçmişiz.... ama bizi birleştiren TASAVVUF -BATINİCİLİK EKOLÜ SAYESİNDE hangi inançtan olursak olalım; en sonunda tekamül yasası gereği ,işin özüne ve sırrına vakıf olmak için herkes bu kadim yola gelecektir ve gelmeye mahkumdur ..
işte orta asta türk islam büyük zatları bu öngörüye sahip olmuşlar ve kendilerinden sonraki nesillerin başlarından geçecek türlü maceralar sonunda her zaman YENİDEN KENDİLERİ İLE YOLA BAŞLAYACAKLARINI BİLMİŞ VE ONA GÖRE GARDLARINI ALIP OLAYA YERLEŞMİŞLER VESSELAM ..bugün biz onlara sahip çıktığımızı zan etsekte gördüğünüz üzere hala onlar bizi besleyip bize sahip çıkmaya devam etmekteler...
devam edeceğim ..amma yaşım ilerlediğinden ve ruhsal anlamda benimle giden bir yoldaşımın artık olmamasından sıkıntılı olarak çok yavaş gittiğimin farkındayım ..
14 kasım 2025 nur cihan nuralem7@hotmail .com tefekkürler için facebook sayfam https://www.facebook.com/nur.cihan.963


********

eweet kazakistan özbekistan gezimin tefekkürlerine devamı devlet-i ali yapıyorum ki bir anlam bulabileyim.. bu coğrafya haritalardan takip ettiğimde, gurdijiefin yaptığı sıradışı karşılaşmalar kitabındaki hatıralar misali -benimde tekamülümde yolla sıradışı bir hesaplaşmam oldu aslında ve hala bu hesaplaşma sürüyor..nereye dek sürecek dersek eğer..tüm turuku aliyi seyretmeme ve onlara arz edilmeme neden izin verilip- hayatımı elimden neden aldıklarını ve ne işe yaradığımı onlara sorana dek sanırım ..tabii bir daha o şansı verirlerse ki sanmam ..o yüzlerce milyonda bir şanstı ve kaçtı bitti.. sürümden düştüm gitti...

olay mahali tirmiz kenti..TIRMIZIN KADİM ADI ""Surhanderya"" İMİŞ..VE BURASI AYNI ZAMANDA O MEŞHUR AMUDERYA BÖLGESİ İÇİNDE BİR YER..
işte bende tırmız de kalbime göre afganistan da belhteyken yanii bilmeden NEVBAHAR dayken -aniden google den haritaları açıp baktığımda hayrette kaldım..çünkü yaptığım çok az sayıdaki gezi ile tibetin etrafında dolaştığımı anladım veya HİNDİKUŞ DAĞLARININ .. eski rüyalarım maddeleşiyordu ...çok ilginçti..yanlış yazmamak için habire okuyor ve afganistanı şu sıra gezen türk youtuberleri izliyorum... ve bayağı bir uygur-kaşgar gezicisi izledim..okurken sürekli fikren açıldığımdan ve dağıldığımdan ve doğal olarak düşüncelerimi takip edemediğimden çok yoruldum ve ne yapacağımı unuttum veya artık önemi kalmadı..yine de tamamlamak istiyorum ki işe yarayacak ipuçları kalsın ...
önce Kazakistan sınırından geçince taşkent'ten mini ve pervaneli bir uçakla uçtuğumuz yer olan TIRMIZ den bahsetmek istiyorum.. pervaneli mini uçağa binmek herkese nasip olmazmış dediler..
tırmız havaalanından otele giderken aşırı karanlık ve bozuk toprak yolda ,kalbim bana afganistanda olduğumu söylüyordu ki ertesi gün bunu zaten anladım..belh e tam 15 km yakındım veya 10 km..yani aslında o meşhur CEYHUN NEHRİNİN diğer kıyısındaydım..

tırmızde ilk sabahımızda otelden araçla çıkınca yolda tabelasında NEVBAHAR yazısını gördüm...yani nevbahar kendisini birden bana gösterdi ve bu bir mucize değilde neydi?.. bu geziye belkide sadece bunun için dahil edilmiştim veya bu gezi sadece bu yazı için kurgulanmıştı....rehbere söyledim..dönüşte tabelada durup fotosunu aldık..kızım google den bakıp oradaki antik budist STUPAYI BULDU ve o da nevbahardaydı..araçtan indik.. stupayı görüyorduk ama önünde ekilmiş ve büyümüş alabildiğine geniş dikenli pamuk tarlasını geçip yürüyemeyeceğimizden, sadece seyredip fotosunu aldık ki bu yazı için onu şimdi googleden bulup okudum ....
(**Zurmala Stupası, Termiz
14,5 metre yüksekliğindeki Zurmala Stupası, Antik Termez kalıntılarının kuzeydoğu kesiminde bulunan önemli bir Budist anıtıdır. Bu stupa, Budizm'in Orta Asya'da baskın din olduğu yaklaşık MÖ 1. ila 2. yüzyıllara dayanan Kuşan dönemine dayanmaktadır.)
tabii bu benim görüşüm kimseyi bağlamaz ama ben her şeyi birbirine bağlamadan huzura ermediğimden hemen google haritasını açtım ve bir baktım ki biz TIRMİZ de yani AFGANİSTAN IN BELH ŞEHRİNİN YAKININDAYIZ yani hz mevlamızın doğup büyüdüğü yerdeydim ve NEVBAHAR ANTİK TÜRK BUDİSTLERİNİN ANA ÜSSÜNDEYDİM..ve rehberde bunu doğruladı ..
ve nevbahar dan araçla geçerken YOL KENARLARINDAKİ YAŞAMA dikkatle baktım..nevbahar da özbekistanda başka görmediğim budist meşhur borda sarı kasımpatı çiçek tarlaları gördüm ve yolun kenarında bu çiçeklerin hala demet demet satılmasını çok anlamlı buldum ve hayret ettim..

ve tırmizden itibaren saatlerce SEMARKANT 'a gidene dek yol boyunca hemen tüm evlerde budizm manastır tibet çatı modelini gözlemledim..bazı çatı üçgenleri altında stilize dilmiş budanın gözetleyen iki gözü (ra gözü 🙂 ) ve altında bulut şeklindeki nefes- burnu vardı ama ben hemen olayı çaktım..ve yol boyu pek çok yerde üst üste dizilmiş taşları da görünce bu inancın hala bu bölgede yaşatıldığına VEYA GELENEK-KÜLTÜR OLARAK SÜRDÜĞÜNE kani oldum ..ne işe yarayacaksa artık 🙂..ama içim rahatladı..
kendimi aradığını bulmuş ama bulunca ne yapacağını ve ne işe yarayacağını bilip anlayamayan gibi hissetsemde, bu zamanın türklerinde belkide yine sahamda ilk bana nasip edilen keşfime saygı duyuyorum..zamanla herhalde bu örgü bir şeyi anlatacaktır ..
*** burada 3 tırmızli alim türbesinden HAKİM TIRMIZİ TÜRBESİNİN eldeki verilerle yeniden inşa edilip süslenmesi ilk dikkatimi çekti ve detayları fotoladım ....çünkü ben ilk gençliğimde klasik islam sanatlarının hemen hepsi ile iştigal edip ,bu sanata senelerimi vermiştim ..işte bu seyahatimde o bilgilerimin nihayet çok işe yaradığını görebildim ..ne için dersek eğer;" iz sürmek için tabii " derim
mesela klasik islam tezyinatı desenleri bu türbe duvarlarında henüz tam islamlaşıp bildiğimiz forma evrilmemişti..hala budizmin samsara -yinyangın S döngüleri belliydi ve islamla ÇARKI FELEK ÇİÇEK MODELİNE henüz DÖNÜŞMEMİŞTİ..EVRENİ TEMSİL EDEN İLK YILDIZ 8 GENİNİN İÇİNDE ALLAH lafzı yerine S ve S nin yanında iki nokta .. vardı ..duvarlardaki tuğlalarla yapılan süslemelerde ise II deseni antik mısır tutankamonun lahtindeki desenlere benziyordu ve kabri temsil eden taşta aynen antik mısırdaki BEN BİR HAM TAŞIM sembolüydü..
tırmız kenti ilk en büyük islam alimlerinin yetiştirildiği ana üst okulların olduğu yermiş ve okulların bir adıda EDEB MİŞ..yani budizmin sıkı disiplini üzerine islam olmuş o budist alimler islama özellikle türk islam coğrafyası olan o zamanki en zengin şehirleri ile meşhur ipekyolu halklarına ALTIN ÇAĞINI YAŞATMAYI BAŞARMIŞLAR ..dünyanın kalbi o zamanlar sadece bu coğrafya imiş ve zenginliğin-refahın merkezi bilinmişler..bugün afganistanın belhinde baykuşlar dahi ötemiyor maalesef .. tekamülün zirvesini gören bir mekan ve halkı bugün cehaletin ve kötülüğün ve sefaletin ana üssü haline getirilmiş ..nadasta bir halk..nadasta bir ülke...
mesela özbekistan -buhara şehrinde yarısı yerin altında olan bir unesco dünya mirasına alınan cami de var ki onlardan iki tane varmış..bu camiye merdivenlerden yerin altına inilerek giriliyor ve ortada 4 direk içinde merkezde bir ateşgede mihrap var ve o korunmuş ..onu bu hali ile islam camisi yapıp, mihrap eklemiş ve ibadet etmişler ..ne ilginç değil mi?...
bu kadim eski inançlarıda barındıran tapınaklar eskiden zerdüştlerin ateşgedesi ve sonra budistlerin manastırı ve sonra da islamın camileri olmuşlar..aynı arabi hocanın o meşhur şiirindeki gibi değil mi? KALBİM TÜM PUTLARA BARINAK OLDU ..bir zamanlar kabeninde yaşadığı tekamül misali..
hepimizin kalbi gibi..

ateş tapınıcılığı zerdüştlük inancını ise buraya iranlı perslerden- babil sürgünü yahudalarının kurtarıcıları olduğu için ZÜLKARNEYN DEDİKLERİ BÜYÜK KİROS un oğlu DARA getirmiş..böylece hazar denizi türk soyu yani yafes çocukları hint persleri ile yani sami ırkları karışarak, türkmen aşiretlerini meydana getirip -zamanla arap-hint-türk karıştıkça da bin sene sonra da biz kürdüz diyen kardeşlerimizi evriltecekler ve tabii bunlarda biz aleviyiz diye kendilerine ayrı bir inanç geliştirmekte acele edeceklerdir ..ne zaman ..taaa osmanlının şah ismail ve yavuz kardeşler şii sünni ayrışmasında..ne için ?..güç savaşları için ..
desekte inanma ..eski inançlarını bu yeni şekilde yaşatmak için...can çıkar huy çıkmaz misali ..hepimiz aynıyız..

herhalde dünyada bu tarz ay tapınımı- manicilik-zerdüştlük-budizm ve islam tekamül yaşamış çok az camii vardır değil mi?..bu camilerin adları ise çok enteresan ve onlara """Magok-i-Kurpa Camii ve Magok-i-Attari Camii deniyor..
eskiden bu yapının yanında birde ay tapınağı varmış ve o zamanlar insanların taptıkları tanrılarının heykellerini halka burada satarlarmış yani burası mistik bir çarşı imiş..
(* gog ve makogoları hatırlayınız bakın ne buluyoruz )

bu camilerin özellikleri ise bu bölgedeki ilk camiler olmasıymış..çünkü NEVBAHAR BUDİST MANASTIR RAHİBİ İSLAMLAŞINCA TÜM MANASTIR VE HALKTA MECBUREN İSLAMA GEÇİYOR VE ÖZBEK HAN DA DEVLET OLARAK İSLAM OLUYOR... ve o zaman özbek han devrinde ilk islama giren özbeklerin bir kısmıda yahudiliğe girmişler ve yahudiler ve müslümanlar bu camide o devirler yanyana ibadet ederlermiş..yahudiler müslümanlar ne yapıyorsa onu yaparlarmış çünkü ne yapacaklarını bilemezlermiş.. ..ne ilginç değil mi?..bugün biz onlara dünyayı yok etmeye çalışan hazarlı türk sionist yahudileri diyoruz..tuhaf olan şu ki,türkler aynı zamanda anında bölünerek yahudiliği ve islamı ayrı ayrı seçmeyi yine başarmışlar 🙂.. din değiştirmek o kadar kolay o coğrafya da ..neden ..çünkü dümdüz bir kıta ve saklanacak yer yok ..mecbursun değişen iklime teslim olmaya ..
bugün de aynı şartlarda olsak aynı aileden olan hepimiz, ayrı ayrı şekilde bölünerek ,hemen karşı taraftan rolleri seçeriz ve kavga etmeye başlarız değil mi?..
AFGANİSTAN BELH DEKİ NEVBAHAR BUDİST MANASTIRI RAHİP AİLESİ OLAN BERMEKİLER İLK DEFA HZ OSMAN DEVRİNDE İSLAMLA TANIŞMIŞLAR..hatta hz osmanın yazdığı ilk kuranı kerimde özbekistan da ve ona özel meydan ve binalar ve hz osman cami külliyesi yapmışlar ... ve dolayısı ile türk dünyasının KURULUŞ OSMAN sevgisi ve zamanla nakşibendiliğimiz ve emevi sarayına bermekilerin ilk girişi ve sonra abbasilerle İSLAMIN ALTIN ÇAĞINA ALTIN MÜHÜRLERİNİ VURUŞLARI AYNI ZAMANA DENK GELMİŞ..
**
kendime özel NOT:allahım nereye geldim..lütfen beni kendi zanlarımla yazmaktan men et ve yolu incitmeme izin verme..o zamanki şartlar böyle siyaseti seçmek zorunda bırakıldı de ..
**
tabii belki bu yüzden hazar denizi türk özbekleri o sırada museviliği seçip-müslüman akrabaları ile aynı mecusi-budist-camiinde yanyana ibadet edebilmişler ..yoksa alimallah her zamanki gibi türkler kardeş kavgasında kan gövdeyi götürürdü ama olmamış ....demek ki ortak çok imtiyazları varmış..çünkü o zamanki dünyanın en güçlü otoritesi yeni yükselen ve parlayan islam yıldızı imiş..
zaten bugünde sünni tarikatlar ve masonik tarikatlar aynı şekilde en başından beri nasıl SARAY-SİYASET VE KURUMLARDA BİRLİKTE ÇALIŞIYOR EN AZINDAN BEN BUNU UZUN YILLARDIR ANLIYOR VE OLAYI KENDİ AÇIMDAN KIRGINLIKLA ÇÖZÜYORUM..
not:""629-645 yılları arasında Orta Asya’yı dolaşan ve bu arada Belh’e de uğrayan Çinli seyyah Hiuan Ç’ang, Belh hakkında bilgi verirken bu şehirde yüz kadar Budist tapınağının olduğunu belirtir. Bunlardan şehrin güneyinde bulunan iki büyük tapınaktan birisi muhtemelen Bermekîler’in mensup olduğu Nevbahar’dır.""(alıntı)
(**kendime not::al işte aradığın şeyin kökünü buldun ..pekii için rahatladı mı ?..hayır çok kırgınım..böyle olmamalıydı ...)
....
budizmde ki hemen tüm renkler ve nakışlar bence bu coğrafyadan çıktı ve diğer asya ülkelerine yayıldı..ŞAHI NAKŞİBENDİDE BİR NAKKAŞMIŞ VE AİLE MESLEKLERİ NAKKAŞLIKMIŞ.. TÜRK NAKIŞI-SUZENİ -UYGUR TÜRK KLASİK İSLAM TEZYİNATI VE MİNYATÜR SANATININ ANA KAYNAĞI BURASI YANİİ...ÖZBEKLERİN KABİLİYETİ BU İNCE SANATLAR ASLINDA VE SİYASET 🙂 VE =İNCE TİCARET ..

biliyorsunuz buda asla uzakdoğululara benzemiyor..
ben buda nın belhli bir türk olduğuna inanıyorum ve bu macerada artık kesin eminim ..zaten tibet eskiden ilkel türk boy inancı olana animist şamandı ve BON DİNİ DENEN BİR KÖYLÜ DİNİNE SAHİPTİ..hani hz mevlananın bazı hikayeleri müstehçen bulunup ona hakaret ediyorsunuz ya bazılarınız (* sanki normal hayatınızda ve geldiğini çıktığınız köylerinizde başka hikayelerle ilgilenilip konuşulmuş ve sokak çocuklarına dek herkes o şekilde küfretmemiş ve küfretmeyi marifet saymamış gibi değil mi?..)..
işte artık kendinize yalan söylemeyiniz ve hz pirim mevlanamıza o tenkitlerinizi etmeyiniz..o devrin köylü vasat halk inancı o şey üzerineydi..işte kuranda o yüzden dikilitaş dikmek yasaktı..ama zamanla bu bilgi unutuldu ve halk sembollerin mimari dilini STUPA-DİKİLİTAŞ-MİNARE VS OLARAK AKILLICA SANATSAL ANLAMDA KULLANMAYA BAŞLADI ...
ve stupaların yani erilliğin AÇILAN TOMURCUK KATLARI BUGÜN İSLAM MİMARİSİNİN EN MUHTEŞEM KAPI ÜSTLERİ VE KÖŞELERİNDEKİ GÖKKATLARI OLARAK HEPİMİZE GÜLÜMSÜYOR değil mi?....
unutma ..sıradan vasat biri asla inanç sanatları yapıp bilmezdi eskiden ..bu sanatçılar mabedlerdeki derviş ailelerdi ve her sembol motifi ciltler dolusu asla değişmeyen söze gelmeyen -harfe dökülemeyen sayısız gizli anlam ve sırrı barındırıyordu ve gerçekten özbekler işte bu sırra sahip halklar olarak küllerinden yeniden nakşibendilik nakkkaşlıkları ile hızla yükseliyorlar ...
şimdi ne oldu..yazarken anlayabildiğimden bu ne işe yarayacak demiştim ya hani..çok işe yarayacağını anladım..zaten aralık dolayısı ile hz mevlana haftasına gireceğiz ve. herkes hacı bektaşi veli yani AHMED YESEVİCİLER VE HZ MEVLANA ekolcüleri saraylı siyasetçi nakşibendi yönetici (seçilmiş yani atanmış ) sınıfla ,halk sınıfı meşrepleri kavgası yeniden hortlatılacak ve ben tamda işte buradayım..umarım iki tarafıda incitmeden olayı bağlayabilirim ..
tarafsız olacak mıyım bilmiyorum ..

tabii birde şiilik var ..bölünmeden kavga etmeden duramıyoruz ya birde alevicilik ve türkmen aleviciliği yani manici budist şamancılığımız var ..tüm bunları eskiden çok tefekkür eylediğimden şimdi hızarla geçme ve kontürleme çalışması yapabilirim..
başkaaaa ..seneler evvel tanımadığım bir okurumun bana SİZ ÇOK CESURSUNUZ -BERMEKİLERİ ARAŞTIRIP YAZAR MISINIZ demesi ile ilk bermekileri duymuş birisi olarak ,o zaman goglede minicik bir bermeki yazısı vardı..şimdi işte ben o beyin bana ipucu vermesi ile uzun seneler sonra yerinde ve merkezinde bunu deneyimledim .. ve üstelik ülkemden çıkarken havalimanında ve semerkantta kaldığım otelde belh merkezli deprem olarak bu gezimi iki depremli gerçekleştirdim allahıma 1001 şükür..bu fikri bana aşılayan bey ,hala okuyorsanız size hepimiz adına özel teşekkür ediyorum ...
(* not:çok tuhaf ki benle eş zamanlı afagnistan ı gezen bir türk genci youtuberde izledim ki afganistan daki depremde kabil şehrini çevreleyen HİNDUKUŞ DAĞLARINDAN karayoluna yuvarlanan taşları gösterip anlatıyorlardı ..yaniii YOLU TAŞLAMAK YASAK !! )
bu konuda başka bir şey yazmak istediğimi zan etmiyorum ..çünkü sonu yok ve zaten yazar dururum...

birde böyle bir sanal alemde dakikalık dikkat bile insana çok fazla angarya gelirken, benim saçma sapan ve gereksiz teferruattan geberen lüzumsuz yazılarıma uzun zamanlarını vererek okuyan varsa -heleki bu zamanda, hepinize çok ama çok teşekkür etmek istiyorum..bence beni okuyabiliyorsanız bu devirde bu bir mucize...gerçekten ..bir kişi dahi okuyabiliyorsa o bile mucize..çünkü kimsenin uzun yazı okumaya vakti ve sabrı yok biliyorsunuz hele ki beni 🙂..
konu kısaca özetle şuna evrildi dostlar..sünnilik ve şiilik ve sionist türk hazar denizi zengin yahudası masonik yapılanması ve tarikatlarımızın işbirliği ...ve derin devlet denen teşkilatların halkların kontrolü ve eğitimi için bu yapılara neden muhtaç olduğu....ve mezhep kavgalarının dahi, aslında halkları oyalamak ve siyasiler ve üst yönetimlerin ve askeriyenin ve kurumların devamı devletlerinin kurgusu için bilinçli şekilde organize edildiğini bileceğiz.... aynı pkk ve aynı fetö vs gibi.. aynı batının ortadoğu sömürü savaşları için birleşmesi gibi.. tüm bu örüntünün "birlikten güç doğar" şeklinde nasıl kurulduğunu ve işletildiğini belki sizde işinize gelirse bir nebze anlayabilirsiniz..
belki ölüm uykusundan uyanma vaktimiz gelmiş olabilir..o vakit bu vakit ...o yüzden arif olmayı seç ve KENDİ VAKTİNİN SAHİBİ -EFENDİSİ OLMAYI DENE ..
yazımı okumadan yine yayınlayacağım..tüm hatalar bana aittir..düşüncelerimden kimse mesul değildir ...kendi içimdeki kavgaların dışa vurumsal protest bir sanatsal tefekkürüdür vesselam
19 kasım 2025
nur cihan nuralem7@hotmail .com tefekkürler için facebook sayfam

https://www.facebook.com/nur.cihan.963

********p

eweet nihayet geldim kazakistan-özbekistan turumdan ne anladım adlı son bölüme..önce seyahatim kısa paralı bir tur olduğundan , ancak kişisel verilerimle sadece kendi ilgi alanımda ve dilediğim manaya yontarak elde edilmiş şahsi bilgili olup -gerçeği yansıtmayabilir bu biiir..
evvela seyahat et sıhhat bul denir ya hanii, işte seyahat ettikçe bir hiç olduğumu ve sayısız insanla sayısız var aleminin var ve sonsuz olasılıklı imkana sahip olduğunu anladım..yanii milyarlarca insanın içinde bir tane ben ,nokta kadar hükümsüzümdür..cürmüm sadece kendime yâr .... adem bir tane ama ,adem oğulları gittikleri coğrafya ve iklimle ve besinleri ile şekilden şekile girip ,kendilerine başka bir varlık adı vermişler ve bizede türk adı düşmüş 🙂

herhalde dönerek yolda yürüyebildiğimiz içindir hep TUR A BİNDİRMİŞİZ ...
gezimizde önce KAZAKİSTAN =TÜRKİSTAN A İNDİK VE HOCA AHMED YESEVİ HZ ziyaret ettik..burası çöl misali bir yer ..türk islam tasavvufundaki en büyük değerimiz hoca ahmed yesevi olduğundan ,müslüman türklerin bu bölgeye ilk geliş nedenide burası..
daha evvel burayı ve diğer türki sovyet asimlesinden geçirilmiş yerlerdeki sahaları ziyaret etmiş bizim mana rehberlerinden; buradan kendi sahaları için hiç ümidvar olmadıklarını dinlemiş biriydim ..çünkü çin veya sovyet kominizm asimilasyonu sonunda kişiler içleri boşaltılmış bir hayalet-fantom-mankurt kılıfa dönüştüğünden, genel anlamda bu ilk nedende doğru idi ama aradan zaman geçti ve karşılıklı muhabbetler oldu ve birbirlerimizi ruhlandırıp şifalandırdığımız su götürmez bir gerçek olduğu ifşalandı..
kendim aynı zamanda bu manayı kendimde dikkatle takip ederek gezdim.. ÇÜNKÜ BEN DE O MANA OLMADIĞI İÇİN ORAYA MANA YANSITAMAMIŞ DA OLABİLİRİM ..

zaten son yıllarda bende o şiddetli ruhsal aşkımı ve büyük manyetik etkili olan maneviyatımı kaybedip ,diğer sıradan herkes gibi maddiyat ve bedenperestlik batağında kayboldum ..
maddiyat ve maneviyat ikisi bir arada neden yürümüyor bilmiyorum desemde, aslında bunları tekamülleriyle yaşayanların hepsi kendi hallerinide eşekler gibi bilir ama işimize gelmediğinden anlatmamayı seçeriz değil mi? ... fakat ben utanmazım ve çok rahat anlatabilirim ..
işte ahmed yesevi hz deki o mekan da herkesin aradığı o kayıp ruhsallığı ve bize bu ziyaretle bahşedeceğini umduğumuz lutfü hissedip anlayamadım ..biliyorsunuz bazen ruhlar yani mana da seyahate çıkabiliyor ve yerlerinde olmayabiliyor denir :)belki o sırada biz geliyoruz diye oda evinden kaçmıştı ...yada ben kendimi herkese açık ettiğimden ve haramilere zorla kendimi soydurttuğumdan, bende artık tek bir şey kalmamış da olabilir ki bence bu doğru ...
işte ahmed yesevi hz nin orada fakir bir halk, az bir kaç tezgahta hediyelik-sembolik şeyler satıyordu ve başka da bir şey yoktu ..yapıyı anlatmıyorum ..türbeyi emir timur yaptırmış ve muazzam bir bina ama ana büyük kapıyı bitiremeden vefat ettiğinden kapı o tamamlanmamış hali ile kalmış..o tamamlanmamış kapıyı sembolen okusak mesela çok şey söyleyebiliriz aslında...
yesevi türbesi karşısında türk müteahitlerle ortak muhteşem bir çöl kervansarayı kasabası kurulmuş ama gerçekte bu bir awm ..bu ticaret turistik şahane mekanın ortasından bir nehir akıtılmış ve sonunda bir göl olmuş..üzerinde kayıklarla gezebiliyorsunuz ve akşamları yerel müzikle dans gösterisi var ..yazları kalabalıkmış ama biz gittiğimizde turizm sezonu bitmiş ve çoğu dükkan kapalı idi..hemen tüm bildiğimiz türk firmaları buraları istila etmiş ve mağazalarını açmışlar..
etrafına iki katlı çok şık sıra villalı mahalleler inşaa edilmiş yeni bir yerleşim yeri...
bu sahra kervansarayın girişinde 4 katlı bir kubbeli yapı var otağ yani tac-ı şerif şeklinde .gece bizi burada 8 boyutlu bir gösteriye götürdüler..muhteşemdi..kazakistan kartalının peşinde bizde onla birlikte yerin altını-uçurumları-denizlerin içlerini-uzayı ve kazakistanı uçarak ve dalarak ve iklimleri suyu yağmuru karı hissederek seyrettik..gerçekten olağanüstü idi..

kazakistan 2. günümüzde FARABİ ve ahmed yesevinin ilk mürşidi ASLAN BABA yı ziyaret ettik ve birde antik otrar müzesi ve kalıntılarını gördük..

kazakistan da akşam rehberlerimizle sokağa çıktık...çok fazla çinli-koreli-japon turist vardı..oteller türk iş adamları ve kadınlar 🙂 ile dolup taşıyordu..kazaklar çok modern ve sanki hızla kalkınıp çok zenginleşmişler ..yani bu anlaşılıyor ama bizim turda bunlar yoktu.sadece kendi izlediğim youtuberlerden biliyorum..birde eskiden amerikadaki kumarhaneler şehri lasvegası kazakistan a taşımaya çalışırken okuduğum haberleri biliyorum..kazakistan uzay çalışmaları da yapıyor ve yeraltı zenginlikleri muazzam ve yüzölçümü herkesin başını döndürecek kadar büyük.. tüm türki cumhuriyetler içinde en zengin ve en güçlü tabiiki kazakistan gözüküyor.. belkide at eti yedikleri içindir bilemiyorum..
burası uhrevi islama daha uzak gibi belki...
benim eski hayallerimde gördüğüm UÇAN ATLI KAZAK ASKERLERİnden dolayı -türkleri kurtaracak yapı olarak gördüğüm kazaklar ,bu yeni kazaklar mı bilemem ama her şeyin hızla evrildiği bir çağda neden olmasın diyoruz..kendime uçan at TULPA sembolü alma istesemde ,öyle bir şey göremediğimden şimdilik ona kavuşamadım ..
kendimi kazakistan a gitmişim saymıyorum ..inşallah yeniden kazakistan a gideceğime niyet ediyorum ki kültiğin ve görülmesi gereken yerlerini görebileyim..
kazakistan -özbekistan sınırını yaya olarak geçtik..burası turistik olmadığından, buradan geçerken bu iki sınırdaki insanların aşırı fakirlikleri ve sefaletlerini gözlemliyorsunuz ama burada en korkunç olan kominist rusyanın bu halka yaptığı ruhsuzlaştırma ve onları enkaza çevirme işini gözlemleyebiliyorsunuz ..
3. gün özbekistandaydık..özbekistan bana çok üst seviyede sanatçı ve bilge ve fazlasıyla incelmiş ruhun yaşadığı bir yer anlamında geldi..buna sebebse şamanizmin -mecusilik-mani inancı-budizm -islam ve yahudiliğin içiçe tekamüllerinden geçmiş olması yanında tüm bu inançları ipek yolunun ana merkezlerinden birinde konumlanmasına bağlayabiliriz..ama allah birde üzerine onlara EMİR TİMUR gibi zamanın SAHİP KIRANI olduğuna inanılan muazzam bir adamı lutfetmiş..
bir zamanlar cengiz hanın yakıp yıkıp ,insanından hayvanına cümlesini kılıçtan-çukura gömüp diri diri atlarına çiğnettirip ülkeyi yere geçirip yok etmesine rağmen ,emir timur özbekistanı küllerinden doğurtup ,zamanın zümrüdü ankası yapmayı başarmış..o yüzden de onun lakabı SAHİP KIRAN olmuş..

öyle akıl almaz yapılar ve işlemelerle ülkeyi donatmış ki ,insan inanamıyor..hatta geçen bir arkadaşımda söyledi..onun bir tanıdığıda özbekistana gitmiş ve ona ,"" bu kadar kısa sürede her yeri enkaz olan ülkeyi bu hale getirenler türkse ,peki bizim ülkedekiler kim ve ne yapıyorlar?"" demiş..gerçekten bunu iliklerinize dek hissedebiliyorsunuz..yanii bunu hissetmek ne demek biliyor musunuz ?.bu halk sovyet zulmünden ve bıraktığı zelillik ve fakirlik enkazından bu 20-25 senede büyük bir ihtişamla - görkemle,kendi küllerinden tüm tarihiyle -pırıl pırıl- masmavi yeniden sahneye çıkabiliyorsa ve siz bunu kalbinizle onaylıyorsanız "EVET İŞTE BURADA O RUH CANLANMIŞ VE DİRİLMİŞ "de demektir.. yanii özbekistan da o mana ruhu var ve dirilmiş ve şahlanmak üzere....

şimdi size hakikat olan bu tarz bir hikaye aktaracağım ama aklımda kalanı ile..sovyet sosyalist devleti bir sıra büyük bir para borç istemek zorunda kalmış ve hiç bir ülke ona borç. vermemiş..sanırım malezyalı veya endonezyalı müslüman iş adamı siyasi birisi ise onlara mektup yazmış ve " size istediğiniz o parayı hemen verebilirim ama tek şartım var..sizin orada EMİR BUHARİ DENEN BİR ZAT VARMIŞ,ONU ZİYARET ETMEMİ SAĞLAMALISINIZ ""demiş..sovyet yetkililer bu ismi hiç duymadıklarından bir süre izin istemişler ve her yere haber salmışlar..hiç bir yerden İMAM BUHARİyi tanıyan çıkmamış..en son özbekistanda eskiden müftü olan yaşlı birine sormuşlar ve o müftü de ,imam buharinin türbesinin yerini bildiğini ama şu an oraya ulaşmanın imkansız olduğunu söylemiş..sovyetler oraya gidip bakmışlarki mezbele-enkaz ve her taraf dikenle çevrili korkunç bir yer..hemen durumu sovyete haber vermişler..onlar da hemen o müslüman parayı verecek adama söylemişler..adam çok sevinmiş hemen geliyorum beni ona götüreceksiniz demiş..

sovyetler o adamın o mekanı o halde görürse parayı onlara vermeyeceğinden çok korktuklarından, adamı 2 günde uçakla götürecekleri yere tam bir hafta da tren ve araba ve otelde dinlendire dinlendire götürmüşler ki o sürede o bölge tertemiz yapılmış ve kabir ortaya çıkartılmış..işte türbeye bir hafta zarfında ulaşan o zat ,bir mesafeye gelince aracı durtmuş ve yürüyerek gideceğini söylemiş..sovyet askeri ve siyasilerde peşinden yürümüş..belli bir mesafe sonra ise adam dizleri üzerine çöküp öyle ilerlemiş ve türbeye gelince de ağlayarak secdeye kapanmış..
bunu neden anlattım..bu tarz hikayeler türk tasavvuf hayatında fazlası ile bilinir ve vardır da ondan ..yani bu yeniden ihya zamanları aslında nasıl ve kimleri kapıya getirtilip yaptırılıyor anlayamayanlar da anlasın istedim ..
****
ama bu ruhun dirilip ihya edilmesinde buraya ruh üfüren sayısız türkün olduğunuda bilip hakkımızı vermemizde gerek, birde bu var..sovyet istilasından çıkan bu türki ülkelerine sonuna dek bağrını açan bir türkiye cumhuriyeti var ..koskoca bir asya kıtasından çıkan ve minicik bir boğaz ülkesinde duran ve adına türkiye türkleri denen bu coğrafya ne muazzam bir vazifeye sahip anlamak ve değerini bilmek lazım..
özbekistan insana huzur veren çok güvenli bir yer.. rusyanın onları sömürüp inançlarını ve ruhlarını ve yeraltı ve yer üstü değerli madenlerini çalmalarına ve onları bir çöp gibi müflis bir fakirlikte ortada bırakmasına rağmen , bu kıymetli zamanda başlarına gelen iki muazzam liderle azimle ve tüm ülke ölümüne çalışarak başarmış ve şaha kalkmışlar..bu akıllı adamlar bence DNA larına kazınmış bu işleri iyi bildiklerinden, evvela ülkenin esas mana sahipleri olan büyük islam alimlerinin ve emir timurun türbelerini ve medreselerini baştan ayağaya gerekirse sıfırdan yapıp -ilk haline getirmişler..çok akıllıca başlamışlar ..yani atalarının ruhlarının çerağını ilk uyandırmışlar..hizmete himmet de gelmiş..

işte o yüzden her şey pırıl pırıl ve yepyeni ama aynı zamanda bin senelik- o kadar eski ama bugün hala aynen yaşıyor...

buradaki tarihi binaların görkemini anlatamam... kendiniz gidip görmelisiniz..ülkemizdeki turizm yozlaşması henüz burada yok.tabela reklam kirliliğini asla göremezsiniz..sokaklarda kahve ve yeme yerleri ve tüm gün buralarda pinekleyen insanlarla dolu ortamlar göremezsiniz..çünkü yok..
bu ülkedeki insanların büyük kısmı bizim ülkemizde yaşlılara-hastalara ve çocuklara bakıyor ve hizmet sektöründeler ve erkekleride fabrikalarımızda işçi olarak çalışıyor...çünkü bizim insanımız artık bu kişisel işlerini dahi kendisi yapamıyor ve bunu en mükemmel sevgi ve saygı ve hürmetle sadece bu halklar yapabiliyor ...insan bakıcılarına manen bağlanır ya hanii.. o yüzden de erkeklerin çoğu artık bu geleneğe ait kadınları eş olarak tercih ediyorlar ..

özbeklerde ve kazaklarda ve diğer türki ülkelerde hala ataya saygı var ve aile bağları bizim gibi dejenere olmamış..büyüklere inanılmaz saygılılar ..rusya mesela onların bu ailevi yapısını bozamamış.. bizde öyleydik dallas dizine dek biliyorsunuz ..sonra tv amerikan dizileri ve bizim daha ahlaksız dizlerimizle işi tamamen bitirdik ..öğrendik ki özbekistandaki büyükler bizim ahlaksız dizilerimizi görünce kızıyor ve bunlar mı özendiğimiz türkler diyorlarmış ve bazıları çocuklarına türk dizilerini seyretmeyi yasaklıyormuş..
ve türklerle özbekistanlıların evlilikler çok artmış.. yabancı ile evlilikde şahitlik için yasal olarak rehber gerekmiş..mesela bizim rehberimiz sadece kendisi bu sene 500 tane özbek ve türk evliliğine şahitlik etmiş..birde ülkedeki turist rehber sayısını 500 le çarp.. bu erkekler ,ataya -aileye değer veren -çok hürmetli ve saygılı ve geleneksel yapıyı koruyan özbek kızları ile evlenmeyi seçiyorken ,aynı zamanda bu fırsatlar cenneti haline gelmiş ülkede yerleşip iş kuruyor-ticaret işleri yapıyorlarmış..bir taşla 10 kuş vuruyorlar yani..
ülkenin her yanında türk girişimcileri görmek mümkün ...bu ülkeye gidip zengin olarak dönmeyen yoktur herhalde..her şekilde sana zenginlik vaad ediyor...ve o zenginliği hissedebiliyorsun ..
özbekistan da kominizmden kalan yasa ile parası olan herkese devlet ev için toprak kiraya veriyormuş..yanii herkesin kolayca kocaman avlulu- bizim villa dediğimiz geleneksel muhteşem evlerinden olabiliyor ve tüm coğrafya bu evlerle dolu..ama parana göre bu evin duvar içlerini süsleyebiliyorsun ..ve özbekler için gösteriş saltanat çok önemli imiş..ee ..kadim mirasyediler de ondan bizim gibi..
nakit para ve iş lazım ..maalesef özbekistan da bu herkeste yok..çünkü henüz ticaret çok yaygın değil..insanlar ürettiklerini paraya döndüremiyorlar .. yanii halkın genelinde iş ve nakit para yok..
yabancılar ve bizim türkler malı götürüyorlar her zamanki gibi..
toprak devlete ait ..insanlar sadece onu kiralayabiliyorlarmış.. araba almak içinde sadece 400 000 tl ye ihtiyacınız varmış..yanii bizim ülkemizde hizmet işinde geceli gündüzlü çalışan kadınların 4 senede ülkelerinde iki katlı yaptıkları evleri ve aldıkları arabaları görebiliyorsunuz ....kadınlar ehliyet alsalarda kadın sürücü neredeyse yok gibi..
taxiye binmek inanılmaz ucuz..dünyanın en ucuz taxilerine sahipmiş özbekistan ..en turistik ve iyi yerlerde dahi gayet makul fiyata yemek yiyebilirsiniz..oteller de uygunmuş..
kımız içtim ve kımızı çok beğendim..tadı sütü sirke ile kesip peynir altı suyu yapılmış gibiydi..bildiğimiz tad yanii..
deve sütüde içirdiler..onuda çok beğendik..
sovyetlerden kalma kapalı büyük pazar marketleri var..altın satan kuyumcular bile burada pazar tezgahı gibi yerlerde satış yapıyor..takıları 14 ayar ve daha yüksek ayar yok..dünyanın en büyük 3. altın rezervi ve ticaretine sahipmiş özbekistan ve gümüşte altında kazakistan da aynısı..uranyumda da böyleler amma ne yazık ki sovyetlerin yeraltı zenginlikleri sömürüsü hala sürüyormuş..yani halkta kadınlarda bizim gibi altın yok..düğünlerde hediye =ben sana taktım bu altın ödünçtür adlı altın takmak adetide yokmuş..gr altın da satılmıyor ..yanii yeraltı kaynakları halkta değil ,rusya hazinesinesi ve rus mafyasına akıyor..

doğru yapılan ve uygulanan turizmin halklar için ne kadar geliştirici ve öğretici ve zenginleştirici olduğunu mesela özbekistanda gözlemleyebilirsiniz..bizim ülkemizde de diyarbakır ve güneydoğudaki güvenli turizmle açılan halkların özgürlüğünden bunu anlayabilirsiniz..bol para her kapıyı açar ve insanların her çirkinliğini kapatıp güzelleştirir ,amma sınırlar ihlal edilinecede zamanla ruhsuzlaştırıp ,çöp hükmünde yok eder..
sovyet rejiminin inanılmaz geniş meydanları ve devasa caddelerini ve düzenini her yerde korunmuş ve mükemmel hale getirilmiş halde görebiliyorsunuz..bizim ülkemizde mesela bu tarz devasa ne yapılar var, nede meydanlar var..büyük selçuklunun en büyük olduğu zamanlar gerçekten tüm yapılarıda akıl almaz büyüklükte ve tezyinattaymış ama bizim ülkemizde ne yazık ki bu şaheserler çok az var ...bizans yapıları daha basık ve güdük ve kasvetli esasında selçuklu yapıları ile mukayese edecek olursak eğer..
rusya 2. dünya savaşında cepheye en öne daima türkleri sürmüş ve milyonlarca müslüman türkün sahada ölmesini sağlayıp milyonlarca türkü soykırıma uğratmış..
aynı osmanlı dağılınca, türk islamı olan bizlerinde 1. dünya savaşında aynı şekilde savaşlarda öldürtülüşümüz ve ülkedeki okur yazar ve bilir sadece azınlık yapıların erkek ve kadınların ülkenin her şeyi ile miras kalışı gibi...
mesela bir türk youtuber var uzun zaman tüm rusyayı dolaşmıştı ..orada pek çok defa rus devletinin her yere astığı afişler ve reklamlarda ,rusya halklarının orduya katılması için propogandalar vardı..ama erkeklerin çoğu ki geneli savaş artıkları idi ve alkolikti..votkadan ve uyuşturucudan komaya girmiş sokaklarda leş gibi sızmış adamlardan ortalık geçilmiyordu ve devlet rus halkının aşırı votka tüketmesini ve uyuşturucu kullanmasını güya önlemeye çalışıyordu ..rus halkı bitmeyen savaşlardan ve erkeklerin zorla orduya alınmasından artık bıkmış..
özbekistan defalarca tekrar gidilmeyi hak eden ve yine gitmek isteyeceğiniz ve doyamayacağınız güzellikte bir ülke..çok ucuz ve genel olarak -turistlerin geçtiği ve gördüğümüz her yerde çok temizlerdi.....disiplinliler ....çünkü rus kominizminden çıktılar ..şimdi tekamül yasa döngülerine görede sıra onlarda ve onların yükseliş ve parlama zamanlarından geçiyoruz..

..dünyanın her yanından sömürücü ülkeler ve iş insanları bu bölgelerde fink atıyor ..
inşallah özbekistan emir timur gibi bir liderini yeniden çıkartabilir ve halkını-ülkesini kimseye yar etmez ..
mesela fetö yapılanmasının amerikanın işi olduğunu ilk anlayan ve birleşmiş milletlerde ilan edende özbeklerin ilk başkanları imiş..ama hem bizimkiler hemde diğerleri onu islam düşmanı olarak ilan etmişler ama o adam aslında ülkesini ve halkını küllerinden diriltmiş ..
özbekistanlıların restorasyondaki akıl almaz başarısı ..biz ise işi ehliyetsiz olup torpilli yandaş inşaatçı firma taşeronlara veriyoruz ve sonuçlar rezillik oluyor genelde ..
bir defa ülkede ayağa kaldırılmış her tarihi devasa yapı harap edilmiş ve soyulmuş halde sovyetlerce bu halka teslim edilmiş..ki hala çırılçıplak taş beton binaları tadilat ve süsleme sırasının kendisine gelmesini beklerken bu ülkede görebilirsiniz..işte ancak bu enkazları gördüğünüz zaman özbek devleti ve özbek sanatçılarının ne mucizeleri ne kadar kısa sürede hayata geçirdiklerini hemen anlarsınız ve bizim ülkemizdeki berbat restorasyoncuların ve kalitsiz işlerinin seviyesini çözersiniz...
bizde devlet malı deniz yemeyen keriz iliklerimize-kanımıza işlemiş..ama sovyet rejiminden yeni çıkmış bir halkın işlerini sovyet betonu sağlamlığında yapışı -iş disiplini onlara hediye miras tekamülü olarak kalmış..

bu özbek halkı 20-25 senede o binaları nasıl böyle ihtişamla yeniden yapımış...ve ilk günkü süslemeleri çinisinden-altınına ve tezyinatına dek birebir ,öyle şahane baş döndürücü güzellikte, iğne ile kuyu kazar gibi incelikte nasıl yapmışlar örnek alınmalı ve taktir edilmeli..bizim insanlarımızın her imkana rağmen neden bu sanatlarda o seviyeye çıkamadıkları sorgulanmalı.. bir bina nasıl restore edilir devletimiz özbekistandan destek almalı ve eleman istemelidir..
zaten ahşap sütun ve oyma kapı vs de daima özbek ustalar bizim işlerimizide her zaman yapmaktalar ...bizde 700-800 -1000 senelik oldukları için müzede saklanan kapılar orada hala aynen yapılıyor ve binalara takılıyor ..o kadar akıl almaz sanatkarları var ...
bu ruhu ruslardan nasıl korumuşlar hayret ediyorsunuz..

ve özbekistan yönetimi, mesela bu tarihi binaların olduğu tüm sahaları diğer evler ve dükkan vs den ilk önce temizlemiş..tüm tarihi tüm görkemi ile ortaya çıkartmış..tüm türbelere en az 200 metre mesafeden yürümek için yol açılmış ve saygı ve hürmet yaşatılmış... ve turistik satıcılarda sadece özbekistan ait görkemli el sanatlarını satıyor..çin malı ucuz hepsi birbirinin aynısı eşyalardan yok....ne tabela -ne reklam ne ışık -ne bağırtı var ..sanki tarihi ipek yolu yeniden yaşamaya başlamış ..
BUHARA da ŞAH-I ZİNDE (sahabe kusem bin abbas ) türbeler topluluğu var..burası dünyada görebileceğiniz en harikulade şeylerden biri olabilir..hayretler vadisi misali..... insan inanamıyor ve aklı almıyor..ve burası sovyet devrinde harebe-çöplük gibi enkaz halde iken ,kısa sürede özbekistan devleti ve sanatçıları burayı turizme ilk günkü gibi kazandırmışlar ..

ve semerkantta EMİR BUHARİ için çölde bir serap şeklinde bembeyaz mermerler ve masmavi kubbelerden oluşan devasa bir tablo yapmışlar..resmi açılış olmadığından içeriyi maalesef göremedik..ama bana taç mahalden bile güzel geldiği bir gerçek.bildiğiniz gibi taç mahalde timur soyunun kurduğu babürlerin eseri ve ustaların hemen hepsi buralardan oralara gitmişler ve hindistanı hindistan yapmışlar .....
hindistan a ilk gazneli mahmud girmiş ve ilk konuşulan resmi dil çağatay türkçesi olmuş hindistan da ,zamanla şia baskın gücü ile farsçaya dönmüşler..
semarkant' a timurun oğlu ULUĞ BEY in rasathanesi var ki olağanüstü..timur gibi siyasette ve hükümdarlıkta büyük deha birinden, sanatta ve bilimde zirveye vurup timurların tekamülünü sonlandırmayı başlatan oğula ULU BEYE evriliş.. uluğ beyin o zamanda dünyada benzeri olmayan feza çalışmaları ve icadlarının ,BİLİMİ VE SANATI DEĞİLDE SAVAŞI V EKAN DÖKMEYİ SEVEN kıskanç kardeşi tarafından taç ve taht için yok edilişi ve timur hanedanının çöküp dağılmaya başlayışı..

tekamüllerin altın çağlarının maalesef böyle hazin bir sonları vardır ve bu altın çağlar hep kısa sürer..inşa etmek yapmak güzelleştirmek çok uzun zaman ve acı ile olur ama onu yok edip yıkmak nedense hep kısa sürer ve bedeli uzun süreli sefaletli acıdır ..maalesef..tarih tekerrürden ibarettir..
kazakistan ve özbekistan da ülkemizdeki halkların hepsini görebilirsiniz..yani biz ;moğol-arap- türk-slav -çin halklarının karışımıyız ve değişmeyen bir yapımız var ve nereye gitsek türk olduğumuz anlaşılabiliyor..
bu bölgeler aynı hindistan misali halkların karışarak batıya doğru ilerlediği ilk yerler..ve insanlar değişik soylarla evlendikçe yeni bir boy-soy adı almışlar ve kendilerinden kendilerini ayırmayı İMTİHAN DÜNYASINDAKİ ROLLERİ OLAN BÖL PARÇALA YÖNET AMACI İÇİN tercih etmişler ..ama kökler hep aynı ve herkeste bu işaretler kalıcı ..
damga gibi izlerimiz var ..
türklük kader deniyor ya hanii..
işte tüm bu köklerin ve dalların arasındaki ana gövdeye TÜRK deniyor...
ve o ana gövde, köklerin ve dalların kavgacı karmaşık yapısını bir şekilde içinde baskılayıp sımsıkı dağıtmadan tutuyor ve gövdenin dağılmasına izin vermiyor...
inşallah ibret alanlardan oluruz ve amiin
27 kasım 2025 nur cihan nuralem7@hotmail .com tefekkürler için facebook sayfam https://www.facebook.com/nur.cihan.963
************



5