12 Haziran 2011 Pazar

ŞEY’lerin GÖRECELİ TEKAMÜLLERİ MASALI-17



ŞEY’lerin GÖRECELİ TEKAMÜLLERİ MASALI-17

Balık – 18 
 -Yıldız’ın  
Efendisi için..Sevdiğim Senin için..Sana....

Merhaba Sevdiğim ve Merhaba..
bu gece sabaha dek, Sana yine bir masal anlatacağım sanırım..biliyorum ki, anlatmak istediğimi ,istediğim anlamda doğru yazamayacağım.. Senin,  niyetim üzerine en güzel şekilde anlayacağını umuyorum..bu masalımı; zaman zaman- yazdıklarım yüzünden yaşadığıma nedense inandığım- o tehlikeli cinnetsel anlamda buluyorum..bana korkunç azab-baskı yapıyor..tek çarem  yazıp o baskıyı geçebilmek biliyorsun..korkumla yüzleşebilmem lazım..gerçi istediğim anlamı henüz bulamadım  ve Sen bana zerre kadar yardım etmedin nedense(biliyorum ki henüz vakti değil ,değil mi?)..tek tesellim beraber yol almamız..tek cesur yanım Sensin…Seni incitirsem ki, benim zerre kadar bile hükmüm olmadığını biliyorum ;yol incinmesin hesabındayım…anlıyorsun değil mi?

bu hafta neler yaptığımı anlatayım mı?geçen masalım günü bir mail geldi..*Mehmet Metli Dede için ..Sana, onu, masalımın sonunda kopyalayacağım…
ve tesadüf yok ya hani. arkadaşlarımla ilahi turizm için bir günlüğüne Konya gezisi yaptık, iki gün sonra..baştan aşağı ilginç bir seyahatti..ben, daha evvelden tembihlendiğim gibi, ilk ziyaretime  Sadreddin Konevi hz  den başlamak istedim..lakin sabahın er vakti, gül bahçesinde, tur rehberimiz:” hayır güzergah ters..oraya gidemeyiz..buradan yada hz Şems den başlayabiliriz “dedi..”o zaman, taxi ile tek başıma gider, size yetişirim” dedi çocuk…sonra rehber razı oldu :)..çocuk, neyzen çocuk Ozanı da davet etmişti..Sadreddin  Konevi hz de Ozan ney üfledi..çok hoştu..türbedarla sohbet ettim..kubbesi bile yok ..sadece çerçeve..çünkü öyle dilemiş..cam takmışlar, her seferinde camlar aşağı inmiş.. gökyüzünü çook seviyormuş demek ki..

sonra hz Şems…hımmm..Ozan için türbedardan izin istedim..aslında olmaz.. ama burası hem camii ,hem dergah olarak hizmet verdiği için kısa süreli olabilir dedi..onu çok sevdim..sohbet ettik..Ozan  ney üfledi… durdu..türbedar gülümseyerek geldi:” sema sana, cana şifa üfle” dedi..sonra bir tane daha.. bitti..neyzen çocuk, aylar evvel bu masalın çocuğuna bir kuka tesbih almışmış Sevdiğim..ne ilginç değil mi?işte orada onu hediye etti..boynuma taktım tabii..bileğimdekini de gösterdim..güldük..bende ona kristalden, koca bir salkım üzüm hediye ettim..işte öyle…ve ben görmedim ama arkadaşlarım bir yaşlı teyzeyle sohbet etmişler..gece hz pir merdivenleri telaşla iniyormuş sanırım, yada çıkıyormuş..içlerinde biri var demiş,teyze anlatmış..ne yazık ki onu göremedim ve dinleyemedim…

sonra ..hz. Mevlana ..güzeldi güzel..sonra Üçler Mezarlığı… Mehmet Metli Dedeye yazdığım masalın fotokopisinden kitabesini sesli okuyarak yürüdük....sonraaa başındayız..dua ettik..herkes bekleşiyor.. bakalım yeteneklerinden ne zuhur edecek diye tabii:)…..şehitlik..son zamanlarda gördüğüm en muhteşem yeni anıttı..ahşap işçiliği müthişti..ve Ateşbazı Veli hz…Tavusi Sultan..Meram.. etli ekmek..Ladikli Ahmet Ağa hz…uçak..gece …ev…

teşekkür etmek istiyorum ve Seni Seviyorum..bu gezi, olabilecek ihtimali olan gezim için ön kayıt gibi geldi Sevdiğim..yarım kalan yanım için tabii..
……


tülcü kadın top top tüllerini tezgaha sermişti..yaşlıydı kadınların tümü..pembe püsküllüyü beğendi ..onu almışlardı ve gerisi yokmuş…ama  tülcü kadın gülerek dedi ki:”bir tül var..siz ona kar desenli diyorsunuz” ..çocuk “yağmur” dedi..kadın:”o çok güzel..ben en çok onu beğenirim  fakat bitti..yine getiririm..aslında o, 100  lira .. senin içinse,  o.  lira dedi..
…………..


Sevdiğim yazılamayan bir mektubu zorlamak ne tuhaf değil mi?..mektubumu beğenmezsem sileceğim..bakalım..

Sevdiğim.. Seni üzmek istemiyorum..
kimi masallarımdan sandığım, bazı zamanlar korkunç asabi oluyorum..kendimle bile geçinemeyen ben, ortalığı kasıp kavuruyorum..kontrol edemiyorum.. yalana ,sahtekarlığa,içi dışı farklı davrananlara çok sert tepkiler veriyorum Sevdiğim..sonra çok üzülüyorum..neden bu kadar dümdüzüm, neden bu kadar kabayım diye ağlıyorum..neden karışıyorum ki diye ağlıyorum..yalanla yaşamayı seçen ve kendini kandıranlara neden azap  ettiğime kızıyorum….sanki masallarımdaki tefekkür yoğunlaşmalarının tezahürü olarak her şeyi birbirlerine sebep sonuç bağlayabiliyorum ya hani, bazen..işte kişilerde bunu yakaladığımda kabullenemiyorum.. aslında bunu; kendimin bu yanını çok iyi bildiğim için yakalıya biliyorum tabii..kendimin ne kadar yalancı ve sahtekar olduğuyla da tekrar tekrar yüzleşiyorum ve çook canım yanıyor ..ve Sevdiğim, kabiliyeti istidadım açılırsa, ben nasıl dayanacağım peki?..nasıl?.daha bu kadar sezgiye dayanamıyorum..bilmiyorum..



Cuma tektaşta ders yılı finali yapıldı..Selamlı rehber,Erkaya hoca,Demirli hoca,Ömer hoca,Bülent amca,boyut Osman hoca,terzi Osman amca… vesair… bizde vardık tabii:).. küsmeyem mi şu feleğe/ sattı beni bir keleğe yi istedim..saolsunlar okudular..Erkaya hoca ve selamlı rehberin ekibi çok güzel eserler geçtiler..arada sel taştı..bazen dalgalandı..bazen duruldu..en çok Aşık Maksut mutlu oldu…sonra, çocuk ayağa kalktı ve dedi ki:”sizlerin ikinizin  bu gece bir arada bulunması benim için çok anlamlı..böyle ülkemiz de seçim havasındayken üstelik..benim için siz halveti yumurtasının içindeki ikiz misalisiniz..birlik ve beraberliksiniz..teşekkür ediyoruz”…

Sevdiğim.. benim gibi ,bilinen hiçbir yere ait olamayan biri için bunları söyleyebilmek bile bir lütuf tabii..Sen beni kabul ettiğini söylemeseydin, beni kimse tanımazdı biliyorsun değil mi?sayende, himayende bu keyfi sürebiliyorum işte..ama onların hemen çoğunun, beni, kabul edilmemiş bildiklerini de biliyorum:)……umursamıyorum artık…hiçbir önemi kalmadı çünkü..
evet Sevdiğim.. bu hafta aslında çok gergin ve çok yoğundu..lakin ben sadece bu kadar yazmak istedim..gelelim esas bölüme…

Hurşidimden Mürşidime bir tutinin güncesi:Sevdiğimm..Seni çoook seviyorum..

denizdeki sandalda üç çocuk /atlayın,öleceksiniz emrini aldılar..
çocuk atladı denize../derinlere doğru kaydı gitti bir yıldız misali..
küçük bir oğlan çocuğunun sandala çektiği  uyanan çocuk yanındakilere..
ben ölürken hiçbir şey hissetmedim .. /bizim canımız yandı dediler…
……..
Arı duru bir bembeyaz, mekansız ,lamekan
Erguvani burkaların içinde hiçbir şey olmayan kadınlar
Gri takım elbiseli rehberinin ardına takılmış olan
Olmayan merdivenleri çıkıyorlar
Erguvani burkalı, içinde kimsecikler olmayan kadınlar, arı duru beyazlığı tavaf ediyorlar
Burada insan yok..çok azmış hem..
erguvani kadınların başlarını tanımlayan,  peçelerinden Arafat çadırları var..
Gri elbiseli rehber ve yanındaki içinse,  dört beyaz duvardan örülmüş bir ev..
içinde hiçbir şey olmayan arı duru bomboş bir ak ev..
çok az olan insan için yapılmış ayrı oda bölmeler…
******************


*Kuğu takımyıldızı Musevilik dinini temsil eder, Vega takımyıldızı Hristiyanlık dinini temsil eder,Kartal (Ukab) takımyıldızı İslam dinini temsil eder.(*alıntıdır)


 ……….
avuca konan balık ,18 numaralı anahtar, yıldız..hep aynı şey olduğunu anlamış bir masal çocuğu  Sevdiğim..
Dünya- Güneş-Ay…ÜÇ ALEMİN KUTBU MAKAMI..BİR..

Sevdiğim sırrı Hacı Bektaş-i  Veli hz nin kapısı üzerinde sıra ile dünya-güneş ve ay çizili biliyor musun? ve Kavalalı nın Mısırdan yolladığı aslan ..çeşme…

Balık(Hakikat) hz. İsa as. mı…Yıldız (Şeriat)hz Musa as. mı..18 numaralı Anahtar(Marifet) ise hz. Muhammed sav Efendimizi anlatıyordu....

ve şöyle de yapalım mı Sevdiğim bak..şeriat…tarikat…hakikat..marif
et..:)..


Bunu anlayan da tabii 19 oluyordu muhtemelen değil mi Sevdiğim=10=evren ......


biliyorsun ki ben son derece edebsiz bir cahilim..cahiller cesur olur ya hani ondan..henüz ilmihali şeriatın ş’ sin den bile haberim yokken, böyle, Senle hasbihal etmeye çalışmam da acaip bir şey tabii..ama hikmetinden sual olunmuyor işte…



sonraa..
gelelim bizim meşhur antik, tasavvufi bedii sanat tarihi arkeolojik kazılarımıza değil mi Sevdiğim..ben bilinen tarihteki ilk belgelenmiş çok tanrıcılığın başlangıcına baktım bu hafta…sadece bir defa...çünkü artık yoruldum..hepsi ilk tanrının açılımı olduğu ve bugünkü ezoterik kıyamet tellallarını çok ilgilendirdiği içinde tanrı marduk a baktım..eski Yunan ve Roma ilk baş tanrısı da zaten mardok tan kopyalanmış…haa bu arada Etrüskler in Türk olduğunu- Asena dişi kurt efsanesinin aynının orada olduğunu..ee bu durumda Roma da bir Türk'ten kastın ne olduğunu da belki ipucu olarak algıladım Sevdiğim..ve devam ediyoruz tabii..çok karışık yazmak istiyorum tamam mı..salkım saçak,entel dantel püskül boncuk olsun….
**

Yaratan demiş ya hani :”ister Allah deyin, ister Rahman ikisi de Birdir”..ve Allah ismine özdeş sadece Rahmanı koymuş değil mi?..
asla diğer isim ve sıfatlarını ,hatta ,Rahim esmasını bile koymamıştır..bu durumda tabii ki Sevdiğim RAHMAN esmasına baktım dolayısıyle..

 HER ŞEYİ KAPSAYAN=İÇEREN, KORUYAN=HİMAYE EDEN..DİĞER TÜM ESMALARI 
“ içi Batıni RAHİM ESMASI” İLE AFFEDEN,ESİRGEYEN,HİMAYE EDEN..


""Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhisselâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah rahmeti yüz parçaya böldü. Bundan doksan dokuz parçayı kendine ayırdı. Yeryüzüne geri kalan bir cüzü indirdi. (Bunu da -cin, insan ve hayvan mahlukatı arasında taksim etti.) Bu tek cüz(den nasibine düşen pay sebebiyledir ki, mahlukat birbirlerine karşı merhametli davranır. At, (hayvan) yavrusuna basmamak endişesiyle ayağını bu sayede kaldırır.""
(KÜTÜB-İ SİTTE)
*******
ve yazılı metinleri okunmuş bilinen ilk eski tablet metinlerinde ilk tanrıya da tabii..TAMmuz, marduk  ,baal, amar-utu( güneşsel dana)… İlk kaosun canavarı Tiamat'ı(tuzlu suların kişileşmesi) yendikten sonra "yeryüzünün ve göğün tanrılarının efendisi" olur. İnsanlarla birlikte bütün doğa, varlığını ona borçludur.
Krallıkların ve uyruklarının yazgısı onun elindedir. Yeryüzünü de Kingu'nun kanıyla yoğurup elde ettiği balçıktan ilk insanı meydana getirmiş. Babil Kralı Hamurabi ünlü yasalarını kendisine dikte ettirenin Marduk olduğunu söyler, Marduk burada adelet tanrısı Şamaşkişiliğindedir. İncelemeci Samuel Reinach, Hamurabi yazılarıyla Yahudi yasaları arasındaki benzerliğe işaret ederek, Marduk'u Yehova'yla aynılaştırır. …………



Marduk kendisini Baal ve Tammuz adlarıyla devam ettirmiştir. Baal ile Tammuz arasındaki en önemli bir fark, Baal'ın simgesinin Hilal, Tammuz'un simgesinin ise Güneş olmasıdır.


Marduk özel bir ad olmayıp, Nimrod'la aynı anlama gelen bir sıfattır. Hem Nimrod, hem de Nimrod'un tanrılaştırılmış şekli olan Marduk, içeriğinde isyan etme anlamını taşıyan birer sıfattırlar. Nimrod zamanının ilk isyancısı olma özelliğiyle Şeytan'ı simgeler…Tanrılaştırılmış Nimrod olan Marduk Semiramis'in oğludur. Semiramis gök kraliçesi ve kutsal anne olarak görülen bir tanrıçadır. Kutsal Anne Semiramis ve oğlu Nimrod (Marduk) inancı bu şekliyle Babil'den gelir. Hıristiyanlık bu eski putperest inanç biçimini İsa'nın annesi Meryem'le çocuk İsa'ya uygulamıştır. Hıristiyanlığın ilk zamanlarında olmayan, Kutsal anne Meryem ve bebek İsa inancı buradan doğar. Gerçekte Meryem'den "Kutsal Anne" diye sözedilen bir pasaj bulunmaz. Marduk güneş tanrısı olduğundan, kundaktaki ve beşikteki çocuğun başucunda bir güneş çemberi (Halo, Nimbus) resmi bulunur. Çocuğun bulunduğu kundak beş köşeli İştar Yıldızı (Pentagram) olarak resmedilir ve İştar Yıldızı'na benzeyen Helleborus Niger çiçeğiyle simgelenir. Marduk reenkarnasyon ile yeniden dünyaya geldiğinde annesiyle evlenerek, bu kez oğlu olmak yerine, kocası (Baal: koca) olur. Annesinin adı da değişir ve İştar adını alır. Bundan böyle Marduk (Nimrod), Baal ve Tammuz olarak varlığını sürdürür
(alıntıdır)

*******

ve Sevdiğim.. onca mitolojik öyküden şunu anladım bak..aslında tüm mitolojilerde ilk başlangıç ve
 “kün iradesi “kesin ve şaşmaz aynı idi..ve kesin ve şaşmaz tek gerçek olanda Yaratanın asla bilinip anlaşılmayacağının idrakindeki teklikleriydi..O’nu idrakinse: idrak edilemeyecekliğini  idrak etmeninde tek gerçek ,doğru olarak ortak olduğunu..işte o yüzden ilk baş tanrı hiçbir efsanede yok..O, kendisini feda etmiş.. gerçek bir kurban olaraksa daima var..onun yerine eşi ve kız kardeşi rahim esmasına sahip  tanımlama var..o yine, kendini feda etmiş eşi yana yakıla arayıp, parçalarını birleştirip onunla birleşiyor ve ondan horus- ra oluyordu..o aslında babanın tezahürü idi ve anne isim onunla evlenip ondan da diğer isim ve sıfatları üretiyordu..ve bu mitolojik öykü efsaneler Roma ve Yunan da çığrından çıkıp, sadece rezil bir sefahate dönüşüyordu tabii..çünkü başlangıçtaki gizemli ESMA  öğretisi  anlaşılmayıp  paganizme sapılıyordu ..
……..

bunu okuyan pek çok kişi yaptığımı din dışı bulup beni harcayabilir ,biliyorum Sevdiğim..ama biliyorsun ki benim ilk çıkış noktalarımdan biriside sembolleri satanistlerin, masonların elinden alıp, doğru öz TEVHİD 
 ile anlamak ve çocuklarıma anlatmaktı..bu şeylere çoook meraklı insanlar  olduğunu biliyorum..EN ÇOK DA GENÇLER..sapıtmışları da..ve sapıtacak yeni nesilleri de..hep olacak..yeni nesil şımarık ,züppe, bolluk içinde, bin bir özenli eğitimden geçmişlerde yeni bir merak var Sevdiğim benim gözlemlediğim..şamanizm..çizgi filmlerin-bilgisayar oyunlarının  etkisi büyük..Uzakdoğulu Japonlar yoğun tabii..biliyorsun onlar tanrı tanımazlar..ve bol bol sembolizm kullanırlar..işte benim için:  kendini tanrıtanımaz , satanist, mason sanan herkes, bilse de bilmese de Allaha tapar..sadece o başka bir şeye taptığını sanır ya hani..o yüzden..yaratılmış bir şeyin, Yaratıcı üzerinde ne hükmü olabilir ki değil mi Sevdiğim..

işte..yeni nesilde bu şamanizmle beraber Turancılık tehlikesi de başlayacak tabii..bunu sembollerin peşinde gezerken internette anladım .. bunların belli fanatiklerinin İslami tevhid inancı yok..tehlikeli boyutta ırkçılık var..çünkü dünyada inanılmaz bir bolluk ve refah var..insan nankör tabii,” yok yok” demeyi biliyor sadece..tarih tekerrürden ibaret ya hani..bunca refahı  şımarıklığın sonu, ırkçılık ve sınıf ayrımcılığı ve beraberinde adaletsiz mal dağıtımı ile zengin fakir köle efendiliği de getirmesidir….
ben maddi Türkçü ve Turancı değilim.. böyle akımlara karşıyım..tüm insanlık adem ve Havva ebeveynlerinden dünyaya gelmişlerdir ve onlarında aslı hakikati Muhammedi nurdur…

üç hilali çintemani anlamımı hiçbir “hır gür  zamane kurtçuğunun”nun çıkarı için kullanmasını istemiyorum.. benim Türkçülüğüm sadece Turuk u A’li dir..Turuku A’li de faşizm yada kominizim yoktur.. sadece emr olunduğun gibi dosdoğru ol, sırat-i mustakim üzere ol vardır …aslolan sadakattir..


ve Sevdiğim gene konumuza dönmek istiyorum..aslında burada Füsüs olsun istiyorum..Şit as bahsi.henüz tek yeni bir sayfa bile okumadım biliyor musun :)…Şit a. s da:  hz Peygamberin duvardaki altın tuğla halini anlatıyor ya  Arabi hoca..(ve ekliyor tabii bu dedikleri bizim için değil ,insan-ı kamilliğe yükselen zatları içinmiş)…gümüş tuğlayı da..ikisinin maddi ve mana hali temsilini de..


işte Sevdiğim bu durumu ilk mitolojilerdeki kendini sonsuz parçaya ayıran ilk esmanın puzzlı gibi tefekkür ettim..her kişi tasavvuf yoluna girdiğinde kendi duvardaki tuğlasını yerine bulup koymakla yükümlüydü..masonların belki bilerek anlam saptırtırdıkları hiram ustanın gerçek anlamı da buydu değil mi?...

ve gerçek münafıklık ;Allah’ın esmalarını, kendi nefsi için kullanmak şeytanlığından başka bir şeyde değildir..bunu hepimiz hemen her an yapıyoruz..ve dışarıda bir şeytan arıyoruz..oysa o şeytanda biziz..cinde biziz..kendimize, esmaları Allah’ın dilemesi dışında çıkarımcı kullanmamız için ,beynimizle emirler verip duruyoruz.. vesveselerimizi öyle çok fıslıyor ve aklımızı öyle karıştırıyor ki: ilk gelen İlhamat-ı Rabbani Feyizleri kalbimizden ilk hali ile alamıyoruz…..

Sevdiğim derler ki ayva ile ceviz bol olunca kışlar sert ve soğuk geçermiş doğrumu peki?:)
******

ve devam..bu sefer başka bir alıntım var
: Doğacak Çocuğun Cinsiyetini Etkileyen Anne Midir? Baba Mıdır?
Cinsiyet belirlenmesindeki etken, kromozomlardır. İnsan yapısını belirleyen 46 kromozomdaniki tanesi cinsiyet kromozomu olarak adlandırılır. Bu iki kromozom erkekte XY, kadında ise XXolarak tanımlanır. Bunun sebebi söz konusu kromozomların bu harflere benzemesidir. Y kromozomu erkeklik, X kromozomu ise kadınlık genlerini taşır. Bir insanın oluşması, erkek ve kadında çiftler halinde yer alan bu kromozomların birer tanesinin birleşmesi ile başlar. Kadında yumurtlama sırasında ikiye ayrılan eşey hücresinin her iki parçası da X kromozomu taşır. Oysa erkekte ikiye ayrılan eşey hücresi, X ve Y kromozomları içeren iki farklı sperm meydana getirir. Kadında bulunan X kromozomu, eğer erkekteki X kromozomunu içeren spermle birleşirse doğacak bebek kız olacaktır. Eğer Y kromozomu içeren spermle birleşirse, bu kez doğacak çocuk erkek olur.
Çocuğun cinsiyetini belirleyen babadır.
46=10…:)


bu alıntıyı neden yaptım peki?şunun için tabii..bir defa; binlerce sene kadına ,erkek çocuk doğuramadın diye yapılan zulmü kınamak için..bir kadın asla tek başına bir erkek doğuramaz. bugün ilim bunu ispat etmiş değil mi?çünkü biz insanlık :Allahın dediği gibi:O’na kayıtsız şartsız=GAYBA İMANLA İNANAMIYORUZ ,DEĞİL Mİ?hep ilmi teknolojik deliller istiyoruz..hep aklımız o işe yatsın istiyoruz..ve Yaratan, bugün, tüm ilimlerle yine bir ve tek olduğunu her yerden ispat edip, her an sonsuz delille bize sesleniyor da.. kaçımız gerçekten iman edebiliyoruz sanki?..demek ki ilimle, fenle, akılla iman olmuyormuş.. buda, bunu ispat ediyor değil mi?…fakat onlarsız da olmuyormuş işte…lakin ,gerçekte, iman başka bir şey…teknolojik laboratuarlık bişi değil…

(Varlık ilk evvela güneşsel bir feyzi ilahi nur iken aya ,oradan)=bir insana önce babası hamile kalır..o hamileliğini anneye yükler ve anne hamileliğini dünyaya yükler…dünya ise ahrete bizi doğurur...
ve buda bize öğretir ki bir insanın annesi evvela babasıdır..aynı Adem’in Havva’sını doğurması misali belkide..bu doğuruş bizim bildiğimiz manada değil tabii..anlamak lazım..

ve tüm bunlar aslında bize şunu da anlatır..her yaratılmış varlık annebaba hükmünde ve dişildir…edilgendir…
 etken-erliğinse erkeklikle asla alakası yoktur..kişiden tekliğe giden yoldur belki erlik..erlik belki de Rahmanı anlayabilmektir değil mi Sevdiğim….Seni seviyorum.. kapsama alanım…


ve Sevdiğim esas bu alıntı hz Meryem as. nın mucizesini anlatıyor bence..tabii esmaların ve mitolojinin açıklaması için muhteşem açılımını almazsak…hz Meryem’de olan şey bir erkek çocuğunun dünyaya gelmesiydi..ve ..
Sevdiğim.. mitolojide okuduklarımda anlayıp hissettim ki kız çocuk nadirattan da olsa olabiliyordu..aslında bunu tapınak bakiresiyle birleştirince anlamları anlayabildim ..lakin, erkek çocuk asla….bu da gelecek nesilleri ilgilendiren bir durum belkide..
geçen freş nane ferah bahar ın okuma bayramına gittim..4 birinci sınıfın nerdeyse  4 de 3 ü kız çocuktu..hayretle baktım..ve bunları tefekkür ettim tabii…

Sevdiğim.. anlatmak istediğim ;geçen hafta tasarladığım ,hemen hiçbir şeyi yazamadım. Ama biliyorum ki Sen anladın..bunu geçip geçemeyeceği bilemiyorum tabii..ama bununda bi önemi yok ..bir gün benim gibi meraklı biri ,kafayı yer, ben gibi araştırırsa sadece sapık kişilerin anlamlarını internette bulmasın..ben gibi doğruyu bulmak için,  yüzlerce hata yapacağını bilse de ,Allah için  Allahlı sembolleri anlamaya çalışsın..benim hiçbir ilmim olmadığından ancak bu kadar yapabiliyorum..ama ilmi yetkin olanların bunlarla pek çok gence ışık tutacağına inanıyorum..her şeyin bir başlangıcı vardır..ama doğru, ama yanlış ..önemli olan saf niyet ve o niyet üzerine sadakatle ısrarla ,az az,  Salat-u Daim üzere olmak dır da değil mi Sevdiğim….ne kadar…O  kadar.....:)

Sevdiğim.. her şeyim..benim sanki yazacak hemen her şeyim bitti..diliyorum ki Sana olan sevdam bitmesin..aminn..

Sevdiğim başta yazdığım o maili kopyalıyorum.. yazısını da ekliyorum..ve teşekkür ediyorum..



*Fikri Baba( Medli Baba-Seçlı Baba)K.S hazretleri ile alakalı yazınızı tevafukan okudum.Çok Teşekkür ederim.1994 yılında kurmuş olduğumuz İskenderun Mevlana Vakfı banisi Necip Baba(Terzi Baba-YÜZBAŞIOĞLU)"dan dinlemiştik.2,5 milyon ihvanı olan bir zattı.Yemen ve Kanal savaşlarına katıldığını,uzun saçlarının olduğunu anlatmıştı.Medli Baba hazretlerinin yetiştirdiklerinden Hasan GÜRLER efendimizi 1 yıl önce kaybetmiştik.Kabri ,hemen Fikri Baba"nın bir kaç adım ön tarafında.Bugün Fikri Baba hazretlerini tanıyan pek az kimse kaldı.Yazınız için  tekrar teşekkür ederim….Yazınızda bulunan Mezartaşı Kitabesi'nin sahibi.Metli baba.


 Kur'anın yasak olduğu devirde güzel bir işaretle(ki bize anlatılmıştı)6666 adet Kur'an kitabını matbaada bastırıp Tüm Türkiye ye dağıttığını(Hz.Piri ziyarete gelenlere gizlice) ve hadisenin ortaya çıkması üzerine tutuklama istemi ile Adliyeye sevk edilip,duruşma esnasında duruşma idare eden Hakim beyefendinin başına elindeki Bostonunu uzatıp hafifçe değdirmesi akabinde haşin olan bu zatın çok mülayim bir hale geldiğini ve Medli Baba'yı serbest bıraktığı ifade edilmişti.Bu hareketin daha sonra manasını soranlara "Bostonumla Hakim efendinin başına temas ettirdiğimde Cenab-ı Hak onun beyninde iman şubesini açmıştı" şeklinde ifadesi mevcut.

***.6666 adet Kur'an kitabının basımı işinin öncesi şöyle idi:FİKRİ BABA hazretlerine 6666 adet Kur'an kitabının basım ve dağıtım işi kendisine Manada yahut aşikaren deruhte edildiğinde hazret düşünür:"Bu işin Maliyeti yekun arzeder.Mali imkanı hiç müsait değil".Bir akşam Kapı çalınır.Tanımadığı birisi kapıdan bir Bohça(şimdiki deyimle paket)uzatır.Nedir ?diye sorduğunda,kapıdaki zat hazreti haşlar ve gider.Baba efendi bohçayı açtığında içinin para ile dolu olduğunu görür.İşin mali kısmı halledilmiştir ama,Kur'anın bulundurulmasının yasak olduğu bir devirde bu işin basımını kim üstlenecek.

Vaktin Konya'sında 3 tane matbaa mevcuttur.İlk ikisi derhal reddederler.Çünkü matbaanın elden gitme tehlikesi var.Üçüncü matbaacı kendisisine uzatılan Paranın yekununa tamahan işi kabul eder.Anlaşırlar.Gece çalışacaklardır.Matbaanın bir cephesi ana caddeye,diğer cephesi ara sokağa açılmaktadır.Polis,cadde kapısından gelecek olursa arka kapıdan,sokak tarafındaki kapıdan gelecek olurlarsa cadde tarafından kaçacaklardır.Bu mihval üzerine basım işi kazasız belasız sonuçlanır.Dağıtım işine gelince ,Fikri Baba hazretleri dağıtımını yapacağı Kur'an nüshalarını gazete kağıdına sarar.Mevlana Efendimizi Ziyarete gelen ziyaretçiler arasında gözünün tuttuğu şahıslara yaklaşır.O kimsenin koltuğunun altına kitabı sıkıştırır yoluna devam eder.Kitabı alan şahıs Fikri Babayı tanıma fırsatını bulamaz.

Dağıtım işi nihayete yaklaştığında,İstihbarat elamanları Tüm Türkiyeye Kur'an kitabının bir şekilde bastırılıp dağıtıldığı hususunu tespitle Konya kaynaklı bu işin merkezine ulaşarak Fikri Babayı yakalayıp,Suç üstü hükümleri gereğince hemen adliyeye sevk ederler.Sonrası malumlarınızdır.Baba hazretlerinin elinin değdiği son nüsha bir yerde emanet.Fikri Baba ikliminden bugünlük bu kadar.



Üçler mezarlığının çapraz ucundaki zat.Mürşidimin mürşidi.Baba efendi dediğim Necip Baba(yaşı 82),Medli baba hazretlerinde temayüz eden 12 kişiden biri.Kendisi MEVLEVİ.Anne tarafından evladı Resul.Türkiye'deki tüm  ehli irfan tanır. En çok da Medli Baba(Fikri Baba)hazretlerini tanır.Hülasa Medli BABA ,halen Ruhumuzun Beslendiği kaynak.Kendisini tanıyanları tanımaktan haz duyarım.Umarım sizlere yük olmuyorum.Ben güzel ve antika mobilya yapma kabiliyeti olanlara malzeme taşıyorum.....Selam ve dualarla.........((Av.Şemsettin KESER))

nur cihan/12.6.2011

 
nuralem7@hotmail.com

***********


MEHMET METLİ DEDE

ZATI HAK NURİ KEMALİ MUHAMMETTİR AYAN
SIRRI MARİFETULLAH CEMÂLİ MUHAMMETDİR BEYAN
FEYZİ HAK NURİ MUHAMMETTEN TECELLİ OLUPDUR HİKMETDEN
BU KEMALİ ANLAYAN MARİFETULLAHDA ZÜMREYİ İRFAN
NURİ MUHAMMET SIFATULLAHDA OLUPDUR ZATI HAK
ZATU SIFATULLAHDA TEVHİT OLUPDUR MUTLAK
SEN ANA ÜMMET OLURSAN SIRRI KEMALULLAHA BAK
KALBİNE NURİ İMAN DOLAR MUHAMMET SEVGİSİNDEN MUTLAK
CANI GÖNÜLDEN SEV PEYGAMBERİ SITKILE EYLE İMAN
KUDRETULLAH AKIL VERMİŞ HAKİKATA ETME GÜMAN
NURİ ZATI MUHAMMETTİR .SIFATULLAHTIR REHBERİ
EF’ALİ KEMAULLAHDIR SIRRI MARİFETULLAHDA HÜNERİ
HİDAYET YOLU BUNDADIR. SITKILE SEV PEYGAMBERİ
SITKILE SEVENLER PEYGAMBERİ NURİ HİDAYETTİR REHBERİ
EHLİ KÂMİL OLMAK İSTERSEN SEN HEMAN
EHLİ BEYTE KURBAN OL CANI GÖNÜLDEN SEV AYAN
ANLARI SEVEN KİMSELER HAKKA YAKINDIR Bİ GÜMAN
CANİ GÖNÜLDEN SEVENLER ÜMMET OLMUŞTUR AYAN
DOSTUNA DOST OL DÜŞMANINDAN OL IRAK
EHLİ BEYTİ SEVMEK İLMİLE DÜNDE BUDUR HAK
EHLİ BEYTE MUHİB OL ANLAR EVLADI MUSTAFADIR
KİM EHLİ BEYTİ SEVMEZ İSE TAATLARI HEBADIR
NURUNDAN HEM YOLUNDAN GELEN HEM EHLİ RESULDUR
EHLİ BEYTE BAĞLANMAK YÜZÜ AK KALBİ NURDUR
AYNI MUHAMMET ZATIDIR SIFATULLAHIN NURUNDAN Bİ GÜMAN
SIFATULLAHDAN TECELLİ ZATINA MÜNZELDİR KUR’AN
MAAZİ KUR’AN TECELLİ ZATINDAN OLMUŞTUR AYAN
LEVHİ MAHFUZDUR ZATI SIFATULLAH NURUNDA Bİ GÜMAN
HAK KEMALİN İZHAR EDER MÜKEVVENATA AYAN
ZATULLAHDAN TECELLİ VAHYEN MÜNZELDİR KUR’AN
TEVRAT ZEBUR İNCİL ZAMANINDA ETTİ AHKAM
KUR’AN MÜNZEL OLUNCA ANLARDAN FES OLDU AHKAM
KURAN HAKKI İÇİN NURİ MUHAMET ZİYA ETMİŞTİR HEMAN
MANAYI LATAFETİ FESAHAT BELAGATİ İLE OLDU AYAN
TÛLU ETTİ ALEME SIRRI EKBERİN NURU
SIRRI MARİFETDEN GÖSTERDİ ÜMMETİNE DOĞRU YOLU
NURU MUHAMMET OLMUŞTUR ÜMMETİ MUHAMMET REHBERİ
GAYRİ REHBER ARAMA HAZRETİ MUHAMMETTİR ÜMMETİN REHBERİ
MAZHARI TAM BİR GÜNEŞTİR PARLAYIP TÛLU ETTİ CİHANA
SEN REHBERİ BULMUŞ İKEN HAK TEVHİDİNDE ETME BAHANE
GAYRİ MÜRŞİD YOK DURUR NURİ MUHAMMET GELDİ CİHANA
EHLİ BEYİT EVLADI RASÜLDÜR ANLARI SEVMEK İÇİN GELDİK CİHANA

HAK SEVGİSİ İLE ERİŞİR NURİ İMAN VARINA
SEVMEK İLE ERİŞİRSİN HER DAİM SIRRI EKBER DARINA
MUHAMMET FİKRİ GARİP MET EDER EHLİBEYTİ
ANLARI SEVMEK HEM RESULULLAH SÜNNETİ
ANLARI SEVENLER CİHAN İÇRE BULUR ÂLİ DEVLETİ
DEVLETİ İKBAL OLUR HEM ARTAR NANÜ NİĞMETİ


DAREYN İÇRE BULUR HEM ÂLİ DEVLETİ
CENNET İÇRE MAKAMI DERACAT ALİYEDİR RİF’ATI

HAK CEMALİN GÖSTERİR DAİM OLUR ŞÖHRETİ
CENNETÜL BAKİDE İKRAM OLUNUR HAKIN BÜYÜK NİĞMETİ

MEVLEVİ MÜRŞİDİ KUTBUL ARİFİN VE GAVSI AZAM MUHAMMED FİKRİ METLİ

****************
Efendim selamlarla, bugün küçük Kabe olduğuna inandığım Konya’dan yazmak istiyoruz..
Geçen yıl, aralık ayı ilk haftası aniden bir Konya daveti almıştık ..Giderken Dost-u Ali mi aramıştım, orada neler yapayım diyerek..Bendenize selam ısmarladı.Ve orada Muhammedi Fikri Metli Dede vardır..O’nun da kabrini ziyaret ediniz ve selamlarımızı iletiniz dedi..

Bizler yola çıktık..Bu ilahi turizm de otobüs dolmadığı için, tesadüfen davet edilen bizler, meğer ne bahtlıymışız sonradan anladık tabii..Otobüs mevlevi sufileri ile doluydu ve başlarında bir Mevlevi Dede Efendi vardı..Tur rehberimiz ise bir mevlevi sufi bayan dı..

Dost u Alimin gitmemi istediği Metli Dedeyi sordum..Gülümsediler..Metli Dede, zaten bizim tur rehberi hanımımızın ilk mürşidi değil miymiş?”

Yarın ilk önce Şems Hz lerini, daha sonra da Metli dedeyi ziyaret edeceğiz “dediler..
Çok şaşırdık tabii..Üzerimde emeği olduğuna inandığım bu “ZAT-ı A’Lİ RUH “u yazmadan ve O’na teşekkür etmeden geçemezdim..

Sabah mevlevi hanımların grubunun peşine takılarak kabristanlıkta kendilerini ziyaret ettik..Öğrencileri kabrin başında derslerini yaptılar..Dualar edildi..Ben onlardan biraz mesafeli, bir kabir taşında oturmuş etrafı seyrediyordum..

Bir beyaz güvercin gördüm..Öyle duru beyaz bir güvercin..Hiç kıpırdamadan bizlere bakıyordu.Tevazu ile yol kenarına, yere konmuştu..Güvercini benden başka kimseler görmüyordu..Çünkü ben grubun sonundaydım ve yüksekçe bir yerde oturuyordum..Güvercin de hanımların zikrine eşlik ediyor başını öne arkaya sallıyordu..Kardeşime işaret ettim o da sessizce O’nu kameraya çekti..Çok hoş ve zarif bir ZAMAN dı...
.....................................................
Daha sonra ilahi tur rehberimiz, Metli Dede nin öğrencisi olan bu hanımla sohbet ettik..Metli Dedeyi bize anlatmasını rica ettik..

Mehmet Fikri Metli Dede nin en büyük özelliği dolabının olmasıymış..Gelenlerden istediklerini bu dolaba sokar ,kendi tayin ettiği müddet zarfında orada kapalı bekletirmiş..Dolaptan çıkardığı kişiler belli zaman içinde doğuşlar yaşarlarmış..Bu sayede çoğu hanım olmak üzere 650 kişi civarında öğrencisi, şiirler başta olmak üzere yazılar yazmaya başlamış..İşte bendenizde Konya’dan döndükten hemen sonra yazmaya başladım..Hala da yazıp duruyorum ,ne yazdığımı henüz anlayamasak ta yazıyoruz işte..:)

İstedim ki Hz. Mevlana etkinlikleri başlamak üzere iken bu yazıyı yazayım ve bana sunulan bu güzel imkanı anlatayım..Arzu edenler de böyle büyük bir ZAMAN ı ziyaret etsinler..

Bu yazıyı yazmaya karar verdiğim geçen hafta Metli Dede’nin kitabesini nasıl temin edeceğimi düşünüyordum ki; Manevi Babam Ali Öztaylan yazısını okuyan ,Konya’da oturan Emel Aydemir Hanım ve arkadaşı Binay Hanım, bana mail atarak Metli Dede’nin kabrinin yerini sordular..!! İşareti aldığım:) için yerini kolayca tarif ettim ve kendilerinden bu işi rica ettim. Bana resimler çekerek ve çok uzun olan kitabeyi baştan sona kaydederek yolladılar..Kendilerinden Allah razı olsun inşallah ..


Metli Dedenin muhakkak bir bildiği vardır diyoruz ve hepinizi A’li selamlarla selamlıyoruz...Kendisinin ruhuna bir fatiha üç ihlas hediye okuyoruz ..Aminnnn...

Nur Cihan
5 . 11. 2008

5 Haziran 2011 Pazar

ŞEY’lerin GÖRECELİ TEKAMÜLLERİ MASALI-16



ŞEY’lerin GÖRECELİ TEKAMÜLLERİ MASALI-16

Merhaba Sevdiğim ve Merhaba…ben iyiyimJ..çok acaip bir hal içindeyim.. artık cemal peşinde koşmayı reddedip, irade-i ses ve harflerimin anlamları peşinde koşacaktım ya hanii.. ne yazık ki çarkımı yine terk edip, cemal için kapına geldim..yani ben gelmedim aslında..bu hafta yine Seni terk etmeye karar vermiştim..ne yazık ki; Seni terk etmeyi düşünürken,diğer yanım daha sıkı bir bağlılıkla Sana doğru çekiliyordu ve yazmamak için direnmeye çalışırken ve ben bir şeyleri anlamak için okurken ve yorulmuş gözlerimi dinlendirmek isteyip tam makineyi kapatıp çıkacakken, birden kendimi yine Sana yazarken buldum:)…(böyle acaip cümleler kurabilen beni, nasıl okuyup seviyorsun hep hayret ediyorum SevdiğimJ)oysa Sen yoksun..Sen olmayınca bende olmayacaktım, öyle karar vermiştim..ama benim hiçbir kararım uygulanamıyor ne yazık ki .. hassalarınıza icabetin farz oluşu misali, bibeni garip tutiye verilen hiçbir sözü vaadin gerçekleşmemesi ne acaip bir iştir……sitemkarız Efendim..


ve Sevdiğim.. bir tuti anlamış ki bu hafta; onun kafesine hiçbir zaman kapı-parmaklık-duvar  olmadı, olamazda..meşrebine aykırı zira.. ve bilirsin ki onların kanatlarından bir telek çekilip alınsa asla uçamazlar, hep yürürler..bir gün teleği yine uzasa, belki, artık uçmayı bile  dilemezler.. çünkü onlar eve aittirler..ve aslında onların kanadından alınan o bir telek OKU kalplerine-DİL-i GÖNÜL  HİKMETİ MUHABBET HUU ya  saplanıp AH olmuştur..A(elif-I)  kalemi, H(hüve-O) Arşı Rahman-ı Gönlüne damla olmuş, kendi  tutiyasını akıtıp, kendini yazıp- döne döne” huuu huuu huuu “diye diye kendini OKU muştur..

*illa ben teknik maddi ilimle anlayacağım diyenler içün:bilgisayar yazılımları hep 10101010….diye olurmuş öyle anlattılar bana daJ .. ben hiiç bilmeden inandım amaJ…-
*********************
 ”Çintemani”, Ejderhalar Kralı’nın incisidir. Bu inciye sahip olan iyi kalpli biriyse, dünyanın bütün hazinelerine sahip olur.  Çintemani neden seni bu kadar ilgilendiriyor bakayım?


-Yoksul, acı çeken, hastalıklı insanların haline dayanamıyorum. Onlar için bir şeyler yapamazsam ölürüm daha iyi, demiş Kalyanamkara.
Ejderhalar Kralı, Kalyanamkara’yı çok sevmiş. Ona kulağındaki küpeyi çıkarıp vermiş.
- İşte, demiş. Cintemani budur. Eşi, menendi olmayan bir büyük incidir o. Yalnız, onu sadece iyi insanlar kullanabilir. Kötülerin elinde süsten başka bir şey değildir. Götür git, yoksul ve hasta insanlara yardım et! 
-  Kötülere de İyi Olma Şansı Vermeliyiz -…………
Koştum eve vardım, “Baban doğdu.” dediler. Kucağıma bir yumurta verdiler. Yumurta elimden düştü. İçinden kocaman bir horoz çıktı. Kovalamaya başladım. Taş attım değmedi, ceviz attım. Cevizden kocaman bir ağaç bitti. Üstündeki cevizleri düşüreyim diye bir taş attım, değmedi.  Toprak attım, ağacın başı tarla oldu. Kimi dedi: “Buğday ek.”, kimi dedi: “Karpuz ek!”… Akıl veren çok oldu.
 Karpuz ektim. Tarla öyle karpuz verdi ki develer taşıyamadı. Karşıma yoksul ve aç bir adam çıktı. “Karpuzundan versene.” dedi. Bir karpuz verdim, bir ordu yedi, ama bitmedi, yarısı arttı… Cömertlik ettim, malım azalacağına çoğaldı.
Ben de bir karpuz keseyim dedim. Keserken bıçağım içine düştü. Elimi uzattım, alamadım. Gözümü yaslayıp baktım, göremedim. Kendim girdim. Yedi sene dolaştım, bulamadım… Başkasında çok olan bende yok olup gitti. “Her şeyin değerini, onun yokluğunu çeken bilirmiş.” dediler.

bir Uygur masalından alıntıdır…
**********


ve çocuk yeni bir masal haftası güncesine girmişti..göz göreceğini görmüş, murad hasıl olmuş, devran devretmişti..birdee, feleğin değirmeninde buğdayı daha bir ince çekilmiş; hanedanı rondogiller, ayine-i saykal  işçiliği için emek harcamışlardı ya hani Sevdiğim..teşekkür ediyorum..onlar beni öyle iğne iğne, delip-kesip –biçmese, ben benlik kibrimle kim bilir ne olurdum değil mi?.....bu sabah yine onun, yeni rondolama çalışmasının saçlarımı ne hale getirdiğini terennüm ettim(o ağacın odunsu köklerine dönüşüyordu sankiJ…ıyyyyy… ..Sevdiğim, Senden Sana sığınıyorum ..ben ayn’a felan olmak istemiyorum inan..sadece Seni uzaktan celvette I ve gizlice yakın- halveti o’ da sevmek istiyorumJ)..o kadar ..başka hiiç bişi istemiyorum inan..

veee..hayal oku….devir şehrimizin fethi zamanı ya ondan.. Ukrayna’lı (oklaşmış halk)…İstanbul tarihi dersinden tanıdığım hristiyan bir Ukraynalının evindeyim..eski zaman evi restore edilmiş..henüz içi bomboş..çocuk koltuğa oturunca bir anda nadide nakışlı örtüler, vazolar ortaya çıkıyor...yüksek tavansa  değişik, üst üste geçmeli, güzel..üst asma kattan bir sancak asılıyor..eskimiş filizi yeşil ile solmuş sarı üzerinde, sanki unsurlu hat kuşaklı I+I desenler var..terzi adam sancağı çekip alıyor..yenileyip tamir edecekmiş ..ne yazık ki sancak öyle eskiymiş ki el sürünce yok olmuş..Ukraynalı olan, çocuğa:” bize yeni bir sancak resmi çiz”  diyor..çocuk parmağı ile karanlığa, "içiçe üç hilalli çintemani" çiziyor…evine dönerken bir de görüyor ki; onu çok seven Ukraynalılar çantasına o nakışlı örtüleri ve vazoları hediye koymuşlar..utanıyor..

ertesi sabah ..Perşembe ..1 Receb..""Kutbiyet Sancağı Seninmiş Sevdiğim"".. hayırlı, uğurlu, daim olsun ve aminn….öyle korktum ki beni bırakacaksın diye..darmadağınık oldum..Seni görüp konuşamadığım için mahvoldum.. postacı kapıyı 3 defa çalar ya edeben, ben edebsizin 10 defa çaldım..hatta 10 larca defa yine yine  çalabilirim..istedim ki bana bağır ,sinirlen ,kız  ama yine de benden vazgeçme…ve hatırlatırım lütfen:”artık yola beraber devam edeceğiz,birlikte başaracağız” demiştin ya hani..ve “hiiç bitmeyecek” demiştin sakın unutma…
ve Sevdiğim ben uyanırken şunu da anladım bak..Evvel Zamanımın üç telden (ikisi gümüş, ortadaki sarı idi) alyansını..aslında onlar üç nikah akdiymiş..üç hilal manasına sahipmiş o..üç aleme tasarruf eden ..yani bilmiyorum ..öyle anladım birden nedense Sevdiğim…Sen bana doğrusunu öğret diye yazıyorum..

Sevdiğim, Senin bana kurduğun o küçük sema tahtası ve damlanın miracı vardı ya hani..ben bir damlanın, bir denizde, bir hiç olduğunun aslında bilincindeyim..ama bu yola başlarken okuduğum Pirim Efendim, dersdeşim Hz Geylani Hocamın bir kitabında sık sık şu yazıyordu hani..her defasında ne biçim ağlardım o vakitler, okurken bu kelamı..derdi ki:”sen hiçbir işe yaramazsın..senden bir şey olmaz..ama sensiz olmaz ..sende gel..”işte damlacıklık böyle bir şey Sevdiğim..bilirsin ki aslında:Sevgilinin Ummanı GÖNÜL dür..ve sen, o gönlün içindeki damlacık hikmetlerinden bir hikmet-sevgiden, aşktan başka bir şey de değilsin..seni de anmış,senide sevmiş ,seninde çorbada tuzun olsun istemiş..seninde alınacak hazdan bir karın olsun dilemiş..ve Sevdiğim, bu minik damlacık Senin gönül ummanında bir adacık da aynı zamanda..müstakilen ferdi,birlikte ise  camii cumhuriyet mazharı hem de..ve kendi damla-i daire Sardunya ADAM da, kendi sancağım olursa bir gün; onu diktiğim yer Senin gönlün olacak tabii..ama bu ada damla(o) biliyor ki, sonsuz damla adanın içinde sancaktan(I) göz gözü görmüyorJ


ve Sevdiğim hatırlıyor musun?. geçmiş masallarımdan birinde hepimizin bir kutup olduğunu anlatmıştım ya hani..işte şimdi onun yeni açılımlı halindeymişiz, onu bile anladım..hani Nasrettin Hocaya “dünyanın merkezi- kutbu neresidir?”  denmiş..oda:” eşeğimin sol arka ayağının bastığı yerdir “demiş ..işte o maksat; her şey bir daire ise eğer, bizde dünya tekerleğindeki noktalarsak yani, o vakit her birimiz olduğumuz yerin, mekanın ,zamanımızın kutbuyuz da değil mi?her evin bir maddi bilinen çekim alanı merkez kutbu, zahir-aşikar kişisi vardır..birde genelde bilinmeyen, iplenmeyen, hor ve hakir görülen, oysa; malın, mülkün, işin beti bereketi onun hatırına eve gelen batın –gizli kutbu da vardır değil mi? …ve oturduğumuz binaların ,semtlerin,şehirlerin,ülkelerin,kıtaların ve kainatın kutupları da vardır..yani piramit.. çokluktan yukarı, teke doğru,  darala darala bir tek kutba doğru gider.. tüm sancakların altında toplandığı Tekbir Tevhid Liva ül Hamd Sancağına …

işte o gönül batını kalp arşı rahmandır..ve RAHMAN ARŞA  İSTİVA ETTİ..
ve kalpler ancak O’nu anmakla mutmain olur..ve kalpleri iki parmağında halden hale sokan da O’dur..

Sevdiğim  hatırlıyor musun?. kalbi yerinden fırlayıp karşındakine atılmak isteyen birisi demişti ki:”benim kalbim Size gelmek istiyor”.. gülerek denmişti ki:”tut o kalbi, o sana lazım”..Sevdiğim ben o zaman şunu yaşamıştım bak..kalbim bağımsız bir organdı ki, bunu Seni tanıdıktan sonra anladım..o yerinden sökülüp Sana doğru, bir çocuk gibi ellerini açmış koşmak, Sana kavuşmak istiyordu..bazen bunu öyle çok istiyordu ki; onu incecik bir ipin tuttuğunu bile hissediyordum biliyor musun ve hatta şimdi şuan yazarken, o ipin acısını hissedip de hatırlayıp Sana bunu yazıyorum..ne tuhaf..demek ki o, bunu da kaydetmemi istedi..Yaratanın kitabında” onlar kalpleri ile anlar” dedikleri şey sanırım bu..kalbim bile masala kayıt olmak istedi demek kiJ..teşekkür ediyorum sevgili yorgun kalbim……


bir vakitler,Evvel Zamanımın mahremi demişti ki:”sor bakalım Ali Amcana kalpler çalınıyormuş,nasıl çalınıyormuş?..o bana bunu hiç anlatmıyor, sen sor ..sana anlatır” demişti hani..çocuk sormuştu:” öyle bir şey olur mu?” diye..Evvel Zaman: “evet.. kalp çalınır” demişti..çocuk hayretle:” ne yapmak lazım korunmak için peki ?”..cevap şöyleydi:” herkese  kalp kalbe yakınlaşmamak lazım ..kötü niyetli kişilere kalbinle yönelmemek,yan durmak  lazım “...
işte Sevdiğim ..ben evvelki gün, Evvel Zamanıma okuduğum ilk hayal defterimi baştan sona tekrar okudum..bazı şeylerin başlangıcını bulmak adına yaptım bunu..unuttuğum pek çok şeyi hatırladım..kalbimden kopan o bir parça pembe etin, gece yarısı nasıl beni acıyla ağlatarak uyandırdığını..o gece yapıp, bir defa asla yapmadığım gece yarısı Evvel Zamanıma telefon açışımı ve sanki bekliyor gibi telefonu açışını, beni dinledikten sonra; hiç bilmediğim duymadığım kalbin altın anahtarları ile kalbimin açılması için yaptığı o duayı..o kopan parçayı yerine takmayı başarmamı da..ve hayatımda ilk defa doğduğumdan beri tutkuyla yapıştığım evimi,her şeyi, hiçbir şeyi düşünmeden üç gün terk edişimi..sabahlara dek hiç durmadan ağlayan bana,kardeşimim İstanbul’u turlattırışını..hiç dinmeyen ve aylarca süren kalp acımı…

Sevdiğim ben aşkı da okudum yine…aşk verilişini.. o esnada Kur’an dan Tövbe Suresinin son ayetlerini okuyan  erkek sesini.. vahşi bir cezbe ile zikreden-gözleri mıknatıslı gülen –cazibe-i ışk- yalap yalap vecihli  arabi halayık genç kadını.. oğlan çocuklarını..veee …benim neden Senden kaçmak için her çamura girip çıkışımı anlamaya çalıştım Sevdiğim..Sana gelmemek için senelerce herkese koştum, neden?...Senden neden o kadar korktuğumu anlamak istedim..aşk çok mu can yakar pekiii?..o dayanılamayacak kadar kıskanç ve güzeldir, o yüzden mi?....
………….
ve rüyadan çıkmak için büyük bir ızdırapla saate bakanı..rüya görüyoruz..çıkacağız.. diyenin acısını..karşıdan gelen latif gönlü sarayı..
…..
Birde Sevdiğim defterimde Latif Amcamın yazılarını buldum..şiir istemiştim..o sadece bir sözü Türkçe yazmış diğerlerini Osmanlıca sanırım..onları Demirli hocaya okutturacağım, o zaman yazarım ..bir cümlecik hatırası burada yaşasın inşallah..(1 haziran..ne tesadüf , O’nun yıldönümüJ)..hayallerimin konuşma arkadaşı ve o gün O’nunla gelen birde Sen vardın ki Sen bu hayali henüz benden hiiç duymadın…

İlim, bizatihi hadi değildir
Vahyin  irşadına muhtaçtır..

Sevdiğim, geçen hafta uyanırken..”tüm mabetler yıkılacak”..bunu başından beri peşinde dolandığım o cümlede buldum.”Bana dünyadan üç şey sevdirildi” deki iki müennes ismin arasındaki bir müzekker vardı ya hani.. lütfen hatırla ..çok teşekkür ediyorum Sevdiğim..hani her şeyin bittiği yer vardı ya..Evvel Zamanımın:” görüp göreceğin o ..başka bir şey yok..ama onun anlamı ciltler dolusu kitaptır..bunu bir anda da bilebilirsin.. parça parçada..üç ay da sürebilir, bir senede de yüklenebilir..bunu sana Ben bile söyleyemem”  dediği yer..o an..hani toprak heykeli adem yıkılmış toprak olup savrulmuştu ya ..

ben şimdi onca sembol den anladım ki:tüm kainat aslında cami, tapınak, mabed..ama gerçek mabed ise insan..tüm hücreleri, filleri ve niyetleri , amelleri kendisine ibadet edip kulluk ediyor..çünkü maksat yeryüzünde Allah’ın halifesi olan adem insanına secdedir..Adem şeytanın kavrayamadığını şeyleri-esmaları kavramıştı..şeytanın kavrayamadığı bir şeyde şu idi Sevdiğim..şeytanın kendisi de esmalardan oluştuğu için; bilse de bilmese de –isteyerek gelse, istemeyerek gelmese de alınlarından perçemlerinden tutulup getirip secde ettiriliyorlardı..şeytan da işe yarıyordu..çünkü iyinin, güzelin, kadrin bilinmesi için ona ihtiyaç vardı..onun sayesinde aşk “aşk olsun” diyordu ve aşk her şeyi silip affediyordu…şeytanın ş si aşk ın ş SİN den dolayı aşka hizmete icabet ediyor belki de en büyük kulluğu ediyordu…


ve Sevdiğim ben artık bir nebze sema-i tesbih-i deryayı anladım sanki. toprak Adem-İ  suret putunun yokluğa mahkum oluşunu da bir nebze söktüm gibi..velakin gelgelelim bir türlü baki  kalan vechin deki o tecelliyi anlayamıyorum..iki müennes arasında- bir müzekker kelimenin- bu halinden dolayı= cümlenin müennes hükmünde sanılmasından ise bir netice çıkartabilirim ama bir türlü yapamıyorum.. aslında, bu masalında tam vakti 3 AY lara denk gelmesini hikmete değer buluyor ve haftaya kalan arkeolojik buluntularımı Sana sergilemeye çalışacağımı umuyorum inşallah..bana yardım et lütfen..çok zor..inan çok zor..ben o üçlüyü çözemiyorum, kaç sene oldu biliyor musun?ben kadın olduğum için mi tecelli öyleydi bunu da anlamak isterim ki, orada cinsiyetin ne hükmü olabilir, değil mi Sevdiğim?..işte….
………..

ve Sevdiğim birde tapınak anası varmışJ Ya Rabbim.. bu sembol yeni.. fakat bunun sembol mitlerini  biliyorum.. haftayaJ)..bunu Rahim esmasının tecelligah makamı olarak algılayabilirim ki bunlar annelerdir..ve annelik,  çocuğu olsun olmasın tüm kadınlara verilmiş bir hediyedir.. Sevdiğim.. ben bunu izninle burada farklı bir şekilde anlamak istiyorum tamam mı?Sen bana kızmazsın biliyorum..ve Sana sonsuz teşekkür ediyorum..neden mi?

kaç sene evvel sanat tarihi dersine gidip, orada ilk derste hocaya demiştim ki hani:”bu tanrılar Allah’ın esmalarını anlatıyor değil mi?”o tüm tarihi yalayıp yutmuş, madden çok yetkin hoca da bana öyle anlamsız ,öyle bomboş,öyle kötü bakmıştı ki Sevdiğim.bir anda ondan soğuyup, tüm isteğim tuzla buz olmuştu hanii..bir daha o derse gitmemiştim de.. anlamıştım ki; o  ve onun tarzında  maddi eğitim almış biri dilediği kadar konusunda uzman olsun, bana , istediğim mana ilminden hiçbir şey öğretemezdi..ama o ders senelerdir çok içimde kalmıştı..ve Sevdiğim ben bu hafta fark ettim ki Sen, benim bu eksik kalmış yanımı da  tamamlıyorsun..birlikte tasavvufi tevhidi bedii sanat tarihi dersiJ yapıyoruz. öğrenebildiğim yegane tarz böyle  görerek olduğu içinde  önemli.. hem de bu konuda islami kesimin ne kadar umarsız,ne kadar eksik,ne kadar uzak kalmış olduklarını da anladık böylece değil mi Sevdiğim..

ve ben dilerim ki İslam aleminde bir HU ÜNİVERSİTESİ açılsın..nefes ilmi ,hikmeti sanatı öğretilsin..niyeti sesin nasıl maddeye dönüştüğü de..amin demen lazım Sevdiğim AMİNNNN..


bence sembol- simge ilmi en büyük ilim.çünkü her varlık aslında bir mecaz bir sembol..eğer öyle olmasaydı hiç Efendimiz Hazretleri:Ya Rabbi bana eşyanın hakikatini öğret “der miydi?
hiçbir lisan bilmesek bile, zaman mekan tanımaksızın aynı anlamları hepimiz anlayabiliriz..ve sembollerin aslında tek bir sembol olduğunu da anladım Sevdiğim..iyiye yada kötüye yorup esmayı-kimyayı edeble kullanmak ve edebsizce kullanmak arasında cennetle cehennem kadar fark var sadeceJ……

yani pek çok sembol tekamül ediyor, yine tek bir sembole “yıldızı gül Mührüne” dönüşüyordu..ve bu TEVHİD YILDIZININ kelime olarak anlamı BismillahirRahmanirRahimdi..Demirli hoca bize demişti ki Sevdiğim:” Yaratan “KÜN” der “ol”ur ..bu emrin kullardaki mazharı besmele dir..kulların kün emri gibidir besmele yanii.. bu sembolün zikri ise Kelime-i Tevhid idi..ve tüm her şey bu mananın açılımı ile, bunun çarkı felek, 4 unsur, rüzgar gülünde dönüyordu..dairenin merkezindeki asılı bir nokta olan insan yavaş yavaş tüm sembollerini tamamlayarak (+),uyanarak kıyam (T) oluyordu… ama esas olansa baki kalan vecihdi..ve vech yüz demek olduğu kadar yönelmek de demekmiş ya hani Sevdiğim..

insanların başlarını alsak; beden-vücutları ile sadece hiçbir kimliği olmayan varlıklara dönüşürlermiş değil mi?bizi tanımlayan hüviyetimizin sureti ise çehre-i vecih yüzlerimizmiş..ve aslında yüzümüzde de bir T hattı var değil mi Sevdiğim..hz Pir Mevlana:” her yanını at.. sadece gözlerin kalsın” der ya hani işte öyle bir şey..şimdi Sevdiğim T yi –şifa –genetik saf Turuku A’li (yüksek oklaşmışlarJ)ile tohumlanmış esmaların-DNA habli metin  tesbihi ali yolu olarak düşün lütfen olur mu?çok karışık oluyor biliyorum.. olsun..bilerek yapıyorumJ..kabiliyeti istidatım bunu gerektiriyor biliyorsun..yoksa canıma okurlarJ)……Sen bile Sevdiğim, Sen bile.. iyi ki henüz kabiliyeti istidadım açılmadı..iyi ki ayna olamadım ..iyi ki yamuk yumuk ve kirli kusurluyum..beni böyle sev bence..böyle sev.. gelebilecek olan istidadı mesleğim beni ürkütüyor Sevdiğim…o zaman daha çok yalnız olmak isteyeceğim ve kaçacak yerim bile ne yazık ki yookk…ve her varlık bilinmek ister..ne yazık ki ben kimseye bundan bahsedemeyeceğim….

nerde kalmıştık ..haaa ..(T) HATTI…işte kişinin iki kaşı arasındaki noktadan içeri akıp gelen darbeli yıldız hikmetleriJ……….Sevdiğimmm… beni tebrik etmelisin bence..bişey değilJ)..ödül olarak kırmızı akide şekeri isterim lütfen…

ve Sevdiğim.. ben Tarik yıldızı ve Şira yıldızının aynı şey olduğunu anladım..sanki biri batını, diğeri zahiri misali..bilmiyorum doğrumu?..bu idrakle alakalı bir şey bence..çünkü Yaratıcı Tekbir  O olduğu için, tevhid sanatında da o, şu, bu anlamlar ne olursa olsun, gelip gelip aynı şey oluyordu..bu işinde en muhteşem-en yüksek zevki bence ..hem Yaratanın sanatına hayran oluyor, dönüp yeni bir manaya aynı ama farklı bir zevkle mirac ettiriyorsun.. ve o işi yaparken de daha bir sürü bilmediğin yan esma-sıfat unsuru da bilme keyfi ile gönlünü daha çok hikmet-i nefesle zenginleştirebiliyorsun..ve asıl zenginlikte bu idi..
ayrıca merak etme.. buradaki maddiyat takıntımdan sürüne sürüne vazgeçmeyi öğreniyorum Sevdiğim ve aslında bu alemde hiç kimsenin bana bu mevzuu da yapacak bir şeyi olmayacağını da biliyorum..bu alemde bana Sen bile yasaksın; değil maddii eşyayı ,malı, mülkü…

Şira…şi’RA…şir’a…şuaRA..şuunatı feyz..sadece suretlerine bakıyorum Sevdiğim tamam mı?kurdun ve aslanın aynı şey olduğunu bir defa daha söylemek isterim..kurt aslana tekamülüne bence eski mısır döneminde girmişti..bu yıldızlara göre, piramitleri ve sfenks aslanı konuşlandıranların bildikleri bir ilimdi..şimdilik böyle anlayabildim seyrettiğim belgesellerden ..tabii birde gördüğüm o Sümerlilerin, aşağı Mısır ve yukarı Mısırın yaptıkları ölmeden ölme ritüelleri hayalimden..o hayalde anlıyordum ki  Sümerliler, eski Mısırdan öncede  vardı..ama Sümer den çoook daha evvel başka kavimler ve uygarlıklarda vardı tabii..Kur’an da bu yazar mesela..onların bazılarını bilebileceğimiz bazılarından ise haberdar bile olmayacağımız..geçtiğimiz yerlerdeki kalıntılara ibretle bakmamızı ister Yaratan Allah değil mi?peki bugünkü islam adamları neden Allahın bu sözünü yerine getirmiyor, bu dileğini emir kabul edip arkeolojide islami tasavvufi adamlar yetiştirip, gerçeği dünyaya göstermiyor, ona hayret ediyorum..

bu kelimelerdeki RA önemli bence..Ra rabbi bilmeyi, Rab=İLHAMATI RABBANİ FEYİZLER  ile iş görmeyi de anlatıyordu.RaBbini bilen ancak nefsinin hakikatini de bilebilirdi ki genelde bu ilimde çok az kişinin hakikatte kalabilmesi de bence RabBİ HAS esması yüzünden..çünkü belli mevkilere gelen hemen çoğu salik orada ben bilirim ben rabbiciliği yüzünden kalıyordu..istidatlarını asıl Efendi için değil ,nefs efendileri için kullanıyorlardı..ve onlara ;efendileri ne kadar gösterdiyse, hediye geri alınmadığından, ölene dek yazıp çizip anlatabiliyorlardı da..ama asla bir başkasına rablik mertebesine erişemedikleri gibi, kendi gördüklerini başkalarına da gösteremiyorlardı..yolda Asena=Aslan sız kurda kuşa yem oluyor ve olduruyorlardı..ve Sevdiğim almanca wolf hem “kurt” hem de “ol”  anlamına geliyormuş..ol ise ulu-ulullamakla eski Türkçe de aynı anlamada gelebiliyormuş(sanki a’li gibi değil mi Sevdiğim yani ben öyle anladım şimdi okurken)..lakin bunlar kesin değil sadece tesbitlermiş..ve ON(Ah..Io) kelimesi ise Öntürkler de kainat ,alem anlamında kullanıyormuş..

……………….

ve Sevdiğim şeytan-rahman …ikiliği bırak ..şaşı olma tek baktanJ baktığımda şöyle anlıyorum ki bu masonlar ve dervişler nüshamıza ek tabii..esma ilmi ,hz Adem as a Yaratıcısı Allah tarafından talim ettirilmişti..dolayısı ile ilk gerçek esma verilmiş ,yani manası tohumu, Maya-i Muhammed ile döllenmiş olan BİLEN, ANLAYAN, İDRAK EDEN, ÖĞRENEN VE ÖĞRETEN, MÜRİD MÜRŞİD , ADAM ADEM  yeryüzünde var kılınmıştı..başlangıç doğru idi, lakin bu herkes için değildi..talep ve edeb ve sadakat esastı..bu anlama henüz sahip olmayan herkes de de aynı mana ,aynı esmalar vardı üstelik..ama anladıkları, daha doğrusu çıkarımcı niyetleri ile anlamak istedikleri mana farklıydı..


bir şeyi ihsan- ihlas ile yani Allaha, Allahla, Allahlı iş yapmak yerine kendi benliğine hizmet etmek arasında dağlar kadar fark vardı..ilim tek idi ve hikmet esastı ya hani..onun sıfat elbiseleri ise boy boy, renk renk ve  kişilerin Yaratıcılarını anlamak –kabul etmek istedikleri ise  sonsuz  ZANLAR biçimdeydi..ve Yaratan her yarattığı kuluna, onun zannı gibi teceli ediyordu..

*********
“Az insan kaçabilir kaderinden ya da karşı çıkabilir korkunç baskısına Zodyak’ın;
  Çünkü yıldızlar araçtır Kader’in elinde, gelip geçen ne varsa oluşturan insanların dünyasında.

  Bütün bunların üstünde eğer ruhunun akılcı tarafıyla bir insan aydınlanacak olsa tek bir ışınla Atum’dan gelen,
  Bu tanırların işleri hemen hiç kalır yanında,çünkü güçsüzdür bütün tanrılar Yüce Işık’ın önünde.
  Ama az bulunur böyle insanlar.
  Çoğunu sevk eder, yol gösterir dünyasal hayatı yöneten tanrılar, kader’in araçları olarak kullanarak bedenlerimizi
   
Benim düşünceme göre, yine de, bize vazifedir doğrudan boyun eğmemek insan olarak bu halimizde;
  
Aksine, Tanrısal niteliklerin yoğun tefekkürü yoluyla kendimizi üstünde tutmak, tamamen ölümlü olan doğamızın….”HERMESİZM den alıntı”..

***
Sevdiğim ben hermetizmin=Hz İdris as ilminin, hz pir Mevlana’nın dediği gibi:” İdrisiliğin iblisiliğe nasıl döndürüldüğünü” tefekkür ediyorum  ne zamandır..ve artık Sana bunu yukarıda yazdıklarımdan da anladığın gibi anlatabilmeye çalışıyorum..bence su misali akıp gelmiyor anlam.. o yüzden henüz ham..olmamış yani..ama başlarsam, Sen, benim hatalarımı düzelteceksin ya ondan.. denemek istedim..
…
birde Satürn’ün hiç ağırlığı yokmuş..sudan bile hafifmiş..çünkü o bir gazmış..ve mitolojide o zamanı temsil ediyormuş..kronos du sanırım..ve Sevdiğimmmm..şimdi bak..

hani Yaratan der ya..kime hikmet verildi ona çok şey verildi..onlar Allah’ın nuru ile görürler.. ve hadis :müminlerin ferasetinden korkun ..çünkü onlar Allah’ın nuru ile bakarlar..


bilmiyorum anlatabildim mi Sevdiğim..bilmiyorum..hani Arabi hoca bir yerde demişti ya ben hz Nur’la tanıştım diye..acaba bu anlam o mu merak ettim sadece..tabii Sen merak ettiğim için  kızarsın biliyorum..sadece öylesine söyledimmm
J)………..

işte Sevdiğim..alıp verdiğimiz nefesi hawa ile biz Hay isek eğer ..aslında bizi besleyen ışık parçacıkları ,zerre-i ışıklar değil mi o zaman?..yani bizi her an var eden kün emri de bu tanrı parçacığı da denen kuantsal J)nur –şuunatı feyzler..buda , bugün hala, bir türlü inanamayan salakların gözlerine soka soka gösterip anlatıyor ki “bizim aslımız  ışık-nur..kun emri ilahisi..biz irade-i emredilen ve murad edileniz..kün un kullarıyız..yediğimizi sandığımız tüm gıdaların aslı da bizimle aynı esasında..varlık nur..nur ise aslında hikmeti aşk-ı Muhammedi muhabbetten başka hiçbir şey değil değil mi Sevdiğim.. eğer o kendindeki cemale aşık olmasaydı, hiçbirimizde bu varlık zannında olamazdık ..ne kadar şükretsek az..ne kadar hamdetsek az..”

ve Sevdiğim bu sürekli akıp gelen ve alemde, boşluk bırakmayan Ayasofia Hikmetevinin  bir özelliği var bence değil mi?sürekli akıp gelen şua- feyzler le çalışan insanların hepsi aynı derecede bu ilimden nasiplenemiyorlardı ..çünkü niyet has dı..ve ameller niyetlere göre işleme tabii oluyordu..ve hiçbir yaratılmış, Yaratıcısını ıskalayıp kandıramazdı.. çünkü onun mürekkebi kaleminde ne kayıtlı ise, o manayı yazan ve dileyen, bilende O idi..hiç kimse bana haksızlık ettin diyemezdi..çünkü o gerçek tek ve bir vücudun içinde nerede amil ise,  bu alemde de o manaya hizmet ediyordu..kimse yaratılış hikmetine ters bişi yapamıyordu aslında.. bilmeyen hiç kimse mesulde değildi..fakat hz İbrahim a.s, dileyen herkesin daha çocuk yaşta hanif tevhid inancına sahip olacağının Allah tarafından örneği değil miydi?yani bizim yaratılış fıtratımızda bu mana vardı..sadece bizim onu niyet edip talebi işleme sokmamız gerekiyordu..yani Yaratanla rabıta kurup, fişlerimizi O’nun ceryanı pirizne takmamız gerekiyordu..ve birde  Kur’an da bilen ama bildiğini Allah için değil kendi nefsi için anlamlandıranların varlığından da Yaratıcı söz ediyor değil mi Sevdiğim..işte asıl tehlikeli deccaller bunlar..bizim deccal çıksın beklentimiz hiç olmamalı.. çünkü asıl deccaliyet bizim içimizde bu ilme sahip olduğumuzu sandığımızda çıkacak olan yüksek samiri benlik deccalı olacaktır hiç şüphesiz..Mehdiyi beklemek anlamsız..sen benlik deccalını yenmeyi başaracak yüksek mana Mehdine bak..kendi kitabını oku,kendi hücrelerine kendi imamı Mehdin ol..

işte masonlar ve dervişler.. birde bizim dışı islam olup içi mason olan dervişlerimizin hali yani..bunlar ikisi de şiron-şion –sion—si10 -belki şira yani hikmeti bilen ve bu ilmi alan kişiler..ama hırsızlar..yol kesen haydutlar..bunlar yeryüzünün imarında çok çalışıp çok zengin oluyorlar..hikmete açık ve sürekli geleni icad –keşif ile değerlendirdikleri için yeryüzü onların sayesinde yükselip kalkınıyor sanki..ve islam alimleri yüzlerce senelerdir bu sembolleri-anlamlarındaki hakikati anlayamayıp reddedip, dar alandaki kara cahiliyete  ümmeti islamı sürüklemişlerdir.. ve haçlılar ile islam alemine giren batılı pağanist hristiyan çapulcuların akıllı alimleri; tüüm sembollerin hakikat sırlarını buralardaki sufi medreselerinde hatmedip, gidip ülkelerinde, bu ilmi kendi pağanist=bilerek anlam saptırma çıkarımları için kullanıp masonluğu kurmuşlardır..bu ilimle dünya yönetimini ele geçirmişlerdir…bizimse bugün:  o günah, bu günah diyen krumsallaşmış siyasitekelden yönetilen  islam allamelerimiz var..ve ne yazık ki biz  horlanan, cehaletle simgelenen, aşağılanan, tüm hazineye sahip oldukları halde bir zerresini bile kullanamayan kendini müslüman sanan ucube bir güruha dönüştürülmüşüz..

bu masonların yada satanistlerin suçu değil.. islamı anlayıp öğrenemeyen bizim suçumuz..bizim sorunumuz kendimizi beğenmeyip reddetme hastalığı..Yaratıcımızdan, Peygamberimizden utanıp, dinimizi saklamak sorunu..çünkü gerçek Yaratanı,gerçek Peygamberi,gerçek Dini ne bilmek istiyoruz nede dinlemek..bizim sorunumuz; o, bu, yada şu olma isteği..

oysa adam gibi adamlar çıksa ve bize deseler ki :Allah derdi ki;”ey insan senin adın Ayşe yada senin adın Ali..siz ikinizde Benim yarattığım aslı aynı olan tek bir varlıksınız..ben sende Ali yi murad ettim..Ali de Aliye has kıldığım, ona en kolay gelen, onu yormayan, meleke kesbettiği bir kabiliyeti ile görünüp bilinmeyi murad ettim..Ali bana kulluğunu öyle bilecek..onun rabbi hası o..ama Alemlerin Rabbi olan Kadiri Mutlak ise sadece Benim..mesela Ali bir aşçı..tevhid ehli..tüm malzemeleri tek bir manaya en güzel o getiriyor..o çok iyi kalpli..kötü zanna sahip değil ..o çok cömert..benim esmalarım olan sıfat huylarımı kötü anlayıp,kötüye yorup kurgulamıyor, onları kötüye kullanmıyor..o bu anlamda EDEBLİ..Benim esma hazinemden sanki kendi malı gibi hırsızlık edip Benim ilmimi sahiplenmiyor, O EDEBLİ..Benim le benmişim gibi hasbihal ediyor..Beni ötelemiyor -tenzih etmiyor..Beni putlaştırıp o objeye Ben diye teşbih- benzeterek  tapınmıyor..sanki Beni görüyormuş gibi Bana yedirecekmiş gibi  Benle yemek yapıyor..ee tabii, o yemekte baştan aşağı, yiyene yedirene şifa oluyor..artık o yemeği yiyen bir insanın vücudunu düşünün yani..:)……….

bu kulum Ayşe dese Yaratan ve onu şöyle ansa..evvet..ismini Ayşe olarak andığım bu kulum..Hay olan..yaşayan ve yaşamın sürmesi için ona hamillik yüklediğim varlık...o ilim konusunda yetkin..o bir öğretmen… öğrendiği hiçbir şeyi kendisine mal edip saklamıyor..kendi esmasıyla bildiklerini , gönlünden diline zuhur edenleri ,öğrettiklerinin kulaklarına –A’li kapılarına yollayıp onların ilimlerini döllüyor..ve yeni idealar, yeni esmalar ,yeni tefekkürler açılmasını sağlıyor.. sadece Allah’ın yaradılış maksadına, kulluğuna, hizmet ettiğinin bilinciyle bunu yapıyor..hizmet eden, bilen kim?hizmet ettiği bildirdiği kim?kendinden kendine…….işte Ayşe EDEB li..çünkü o ilmi ile dedikodu yapıp Allah’ı çekiştirmiyor..O’nun malı ile kimseye zarar verip hakkına  tecavüz etmiyor,O’nun esmalarını kirletip onları ayıplı hatırlayıp, kusurlu zannedip, çirkin yormuyor..Ayşe EDEBLİ..
AYŞE ve ALİ; ELİNE DİLİNE BELİNE SAHİP OLDU..onlar Yaratan’ın tecelli deryasında gelen feyizlerle hissederek geleceği sezdiler ve iradeye teslim olup Yaratanın iyilik ve hayır üzerine maşallahı oldular ve aminn…


Allah’ın esma ilmine sahip olduğunu sanan: aslında,  sadece Samiri hükmünde olanlara, Yunus Emre hz nin çıktım erik dalınayı yazmış olduğunu da  şimdi anladım Sevdiğim bak..çook teşekkür ediyorum..Sen benim altın cevizimsin..kozmos –u  somkoz umsunJ….samiri Cebrail a.s ın yürüdüğü yerden aldığı  bir avuç toprakla o buzağıyı diriltti ya hani..Sevdiğim ben hep bunu şuna benzetiyorum bak..mesela bir çiçek koparttık ..aslında o an o öldü..ama yeni koptuğu için çiçeğin içinde hala canı var..o enerjiye sahip ama artık istidrac gibi..yani sürekliliği olmayan çiçekten çıkıp giden ruhun izi, kokusu misali.. birkaç gün sonra o hayatın kalan hatırası da uçup gidince çiçek kokuşmuş bir çöpten başka nedir ki?..bu her eşya ve insan içinde böyledir..o zaman ağzımızdan çıkan kelam ve fillerimizden zuhura çıkıp maddeleşen eşyalarımız içinde böyledir..bazı şeyler çok bereketli ve hayırlıdır ..ve bazı şeyler insana zarar dan başka bir şey vermezler değil mi..bazı az sandığımız şeyin bereketi bitip tükenmez hazinelere dönüşür ve bazen de çok sandığımızdan bir gıdım nasip olmaz kimseye..ne kendine nede başkasına ısı ve ışık vermeyen duvara dayanmış  odunlar gibidir onlar…

ve Sevdiğiimmm..herşeyim…

bazen minicik bir gülüş sanısı,bekleyip durup…henüz nasıl davranacağına karar verememiş birisinin içindeki neşe olan ama kızgınmış gibi görünmek isteyen bir ses, ahenk olabilir kişiye..işte dışsal soğuk celalin içinden, cemali neşeyi hoşnutluğu yakalayabilirsek eğer bu gerçekten ihsan dan başka bir şey değil belki de değil mi Sevdiğim..geçen masalına görememek cezası kesilmiş biri anlamış ki Sevdiğim:

o irade-i dileyişi ses neden” Kün” dedi..bilinmeyi neden istedi..çünkü O irade bile Cemal görmeyi diledi..bana bunu böyle öğrettiğin için çok kızgınım ama başka türlü anlayıp öğrenemiyorum nedense..Sevdiğim.. eğer Sen gidersen bende giderim ….bizim zamanlarımızda bizimle ol..bizim gözlerimizi şenlendir..başkalarının zamanlarında başkalarının..bir daha böyle yapma..Seni hala seviyorum..

Felsefemdir kitab-ı imanım,
Taparım kendi ruhumun sesine,
Secde eyler hakikatim her an,
Kalbimin ateş-i mukaddesine.(Neyzen Tevfik)
Hurşidimden Mürşidime bir tutinin güncesi:Sevdiğim biliyorsun ki ben ek kontenjandan bir yolcuyum ..ve meşkler..sadece dinleyebiliyorum.. muhteşem bir şey..ben eşlik edemiyorum. çünkü o konuda hiçbir kabiliyetim yok ve zaten meşreb olarak da dinlemeyi sevenlerdenim.. hayatımda kendim için yaptığım en güzel şey bir ses kayıt cihazına sahip olmak..benim gibi hiç kimseyi dinleyemeyen birinin,söz dinlenmesi gereken kişileri dinlemeyi- edebi öğrenmesi için en mükemmel ve kolay yolda belki de buydu.işte Sevdiğim benim gece gündüz dinlediğim o sesler hücrelerimde bağımlılık yaptı biliyor musun..ve geçen gece bir musiki dinliyordum..onların Hayyy ları beni çok etkiliyor ve Huuu ları da… onların ne yaşadıklarını bir türlü onlar gibi olamadığım için hissedemiyorum ya hanii..ve sadece vahşi atların çılgınca yürüyüşlerini, şaha kalkıp hem kendi etraflarında dönüp, sonra tozu dumana katıp, bir adım ileri atılışlarından başka bir şey de hissedemiyordum ya ..ve Sen bana bir türlü Senin hissettiğin anlamı henüz yaşatmadığın içinde ööle bekliyorum ya ..

işte geçen gece ilk defa şöyle oldu..o Hayy lar esnasında benim bedenim deniz su oldu..ve suyun üzerinde dalgalanmalar oldu..öyle güzeldi ki..peki bu doğrumu?yani iyimi kötümü demicem bu sefer J.sadece tek doğrumu,  yoksa sonsuz doğrudan birimi?:)J ...


Sevdiğimmm… ben birde Senden özür dilemek istiyorum..şımarıklık yapıp sürekli mızıkladığım için..hep tekrar hep tekrar senelerdir aynı şeyleri yazıyorum, hiçbir şey öğrenemiyorum dediğim için..bu hafta anladım ki, ben şimdilik, asla sıkılıp bıkmayacağımı sandığım muhteşem izleri sürüyorum..evvet yine aynı idiler ama bu sefer bende, anlamlarda tekamül edip daha yüksek manalarda seyrediyorduk.. irtifa kaydediyorduk da Sevdiğim, biliyorsun, ben düşmekten hiiç usanmıyorum..yüksekten düştüğümde beni tutacak mısın, yoksa ….?

 Sevdiğimmm..bana Seni, Zamanı kaydetme vazifesi verdiğin için Sana minnettarım..bunu bir anda tersyüz edebileceğini biliyorum..ama bu kadarı bile muhteşemdi…bu kadarı bile inanılmaz bir şeydi..hiç kimse anlamasa bilmese bile, Senin bunu bilmen ve dilemen çok özeldi..kendimi Senin için yemek pişiren ve o yemeği Sana sunan biri gibi hissediyorum.. benim yaptığım masal yemeğinin tadına bakmak ister misin ve afiyet olsunJSeni sevmekten başka hiçbir şey istemediğimi tekrar söylemek isterim Sevdiğim..bana kaldıramayacağım hiçbir şey verme lütfen…..

bence beni düşünmelisin…düşünde beni Sana düşürmelisinJ
****

not:*Sevdiğim çok hoşsun..bu sabah şu hayalle uyandım bak..acaip bir ders görüyorduk..hoca tahtada bir dikdörtgenin içine girişi anlatıyordu şematik ..ve Dilara ile ben fırında yemek pişiriyorduk  onlara..Dilara köfteleri eline aldı..köfteler yamuk yumuk ve kalındı..ve "yanları neden eşit kızarmıyor bizim köftelerimizin?".. diye bana sordu..dedim ki :"çünkü büyük lokma halinde ve sık sık tepsiye diziyoruz..oysa onları inceltsek ve aralıklı dizsek daha lezzetli ve daha eşit kızarmış olur"…
Sevdiğim masalımın hali kıvamı ne kadar açık değil mi? ama bence Sen beğeneceksin değil mi?...tekrar afiyet olsun..SENİ SEVİYORUMMM..
5  6  2011