24 Haziran 2012 Pazar

99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 16


 99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 16

Merhaba Sevdiğim ve Merhaba.. nasılsın?..ben bence iyi değilim..ve bu masalı sadece kendime şifa olsun diye teberrüken yazıyorumJ…bu hafta Seni kızdırdığım için tabii ki hiç rüya göremedim.. sadece bir tane.. evvela onu kaydedip devam edelim olur mu?..

18 haziran pazartesi…harita misali yüksek bir yerden bakıyorum.. aşağıda, dağın zirvesinde bir saray taraçası var.. her yer yeşil halı kaplı.. taraça öne balkonla çıkıyor.. orada 3 veya 4  siyah Hırkalı, beyaz başörtülü Kabe imamı misali şeyh var.. bir tanesi de ayakta ..oda siyah Hırkalı ve beyaz başörtülü.. o kral..Suudi kralıymış.. aşağısı muazzam  yemyeşil ve masmavi deniz manzaralı.. galiba Sevdiğim, bu imamlar dağ’os zirvesi yapıyorlardı değil miJ?....
((*ve şimdi cumartesi ..bugün net gazetede okudum: Suud kralı Sevda tepesi için  büyük bir bağış yapmış..))

22 haziran cuma.. sabaha  karşı uyumadan evvel.. önce ciddiye almadığım ama daha sonra tekrar eden bir şey ..yani bunun dünyada karşılığı yok..o yüzden tasviri zor ..böyle altın renginde, baştan ayağa altın sarısı sarmaşık gibi saçlı ve akıl edilemeyecek naif güzellikte kızlar.. sanki sarmaşık saçlı bu rapunzeller ve her yeri dolanarak sarıyorlar.. hücre yapıcılar misali.. çok mutlu ve neşeliler ve muhteşem bir keyif..

bugün Cuma…kendimi aşmaya karar verdim ve korkularımla hile yapmadan yüzleşmeye..((aslında 2 gün evveline dek bilerek hile yaptım..2 haftadır her gün gurme elma sirkesi, limon, saf nar ekşisi ,limon-portakal-çörekotu yağlarından içtim.. neden?.. çünkü anladım ki Sevdiğim, esasında tüm hastalıklarımız kanımızdan dolayı oluyor.. kanın içindeki yağ ve metal tortular akışı tıkıyor ve bizi çökertiyor. NEFESİMİZ İÇİMİZDE TAM POTANSİYEL AKAMIYOR YANİİ.o yüzden de damarlarımı temizleyip açmaya çalıştım diyelimJ ..sonuç=sonbahardan beri hiiç yürüyüp spor yapmamış ve iyice hantallaşmıştım.. bu kürden beri ise haftada 3 defa,  eskisi gibi geceleri aşağıdaki sağlıklı yürüme yolu ve spor aletlerine iniyorum ve çook değişiyor her şey tabii..)….

Ra'nın HOROSKOP GÖZÜ
dün, geçen basımevinde tanıştığım diyabetik diyet doktorunu aradım.. çünkü onu sevdim ve güvendim.. neden?.. maneviyatı ve maddi ilmi ile iki kanadı varda ondanJ…biz hata yapsak ta ikimizin de tasarrufatları bizi doğruya sevk ve idare edebilir yani.. ve bugün.. sabah bizim semtin polikliniğinde 3 tüp açlık ve pek çok şey için kan verdim.. ilk defa fenalaşıp, ağlayıp, bir sürü saçmalık yapmadım.. inanılmaz bir şeydi ve yok gibiydi.. teşekkür ettim.. ve sonra yanımda getirdiğim olağan kahvaltımı yaptım.. en sevdiklerim olacakmış.. kahve ve börek çeşitleriJ…yedim..

ve 2 saat beklerken birde göz doktoruna gittim.. bu ne? bir insanın bir yılda göz numarası bu kadar artar mı?.. muayeneye bak.. tam gaz.. sadece 3 cam değiştik.. ve 3 yazı.. çok hayretle itiraz ettim tabii.. doktor çok babacandı ve dedi ki?:”siz şehirde yaşıyorsunuz değil mi?”.. çocuk :”evet”.. dr:” biz şehirli ve medeniyiz ve teknolojide kullanıyoruz değil mi?. o zaman gözlük de takacağız.. mesela ben ayakkabı giymeyi hiç sevmem.. çıplak ayak severim.. ama şehirdeyiz ve ayakkabı giyeriz”…çocuk: ”ama ben gözlük takmayı hiç sevmiyorum.. nasıl ikisi de aynı numara olan gözüm, birbirinden farklı bu kadar değişebilir ki?” dr :”bana inanmıyor musunuz? ben sadece camları değiştirdim ve siz en güzel gördüğünüze tamam dediniz.. ben vermedim ki.. siz istediniz.. siz hiç ağlar mısınız?”.. çocuk:” eskiden hemen hiç ağlamazdım.. ama birkaç yıl evvel senelerce ağladım. .şimdiler ise pek ağlamıyorum”..dr :” gözyaşı bezleri için ağlamak güzeldir”J…


etrafı dolaştım ve 2 saat doldu.. tokluk şekerim..hımm. o, eli hafif hemşire yok.. bunun suratından canımı acıtacağı nasılda belli..uzandım..ahh..masus yapıyor anladım.. ağlıyorum.. “neden?” diyor.. sesimi çıkarmadım.. diğeri gibi olmadı tabii.. kalkamadım yine.. hıçkıracağım(biraz
J) ama inadımdan kendimi tuttum.. ben bu korkumu yeneceğim artık..
 ve sonra gözlükçüye gidip yeni camlarımı ısmarladım. .eve geldim.. akşam oldu ve gözlükçüyü arayıp göz camlarımı iptal ettim.. yeniden başka bir göz doktoruna gideceğim dedim.. Sevdiğim ..ben yaradılıştan; hiçbir zaman anlayıp kıymetini bilemediğim şanslı ve ahenkli bir simetri ve orana sahiptim eskiden şükür
J ..çok zor bozulur bir kumaşımda vardı belki.. ama ben ona hiç bakmadığım ve kötü kullandığım için biyolojik robot beden heykelimde işte bu korkunç hale çöktü.. şimdi yıkılmasın diye oradan buradan direkle  ayakta tutmaya  çalışmaya başlıyoruz ya hanii? işte ben  aniden düşündüm ki, eğer benim simetrim ve oranlarım geçmişimde öyle düzgünse, bir yılda sağ ve sol gözüm arasındaki bu kadar  numara farkı nasıl olur?.. işte bunu kabul edemedim.. bir daha muayene olacağım.. eğer yine aynı numaralar olursa çıkan ikramiyeli yeni camlarımla sana mektup yazacağımJ. .pazartesi diğer tüüm tahlillerim çıkacak. .bakalım bakalım..

yaşamak çok zor bir sanat.. hele yaşlanmak ne ağırmış.. ve Sevdiğim.. hayatın bu yönünü hiç sevmiyorum inan.. birde çook uzun yıllar daha yaşayacağımı düşünürsek???...neden?. .çünkü ben tüüm hücrelerimin benden daha akıllı olduklarını, dilerlerse beni eşsiz benzersiz biçimde tekrar dizayn edebileceklerini; onları  idare etmeyi beceremediğim içinde beni  böyle cezalandırdıklarına inanıyorum..

tabii benim maddi tıbba güvenmemem sorun değil aslında.. etrafımda sürekli duyup tanıdığım, pek çok doktor hatası ve hastane mağdurundan gözümün korkması.. sağlam girip sakat çıkabiliyorsun veya insanın konuşmak bile istemeyeceği dramlar var mesela.. şuan sağlamken hastaneden bitkisel hayatla çıkmış  birkaç tanıdığım kişide var üstelik .. devlet hastanelerindeki tıp hizmetlileri nedense; insan doktoru yerine& hayvanlara baytarlık yapıyor gibi davranıyorlar??!! Allah hastalananların ve parası olmayıp özel ince davranışlara maruz kalamayanların yardımcıları olsun.. inşallah bir gün maddi manevi yeterli donanımda, insana insan gibi davranan tıp ve diğer meslek sahipleri çıkarda ve bu tür ehliyetsiz kişilerden mesleklerini temizlerler ve aminn..amiin..amiin..

ve akşam ..hüzünlüyüm..gece..bir ağlıyor..bir vazgeçiyorum.. hüzün arttı.. bu masala, Seni 2 aydır hiç terk etmeye yeltenmediğimi yazacaktım biliyor musun evvela..işte bugün cumartesi.. uyandığımdan beri nerdeyse sürekli ağlıyorum.. hem de ne acılı bir ağlama bilsen.. halbuki benim ağlamalarım ne zamandır bitmişti.. çok mutlu ve huzurluydum içimdeki Senle.. ama işte şimdi bugün yine Seni terk etmeye karar vermiştim.. 99 hurma masalım bir bitsin bir daha asla Sana yazmayacaktım hem de..(bu hurmaların ne kadar kıymetli olduğunu bildiğimden onlar beni bırakmadığı müddetçe zaten ben onları bırakamazdım kiJ)..ben bu aşkı yenecektim.. kesin karar verdim.. ama niye ağlıyorum peki?..”ser verdi sırrını vermedi ajanın padişah-ı alemi cihanı ava çıkmış”.. avlandıklarını düşünmüş çocuk ve avlanacaklarını.. ve yine vazgeçmiş.. ben bu kıskançlıkla asla yol alamam… o yüzden de kimseye zarar vermeden kendi köşemde kalayım demiş belki de.. ve zaten; bu masal padişahının, padişah-ı hükmü makam-ı Süleyman’ı gerçek olsaymış eğer ve O’nun ballkızı olsaydı gerçekte ve gerçekten onu sevip isteseymiş, bir anda orada  olabilirmiş de değil mi?.. durum bu kadar açık ve net ve ortada yanii..

ve Sevdiğim ben Seninle sohbet- konuşma arkadaşı olma statümüzü hiiç anlayamadım inan.. sohbet ve muhabbet için birbirimizi görmemiz ve karşılıklı MİM HARFİ MANASI GİBİ CEZM-İ HUZURU SÛKÜN İLE İKİ KAVSİMİZİ BİRLEŞTİRMEMİZ LAZIM DEĞİL Mİ  Kİ, HEMZE-İ HUU İÇRE OLALIM??..  Ben Seni ne görebiliyor, ne konuşabiliyor, nede dokunamıyorum ya huu..bu nasıl konuşma arkadaşlığı.. her şeyimiz çok tuhaf bence Sevdiğim.. sanki Tûrûku Âli bizimle eğleniyor değil mi?. bilmiyorumm.. haaa..hani bir defa rabıta nasıl bir şey, hiç anlayamıyorum diye gösterilen şey gibi sanalsan istemem. .o bir defa holgram bir görüntüydü.. ebatı da bizim dünyevi tarzımızda değildi. .ben etim gibi et, nefesim gibi nefesle muhabbet isterim haberin olsun.. olacaksa adam gibi tam olsun.. artık yazmak çok zor geliyorJ….unutma ki evinde istediğim değişikliği- düzenlemeyi yapabileceğimi Sen bana söylemiştinJ..

ve Sevdiğim.. benim zenginliğim sadece harflerden yana ya hanii.ve bu öyle böyle değil, nadirattan da öte bir lütuf ya hanii.. ama işte keyfi sâfa maddi saltanatı hep başkaları sürüyor ..bunları mukayese yaptım yine tabii.. hangimiz daha karlı diye.. bilmiyorum.. benim maddi ihsanı nasibim yok tabii ki.. kimse buna bir şey yapamaz.. vermeyince  Emri Hâlîk neylesin sultan kul mahluk.. mukadderat işte.. halbuki bende ters işleyenler vardı anlayamadığım: bizde önce nefes ve sonra buğdaydı ya hanii…ve sanmıştım ki buğdayımızda pişip, gelip, yenilince, cihan ayaklarıma bir nebze serilecek..nerdeee.. her şeyimi taa en baştan beri kendilerine almakla beni o külfetlerden kurtardıklarını sananların, şimdi de tek gözdesi, benim manevi dayanağım-dünyaya tahammül ediş gücümü de elimden almakmış ..ben, bana bunu kimseler söylemese de anlayabilirim.. unutma ki, istersem çok iyi bir rüya iz sürücüsü ve beden, ses vurgusu okuyucusu olabilirim.. tavır dili.. eda dili.. bakış dili.. his ve elektik alış veriş dili..vs. ve Sen açılmasına izin verdiğinde daha pek çok şeyler..

al işte.. yine Seni herkeslere kendi ellerimle verdim.. hiç bişeyi Senden saklamamam yüzünden bu ..bakalım yine bana geri dönmeyi başarabilecek misin?.. benim  Zatül Baht-ı bahtsızlığım; bu işe ilkin, bir  Nefes’e aşık olarak başlamamda zaten. .O NEFESTE HÜKÜM SÜREN SENİN  “GÖK GÜRLEMESİ RAAD MİSALİ  AZRAİL SESİNE”, GELMİŞ GEÇMİŞ TÜM ZAMANLARIN SESLERİ  İLE CEVAP VERİP, SANA KATILARAK, NEFESİNİN İÇİNDEKİ KAOS’U OLUŞTURMALARINA VE GÖĞÜ SEYRAN EDİP ESMENE AŞIK OLMUŞTUM..DÜNYADAN BANA VERİLECEK HİÇ BİR ZENGİNLİK VE İKTİDARI, GÖREREK-DUYARAK YAŞADIĞIM  BU ANLAMA ASLA DEĞİŞMEM MESELA.. hiç bir maddi ilim adamı ve madde bilimcisi bu muhteşem tanımı- manası olmadan tanımlayıp bilemez.. inanamaz zaten..

yeryüzünde koşan bir küçücük çocuk, salavat getirerek o rüzgarın altında nasılda korkuyla koşuyor, saklanacak yer arıyordu.. ve aniden sabahın seherinde uyuyan çocuğun penceresi büyük bir sesle ardına dek açıldı.. ve fırtına kapıları çarpıp tülleri perdeleri savurdu.. yataktan dehşetle kalkan çocuk pencereyi kapattı…2008 temmuzu…sabah geceye döndü ve gök delindi.. haftalarca süren serin, soğuk hava ve yağışlar… işte Sevdiğim ben Sana ilk böyle  gerçekten aşık olmuştum hatırladın mı? aslında o zaman her şeyin o anda olup bittiğini bilsem de; yıllardır neden bu derece inat bir direnmeyle Sana karşı çıkıyorum ki, bir türlü çözemiyorum tabii…Seni tanırsam korkmam severdim ya hanii..ve Seni değiştirirsem Seni sevemezdim ya hanii…bence Sen çok değişiyorsun.. bende değişiyorum ve her şey, herkes de hep değişiyor.. en çok da Sana güvenebilmek istiyorum.. her şeyimsin  ve diğerleri.. ve diğerleri. ve diğerleri.. bilmiyorum.. yaşamak kadar zor bir şey yok bence.. neden bu dünyaya geldiğimi bir türlü anlamıyorum.. neden geldim ve bu sıkıntılı ortamı nasıl kendi ellerimle hücre hücre etrafıma örüp, kendimi böyle hapsetmeyi başardım.. çözemiyorum.. ben buraya ait değilim ki..ve Seni sürekli incitip & etrafınlada sana eza ediyorum.. ben ne kadar uzak dursam da, onlar beni bulup bulup Sana getirecekler biliyorumJ..

ve aslında maddiyat onların tasarrufunda olsa da, harflerde bu çocuğun hediyesi.. ve yazılar.. yazdıklarıma nefsimi katmamam lazım biliyorum ama çok canımı yakarlarsa ve çok kıskanırsam neler oluyor biliyorum.. üzgünüm.. elimde değil Sevdiğim.. harflerin yazgısı bu..HER ŞEYİ ALIN AMA SADECE BENİ KISKANDIRMAYIN diyeni unutma olur mu Sevdiğimm..

ve geçen masal ertesi günü bir şey olmuş Sevdiğim.. ben hayallerimden ve yazdıklarımdan bazen çok korkuyor ama onları Sen izin vermediğin için henüz anlayamıyorum ya hanii..işte bizim çocuklardan birisi kaza geçirmiş.. ertesi gün öğrendim.. nerdeyse tüm yüz gitmişmiş.. ama birkaç güne inanılmaz bir şekilde mucizevi hızla eski haline dönmeye de başlamış küçüğümüz  şükür....öyle olduğunda, yazdıklarımın bir çoğunu siliyorum.. korkumdan tabii ki.. üzgünüm…


HiKMET’İN VELEDLERiJJJJJJJ..ve masonik kabalistlerin sefirot -yaşam kürecikleri dedikleri şeye mesela ben hikmet-himmet diyorum.. YANİİ NEFES.. ama her alıp verilen nefes değil.. izinli.. aşılı yumurta olan nefesler benim ilgi alanıma giriyor tabii... mesela kendi gördüğüm rüya ve yazdığım şeyleri net gazete başlıklarından VE ETRAFIMIN ANLATTIĞI RÜYA VE YAŞADIKLARI ŞEYLERDEN  takip etmeye çalışıyorum.. gazeteden çok nadirini tıklayıp okuyabiliyorum.. beni sıkıyor öyle şeyler çünkü.. ben nette akan başlıklardan olan bitenin seyrine-aldıkları nefes bilgi ilmini nasıl yorumlamışlara bakmayı seviyorum..

nefesten gelen ilmin; kime ne derece yansıdığına ve aldığı nefesden kendisine gelen gayreti nasıl anlayıp yorduğuna da bakıyorum tabii.. nefes dölü tutmuşsa o kişide hikmetin manasından bir fiil-i icad çocuğu da olabiliyor.. yada içi boş olanlarda; ne kadar hikmet-ne kadar gayret olsa “no comment-döl tutmama durumu” var tabii.. bunlara damgalı aşı, extra işlem lazım olabiliyor ki; buda, elde hikmeti alacak adam gibi adam kalmazsa:” kafire kılsa nazar mazharı iman olur” durumlarını doğuruyor tabii
J..

ve  şimdiii ; helezonik sarmal- dna- sur borumuzun zamansal seyrü sülük -nefes takvimde, geçen yıl bu hafta neredeymişiz diye tıkladım.. bak ama hayret edeceksin.. o zamanda meğer ben Sana küsüp aşkımızı bitirmiş mişim..ve sadece bir pasaj:

” herkesi korkutup kaçırtan o kasırga-rüzgarrr...Ya Rabbim..nefesss!!!..hep yazmak istediğim birengi o nefes.. röportaj yapmak istediğim tek şey.. nefessss..essss… fırtınanın gözüne dönüşüyor..tüüm havayı içine çekiyor.. hava boşluğu yumağı gibi oluyor.. merdivenin üstünden; aşağıdaki şaşkın çocuğa bakıyor..duruyor.. O sakinleşiyor Sevdiğim.. sükuna ermiş bir haz misali uygunlaşıyor.. O, sarmal dönerek, bir enfes birengi latif baloncuğuna dönüşüyor ve tül misali uçarak gelip çocuğun yüzünde bir köpük gibi sönüyor ve gözlerimizi açıyoruz..:)))Seni bir sonsuz baloncuk misali hayalimde seviyorum Sevdiğim…kimse beni B-AL-10 larım dan ayıramaz değil miJ??...

*Medine’de bir otel odasında yatağından uyanan çocuk ,yan tarafındaki buzdolabı kapağını su içmek için açtı.. kapakta rulo şerit halinde sarılı beyaz kağıt defter vardı hiç açılmamıştı.. üstünde KAM OTELİ yazıyordu ve yanında jelatininden hiç çıkmamış bir tükenmez kalem vardı..üstünde KAM OTELİ yazıyor.. ikisinin de paketini açıp baktı.. ve mesela…çocuk umreden döndüğünde gördüğü bu hayal  akabinden sonra, hep rulo defterine sarmalları yazarak sarıyor da, yazarak sarıyor..


işte Sevdiğim.. ben bu hafta başı şifacılıkla alakalı tefekkür ettim tabii ki.. bir geçmiş hayalimdeki eski Sümerli şaman kadından dolayı ve eski türklerde ki  şifa ritüellerinden okudum.. varlıkların nefesleri adedince HAKK’a giden yol var ya hanii..birde nefes adedince türlü ilimle yorumda var doğal olarak..
şu katii doğru.. kime göre?. şu kesin iyi geliyor..hanki esmaya göre?.. bu ideal güzel.. hangi ırk ve hangi ten rengine ve hangi tensel çekime göre?....bu en lezzetli.. kimin geleneğine –kimin kültürüne-kimin damak tadına göre.. ve devam eder gider tabii.. DEMEK Kİ HER ŞEY İZAFİ VE GÖRECELİYMİŞ..ZANNA GÖRE.

*eskiden tabibler hastanın bilek nabzına parmaklarını kor ve o kişiye özel teşhisleri yapabilirmiş.. keşke bugünde bu ilim yeniden hatırlanabilse…

mesela Sevdiğim geçmişte  Evvel Zamanımın kendi adını taşıyan bir torunu çok ağır bir kaza geçirmiş…durumu çok vahim ve doktorlar çaresizmiş.. odadan herkesi çıkartmış Evvel zaman ve ona sımsıkı sarılarak sabaha dek yatmış. .tüm bedeni ateşler içinde titriyormuş Evvel Zamanımın o sabah.. amma yanındaki hayata dönmüş müş tabii.. işte bu tür şifa, o okuduğum şamanın şifasına çok benziyordu ama öyle ruhlara dans-şarkı-davul-zil vesaire esrik şeylerden eser yok tabii..

bu bize gösterir ki ,bugünkü tıp yanlış yolda.. herkese aynı ilaç ve aynı muamele olmaz.. mesela ben bugün doktorlardan çok, tıbbi teknolojik makinesel ameliyatlara inanıyorum biliyor musun Sevdiğim.. her bedeni zuhur ettiren yazılım programı farklı esmalardan mürekkeb bir kitap değil mi?. her kitabın ana esması bir rabbi hassı yok mu?. varr..ee..o vakit diğer yan esmalar ve tüüm  ben’imizi meydana getiren yapıcı hücrelerimiz :hz Yusuf’un hikayesindeki 7 yıllık imtihan döngüleri gibi, 7 yılda bir değişse de ,ana- orta –merkez-çekirdek- çekim mıknatıs esması ise, “7 sinde neyse 70 inde de aynı” sabit kalıyormuş değil mi?.. Sevdiğim ..bir defa bunun, nadirinde nadiri değişebildiğini de okumuştum ki, başka hiçbir şey bilmiyorum…ve yan esmalar; ÛMMÜ ANA esma olan İsm-i, Rabbi Has kabul edip, O’na SECDE  kılıp, tam teslim olup, kulluk etmedikleri müddetçe de, beden mülkü topraklarımızda her daim yan esmalarımızın-huy, su, gelenek ve kendilerini ayrı ve tek başka bir ilah sanma zannı oluyordu..


yaniii milletleşme ümmetleşmeye  gidemiyordu....işte buda :hastalıkları –zıtlıkları-farklı yan kombinasyon ana yoldan ayrı tâli yolları- isimleri-şeyleri –eşyayı  eşya yapan esma unsurlarını,  denge bozukluğunu meydana getiriyordu …. Yazılım sekteye uğruyor.. genlerimiz , tam ve düzgün  olan orta yol ASA olamıyordu..sağ ve sol yolun  su zehiri kendilerini teslim edip  ASA KASEsine boşaltıp& zehirlerini panzehrine dönüştüremiyorlardı  tabii ki..

ama bu hata ve bozukluk gibi görünen şeyde bir neş’e ve ambiyans tabii.. her meşreb-her kavim ve ırk ark-bölük bölük yaratılmış insan soyları içinde bir rahmet ve şifa değil de nedir pekii?.. mesela: 7 nota böyle olur.. 7 renk tayfı böyle olur..7 kandilli Süreyya adı altında sayısız meleki  kuvve böyle yazılım olur.. senaryo gereği tabiii .. J…

Sevdiğim 7 senede bir yan esmalarımız değişiyor ve buna bağlıda imtihanlarımızın seyrü seferide değişiyorsa eğer ;ben şimdi az kaldı 45 ime girmek üzereyim..49 um da kökten fulltime mı olacağım?.. bunu anlayamadım lütfen
J…ve bakalım bu yeni idraksel halimle kendimi şifalandırıp şifalandıramayacak mıyım bilmiyorum.. aslında bioenerji ile kendini yenileme her birimizde var eminim.. ama bunu kullanamıyoruz ne yazık ki.. bazı peygamberlerde ve bazı kişilerde  anlatılan yeni baştan olan tazelikse nadirattan… ama bu tür şifanın var olduğunu ispat içinde bir delil –i hakikattir, anlayan ve idrak edenler için tabii. .

bugün dünya enerji savaşları- ülke politikaları dahi; manevi tasarrufu cinni ve meleki yönden kullanmaya doğru hızla gidiyor ve kullanıldığını herkes ball balll biliyor....bizim ülkemiz manen bu ilmin göbek hazinesi olmasına rağmen, henüz maddi  diplomalı cahillerin ve uçkuru magazin düşkünü-ülkeye fit sokup vatandaşını senelerdir birbirine kırdırmaktan başka bir şey yapamayan beceriksiz köşe yazarı gazetecilerimiz yüzünden, henüz bu kullanılamıyor sanılıyor tabiii JJJ ..çünkü hakikisi ve sahtesini ayıracak ilim onlarda ne yazık ki yok.. eğer öyle ayırma ilimleri olsaydı senelerdir bu milleti bir oyana bir bu yana yem ederler miydi??.... kendi yaşadıkları saltanatın bir gününü acaba körükledikleri teröristlere verirler miydi?...bir şeyi yasaklarsan o merdiven altı mafyasına iner=şeytanların –cinlerin kuklası olur ve gerçeği ile sahtesini anlayıp insanları bilgilendirecek adam kalmaz...

ama İsrail, Rusya, Fransa, İngiltere, Amerika’nın  vs , her yanda ve her yerde RESMİ EZOTERİK-BATINİCİLİK  OKULLARI VAR....onlar hiçbir zaman  piramidin iç özüne ve dahii tepesine ne yazık ki çıkamayacaklar .. neden?.. çünkü onlarda tevhid etme ilmi yok ne yazık ki.. ama, ilim Çin’de de olsa gidip alıp, piramit  basamaklarımızın gereken tuğlalarını inşa edeceğiz değil mi Sevdiğim…

başkaa..aslında ben bu hafta başka şeyler yazacaktım..ilk yazmaya başladığımdan beri istediğim bir şeyii..kadına şiddet ve zulmü.. haksızlığı.. küçücük yaşta gelin olarak alınan ve tüüm ailenin ömür boyunca kölesi yapılan  genel insan kadınları.. gerçek islami örfe hiç uymayan  aile hayatlarındaki içiçeliğin çilesini.. ve küçücük bir eve-kalabalık bir aileye gelen  gelinler ve namahremleriyle tek bir banyo, tek bir tuvaletle, hiçbir zaman gençliğini, insanlık ,kadınlık duygularını yaşayamayanların halini....örtüyü. .ama örtündükleri için beğenilmeyip cinsel tahrik edici olanlarla o örtülüyü aldatmaları.. ve onun rızkını ondan diğerine kaydırmayı.. ve Anadolu kadınını ve Afganistan kadınını ve tabiiki hepsinden daha vahim olan  Filistin kadınını.. bunu sonra yazayım.. ama en azından şu kadarını içimde kalmasın diye yazacağım..

"" Doğacak Çocuğun Cinsiyetini Etkileyen Anne Midir? Baba Mıdır?...Cinsiyet belirlenmesindeki etken, kromozomlardır. İnsan yapısını belirleyen 46 kromozomdaniki tanesi cinsiyet kromozomu olarak adlandırılır. Bu iki kromozom erkekte XY, kadında ise XXolarak tanımlanır. Bunun sebebi söz konusu kromozomların bu harflere benzemesidir. Y kromozomu erkeklik, X kromozomu ise kadınlık genlerini taşır. Bir insanın oluşması, erkek ve kadında çiftler halinde yer alan bu kromozomların birer tanesinin birleşmesi ile başlar. Kadında yumurtlama sırasında ikiye ayrılan eşey hücresinin her iki parçası da X kromozomu taşır. Oysa erkekte ikiye ayrılan eşey hücresi, X ve Y kromozomları içeren iki farklı sperm meydana getirir. Kadında bulunan X kromozomu, eğer erkekteki X kromozomunu içeren spermle birleşirse doğacak bebek kız olacaktır. Eğer Y kromozomu içeren spermle birleşirse, bu kez doğacak çocuk erkek olur....Çocuğun cinsiyetini belirleyen babadır.ALINTIDIR..""

bir kadın hiçbir zaman kendi becerisi ile  bir erkek çocuğu rahmine düşüremezmiş;  ki, bugün ki ilim de bunu ispat ettti nihayet.. ve hz Meryem’in asıl mucizesi babasız bir çocuk değil, babasız bir erkek çocuk doğurmasında olduğuna ise tefekkürü idrak açısından bugünkü alimler henüz ne yazık ki gelemediler.. neden??egemen erkek dünyasının işine gelmiyor da ondan…iş bu;  şunu anlatır ki ,bunca laf şunun için.. belki binlerce senedir, erkek çocuk doğuramadı diye kadına yapılan zulümler ve horlamalar ve haksızlık karşısında dökülen denizlerce dolusu gözyaşı …bugün Ortadoğu ve Asya’nın bazı ülkelerindeki halin perde arkası diye de düşünmekteyim. bu kavimlerin iflah olmaz sapkınlıkları... mesela Filistin ve İsrail’le alakalı bir yazı dizisi ve belgesel izlemiştim çook yıllar evvel. .bu iki fanatik ülke ve ikisi arasındaki fuhuş sektörü..Lut kavmi ni sadece geçmişte aramamak lazımdır..lutilik bizim içimizdedir.. zulme boyun eğip, rıza gösterip, o zülme ortak olmak ve göz yummakta aynen işlemek gibi değil midir..bize dokunmayan bin yaşasın ..peki ya sıra sana geldiğinde ?!!!....

bazı toprakları, Yaratıcımız bazı zamanlarında ,onlardan ümmid kestiğinde ters yüz ederek yepyeni toplumlarda yaratmıştır değil mi?.. Kur’an –ı Kerim ve diğer kutsal kitaplar bu örneklerle doludur.. geçmişin mezar hırsızlığı =nasıl arkeoloji ilmi adında bugün yüksek bir statüye erişmişse…geçmişin cadılığı -SİMYACI-SİHİRCİ-BÜYÜCÜLERi  nasıl kimya-astroloji-fizik ilmine dönüştüyse… yorumlar düzeldiğinde, anlamlarda  her daim kabul edilerek düzelir.. ve eşya denilen maddelerde düzelir…ama bir yere dek.. çünkü yaratılmış her şey imtihandadır.. mükemmellik ve EKMELLİK SADECE YARATICIYA AİTTİR VE HİÇ KİMSEYE BUNU VERMEZ….yaratılmış her şey var-yok arasında bir seyrandadır.. el mecbur.. ALLAH- EL İLAH …TEK BİR TANRI SADECE HU O ‘dur..bu hüviyeti VAV harfi ,velayet ile İnsan-ı Kamillere ve onları tanıyıp tastik edenlere aittir.. diğerleri zaten inanmadıklarından, onlar için hüviyet kaybı  da hükümsüz ve yoktur…çünkü onlar zaten sadece LA ya dek çıkabilir, ancak ve ancak HİÇ olabilirler... İLLA için tevhid lazımdır..


Yaratıcımızın KAM’eri, Sevgilisinin kam’ERi, Ümmetinin kameri,..üç aylar..

ve Sevdiğim bu defa da 3 AY ’lar dan  Receb-i Mudar dan sonra gelen ve  peygamber efendimize ait olan  ŞÂBAN ayına girmişiz..o devrin kabile reisi ve ayları düzenleyen kişisi MUDAR, hz RECEB-İ ŞERİF  o yıl çok sulak bereketli geçtiğinden ve kurak iklimli bu bölge içinde bu en büyük bayram olduğundan ve bu  toplanan suyun halka sırayla, kısım kısım dağıtılması yüzünden; ŞÂB ((-şube şube HALKLARIN  suya gelmesinden türetilmiş ))ŞABAN ı -şubeler ismini bu aya uygun görmüştür..  kelime  anlamı: aralık, fasıla,bayiler, şubeler,halklar demek olan hz.ŞABAN için bakalım ne demiş eski zeman alimler..

“”Kamerî ayların sekizincisi…eski adı Azil idi…Araplar, Şaban ayına "şehrullâh-i muazzam", "şehru'l-kerâme" ve "şehru'l-kasîr" de derler Böyle demelerinin sebebi, bu ayda bostanlara çıkıp, beraberlerinde götürdükleri yemek ve diğer şeyler pişinceye kadar gezip eğlenmeyi âdet edinmeleriydi.. Medineliler, bu ayın on beşinci gecesine "leyletü'l-helva" (helva gecesi) derler ..Araplar, o gece evlerinde, durumlarına göre tatlılar pişirip yerler ve yedirirlerdi.. Eskiden bizim toplumumuzda da, hemen her kandil gecesi bir helva gecesiydi ..Fakir-zengin akrabaya, komşuya helva dağıtmak âdetti.. Ülkemizin bazı yörelerinde bu âdetin günümüzde de devam ettiği görülmektedir" ŞABAN’ın  15. gecesi Beraat gecesidir...

Şaban ayının tarihi önemi:Şaban ayı ortalarında nâzil olan âyetle kıblenin Mescid-i Aksâ'dan Mescid-i Haram'a çevrilmesi ve diğer bir âyetle de Ramazan orucunun farz kılınması sayılabilir…alıntıdır..””


HU…HÜVE..ESMA-İLAHLAR-TANRILAR MİTOLOJİSİ SANAT TARİHİNDE HARFLERİN SEYRÜ SÜLÜĞÜ…..  
ŞIN HARFİ.. harf değeri 300.. BİR CİSMİN TA SOYUTİ ALEMDEKİ” İLK NEDEN “HALİDİR…
mesela ARŞ kelimesindeki ŞIN harfi aynı zamanda kendinden evvelki  *AYIN ve *RA harfini de içinde barındırır.. yani ,Ayın= İLM-İ  İLAHİ de bizler var idik.. ve bu gizli hazine RA gücü enerjisi ile  SAD  SALLİ  ÂLÂ dan=maya-i tohumu Muhammed  AŞK dan,  ARŞ  AYNASINA  AKS ETTİK..

((* AYIN harfinde a-y ve nun harfleri ve bu harflerin  de terkipleri ile sonsuz yazılımları doğurur misali.. ve RA harfinde; r –elif  ve içeriği  gibi.. =yani hiçbir harf tek başına bir şey değildir.. daima başka başka harflerle bir anlam kazanabilir ve yazılıp kaydedilebilir.. sanırım biraz anladık değil mi Sevdiğim ve tabii bu ilk defa fark ettiğim bu şey için çook teşekkür ediyorum
J…))
şın harfi

“ben Aşk’ın çocuğuyum ..benim Anam AŞK” der, mesela hz Mevlana…
Bizler bu manaları ister anlayalım ,ister anlamayalım, ister bilelim- bilmeyelim, hepimiz -her an -bize salat edilmekte olan bir AŞK ÜZERE VAR OLABİLİYORUZ..VE DAHİİ, BU BİZİM HIZINA VE YAPISINA AKIL SIR ERDİREMEDİĞİMİZ NEFESLE OLMAKTA. .aslında bizler; yediğimiz gıdalar ile değil, hava-i nefes ile yiyip içmekteyiz.. ve dahii ,yediğimizi sandığımız tüüm gıdalar ve de biz diğer canlılar dahi: hepimiz, nefesin enfes birer zuhurlarından başka bişeyde  değiliz..

ve herkes anlasın anlamasın; tüüm cehaletleriyle  o alay ettikleri HUUCU üfürükçünün ta kendisidir.. ve bilsin bilmesin her hücresi her nefes de sadece Yaratıcısının HUU ismini zikrederJ..hem de her haltı işlerken dahii. .yaaa…HAY ve HU  adındaki 2 nefesi içe alma ve nefesi dışarı verme giriş ve çıkış-itme ve çekme eyleminin çocuklarıyız değil mi?.. nefesimiz bir kesilse hayatta biter, varlıkta değil mi?...demek ki neymiş  ŞIN HARFİ , her derde tek deva olan AŞK mış AŞK…

4 unsurlu rüzgar gülü Tanrı sembolü
“ER REZZAK” ADI İLE, RIZIK ALLAHTADIR.. ve bizler gıdalarımızı helal kazanç ve helal biçimde bu VÜCUD İKLİMİNE ALMALIYIZ.. duyma kapımızı, görme kapımızı, tatma ve koklama kapılarımızı ve üreme  kapılarımızı yanlızca helalimiz için açmalıyız… işte bu  helal yolla ancak ve ancak ER REZZAK rızıklarımız, ZAT-I vücuda; diğer yan sıfat esmalar la helalinden birer kazanç gıda –yeni yeni anlam-bilgi-melek-i kuvvelerle inşa olunur..

mesela bir adam eşini zina yoluyla herhangi bir tür ile aldattğında; beden  evinin  tüm kapılarından içeriye haram kan, haram tükürük, haram salya ve ter alır.. ve o türün tüm hastalık ve geçmiş kayıtlarını da kanına geçirir.. ve eve döndüğünde, masum eşine ve doğacak çocuğuna bu  haram kayıtları ve hastalıkları taşır da taşır.. taşır da taşır.. aynı bir hamal misali.. EDEB....Eline, Diline, Beline hakim ol..

mesela buğday yedik..
helal buğday bizde maddi sperm insancık olurken, aynı vakitte de hücrelerimizi her an yeniden inşa eden gözle görünmeyen sayısız sperm yeni senler de üretir.. işte bizlere sürekli yeni deri- elbise dokuyan bu  ten ve doku fabrikası hepimizin üzerinde  AŞK İLE, AYNI BİZLER GİBİ BÖYLE ÇALIŞIRmış J ..

 demek ki çıkan sonuç neymiş.. ŞEVVAL ayı anlamına gideceğiz şimdi tabii.. gündemi taze tüketmek lazım ya haniiJ…Şevval  kelime anlamı: yaylaya göç vakti..yavrulamak için kızışmış döl yatağı demek miş ki; araplar da; bu deveden döl alma ayı da Şevvalmiş.. işte örtünmek de bu anlamdadır.. biz anlasak ta anlamasak ta …bir textil-bir bez parçası olan örtü; üzerimizde var olan mahremiyeti hususi hali –mahremi harem halkımızı gözlerden korumak içindir.. çünkü tende bir organik textildir..dokulardaJ……
SEN ALLAHIN ESMALARININ KÜNFEYEKÜN  EHL-İ BEYTİSİN.. EMANETÇİSİSİN.. EMANETİ  MAHREMİYETİNE SAHİP ÇIKSANA…


bu maddi ilmi dayanağına rağmen biz Müslümanlar;  asla, ilim bugün örtüyü ispat etti  diye iman etmeyiz
JJJ.. çünkü o iman değildir .. imanı geçersizdir…BİZLER GAYB’A, ALLAH DEDİ DİYE İTAAT EDİP ÖRTÜNÜRÜZ.. ve örtü hiçbir günahı işlememizi asla engellemez.. ben başımı örtüyorumdur ama her yanım harama davet edip, kabul ediyor olabilir.. veya sen başını örtmezsin, lakin, aslında pek çok örtülüden daha örtülüsündür gibi.. bunlar  sadece Allah’ın emirlerini  nefsine  ne kadar tatbik edebiliyorsunun manasındandır… ki ;örtü, namaz, oruç, zikir ve diğer pek çok ibadet dahi  bizleri Yaratıcımıza en kestirmeden götüren araçlardan sadece bir araçmış.. ULAŞILACAK AMAÇ İBADETLER DEĞİL, SADECE  ve SADECE ALLAH’DIR..İBADETİ  PUT EDİNME İSLAM'DA YOKTUR….((ama üç kağıt açıp,ibadette neymiş ben zaten ahlaklı adamım-baştan kazandım demek de ancak aşağılık mahlukata özgüdür:))

 elimi harama uzatmamak elimin örtüsüdür.. gözümü harama kapatmak gözümün örtüsüdür. .kulağımı ve ağzımı harama kapatmak da onların örtüsüdür.. Ayaklarımı harama yürütmemek ayaklarımın örtüsüdür. devamını siz düşünün.

ve tüüm bu idraki anlayışlarda bu masal çocuğunun SEVGİLİSİNE AŞKININ TEZAHÜRÜNDENDİR.. çünkü öğrenmişti ki ; ONDAN O KADAR KORKMASI ANCAK ONU TANIMASI İLE AŞILABİLİRDİ..O’NU TANIRSA SEVER VE AŞIK OLURDU..VE GERİSİ DE SİZLERCE MALUMM
J….
İşte birde bunca kazançtan alınan haz var tabii.. zevkler, keyifler, tatlar, lezzetler buda işin âliyyül âlâ ila nihaye getirisidir vesselam..
Nur cihan
nuralem7@hotmail.com

24 .6.2012
JJJ




20 Haziran 2012 Çarşamba

ELEKTROMANYETİK ALAN TEORİSİZİM


70 YILDIRIM BİR FOTOĞRAFTA

ELEKTROMANYETİK ALAN TEORİSİZİM:)
kendimle çok meşgulüm
kendi unsurlarımı düşünmemek için verdiğim mücadeleme yenildim:)
fişimizi prizimize takıyor ve ateş hattında kontak yapmamak içün dua edip kendimizi topraklıyoruz
=1 AY'ak merkezde sabit kalacak:) ve bekliyoruz...

17 Haziran 2012 Pazar

99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 15



 99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 15
İlim, bizatihi hâdi değildir
Vahyin irşâdına muhtaçtır..


Merhaba Sevdiğim ve Merhaba… hala evdeyim ve bir yere gidemedim tabiiJ…yaz için Ege’den iki sıkı davet bile aldım.. birisi olgungönül dostlarımdan.. biriside bu masal çocuğunu çok sevip değer verdiğini ve yazlıklarında görmek istediğini arkadaşı vasıtasıyla  evvelki gün bu çocuğa ileten, yaşayan Yunuslardan bir Yunustan....(hatta bu sabah öğrendim ki, bir talebesinin yeni  doğanına bu masal veledinden esinlenip onun  ismini bile vermişmiş.. oysa ki ben küçük bir çocukken, o vakitler hiç kimsede olmayan bu isimden ne utanırdım kimse bilmiyor tabiiJ).. bakalım bakalımmJ..   .. bu gece MİR’aç GECESİ..( başımızdaki beyin=akıl=yaradılmışlık hududu sidre-tül müntehayı geç ve başının üstündeki bulut- TAÇ’a bak=TAÇLAN ve dahii şahlan bre pehlivanJ).. ..   ve bendenizde, Sana yazılmak için yazıyorum her vakit ki gibi.. gelelim bu haftaki idraki tefekkür maceralarıma.. Sevdiğim, ben geçen masalımı bir geceden sabahına dek yazıp, onu buraya asmıştım ve gidip uyumuştum ya hanii..işte o öğlen, bizim memleketin güneyi debreşmiş..gerçi orası  her daim debreşik bir saha olmuş tüüm tarih kayıtlarında, gerçekte ise hemen tüm kıtaların akıbeti aynı değil mi?..

işte bende, kendi beden toprak mülkiyet-i sahama, bu  birkaç haftadır daha bir yoğun bakıyorum.. çünkü içten yanan bir volkan olduğumu çözdüm J de, nasıl hala bunca ısıya bu kg da kalabildiğime ise, asla aklı anasır erdiremiyorum.. olayın anasırrı eriyiği –demir magması KANımızda sanırım.. biliyorsun, en korktuğum sıvıdır kendisi.. (henüz Zülkarneyn olamadığım dan bu konuya yabancıyım tabii..:) ..galiba bu ateşin yağ eritici programı yok.. neden?..çünkü bu ateş gerçek bir aşk ateşi değil de ondan.. demek ki ben hiçbir vakit aşık değildim.. kendimi aldatıp kandırdım.. dervişliğimde belki sahtedir..hiç derviş denilen şey ben gibi oloor J?!!..sanal ve hayali bir aşık taklitçisi demek daha doğru..neden?. çünküü bizim aşkımız günden güne beni eriteceğine günden güne daha bir dairevi yapıyor da ondanJ…ne vakit patlayacağım diye kara kara düşünmekteyim üstelik.. yani Sevdiğim; ben ateş unsurundan mıyım ki, içim bu derece eriyik bir volkan gibi?. kendi beden sıcaklığıma dayanamıyorum …halbuki ben esasında su bazlı bir nesne değil miyim?.. veyahut hava meşrebinde?.. yoksa beden kalıbı heykelim bir volkanik dağ toprağından mı?.. ((bence unsur oran ayarlarımda bir sorun var ve tüüm hastalıklarımda bundan...bu muhteşem bilgiyi,  İçinden Hızır Geçen Adamdan geçen öğrenmiştim de...J))....tabii bunları aklıma sorduran şey, beni daha fazla  zorlayıp ,daha çok çalıştırıp yaz tatilimi??!! mahvetmek için bunu yapıyor olabilir diimi Sevdiğim? bilmiyorum..

ve son masal bir sonraki günü, yayınlanmış masalımı düzeltirkenJ, birde baktım ki, ben 6 sayfaya indim diye sevinirken meğer 9 sayfa yazmışmışım..  son üç sayfayı hiiç hatırlamadığımı gördüm.. akabinde bir iki gün kendimden çok utanıp ezildim.. “yazdıklarımı hiç hak etmiyorum” duygum yine ayyuka çıktı ..neyse.. Yaratıcım iyi ki beni bu derece unutkan yapmış ki, hemen unuttum tabii, şükür..ve sonra koca hafta çok hızlı geçti.. herkesler ve ezotermalikizmciler zamanın çook hızlandığını ve sona doğru tam gaz yol aldığımızı söylüyorlar.. bende buna katılmaktayım.. lakin,zamanın kişiye göre, göreceli bir ivme ile seyran ettiğini de bilmekteyim…bi eli yağda bi eli balda olana tabii zaman hızla akıp geçer.. sen git birde sabahtan akşama beden gücü ile onun bunun emrinde kölelik yapana sor bakiiim nasıl hızlı akıyormuş zaman?!!..etrafının zulmü altında inim inleyene sor..onurları ayaklar altında kölelik edenlere mesela..yada hasta yatağındakine, veya hapishanedekine, hasret çekene, yoksulluk içindekine: “ zaman ne kadar hızlı akıyor değil mi, acaba siz ne dersiniz?” diye sor da nasıl bakıp ne diyeceğini bir dinle olur mu? … … 

 ve tabii  sıcak acaip …kendi nalet- huysuz yapıma tahammül edip dayanamıyorum, birde  Hekate’nin köpek sıcakları gelmiş.. rüyalarımız demek ki hava ve topraki olaylardan da demleniyormuş değil mi SevdiğimJ… bu arada bugün yeni bir vantilatörüm oldu.. yani yaz döneminde Sana masal yazarken işe  yarayabilirJ..teşekkürler..

ve Sevdiğim ben “yünlü “geçmiş bir hayalimi ,birkaç saat evvel, yatsı salatı esnasında hatırladım ve birkaç şeyi de.. onlardan bahsetmek isterim ..belki bu masal bunlar içindir, bilmiyorum.. Haybabamın kıyameti kopup bu alemden başka bir aleme intikal ettiğinde gördüğüm hayallerden bir dizi bak.. tufan.. herkes kaçıyor..bir dağ tepesine tutunup sulardan kurtulmaya çalışıp yardım isteyene, hiiç kimse can derdinden yardım etmeyip kaçıyordu.. ve devasa beyaz bir gemi..ve sonra gemiden iniş.. bir çarşı ve bir tezgah.. sadece inanılmaz  yumuşak pofuduklukta  ve naiflikte beyaz kuzu yünü postundan yapılmış eşyalar satılıyor.. çocuk  yün bir çanta ve  harika yumuşacık bööyle bembeyaz yün yumağı misali beyaz kuzu yünü  ayakkabılarını alıp giyiyor..aaa..deniz kıyısında bekleyen antika, muhteşem ,el yapımı ,sadece birkaç kişilik harikulade bir  ahşap yelkenli tekne.. ve ona biniyor.. *(Sevdiğim şimdi kontrol için son kez okurken, ben bu minik beyaz kuzuyu bir yerlerden sanki hatırlıyorum değil mi?.. özür diliyorum ,lütfen.. ben yapmak istememiştim ki..)
aradığın sembol bu:)

ve  az evvel  birde Evvel Zamanımın Dostu Latifini aniden hatırladım..ben o vakitler henüz bu tür hiçbir şeyi ne bilir- nede bu tür kişilere inanırdım.. asla.. üstelik bir başka kişiyi mürşid olarak kabul edemeyecek inat gururu cehaletindeydim.. işte geçmişimde bir hayalimde; İSMİ GİBİ MANASI DA LATİF olan, çocukluk evimin merdivenlerinden  çıkarak  kapıda O’nu bekleyen  çocuğa gelmişti. .O  benim konuşma arkadaşımmış ve bunun için O’na  kağıt 50 lira uzatıyordum..ve orada henüz hiiç tanımadığım Sen dahi vardın ki, Sen bunu henüz öğreniyorsun.. ilk defa yazıyorum galiba… 1 haziran 2008 ..LATİF olanın bu alemden göç ediş tarihiydi..…unutmuştum.. halbuki o vakit, O’nunla  ölene dek daima sohbet edeceğime söz vermiştim .. özür dilerim..ben unutsam bile beni hizaya çekip hatırlatana teşekkür ediyorumJ…ve bu masala başlarken ki o beyti de, benim rüya defterime kendi eliyle ile yazanda O idi..  ..bununla bizim ne alakamız var diyebilirsin tabii..ama yeni hayallerimi okuyunca  konuyu anlayıp, anlayabilmem için anlatacaksın nasılsa..

 ((O bu alemden gitmeden bir gün evveli, son Cuma günü yaptığımız telefon muhabbetinde, o zamana dek hiiç konuşmadığı şeyleri neşeyle anlatmıştı:” yazılarınızı hiç kimse kirletemeyecek sakın korkmayınız.. dilediğinizi yazınız. .çünkü onlar tertemiz bir su kaynağından geliyor.. asla kirlentilemeyecek.. onları hiç okumadım ama biliyorum.. korkmayın”…ve  masal çocuğunun  hayallerinin sahibinin manası içinde bir cümle tabiii…ve O ne söyledi ise, telefonu kapatıp daha sonra aradığı Evvel Zamanı da  çocuğa kelimesi kelimesine aynı şeyleri söylemişti.. çocuk ağlayarak:  “ben çok kötüyüm, kötü huyluyum.. hiç bir şeyim düzelmiyor.. hiç mi düzelemeyeceğim peki?” dedi.. Evvel Zaman ağlayarak: ”düzeldi bil, düzeldi bile” dedi.. işte Sevdiğim.. ben o vakit, ahizeden kalbime gelen sesin LATİFİNİ kaybettiği için çektiği acıyı ve O’nun; O’nun aşkına  aşkını ispat için, bu devri alemden gitmeden- önden  verdiği  hediye-i bedeli ilk defa anlamıştım.. belki hayatımda ilk defa o derece utanç duyup, ezilip, Sana gelene dek :“her şey-hepsi benim yüzümden oldu duygusuyla”  kendime zulmetmiştim…işte ancak şimdi bunu yazabiliyor ve bu hissimden kurtulabiliyordum.. hayııırrr.. benim yüzümden olmamıştı.. zaten öyle olacaktı değil mi.... ve teşekkkürler …))

ve az evvel anladım ki Sevdiğim Senin esman LATİF di..bilmiyorum doğrumu ama ne önemi var ki?.. önemli olan; benim Senin letafetindeki tüüm esmaları, Senden yansıtabildiğim kadar okuyup- anlayıp, tekrar Sana yazarak ve fiilen iade etmek kulluğu değil mi?.. ve gelelim bu hafta ki hayallerime…

11 Haziran pazartesi.. ailemdeyiz..Sende gelmişsin..her yer rengarenk balonlar misali minik çocuklarla dolu.. bu çocuklar duvarlarda ve tavanda gezebiliyorlar.. sanki melekler.. sanki olağanüstü sevinç –hayret denilen şeyler onlar.. ve onları koruyup muhafaza etmek lazım geldiğini anlıyorum..

ve Sevdiğim, Uzakdoğulu ezoterikçilerin uzun yıllardır MAVİ AURALI indigo, kristal ,ışık çocukları diye tanımladıkları yeni nesil insanları var ya hanii..işte İslam tefekkürünün de HİKMET ÇOCUKLARI olduğunu böylece anlamış oldumJ..

‎13 haziran çarşamba..sadece anlam ve beyaz ışık….görüntü yok tabii..hz Meryem..hz İsa ve Kudüs..Nur beyazlık..(takvimsel döngülü Zamanımın seyrinin AKSI SADASI )

bu gece tuhaf..kaç haftadır dersimi yapmamıştım.. işte dersim bitti.. tesbihimin son ritüeli Senin adını 100 defa çekmek tabiiJ..ve sonra aniden aklıma 5 değişik isim geliyor.. onları da çekiyorum..içimden geldi, aniden oldu Sevdiğim.. sonra uyudum..

15 haziran cuma..tuhaf tehlikeli- değişik sihirli şeyler—eşyalar=varlıklar=şeyler=karışık…benim kırmızı astarlı- dışı siyah renk pelerinli AliCemGİZ üstadım efendim mandrakem de var.. ve tüm şeyler bing bang misali patlayıp aniden tuzla buz oluyor.. her şey yok olup kuantsal-zerre-nur misali-su balonu patlamış gibi etrafa saçılıyor.. korkuyorum..vee..her şey yeniden zerre zerre-nokta nokta  birleşip melek siluetinde 5 tane kişi  oluyorlar..


KÛNFEYEKÛN.. hepsi yanyana duruyor ve hepsi tek bir Melek misali yansıyorlar.. ve MELEK KANATLARINDAN M harfini ve  EL MELİK ESMASINI yazmam gerektiğini  sonradan anlıyorumJ…ve MİM HARFİ O...iki kavsin birleşerek karşılıklı muhabbet edişleri..ikiliğin birlikte  dost yarenliğini...ve teşekkürler ..
 ve balıkıl hlkm önde, annem arkada, ben en sonra bir binaya giriyoruz.. beyaz bir mekan..onlar önde gidiyor...tam kapıdan içeri girerken önüme tehlikeli maddeler atılıyor..bunların biri tabanca..ve birden o tabanca  aniden gözüküp, birden yok oluyor.. bunu bir tek ben görebiliyormuşum.. merdivenlerden çıkıp bembeyaz bir eve giriyoruz.. Sevdiğimin mekanı.. ev sahibesi bana hitab ediyor:” beni kabul ettiğini, benim Senle anlaştığım için sohbet arkadaşı olacağımızı “yazılı bir belgeden okuyarak söylüyor.. burası çok kalabalık bir ev, her yerden  insanlar girip çıkıyor.. içindeki eşyalar ve herkes bembeyaz giysili ...solumdaki ev sahibesinin yanında genç ve çok hoş biri daha var.. o yabancıymış.. bana elindeki  beyaz HUVİYET-İ kimliğini gösteriyorL..adını Senin adına kaydettirmiş.. o Sana hizmet ediyormuş?!!..  tv de programları varmış… ben hiiç mutlu değilim..  bir vitrin var..country tarzı.. üstü camekan, altı dolap.. tezgah yeri tahta renkli ki, ben hiç sevmem bu cila rengini.. ve dolap çok küçük.. bir sürü ıvır zıvır.. hepsini ev sahibesi almışmış.. vitrinin içinde güzel beyaz küçük kahve fincanları dolu.. vitrinin camını açmış, fincanları gönülsüzce düzenliyorum..((ben ehli keyif biri olduğumdan büyük eşya severim ve hiçbir zaman küçük kahve fincanı kullanmam üstelik)).. beyazlar giymiş olan Sen, sol yanıbaşımda ve mutlusun:” bu evde  ne istersem her şeyi yapabileceğimi bana söylüyorsun”..


Sevdiğim.. ben uzun uzun yıllar evvel hayatımın birkaç senesi sadece Osmanlı dönemi hatıratı ve seyahatnamesi okuyarak geçirmiştim ya hanii..işte o okumalardan bir tek şunu çok iyi öğrendim.. asla padişaha, devlet adamlarına ve sarayın haremine yakın olmayacaksın.. asla hareme girmeyeceksin asla.. orası  tüm entrikaların ana tezgahı ve adamın başını alana dek asla rahat vermeyen bir yerdir.. halk için daima en güzeli, esnafın eşrafından bir aileye mensub olup, hanedana yaklaşmamaktır.. lütfen ben Senin gönlünde gizli kalayım..
birde Sevdiğim bu hafta evimizde bayağı bişiler kırıldı ..tabii ki ,nazar-sıkıntı-bela def’i olduğu için sevinip rahatladım..

başka ..Taberi Tarihimin hala ilk cildinin ortalarındayım.. biliyor musun neler yaşıyorum..hayatım boyunca hissetmediğim şeyleri hissedip, peygamberlerin çektikleri ızdıraba ilk defa ağlıyorum..canım yanıyor..(hz Sare’nin, hz Hacer anamıza yaptıkları=bence artık bu meseleden kurtulmam lazım değil mi Sevdiğim?..) .. mesela LÛT as. da çok üzüldüm. .öyle tuhaftı ki ,ağlarken, birden parmağım Lût kelimesinin üstüne gidip o kelimeyi sevdi.. hani peygamberlerin başına gelmeyen hiçbir bela diğer insanların başına gelmezmiş ve hayatta hiç kimse onların çektiği sıkıntıyı çekmemiş ya birde.. "neden?" dememek istedim Sevdiğim..  sorduğum da, sorumu cevaplayabilmek için benzer şeylere musallat edileceğinden artık  çok korkuyorum… tüm başıma gelenlerin& çocukluğumdan beri, kimselerin aklına fikrine gelip düşünmeyeceği şeyleri sorduğum için olduğuna da bazen inanıyorum.. hatta bu masalların bile bedeli sanki o sorularımdı…çünkü kimsenin cevabını beğenmiyor, yeterli bulmuyordum.. bilmiyorum..

  işte Sevdiğim ben hz Yusuf bölümünü dün bitirdim.. orada çok farklı versiyonlarda var biliyor musun?!! belki bir şey hatırlarsınJ.. ama hala istemem ..inan ki.. çünkü hala denk değiliz.. ve hiçbir zamanda bu alemde denk olamayacağız.. aslında buna çok seviniyorum.. Seni kendimden kurtarıyorum.. beni de &Seni Senden bile kıskanıp hayatı hepimize dar etmekten tabiiJ..üstelik yaşım geçkin ve belim iki büklüm artık.. duvara dayanmama gerek yok.. çünkü asam Sensin..

ve bugün miraç  kandili  gecesi. . miraç  uruç etme, yükselme, merdiven demekmiş.. ben, hz peygamberimizin RuhBeden bir miraç ettiğine inanıyorum tabii.. rüya değildi.. tefekkür değildi.. idrak açılması değildi.. boyut sıçraması filan değildi.. çünkü ALLAH YARATTIĞI HER ŞEYE "MALİK EL MÜLK" TÜ..eee mülk-milk O’nunsa; yaratılmış  hangi varlık= yaradılmış KİM,  yaratılmışlık hududunu geçebilir ki?:).. tefekkür lütfen.. tefekkür..


geçen hafta yazmayı unuttuğum bir şey var birde..  o vakit İstanbul’un fethi için tv de bir etkinlik yapılmıştı.. ben öyle şeyler hiç izlemem ama birden içimden geldi  sonuna dek olmasa da baktım.. Ayasophia da sâlâ okudular…AYASOFYA'yı  maddede resmi- resmen UYANDIRDILAR  yaniiiJ… muhteşemdi.. kaç kişi birden sala ve ezan okudu.. ..tarihi salayı ses kayıt cihazıma kaydettim.. ağlayabilirdim…galiba ağladım:)..geçen yıl bu dönemlerdeki hayalimi hatırladım birden..

Ayasofya’daydık hanii...üst katta.. alt katta...her katta..Sen elindeki buhurdanlığı sallaya sallaya, ardında  dervişanınla uçarcasına koşarken zikrederek Ayasofya'yı  tütsülüyordun.. bense Sana yetişemiyordum hanii…ve orası Senin evinmiş…odandaki cama takılı beyaz, etekleri mıknatıslı tülden bende yaptırtmak istemiştim hanii..hatırladın mı?.. işte sonun başlangıcı o vakitti tabii.. bunu nerden hatırladım bil..bu döneme gelen geçen takvimsel masalımı tıkladım sadeceJ.. helezonik sarmal-dna sâlJ kader yazılım –dizilim programımızı yaniiiJ…biliyorsun, bizim İstanbul-Ayasofya hattımız gibi birde, vazgeçilmez zeytin dağımız-Kûdüsümüz var..bunlar benim neden rüyalarıma giriyor tabii ki henüz bilmiyorum.. ama Senin bildiğini ve beni, o şey her ne ise, o izi bulabilmek için sürüklediğini de anlıyorum.. aslında Sevdiğim o şeyi ruhum biliyor ..ben hatırlamıyorum tabii ki..hatırla bak, mumyalama masalımdaki bir hayalimizi.. mağaradaki o  karataş üçgeni başlangıçtan beri bekleyen o kadiiim adamı.. o taşın en tepesinde; birden,sadece  çocuk  o taşa bakarken ışıkla yazılan ve okur okumaz kaybolan o yazıyı.. işte aradığımızın o mana olduğunu da  geçen hafta çaktım.. ama o yazıyı nasıl hatırlayacağımızı henüz bilmiyoruz değil mi?..çok  zor çok…


ve gelelim benim rüya şehriyarım Kûdüs’e..O’nu sadece rüyalarımdan, netten, belgesellerden ve okuduklarımdan biliyorum.. Filistin=bugün,taş atarak ölsünler diye  anaların çocuk doğurduğu şehir.. erkeklerinin erKEK olarak kaldığı şehir.. halkı uyuyan ve uyanmamak için gözlerini sımsıkı kapayıp birde kafasını kuma gömen nesil.. kadim mirasımız… tüm milletlerin inançların ortak helal mescidi MESCİDİ AKSA..AKSİ SADA NIN YANKILANDIĞI –PERDADARIN GÖLGELİK SAYABANINI ÇEKTİĞİ ALAN…. hz İbrahim ve hz Sare’nin tüm milleti üreten nesilleri gibi.. veee...Mescidi Haram ..Rahimiyet..özel harem mülkiyeti =tıpkı Ayasofya misaliJ…tapulu kişiye özel idare..hz İbrahim ve hz Hacer’in ümmeti..

Sevdiğim Miraç kandilimiz kutlu olsun.. Sen benim hem Mescidi Haramım, hem Mescidi  Helalimsin.. etrafını nurlandırdığın bi vûcud şehrinde ki her harf noktan, her sedan, her eylemi fiilinle etrafına camii, ağyarına mani olanda Sensin.. biz Seni idrak edebildiğimiz kadar etrafımızı nurlandırabiliriz zaten.. gerisi lafı güzaftan başka hiçbir şey de değildir …ve benim şu dârı ukbamı:  sesinle, görüntünle nurlandırdığın gibi, dokunma tensel hissinle de nurlandırmanı dilerim JJJJJ..tabii ki  5 erim olan 5 maddi duyumun 5 mana hisside nurun âlâ nur olabilsinler.. padişahım kerimdir ve cömertlikte eşsizdirJ..ve teşekkürler..

ve Sevdiğim okuduğum kitapla, daha evvel idrak ettiğim şey artık benim için kesinleştiği için, Sana bu tefekkürümü de yazmak istiyorum bak.. Arabi hocam bir yerde Kâbe’de  10.000 . Ademle tanıştığını anlatıyordu değil mi? ve hz Nur ile tanıştığını da.. işte ben bu kadim tarihte şimdi şunu anladım..nasıl ki hz Adem babamız ve hz Nuh ve diğer birkaç kişi 1000 yıllık ömür sürmüşlerse.. ve bazıları belki çok daha fazla.. ve bugün bazı arkeolojik iskeletler her ne kadar ortaya çıkarılmayıp, bilim adamlarınca saklanıp yok sayılsa da, geçmişte, bugünkü insana benzeyen ama daha farklı pek çok nesiller gelip geçmiştir.. hatta ben inanıyorum ki : o eski taşlardaki kabartma figürlerin ,mitolojik efsanevi yarısı insan yarısı hayvan türleri de bu dünyadan  yaşayarak gelip geçtiler.. bence yakında bir gün, bu apaçık anlaşılıp kabul dahi edilecek .. ve ADEM’in  aslında, devrinin  İNSAN-I KAMİLİ OLDUĞUNU DA ANLADIM..ve kendisine esma=şey’leri bilip anlama, onları yeni yeni isimlerle tanımlayabilme –icad edicilik ve icadını başkalarına öğretip  karbon& transfer edebilme  kabiliyeti verilmiş halife insana ADEM DENDİĞİNİDE ANLADIM..ADEM lik  mesleği  ESMA SANATI ZÂNÂÂTÇILIĞIYDI  ki, buda KÛN YANSIMASIna  DENK GELİYORDU  değil mi SEVDİĞİM…teşekkür ediyorum.. seni bi milyon hikmet baloncuğu misali öptümmJ….


ve Sevdiğim.. taa en baştan beri Ademoğulları ve şeytanoğullarından bu  mesleği yönetenler olduğunu da anladım tabii..mesela geçen bizim şehrimize bir medya şişirme dünya starı getirildi.. etrafındaki yakınların isimlerine kaç kişi dikkat etti acaba?!!.. onca parayı kime verdiler ve onca toplanan para nereye gitti peki??.. bu dini ve kadınlığı ve insanlığı aşağılayan şowdan; onunla gözlerini, kulaklarını ve gönüllerini kirletenlerin  ellerinde kalan kâr nedir peki??..o showların da daima dinleri konu edip aşağılıyor değil mi?.. ve uzun yıllardır hiç saklamadan kabala ile uğraştığını da herkes biliyor..ve ona benzemek için bizimkiler kendilerini yırtıyor hanii..geçen bizim şehrimize gelip show yaptığında- bir uzvunu açıp halka göstermiş.. ve  başka bir ülkeye gittiğinde oranın halkına da başka özel bir uzvunu açıp göstermiş… ve bizim medya işte dünya starı böyle olunur diye yazmıştı mesela.. halbuki bir masonik kabalist gerçek bir Yahudi asla değildir.. onların dini isistir.. hiç bir peygambere ve dine inanmazlar.. dünya şuan onların elinde değil mi?.. ülkeler ve kişilerin kimlikleri, bugün, işte böyle açaççı basit mahluklarLA zehirleniyor değil mi?.. bugünkü teknolojik siyasi arenada yapılan çalışma şudur:insanların beynini felç etmek.. yani asıl maksat ;insanların duyularını, bu TÜR insansıcin's lerle dumura uğratıp, meşgul edip, esas meseleden uzak tutup oyalandırarak, dünya hegomanyasını üçbeş şeytanın   elinde tutmaktır vesselam…

ve icatların rahmani olabildiği gibi şeytani olduğunu da anladım Sevdiğim..çünkü gelen hikmet=vahiy=ilham aslında aynı kaynağın tertemiz bilgisi idi.. lakin yorumlar ve o yorumların maddeye dönüşmüş fiilleri  ancak rahmaniyet ve şeytaniyetle tasnif edilebiliyordu.. birde Sevdiğim mesela Kabil kardeşi Habil’i nasıl öldüreceğini ve nasıl gömeceğini karga suretine girmiş şeytandan öğrenmişti değil mi?demek ki icadlar hayvanlardan ve tabiattan da öğrenilebilirmiş.. ALLAH ARI’YA VAHYETMİŞ.. ve KARINCA’YA VAHYETMİŞ..BİR KURU HURMA DALINA VE BİR KURU HURMA KÜTÜĞÜNE VAHYETMİŞ.. demek ki İlhamat-ı Rabbaniye ile nefes alıp vermeyen, çalışmayan ve kendisine gelen bilgiyi aktarıp öğretip-icad ettirmeyen hiç bir yaratılmış mahlukat yokmuş.. demek ki neymiş? …tek ve bir bütünün içinde aynı manayı yorumlayışlar, idraklar, anlayışlar, tefekkürler, iş ve oluş icatları zanlar adedince- hepsi Yaratanın nefesindeymiş..


CENNET VE CEHENNEM.. kişiler kendi esmalarına ,kendi idraklerine en yakın kişilerle beraber olmayı başarabilirlerse eğer, o kişiler cennette değil de nerededirler?.. huyu suyu ,esması, manası ,örfü adeti bir olanlar ancak cenneti bu alemde beraber yaşarlar değil mi?.

.KİŞİSEL FERDİ ZEVKLERDEN:kişiler ölmeden evvel bu alemde ölüp, ayrı gayrılıklarının  bilincine erdiklerinde TASARRUF SAHİBİDE OLURLAR… kendi esmalarının uyum ve uyuşmazlığı ile aynı yolda yürüdükleri  yol arkadaşlarının= esmalarının, seyrü sülük kader yazılım filmini de   hem  tasarrufu ile tasarlayarak yönlendirir, hem oynarlar ..hem de birlikte  izlemeye başlarlar ..ki bu en büyük zevktir belkide..

"bir mümin aynı yerden topuğunu yılana bir kez daha ısıttırmaz" demiş hz efendimiz.. neymiş bu?.. TEMKİN YASASI.. işte bu yasaya uymayan özenti Müslümanlar, aval aval  kendilerine uymayan esma elbiselerini giymeye kalkarlarsa hırsızlık ederler ve  ancak ,rezil rüsva olup- o milletlerin elinde harcanır giderler.. hz peygamberimiz ne demiş?..” eşlerinizi bulunduğunuz yerin geleneğine, giyimine ,yemeğine göre rızıklandırın” değil mi? eee ..şimdi biz hepimiz bunu Hawai  "olaha" örfi geleneğine göre alabilmeğe meylederiz değil mi hemenJ.. neden tefekkür edip idraken yükselmeyi hiiç istemiyoruz da, en alt manadan olaya bakıyoruz pekii?!!   peki ,sen hangi topraktan, hangi unsurlardan, hangi gelenekte –fıtratta yaratıldın?.. meselenin özünü neden hiç tefekkür etmiyoruz peki?.. eşlerimiz –hurilerimiz, kendimizden çıkan  en üst seviyedeki mana fiilerinin bedenlenmesi olsun diyelim.. neden “kendi vadedilmiş kutsal toprak mülkiyetine sahip çıkıp, toprağını helalinden işlemek yerine, sende asla olmayan ve başka toprakların huyu suyu esmasına göz dikip onlara benzemeye çalışıyorsun ki?!!”..sende olmayan bişey nasıl sana gelebilir ki?…montaj hatası ..bundan büyük cehennemi  ızdırap olur mu?.. sen kendi cevherini parlatsan belki de sendeki mana en parlak ziyayı kandil olup, hem kendini, hem etrafını aydınlatıp nurlandıracak.. belki senin kandilinle yepyeni esmalar icad olup açığa çıkacak..
TARİHTE TANRI DAMGASI


Bizler kendi gönül kandilimizi uyandırmadığımız müddetçe hep zanlarda ve cehennemde kalacağız.. KENAN-I  Filistin ve İsrail  her daim bizim ruhumuz ve nefsimiz olacak.. en kadim topraklar daima kaos içinde ..ALTINDAKİ  İNSANLIK HAZİNESİ BÜYÜK DE ONDAN..bu Rahmaniyetin her şeyi kuşatmasına en güzel örnektir aslında=FENAFİLLAH=LAİLAHEİLLALLAH....

ama Mescidi Haram farklı.. Emin Belde..işte ilk kıble ,ikinci kıbleye bu yüzden secde kıldı.. o makam mahrem ve kişiye özel olduğundan herkes için değildi..Rahmaniyetinin tecellisi içinse, Gönül dağı piramidinin  en tepesindeki makamından indi.. ve yatay çizgide yürüdü..  tüüm gece yürüyenlerin imamı olup, onlara namaz kıldırdı.. çünkü O, İsrailoğullarından değil İsmailoğlundandı.. O,2 kurban çocuğuydu.. O yek ve bir tane  TEK nesil olarak dünyaya gelmişti.. O’NUN YAŞAYACAĞI TOPRAKLARA DAHA EVVEL HİÇ BİR PEYGAMBER GÖNDERİLMEMİŞTİ.. O İLK VE SONDU.. O TOPRAK O'NUNDU..  ve  miraçta ortak buluşma -ortak nokta  TEVHİDİ HANİF İBRAHİM ÂTÂ DİNİ İDİ.. O,hepsinden ve herkesten farklı ve özeldi..ve namaz müminin miracı oldu..


İlim, bizatihi hâdi değildir
Vahyin irşâdına muhtaçtır..


ve namazı kıldıran:" ADEM SU İLE TOPRAK ARSINDAYKEN BEN PEYGAMBERDİM" diyen – mürşid-i rehberi Makam-ı İLİM CEBRAİL’ ine:” perdeyi kaldır ve bu ilmi  kimden aldığına bak!” dedi….ve kavs-i  ûrûç-yükseliş tamamlanıp kavsi nûzül-iniş  başladı..o mekandan münezzeh ve yaratılmışlıktan gani olan, nurunu tamamlayıp yine; HER ŞEYİN KENDİ NURUNDAN YARATILDIĞI Ahmed-i Mahmud Muhammed Mustafa  Makamına geri döndü…..
*********

17 haziran Pazar babalar günü..Sevdiğimm.dün sabaha dek bu yazıyı yazıp gün ışırken uyumaya yattım..gözlerim kapalıydı..inanılmaz yumuşak beyaz ışıklar ve tüüm renklerin kat kat-  üst üste bindirilmiş en eski devri tarihine gittim..görüntü filan yok..bu bir anlayarak görme ki ,tarifi henüz yok.. dinozorlar ve diğer canavar sandığımız o şeyler hep vardılar ve çok duygusal bir şeydiler.. sürekli renk tayfları geçiyor. ama daha güzel ve naif ve canlı ve hassas...ama maddi renk görüşü yok.. sadece anlıyorum.. hatta taç çakramın açılıp beni ışığa boğduğunu dahi düşündüm bilsen çok komiktim J.. inanılmaz bir haz ve zevk.. yumuşak, duygusal ve mutlu bir huzur..böyle kat kat tarihin, yumuşak doygun duyusu vardı.. sonra uyudum.. çok tuhaf ve sanki adresi kaybolmuş ben, bir  genç çiftin evindeydim..ve o ev sahibesi misafirine  eşinden gizli bir kötülük yapmış .. o misafirin bir çantası vardı.. bebek eşyalarıyla içi dolu.. en üstte mavi bir bebek kıyafeti ki, ev sahibesi onu görünce yaptığına üzülüp utandı ..ve Sevdiğim aslında hiç bir şey hatırlamıyorum.. sadece  öğlen vakti uyanırken, şu anlamla uyandım bak..  yazıyorum..

O’na de ki: “Rabbinin izniyle artık ayağa kalk….”
nur cihan
nuralem7@hotmail.com
17.06.2012




14 Haziran 2012 Perşembe

tûrk-târik-gök mavi yer bakır ÂTÂ direk ..DEMİR KAZIK-KUTUP YILDIZI.her şey yer ile gök arasında emir ile iner ve çıkar=olur:)

TALAK SURESİ 12. AYET

Allah, yedi göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Allah'ın emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve Allah'ın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.


babam bende ben babamda iken babam doğurdu anamı
anam da meme emerken anam doğurdu babamı
babam anamı doğurdu,anam babamı büyüttü.
ikisi de birlik idi talak etmezden evvel anamı
böyle bir zade-i mader değilim sanma ben ebter
babamla ahd ettim ol dem ki doğursun o anamı
babam bana veled dedi her emrine mütekidem
anama mahrem dedi görmedim vech-i anamı
(Arif-i billah ve vasıl-ı Selanikli Hacı Ali Örfi k.s)
(Fatih Setürbedarı Kutbu’l –Arifin,Gavsu’l Vasilin Mürşid-i Kamil Ahmed Amiş Efendi/derleyen:İsmail Hakkı Altuntaş)


13 Haziran 2012 Çarşamba

BİR IRKÇILIKTIR bir ırkçılık


ırkçılıkmış...

ırkımız -arkımız hep aynı çeşmenin suyundan değil mi ki?



sorun :
renksiz ve kokusuz olan bu latif suyun;  bazı meteryall unsurları görünce okside olup, değişik hava ve toprak boyası ile güneşin enlemsel ve boylamsal düzleminde ışığın farklı kırılmalarından bööle renk renk-değişik formolojik deformasyonlarla gözükmesinde...
JJJ