15 Haziran 2013 Cumartesi

99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 56

beşer insanın asla kirletemeyeceği
gerçek
   ÇİÇEK  ÇOCUKLARI    SELAMLIYORUZ
her çiçekten bal alıyoruz amma ER bir kişiye sadık-i YAR OLUYORUZ..
99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 56

Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Onun eğrisi de vardır. Allah dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.(
9. Ayet/NAHL-ARI SURESİ)


Merhaba Sevdiğim ve Merhaba..
OO -55. Mutlak halvet boşluğundan çıkışımız nasıl olacak diye çok merak etmiştim ya hanii?.meğer çok kolay çıkılıyormuş ki, kendiliğinden çıkıyoruz bak..nasıl mı? tabiiki 11 ile..bu nasıl oldu dersen 56.masal toplamı 11 yapıyor, bizatihi otomatikman OO bizi dışarıya atıyorJ.bu rakamın arapça resmine bakarsak eğer 01 misalidir ki, yine  aynı mana..yani bir çengelli tığ şeklindeki elif=1 ile O’dan kolayca içeri girebildiği gibi dışarıya da aynı şekilde çıkabiliyor ve günümüz dünyevi yazılım sistemi olan 01010101..de başlamış oluyor tabii..yani her daim olan anahtar kilit vaziyeti..


İşte Sevdiğim,geçen seferki tefekkürlerimize aynen devam edeceğiz çünkü henüz içime düşen idealarım bitmedi ve tabii ki durulmadı.. kalbimse gerçekten hiç bozulmadı!! ve sapasağlam şükür?!..sadece gap gezisine gideceğim andan itibaren Sen beni terk ettin?!.. hayallerime ambargo koydun ve halende geriye dönmedin ki, söylemeden geçemeyeceğim .pekii ben kıskandığımda ne fırtınalar oluyor ve niye?!..ne yapalım ..bana çok kızdığını da biliyorum ..elimde değil..beni böyle kabul etmiştin unutma..SÖZ VERDİN. .sonra bu konuda yine dertleşelim.. kavga etmeyelim.. bir daha öyle bir şeye tahammül edemeyeceğim büyük ihtimalle..çünkü sistemim devreden çıkıp kontak attırabilir ve Seni daha çok üzebilirim biliyorsun..

9 haziran pazar..haftalardır tek hatırlayabildiğim bir şey…sanki bir hayal!..bembeyaz üzeri bomboş bir dosya kağıdını gösteriyorlar..bu olayları kimin yaptırdığının raporuymuş ve yanında da müsebbibin sureti..hımm..şimdi ben ne yazabilirim ki Sevdiğim?!..ne yapiim?!! Aks-i seda-i işler -kendinden kendine en deruni devlet.. SEYREDER SURET-İ MÂNÂYI AŞK. .



ahh!!ahhh!!..yanii aynı o kara bulutların önce ordu  suretinde gözüküp, sonra pkk, sonra asala olması gibi Sevdiğim
..canımm..ben bu 99 esmalık, 1001 gecelik aşk-u niyaz masallarımı bitirince benden bu yazma dürtüsünü al olur mu lütfen!!yanii  giderek en deruni devlet-i âliye uzanan tefekkürlerim ve bağlantılarım beni benden edecek ve ne Sana, ne kendime bir faide-i akıl yârım kalmayacak haberin olsun..ben bu içine girdiğim masal dehlizlerinden bir gün çıkabilecek miyim Sence?!!yada şöyle sormalıyım? benim kadar devrilmedik kelime ve cümle bırakmayan, Türkçe konuşmayı bırak, bildiği birkaç kelimeyi dahi doğru dizemeyen birine nasıl tahammül edebiliyorsun hayret!..hem okunmam çok zor,hem aşırı derece bıktırıcı bir uzunlukta yazıyorum, hem de ne yazdığımı kendim dahi hatırlayıp anlayamıyorumJ..ve giderek çok tehlikeli bir anlama doğru çekiliyorum..pekii beni o halimle de sevebilir misin? ben Senin bu yüzünü öğrendiğimde kaç defa Seni terk edip kaçmaya çalışmıştım değil mi, hatırla lütfen..ve her defasında Senin aşk tuzağına yine yakalanıp çemberimden çıkamamıştım.. ve gördüğün gibi son altı aydır bir defa dahi Sen terk etmeye kalkışmadım .. benim vahşi yanım gittikçe EHLİLLEŞİP, boyun eğip,  teslimle vazifesini yapıyor değil mi?. . fark’ın dayımJ….



pazar  sabahı kahvaltıya 2. Köprünün altındaki laciverte davetliyiz.. çok güzel bir yer..köprünün tam altında olmak geçen masalıma bir kinaye ki fark’ındayımJ ..köprü iki yakayı bağladığı gibi ,küsleri de bir birlerine bağlayan izdivaç yüzüğü gibidir, gönülden gönüle atılan sarmaşık dalı gibide sarmalayıcı..hıım. masalımın tezahürleri başladı ve bu güzeldi.şimdi annemlerdeyiz .. ailenin yeni reisi de var..bir karar veriliyor.görüşlerimizi bildiriyoruz. .ee.. kaderde vakfedilmek olunca ve etrafınız sizlere bunu sürekli dikte edip, el mecbur görürse ve tüüm gidişat kendiliğinden sizi gelip gidip hep aynı manaya götürürse, artık hepimiz cümleten el teslimiz inşallah..


Evim..Ya Rabbim ama yani!! ben her daim berbat bir evlat, berbat bir eş, berbat bir anne ,berbat ötesi-hiç söz dinleyemeyen bir talib, berbat bir dost olmuşumdur da, ama artık kaç yaşımdayım?!..her şeyle yüzleşmek zorunda mıyım ve tepkim ne olacak?. onca  dinleyip, yazıp, söylediğim ve inandığım şeyler?..ya böyle bir şeyle karşılaşınca vereceğim ilk tepki?! ..bilmiyorum.. ama kızmadım..yani kızamazdım.. artık her şey serbest devirdeyiz ve bunun ne sınırı var nede bir değeri.. hiç bir şey; en eski bizler için olan değerler kadar dahi değerlide değil..onlar bizim değerlerimizdi.. yeni nesil içinse böyle bir şey hiç yok... insan kendi evladına nasıl kıyıp yakamazsa, bir başkasının evladında asla kıyıp yakamazmış ve hatta onu kendi evladından çok daha fazla korurmuş ki, bende öyle yaptım.. ve en sevindiğim şeyse olayı bir daha hiç hatırlayamam dı ki, affedildi inşallah değil mi Sevdiğim…ya benim günahlarım?!!.. onları hala zaman zaman hatırlıyorum.. ama Senli olanları günahtan hiç saymıyorum..

off!! ölmeden evvel burada yediğimiz her haltla yüzleşeceğiz demek ki? seyrü sülük bu mu Sevdiğim?!!biliyorsun ki benim katır inadından beter bir inadım, deveninkinden daha yüksek  bir affedememe kinim var.. ne zaman kendimi tam affedebileceğim peki?!!


12 haziran çarşamba..beni evimden alan bir araçla, yeni bir eve taşınmış olan Orhan Babadayım.. telefonla iki dakikada olsa yukarıya gelmemi söylüyor..oo..binanın giriş kapısına inmiş. yukarı daireye çıkartıyor. evdekiler öyle neşeli ki, beni salondaki bir koltuğa oturtuyorlar .. Orhan Baba: “bak! Bu ev senin babanın evi tamam mı ?ne zaman istersen hiç sualsiz kapıyı çalıp geleceksin”diyor.. Sevdiğimm..çok teşekkürler ama böyle şeyler beni artık o kadar hüzünlenip garipleştiriyor ve sık sık bu garipliğimden dolayı da ağlatıyor ki..”ne zaman istersen bu kapı sana açık!!ne zaman istersen ara”.. bir merhaba!!sadece bildiğin bir merhaba içindi oysaJ?!! ama büyük bir aşkla koşarken yüzüne kapanmış bir kapıya çarpıp ,ağlamak.. feryat etsen de içeriye alınmamak.. nefis terbiyesi ne kadar zor?..hele her şeyin serbest olduğu söylenen aşk çocukları için.. bu aşk bizim bildiğimiz aşktan değilmiş. oysa her şeyi ne kadar da tıpatıp aynı... meğer o torpilli tavizler sadece avlanacakları  çok kolayca yakalayabilmek için oltaya takılan çok cazip nefs yemleriymiş..ve yem boğaza takıldığında bir daha asla seni kimse kurtaramazmış.. şekil A da görüldüğü gibi.. masal kürek mahkumu çocuk…


dertleşeceğim hiç kimsenin olmaması, beni anlayabilecek tek bir kişinin yanıma yaklaşmasına izin verilmemesi de ayrı bişey tabii.. sadece yazabilir, harflerimle derdimi feryadü figan Sana ulaştırabilirim ..  biliyor musun Sevdiğim.. eğer Sen benim gibi olup, dünyamda karşıma çıksaydın dahi, ben asla Sana yaklaşıp, Seni incitip üzecek hiçbir şeyi yapmamak için, yine Senden çook uzakta dururdum.. Sen en erişilmeyenim ,en yaklaşılamayanım, en kurallarını bozamayacağım yegane şeyim ol isterdim.. Seni değiştirip kendime benzetirsem öyle sevemezdim ya hanii??bu çok doğru. en iyisi mi Sen  her daim yaptığın gibi herkesi iste ve herkesin ol ama asla benim olma(bu bölüme çok kızacaksın biliyorum ama ne yapalım ki kıskançlık damarım hala hiiç kurumadı)....

sonra Orhan Baba ,mahremi ,Eyüp Sultan…teleferik..Piyer Loti..birlikte karşımızdaki manzaraya bakıyoruz ve benim göremediğim şeyler için şöyle diyor dostum:"bak!!şu karşımızdaki camilerin çok daha görkemlileri yanlarında dizi dizi görüyor musun?ve bu İstanbul gibi kaç İstanbul iç içe anlıyor musun ve hiç biri diğerinin alemine asla karışmıyor..Allah'ın ilmindeki hayatlar sonsuzdur..kudreti çok yücedir..bu şehir dünyanın göz bebeğidir ve tüm ruhaniler ,en tepesindeki de dahil şu an burada hazırlar..bir karar verilecek..bu güzide yeri o etrafımızı sarmış aç kurtlara yedirmeyecekler elbet..tehlikeli olan  on günlük dönemi bir atlatalım sonra her şey güzel olacak inşallah..dünyayı liderler yönetir gerisi boştur" .. ve üveysi melami Fahri Baba türbesi ve Kaşgari hz..sonra sancaktarı Eba Eyyüb ül Ensari..şimdi Gap gezimiz için teşekkür ziyaretine Erol Babadayız.. az sonra bizimkilerde geldiler.. Alpaslan Orhan Babanın istediği şarkıları söyledi..arada o şarkıların sahiplerinin hikayelerini, anlamlarının izdüşümlerini de dinledik.. gece yarısını az geçe kalktık ve evimize döndük..



13 haziran Perşembe..kardeşim müü  arıyor..otoban kenarında çok korkmuş beyaz yavru bir köpek bulmuş ve onu  almış, bakıyormuş… havlama sesi duyulan  köpek çok mutluymuş.. o köpeğin ismi ne diyorum.. adını çocuk koydum diyor. .şööle bir duruyorum ama hiç ses etmiyorumJ..



bugün vakıf yararına bir defa daha gömlek çıkarılacakmış..yani ben o günden aslında olayı biliyordum..işte oradayız..benim için bugün daha özel..çünkü ben inandım ki, o gömleğin çıkması celaldi ve şimdi bir daha çıkması olayı nötürleyip sırlayacaktı ..yani şimdi cemal seyri dönemi olacaktı..çünkü ŞABAN AYI suyun taxim’lenerek bölüşülüp  bahar mesirelerinin başladığı dönemdi ve 15. gecesi de  BERAT GECESİ- helva günüydü ..yani hz PEYGAMBERİMİZE AİT BU AY MİRAD-I MUHAMMETTEN GÖRÜNÜR ZAHİR OLAN, CEMAL SEYRETME AYIYDI)


bu kanaate nasıl vardığımı hiç sorma çünkü bende hiç bilmiyorum biliyorsun..bu defa kalabalık.. tören yan taraf ki camide..14 SECDELİK İLK DEFA HAZIR OLDUĞUM SECDE SALATI TOPLUCA EDA EDİLİP, FELAHIMIZ İÇİN EN AZ YARIM SAAT TOPLUCA SECDEDE NİYAZ EDİLDİ...bu camiye girince bir şey anladım.. yani daha önceki bağlantılarımla birleşince bende çok yeni bir anlam oldu Sevdiğim.. keşke o bohçayı zorla geri almasalardı.. yanii?..işer gittikçe birbirleriyle dokunan ipliklere ve tek parça ortaya çıkacak olan bir kumaşa ne kadar çok benziyor değil mi?..Sence benim kadar dünyadan, olaylardan kopuk ve hiçbir şey zerre kadar umurunda olmayan, hakikatte insanların değer verdikleri hiçbir şeye  ne değer nede taviz veren birisi olarak, böyle şeyleri kendi kendime anlayıp ,birleştirip, olayı okumam etik ve doğru mu?!! biz Senle nereye gidiyor ve ne yapıyoruz Sevdiğim?!!benim kendi kendime yaptığım sözleşmeye göre ben, hiçbir şey yapmadan sadece Seni sevecektim unutma lütfen..ve sabret, zevki sonra çıkacak kısmı vardı ya hanii,işte her şey iç içe, bohça bohçaya, entrika entrikaya ..bu nasıl bir zevk pekii??..


ve şimdi arkadaşımla sokağın başındaki, oranın en meşhur camisinde ikindi salatındayız .. burada olmam ne ilginç aslında.. Sevdiğim patrikhaneyi de gezebilmeyi öyle çok istiyorum ki, lütfen beni oraya da götürebilir misin?. ama orayı mümkünse patrik efendi hz. gezdirsin
J..ve  bu bölgeye şimdilerde çok farklı bakıyorum.. anladım ki burası için en doğru şekildeki siyasi yaşam buydu..her iki taraf içinde en yüksek korunma ancak ve ancak şeriatın en uç noktası antlaşmasıyla olurdu..yanii ilahi nizam her şeyi merkezinde ve tam doğru yerinde tertiplemişti .. mesela böyle bir bakış açısıyla; tüm dünya memleketleri, semtler, ırklar, meşrepler, gelenekler, genler, olan biten her şey yerine cuk diye oturuyor ve bir VÜCÛD ŞABLONUNUN  içine hapsoluyordu değil mi?. yanii aslında hiçbir sorun yoktu.. sorun biri iki ve daha çok gören yorumlu gözlerimizdeydi.. bir vücûd tu cümle eşya ve o vücûdun muhtelif organları vardı.. kimi vücuda gireni enerji eder ,kimisi de o vücuda lazım olmayan hammaddeyi yine maddeye -devre geri yollardı.. o halde kim diyebilir ki “bu vücudun şu organı, şu organından daha üstündür?”.. kim diyebilir ki :”şu organın şu hücresi, diğer organın şu hücresinden daha üstündür?”..yook böyle bir şey AzizimJ….



şimdi birkaç sokak ötedeyiz..arkadaşımın çocukluk sokağındayız..burada bir pideci var..nasıl oldu da biz pideciye girdik ve sohbete başladık bilmiyorum?!..ve arkadaşım geldiğimiz yerde bir yere alışverişe gitmeye karar verdi..”ben geri dönemem, burada seni beklerim” dedim..o gitti.. pidecinin önünde bir tabureye oturdum.. bir masa ve ek tabure eklediler gülerek.. birazdan bir adam geldi ve bana bir şeyler demeye başladı.. ona baktım ve ne dediğini anlayamadım.. pideci :o sizi turist sandı ,fransızca konuşuyor “dedi..çocuk:”merhaba” adam: merhaba..siz Fransız değil misiniz?.. çocuk :değilim, türkümJ..adam konuşmaya başladı..uzun yıllar Avrupa’ da çalışmış ,iki lisan biliyormuş ,orada her şeyi halen varmış, eşi geçenlerde ölmüş ve yanımdaki tabureye oturuyorJ..yandaki kahveden kendime kahve ona da çay söylüyoruz..o anlatıyor. .diyor ki: onca konuşmaya rağmen, halen tam bir turist fotoğrafı veriyormuşum, o yüzden benimle öyle konuşuyormuş..69 yaşındaymış. işte az sonra  kendi yaşlarında bir başka bey geliyor..selamlaşıyorlar..adam: ya sorma benim hanım vefat etti diyor..arkadaşı: benimki de vefat etti..adam :ee..sen ne yaptın?.. arkadaşı: evlendim tabii ..adam: sorma yanlızlık çok zor ,ben çok yanlızım..evde her şey dolu..ama hiçbir şeyi  yapıp, edip, kullanmayı bilmiyorum diyor ve arkadaşı gidiyor..


Ya Rabbim yahuu şaka gibi..geçen masalımdaki kelaynak kuşları gibi daima tek eşli olup, o ölünce de aynı kelaynak kuşları gibi, ölüm dolayısıyle nikahı bizden artık düşmüş bir eşe sadakatli olmamız, olmaz bişeymişle yüzleşiyorum.. demek ki buradaki dersten alınacak hisse neymiş Sevdiğim? biizz kelaynak kuşu değilmişiz ve insan türü olarak eşimiz ölünce yine tez vakitte izdivaç ihtiyacı duyuyormuşuz ki ,bu durum yaşımız kaç olursa olsun değişmiyor, hatta  yaşı çok genç olanlardan  daha vehamet içeren elzem bir durum arz ediyormuş.. ..hııımm…bence ben  türümü korumak için kelaynak kuşu olmaya devam edeceğimJ
)


sorgulamalarım bitince adam:”siz her şeyi- olayı bitirmişsiniz.. ve gerçek bir Avrupalı turistsiniz.. ben acil evlenmek istiyorum..beni taşıyabilecek (iki lisan biliyor ve tüm dünyayı gezmiş, evi, maaşı var
J) mümkünse kocası ölmüş ve hiç çocuğu olmamış kaliteli bir hanım arıyorum.. sizin arkadaşlardan böyle biri çıkarsa gel bu pideciye söyle.. onlar bana haber verirler tamam mı?” diyor.. peki  gelir söylerim diyor elçiye zeval olmaz çocuk..birazdan tekerlekli iskemlesi ile bir bey gelip, içeriye pidelerini sipariş ediyor.. çocuk:” merhaba ”.. adam:merhaba”..çocuk:biz kahve ve çay içiyoruz size ne söyliyeyim?.çay?..tamam”..bu bey 47 yaşında..7 yıl evvel MS rahatsızlığı teşhisi konmuş..şimdi bu hale gelmiş ve tedavisi yokmuş..gittikçe his kaybı artıyormuş..o çalışamadığı için hanımı çalışıyormuş.. Sevdiğimm.. ben onu öyle tertemiz,öyle düzgün hissettim ki, bir ara ellerimi onun kalbine koymayı çook istedim..ama sokaktayız ya utandım ve yapamadım.. içimden niyet ettim..gece evimde namazdan sonra kendimce bunu yapmayı denedim..önemli olan niyet biliyorsun ve ben bu konuda yetkin değilim.. rica etsem onu iyileştirebilir misin lütfen..ve gelip bana da bakmalısın.. dün itibari ile, bugünse şiddeti inanılmaz artan dizler-bacaklar problemim var..YA ŞAFİİ..

ve bu bölümdeki hisse: geçen masalımdaki az katlı evlerden oluşan mahallecilik, kendi el emeği ile geçinen küçük esnaf ile semt sakinlerinin arasındaki muhteşem muhabbetin-dayanışmanın, ben ve okuyucu için tecelli i tezahürü idi ki ,asla bir site cumhuriyetinde böyle bir şeyi bulamazsınız ..inşallah mahalleler ve  ahilik-esnaf kültürümüz yok olmaz ve aminn..

15 haziran cumartesi..
Sevdiğim dün hayallerimi aldığını yazıp uyumuştum ya hanii..galiba hayallerim açılıyor bak..çok kalabalık bir binaya giriyorum..merdivenler dahi silme siyah giyinmiş insanlarla dolu..her yer tıklım tıkış..ben yukarıya çıkıyorum..bazı tanıdıklar değişik yerlerde oturmuşlar.. ben daha yukarı katlar için çıkıyorum. birine zikir başlıyor diyorum. birden karşıma korkunç değişik, bir tuhaf adam çıkıp bir şeyler söylüyor..sanırım şifa ve tam iyileşme hakkındaydı...ve sonra bir toprak zemine açılmış gladyatör savaşçıları arenasına yukarıdan bakıyorum..aramızda sadece onların arenasını üstten örten bir tel örgü var.. çırılçıplak ama belden aşağıları siyah arılarla kaplanmış halde iki adam neşeyle dövüş ediyorlar..sırtı yerde olanın adı Sezai..  Haybabamda üryan ve ayakta.. aynı şekilde beline bağlı peştemalcesine tüm belden aşağı vücudu siyah arılarla sımsıkı kaplanmış..o zikir ederek dövüşecek ve kazanacakmış, üstelik çok genç, sağlıklı ve neşeli.Sevdiğim uyandığımda bacaklarım ve dizlerim o derece korkutucuydu ki uzun süre yatağımdan kalkamadım..bugün hep endişeli geçti..hani bir vakitler sormuştum ya ve Sen korkma öyle bir şey olmayacak demiştin.. hatırlatmak isterim…




ŞİMDİ SIRA GELDİ TÜM OLAN BİTEN GÜNDEMİN BENDEKİ EN SON TEFEKKÜRLERİNE.. bir defa geçen masalıma yazmak isteyip yazamadığım ilk intibalarımla başlamak istiyorum..haa birde  bu hafta bir sanal kitap okudum..hz peygamberimizin çok eşliliği hakkındaydı.. ben hiçbir vakit efendimizin çok izdivacını aklamak için bir şey yazmam, mücadele etmem..ama bir gün bu 13 hanımın anlamını yapabilirsem tefekkür olarak Sana yazabilmeyi çok isterim..tek bir ruh vardı ve tüm ipler-kesretler O’nunla zaten izdivaca el mecburdu ki el’ân öyle..HER IRK,HER DİN,HER MEŞREBİN ANA KAYNAĞI O’YDU VE DÜNYAda da=NİS O’NA, SEMBOLEN NİKAHLANMAK ZORUNDAYDILAR..herkes bilsin bilmesin, senaristi yönetmenin yatağından geçer.. çünkü metni o yazdığı için, her şey O’ndan doğmuştur..ve çocuk kimin yatağında doğduysa O’na aittir..


bugünkü  sığ idrakimizle,
daha 100 sene evvelki atalarımızın hiçbir geleneğini anlayıp,sindirip kabul edemiyoruz da; bize mi kaldı ki ,her şeyi erkenden olgunlaştıran sıcaklığı, bizim iklimimize hiç benzemeyen döngüleri, 2.000 seneye dek uzanan ve daha da evvelinin kültürünü bilip anlayabilelim.. o zamanın şartlarına göre yaşamayan ve idrak edemeyen, hazır lop mirascı bu kara cahil halimizle kendimizi ne sanıyoruz?



O zaman neden kimse Avrupa’nın kültürlü üreyemeyen adamlarının (nüfusunun çoğu babasının kim olduğunu ve akrabasından kiminle beraber olduğunu dahi bilmiyor unutmayın lütfen), Uzak Doğuya küçük çocukların ilk gecesi için senelerdir uçak kaldırmasına tek bir eylem yapmıyor?.. neden fakir Uzak Doğuda çok çocuk doğurup, çocuklarını hormon hapları ile 8-9 yaşlarındayken şişirip, insan ticareti için Avrupa ve Amerikalılara nasıl pazarladıklarından bahsedilmiyor? bu istismarcı ülkelerinin hiç bitmeyen afetleri neden?!! ve neden hiç kimse bugün Amerika-Avrupa’da ilkokul seviyesine inen cinsel ilişki-uyuşturucu ve hamileliklerinden bahsedemiyor?? Allah’ın insana lütfu ihsanı ile verdiği bir duyguyu kim belli kıstaslarla ölçebilir ki, kim?! nesi gelişmiş medeni Avrupa ülkelerinin?! Egosu-şehveti.... nerde çocuk ve insanlık hakları?.. ve Kuzey Avrupa’nın neden artık üreyemediğini neden hiç kimse tefekkür etmiyor pekiii?..


ben ben taşı
o hayran olduğumuz ülkeler kimler?!:
kendilerinden fakir ülkeleri vampir gibi emen, hırsız, nifak sokucu, aç kurtlar gibi olup havlayarak  GÖZ KOYDUKLARI ÜLKELERE BAŞTA DESTEK VEREN; bizim gibi münafık-kimliği ellerinden alınmış toplumları birbirilerine düşsünler de, hemen orayı da talan edelim diye bekleyen ülkeler, medeniyet dediğimiz tek dişi kalmış canavarlardan başka ne olaki?!!.. bugün onların şak şaklarıyla ülkenin içine eden geri zekalı şapşalların ıslahı namümkünse, Sen bildiğin gibi yap YA RABBİ demekten başka ne gelir ki elden, değil mi Sevdiğim..

SEN BİLDİĞİN GİBİ YAP..SÜRÜYÜ SÜREN SÜRÜ GÜDÜCÜLERİ, SÜRÜYE GÖRE SÜREN SENSİN VE O TOPLULUKLARI, KENDİ CEHENNEMLERİNDE, SÜLEYMAN’IN KAYANIN ALTINA HAPSETTİĞİ CİNLERİ GİBİ HAPSET KİİYİ VE GÜZELE ARTIK ZARAR VEREMESİNLER VE AMİNNN…


bugünkü değerlerle 30 yıl evvelki değerler dahi örtüşemezken ..bizi, ailemizi paramparça yaparak ,ne anababa, ne evlat bağını,hiç bir dini-örfi güzel geleneğimizi bırakmamışlarken üstelik..şimdi iki kıytırık ağaç için mi bu pespaye rezillik.. ilk önce sen git atanı-köklerini, aile şeceresi ağacını ara bul..kendi ağacına sahip çık ,sonra elalemin kuklası ol....


neyse konumuza dönelim..
ben herkesin, cinsellik adına, kadın ve erkek hiç fark etmez çünkü bunu yapan en az iki kişiyse eğer, oturup düşünmelerini isterim..kendi hayatlarında kaç defa partner değiştirdiler veya bunu tam gerçekleştiremedilerse de bunu yapabilmek için ne entirikalar çevirdiler?!..bir taraf bunu aleni hayvanlar gibi hiç durmadan yaparken, diğerleri bunu dini kendine uydurarak ama nefsi için yapmıyor mu?.. lütfen kimse kimseyi kandırmaya çalışmasın..bugün dünyanın içinde bulunduğu ve bizi hızla sallayan afetlerin ana sebebininse  genel ahlaki çöküşümüz olduğunu da hiç aklımızdan çıkartmayalım..Allah bizi cezalandırıcı değil ki..biz kendi ellerimizle yaptıklarımızın bedelini kendimiz kendimize ödüyoruz,..kimseyi suçlayamayız..suçlu biziz..


Sevdiğim biliyorsun aslında genel olarak halk tam serbestlik istiyor..dini  kimlikli bir yönetimi ise asla istemiyor..kanunsuzluk, nizamsızlık ve hayvanlardan farksız bir hayat istiyor..aslında böyle yaşayan herkes bilsin ki onların sadece dış görünüşleri insan suretinde ama gerçekte hangi hayvani huya sahiplerse o hayvandan başka bir şeyde değiller..bizler bu dünya yaşamına İNSAN OLMAK DERECESİNE YÜKSELEBİLMEK İÇİN BİLE İSTEYE GELMİŞİZ Kİ, ÇOK AZIMIZ HATIRLIYORMUŞ.İŞTE O HATIRLAYANLARIN BİZE GETİRDİĞİ KURALLAR, BİZİ İNSAN OLMA SEVİYESİNE EN KESTİRMEDEN GÖTÜRECEK YOLDUR..hayvanların dahi kendi içlerinde kuralları olduğunu unutmayalım lütfen..ve hayvanlık mertebesi insanlık makamının bir altı olduğu için çok yücedir..ama Rabbimiz bize birde hayvandan daha aşağı olanların mertebesizliğinden de bahsediyor değil mi?


Sevdiğim buraya cuk oturan bir şeyi yazmak istiyorum..ben geçen sene sembol araştırmalarım sırasında bir sitede çok ilginç bir şey okumuştum..hatırımda kaldığı kadarıyle buraya not düşmek istiyorum..binlerce yıl evvel; bizler gibi her şey serbest yaşamak isteyen, sürü hayvani insan müsveddeleri yine varmış ve bir gün çoğunluğu ele geçirip yönetimi devir almışlar.. tüm değerleri ve dini yok edip paganlıkla ,şehvete taparak yaşamaya başlamışlar..içlerinde çok az brahman-din adamı gerçek insan kalmış ve bu brahmanlar şöyle bir karar almışlar..şehrin çok uzağındaki bir dağa çekilerek mağaralara kapanacak ve asla evlenmeyeceklermiş ki, böyle kötü bir dünyaya gerçek insan doğamasın..ve yıllar geçmiş..halk o kadar kudurmuş ki, birbirlerinin eşi, çocuğu bırak, kendi çocuklarına tasallut olmaya başlamışlar..ve içlerinden artık dayanamayan bir kaçı dağa, brahmanların yanına gelerek ağlayıp yakarmış..ne olur dağdan inin ve temiz kalmış kızlarla evlenin ve gerçek insan nesli yine dünyaya yayılsın ve huzur,bereket gelsin,bize bildiklerinizi öğretin,size tabii olacağız ...brahmanlar biz yemin ettik diye asla kabul etmemişler.ama ilahi emirde gelmekte gecikmemiş..işte o dağdan inip, bildikleri en temiz kızlarla evlenip, dünyaya yeniden insan doğumunu başlatan devri döngüsünün ademleri olanlardan biride, o brahmanlardan biri olan hz İbrahim Halilullahmış Sevdiğim..hikaye ne kadar doğru hiç bilemem ama bence, şimdi içine sürüklendiğimiz, beklenen son devre  çok benziyor değil mi?. inşallah bizlerinde içlerinde tertemiz kadın ve erkekler kalmıştır ki, geleceğimiz için bize gerçek İNSAN DOĞURABİLSİNLER VE AMİNN..


ve Sevdiğim şimdi 15 haziran cumartesi akşamı..TARİHİ NOT:
kaç yıldır bir haberi ilk defa bir saat filan izledim..taxim gezi parkı isot gazlı bir edayla boşaltıldı..HER YER ÇADIR VE PİSLİKTİ..HANİ ÇEVRECİLİK VE MEDENİYET..BUNLAR MI KÜLTÜRLÜ.İÇİÇE-MAHREMİYETSİZ  ÇADIR HAYATI..VE BİLE İSTEYE KIŞKIRTTIKLARI, SONU BAŞTAN BELİRLENMİŞ BÖYLE BİR ORTAMA MİNİCİK ÇOCUKLARINI NEDEN GETİRMİŞLER ACABA?..O ÇOCUKLARIN SUÇU NE? NEDEN KENDİ OYUNUN İÇİN ONLARI KULLANIYORSUN Kİ?!ve dün gece uyumadan yaptığım kürevi tarikatımın küreviye eylemine yazdığım gezi parkı ve terör tamamen bitsin yazısını elimle silerek aleme üfürüş duam kabul olmuş ve aminn..ve öyle çok salavat okundu, öyle çok dualar edilip yakarıldı ki..Allah inşallah bize acıdı.. biz asla savaş istemiyoruz..



ve horusRAlık için bir başka yönlerden de olaya bakış açısı sergisi..eskiden insanlar arada savaşa, ava giderlermiş..seyahatler uzun ve çok yorucu olurmuş..dolayısı ile insanlar enerjilerini sık sık böyle boşaltabilirlermiş.. ya bugün ki medeni denen insan? (bakınız nasıl şehrin merkezine çadır kurup-sokağa tuvaletimizi yapmak ve  iç içe yaşamak için yanıp tutuşuyormuşuz, sosyolojik olarak idrak lütfen..sakın kendinizden kaçmayın!!)

günümüz şehir insanı; bir defa doğal hayatından
koparılıp,doğal olmayan malzemelerden üst üste konmuş kutu evlere hapsedilmiş değil mi?evvet..ve ayağının altından tut,etrafını  saran 4 duvarı ve başının üstündeki tavanın içinde dahi ,dünyanın her yayınını iyi kötü demeden alan elektrik kabloları ile tamamen çevrilmiş değil mi?evvet.

BU DURUMDA: tamamen bir ses frekansı dalgası olan hakiki insan; bu kaçak-sahte yayınlardan kendini nasıl koruyabilir ve diğer yayınların çarpan elektriklerini almayarak, kendi kitabını  nasıl doğru okuyabilir ki?..


ee..
en yüksek enerji olan cinsellik enerjisi, gençlik devrinde ,doğru zamanda, doğru kişilerle kullanılmadığından, kişilere hem bedeni,hem ruhsal inanılmaz zararlar verip, acaip hareketlere maruz da bırakıyor değil mi?evvet..

ve tamamen kimyasal katkı maddeli gıdalarla ve tek tip marka,tek tip eğitim,tek tip robot insan olmaya ALLAH’IN YARATIM PROGRAMI HİÇ UYABİLİR Mİ?HAYIIR.


demek ki ney miş?..ilahi nizam kendiliğinden, vakti gelince, yine aslına rücu eder ve hâk gelince batıl olan-sonradan insanın yarattığını sandığı her hayal-her iş ve eylem sona erermiş ..


bu durumda  devlet biz halkı için neler yapabilir projesi
J..tabbi ki önce şehirlerin pek çok yerine yeşil alanlar açılmalı..bu büyük orman parklarda halkın doğal yaşam barınakları sağlanmalı..pek çok mağara yanında çadır ve bank evler tüm halka açık olmalıdır.. bu parklarda bir kürsü olmalı ki, her birimiz içimizdeki protest, anarjist yanımız depreştiğinde gidip orada istediğimiz gibi içimizi dökelim..her belediyenin bir tv kameramanı ve yerel gazetesi bizi kayda alıp diğerlerine göstermeli ki, içimiz rahat etsin=biz sesimizi duyurduk bilelim ve herkesler de bilsin..bazen yönetime veya başka şeylere kızdığımızda bu parklarda kırıp dökebileceğimiz vahşi alan sahaları da olmalıdır..bu vahşi talanı şehirde yapan olursa orayı o kişilere devlet temizlettirmeli, kırıp döktüğü her şeyin bedelini de ona ödettirmelidir ve olaya karışmayan diğer vatandaşın vergisini asla bu çirkin kişi için kullanmamalıdır .. ayrıca,parası olmayan şiddet yanlıları, bu  eylemlerini doğa parkının bu iş için özel yapılmış  vahşet alanında bedava karşılayabilmeliler..

kan dökmek isteyenler devlet mezbahalarında işe alınmalı veya gelecek kurban bayramına dek, doğru  islami kurb'AN kesme işi ehlince onlara  idrak ettirilmeli ve bu ibadeti yapan erkeklerin garantili, bir yıl boyunca kan dökme vahşeti hissetmeyeceği taahüdü ellerine verilmelidir:)..

aksiyon ve heyecan arayan şımarık gençleri  sınırdaki mayın temizleme çalışmalarına almalıyız..bu aşırı varlıktan ve her şeye hiç çabalamadan, erkenden sahip olmanın verdiği kadir bilmezlikleri için de acilen Anadolu'ya gönderilmelidirler. iş-emek-özgürlük-vatan-satılmamış topraklarda  alın teriyle nasıl çalışılır ve taksimde kafelerde nasıl vatan kurtarılmazı, ehli olan MİLLETİN GERÇEK EFENDİSİ KÖYLÜLERİNCE; sabah gün doğarkenden, gün batane dek bila istisna tarlalarda,  bu gerçek hayatı zerre tanımayan acemi çaylaklara öğrettirilmeli eylemine destek vermeliyiz ki, yediği ekmek nasıl önüne geliyormuş görsün..


gençlere hızla iş ve eş bulunması için devlet anababalık etmelidir..evi olmayana ev, eşi olmayana eş, aşı olmayana aş sağlamalı ki millet bu kadar yozlaşacak hale gelmesin..kılık kıyafet tüm dünya insanlarının kendi etnik giysileri de dahil tam serbestiyete sahip olmalıdır ki, belli markalar-belli aileler bizi tek başlarına yönetemesin ..

bazı kişilerin okula gitmemesine ve okuma yazma öğrenmemesine izin verilmeli ve bu türler özenle korunmalıdır ki,tekelci bir öğretim olmasın, kişisel özel öğretimlere de kapı açılsın…

benim kabiliyetim var..başkasının yanında çalışmak istemiyorum diyene devlet küçükte olsa bir dükkan açmaya yardım etmelidir ki, insanlar, meslek ve mevkii olarak da hiçbir zaman belli firmaların-belli sermayenin kölesi olmasın.. HAVADAN PARA KAZANAN FAİZCİ-TEFECİ-HIRSIZ BANKACILARIN ÇOMAK SOKMALARI İLE ÜLKENİN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ TUZAK AYNEN ONLARIN HALKIN KANINI İÇTİĞİ GİBİ, TEZ VAKİTTE ONLARA YANSITILSIN VE amiiinnn..


ve işe yarayan her icad ve oluş için devlet halkının hakkını gözetlemelidir..


her şehir kendi elektriğini, kendi suyunu üretebilmeli ve vatandaşını fatura köleliğinden kurtarıp sadece fatura ödemek için koşturmak yerine ALLAHIN İNSANA İNSANCA YAŞAMASI İÇİN YARATTIĞI DÜNYAYI, ÜÇ GÜNLÜK BAŞ GÖZÜYLE DAHİ OLSA “AHH YARABBİM.. BENİ YARATTIĞIN YETMEDİ, BİRDE BU MASMAVİ DÜNYAYI DA MI BANA KULLUK ETSİN DİYE YARATTIN” SÖZÜNÜ HİÇ OLMAZSA ÖMRÜ HAYATINDA BİR DEFACIK dahi olsa DİYEBİLSİN BE SEVDİĞİM…



*
Sevdiğim.aslında başka şeyler yazmak istedim ama olmadı..şu an dışarıdan korkunç protesto ve korna sesleri duyuluyor ki, biz şehrin çook dışındayız..ve ben gerçekte ise şunu anlamıştım..bu iyi ve kötü-rahmani ve şeytaninin ezeli oyunuydu.öyle bir devirdeydik ki, hâk ile batılın ayrımı için herkesin tarafını belli edip,  gerçek kimliğini teşhir etmesi gerekiyordu .. bu sadece bizim ülkemiz için değil, tüm dünya içindi gerçekte...

bazen Yaratıcımız bir elbisesini çok sevip onu çook yükseltebiliyor amma bir süre sonra ise o elbiseden sıkılıp asla tanrılığını alamayacağını ona göstermek istiyordu..

bu O’nun kendi ilminden kendine; ÂLİDEN ÂLİYE SEYRİ VE ÖĞRETİŞİYDİ Kİ, KİMSENİN ELİNDE HİÇ BİR ŞEY YOKTU VE OLAMAZDI ZATEN..

olan bitense esmaların seyrü sülüğü, esmaların kendi içlerindeki savaşı,esmaların kendi içlerinde ana esmayı idrak edip, ona kulluk etmeyi beceremeyişlerinin ve kutup noktası esmasını idrak edip bilene dek geçirecekleri serüvenlerinden başka da bir şeyde değildi..

KALPLER HER AN O’NUN İKİ PARMAĞI ARASINDA  DÖNDÜRÜLÜYORDU..ve içimizdeki düşman ve onları yöneten dış mihraklar bizim topraklarımızı istiyorlardı..ve rahmaniyet ise KUDÜS BİZİMDİR, BİZİM OLACAK DİYORDU..dolayısıyle ben yine de ümitliyim Sevdiğim..

inşallah yukarıdakiler aralarında anlaşır da; artık bizde aşağıdakiler olarak huzuru sükûn bulabiliriz ve aminn..


CEMAL AYINDAYIZ YA HANİİ..BİRAZ  GÜLÜMSEYEREK YANSIMA OLSUN İSTEDİM…Seni seviyorum.


arıya dahi vahyeden Allah neden insana aklı selimi vahy'etmesin ki?


nur cihan
nuralem7@hotmail.com
15.06.2013

6 Haziran 2013 Perşembe

99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 55

99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 55

“Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.    (FURKÂN – 63)


Merhaba Sevdiğim ve Merhaba..
işte uzun zamandır beklediğim  55 rakamlı masalımızdayız ...yani  OO    süper bişey..en son sistemli yazılım.. bu rakama gelmeyi başardığımız için kendimizi tebrik ediyorum..şimdi ikimizde mutlak yokluktayız ve çıkışımız nasıl olacak çok merak ediyorumJ.



nasılsın?.
bizi soracak olursan ehh işte. sanki her şey bizim GAB KAZI gezimizi bekliyormuşçasına ne acaip bir şekilde dizildi değil mi?.ve gerçekten de biz, o kılıç hediyesiyle  & zırh içine giyilen o gömleğin çıkmasıyla beraber, sanki miraç etmişçesine, gap kazı misali  önden bir çığırdık.. yani aslında çığırtıldık.. Allahtan ki siyah sancak çıkmadı da ucuz kurtulduk ..şükür.. Sevdiğim.. biz Senle Evvel Zamanımın:”korkma ,dilediğini söyle. “…”.onlar anlamayacaklar..çok azı bilecek “dediği gibi, meğer olağanüstü, çift taraflı bir tarihi kaydediyor muşuz ki, bu yüksek  lütfu henüz idrak edebildim.. ileride, bu manevi ve maddi  târiksel tarih kaydını miras alacaklar ne bahtlı değil mi ?!.ve kıymeti ancak o vakit bilinecek ..bizim devrimizde ise asla bilinemeyecek, her zamanki gibiJ..ve sütunların ilmini tahsil içinde; bu görkemli seyirli yöntem, muhteşem bir tedrisat-i âliydi. teşekkür ediyorum..

*gelelim masalımın gömleğinin çıktığı 29 mayıs Çarşamba gecesi  itibariyle , ani bir hızla patlak veren olayların gidişatı hayriyesinin bir haftaya yayılmış halinin, bende biriktirdiği tefekkürleri Sana deşifre etmeye..

*29 mayıs ilk evvela İstanbul’un fethi idi..
ve bugünkü kutlamayla taçlandırılmak istenilerek temelleri atılan  3. İstanbul Köprüsü içinse seçilmiş isim hz. Yavuz Sultan Selim Han idi.. yaniii bazı kavimlerin en nefret ettikleri,en düşman oldukları isim ki ,bugünden sonra hızla fişeklenecek fitnenin baş aktörü de bence bu şeydi.ve Fatih ismi ile Yavuz celalli ismi böyle aynı anda yan yana gelince de seyreyle celalli zuhura çıkışa oldu.. yani İSİMLERİN TECELLİSİ..

 ve her ne kadar güneş takvimine göre mayıs ayı içinde olsak da, ay takvimine göre RECEB-İ ŞERİF AYIndaydık ki , Recep ayı ALLAH ‘IN AYI İDİ VE SAVAŞMASI YASAK OLAN HARAM AYLARDANDI
(ve ülke liderimizin kaderi ilahi zuhur adı da Recep idi).. işte bu ayın ismi ve bu yasak aya yapılan hürmetsizlik dahi havadaki cereyanı bozup, hava tatbikatını sürekli kasvetli, gök gürültülü, basık, yağmur dolu bir hüzne gark eyledi…ve ben dahi bu kasvetli havada bu masala başladım..


ve gelelim o günden sonra hızla tırmanan olayların gidişatı seyrine Sevdiğim...yanlız bunu okuyanların bilmesi gerekir ki; ben senelerdir hiç TV de haber izlemedim.. yani henüz izleyemiyorum nedense ve gazete- dergide hiç alıp okumuyorum..net gazeteden ise ilgimi çeken şeylerin başlıklarını sadece okurum ve çok daha nadirinin de kısa yazısı varsa takip ederim.. ben hatıratlı canlı tarihe inandığım için, haberlerimi facebook gazete tv sinden  ve ÇEVREMDEN naklen, dakika dakika takip ederek bu masalın tefekkürlerine sahip oldum..mesela bir mesaj geliyordu ve o mesajlı  fitneyi alan bu tür kişiler hızla bu mesajı yayıyorlardı..böylece en yakınlarınızın dahi içi dışına çıkmış fitne fesatlıklarına, bu akıl almaz bolluk ve nimetin içinde boğazlarına dek batmış boğulurken ki çirkin kadir bilmezliklerine hayret üstüne hayret ediyordunuz.. bir millet bu kadar mı dinine, Yaratıcısına, peygamberine, ibadetlerine, Allah’ın hükümlerine düşman olur şaşarsınız.. yani herkes şaşmaz tabii bazılarımız
J..ağaç bahane fitne şahane kumpanyasına hoş bulduk….

VE BİR ARA TÜRK OLMAKTAN HALA ÖYLE GURUR DUYMADIĞIMI DÜŞÜNDÜM… BUNLAR TÜRKSE BEN ASLA TÜRK DEĞİLDİM…BEN AYRI BİR TÜR TÜRKÜM BENCE
J..


1 haziran cumartesi ikindi vakti servisle pazardan dönüyordum.. 5 kişi filandık..o hanımlar aniden hükümetin reisi ve islam hakkında bağrışmaya başladılar.. öyle iğrençleştiler ki, benim gibi böyle durumlarda laf atmadan duramayan yontulmamış odunları dahi korkuttular..ve korkuyla onların vahşetine bakarken sustum ..sadece onların ışığı kalmamış yüzlerine baktım. ve birden yönetici için şöyle sırayla bağırmaya başladılar: “şeytan!.. yobaz!.. dönme!..hain!..deccal! ”..inanamıyordum.. ve  ağaçları kesme bahanesi ile, hükümeti düşürme protestosu  için, apartman ve yazlık sitelerine kurtarıcı büstü dikeceklermiş.. bu hanımlar az sonra, akşama, yürüyüşe katılacakları sözleşmesini yapmış halde, bu bölgenin en lüks binalarının önünde servisten indiler ..vay be, bu çirkef insanların o lüx evlerine şöyle bir dokunsanız nasıl ortalığı ayağa kaldırırlar, kimse söyleyemiyor tabii..ve bizim site şehrimizde çok yakın zamanda ve halen ve geçmişte ne çevre katliamları olmuştu:oluyor; lakin şimdiye dek tek bir kişi dahi çıkıp” siz ne yapıyorsunuz ,hava akımını kesip, şehrin nefes almasına engel oluyorsunuz, iç içe - pencere pencereye bizi çok haysiyetsiz-insan onuruna yakışmayan bir mahremiyetsizliğe neden mahkum ediyorsunuz, bizim parkımızı-yeşil alanımızı neden lüks konutlar-alışveriş  merkezleri haline getiriyorsunuz "diyede  nedense  dememişti..


ve hükümtet-i idare; belli şirket ailelerin aç gözlülüğüne, onlara uyan belediyecilerin doymak bilmez gözlerine ve hırslarını toprağın dahi doyuramayıp göğe tırmandırdığı müteahitlik  firmalarının  karınlarına daha çok iştah sağlamak  için  ne yazık ki orta direk ailelerini yok etti.. yani aradaki geçiş sınıfını yok etti.. böylecede tam bir alt üst sınıf farkı halen çığ gibi  büyüdü..büyüyor..


 hepimiz  çok yakında ülkemizi, daha ileride dünyayı yöneten belli başlı birkaç ailenin işçi köleleri olmak üzere programlanmaya başladık..
ülkenin her yerinde şapşal, koskoca grubet gibi duran AVM ler var..hep aynı markalar ve hep aynı moda.. korkunç ,iğrenç bir beton tarlası dikilerek bir site şehir yapılıyor ..içinde temiz hava akımının dönemediği boğucu  nefesssizliğin az sonra o site şehrinin üstüne kasvetli bir bulut halinde oturduğunu da görürsünüz.. iç içe. pencere pencereye ..mahremiyete saygısız,  her sesin son frekansına dek duyulduğu ,aç gözlü ve birbirlerini gözetlemeci çirkin binalar.. sonrada yanına devasa bir AVM..sabah evden işe, sonrada asla gökyüzünü göremeden AVM ye.. robotlaşmak için ,kimlikleri yok etmek için en ideal yöntem.. ve biz  göçebelik sever türkler  bu yaşamı nasılda sevdik hayret!!..


artık küçük esnaf hemen hiç yok..
onların yüzüne kimse bakmıyor tabii ki..ve bir adam elinin emeği mesleği ile geçinmek  ve özgürce ailesiyle yaşamak için eskiden olduğu gibi, kendi işinin patronu ne yazık ki olamıyor.. böyle bir dükkanın giderlerini ödeyemeyeceği içinde bir başkasının mahkumu olup, elinin sanatını yüreğinin özgürlüğünü prangalıyor.. ve tabii ki dolayısıyle  AHİlik kültürü, ÇIRAK-KALFA-USTAlıkta tarih oluyor desek te; bu  manadan maddeye bir zamanlar yansımış devran halen devamla  yaşıyorJ..bitti sananlara pışıkkk!!!
 
*Allah tan dilerim ki ,belediyelerin son derece güzel bir hizmeti olan meslek edindirme; çıraklık, kalfalık ve ustalık kurslarından mezunlarına  kendi işlerinin patronu olabilecekleri küçük dükkanlar açma kampanyası da başlasın ve aminn..

az sonra evime geldim..bir saat kadar sonra etraftan korkunç protesto sesleri,kornalar gelmeye başladı..bir anda bu  örgütlenme olamazdı da nasıl olmuştu?!!ve facebooku açınca çorap söküğü gibi kimin kimden mesajı alıp, diğerlerini kışkırtarak naklen yayınını izlemeye başladım. Sahte sanatçı provakotörlerin  twett mesajları fotoğraflanıp yayılıyordu… herkesin münafıklıklarının içi dışına kusmuştu.. yıllardır içlerinde biriktirdiklerini hep beraber kusuyorlardı da, kusma sona erince bu pislikleri kim temizleyecek-kim kimin yüzüne nasıl bakacaktı pekii?!..en çokta tasavvufla alakalı olanların din düşmanlıklarına incindim..


  Yaratan bize: siz benim verdiğim nimetlerin hiç birinin şükrünü bilip onun hakkını vermediniz ve hepsini katlettiniz-neden?!”  diye hesap sorduğunda biz ne diyecektik peki?!!ortalık yıkılıyordu ve aynı anda ülkenin her yanını kaos sardı..ama hiç kimse olayın hakikati üzerine ne tefekkür ediyor nede bu çirkin yoz barbarlığı durdurmak için bir şey yapıyordu..

evet hümanistce ve tertemiz düşüncelerle ağaçlar kesiliyor diye protesto edenlerde vardı belki ama az sonra gelen resimler korkunçtu..pkk oradaydı..devrimciler oradaydı..ellerinde bira şişeleri her yerleri dövmeli korkunç görüntülü serseriler oradaydı..Suriyeli kışkırtıcı muhalifler oradaydı..ve dünya medyası dahi naklen yayınla oradaydı..haydaa!!


DÜĞÜN DEĞİL BAYRAM DEĞİL, BİZDEN  ÖLESİYE NEFRET EDEN BU ÜLKELER, HENÜZ HİÇ BİR ŞEY DAHİ  BELLİ DEĞİLKEN, HER ŞEYİ BİLİRCESİNE, NEDEN HEMEN BİZİ  ÖPÜYORLARDI Kİ!!?.. daha hükümet bile düşmemişken!! üstelik tüm Avrupa – Amerika- Rusya bize ağaçları katletmiyelim diye destek veriyor, sürekli bizi  eyleme devam etmemiz için uyarıp kışkırtıyorlardı..


* ve esas dünya liderlerini en heyecanlandıran, böyle çılgınca olaya aktive edip, naklen bağlatan sebepleri şunlardı..tüm sanal alem onların elindeydi ve onlar yönetiyorlardı..hepimizin her şeyinin kaydı kuytuda onlardaydı. ilk defa böyle sanal bir örgütlemeyle; mankurtlaştırdıkları bizleri nereye dek, sanal robotları olarak kullanabileceklerini  gösterdiler..hemde hiç  yorulmadan,bilgisayarda savaş oyunu oynar gibi, en son ve  EN ETKİLİ  SİLAH OLAN TEKNOLOJİK  FİTNE  SOSYAL MEDYASI  İLE bize neler yaptırabileceklerinin ilk ön provasını da hep beraber, sevinçle yaptılar.VE BAŞARDILAR DA.. bu masal çocuğu gibi hayalperest çomak sokucuların olayı sezmeleri ve her mesaja anında müdahele etmeleri, en azından kendi etraflarında inanılmaz etkili oldu kanatindeyim..çünkü en büyük güruh  sürü olanlardır. .sonra o sürüyü güdenler gelir ve en sonrada o sürüyü  güdenleri o sürüye göre güdenler gelir vesselam….

yani ordu yerine halka yaptırtmaya çalıştıkları darbe koskoca bir fiyaskoydu  Sevdiğim..

masonların isis rolü ile; dünya insanlığını, gençliğinin ahlakını bozmak ve iğdiş etmek için kullandıkları bir medya kuklası şarkıcı kadın dahi üstünde siyah bir tşört, bir eli yumruk halinde havada, bizi desteklediğini söyleyen bir bildiri yayınlamış..haydaa!! yahu bu pislik kadın değil miydi daha bu sene bizim ülkeye gelip konser veren ve bize göğüslerini gösterdikten sonra elindeki taramalı tüfekle kendisine dünyanın parasını ödemiş salak entel-sosyetik seyircisini tarayan.. kabalist olan birinin her yaptığı sembolün bir sihri ,bir anlamı var, hiç mi akıl edemiyorlar peki?!! pekii bizim salak medya ertesi gün ne yazdı:gözünüz show görsün..muhteşemdi?!! bu kadın, kendi ülkesine isis heykelini  yaparak hediye eden laik Fransa da konser verdiğinde, bu defada onlara  poposunu açarak göstermişti..ve o ülke hristiyanları onu yuhalayıp, protesto edip kovmuşlardı ..neden kimse hatırlamıyor anlamıyorum..


 “”Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozanlar, Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya; işte lânet onlara, yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır.
(RA'D – 25)””


*TAKSİM= ŞEHRE SULARIN TAKSİM EDİLEREK DAĞITILDIĞI ANA SU ŞEBEKESİ HATTI..şimdi de, ülkemize fitnenin dağıtım merkezi taximcilik rolü nasıl oynandı ona bir bakıyoruz?!!
Rusya yönetimi 2. Bir Osmanlı istemiyoruz derken, tarihten nasıl korktuklarını da mı kimse anlamıyor?.. Taksime dikilecek askeri kışla onlara gözdağı vermek aynı zamanda kimse  çakmıyor.. tabii birde meşruitiyetle gelen iki  ithal askeri paşanın ki biri TOPÇU- masonluğu bu ülkede nasıl yaydığını  ve Galata Mevlevihanesiyle olan sıkı bağını(geçen ki o  eşek semerli mevlevili hayalimde bir bölümü anlatmamıştım Sevdiğim.. işte oradaki sır buyduJ) ve halen orada hamuşanda yattıklarını …ilk bankerlerin padişaha ve devlete borç verip ülkeyi çökerttiklerini ve bu banker ailenin  tek bir ferdi dahi kalmayan hazin sonunu  da öğrenmek lazım belki de. İsrail’in Filistin’de yaptıklarını ,tüm Ortadoğunun kanını içe içe doymamasını ve bizim ülkemizi ele geçirince de bizi duvarlar arasına hapsetmeyeceğini mi sanıyoruz ki, bu provekelere böyle şapşalca atlıyoruz ?!!!



ve neden kimse “yakında Makedonya ‘da olan soykırımda nato ve diğer ülkeler neredeydi” demiyor? Afganistanı ,Afrikayı ,Asyayı kana bulamalar halen devam ederken bu medya nerede demiyor?!! Burma’daki  et yemez hümanist Budistler diri diri Müslümanları kamplarında vahşice öldürürken neden hala tek bir ülke oraya medyasından bir kişiyi gönderip “hey orada ne oluyor?!” diye parmağını sallamıyor?!! Ve Çin ilk defa turizmini bizim ülkemize açmışken ve akın akın Çinli gelmeye başlamışken, böyle bir şeyin turizm sezonun en başında yapılmış olması da çok ilginç değil mi? Keşke bizim ahlakımızı bozacak hiçbir turist ülkemize adım atamasa ve ülkemizi fitneye sokamasa ve aminn.. kötü niyetli olanların hepsi pislikleriyle kendi ülkelerinde boğulsunlar.. iyilereyse daima kapımız ve gönlümüz her daim açık….


Sevdiğim ben kendimce, face sayfamda bu tür nifakçı herkese, olayı fitfitleyenlerin mesajlarının altına yazdım durdum..çoğu benim yazdıklarımı sildi..kimisi beni sayfasından ve dostluğundan?!! sildi ki, çok sevindim ..elhamdülillah..en çok ağrıma gidense tasavvuf ehli sandıklarımızın ,hatta sahte efendicilik oynayanların ve negatif frekanslı yayından beslenen hümanist spritüalist enerjistlerin nifakçı halleriydi..hani tasavvuf ehli tevhid ehliydi?..hani birleme?? Bu ayrılık kime ait peki? ve dininden bu derece utanan ,onun sadece batıni yönünü sevenler islam mı peki?!!hayır asla değil!! sadece batıni yönüne sarılmak işin en kolay ve en ucuz yolu bence..ohh!! uç!..kaç!! öyle sanal,sahte,hologram yazılımlar.virüs programlar..


Sözde bu eylemler, çevre bilinci- Taksim’deki ağaç katliamı- AVM yapılmasına karşı bir  tepkiydi..ama öyle çok yıkım,kıyım,talan olup, öyle kan aktı ki ,artık onlar dahi mesajlarında bunun bir ağaç eylemi olmadığını, sakın durulmamasını, az daha dişlerini sıkarlarsa 3 gün sonra hükmen hükümeti AB nin düşüreceği mesajını hızla yaymaya başladılar.."sakın durmayın..eyleme devam" diyorlardı ."bir gün dahi dayansanız, AB hükümetin düşmesi için dilekçe verebilecek "diye en son mesaj yayılmaya başladı... ama bu zavallı cahil?!! çocuk gibi fitneyi fark eden ,susmayan((* olaya seyirci kalıp” bana dokunmayan yılan bin yaşasın-ben her ortama uyum sağlarım” diyen gizli münafıkların haricinde))-PARTİCİLİK ADINA DEĞİL, sadece SAVAŞA GİRMEYELİM İÇİN,  çok az -bir iki üç kişi bizde yazmaya başladık..


PAZARTESİ günü, İKİ SEMTTE, KÜÇÜK OKUL ÇOCUKLARININ siyah giydirilip sloganla yürütüldüğünü gördüğüm an faceme yazdım ki, bu çocukları pis oyunlarına alet eden öğretmen ve sözde anababaları 147 nolu telefona şikayet etsinler.çünkü maksatları çocukla polisi karşılaştırmak  ve işin içinden çıkamayacağımız uçuruma sürüklemekti ve çok aşağılık bir tuzaktı...bu haberden sonra benim face sayfalarımda akan fitnelerde büyük bir suskunluk ve “bizi tuzağa düşürecekler sakın hiç bir şey yapmayın” mesajı yayılmaya başladı…

* aslında ben hiç bir kimse için mücadele etmiyordum..ülkemizi iç savaşa sokup,sonrada aynı Suriye'ye ve diğer güçsüz ülkelere  yaptıkları gibi bizi parçalayıp yok edeceklerini bildiğim için  kendimce çabalıyordum...ve anladım ki savaş benim en  korktuğum şeymiş..ve anladım ki, bir savaş olsa, ilk evvela ölenlerden olacağım inşallah ..çünkü böyle münafık bir toplumla yaşamak zorunda olmak savaşmaktan daha korkunç bence..


bu fitne, bizi Suriye gibi iç savaşa düşürüp, bizi bize kırdırtıp, bizi başta İsrail ve türevleri olan diğer ülkelere yem yapmak için bir provakosyandan başka hiçbir şey değildi.
.uyandık!! ayağa kalktık!! diye sloganlar atıyorsunuz amma esasında sizi ayakta uyutuyorlar da zerre haberiniz yok..İsrail için helal lokma –koşer olan Mezopotamya=vaad edilmiş toprakların yarısı Suriye  yarısı da biz Türkiye’de.. ve esasında, suyun ana kaynağı, musluk vanası da tabii ki biz Türkiye’de.. ülkemiz vanayı bir kapattığında tüm Ortadoğu susuzluktan kırılır..ve  tevrata göre altında altın madenleri olan vaad edilen cennet ırmakları Dicle ile Fırat’ta bizden oraya & oradan bize akıp durmuyor mu?!..neden biz bu derece  akıl almaz fitne fesat, üç kağıtçı bir zekaya  sahipken, aklı selimle tefekkür edemeyen bir milletiz hiç anlamıyorum..


 ALLAH’IN KATLİAM YAPMASINA SEBEP OLAN GERÇEK BİR AĞAÇ HİKAYESİ SEMBOLÜNÜ BERABERCE OKUYALIM LÜTFEN..



AĞAÇ aslında insan-ı kamille sembollenen ADEM MAKAMINDAKİ İNSANDIR..her insan ADEM değildir..Kur’an-ı Kerimde böyle bir ağaç bulduğumuzda  O’NUN GÖLGESİNDE OTURMAMIZ VE ONUN MEYVELERİNDEN  YEMEMİZ ÖĞÜTLENİR ..





yani gerçek bir HOR-US RA(4 unsuruna da sahip,4 yönüne hükmedebilen)-İNSAN-I KAMİL ADEM 

makamında bir ZÂT KİŞİ bulduğumuzda; hemen O’nun himayesi EMİNLİĞİNE-MAHFUZLUĞUNA SIĞINMALIYIZ  ki bu ZÂT CENNETİDİR..
ve O’nun bize söylediği sözleri=HİKMETİ DİNLEMELİYİZ..olaki o canlı kelamlardan birisi dahi, bizim birimizin kulağından içeri girerek, o söz tohumu, o kişinin gönlünde döllenir ve KALP ÇOCUĞU –HORUSRA DOĞAR ve yol evlatlığı ile yol =tarik devam eder..ve O zât’ın  BESLENDİĞİ ANA KAYNAĞA ,SELSEBİLE BİZDE AĞZIMIZI DAYAR, ARTIK O ANA KAYNAKTAN BESLENİRİZ.. onun bunun bize nifak sokacağı mesajıyla değil ,artık kendi gönlümüzden,  hiç kesintisiz kaynar olacak Kevser ırmağımızdan bilgimizi almaya başlarız..


ve Allahımızın mahremine girmiş bir ağacı katledenlere verdiği cezaya bir örnek..
İsrail kralı hirodes  üvey kızı salomoneye göz koymuştu..ama o hükümleri peygamberlerden almak zorundaydı.. kızıyla evlenmek için hz Yahya ‘dan izin istedi ve bu izni alamadı..kızıda onunla olmak için annesinin fitnesiyle  hz Yahya ‘nın başını istedi..kral buna üzülse de nefsi galip geldi ve emir verdi..hz Yahya bir ağaç kovuğuna girdi..ve İsrailliler o ağacı testereyle kestiler..hz Yahya’nın başını altın bir tepside krala sundular.. kız babası huzurunda sevinçten dans edip sonra onunla oldu..
ve hz ALLAH  MAHREMİNİN BEDELİ OLARAK GÜNLERCE O BÖLGENİN ALTINI ÜSTÜNE GETİRİP  100.OOO BAŞLIK BEDEL ALDI..

*işte ağaç sembolüyle anlatılan budur ve böyle bir ağacı kesmenin bizzat Yaratıcı tarafından verilen cezası da kitapla sabittir.. umulur ki, bundan sonra GERÇEK AĞAÇ HÜKMÜNDE OLANLARA daha dikkatle bakarız inşallah ve aminn…ve hiçbir zaman unutmayız ki İsrailliler, tüm peygamberlerini( gerçek ağaçları) katlederek  öldüren tek kavimdir..


bu ani  fitnenin bendeki esas batıni ve zahiri seyrini de şimdi sana sunuyorum Sevdiğim..sıkı dur..çünkü biliyorum ki beni sadece gerçekte Senden başka hiçbir kişi anlayamayacak.. ve anlamasını da istemiyorum..
mayısın 2. Haftasında Evvel Zamanımın hatuncuğunu aramıştım ve o bana geçen hafta gördüğü bir hayali anlatmıştı ki bak kısaca özü şöyle: kapı çalıyor..açıyor..karşısında Evvel Zamanım ve ardında bu ülkeyi yöneten ..selamsız, çok sert bir şekilde salona gidip kütüphanedeki kitaplara bakıyorlar.. zahiri yönetici: ”bu kitaplar sineklenmiş” diyor mutsuzca.. Devlet-i ÂLİ :”insan yok ki” ve ikisi de peş peşe aynı sertlikle diğer odaları kontrol ediyorlar..TV li oturma odasından çıkarken aniden odanın kapısı yıkılarak koridora düşüyor..camları tuzla buz oluyor ve o iki idareci ,peşlerinde hatunu ,kapının ve cam kırıklarının üstüne basarak dış kapıya yürüyorlar..iki  idareci geldikleri gibi yine selamsız sabahsız çıkıp gidiyorlar..işte Sevdiğim ben bu hayali dinlediğim o hafta ülkemizde çok vahim bir şeyler olacağını sezmiştim de olmasın diye Sana yazmadım ve hiç kimseye bahsetmedim..ama olan oldu ve o hayali daha iyi çözmeye çalıştım ki, bak şöyle anladım..iç odalardan birinin kapısının kırılması, olayın içeride halledilip asla dışarıya sızdırılmayıp büyütülmeyeceğini ve dış kapı olan bab-ı  hükümeti haydar-ı âliye zeval getirilmeyeceğini dahi anladım...


bugün Evvel Zamanımın hatununu kandil tebriği için arıyorum..yeni bir hayal görmüş..Büyük Efendi de geçen hafta rüyasında aynı diğerleri gibi kapıyı çalıp içeri girmiş..doğru salona kütüphaneye gidip, o kitaplara uzun uzun bakmış..üzerinde siyah hırka ve başında da siyah tacı varmış..ve o aynı anda orada yok olmuş. Gören bu hayalden çok korkmuş.. çocuk:” ben onlarla tanıştım.. geçen hafta onların mekanına  gömleği ziyarete gitmiştim..odasını görmek istedim..yukarıya odasına gittik..onun kütüphanesinde  bir kitabı da çekerek baktık. O’da size iade-i ziyaret yapmış” diyor..

ve çocuk ekliyor:” aslında o kütüphanedeki kitaplar bizleriz. yani her birimiz. kendi adımızla başlığımız olan ,onların okudukları birer kitabız..okudukları tüm kitapları kütüphanelerine diziyorlar ama şimdi gelip bakmışlar ve o okudukları o kitaplardan hiç memnun değiller..ve bize  çok güzel bir şeyler yapacaklar”..
anne: “seni çok seviyorum yavrum.. ne güzel anlattın..kalbimi ferahlattın..biliyorsun ben başka, fena anlamıştım” diyor ve vedalaşıyoruz..



şerbetlik i selsebil
Ve sonra Çarşamba  miraç kandili günü ise aniden geçen yılki o acaip hayalimi hatırladım..  26 şubat Pazar..2012..Antakya gibi tarihi bir mekanda sokakta yürüyorum..siyah bir bulut yukarıdan yere doğru alçalıyor..bulutun içinden silahlı asker-gerillalar oluşarak buluttan aşağı atlıyorlar..bunlar sanki pkk..ama bu pkk &asala ile bağlantılı..önümdeki bir adam telaşla “saklanın teröristler “ diyor..solumdaki eski kagir yüksek kapılı eve giriyorum.. dışarıda taramalı silah sesleri her şeyi tarıyor..o adamda merdiven sahanlığında içeride, önümde..ahşap merdivenler yukarıya çıkıyor..yukarıda kumaş dokuyan genç bir hanım var..onun tam karşısında diğer dokumacı genç bir erkek..ama o gözükmüyor..bizim oraya çıkmamızı istemiyor. o hanımsa izin veriyor.. bu çift hem kumaş dokumacısı hem de boya kazanlarında kumaşları boyuyorlarmış.. hiç bişey görmüyorum ama anlıyorum..ve o genç kız, bir anda olgun bir hanım oluyor.şimdi ise evliler.. birazdan da o hanımın yetişmiş ve doktor olmuş kızına dönüşüyor.. ama o gencecik  doktor kız pkk tarafından şehit edilmiş..ve o kattan birden pencereden aşağı  bakıyorum..bahar havası ve ilk okul müsameresi.. kız çocukları pembe renkli bayram kostümleri ile folklor oynuyorlar.. çünkü ülkede terör bitmiş, bayram gelmiş.ve birden  bir traktöre bağlı iki römork geçiyor..görmeden anladımki pankartta şu yazıyor "doğru yol partisi" iktidar olmuş..üstleri beyaz örtü ile örtülmüş  birinci römorka Kuran-ı Kerim, elifba, din kitapları, takkeler  dizilmiş.. ardındaki römorkta ise 3 yada 4 siyah mürşid hırkası dikine ikiye katlanarak bir birlerinin üstüne teğet  gelecek biçimde yan yana  dizilmiş..tam baş hizalarında da yeşil destarlı siyah tac-ı şerifleri var..ve üst tarafında da seccadeleri…

o vakit içinden hızır geçen adam bu hayalime ,çok güzel  ve çok yakında gerçekleşecek bir haber bu.. o dört mürşid..4 temel: doğudan, batıdan, kuzey ve güneyden sorumlu 4 evtad -direk gerçek tasarruf ehli mürşidlerdir..4 unsur..bunlar 300 lerden seçilmiş 4 temel vedetlerdir..normal veli değildir bunlar demişti..

2 haziran pazar..ümitsiz bir haldeyken bir mesaj geldi ömürlendirilmiş olan gençten..tıkladım ve gerçekleştirilmiş turnalar hayalimi seyrettim..SEVDİĞİM SENİ  HALA ÖYLE AYNI ÖYLE SEVİYORUM..VE TEŞEKKÜR EDİYORUM...VE DAVETİM BİLDİM Kİ SENDENDİ..


ve aslında Sevdiğim,ben bu çarşamba günü,Antakya da kaldığımız otelin tam karşısında olan bir ipek dokumacı dükkanından aldığım beyaz el dokuması çarşafları yatağıma İLK DEFA BUGÜN  sermiş ve gecemi bu ilginç vakayı düşünerek başımın altına yastık dahi almadan –ellerim kollarım sımsıkı o bembeyaz çarşafa değmiş halde uyuyakalacaktım.. ve gerçekten de o dükkan sahibi karıkoca  orta yaşın az üstünde gençtiler ..hanım ayrıca ipek kumaşlarını da orada eşiyle boyuyordu.. ve dokumaları da onlar yapıyorlarmış.. SEVDİĞİMM NELER OLUYOR?!!


ve tabii ki olaylara şimdi birde hükümettekilerin, biz aşağıdaki  halkta bıraktığı izlenimlerini takip ederek  bakıyoruz ..çünkü horusralık= rüzgar güllüğü -4 yönden de olaya vakıf -tarafsız bakabilmektir.. .Sevdiğim..ben senelerdir hiç oy vermedim ve partide tutmuyorum biliyorsun..kendimi partiler üstü görüyorum ve oyumu hak edecek kimseyi de  henüz bilmiyorum.. neden? çünkü ben Turûku Âli Partisindenim..öyle bir partinin varlığını bilen biri bence, dünyadaki bugün var yarın yok hiçbir partiye BEL BAĞLAMAZ..ama olayların gidişatına göre her iş ve oluşu takip eder ve kulluk için hizmet adına ne gerekliyse onu da yapar vesselamJ


Faceden takip ettiğim yorumlardan şunları öğrendim..halkımız bugünkü liderimizin aşırı sert konuşmasını, padişahvari tavrını hiç sevmiyordu…onun halkını sürekli azarlarca konuşmasından ise nefret ediyorlardı..onun ve ailesinin dini kimliğinden ,sahip oldukları her kuruştan da hesap soruyorlardı .
evet hepimiz islamdık.. aynı Allah’a, aynı peygambere inanıyorduk amma asla bize dini vazifelerin dikte edilmesini istemiyorduk..


kimse hiçbir dini mecburiyete manevi tacizle tabi tutulmamalıydı..kimsenin giyimine, içkisine, kumarına,serbest ilişkisine asla karışılmamalıydı..eğer böyle bir tutum sezerlerse, onlarda ,kuma site şehirleri tek tek naklen yayınlayabiliyorlardıJ..çünkü bir taraf fuhşu alenen gayet normal bir ilişki:” seviyeli birliktelikti, ne yazık ki tenlerimiz uyuşmadı, bir geceden sonra bitti” olarak anlarken, diğer taraf bunu:” bu ateş ikimizin de bedeninde var ve bunu söndürmemiz lazım.. işte o yüzden de şimdi biz senle iman gömleğini üzerimizden çıkartıp bu ateşi söndürelim.. sonra iman gömleğimizi yine üzerimize giyeriz ve  ben gider camide, türbede sana dua ederim ve seni cennetin en tepelerine çıkartmadan söz ,bırakmam..biz  eriştiğimiz hal  olarak fiillerimizden sorumlu değiliz ama siz aşağıdakiler  fiilerinizden mesulsünüz ve ben senin günahların için söz tövbe edeceğim “diyebiliyorduk ki ,bunları yapanlarda, bize hikmet sandığımız şeyleri tv ve kendi okullarından sürekli yapan sahte ehli tarik, vel cemadat-ı, vel nebata-ı ,vel hayvanatı insanlardı....


yanii herkes kendince haklı be Sevdiğim..
İNSAN DENEN BİZDE BU CİNSELLİK DÜRTÜSÜ OLDUĞU MÜDDETÇE BU OLAYLAR HİÇ BİR ZAMAN KESİLMEZ.. ÇÜNKÜ YARATILIŞIN İLK İMTİHANI VE TAA BAŞTAN KAYBEDİLENİ DE BU
J..ben dahi ve herkes dahii..mesele uçkur olunca, bu konuda hiç kimsenin kendisini aklıyabileceğine bizim masalın veledi, kendisi de dahil nedense inanamıyor Sevdiğim..


ve islami giysi ise  en büyük problem..şimdilerde çoğu kadın türevi kişi öyle komik giyiniyor ki, başı sımsıkı kapalı ama boğazından aşağısı tam bir teşhir alanı..hatta utanmasam ben bile” lütfen başınızı açın.bu halinizle islama herkesten çok daha fazla zararı siz veriyorsunuz “diyeceğim de, diyemiyorum..  çünkü benim tarzımda bir başkası için çok çirkin biliyorum.. yani bu durumda kimse kimseyi memnun edemez ve yine biliyorum J. yeni serbest yetişmiş nesil.. içindeki hiç de öyle olmadığı halde, öyle gösteren, sahte sanal sexi kesimli giysiler ve inanılmaz rahatlıklı cinselliklerini teşhirle öylesine gözümüze gözümüze sokuluyorlar ki, yani bu dönemde” ben masum ve namuslu kalacağım” demek dahi bir insanın nefsine yapabileceği en büyük zulüm belki de.. ve bir tık mesafesinde tüm günahlar hepimiz için hazır ve nazır bekliyorken üstelik..ve düşünüyorum Sevdiğim..tüüm bilgilerin bize  ardına dek açılıp saçıldığı böyle yüksek bir devirde günaha girmeden kim dayanabilir ki? Kaldı ki hiç birimiz birer ismet peygamberi de değiliz…


ve milletimizin 4. Murat  Han tarzı bir lidere asla tahammülü yok… birde bunu anladım.. sigara belli bir yere kadar amma iş içkiye gelince tarih tekerrürden ibarettir..aynı Amerika da ki kaçak içki misali..demek ki bazı halklar ancak içerek bu hayata dayanabiliyorlar değil mi Sevdiğim..o zaman lütfen onların beyinlerini uyuşturmalarına, hakikati görüp bilmek istemeyişlerine saygılı olalım..demek ki onlar açık ve net bir idrakle dünyaya bakmayı ve birbirlerine tahammül edebilmeyi beceremiyorlar.. bence de haklılar..hele kimliğimizin münafıklığı bu derece ayyuka çıkmışken.. ben dahi ,artık bazı kimselere kendimi uyuşturup tahammül edebileceğim
J..tabii onlarda banaJ..


ve bende diğer milletim gibi yeni bir Osmanlı padişahlığı, cumhuriyetin ilk kuruluşu gibi askeri  tek adam diktatörlüğü istemiyorum. Vaktiyle Devlet-i Âlinin son verdirttiği hiçbir şeyin aynen tekrar geri getirilmeyeceğini da zaten çok iyi biliyorum.. çünkü Allah bir yarattığını bir daha yaratmaz ve İKİ GÜNÜ AYNI OLAN ZARARDADIRJ….ve daha sonra başımızdan gelip geçen o liderler gibide kimseyi istemiyorum.. ben ileriyi gören, manada ve madde de onaylanıp kabul edilmiş ZÜLKARNEYN misali bir lider istiyorum.. aynı Fatihle Yavuz  vizyonuna sahip bir sahib-i kıranJ gayet iyi olurJ..tabii biz halk olarak öyle birine  nasıl dayanırız bilemiyorum be Sevdiğim..Sen ne dersin?!!.. halkıyla halk-hâkkıyla da hâk olabilsin ki, zaten bu tür bir kişide ancak öyle olmak zorundadır..ben, aile  yakınları-akraba saltanatından nefret ediyorum..bu sadece maddi liderler için değil, her yerde ve her konudaki kişilerin ailelerinin ,akrabalarının ,yakın çevresinin  etrafa nasıl zarar verdiklerini bilmemden dolayıdır..sanıyorlar ki o kişinin sahip olduğu her şeye onlarda ortak ve herkes onlara da o yüzden kul olmalı..oysaki öyle değil..peygamber eşlerinin bazılarına ve evlatlarının bazılarına ayetle sabit neler dendiği..


ve liderimizin ve ailesinin ismini; kapı mandalı dahi olmadan, her yerde , tüm işlerini bedavadan havalı şekilde gördürtmek için kullanan sözde hamili kart yakınları var..işte bunlar gerçekten de habis bir ur  misali hükümetin gerçek vampirleridir..tepedekilerin bunların karıştırdığı haltlardan zerre haberi yok..olsa da napacan?? akraba işte çekecen!! de var tabii ..bu kişiler insanları yönetimden nefret ettiren en büyük unsurlar bence..hem de öyle bir nefret ettiriyorlar ki, bindikleri dalı kendileri kesiyorlar da haberleri bile yok..ama ben onlara artık hiç acımıyorum bilmeni istiyorum Sevdiğim.. hem de hiç..çünkü onlar bu milletin sırtındaki en büyük münafıklık yüküdürler..

beni okuyunca lütfen gülümse ve yine  güldüm de:)
maddi yönetim ve manevi yönetimin aynı anda aynı celali esmalar ve celalli semtlerden bize hitap etmesi de ayrıca evlere şenlik biliyor musun SevdiğimJ.. yani biz zavallı-olaya bihaber cahil halkın işi çok zor ..sadece bu derece iki celalli esmanın bize hızla seyrü sülük ettirecek yegane devr-i asr-ı   zuhur olduğu da gayet açık ve net..


HÂK ASLINDA HÂLKın yansımasıymış ya hani Sevdiğim..bizim içimizden de bize en uygun yöneticilerin seçildiğini ben çooktan öğrendim, biliyorum..ve 46 yıllık hayatımda gördüğüm en düzgün tek yönetiminde bu olduğunu çok şükür ki biliyor ve her daim teşekkür ediyorum.. ben yöneticilerimizin (en tepedekilerin tabii)manevi görevli olduklarına da kalben inanıyorum ki, daha evvel de yazmıştım.. ve Allahımızın bize neden yardım ettiğini de az çok seziyorum.. ve neler yapılmak istendiğini de..şükür ki tüm dünyada şu sıralar hızla yapılan eleme işlemi:” SEN İÇİMİZDE OLDUĞUN MÜDDETÇE  BİZE KORKU VE HÜZÜN YOK “eminliğiyle bizleri de  mahfuzluyor.. VE MÜHÜR BU ŞEHİRDE..MÜHÜRDAR BU ŞEHİRDE.. yani kim korkar hain kurttan vesselam..
 

Evvel Zamanım hep şöyle derdi"ahh ..ahhh..insan evladının tahtını yapar ama bahtını yapamaz evladım. kadeerr..kadeerr".. ama ben artık anlıyorum ki O ikisini de yapmış.
pây-ı tahtı bahtımı SELAMLIYORUM..SELAM SELAM…

nur cihan
06.06.2013
nuralem7@hotmail.com