14 Temmuz 2014 Pazartesi

30 (O’tuz) KUŞ ,30 HARF OLAN ÂNKA ‘ NIN RÜYASI MASALI 4


30 (O’tuz)  KUŞ ,30 HARF OLAN ÂNKA ‘ NIN RÜYASI  MASALI  4

İki kat kırmızı giyinip, yüksek Zeytin Dağında tek başına bir ZEYTİN AĞACI altında  oturan makam-ı ANNE ,makam-ı gönül için;  HAREKETE GEÇMEN İÇİN YETMEZ Mİ BU GÖNÜL KIRIKLARI , YETMEZ Mİ DÖKÜLEN GÖZYAŞLARI  YA MERYEM  as !…
rüyalarımın sahibi makamına arz-ı ricamdır…


Yüzyıllardır beklenen ÂNKÂ’nın uyanışı bu defa çok uzun sürmüştü. insanlık büyük bir hevesle beklediği foton kuşağı etkisindeki KABZ-SIKMA-TAB ETME haline girmiş FAKAT, SENELERDİR YANA YAKILA BEKLEDİĞİ O Kıyam Et =UYAN-AYAĞA KALK-DİRİL ! çağını birebir yaşadığı şuanda, ne yazık ki bakar kör, işiten sağır ,yürüyen ölü hükmündeydi…... insan denen eşref-i mahlukat, emanet-i ruh;  yeryüzünde bedenlenip –dünyevi yaşam koşullarına uyum sağlamak için yapmak zorunda olduğu   İSYAN ile NİSYAN evliliğinden  olan çocuğu  UNUTMA  ile yerde yaşamaya alışınca  ve dünyayı sahiplenince, vurabileceği en dibe de vurdu..  artık aynı ayette ki gibiydik:


“1 - Tîn'e ve Zeytun'a, 2 - Sina dağına    3 - Ve bu güvenli beldeye andolsun ki,  4 - Biz insanı en güzel biçimde yarattık. 5 - Sonra da çevirdik aşağıların aşağısına attık.   6 - Ancak iman edip iyi işler yapanlar başka; onlar için kesintisiz bir ecir vardır.  7 - O halde sana dini ne yalanlatır?    8 - Allah, hakimlerin hakimi değil mi?  (95/TİN SURESİ)"


Tüm insanlıkta,  başlangıç  olan  topraktan yaratılma, ADEM BABA tekliği vardır…
hakikatte,  bildiğimiz  AYRI CİNSTE BİR KADIN YOKTUR….  var olan çift o tek ER’in İÇİNDEDİR.. mesela, ERLİK KADIN cinsinde çıktıysa, onun Adem’i de kendi ruhundadır.. ve ERLİK ERKEK cinsinde çıktıysa, onun Adem’i yine kendi ruhundadır… her iki cins de, kendi zıt cinsi RUHSAL EŞİNİ kendi içinde barındırır…



KİMSELERİN GÖRMEDİĞİ VE HENÜZ YARATILMAMIŞ OLAN  o Huri –Gılmanlar var ya!! onlar; elimizle işleyeceğimiz amellerimizin, bize geri dönüşürken  beden –vücûd bularak,  yine bize karışıp, bize dönmek isteyip, gözlerini sahibinden başkasına  çevirip  bakmayacak olan  o arzulu bakir-bakirelerdir .. yanii, yine kendi öz malın ve  KENDİ GELECEK amel-i iktisabı hesabından, yine sana dönen sevap yatırımlarının  HAL adına  HURİ ile GILMAN DENİR..
J ..o yüzden cennetteki Huri= Gılman hakkında konuşurken edebini takın, haddini bil!… kendinin dedikodusu ile o kadar kendini yorma, değmez…. çünkü hakikat Huri= Gılmana değişilmez. o kadar sığ ve basit olursan ancak bu yemlerle oltaya takılır, o seviyede kalırsın. 

 

YARATILMIŞ BİR ŞEY, KENDİNDEN YARATILMIŞ BİR ŞEYE TAMAH EDER Mİ?

Neden hedefin HER ŞEYİ YARATAN VE BİLEN OLMUYOR?
Neden bu derece bayağı, hayvandan daha aşağı seviyeye düştük? Bu idraksizliğin için kimseyi suçlama!.. sen öğrenmek istemedin!.. bilmeyi dilemedin!.. her pisliği öğrenmek için her haltı yaptın amma, iş Yaratan’a gelince ellerinle gözlerini kapatıp, kulaklarını mühürledin, kalbini kararttın.. üç maymunu oynadın. "DUYMADIM, GÖRMEDİM, BİLMİYORUM, mesul değilim" dedin.. SEN SUÇLUSUN.


Ne dedin hatırla: “sakın bana anlatma ! öğrenmek, bilmek ,sorumlu olmak istemiyorum!.. sakın gerçeği anlatma” “DEDİN DEĞİL Mİ? Dedin!! Ben bile bu cahil halimle kaç kişinin nefret ve kızgınlıkla bunu söylediğini işitip gördüm mesela. en çok da ehli takva ve şeriat olduğunu sanan at gözlüklü,  İslam’ı gösteriş için kullanan yeni yetme ,makam-mevki-süs püs-etraf desin sahipleri bunu yapıyorlar.. İslam’ ı bu derece yozlaştıran hızlandırmayı yapanlarda bunlar oldu zaten…yani etrafımızdaki  kendimizde dahil ,hemen herkes..


"Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.
 (7/A'RÂF-179)"


dikkat edelim lütfen;  bize  daima empoze edildiği gibi, O makam-ı Ademiyet-mehdi kurtarıcılar  bildiğimiz  türde erkek cinsi değildirler  … sureti kadın veya erkek gözükse de, kendi özünde ER LİK MAKAMI OLAN VAHDETİ yakalayanlar ancak  ÂNKÂ’ dır .. gerçek İNSAN KUL onlardır… Onlar her ne olursa olsun yine kendi küllerinden” KÛN “diyerek doğarlar... şu an yaşadığımız türdeki sistemin devredişi, Ânkâların yumurtalarından çıkış devridir… onlar normal ana babadan doğsa da, hakikatte ruhsal olana ait nefes çocukları şehit-şahitlerdir…bir devir biter.. yeni devir onların yüzü suyu hürmetine insanlığa tekrar sahne kurup, perdesini açar ve seyir  başlar..


ALLAH ONLARIN GÖNÜLLERİNE BAKAR. Onları kıran Yaratıcıyı incitmiş, onları sevindirense Yaratıcısını mutlu kılmış olur… bu kişiler yeryüzünün her yerine dağılmış PARATONER Hızırmeşreb VARLIKLARDIR …TÜM İŞ VE OLUŞLAR O KİŞİLERİN VÜCUDU ÜZERİNDEN YAYINLANIP YAPILIR.. bu kaldırılabilecek bir hal olmadığından, olan bitenden genelde bu kişilerinde hemen hiç haberi olmaz. onlar  Selsebil’ e ait vakıf malıdır ve ALLAH’IN MERDÜ HÜDA ABDAL MELAMET ERLERİDİR..  bizlerin hepimizin hayatta kalışı, iyiliği veya kötülüğü onların bizi sevip sevmemesine bağlıdır.... nasıl ki tüm dünyadaki gerçek  lider; hele ki İskender-i Zülkarneynlik  = çift kılıç sahibi olmakla sembollenmiş ise, bu anlamda Zülkarneyn’ le aynıdır.. .. yani, hakikatle batılı ayıracak ve bunlara nüfus edecek liderler nadirinde nadiri dünyamıza gelirler....


letaif noktaları
o vakit vazifemiz şudur ;  bizlerin kendi içlerimizde ki çift kılıçlık halimiz olan ZÜLKARNEYNLİK MESLEĞİMİZE dönerek ,kendimize  bir bakıp ,en azından onu ortaya çıkartmak için niyet edip, artık  bir adım atmamız gerekmektedir.. emeklemekten, sürünmekten hala bıkmadık mı? neden Müslüman milleti bu zilletli yaşamı ve sürünürken batılıların hakaretine maruz kalmayı bu derece seviyor.. kendimiz olmadığımız ve onların ucuz bir taklidi kaldığımız sürece, bizimle daima alay edeceklerini neden anlayamıyoruz ve kendimizi  neden sevemiyoruz?..


İNCİR ( TİN) , ZEYTİN ‘e ( sperm ile yumurta’ ya );  Ruh’a ve Nefs’e, erilliğe ve dişiliğe, EHAD’E ve VAHİDİYETE ,yaratılacak ve yaratılmışa, Kalem ile Nun’a….


SİNA DAĞINA ;
göğüslerimiz- iman tahtalarımızdaki  İNSAN OLMA YOLUNDAKİ İŞARET LEVHALARIMIZ OLAN letaif noktalarına ,sinelerimizin içinde barındırdığımız niyet ve düşüncelere ….İMANIMIZA..

VE BU GÜVENLİ BELDEYE ANDOLSUN Kİ ;  ancak kendisindeki EHAD ile VAHİDİYETİ = Ademiyet ile Havvalığı,  yani XY birliğini ,teklik ile çokluğu, yaratılmamış sûkun hali ile yaratılmışlık  çokluk kaosunu kendinde  bilen, bulan ve yaşayan O KULLARDIR ki , O’nlar  EMİN BELDELER’ dir.…




bu kişiler İNSAN-I KAM-İL denen, Adem makamındaki GÖNÜL ERLERİDİR.. onlar HAK ‘ın sevgilileri –ER RAHMAN GELİNLERİDİRLER..

onlar  meyve veren ve gölgelerinde huzurla dinlenilen, altından dört  ırmağın aktığı= şeriat, tarikat, hakikat ve marifet anlatımlarını bilip yaşayıp ,anlatıp yaşatabilen yetkin makam  cennet bahçeleridir..  Onlar korunmuş ve Allah’ın hudutları içinde mahfuzlanmışlardır. .ONLARIN HAREMİNE GİREN ve onların hakkı hukukuna el uzatan, karşısında daima  onların sahibi olan gerçek Efendi’ yi bulur ..  



Şu an tüm dünyamızda gelişen teknoloji=medeniyet sandığımız çok eşyaya sahip olma lüx köleliği  hakim.. kariyer sandığımız akademik çalışmalarınsa,   insana zerrece veremediği  hakikatin bir kokusu var.. ve Yaratıcısından insana miras kalan KENDİNİ BİLME TUTKUSU, bu gün bizi bu derece hırslı hale getirdi.


başlangıçtan beri var olan ve Yaratıcımızın ilk yarattığı Adem’e ESMA İLMİNİ =TASAVVUF’
u vermesi ile başlayan KENDİNİ BİLME= HALİFE İNSAN OLMAK okulu, ne yazık ki, yüzyıllardır sekteye uğradı.ve bugün bizler, yine genetiğimizde var olan O BİLMEK AÇLIĞI İLE YÜZLEŞİYORUZ.. ama nasıl?

 
Bugün bilim ve teknoloji ile; kendince, her şeyi yeni baştan ve biçimde formlarıyla oynayarak ,sürekli eşya=isimler-sıfatlar  yaratmaya başlayan bazı dev ülkeler  
her şeyi yarattıkları halde, yeni bir dünya, yeni bir insan yaratamamanın acı hırsı içindeler.. onlar beğenmedikleri, 3.4. tür insan saydıkları ve alt dünya insanı dediklerini soykırıma uğratıyorlar… ve tüüm kuzey ülkeleri olarak, kendi dinlerinden olmayanlara  nasıl tanrılık ettiklerini ,kendi Olimpos dağlarından seyrediyorlar... emirlerinden olan paralı katil  işid ve diğer islami terör örgütü gladyatörlerine  sağ el baş parmakları ile  baş aşağıyı işaret ederek ,masum kanını döküyorlar..…daha sonra bu orta doğunun  sahte şıh- seyid  alkolik fatihlerini senenin yarısı ülkelerinde en lüx şekilde ağırlayıp, hediyeye boğuyorlar..


insanın kendi yaradılışını görememe hırsı; şeytanın, ADEM YARATILIRKEN HERKESİN SECDE ETMESİ EMRİNE ,O’NUN YARATILIŞINI GÖRMEK HEVESİ HIRSI İLE SECDE ETMEYİŞİ İLE BAŞLAR  ..

şeyTAN ‘ın fısıltı vesevese kızı HAN’NAS ile,  kendini bilme hevesi olan HAVVA’nın genetiğine geçen bu kendini bilip yaratma tutkusu, bugün beşeriyet denen insanı  esir almış durumdadır.. o şahit olduğu HAZİNE-İ GENCİ kendisi de bu dünyada yaratmak istemektedir ki, dünya durdukça var olacağı sözünü aldığından, saltanatı hiç bitmesin ister..




Bugün islam aleminin içine düştüğü bu kapkaranlık cehalet ve şükürsüz kadir kıymet bilmezlikten; başta gerçek ve sahte mürşidler ve din adamları dahil ,tüm devletin yetkilileri  ve hepimiz suçluyuz ... Gerçek mürşidler sahteleri bilip açıklamadıkları ve merdiven altında mürşitliğe izin verdikleri için suçludur…


ordu ve yönetim kademesi bizi; postalları ile çiğnemeyi bırakmamak için, halkının başına getirdiği ermeni kökenli devlet başkanı ile beraber vatana  sardığı asala ve asalanın  pkk ’ya  dönüştürülmesi ile, bugün gelinen alevi sünni, şii =işid terörü yüzünden   ilk başta tüm islam idare askeri yönetimleri veballidir… halk, cahil kalmayı seçtiği için veballidir..


halklarından nefret eden ve tek dertleri halkı bir böcek gibi görüp ,ezerek  yönetmek isteyenlerin  senelerdir üzerimizde oynadığı en bilindik oyun şudur; halk uyanmasın diye  geri zekalı ,beş para etmez,  iki şarkı söyleyip  her türde sinema çeviren medyatik kişileri her yandan gözümüze soka soka, hepimizde  ne kültür,ne edep, nede ahlak  bıraktılar…her şeyi sindirip kabul eder olduk... Dini liderler yanlarına daima dine ısınmış bu medyatik kişileri alıp kapı kapı gezip , sahneye çıktılar. hiç bir zaman ahaliden  dindar birini tercih edip onu teşhir etmediler..


gerçek emek sanatçısı olan ev hanımları horlandı aşağılandı. Gerçek bir Ev kadını olmanın her meslekten en az bir diplomalı kariyer  sahipliği olduğunu görüp bilemediler..  yaşama savaşçı sanatçısı olan emekçi babalık –ailelik mesleği horlandı aşağılandı..iyi aile evladı olmak ayıp sayıldı… bizi darmadağınık ettiler.. Müslüman Türkler’ de  en son yıkabilecekleri tek kale olan aileyi ne yazık ki artık bırakmadılar..



HU…HÜVE..ESMA-İLAHLAR-TANRILAR MİTOLOJİSİ SANAT TARİHİNDE HARFLERİN SEYRÜ SÜLÜĞÜ


SE 
Harf değeri 500(HAKAYIK)
.. BE teknesinin içindeki 3 TANE NOKTA ile oluşur.. Tasavvufta 1 ve 2 rakamı yoktur..her şey  3 ile başlar..yani maddenin oluşabilmesi için daima 3 sütun,3 sacayak temeli lazımdır.SE HARFİ Tekne-i Vücudunda olan, bu 3 noktanın içinde de” Nübüvvet, Risalet ve Kulluk  NOKTALARI” birlikte vardır.. hepsi birlikte yaratımı gerçekleştirirler. Arapça 500 sayısı “0.. “yazılır ki, her şey O (hüve) İÇİNDE SIRLI VE MAHFUZDUR.. 


SE HARFİ   genetik DNA dır....yaratılışın dünya bedenine inmeden son safhasıdır.kader yazılım programı saf ayna -güneş RA çipi yansıtıcısıdır.  

SE HARFİ ;  İLİYYİN (ÂSÂ) yolu ile SİCCİN( YAN -KIVRIMLI SAPA)  YILAN-TANRISALLIK  SOY YOLUDUR.... $ HARFİ PARADIR.....SEXdir.....  sanallıktır.

  S HARFİ DAİMA; YILAN ,VESVESEVİ FISILTILAR (*Kur'an-ı Kerim  NAS SURESİ'nde insana fısıldayan   şey-TAN kızı  HAN' NAS 'tan korunma  duasını  bize verilir ),  GENETİK YOL,    ÂSÂ,  ŞİFA , YÜKSEK  TEKAMÜLLÜ  BİLGELİK,SONSUZ OLMAK LA DAİMA EŞ DEĞERDİR..             YÂR'AT IM   - şey-TAN,  HAY ' AT  dır..



“1 - De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine, 2 - İnsanların hükümdârına,
3 - İnsanların ilâhına,  4 - O sinsi vesvesecinin şerrinden. 5 - O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar. 6 - Gerek cinlerden, gerek insanlardan. 114-NAS”

Tüm islam camiası olarak ;içinde bulunduğumuz  SE HARFİNİN  VESEVSEVİ FISILTILI TISLAMALARI  tecellisinden korunmak için, önden tedbir almak lazım diye düşündüm.. ALLAH HEPİMİZİN KORUSUN ve amiinn


Bismillahirrahmânirrahîm.
1- Kul e'ûzü birabbinnâS
2- MelikinnâS
3- İlâhinnâS
4- Min şerrilvesvâsilhannâS
5- Ellezî yüvesvisü fî SudûrinnâSi
6- Minelcinneti vennâS


HURŞİD’İMDEN MÜRŞİD’İME BİR TÛTİNİN GÜNCESİ

merhaba Sevdiğim ve merhaba ..
sanırım Seni kızdırdım. hayallerimde yine benden  AliCemGiz üstadım gibi kaçıyorsun. ama nereye gidersen git, Sana kör kütük aşık olan ruhum, bir şekilde  bazen bana da haber veriyor değil mi?.. bir vakitler kendini teslim eden şöyle demişti: ”ama ben çok ağırım, Size zarar verebilirim”.ve karşısındaki şöyle demişti:”hayır,korkma ,sen  bana  zarar veremezsin, hiçbir şey olmayacak”.. gelenin tek şartı vardı, şımarmak ve kıskandırılmamak.. kıskançlığımızın karşılıklı olduğunu görüyor ve gittikçe daha temkinli davranıyorum Sevdiğim.. ya Sen?! Bence dikkat etmelisin..



Hayatta, Kelime-i Tevhid= HAK İLE BATILI AYIRMAK’ tan  başka bir dersi olmayan bir derviş olarak, kendimin dahi yapmadığı bu zikrin yavaş yavaş hayata geçiyor olmasından tedirginim  Sevdiğim.. iyi ki varsın ve beni gözetiyorsun. şu sıra kendimden ve hemen tüm islam denen camia insanlarından nefret ediyorum…biz bu hale nasıl geldik?!.. utanç içindeyim. biz hangi yüzle Allahımızın ve O’nun elçisi kitap= kanunlar sahibi RAsulALLAH ‘ın yüzüne bakabileceğiz bilmiyorum..


O hayran kalıp okuduğumuz ve öyle üstün özellikli olduğuna inandığımız evliyalardan, mürşidlerden filan hep soğumaya başladım.. bunların hiçbirisi mi gerçek gönül sahibi değildi ki; kalpleri incinip üzülmüyorlar ve ALLAH ONLARIN KALPLERİNE “ Sevgilim KULUM İNCİNMESİN “  DİYE NEDEN NAZAR ETMİYOR? ..


yoksa biz onların şeyh –evliya olduğunu sanarak kendimizi mi kandırıyoruz …. bunca naklen yayında Müslüman Müslümanı ALLAH ADINA KATLEDİYOR gözüküyor. yoksa hakikatte ben, o adamların hiçbirinin İslam olduğuna inanmıyorum.. ama bize, bazı devlet medyaları  onları böyle  tanıtıyor malum. bilinen o ki,  bu katillerin hemen çoğu onların dinlerinden ve paralı askerler.. ve görev gereği hangi ülkede  fitne çıkarılıp,kan dökülecekse oraya vazifeye gidiyorlar..


*BU KARTIN TEFEKKÜRÜ: kim olursa olsun ;halkının düğümlerine üfürerek ,onların yoldaki işaret duraklarında kalmasına sebep olan , onlara söylemiyle,kalemiyle ,bakışıyla en yüksek  sihri yapan, görevini ve mesleğini kötüye kullanan sahte öğreticiler-yöneticiler-sahte yol kesen haramzade mürşidler hakkındadır...onlar bizlerin omur-yollarımızdaki noktalara üfürerek yol kesip, bizi büyülerler..
***
Geçen gün, Müslüman Uygur Türklerine yapılan Çin işkencesi fotoğrafını gördüm. adamın elindeki tüm tırnakları iplerle çekilerek sökülüyordu. ve canım çok yandı Sevdiğim.  Elimden bir şey gelmediği için kendimden nefret ediyorum ( masallarım için saptadığım 15 günlük süreden bu acımdan dolayı vazgeçebildim. Elimden gelen tek şey olan bu kabiliyetimle acil yazmam gerektiğine inandığım için Sana yazıyorum.hatta öyle hızlı yazdım ki ne yazdığımdan dahi haberim yok )...  kalkıp sâlâta durayım ve geçen seferki gibi kavgamı ağlaya zırlaya edeyim diye evvela içimden geçti… bu defa boğaz Üsküdar’ı içine alır diye korktum belki ve vazgeçtim J.yani anlarsan; ”benim adım Hıdır elimden gelen budur”  ironik isyanımdır..

bu olan biteni kalbim kabul edemiyor, Allah ta olan biten her şey bizde varsa, neden kötülük ve zulmün çoooooook daha fazla olduğunu anlamak istemiyorum sanıyorum. hiç bir şey göründüğü bilindiği gibi değil denilip, uyuşturulduğumuzu düşünüyorum. “Gece Taxim’ e çık ve sabaha dek orada dur. herkesi evliya görebilirsen sen işi anladın ve evliyasın”  diyen pek çok efendi var biliyorsun.. ben onların görüşünde  hiç olmayacağım... böyle inanmıyorum... bu, işin en tepe noktasından hak etmeden bakma kolaycılığıdır. bu yüzden de, tasavvufun, bu derece ucuz kişilerce  emek vermeden ucuzlatılmasıyla,ne yazık ki  tasavvufun  hızla,  bar –pavyon masaları meşkine doğru gidişine sebep olduklarını da  görüyorum..


bir defa bu mıymıy islam Müslümanlığını iğrenç buluyorum.. bu görüş tüm peygamberlerin mesleğine hakarettir.. o zaman onca peygamber kendilerine zulmedenlere neden isyan edip, dayanamadığında beddua etti?!. neden kızını kocasından ayırdı ve aileleri bölüp savaşta birbirlerine öldürttü?!.neden karıyı kocasından ayırdı? .neden tüm peygamberlere en yakınları hiçbir insana yapılmayacak zulümleri yaptılar ve hemen çoğunu yahudiler  katlettiler..  biliyorsun en azgın millet olan İsrailoğulları ne zaman yoldan çıksalar Allah’a yalvarır, kendi içlerinden  bir peygamber ister , o peygamber gelince de daima onu ve hepsini katlederlerdi.. çünkü huyları böyle idi....

“Yüce Yaratıcının yeryüzünü kendilerine vaad ettiğini sanan ve söyleyen bu şımarık millete bu imtiyaz neden Ya RABBİ “ demek  suç mu peki? bu öyle nalet bir kavim ki, her şeyin kökü kendisi sanıyor ve diğer dinler kendilerinden çıktı deyip, tüm Hristiyan ülke devletlerini parmağında yönetiyor..


yahudiler bu güce nasıl eriştiler?.. Medine  ahalisinin hemen çoğu Mısır’dan göçmüş hakiki Karun kadar zengin Yahudilerdi. ve eski hermetik  bilgilerle beraber Yahudi tasavvufu olan kabalada yetkindiler. .en güçlü alimlerde bu bölgedeydi..   hz peygamber Efendimizin de,  de ilk başta peygamber olup olmadığını imtihan etsinler diye, Ebu Cehil tarafından Mekke’ye onlar davet edilmiş ve aldıkları cevaplarla hepsi birden Müslümanlığa geçmişlerdi. ...


işte bu yüksek kadim bilgili adamların bazısı daha sonra; Hz.Peygamber  Efendimizin tasavvuf okulu olan  ASHAB-I SUFFA ya dahil oldular ve bildikleri kadim irfani ilimlere  İslam Tasavvufunu da eklediler… SUFFA EHLİ ÖĞRENCİ DERVİŞLERİN TAMAMININ 300 lü rakamlarda olduğu söyleniyor.. bunlar zamanla dünyanın her yanına yayıldılar ve İslamı yaydılar..


böylece kadim Adem (as) esma ilminin, Hz İDRİS= thot= HERMES TASAVVUF OKULU ile sistemleşmesi ile, genele başlayan ,KENDİNİ BİLME OKULLARI tüm insanlıkla devam edegelmiştir.. bu okulları ülkemizde  olduğu gibi yasaklamak demek, insanlığı, ruhların ilacı olan bu tedrisattan mahrum bırakarak , RUHSAL AÇLIĞA MAHKUM ETMEK demektir.  insanlıktan nasibini almamış-hayvandan aşağı  hale dönmekle eş olan bu günlere gelmek demekte  olduğu çok yakında anlaşılacaktır.. devlet anlamıyor olsa da; halk işini bilip, çoktan kendine göre kapı kapı gezip, meşrebini arayıp buluyor.. tabii , birde bu gerçek var..


ve devletlerin hepsi  artık insan nesli tükeneceği korkusuyla çok yakında, kendi elleri ile tekrar insan olmayı öğretebilmek için, bu konudaki yetkin kişilere, bu irfan-kendini bilme tasavvuf okullarını kendileri açtıracaklardır…  şartlar ve gelişim buna doğru hızla gidiyor Sevdiğim.. tek sorun şu; bayağı sayıda Rasputin Efendi piyasada cirit atıyor  ve onların ayıklanması çok zor  malum.ve onlar yukarıya yakın, hizmette sınır da tanımıyorlar bilindiği gibi.. tüm kapılar ve yetkiler yavaş yavaş bu sahte olduğu yetkin makamlar tarafından en pis işlerinde dahi dibine dek bilinen, amma, kimsenin kendi ailesel  çıkarına bir şey olur diye sesini çıkaramadığı  bir durumları da var..


113-FELAK: 1 - De ki: "Ben, ağaran sabahın Rabbine sığınırım, 2 - Yarattığı şeylerin şerrinden, 3 - Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
4 - Ve düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden, 5 - Ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.


i
şte yakında ülkemizde de bu irfani ruh kuşu kafesleri açılmasına kanunen inşallah izin verilecek. yoksa herkes mürşid kesildi maazallah.. ortalık her pisliği yapıp edip “YA HÂK” diyen sapkın dervişten geçilmiyor.ve “yapana değil, yaptırana bak!! beni hak görmediğin müddetçe şirktesin” diye de öğrendiklerinden, ortalık, “al gülüm ver gülüm “basitliği içinde.. işte duyulmuş ki ; bu baş rasputinin biri, yukarıya yakınım diye pabucumun yakını akraba yetkisi ile, kuş kafeslerinin ilk resmi kayim mürşidi olmak isteyüp, bu izni de çalarak kopartmış derlermiş.. o zaman, daha başlamadan kokuşmuş bu irfan okullarının açılma izni tabii ki red olunacaktır, değil mi Sevdiğim.. HALKI KANDIRIRSIN AMA ALLAH ‘I KANDIRMAK KOLAY DEĞİL..


İslam ahalisinin bu bayağı uçkur düşkünlüğü yüzünden
,sahip olduğu ahlakı, erdemleri, ilim ve irfanı ve  diğer her şeyini yitirmesi nasıl oldu peki? ..  ve bizim kaybederek –tüm hazinelerimizin –emanetlerimizin belli bir süreye dek devredildiği sola çalışan dervişan grubu MASONİK TARİKATLAR bu güce nasıl eriştiler?.


onlar bu güce ; Müslüman Türklerin AHİLİK KÜLTÜRÜNÜ  öğrenerek ve Kudüs’ü işgal ettikleri seneler boyunca tüm Hermetik hazinelerle sufizm okullarından geçerek ulaştılar tabii…


Ahilik teşkilatı bugün MASON TEŞKİLATI oldu ve böylece tüm dünya idaresi onların kardeşler birliğinin eline geçti.. oysa AHİ TEŞKİLATI TEKRAR ÜLKEMİZDE UYANDIRILDIĞINDA, o emanet, tekrar bize tevdi edilecek ve işler tam tersine dönecek inşallah ve aminn..
nur cihan
14.07.2014
nuralem7@hotmail.com



6 Temmuz 2014 Pazar

30 (O’tuz) KUŞ ,30 HARF OLAN ÂNKA ‘ NIN RÜYASI MASALI 3

30 (O’tuz)  KUŞ ,30 HARF OLAN ÂNKA ‘ NIN RÜYASI  MASALI 3

birleşince birler aralarından bir padişah seçmişler...birlikte, içlerinde ki O Bir ’e bakmışlar ve etrafını çevirdikleri Devran-ı Dairede ol Adem’e secde kılmışlar ... birlerin birliğinden kudret dalgası açığa çıkınca, birler denizi bu çoşku ile hûşa gelerek dalgalanıp, birlik denizindeyken birlikte bir olan bu tümden gelip  tüme giden bir bir dalgaları, tümden  sahile vurmaya başlamışlar... sahile ilk çıkan “bir ben varım benden içerû!!” diye bağırmış… onu gören ve denizin dışında da hayat olduğunu anlayan denizdeki tüüm bir bir damlaları hızla dalgalanıp, köpüklerini kabartarak sahile akın etmişler… ama hiç birisi sahile ilk çıkan gibi olamamış.. ve Akl-ı Evvel olan O’na, NUR-İ MUHAMMEDİ demişler..


İnsan hayatta daima var olduğunu kendisine ispat etmek için yaşar. “ben varım, ben varım” der.oysa esas var olanın, varlık vücudunda, sadece bir hücre-odacıktan biri olduğunu ne yazık ki kabul edemez.bugün biyolojik hücreleri anladığımız gibi, sanal alemdeki hücre odacıkları da tefekkürlerimize katmalıyız. hepimiz sanal hücre odacıklarımızdan başkalarının evleri olan hücre odalarının açık pencerelerinden birbirlerimizi gözetliyoruz değil mi?..evvet!… bu çağın getirdiği bir şey olsa da, hakikatte en eski komin hayat olan klansal kabile yaşamına denktir. RasulAllah devrinde de o kabileler, evlere pencerelerinden izinsiz girer,kapı kullanmazlardı. hz peygamberimiz bunu şiddetle men etmiş ve ayet gelmiştir…


Kur’an şöyle der“4 - (Resülüm!) Sana odaların arkasından bağıranların çokları, aklı ermez kimselerdir. 49-HUCURAT “ 

Bu ayet; olan hallerimizin, dışarıdan gördüğümüzün görmek istediğimiz olacağına delil olup, hakikatinse sadece İLLA  EDEB ile idrak edileceğini de bize anlatır.. günümüz modernizminde ki açıklık ve şeffaflık politikası, kişisel hakların yok edilip, mahremiyet duygusunun kaldırılmasından dolayı ,herkesin aynı hücurat suresindeki en edebsiz halde birbirlerine nüfus etmesine de denk gelir. oysa cümle alem aynı eşya ve O’da ALLAH= ALEM= ADEM ise,  bunu idrak edemeyen bizler için yapacak bir şeyde yok aslında..


bugün  sanal alemde ve normal hayatta tüm bilgiler, tüm ilimler sonuna dek saçıp savruluyor..yaşanmayan; sadece dilden dile şehvetle konuşulan manevi ilimler, çılgınca bir tasavvuf modası ile gittikçe değerinden düşüyor…  emeksizce başkalarından çalınmış, hak edilmemiş bu ilimler, tabi ki o kişiyi asla kalben tatmin-mutmain edip- sekine- huzur verip, mutlu etmiyor..kendi kaynağından beslenemeyen mana, daima vampirliğe muhtaç kalır. başkasının esma hüllesi ancak o kişiye göre kesilip, biçilip, dikilip sadece ona özel giydirilir. başkasının ten kokusunu almış, başkasının tenine karışmış bir mana kaç kişiye eş olabilir ki?!.. Sevdiğimm, geçende bu halin eldiven giymek gibi olduğunun sohbetini dinledim.. ve o zaman O, HU ESMASI HAKKINDA sohbet yapanın halini ilk defa hissedip, O’nu az biraz çaktım
J. Sana HE –HU harfine geldiğimizde o sohbetten alıntılar yaparım inşallah.




HU…HÜVE..ESMA-İLAHLAR-TANRILAR MİTOLOJİSİ SANAT TARİHİNDE HARFLERİN SEYRÜ SÜLÜĞÜ

TE: Harf değeri 400 ( RİSALET)..  ELİF (özne) Aklı Kül, kendisini bilmek isteyip, BE-Aklı Cüz'ü  ile , kendisine bir vücûd teknesi inşa edip, içine BENLİĞİ olan ENE sinin BE ile evliliğinden oluşan  SEN yansımasını koyar..

ve ona –yeni yarattığı  3.tekil şahıs olan- SEN DEDİĞİ yeni kendisine- kendi ZÂT’INDAN ZÂT’INA MÜRŞİD OLUP :  “İKRA-oku” der..

böylece  ben-sen davası yansıması ile karşılıklı ilk  mukabele  başlar..  yani Külli Akıl Cebrail as ile Külli Nefs olan MUHAMMEDİYET ’in  ruh & beden= FİİLLER-YARATIM-KUR’AN KURGU vuslatı = aşkın  ilk teslisi olan  AŞIK,MAŞUK ve RAKİP üçlüsü de  sahneye çıkar..

TE harfi, bize gerekli olan maddelerin soyuttan somuta katılaşarak yaşama sahasına uygun vücûd bulması olan  Nefsi Küldür..

her şey 4+1 ile birleştiğinde meydana gelir hükmünce; tasavvufta sayılar 1 ve 2 arakamı ile değil de, 3 rakamı ile başlarmış.
yani 3. olan her şey, aslında –III- 3'ü bir tek hükmünce TEKBİR'dir..

dolayısı ile harflerde aynı rakamlar gibi düşünüldüğünde; ENE ELİF ile  BEN EGO BE  harf ikilisinin vuslatı ile oluşan  SEN = TE harfinin doğumu gerçekleşir.. böylece ilk üçlü teslis -temel sac ayağı kurularak  sistem başlar. ilk kelimeler ve beraberinde cümleler içinde start verilmiş olur..

ELİF harfi
gavs ise,  BE harfi ve TE harfi onun iki sağ ve sol kutbudur.



KADIN NEDEN KOCAYA SECDE EDER’İN (nefs’in ruh’a secdesi) MALUMATI ESASI

*Öyleyse
(yaşarken de ölümlü olduğu bilinen insanlara) secde etmeyin. Eğer bir kimseye secde edilmesini emredecek olsaydım, Allah, kadınlara karşı erkeğe bir hak verdiği için ona secde etmelerini emrederdim.(HADİS)


İnsan’ın atası olan ADEM babamız yanlızdı.
Kendisini, Rabbi’nin kendini bilmeyi dilemesi misali bilmek diledi...ve Hak Teâla Ruh’undan yarattığı-esmayı üflediği ADEM-YOKLUĞUNA, varlığını, yine kendisinden var etti..


Adem dünyevi hayatında topraktan yaratılmıştı.. oysa O’nun hevesi yani, nefsi ile kendisini bilmek dileği olan İnsan KADINI ise, Adem’den yaratılacaktı. ADEM TEKİL MAKAMINDAYKEN,
kendisini tanımak isteği ile, kendinde saklı-bâtîn-mahrem olan HAVVASÜL HEVESİ KADINI HAVVA’ sını, yine kendi sağ sırt kaburgasından latif halde doğurdu.

aslında ikisi de henüz cennetteydi ve cevher ruhu –latif haldeydiler
( belki ana karnındaki CENİN sureti misaliydiler ).yani madde bedenleri henüz yoktu. aynı saydam yakmayan katı nur gibiydiler. böyleyken dahi ruhsal aşk-ruhsal muhabbet ve kendini var etme duygusu uyandı...çünkü Hak Teala İnsanı bedenlendirip, DÜNYA-AŞAĞILIKİSTAN’a O’nunla şeref vermek istedi..


ve nefsin surete bürünmüş hali olan Ruh’un içinde, Nefis Nefesi dürülüydü.


Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini
de ondan var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler. 7 / A'RÂF - 189



Mesela hayata üfleyen bu Nefes, cennetten gelen Sâbâ Rüzgarı misali, Mülk’ ün Süleyman’ını kendisini bilmek tutkusuyla uykusundan etmişti.. Süleyman’ın Ruh’u Hüd Hüd kuşu olup, gece uykusundaki Belkıs’a gitti ve O’na ait olduğu yere gelip secde kılmasını emretti. BELKIS bu ilmi bildiğinden emre itaat etti ve Adem makamı olan Süleyman’a mülkünü terk etti. Süleyman’da kendisine secde eden=ASLINI BİLEN VE EVE GERİYE DÖNEN NEFSİNİ, enfes makamına getirip, Gönül Kabesine kürsüsünü kurdurup, başına tâc etti.. böylece makam-ı ruh ile makamı nefs ezvacı hem ruhen, hem bedenen 4 lü sistemle tam kemal buldu..


Adem ile Havva atalarımıza dönersek eğer; henüz latif halde olan iki ruhsal yapıda da günah duygusu yani, emre itaatsizlik olmadığından, ilahi nizam gereği bir 3. Varlık devreye girdi...böylece AŞIK-MAŞUK-RÂKİP SAHNEYE ÇIKTI..

İblis-şeyTAN, Ademle Havva’ya yasak ağaca yaklaşmalarını söyledi. eğer Şecere-i memnûa’ya ( SOYAĞACI-NÜFUS BİLGİSİ-ATALAR SOY DİREĞİ-GENETİK -DNA) yaklaşırlarsa ,SOYLARININ KURUMAYACAĞINI ve ebeden var olacaklarını onlara fısıldadı.

aslında İblis- *şey’tan (*var zannetmek); Adem Atamızdan daha evvel ilk bilge olduğundan, Yaratan’ın muradını da bildi. dolayısıyle Kambersiz düğün olmayacağından, oda, ADEM’İN İKİNCİ EŞİ  J olacak olan HanNas kızını bu genetiğe katacak ve  ebeden, dünya var oldukça, onların içinde, kendi fısıltısının soy kızı Han’ Nas ile onlarla beraber birlikte yaşayacaktı.VE ÖYLEDE OLDU.. böylece Hawwa 'nın genetiğinde çift XX  oluştu ki, Yahudi tasavvufu olan kabala ilminde o isyankar,kocaya secde etmeyen kadına Karadul -Alkarası kadın-Hekate   LİLİTH derler..


VE ADEM İÇİNDE, KENDİSİNE SECDE EDEN  XY VE  SECDE ETMEYEN XX İKİ YAPIYI DA HALEN BARINDIRIR..


Yaratıcı bu fısıltıya neden izin verdi bizler bilemeyiz amma , bildiğimiz bir şey varsa, İblis’e kıyamete dek İnsanoğlunu imtihan etmesi için izin verdiğiydi.. şu halde masal bu ya! : İblis yılanı-genetik-DNA  -HAYAT SUYU suretinde Ademin topuğundan O’nu ısırdı.. Adem o acıyla bayıldı,uyudu.. XY olan ADEM  ölümsüz bedeninden ölümlüye dönüşür ve dünya şartlarına göre de yaşlanmaya hepimiz mahkum oluruz... 


ve XY Adem Dünya’da gözlerini açtı..
Yanında uzanmış ve O'nla uyanan diğer yarısı olan XX HAVVA’sının da gördüğü bir düşü vardı. XX HAVVA, sonsuza uzanan bir latif ağacın köklerinde olanı hatırladı. Oradan nasıl uyandırılarak sonsuz uzaktaki bir aleme atıldıklarının acısını hala içinde hissediyordu.. . ağladıı!!. ağladıı!!..o muazzam sonsuz hazdan, ip incecik köklerin sarıp sarmaladığı o uykudan ,sonsuz ağaç köklerinden nasıl acıyla koparılıp uyandırılmış ve hasrete atılmıştı nasııl?!!.


eğer  düşündeki gibi öyle yaparlarsa, geldikleri yere yine dönebileceklerini, yanında uzanmış kendi diğer yarısı olan AKL-I KÜL RUH’una, XY ADEM’ine anlattı... ve Adem-Aklı Cüz NEFSİ OLAN  XX HAVVAsına uyarak bu düşü düşürüp, yorarak yordu J,  rüyayı gerçekleştirmeyi kabul etti. ve böylecede yeryüzündeki ilk zelle vücûd-varlık buldu J..


böylece ilk defa Nefsaniyet, kendisinin çıktığı Ruhaniyete galip oldu. Dünya da, nefislerin mekanına zemin bulup, İnsan Denen Mana Bitkisinin kendisinden yeşermesine izin verdi. .
ÇÜNKÜ ONLAR RÜYAYI YANLIŞ YORMUŞLAR, GELDİKLERİ YERE DÖNMEK YERİNE, DÜNYA HAYATINA BİLE İSTEYE “EVET diyerek RIZA GÖSTERMEK MEKRİNE DÜŞMÜŞLERDİ” ...çünkü Hak Teâla VAR ’A  "OL " DEMİŞTİ.VE  ONLAR OL’ DULAR..

Allah, sizi (babanız Âdem’i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)’71 / NÛH - 17

ASLI OLAN IN KEREM KILDIĞI VE KENDİSİNDEN ÇİZDİĞİ KADINDIR.KADINIDIR ANLA!!!

ve Güneş  RUH, Ay NEFS vuslatından, çocukları maddiyat –fiiller alemi olan DÜNYA doğdu.. HER VARLIK BİLİNMEK ve KENDİSİNİ TANIMAK İSTER. çünkü Yaratan bunu dilediğinden,herkes bilsin bilmesin sadece bunu diler.işte o yüzden İK’RAR verilir ve “İKRÂ –oku –idrak et-beni anla ,öğren ,geldiğin yere dön!!” denilir..


Herkes aynı idrake sahip değildir.seyrü sülük görmek demek; olayları-eşyayı bilerek seyredip, yaşamak sanatıdır…bile isteye Belâ’ya imtihana Rıza gösterme ve isyan etmeme sanatıdır.. aslında herkes aynı şeyleri bilâ istisnasız yaşar.. bu tıpkı güneşin herkese ışık ve ısısını vermesi misalidir. ama sadece  kendilerine hikmet nefesi üflenmiş  
farkındalıklı kişiler  olanı biteni anlar- tevhid edip, eşyayı her cihetten bilip, bize de bildirip, yol gösterirler....

bizim peygamberimiz olan Muhammed as. biz ümmetinden” EŞYAYI HER CİHETİ İLE BİLMEYİ MURAD ETMEMİZİ” dilemiştir.. çünkü ancak seviyemiz bu derece yüksek olursa bizler Muhammediyete varabiliriz. yoksa hava alır ve sadece Muhammedi olduğumuzu zannederiz..


İslam= iradesini bilerek teslim ederek SELAMETE ERMİŞLER demek olduğundan, bu hale erişenlerde birbirlerine sadece “SELAM SELAM” derler.. onlara artık korku ve hüzün  yoktur. onlar tefekkürde bir daha geriye de düşmezler.. Allah buna izin vermez… eğer sen onların seviyesine erişmek istiyorsan, sende onların izlerine basa basa aynı sıratel müstakim - sadıkların yoluna girmelisin. ağacın gövdesi tektir ama sayısız dalı budağı vardır… oysa insan gemisini ayakta tutan sadece omurgasıdır..


Secde de; öğrenenin öğreticiye
(Müridin Mürşidine),bilgide küçük olanın bilgide üstün makam olana ( çırağın ustaya), Ailede terbiye makamı râbîlere ( anababaya –âtâya ) tazim secdesi-onaması hakkında malumat..


TE HARFİ:
herkesin ben ben dediği yerde;"ben bilmiyorum, SEN BİLİYORSUN, BANA SEN ÖĞRET" dediğin “SEN SEN” deme MERTLİĞİDİR ..

hiç bir insan hakiki aşık olmadığı müddetçe kalbi ile SEN diyemez. Maddi- tensel-nefsani aşklar kısa süreli olup, gelir geçer.. hepimiz ne acaip aşk hikayeleri biliriz, kendimizden ve etrafımızdan değil mi? ne yuvalar yıkılır mesela. oysa tenler istediğini alıp, nefisler mutmain olunca alışveriş biter. zira yasak kalkmış, alışkanlık olup, bıkkınlıkla usanç gelmiştir. sonlar genelde hüsran ve zoraki devamiyettir..


Oysaki hakiki RUHSAL OLAN AŞK’ta da nefs asla isteğinden zerre vazgeçmez. O yine hep ten ve güç ister...ama dizginler RUH’un elinde olduğundan, nefs terbiye olmaya mahkum olup, RUH’una meyletmeye ,O’nun ruhsal aşkından demlenip, O’nu sevmeye başlar. RUHLAR VE KALPLERDE SEVİŞİR. Hem de insanın tasavvur edemeyeceği yüksek bir hazla seher vakitlerinde bu alışverişini  yapar.. ruh sınır tanımaz.. surete ihtiyaç duymaz.. o kudretli nefesdir..cinsiyetsizdir.. ve rüzgar misali aşkını istediği zaman yaşar.. hiç bir maddi güç onu ne görebilir neden sezebilir… RUHSAL OLAN ANCAK RUHSAL ALANA GİREBİLİR.. namahremlere bu haramdır..


TE HARFİ SEN DEMEKTİR.. BE Harfinde, aşağıda olan tek ego noktası bâtînı hayata yukarıya yükselmiş ve muhabbet için orada  iki noktalı  TE harfine dönüşmüştür.. TE harfi MÜRŞİD’dir.. irade teslimdir. kişinin  ENESİ ELİF ile EGOSU olan BE harfi ;kendilerini bilip seyredecekleri bir AYN’Â =TE HARFİ SEN ararlar. O Ayna’ya da İnsan-ı Kamil olan YETKİN MAKAM MÜRŞİD denir.


gerçek mürşid çok nadirdir…hemen çoğu yolda belli yere gelip orada takılmış veya ucûba düşmüş sahte –sırsız aynalardır. kendilerinden başka kimseyi yansıtmazlar ve kendi ilahlıklarından nemalanırlar. yanlarında daima medyatik şov yapacakları ünlülerle gezmeye ihtiyaç duyarlar.. kendilerini aşan potansiyeldeki yolcularını gitmeleri gereken yere bırakmayıp, yol kesen siyasi haramilikler yaparlar. kişileri hem madden, hem manen soyup soğana çevirirler. zaten günümüzde  hayır hasenat vs ile, korkunç paraları kendilerine aktarıp, yakınları ile SON DERECE İSLAMDAN UZAK, ASRİ HAYATLAR yaşayan ilahlar misali-yanlarında pek çok gürûhla gezer tozar, yer içerler ..veya asaletlerine uymadığından avamı halkın içine hiç karışmayıp, beğenmedikleri memleketlerine çook uzak ülkelerden güya tasavvufla idare ederek??!! ,yenileyici mehdilik taslarlar.. tasavvufun sadece bâtıni , laf şehveti-musikisi onları tatmin eder. şer’i fiilleri hiç takmaz ve sevmezler (onlar gariban takımı avamın işidir?!!) .. ONLARDAKİ EGO,BENLİK,KİBİR KİMSEDE YOKTUR .İLK EVVELA KENDİLERİNE ,sonra şöhrete, ünvana ,güzel yolcuların şehvetine, paraya taparlar.. yolcuları, nedense onların yakınlarında asla gariban birini göremez.. asla garipler onlara yaklaşamaz. zira onlara yaklaşmak için etrafını saran pek çok haramzadeden de geçmek gereklidir.. yakînını görmeyen onları da göremez..


ve sanki omur düğümlerindeki duraklama noktalarına; düğümlere üfürenler misali, üfürükleriyle yol kesen bu sahte haramiler, aynı kendi gibi olan yolcularında yolunu keserler ve yola devam edecek kabiliyettekileri de yoldan şaşırtıp ,baştan çıkartırlar.

mesela pek çok ünlü psikiyatrın hasta kayıtları; bu sahte efendilerin halvethanelerinden tımarhaneye giden yolcularının hikayelerinden geçilmiyor muş.. .işte o yüzden gittikçe tıbbın bu kolu sufizmle tedaviye başladı ki, hasta doktor ilişkisi, akademik hoca talebe,usta çırak,patron çalışan ilişkileri hep aynı şeyden geçmek zorundadır ya hanii ,ondan..iste isteme yönetmenin yatağından illa bi defa geçecen yanii..

işler, içine mistizim girince ve ilahi aşk denilince aniden çok hızlanıyor doğal olarak .yani herkesin asıl sevdiği tasavvuf modası hakikatte budur anlarsak eğer...mesela;"biatını bana yaptığın anda nikahımızda  göklerde kıyıldı var, mute nikahı var,elimin altına verilmiş cariyemi kullanma  usulü var,hür kadın tarzı var,alışverişti oldu bitti,artık sıra ötekinde, "boş ol" var"....yanii islam fıkhımızın sonsuz meşrebi tarikine göre her derdimize  deva;  duruma göre merhem, biz fitne fücur bataklık pisliklerinde var.. münafık -mürted sözde islamcı,sözde tasavvufçular, adi ,kâlp sahtekarlığımız da dahil,ne ararsan, o da bizde  var .... yalan yok.gerçek yüzümüz bu.ve bu pis sahtelikleri bilen ama çıkarı için  üstünü örten gerçek mürşidler de durumdan  mesul... kurunun yanında yaşta yanarken vazifelerini hakkıyla yapmayan onlara, soracak ALLAH TEÂLA.. 


tasavvufi sohbetlerde ve müzik meşk meclislerinde içmeden sarhoş olabilirsin
,uyuşturucu kullanmadan kafa yapıp kendini teslim edebilirsin. din bu anlamda gerçekten de afyondur ve tasavvuf, roket gibidir.. adamı cehennemin dibine de, cennetin zirvesine de son sürat çıkartan olağanüstü bir araçtır...işin zorlu kısmı -şeriatlı fiiller ise zavallı istikrarlı az sayıda öğrenci içindir ,ONLAR NE OLURSA OLSUN KALPLERİNİ ASLA BOZMAZLAR ve istikametten şaşmayan gözleri için HEDEF OLAN YOL HER ŞEYDİR...

Ve düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden
, 113 / FELAK - 4


*esasında bu tür mürşidler de hakikatte sahte değillerdir. çünkü niyeti ve ameli bozuk yolcuların haddi hududu dilinden bir tek bunlar, o yolcuların istediği türden cevap vererek anlarlar.ne zamanki yolcular; yani bugün islam halkları denen nüfus kağıdı Müslümanı bizler, genel olarak içine düştüğümüz mürtedlikten çıkarız , o zaman bizlerin aynası olan bu yansıtıcı efendiler de hakiki efendiye dönüşürler vesselam..



YÜZLERİNDE SECDE İZİ OLANLARI- HAKİKİ  SECDE Yİ VE SÂLÂTI ANLAYABİLMEK malumatı

Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. 48 / FETİH - 29



eğer hakiki saf bir ayna-SEN makamı bulabilirsen; elini öp ve secde edip O’na bak!!. O SENİN RUH EŞİNDİR ANLA!! kalbin O’nun adı ile mutmain olurken, Ruh’un O’nun Ruh’u ile teskin olup, huzura erer… O sana, senin Ruh’undan yansıyan, sadece sana özel olan bilgiyi, yine sadece sana özel şekilde aks’ ettirecektir. O,sana asla ihanet etmez, yetimin malına tamah etmez, vakti gelinceye, sen reşid oluncaya dek senin ruhsal bahçene bahçıvanlık eder. RUHUN O’NUN RUHU İLE SÜKÛN BULUR. NEFSİN O’NUN NEFSİ İLE SÜKÛN BULUR. artık hayatta tek kişiye tamah etmeyecek hale gelirsin. sana İHLAS SURESİni O yaşatır.

MÜRŞİD ve MÜRİD Allah’ın ER-REŞİD esmasının açılımı 3’lü sacayaktır.. 4. Şahitlik makamı MURATtan maksat olan muhabbetse  esasdır.



Gerçekte kişinin hakiki mürşidi onun kendi AKL-I KÜLLİ OLAN RUH’UDUR. ama Ruh’un bir manası da göz demek olduğundan: göz her şeyi görür ,bir tek kendisini göremez ya hanii.. işte ölmeden evvel ölmek gerçekleşip, ayrışma sağlanana dek, sana kendini öğretme talimi yaptıracak saf aynan olan, RUHUNA AYNALIK EDİCİ MESLEĞİN ADI da MÜRŞİDLİK KURUMUDUR. aradaki alış veriş RABITÂsına ise İRŞÂT=meslek sahibi yetkin rüşt etme sanatı denir..


Gerçek yetkin makam mürşidler ; daha evvelden, ölmeden evvel ölme işlemini tatbik ederek gerçekleştirmiş kişilerdir.. bunların hepsi Has Aleviye’ye mensup TURUKÛ ÂLİYE YOLCULARIDIR.. eğer böyle bir ZÂT-I ÂLİ MÜRŞİD BULURSANIZ kişinin kendi Ruhu’da ZÂT-I ÂLİ olduğundan muhteşem bir tedrisat başlar… ve RUHUMDAN RUHUNA, ZÂT’ından ZÂT’ına , ÂLİ’den ÂLİ’ye irşad da başlar. bu herkese nasip olacak diye bir şey yoktur. her şey herkes için değildir…çalışarak da elde edilmez. bir lütuf ve vergidir..ehli derdin sohbetine mahrem olmak ise, çok yüksek ilahi bir lütuf-ihsan olup,  onların halleriyle hallenmekle aynı şey sayılır vesselam..

HURŞİD’İMDEN MÜRŞİD’İME BİR TÛTİNİN GÜNCESİ

Sevdiğim kendi kendini yakan demek olan ÂNKÂ =RAMAZAN-I ŞERİF ayındayız malum. benden de, senede bir defa Ramazan’dan Ramazan’a hatim indirmeye çalışır, genelde son birkaç cüzü bir günde canla başla okuyarak nihayete erdiririm.. sevgili aşıkım Kur’an beni ele geçirmesin diye ondan uzak durduğumu söylemiştim ya hanii..işte geçen seneden kalan üç cüzü  ertesi güne dek bitirmem gerekiyor..ahh ahh!! Tembellerin şahı ben!! Her işim böyle son dakka da nedense.. neyse…Sevdiğim, bir besmele çektim!.. aaa bu ses bu kıraat benden mi çıkıyor hayret ederken, aç kurtlar gibi bir Kur’an okudum?!! hiç hatasız.. hayretler içindeyim..aaahh.o yine beni ele geçirecek anladım.. ne zaman O beni isterse böyle harika okuyorum.ama ben kendim okumaya kalktığımda hata üstüne hata ,son derece bozuk bir sesle okuyabiliyor, her defasında ben kendimin hiçbir hükmü değerim olmadığını da  anlıyorum..




Bu hafta Orhun Baba ile telde görüştük. Dedi ki:”
o gece sizin sorduğunuz sorular çok yüksek şeylerdi.ve sizi tatmin edecek cevap gelmedi değil mi?..ben o gece o soruları kendime sorup cevap aradım, uyuyamadım.siz çok haklıydınız ve zaten ülkenin ,dünya olaylarının birkaç gün içindeki seyri bu soruların cevabına ihtiyaç olduğunu hemen anlattı.. ama o sorular sizden zuhur ettiği için, siz bekleyeceksiniz. o cevaplar sizin gönlünüze ilham edilince de cevapları bileceksiniz”..
Sevdiğim O’na teşekkür ettim ,bir dahaki görüşmemizde O’nun bulduğu cevapları O’ndan dinlemek istediğimi de söyledim..


30.06.2014 pazartesi sabahı:
bir kabrin başındayım. toprağı taze ve yeşillikler var. elimde kareye yakın hafif dikdörtgen yeşil ciltli güzel bir Kur’an-ı Kerim var.yanımda tanımadığım iki genç GÜZEL ADAM, elimden o kitabı alıp, kapağını açıp, bana bu değerli şey ve veren hakkında,birde  başında bulunduğumuz türbe için anlatıyorlar. sonra o kitabı benim açmamı istiyorlar. elimdeki kitap şimdi Zekiye tarafından bana hediye edilmişe dönüşüyor.. önce üst üste olan kapı misali yeşil renkli sağ kapağı açıyorum. sonra sol cilt kapağını kaldırıyorum. aaa o ne ? girişte benim portre suretim oluşuyor. sonra üzerinde arapça harflerle, tam sayfa tüm suretimin üzerine alt alta cümleler yazılıyor.. ve kitabın bu derece değerli olduğunu anlayan arkadaşımın efendisi de ,bu fırsatı kaçırmamak için hemen resmin altına güzel notlar yazmış ki, en son anda oluşuyor.. bu beni şaşırtıyor ve inanamıyorum ..

(*uyanınca acaba yeni masallarımda hata yapıp uyarıldım mı diye endişe ediyor ama kalbim anladığım şekilde, ayetleri sembol resimlerle süslememe ve anlatmama izin verildiğini söylüyor..)

3 temmuz uyurken aniden bir çeşmeyi açtım.inanılmaz tazyikli su akmaya başladı..

4 temmuz ikindi vakti..İstanbul’a acaip sağanak yağmur bastırdı.. harikulade. hava soğudu..serinlik miss.. uykum var.düşümde; Haybabam gelip beni uyandırıyor, diyor ki: “Ali Efendinin kitapları da bizde, kütüphane kurulması lazım”. uyku sersemi “ama O’nun kitapları evindeki kütüphanesinde değil mi?” diyorum..sonra dümdüz bir duvarda tv var. Seni orada görüyor ,tv ye yaklaşıyorum. aa Sen kayboldun ve başka konuklar gözüküyor…dereotu oğlum telaşla geliyor: ”anne çatıdan su akıyor “diyor. telaşla tavana bakıyorum. biz bir binanın en üst kale gibi yapılmış katındaymışız. duvarlar ve tavan öyle yüksek ,Horosan usülü taştan örülmüş ki, ama mavi gökyüzü ışıkları da gözüküyor. içeriye inanılmaz sağanak yağmur yağıyor. içimden diyorum ki; “bina yönetimi bu kadar yüksek çatıyı nasıl tamir edip ödeyebilir ,ama bu halde de alt katları su basacak”..


yarın 7 tammuz ve ben 47 yaşımda olacağım.
hiç bu kadar yaşlanacağımı düşünemezdim.

gittikçe Osiris gibi bedenen de çözülerek yaratılmaya yenik düşüyorum. Yerçekiminin bu işi yaptığı söyleniyor malum J..bunu kabullenmek çok zor .neyseki ölüm var. Sevdiğim, henüz omurumuzun içindeki suya nasıl yel girdi ve bize, o korkunç iklimsel ağrılı romatizma denen şeyi yapıyor anlayamadım biliyorsun. ama umuyor ve diliyorum ki, içimdeki Şahmeran bir gün bana bunun tedavisini söyleyecek ve o zaman ikimizin de ağrıları inşallah dinecek ve amiiin.

SENİ DÜNDEN VE BUGÜNDEN DAHA ÇOK YARIN SEVECEK OLAN BENDEN SANA SEVGİLERLE ÖPTÜÜM J..

nur cihan
06.07.2014
nuralem7hotmail.com