14 Mayıs 2011 Cumartesi

ŞEY’lerin GÖRECELİ TEKAMÜLLERİ MASALI-13




ŞEY’lerin GÖRECELİ TEKAMÜLLERİ MASALI-13

düşünmemeyi düşünmekte bir düşünmektir..o zaman düşüncesizlik eylemine girelim ve düşten düşelim:))

Merhaba Sevdiğim ve Merhaba…
bu hafta hemen hiç okuyup araştırma yapmadım..canım istemedi ..elimdekileri birleştirmeye karar verdim.. içimdekileri de sana ispitlemeye tabii..bakalım nasıl bir masal zuhur edecek..geçen bir film izlemek istedim.. kıyameti seneye kopartacak bazı uzayevi  inançlı korkunç zekalar var ya hani..işte bÖÖle sirius plan- alfalı- betalı felan.. haber alıyorlarmış..burada yaşam bittiği için; uzaya gidip, orada yaşam dölleyecek bu  kutlu tohumlar dünyada intihar edeceklerdi ..ve uzayda ebedi hayata uyanacak; biz cahillerin elinden kurtulacaklardı..

bu türler genelde; kıyamet kopacak diye önden intihar ediyorlar yada kopmayınca bu seferde, neden kopmadı diye intihar ediyorlar nedense..sanırım ruhsal sorunları var..bilmiyorum
J

…böyle çook kitap, dergi, tebliğ kağıtları var biliyorsun.. bunların birde anormal karışık, bilimsel frekanslı lisanları var ..eskiden çook eskiden böyle yazılar okurdum bir yerden bedava gelirseJ.. çünkü ben kitaba zor para veririm ya hani ,ondan.. ve ….uykum öyle geldi ki bu filmi izleyemedim..fakat aynı gün bir mail geldi..bu ayın sonunda kıyametimiz için geri sayım başlayacakmış..uzayda sonsuz hayata geçiş yapacak bu kişiler cinlerinin=vesveselerinin=fısss fısss oyuncağı olmuşlar, çok komikler.. yahu o cinni frekans=bozuk dalga yayından dolayı siz öylesiniz… ayol neden anlamıyorsunuz ki?..antenlerinizi düzeltmelisiniz Jve… . kıyamet esnasında yanımıza alınacak bazı şeylerden aklımda kalanlarda şunlardı Sevdiğim bak:pet şişede su,sandiviçJ,el feneri….ne komik değil mi?

Oysa ki kıyamet iki yaşındaki kız çocuğunun saçını bembeyaz yapacak dehşette değil miydi..ne el feneri ..ne suyu  ya huu?..Allah akıl fikir versin bunlara..millet foton kuşağından değil, bunların vesvesesinden ödleri patlayarak güme gidecek nerdeyse..bence bu kıyamet tellallığından en çok  iş adamları, tacir doktorlar, medyacılar çook para kazanacak..bazı ülkeleri el altından yöneten korkunç kişilerde-enerji savaşları –kimyasal silahları –genlerle oynayan bilim adamları da.. kim bilir bu cani ruhlu kimlikler  ne haltlar karıştırıyorlardır değil mi?işte bunların fitne fesat için kullandıkları senaryoyu- son perdeyi oynuyoruz sanırım..ama Allah tüm tezgahları kendine çalıştırır.. unutuyorlar değil mi Sevdiğim?


ben bunların neye inandığını henüz bilmiyorum..evrenin ve ışığın çocukları uzaylıgiller..ama yalan söylüyorum..bu fikirleri zehir gibi AŞI=DAMGAlayan o kitaplardan eskiden okumuştum..KENDİ TANRILIKLARINA İNANIYORLAR
J…BU AŞI-DAMGA LAMAyı anlatan çok uzun serili bir kitaptı..fakat o negatifti..kitap çarpsın denilen ve çarpanlardandı hani..o yüzden 3.de kalakaldım..bir daha okuyamadım… tanrılıktan sonra ne oluyor oraları bilemiyorum o yüzdenJ…demek ki vaad edilen şey çok acaip ki, bunlar şapır şapır intihar ediyorlar… amma velakin benim bakışımla yinede Allah’a inanıyorlar ve O’nun esmalarına bilimsel-teknolojik,modern,çağa uygun isim vermeyi seviyorlar. meşrepleri bozuk enerjili bunların..dalga salınımların da kontak yapıp cızırdıyorlar sadece..bir bilen el atıp düğmeyi çevirirse frekansları düzelebilir.. ne olcek ki, değil mi SevdiğimJ)..Sen artık bence onların dalga salınımlarına bi çizik at…


eskiden bende bunları  okuyup okuyup kafayı yemiştim ya hani…benim sorunum; o esnada, tanıdığım hiç kimsenin foton çağından haberdar olmamasıydıJ bi ben bilince neye yarar ki değil mi?neden ben tek başıma boynuzlanayım ki?..ve bunları kimle konuşsam bana ööle acaip bakıyorlardı.. öyle kitapları okuduğum için böyle olduğuma inanıyorlardıJ..zaten ben minikken de böyle tuhaf mışmışım… sonra neyse, Rabbim El Meded imdat eyledi de bir şey yaşadım hani..”böyle bir arabanın arka sağ koltuğunda bir parmak inmiş cam kenarında oturuyordum..hava basıktı ve loş..görünmeyen meleğin sesi şöyle dedi:”sakın korkma öyle olmayacak.aynı bu arabadaki hal gibi olacak.. korkma”..işte Sevdiğim ben o hali Jhep yaşadığım için biliyorum..allerjik olduğum ,yalnızlığı  çook sevdiğim için… kapalı bir yerde ,kalabalık nefesler içinde havasız kalırsın ya hani ..işte daralma..ama pencere minicik de olsa açıksa, oradan taze hava gelir ve ümitsizliğe paniğe kapılmazsın..işte böyle..

Sevdiğimm …bak aklıma ne geldi..ben, Senle NEFES hakkında röportaj yapsam ne güzel olurdu değil mi?Seni öyle tanımıştım ya hani..Ya Rabbim ne kıyametti amaJ..neydi o sabah?..ben Senin nefesindeyim değil mi şimdi hıı?ne güzel..Sen beni soluyorsun değil mi?bende Seni..bir Hay Hu içinde saadetli ömürler dilerim bize..kutlu olsun..

bu arada sevgili kıyamet tellalları “biz Allah a inanıyoruz..ve Ehli Tevhidi İslam’ız şükür..bizim Peygamberimizin adı Levlake Levlak..Hz Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa SallallaHU  Aleyhi Vesselam Efendimizdir..O Alemlere Rahmettir..yani,hepimiz yaratıldığı kozmik foton- nur- tohumdur sizin anlayacağınız..ve bizim inancımızda intihar çok büyük günahtır..çüünküü kastettiğin caan sana ait değil “YaraTan’a aittir”…kimi öldürüyorsun?.. ÖLDÜRMEYECEKSİN....milleti bunalıma teşvik etmeyeceksin..ümidvar olacaksın..ve  bu masalı yazan çocuk olan benJ: bu yıl  gerçekleşecek olan haccın, siz ümitsizlere büyük süprizler yapacağına kalbimle inanıyorum..ışık doğudan değil Işık Kabe’den yayılır olacak inşallah ve aminnn…o yüzden intihar etmek için milleti kışkırtacağınıza Hacca niyet edin ve  gerçek uzayı anlayın..bu kadar yeter.. yanınıza bişey almasanız da olur..orada her şey bedava.. gerçekten..  Kabe’de misafir olabilirsiniz..karnınızı da  bedavaya doyuruyorlar..Tibet’e, Himalayalara  gitmenize gerek yok yaniii..size ilahi turizm için hizmet ediyorum..çünkü inanıyorum ki beni en çok sizler okuyorsunuz Jçünkü bende en çok sizi okuyorumJ……..

**********
aşk kapıyı çalmaz 
ve hiç çalmadı çalmayacak da..
aşka kapı olmaz.
aşk adamın adını eşiğine yazdırıncaya dek aşkla sobeler...
ebeleyen de hep aşk olur sadece
..
……………….
Sevdiğimm.. ben geçen haftaki masalımı daha yazarken bir yerlerde yansıması olmuş..bu yıl hıdrellezden bir şey anlamadım ..ertesi gün gene kafamda boza pişirdiler ..tam bir haftadır..ben insanların kendi nefislerine bakmayı öğrenmemeyi nasıl başardıklarını anlayamıyorum.. karşılarındakini böyle boğmayı nasıl başardıklarını da…nasıl anlatmalı..şöyle yapalım bak..


işlemveribank sahibi, tüm kitapları yazdığından, hepsin de hak sahibiymiş ya hanii..lakin şubelerinde kayıtlı kitaplardan okumak istedikleri de arada olabiliyormuş sanırım??!!..şube- data arasında, aslanlar -kurtlar arasında nefs savaşları da diyebiliriz belki..biliyorsun ki; ben, her şubedeki olumlu-olumsuz seyirleri de Senden bilirim..yukarıda ne oldu da, bundaki tecelli böyle yansıdı diye.. şubede henüz sahife olanlar, ortalığı ayağa kaldırdılar tabii..O SEVİYEDEN HAKLILAR..TEPEDEN TIRNAĞA HEMDE…ama ben at gözlüğü ile olaylara bakamadığım için hem onların nefislerinin  kurttaki tecellisine,hem kurdun nefsinin onlardaki ve seçkinindeki tecellisine ,hem  zaman mekanın tekamül sürecindeki o yeni hale uyumlanma celali tecellisine bakarım..sağlam duran kalır ..kalbi bozulan elenir.. yada hepsi ana kütüphaneye koşa koşa gelirlere!!!…ve yukarıda neler oluyor a..

esma savaşları (titanların savaşları yaniJ )korkunç bişey bence..esma kıskançlığı yüzünden hep bunlar ..neyse..sanırım durup seyredince her şey netleşiyor..öyle olmadığını başka şeyler olduğunu da fark ediyoruz tabii..ve Sevdiğim;ben zaten, Seni tanımadan Senin dünyanın her yerindeki her cins, her dildeki, tüüüm kitapları okuduğunu ,hiçbirininse bundan haberi olmadığını, sadece uyanınca allak bullak bunu anlayacaklarını da görmüştüm hanii… hatırladın mı?işte bu hafta bunu yaşadım…şubelerdekileri suçlayamam.. geçen yılda başka bir kurt şubesinde aynı olmuştu..ama gönül bu..söz dinlemez ki.. tabii..bakalım bakalım….


işte Sevdiğim masalımı yazarken bunlar yaşanmış ..bense ertesi gece uyumadan şunu yaşadım..bir el oluşmaya başladı.. bebek eli,sonra çocuk,genç,büyük,yaşlı ve kuvvetli.. o upuzun, güçlü parmaklar şir pençeye dönüştü..ve uyudum………bir dükkanın önünde harika renklerde elbiseler var ..en üstte yeşil.. eteğinde renkler.. içerideyiz..bebek eşyaları satıyor..o elbise kırk beden.. ama bana göre.. nasıl olur ?”yan tarafa gidin” deniyor..anneler için orasıymış..sonra.. sadece sessiz ve görüntüsüz anlayış Sevdiğim..dükkan sahibesi ,o kibar kişi sabaha dek eşine işkence edip onu inim inim inletiyor..canım nasıl yanıyor o sesi duydukça anlatamam Sevdiğim..sonra o inleyen ses diyor ki çocuğa anlam olarak:”o dükkan sahibesi de, dükkan ve içindekilerde, o işkence gören eş de ve tüüm bunları sana göstererek öğreten öğretmeninde benim..hepsi benim..”sen altın cevizi iste” diyor  en sonunda..

Sevdiğim altın ceviz nedir?..bunu tanıdığım bu konuda en yetkinlerden, beyitleri nutukları lime lime tarayanlardan ,bu yolda bir bilen olan bir kaç kişiye sordum ..hiç duymamışlar..kozmik arkadaşım Salahattin bile duymamış düşünJ..el mürşidi google efendime ise kimse kayıt girmemiş..bir mitolojide sadece hera için “çetin ceviz” denmiş..amma velakin afroditten bile daha güzel olmasına, zeusuyla aynı güçte olmalarına karşın zeus herasını ne yazık kii  heeeep aldatmışJ boynuzlarına boynuz eklemiş…ben bir defa Gülhane parkında bir geyiğin boynuzlarına dokunmuştum Sevdiğim biliyor musun..aynı bir kiviye dokunmak hissi veriyordu ki, çok ilginç...ceviz hakkında bu kadar öğrenebildim… bu magazin bölümüydü tabii..asıl mananın bu olmadığının farkındayım..Sen beni yolda merakla yürütebilmek için, böyle, kimsenin haberdar olmadığı semboller icad ediyorsun benceJ…..BENDEN DE  SENİ ALTIN CEVİZ GİBİ SEVİYOR ARTIK ,MADEM ,SEVDİĞİM… ….

ve Sevdiğim bana olanları böyle anlayacağım şekilde anlatsan da ben kıskanıyorum..elimde değil..elimde değil..özür diliyorum..

ve ertesi gece bir an ..koskocaman, kapkalın ortadan ikiye  açılmış bir kitap beliriyor..ve tam üzerine iki sayfanın üzerine pençeleriyle  yeleli bir aslan çıkmış öyle bakıyor.çok güzeldi ;Sevdiğim çok görkemliydi.. muhteşemdi..hatta bu sembolü henüz başka yerde görmedim sanırım.. bunu bana kurduğun o daire platformumun sancağına yada parasına kullanabilirim.. henüz bilmiyorum.. şimdi benim yine yaşadığım ve kapsadığım şu darı alemdeki mekandan henüz nereye olduğunu bilmediğim taşınmalarımdan birindeyiz ya o bakımdan
L..eğer bana kurduğun o minicik dairemde bir ayağımı ortadaki sabite-i şeriatımdan  kaldırmadan diğer ayağımla çember çizebilirsem, dairemde tapulu mülk sahibi olacağım ya hani..ve bayrağım ve param..üzerinde İskender resmi basılı.. güneşle ayın rengi vuslatı  mesela…yada çift başlı kartal kağıtlar….yada bir bedendeki o iki balıkçıl ibis kuşu..sence kağıt mı  yoksa altın mı değerlidir Sevdiğim…bilmiyorum….ne tuhaf bir soru değil mi?ama merak ettim…


yine eski düşlerden hatırladım da ..aslanlar geyiklerin peşinden koşuyorlardı..ve aslanın sonu iyi değildi tabiii..hem gerçekte  dişi aslanlar avlanır ormanda..ama tek bir ısırık almadan geri çekilirler..efendi aslan gelir.. aslan payını alır..sonra haremi ..sonra kurtlar ve çakallar..sonra kuşlar, sonra böcekler ,kurtlar,sonra toprak hakkını alır misali süregider değil mi?

***
iki elini birleştir de bak
parmaklarımda minareler
avuçlarımda kubbeler ayasofya
bileklerim de camii yazıyor
ayasofya ve çocuk
bugün ilk defa biz karşılaşıp tanıştık
ayasofya ve çocuk
küçük ayasofya ve küçük çocuk
mihrab ve sarnıç ve çocuk
sadece gözyaşı

.................
işte çarşamba sabahı..gümüş gibi parlayan, kapkalın, darphaneden yeni çıkmış, üstü henüz bomboş altın liralar..diğer yanda kağıtlar..altın beni korkutuyor..çünkü bundan 20 yıl öncesine gidiyorum o zaman..bir ağacım köklerinde uyuduğum ve oradan sökülerek, koparılarak uyandırıldığım ana..ne olduğunu hala çözemedim..ne korkunçtu..sanki ben o ağacım köküyle birdim..böyle karanlığın en karanlık yerinde- ölümden daha uzak bir uzaklıktaydık..çoook deriiindeydik..geri dönülemeyecek kadar derin uykudaydık…(Sevdiğim, ben o zaman nerdeydim.. lütfen bana öğretir misin lütfen… )ve bizi ayırdılar ama nasıl bir acılı ayırma..uyandığımda bir şiir yazmıştım Sevdiğim..bu hafta onu hatırladım..onu arayıp bulabilirim ama görmek istediğimi sanıyorum..sonra nedensiz hiiç durmadan ağlamalarım..canım nasıl yanıyor..nasıl yanıyordu..her zerremin lif lif kopuşunu hissediyordum.. bunu anlatacak kelime yok ki şimdi anlatabileyim..yollarda ,yerli yersiz, hep o köklerimden koparılışıma ağlıyordum..ve sonra..tüüüm insanlardan yabanıl biçimde uzak duran ben kirlenmek istedim kendimce..kendimce kirlendim..kendimce battım..kendimce arındım arındım..zannımca..o zaman neden böyle aptalca davrandığımı anlayamamıştım Sevdiğim..ve bir on kadar yıl sonra, bir defa daha aynını yaşadım..sonra yine benzer şeyler..ben bu hafta çok şey hatırladım bak..kaçacak-gidecek bir yerim ve düşünecek bir aklım kalmadığında,hani, beni Sana gelmeye zorlayan o hayali mektup vardı ya…onu da hatırladım..ben daha çoook küçükken, Evvel Zamanım ve Senin aranda yapılmış o sözleşmeyi…hayalimde o elime tutuşturup ”  bunu bize sen oku “dediğin mektubu.. Sana yüksek sesle okumuş bitirmiştim ki, aynı bir gemi sireni gibi sonu olmayan bir çığlıkla ağlıyordum..bunu da hiiç çözemedim Sevdiğim neden?ve…başıma gelen onca şeyi..

biliyorsun bazı insanlar çok ağırlar,insanın kanını emecekler fırsat bulsalar hani…kalbini söküp alacaklar yada..böyle bazı kişiler insanı itiyor..kaçmak istiyorsun onlar seni bırakmıyorlar hani....kimseyle görüşmeyi konuşmayı sevmesem bile belaların gelip gelip beni nasıl vurduğunu..vesveseli tabiatlı kişilerin elinden senelerdir çektiklerimi..seni tepe  tepe kullanıp rahatlayıp kendi keyiflerine devam etmelerini..artık Seni biraz daha fazla anlıyorum sanırım.ne kadar celallensen az bize, yani..belki..o yüzden çok zor bir hafta geçirdim Sevdiğim..tefekkür yapmak istemedim..düşünmekte…

ve devamm..çarşamba günü..İstanbul tarihi hocamız bizi geziye götürdü..aslında geçen ay gidecektik lakin Hz İsa a.s ın göğe yükseliş törenlerinden dolayı gerekli izinler alınamamıştı..şimdi tüm giriş izinleri ayarlanmış.. benim için çok büyük sürpriz oldu..inanılmazdı..evveli hafta rüyamda Ayasofya’ya giderken uyanmıştım..ve oraya yazın giderim diye düşünmüştüm..zaten kaç senedir dayanılmaz biçimde arkeoloji müzesine gitmeyi istiyorum..sanki orada beni bekleyen bir parça var gibi hissediyorum bilmiyorum..göreceğiz inşallah ve aminn..ve işte hoca önce bizi Sultanahmet’e götürdü..ilk yer..Hz Abdülhamit Hanın kabri..içine girmedik..karşısındaki ilk kütüphaneye girdik tabii..ama ben hep padişahın  türbesinin üstündeki altın varaklı aleme baktım..hiç böylesini görmemiştin..koskocaman hilal içinde tüm hüzmeleri ile parlayan bir güneş kursu..O’nun manası yanii..sonra Özbek Tekke..orası bir kültür sanat evi olmuş..muhteşem..çilehaneyide kıyafet tasarım dershanesi yapmışlar..cansız mankenler ve kumaşlar..kırıldım..tam karşısı Sokollu Camii..muhteşem..

ve, ve.. sonra..birden..aniden..Küçük Ayasofya Camiii..çok şaşırdım.. hiç görmemiştim..beklemiyordum..daha avluya girdik..beni bir tesir  sardı.. içerideyiz..nasıl sade,nasıl ihtişamlı,muazzam..yürüdüm ..yürüdüm..mihrab beni çekiyordu..mihrabın tam önünde durdum..ağlıyordum...mihrab beni içine çekiyordu..utandım..kıpırdamadım..oradan ayrılamıyordum..sonra hocanın sesini duydum..oturmuşlar..o anlatıyor..bende bir yere oturdum.. dinledim..sonra onlar çıkmaya başladılar…ben kimsenin göremeyeceği bir sütunun dibinde salat ettim..birden ağlamaya başladım..sonra ,kimse kalmamıştı..ben çıkamıyordum..dolanmaya başladım..hıçkırarak da ağlamaya..sarnıcı var içinde..ona bakarak sakinleşip çıktım..teşekkür ediyorum..bu mekana en kısa zamanda yine gidebilmeyi umuyorum..inşallah ve aminn..


  2600 yıllık Babil haritası..
sonra Kumkapı..kiliseler..Samatya..kiliseler..altı tane filan gezdik..isim vermeyeceğim zaten tek birini bile hatırlamıyorum..sadece Sana hissettiklerimden bahsetmek istiyorum Sevdiğim..birinin, banisinin kabri lahtine götürdü hoca bizi..o, Osmanlıya ilk modern darphane makinelerini kuran kişiymiş aynı zamanda..sabahki hayalimden dolayı ona Senden Fatiha okudumJ..ben bu sembollerle- tapınaklara da merak saldım ya hani..bir toprak mekanında sıra ile inşaa edilen mabetlere desek daha anlamlı olur bence..ve ilk tapınaklar nasıldı..öğrendim ki geçen gün roma lahitleri aynı tapınak inşaaları biçimlerindeymiş..ve sonra eski mısır lahitlerini düşündüm sevdiğim..mesela tutankamon’un kini bir dergide görmüştüm..iç içe yedi tabutunun her birinde farklı surete sahipti..eski sümerlilerin sal üzerindeki –deri kefenleriyle sarınıp-ölmeden ölme deneyimlerini de rüyamdan hatırladım..
                                                    

hani Evvel Zamanım o zaman çok sevinmişti..rüyalarımda ne kadar  uzak geçmişime gidersem o kadar iyi olduğunu ve beni tebrik ettiğini de söylemişti ya..ben şimdi anladım ki Sevdiğim, amalika kavmi onlardan daha evvele aitti..ve artık hayalimdeki o üç mısır sandukasında yatanları merak ediyorum Sevdiğim..onlar kimdi ve ne?neden?nasıl?tabii o vakit işgal edildiği için giremediğim BabİLi10  asma bahçelerine de girebilmek istiyorum artık lütfen..ve yeryüzünde ilk mabed,ilk inşa olan Hz.Kabe yi anlamak..O’nu anlarsam eğer,  O’nu kopya edip tüm yeryüzüne yapılmış tapınak,mabetleri de anlayabilirim değil mi?...



……………
Gezimize devam edelim mi?pekii..işte ben bu kiliselerde, bilhassa bir meşrebinkinde, ilk tapınak izlerini fazlasıyla hissettim..upuzun dikdörtgen.. giriş..parmaklıklar..apsise yürüyorsun..sakin sakin..mihrab altınlar içinde..             ihtişam .. ve  binanın tam ortasında -kubbesinde: içlerinden sadece birinde... hocamız söyledi ki, bu tarz resimden çoook nadirmiş..aksaçlı aksakallı bir koca..ve ..ve..tam başının ardında altın bir üçgen..üç  köşesinde de bir harf var..üçleme…ilk harfi de son harfi de benim demekmiş sanırım.. unuttum… J..elinde bir elif asa..birde mavi bir küre..Sevdiğim bilmiyorum böyle bişey var mı? çünkü henüz  bakmadım.. ama ben sadece dünyanın ve diğer varlıkların değil kainatı uzayında, fezanın da daire şeklinde olduğuna inanıyorum..bu hafta idrak ettim..yani Sevdiğim.. kısaca.. benim bal10 um Jkubbeden bana bakıyordu..o benim kuklacıma bile benziyordu işin garibi..ve tam altında, yerde, çift başlı siyah kartal vardı..bu en etkilendiğim şeydi bu mabetlerde..başka hiçbir şey hissetmedim.. hiçbir şey..ikona ve resimlerden ,diğer tasvirlerden de hiiç etkilenmedim..aslında belki vakit dar olduğundan konsantre yoktu belki de ondandır..

sonra bir yere girdik..özel müze..herkesin kolayca giremeyeceği bir yer..hocamızın arkadaşı bugün oradaymış..özel izin almak bile zormuş..ama bahtımıza işte..burası bir hristiyanlık hazinesi..içerideki ikonograflardan birinde yine o altın üçgeni gördüm..papaza sordum..yine aynı üçlemeyi anlattı..bu altın üçgenin içinde bir elif harfi tam karşısında ise noktalı virgül gibi(  I  ;  ) çentik vardı..sanki benim birbuçuk biatlık halim gibi değil mi sevdiğimJbu çok nadir yapılan bir sembolmüş..çünkü manası çok yüksek olduğundan öyle her zaman her yere  yapılmazmış..aynı az evvel kubbedeki resim gibi yani..ve orada bir asa vardı Sevdiğim..dokunabilir miyim dedim .."evet "dedi papaz efendi..gümüş..iki başlı yılan ejder..aslında bu sembol hem balık gibi hem de kuş misali de..çok anlamlı tekamüli..T şeklinde..tam başında bir küre var..kürenin üstünde ise +….giysiler.soruyorum..anlatıyor..ilk önce papaza ilk sorumluluğu için şal verilir..omuzuna konur..zamanla sorumluluk artar kahinlik önlüğünü alır..sonra üçüncü sorumluluk papalık-patriklik –babalık  pelerinidir..burada Bizans’ın ihtişamı yatıyordu… teşekkür ediyorum bu gezi için…



ve Sevdiğim ben bu geziden çok değişmiş döndüm bence..ister tapınak olsun,ister havra,ister kilise,ister cami..manevi kişilerin kullandıkları hemen tüm eşyalar,semboller aynıydı..bizim camilerimizdeki tüm eşyalar onlarda da vardı ve aynı manada kullanılıyordu..birde despot koltuğu ve yanındakiler , karşısındakiler.. genelde 12 koltuk vardı..daha çok olanda..mabedin kenar duvarlarını saran o dimdik koltuk sandalyeleri ben bir yerden hatırlıyorum..erguvani giysili konsüllerden..insanın aklının alamayacağı ciddiyetteki yüzlerden..belki bir düş filminden….ve anladım ki inanmak çok güzel..Tek Bir Allah’a inanmak daha güzel..O’nun sonsuz biçimde adlandırabiliriz..fark etmez..çünkü var olan tüm harfler,kelimeler,isimler sadece O’na ait..bizim yorumlarımız, O’nu anlayamamız sadece tek sorun ..o kadar..

bu yerlerin isimlerini yazmak gibi bir niyetim yok..çünkü  yakın geçmişte buralara girmek resimlemek serbestmiş..ama bizim salak medyacılar-hanii: az sonraaa,şimdiii,bak görrr nasıl hayatını kaydıracağız,bakk, görr, nasıl iğrençleştirip basitleştirip kendi pisliğimizi örtmek için başkasını alaşağı edip karalayacağız cı  aşağılık medya mensuplarının kurbanı olmuşlar..çok kırıldıkları içinde, böyle ayin zamanı hariç,  gezileri özel izne tabii kılmışlar..ama insan onların kale gibi duvarlarının içine girince o hüznü hissediyor..yanlızlık..azınlık olmak..anlaşılamamak..eskiden  toplu iğne bile üretemediğimiz J söylenen, karaçarşaf??J-şalvar sarıklı?? Jolduğumuz söylenen karanlık çağlarımızda?? buralar böyle değilmiş…değilmiş..şimdi ise içlerinde incin top oynuyor..aynı bizim namazdan namaza birkaç kişinin girdiği camilerimiz gibi  turistik olmuşlar..ben hiiç anlayamıyorum..o muhteşem camiler neden sadece namaz için kullanıyor..Hz Efendimiz(sa) zamanında camii tüm hayatın çarkın döndüğü bir yerdi..neden bu kadar geriledik peki?..sonra…
ve....muhteşem bir kaymaklı künefe ile  kahve … gezimiz bitti..:)afiyet olsunnn..

perşembe..yeni üç haftalık Kapadokya dersimize başladık..sadece bir sembolü Sana çizmek istedim Sevdiğim..bu sembol nette kayıtlı değil..hocamız  oluşumu 5000 yıllık olan bir dağ içindeki  mağara resmini slaytla gösterdi.. bende çizdim..ilgimi çekti çünkü..hocamız,bu sembolün takvim olduğu hakkında bir gazete de iki bölümlük çok ilgi çeken bir makalede yazmış o zaman, hatta..bak şimdi Sevdiğim..harflerimle çizeceğim tamam mı?..

bir svastika(rüzgar gülü)..tam üzerinde bir X (dört unsur)işareti..tam üzerinde beyzimsi ay( bir baş gibi duran bence)  ..ve ayın kendi sağında az ilersinde birkaç katı tam daire güneş sembolü..ay ile güneşin birbirlerine etkileyen alan çizgileri..iki huzme dairelerini teğet konik etkiliyor yani..ve tam tepelerinde insan slueti gibi tam 12 elif  çizgisi..ne güzel bir sembol değil mi Sevdiğim..ben hiç anlamadım..Sen bana öğretirsen çok sevinirim.. Sana yazmak istedim…bugün birkaç binyıllık parçalara dokunduk..bir Kibele küpü: minik,iki göğüslü çok hoştu…ama 60 milyon yaşındaki "eskiden bir deniz olan Kapodokya"dan bir deniz yıldızı fosiline bakmak-elinde tutmak muazzamdı. .dokunmak.. hissetmek..

ve bugün …cumartesi sabahına doğru akıyorum...şimdi sana bunları yazıyorum..çok tuhaf inanılmaz heyecansızım..zor yazıyorum..sanki çok berbat bir masal olacak gibi..bitirince okuyacağım..şimdi değil..

****************
*Kuğu takımyıldızı Musevilik dinini temsil eder, Vega takımyıldızı Hristiyanlık dinini temsil eder,Kartal (Ukab) takımyıldızı İslam dinini temsil eder.(*alıntıdır)

Hurşidimden mürşidime bir tutunin güncesi:
Sevdiğim..ben satürn tapınağına baktım..nasa fotolarını da gördüm ve hayret ettim..binlerce yıl evvel  o tapınağı nasıl altıgen yapmışlar değil mi?ve nasa görsellerinde satürnün yüzeyinde altıgen çizgiler var..birde o tapınak rahibesi vardı ya..o bir bakire  lakin onun birde küçük kızı varJ..o çok hiddetli..aslında benim şimdi Endülüslüye çook ihtiyacım var..ve aklımdan zaman zaman çıkmayan  O Büyük Kadına…kim bilir ..bakalım..

Sevdiğim birden bu hafta,  bir güncük tefekkür ettiğim şey aklıma geldiJben şia yıldızı için hiçbir şey hissedemediğimden bunu araştırmak istedim..hiç köpeksel hayalimde olmadı diyebilirim..ve sonra Tarik Suresini  Elmalı Hamdi den okudum nette..orada bir de tıp aliminden alıntılar vardı..darbeli vuruşlu.. şiddetle tek atımlık su..iki denizin- iki suyunun birleşmesini..hangi su baskınsa o esnada; o suyun sahibine  yeni doğan benzermiş i öğrendim..ama ben başka bir anlam peşindeydim..oda Tarik Yıldızı..ve bu sureyi okurken o kalbimi saran hissim uyandı Sevdiğim..ve ağlamaya başladım..anladım ki ben sirius değil, Tarik Yıldızına bakmalı araştırmalıyım..zaten bunu eskiden de araştırmıştım..ama o zaman böyle idrakim oluşmamıştı ..istediğim anlamları bilip  bulamıyordum.. yaza boza bence yavaş yavaş oluyor değil mi?..sayende Sevdiğim..çook teşekkür ederim..

işte sureyi okurken; o kabe yi tavaf ettiğim ilk gün aklıma geldi..yapayanlızdım hani..birden içimden sadaka vermem hissi uyanmıştı.ve ben ne lisan biliyordum,  nede hiç tanımadığım insana durup dururken sadaka verebilirdim değil mi?ama sadaka vermem baskısı beni mahvediyor, hep bakınıyordum..elime hazırladığım sadakayla öyle yürüyordum ki.tak.. tak.. takkk.. diye bir asa sesi yankılanmaya başladı..asa ile şarkı söyler gibi kuran okuyan bir ses daha..baktım..çook yaşlı bir Kuzey Afrikalı’ya benzer bir dede..aniden ortaya çıkmıştı..şaşkınlıkla onu dinliyor ve gözlüyordum..o tam yanıma gelince elini cebine atıp bir kağıt riyallik çıkarttı.iki eli ile açıp, düzeltip cebine koydu..bende anladım ki sadakamı ona vermeliyim..elimi uzattım.. o aldı..alır almaz takk. Takk.. takkk.. aynı şarkılarla tavaftan çıkıp yok oldu..ertesi gün .arkadaşlarımla kağıttan bakıp-okuyarak tavaf yapıyordukJonlara olanı anlatmıştım..sadaka vereceğiz dedim..herkes itiraz etti..utanıyorlardı:”burada tavafta  olmaz, nasıl veririz  ya bizi terslerlerse?”  dediler..”siz hazırlayın, birini buluruz” dedim.. dönüyoruz.. birazdan takk.. takkk… takk.. ya rabbim aynı şarkılar.. nasıl sevindim..herkes sadakasını ona uzattı..o aldı ve yine tavaftan hemen çıktı..bir daha onu hiiç göremedik..işte Sevdiğim benim tarik yıldızı için ilk çıkış noktam bu..sonra Turuk’u Ali -yılanın asa olduğu- o  nurdan incilerin altın huzmeli  İmam-i IŞKla son bulduğu yol..tarik-tarikat yol demekmiş ya hani..




ve şimdi anladım ki ;kişi kendi meşrebince bir yola girerse eğer..kendindeki esma tekamülü için tüm ehli tarikte onun için devreye giriyordu..bu aynı uyuyan güzel masalına benziyor benceJhani prenses doğuyor..tüm iyi periler gelip ona bir hediye dilek –dua veriyorlar..ama davet edilmesi  bilerek unutulan olumsuz bir peri kızıyor ..o davetsiz gelip hediyesini diliyor..100 yıl uyusun diyor..işte prenses tam 100 yıl uyuyor sonra prensi gelip onu öpünce(ona nefesinden üfleyince) uyanıyordu..bu masalı, bu yol serüvenine hep çok yakıştırıyorum Sevdiğim..belki o kötü gibi görünen uyumak, hazırlanmak için aslında bir nimetti değil mi?yedi uyurun onca sene uyuması misali..ve hala yedi uyurların manası sürüyor değil mi?
ve kişi kendi omurundaki 7 uyurunu uyandırdığında; her biri diğeri ile tevhid olup bir çalışmaya başladığında ,yolun düğüm alyansları da vuslat oluyordu.. omurga diriliyor dikleşiyordu..o zaman yılanın zehri  celal ve yılanın panzehri cemal aynı gönül kasesinde şifa oluyordu…bu birlik gönül kasesinden içen ise artık iflah olmuyordu..kanatlanıp uçmak istiyordu tabii..kanatlı çift yılan çift başlı kartal oluyordu..”kartal-ukaba..toz-duman-ukab”..:)J

*Sâhib-i Keyvân veya Sahipkıran aynı manâdadır. İki yıldızın aynı dereceye, yani aynı hizaya gelmesine denir. Güneşle Zühre yıldızı bir dereceye gelir ve tam o anda bir padişah tahta çıkarsa bu padişaha “sahibkıran” denir. Bu hükümdarlar sağ yanına iki, sol yanına da iki kılıç takardı. Daha sonraları fetihlere, zaferlere erişen padişahlar hakkında da “sahipkıran” ünvanı kullanılırdı.(*alıntıdır)

Sevdiğim ben en son bu tarik yıldızından şunu anladım..hani “harflerimin resmine bak” demiş ya Harflerinin Mürşidi..neden bu kadar sembollere merak sardığını  mesela..ve  Hz. Kur’an okuduğunda dikkatle eğer anlamak için yoğunlaşırsa her surenin bir sembolü olduğunu da anlamış..

ve Tarik Yıldızı.bir kişi kendi seyrü sülüğünü tamamlayabilirse eğer o asa oluyordu..dimdik..Hz Musa’nın asası..ejder..şeriat..ve bu asanın iki başı boynuzu-lalesi-çintemanisi- hilali arasında arşı rahmanı gönül=GÜL sahibi olmaya hak kazandığında ise kendi beden mülkünde hüküm sahibi oluyor ve kendi hücrelerine,ümmetine analık ediyor tebliğ edebiliyordu..gözlerinin bakışını,ellerinin - ayaklarının fiillerini kontrol edip, iyiye ve hayra kulluk için kullana biliyordu..ve DİL-i  GÖNÜL ün=gönül kabesinin zahirini iyi;güzel harflerin hayat bulup nefesiyle diriltmek içinde kullanabiliyordu..çünkü artık kişi İsa-i Ruhullah la dirilmiş,Marifet i Muhabbet Muhammed Rasulallah’la olaylara hikmetle bakmayı anlamayı ve anlatmayı yaşamaya başlamıştır..ve o kişi kendisindeki rahman ve rahim XY sini kabınca doldurup B kasesinden içip= nun levhasına- nun’un noktası – kalemi elifi  ile yazmaya başlıyordu..kendini yazıp, sonra okuyordu..kendini yazıp yine okuyordu..kendini yazıp yine okuyordu..çünkü o kendini bilmeyi seviyordu..her an hiç bitmeyen aynı manaya gelen sonsuz anlamlarla bilmeyi..

Sevdiğim geçen hafta anneler günü kutlandı ya hani..bende Senin anneler gününü hepimiz adına kutlamak istedim..çünkü anladım ki o gün ilk yaratılan madde  Adem Babamızdı ve ondan eşi HaWası yaratıldı ..eee..o vakit Havva nın annesi Ademdi..

yani sevdiğim ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN
J SENİ SEVİYORUMMM…


*not:Sevdiğim bu masalı öyle zor yazdım ki anlatamam..sanki yazmayayım diye tüm vesveseler üzerime musallat edilmişti..ama çook şükür ki Evvel Zamanımın ve Senin de dediğin gibi onlar bana yaklaşamazlar dı..Adiyat Suresi gibi belkide..savaşçıların  yağız atlarının ortalığı toza dumana katmaları gibi..Seni sonsuz isimlerin le seviyorum..teşekkür ediyorum..


nur cihan
14 5 2011
nuralem7@hotmail.com





7 Mayıs 2011 Cumartesi

ŞEY’lerin GÖRECELİ TEKAMÜLLERİ MASALI-12



ŞEY’lerin GÖRECELİ TEKAMÜLLERİ MASALI-12
Merhaba Sevdiğim ve Merhaba…nasılsın?..benim tek sorunum Seni üzüp incittirebilme ihtimalim biliyorsun..inşallah öyle bir şey olmaz..Sevdiğim bu hafta bir planım vardı  söylemediğim…yazmayacaktım da..diğerlerinde olduğu gibi engellenir diye korkumdan  söyleyip yazmamıştım..sonra hatırasını masallaştıracaktım belki..ama ne yazık ki seyahatim gerçekleşemediJ..bende kıskanıyorum lakin hiçbir şeyi engelleyemiyorum ne yazık ki değil mi?!!Senin başka planların olduğundan, ben de o planı kalbimle seçtim aslındaJteşekkür ederim..herşeyimmm..bu hafta kaldığımız yerden masala devam edebiliriz sanırım..

bu zavallı cahil çocuk ,şimdiye dek merak edip tıklamadığı yeni görselleri ve onlar hakkında yazanları bu makinede tıkladı(ve ben 43 sene nasıl bu kadar salak kalmışım ya huuuJdedim tabii)..ve anladım ki Sevdiğim çocuklarınızı zamana göre yetiştiriniz ne manidarmış..bu yaptığımız şey çok anlamlı ve değerli..hiçbir ideamda yanılmadığımı da gördüm üstelik..bunu sevdim..hele bunu ben kadar tahsilsiz,hiçbir hafıza kaydı olmayan,hiçbir maddi şeye değer verip ,muhafaza edip takıntılaştıramayan,hiçbir maddi yetkinliğe-makama boyun eğmeyecek derecede asi ve hırçın tabiatlı,kabul edilip onaylanmış hiçbir maddi eğitime inanmayan ve onlar tarafından onaylanmayan biri için ne muhteşem…..

Sevdiğim… en son geldiğimiz nokta neydi?üçleme tabii.ama biz bugün 12. masaldayız yani benim için 3 demek..ve tasavvufta sayılar 3 ile başlar ki: 3 de 1 demekmiş ya hani, o bakımdan..benim 3 kralım vardı mesela artık O,HEP YEKJ

ve Sevdiğim..benim derdim biri bizi anlasın değil, bil isterim..çünkü bende beni anlamak için onca senedir kök söktürüyorum kendime..sadece anlamayanlar, Seni (sendeki sen)incitir diye üzülürüm..yoksa kime ne?anlamak?hem anlamayacak bişi yok ki artık..o eskidenmiş..mesela:MÖ den evvel zamanlarda bilgi saklanır; ehil olacak güvenirlilikte adam bulunana dek, bin türlü testten geçirdiklerine, MÖ den sonraJ emanet ilmi teslim ederlermiş …öyle anlatıp yazıyorlar değil mi?:))oysa o anlatan ve yazanlar gerçek yolcular değil ..kendi zanlarını yazıyor ve söylüyorlar tabii..aynı ben gibi yanii ..onları da onlar gibi olanlar takip edip iz sürüyor haliyle…eğer bir mal üretiliyorsa talep ediliyor ve müşterisi de var demektir bence….
hatırlıyor musun; Evvel Zamanım bana Eyüp Sultan sırtlarında Hz.Kaşgari türbeye gitmemi söylediğinden orayı ziyaret etmiştim..ve orada güzel şeyler olmuştu..masallaştırmıştım da..ve o masaldan sonra tekrar gidişimde hani bir kişi ile tanışmıştım ki birazını alıntılayacağım Sana..bak..

Ve çocuk soruyormuş adamı anlamak için..
Kelimelerini- harflerini-adının  anlamını -mimiklerini okumak istiyormuş..
Ama anlamış ki bu mecaz,sembol,harf ve kelime işinde O çok ehil..Her adres anlatımında şu kelimeleri kullanıyormuş daim..
Yukarısı,ulu,tepe,yukarı tepe,yokuş tepe ...........
Çocuk sormuş:
Sizin mana mürşidiniz kimdir.
“Said Nursi.”
Oysa ki ne giysisi, ne davranışı bu ekole mensuplara benziyormuş. Burada ince  bir mana varmış..İsimdeki anlama bakmak lazım ve şeriatle hakikati dengelemek için, iki yolu birlemek lazım diye düşünmüş çocuk..

Sormuş çocuk, en sevdiğiniz yer neresidir?
Demiş adam:
”Bursa ‘da yokuş tepe de Buda Camii’dir..”
Yok öyle yer demiş çocuk, adam” var” demiş “yokuş tepede o,çok yukarda.”
Sormuş nerelisiniz?
”Annem 40lareli’nden, Babam Tatar aslen Buhara’lıyım..”
Evli misiniz? demiş çocuk..”Hiç evlenmedim,çocuğum yok  benim..”
“Annem Babam Ben Doğmadan Ölmüşler” demiş adam.

Çocuk sormuş:  Onca türbeyi nasıl dolaşıyorsunuz peki, arabayla mı?
”Hayır,ben hiç arabaya binmedim. Hangi Allah dostu arabaya bindi ki ben bineyim “demiş..

Sormuşlar: Yağmurda nasıl yürüyorsun peki ?
”Şemsiyem var” demiş hani demişler. Montunun göğsüne soktuğu ama o sağanakta hiç açmadığı şemsiyesini göstermiş:)
Neden şemsiyeni açmıyorsun? demişler adama..
”Resulullah, Rahman yağdığında şemsiye açtımı ki ben açayım” demiş..

Peki demiş çocuk nerede yatıp kalkıyorsunuz?”Türbelerde, ben türbelerde yaşarım benim işim onları boyamak ve onları temizlemek ve dolaşmaktır..”
Peki demiş çocuk: Kışın soğukta türbeler çok soğuk olur ne yapıyorsunuz,
soba yakıyormusunuz?
”Hangi Allah dostu soba yaktı ki ben soba yakayım, gerek yok ben üşümem” demiş.
Çocuk: peki biz Allah dostlarını nasıl tanıyacağız?
”Çok kolay ,çok kolay tanırsınız.”

Çocuk yine sormuş:Biz Allah dostlarını  nasıl tanıyacağız ?
”Çok   kolay, çok kolay tanırsınız..”

Ve çocuk yine sormuş aynı soruyu, O’da düşünmüş ve yine bıkmadan
” Çok kolay, çok kolay” demiş..

 Çocuk bana bir şiir ya da şarkı-ilahi söylermsiniz ama en sevdiğiniz olsun ..?
“Söylersem ağlarsınız..”demiş adam.
Çocuk olsun demiş söyleyiniz.
Aklında kalan şiirden özetle şu imiş..

Yürüyordum yürüyordum
sağa ve sola bakmadan yürüyordum
Dümdüz ortadaki yoldan yürüyordum
Yolun sonunda
Yolun köşecağızında oturdum
Rasullah’ı gördüm

Diğer dörtlükte anlaşılamayan gürültüler oldu ve hiçbir kelimesini anlayamadı çocuk..
”Tekrar eder misiniz lütfen “dedi ama adam ses vermedi..Çocuk üstelemedi..

Yolda giderken sürekli yollardaki bazı yönleri işaret ediyor; bak şurada 3 tane ,burada 1 tane, sağda 4 tane ,solda bir tane türbe ve şehit var diyerek sayıyormuş adam..
Ve bazı mezar taşlarını gösteriyormuş:
 “Bak boyası gitmiş, boya yapmak lazım ..Onu ben boyamıştım” diyormuş..
………………………………….
Arabaya binmişler eve döneceklermiş..adam demiş ki .
”Beni 7kulenin orada ki 7şehitler mezarlığında bırakın..”
Çocuk sormuş bu 7ler ne yaparlar..?
Adam gülmüş:
” Anlatamam,anlatırsam değeri kalmaz “demiş..

Neden demiş çocuk, anlatın diye ısrar etmiş..
”Anlatamam demiş adam olmaz..Sadece 7’ler seni severse, sana kimse dokunamaz o kişi korunmuş olur “demiş..

7’ler iyidir, ama  3’lerden kork demiş..
Nasıl demiş çocuk 3’ler iyi değil mi..?
”İyi tabii ,3’lerinde rahmanisi ve şeytanisi var..rahmanisi iyi şeytanisi çok kötü.
Şeytani olanlar 3’ler, 4’ler diye katlanarak giderler. Onların 7’leri-40’ları yoktur” 
demiş adam..
***********
ve Sevdiğim, bu çocuk aydınlık ve zulmani nurlar-hak ile batıl ve hayır ile şer ayrımında ya hani..çünkü bildiğin gibi bu benim tek dersim..Kelime-i Tevhid de anlamam gereken tek zikrim..YANİ BEN ÖYLE ANLADIM, HENÜZ BİLMİYORUM..ve artık hak ile batılı ayırma dersimi seviyorum.. korksam da-acıtsa da seviyorum.. çünkü yaşadığımız hayatın  konusu.. bilmeyince korkarız, bilip tanırsak severiz ya hani, o bakımdan..benim öğrenme problemimi-her şeye karşı genel isteksizliğimi ve kendi başıma kalıp sadece Seni düşünme isteğimi- tek aşabilecek güç sadece bu acıtan gerçek galiba..beni hayalden söküp alacak şey....

ancak seversem öğrenirim..ancak seversem kaçmam, terk etmem ve yaklaşmak için çabalarım…yoksa terk edip hep uzak kalırım…işte Seni o denli sevmeme izin verip beni çektiğin manyetik alan için bunca eziyete dayanabiliyorumJ .. (aslında bence aşkın göreceli tekamülü seyrini de yazmak lazım değil mi?mesela bir aşk için önce seçilen pilizma:) çözülür ve kömür tozu haline getirilir Jbu çok ilginç mesela J)….

veee…kızgınlığım en tepeden bakınca hepsinin-her şeyin bir olmasından aslında.. biliyorsun değil mi?bunu haksızlık buluyorum ya hani..bu nasıl bir şeyy.. buna sinir olup çıldırıyorum..isyan edip her şeyi reddetmek istiyorum o zaman..ve…ve ..ve  tabii sonra semahaneme bakıp, sükun oluyor dönerken her şeyi affediyorum ..hatta kendimi bile..(çünkü bana göre yaratılmış en kötü- en suçlu-en çirkin insan benim…)

ama… oradan bakış sadece tefekkür için …gerçeğe uyanmak için ya hani..bir de: ne Tek,ne birlik,ne bir, ne Tanrı, ne Allah, ne Rab, ne ..  anlamak için ya hani…orada kalmaya hiçbir yaratılmışa izin yok ki..olmamalıda..hem orada suret yok ki suç olsun..beden –ten yok ki günah, hata, farklılıklar,renkler olsun… karanlık yok ki zulmaniyet olsun..henüz çark nefesle dönmüyor ki hayat bulsun …

yaaa işte böyle Sevdiğim…neyse biz yolumuza bakalım..devam devam… nerde kalmıştık.. hah..  tamda burada bak..o yukarıda aynı olan; aşağıdaysa=farklar alemi küre-i arz da  kötümcül manada kişiler vardı ya…işte onlar.. dünyada saltanat sürüp insanlığı katledecekler ve öbür yanda hakikatte aynıyız…beni çıldırtan şey asıl bu ..ama aslında: bu bir piramidi derecelendirmenin ,mertebe ve görevlerle tam anlaşıldığında kabullenilebilecek bir şey olduğunu da anladım...aslında bunu bile geçenlerdeki bir hayalimden tam idrak ettim..böyle minicik minicik kare kare-zincir gibi oynak hem- örülmüş ahşap bir halı düşün lütfen..mükemmel işçilikli. tek ayar bozukluğu olmayan..ve bunun sabırla emekle örülmüş olduğunu..öyle güzel..işte sanırım artık anlaşacağız:)..bu aslında şunu da anlatıyordu ki, pek çok şey de olabilir ve olmalıda…

emeksiz ve sabırsız elde edilen ilim aslında kişiye sadece zarar veriyordu ..emeksiz elde edilmiş hemen her şey heba ediliyordu genelde üstelik..örnek:başkalarının ilmi ile bilgilenmiş-kendi kemalatı için icazet almamış, ehilliği tescillenmemiş, maddi yada manevi  aktarıcıların ,hepimize,  özel yüksek konularda verdiği zararlar tabii.. ortada yani..nerden biliyor muşum peki?bende onların bir eseri olarak yolumda çok incinip çok acı çektim ondan biliyorum yaaa…ortalık ben tanrıyım ,ben allahım –allah tanrı yok.. her şeyi biz yaratıyoruz,biz düşünüyoruz ..biz var ediyoruz… geleceği biz yaratacağız.. düşün kurgula, sen yaratçı  acaip yaratıklarla dolu biliyorsun..bu yeni mesleğin genel adı yaşam koçluğu..çook para kazanıyorlar çookk…
J
***********
JDÖNEM ÖDEVİMJ
Sevdiğim şimdi Senin için görsel bir sunum yapacağım lütfen seyret bak..Senin için bir yaratım sunusu..
Jkonu:kahve mi ben yarattımJ

KAHVEMİN MİRACI
J
sabah uyandım..aklım başımda değil..önce uykudan uyanıp-küçük kıyamet ölümümden dirilişime bakıyorum..hımm.. hala nefes alıyorum..ve hatırlamaya başlıyorum..beynimde ,küçükken köyde dedemin bana kahve yapımı öğrettiği o meşum günden beri kahve tarifim kayıtlı…birileri bilmem ne ülkesinde, bilmem kaç senedir ben kahve içebileyim diye kahve çekirdekleri ile iştigal ediyor..onlara çok teşekkür ediyorum bu kullukları içün..azad edemem.. çünkü ölene dek kahvem olmalı benim
J..sonra şeker lazım..bilmem ne ülkesinde, bilmem kaç senedir bu şeker kamışlarından bana şeker üreten kullarıma da teşekkür ediyorum..işe devam lütfen.. bende size masal yazıyorum amaJve su..bunun hakkını asla ödeyemem ayol ben suyun ta kendisiyim hem..kendime kulluk ediyorum bittabi..ve cezve..madeni cevheri için, tahta sapı için ustasına teşekkür ediyorum tabii..başka cezveler üretilmesi lazım kulluğa devam..ve ateş ve tutuşturucu ..hepsini tek tek tarifi tasarım-tahayyül atölyemden aldım..bir çırpıda birleyip pişirdim..

oo ..aman  Allahım.. kahve diyor ki :”ey çocuk ..bizim, yüzlerce binlerce senedir tek amacımız senin bizi içip sende secde eylememizdi..sen bizim rabbimizsin..biz senin kulunuz..lütfen sana secde etmemize bizi içmene izin ver”..haa bu arada fincanı unutmamak lazım..fincansız kahve olmaz ki canım efendim..ve sahip olan ben kahvemi içiyorum..

KAHVENİN BANA SECDESİNE BİLMUKABELE EDİP KENDİ KULLUĞUMU GÖSTERİYORUM..ANCAK KULA KUL OLUNUR YA ONDAN..

birleşip ehli tevhidi bivücud oluyoruz hemen..VUSLAT ..SARAY BEN..kahve damarlarımdan geçiyor..uyuyan gözüm açılıyor..durmuş idrakim düşünmeye başlıyor..hiçbişi yapmaktan zevk almayan ben kımıldamaya başlıyorum..ve anlıyorum ki kahve benim gören gözüm, konuşan dilim, tutan elim yani kozmik rezonansı enerjim
J olmuş..şimdi kahve terkibindeki tüm tafsilatı mürekkeb esmalar ben oldu… bendeki çocuk mürekkebi kevkebi kahve oldu..bizi kim ayırabilir şimdi..ayırana aşk olsunJ)BİRİZ ARTIK BİR..
Ve sahne kapanırken çocuk sunumu için kendi rabbine şöyle der:EY MEVLAM=EY EFENDİM..ben bir yaratılmış kulu beşerim..benim yaratımım ancak bu kadar oluyor tabii..(gülmeee lütfen..)bu halimle beni kabul ettiğin ve bu esmalarla beni zengin kıldığın için  hamd ederim…beni affet..ve çocuk eğilerek selam verir perde kapanır..beğendin mi Sevdiğim?....
***

ve bu çocuk inanırmış ki hep; bizim, hepimizin sureti-dış elbisesi kılıfı insan..ama hakikatte ne kadarımız gerçekten insan olma derecesine yükseldik acaba?..kendi hakikatimizse;hangi hayvani huylarımızın suretinde, hangi haram işlerimizin kokusunda acaba?..Allah Celle CelalleHUU  bize bu hallerimizi göstermediği için ne kadar şükretsek az değil mi?..ya gerçek İnsan-ı  Kamil- gerçek insanların halini düşünsek mesela:yanında yatan,karşısında konuşup yemek yiyen,beraber  iş yaptığı kendini insan bilen ve her şey hakkında  oturduğu koltuğu mekan-kapsadığı alan
J –duvardaki kağıt parçası diplomasına bakıp “en yetkin “olduğunu sananlara sabırla:” buda Hakk’ın tezahürü,benim imtihanım” deyip ona normal insanmış gibi davranabilen ve gördüklerini ,hissettiklerini kimseye belli etmeyenler-işte bunlar gerçek kullardır..…bunun bilinmesi ile ancak asıl kimin kime kul olup, kime hizmetçi olduğu belki anlaşılabilir….Allah’ın kulu; kime insan olsun diye kulluk ediyor ,belki bir tefekkür uyandırabilir değil mi?Sevdiğim biliyorsun ki ben çok günahkarım ve asi..kim bilir Sana nasıl korkunç görünüyorumdur değil mi?üzgünüm…


işte Sevdiğim bu makinede yukarıda yazdıklarımdan çakmış olacağın gibi gene sembollere baktım o yüzden asabiyimJYa Rabbim yaaa.. neden bu konulara merak saran rastladığım herkes yoldan çıkmış..ve bu hafta okuduklarım yoldan çıkmakla kalmamış, yol kesip adamı dinden imandan uçurumdan- yardan atar cinstendiler..ve Sevdiğim az evvel onları okuduğum sayfaları kapatırken ilk defa şunu hissettim..Sana  ne kadar teşekkür etsem az olduğunu.ben nasıl bu konular için merakla tıklarken ,cazip geldiği için sadece onları okuyorum ..anladım ki birileri aynı ben gibi bu mevzulara merak saldığında tıkladığında artık beni de okuyacaktı ..bunu anlayınca masal yazmanın tüm hayatım boyunca yaptığım tek anlamlı ve doğru-güzel şey olduğunu idrak ettim..ve aslında kendi çocuklarımın en az 20 yıl sonra(bende 35  imden sonra bu yola düştüm:) oda merak ederlerse. beni okusunlar diye ummanın anlamsızlığını da anladım…

ve HER HARFİME TEŞEKKÜR EDİYORUM..HER HARFİN İÇİNDEKİ NOKTALARIMA DA TEŞEKKÜR EDİYORUM…VE HER NOKTANIN İÇİNDEKİ SAYISIZ HARF VE NOKTAYADA TEŞEKKÜR EDİYORUM…vs…J=FEYİZLERE GELECEĞİM SEVDİĞİM… AZ SONRAJJJ
esas katremin içindeki damla cihan ben onun ummanıyam a bayıldım.. muhteşemdi.. teşekkürler…
Ya Rabbim..Sevdiğim beni en çok üzen ne biliyor musun?..bu yoldan çıkmışların hemen çoğunun çooook dindar ailelerin çocukları olması(nerden anlıyorum bil?çünkü yazdıkları harf dizimlerinden çakıyorumJ) ve belki de böyle bir eğitim, sıkı şeriat serüveninden geçmiş olmaları..aslında önce bunu yazmak istiyorum..bugün tüm dünyada kiliseler ve camiler boşalmış durumdaymış..batıda kiliselere insanlar bugünkü hallerine dinin cevap veremediğini öne sürerek gitmiyorlarmış..öyle duydum .. teker teker kapatılıyor yada elden çıkarılıp başka bir amaç için hizmete sunuluyormuş..internet çağındayız ve tüm bilgiler iyi güzel ,çirkin doğru yanlış hepsi olduğu gibi ortada..seçim ve bilgiyi yorumlama irademize özgürce sunulmuş yani..lakin biz bu çağda bilhassa ben-birbirimizle konuşmaya tahammül edip dayanamıyoruz- el fakat- bir makineyle her haltı yapmayı çook seviyoruz..bu aslında bizim  bu gün “ne kadar gerçek insanız ?’’ı sorgulamamız gereken yer diye düşünmekteyim..makineden günah olmuyor diyorlar beklide bilmiyorumJ ..

Sevdiğim,bildiğin gibi ben ilk varoluşta melekler,ruhaniler,cinler,uzaylılar,insanlar v.s ne kadar tür varsa hep beraber yaşadıklarına inanıyorum..zamanla bu yüksek ilmi ve bilgiyi kötüye kullanan insanoğlu maddeye bağlandıkça , gittikçe daha düşkünleştikçe elinden bu yüksek ilmin alınıp unutturulduğuna da inanmaktayım tabii..(unutmak ve hatırlamak üzerine ölene dek yazabilirim ben mesela..çok zevkli ve çok acı tabii..)ve aslında hala genetiğimizde kayıtlı olan bu asıl saf bilgi- asıl insanlık tarihinin doğru yol=tarikte olursak ancak; atalarımızın kayıtlarından bize aktarılıp, ışık tutulacağını da  anladım...

anlamak yeter mi peki?ya bilmek yeter mi? ya da görmek?hayır ..asla..imkansız hem de derim mesela..nerden biliyorum peki?kendimden..o seneler evvel gördüklerimden… bilmem kaç defa;bana anlat ,bana sor ,ben bilirim diyende dahil- kaç bilir sandığım kişiye sorduğum ve  bilmem ne kadar yazı okuyup iz sürdüğüm şeylerden..ve tüm onca anlatılanların merakla dinleyip öğrendiklerimin:  Gerçek Kamil Bir Rehberin hayatıma girmesi ile heba olduğunu da yaşarak öğrendim ..onca bilgi bir anda çöp oluyor..hiç bişey yazıldığı gibi,görüldüğü gibi,anlatıldığı gibi değil..o algılar  da gerekli ..ama o anki senin seviyen için… ilerisi için daha üst bilgi ve üst düzey bir bilen gerekli..aşağısının basamağı kurulmadan nasıl yukarıya uzanabilirsin ki değil mi?ama tüm bunlar maddi takılanlar içindi..maddi şehvetleri ,ben bilirimleri tatmin içindi..oysa  her bilen üzerinde bir bilen vardı ..ve aşağıdaki asla bir yukarıdakinin ilmini bilemez anlayamazdı.. lakin yukarıdaki ise kendinden alttaki tüm basamakları hem seyredebilir ,hem gezebilir ,hem bilebilir, hem de onlara etki edebilirdi…bu piramidin en tepesine “bir tek”e kadar hep bu hiyerarşi içindeydi ki askeri sistem bu konuda dünyada bozulmamış tek numuneymiş  ya hani Sevdiğim..bu konunun böyle anlatımını Evvel Zamanı, çocuğun anlaması için;sorduğu bir soruya cevap olarak böyle anlatmış hani bir vakitler..


ve olayların-eşyanın iç anlamları çok farklıydı ve bence herkese,her kişiye,ERKİŞİYE özel anlamlardaydı…ve bu anlamlar içinde iki tek yol vardı..ya HAK kın yoluna, yada BATIL ın yoluna girip buradaki rehberlerin öğrencileri olacaktık..ama özel meraklı ,söz dinlemez öğrenciler bu iki yolu da birlemek isterler değil mi Sevdiğim?!!işte Sevdiğim ben bu hafta netteki araştırmalarımda bu batıl okulunun öğrencilerini takip edip okudum
J ve onlardaki inanılmaz dini –İslamı-Yaratıcıyı-Peygamberleri alay edip yok sayma tedrisatına bakıp güldüm ..aslında canım acıdı..bazen sinirlendim..kırıldım..parçalandım..ben hayatımda hiiçç küfür edemedim biliyor musun..çocukken arkadaşlarım gibi sesli küfür edebilmek için çalışırdım.. ne yazık ki yapamaz utanırdım..ve şimdi acaip küfürler edebilmeyi isterdim onlara..çünkü henüz o sayfaları kapatıp bizim sayfalara yeni geçiş yaptım ya ondan..bence biz ne olursak olalım birbirimizden çok etkilenip yaralanabiliyoruz..


ve tabii benim içimde hiçbişi kalamayacağından onlara en ağır gelecek küfrü edeceğim..lütfen gözünü ve kulağını iyi aç bence
J..ben sembol araştırmalarım için tıklarken şunu anladım..tüm tezgahlar Allahın tezgahına çalışır,O’nun oyununa eşlik eder ya hani..kendini Müslüman addeden hemen hiçbir tevhid ehli bu mevzuları çalışıp el mürşidi google efendime kayıt yaptırmamıştı.. yada vardı da ben göremedim bilmiyorum..kendini ateist sanan tüüüm gerçek kulcuklara teşekkür ediyorum..hiç bu kadar kolay, bu kadar çabuk onca anlama ulaşamazdım..sayenizde izini sürdüğüm her sembolü doğru anladığımı anladım..size çok güldüm..neden anlamanıza izin verilmediğini de söylemek isterim..maddeperest olduğunuz için..aklınıza taptığınız için..gönülden nasip almadığınız için..

neden?EDEBSİZSİNİZ..TERBİYESİZSİNİZ.. ve ne kadar bilirseniz bilin baştan ayağa  CAHİL=kafir=PERDELİSİNİZ…

mana ilmini –anlam ilmini-tekamül seyrü sülüğünü o kadar sığ, basit bir cinsellikle sergilediğiniz için yani..bu manada siz kullarıma çoook teşekkür ediyorum..bende size kulluk etmek istedim hemen dolayısıyle..hep sizin araştırıp tek tek tasnif ettiğiniz o ezelden gelmiş ilahi ilimden faydalanacağım..lütfen inkar için daha çok araştırın..daha çok kazma kürek sallayın..çünkü biz uyuşuk Müslümanlar uyanmaktan-çalışıp araştırmaktan-düşünmekten korkuyoruz..bizim içimizde kalan, gizli ,yaşayamadığımız,sizin gibi olmak istediğimiz çook münafıklığımız var....

BİZ SİZİN DE BİZDEN NEFRET SEBEBİNİZ  OLAN O KÖTÜ HASLETLERLE doluyuz  ve bu konuda bende size katılıyorum.. faiz haram deyip baştan aşağı üçkağıt olduğumuz için..mümin dürüst ahlaklı olur diye öğrenip,elimizden daima kaçanın zor kurtulduğu için..kadın kız-oğlan haram deyup sonra da elimin kiri deyip yapmadık rezillik bırakmadığımız için..tüm dünyada eskiden türk denince dürüstlük –cesaret-cömertlik-iman akla gelirken bugün pislik,fuhuş,hile, yalan, dolan, terör, tüm pis işler geldiği için..köle azadı varken evlere alınıp, pasarpotuna el konup, her türlü emel için kullandığımız insan köleler için..
…. ve atesitler... konuyla bağlayacağım tapınak fahişelerini çok güzel araştırmışlar mesela..örtülü kadını ,islamı oradan vurdukça vuruyorlar hepsi…ben bu konuda bayağı okudum..iz sürdüm..ama o eskiden değildi ki, bugünde var..araştıranlar henüz fark etmemişler… bende bu mevzuda onlara kulluk etmek isterim..

başlıyoruz.. ding donggg…içimize bakıyoruz…
mesela etrafımda iş arayan, pek çok görüşmeye giden insanlar var..duyuyorum..şirketler alacakları elamanlardan serbesiyet istiyorlar..akşam yemekleri için.müşterilerle eğlence için,seyahat için..ve gerçek hak edenler yerine maddi sunumcuları tercih ediyorlar..çünkü herkes yanında gösterişli biri eşlik etsin ister değil mi?ve Müslüman geçinen erkekler köylü görüntülü eşlerine hiç değer vermezler..yanlarında çalıştırdıkları,yemeğe götürdükleri,para harcadıkları  vitrinlik olmalılar..cariye serbest ya hani..sünnetullah..ve iş bulamayan gerçek ehliyet sahibi kişiler ne yazık ki evlerine ekmek götüremiyor..bir aileyi rahatça geçindirecek para ise bir kadının kuaförüne, makyajına, giysilerine heba oluyor genelde değil mi?
ya iş yemeklerinin,lüks iftarların yemek faturaları..hiç öyle bir yemek kaça mal oluyor  biliyor musunuz peki?kaç öğrencinin burs parası olabilir..belki Afrika’da su kuyusu açabilirler değil mi
J)

tapınaklarda erkek fahişelerde varmış..bugünde var..ne kadar zinacı kadın varsa onla beraber olan o kadarda zinakar erkek vardır değil mi?neyi örtüyoruz ki..gerçek çıplak ve acıtır..kariyer için,makam ,koltuk için ne namuslar kadın ve erkeklerde yerle yeksan olmuyor mu peki?okullarda bile.. herkes kendini düşünse yeter..mesela reklam sektörü..satılacak ürünlerin ambalajlarına bir bakmak lazım..reklam panolarına zoomlamak lazım,müziğine ,anlamına ,ses tonuna,,pazarlama şekline..tapınak fahişeliğinin tüm dünyayı sardığını da görürüz değil mi?

ÇÜNKÜ ARTIK HERKES KENDİNİ TANRI SANIYOR..KENDİNE TAPINIYOR..DİPLOMASINI,MAKAMINI,GÜZELLİĞİNİ,GENÇLİĞİNİ,TECRÜBESİNİ,KABİLİYETİNİ,KARİYERİNİ,GÜCÜNÜ TAPINAK YAPMIŞ DA ONDAN..HEPİMİZİN KENDİ TAPINAĞI VAR DEĞİL Mİ? DÜŞÜNELİM LÜTFEN..ESMA AŞKINA YANİ?:)

bu maddi sahalarda da böyledir mana sahalarında da böyle ne yazık ki..pek azı müstesna..daima çok azı müstesna..yoksa çark dönmez..iş çıkmaz..Süleyman’ın cinleri heykel yapardı,büyük kazanlar yaparlardı,denizden inci mercan çıkartırlardı..inşaat ve türlü işler için mabede çalışırlardı lütfen ama…. acıtsa da bunları düşünemezsek eğer gerçek ve yalan ayrışamaz..ilahide var ya hani..içi kafir dışı Müslüman çoktur o hesap..

ve şimdi mesela ben yeni gençliği gözlemliyorum..öylesine her şey serbest ki onlar bıktılar..artık temizlik ve saflık arıyorlar..ve inanılmaz bilgi var..doğduklarından beri o kurs senin, bu dershane, şu öğrenim dolanan bu gençlik acaip biçimde tasavvufa merak saldı..ve sanıyorlar ki buradaki herkes pirupak, evliya ,uçuyor ..ve sonra sahte mürşidlerin ve sahte dervişlerin elinde allak bullak olup, dinden, imandan, İslamdan soğuyor- nefret ediyorlar ki haklılar..bende öyle sanır herkese inanırdım da oradan biliyorum..ve sonra ağlaya zırlaya geliyorlar..bilmem ne mana adamının bilmem ne çocuğu hiç de öyle evliya değilmiş meğerse..üstelik cariye usulü herkesle evlenip ayrılıyorlarmış ve bu çook yaygınmış..haa bu arada İslami kesim arasında aileye tanıtılmamış çook çocuk varmış..kardeşlerini, ailesini tanımayan bu çocukları gelecekte ne bekliyor kimse neden konuşmuyor ya huu..Kuzey Avrupa’nın haline bakmıyor muyuz hiçç..dünyanın en refah,en kültürlü,en artistik,en medeni, en atesit, en serbest insanları ya hani..hani uzak doğuya çocuk fuhşu için uçak kaldıranlar..neden en çok intihar eden onlar peki?güneşi az gördüklerinden dersiniz hemen şimdi?:)düşünmek lazım..neden üreyemediklerini düşünmek lazım….


geçen bir film izledim..her yıl Rusya’da kayıtlara geçen sanırım 2000 küçük çocuk organ nakli için kaçırılıyormuş..ve bunlardan bir daha hiiç haber alınamıyormuş üstelik..Amerika-Avrupa'ya götürülüyorlardı.. film çok acıydı.. çook acı..devlet,polis,asker işin içinde..iş adamları,özel klinikler,hastaneler,tıp yemini etmiş doktorlar, hemşireler, müstahdemler işin içinde..işin içinde olmasalar organ nakli nasıl yapılacak zaten değil mi?!!ve bu dünyanın her yanında her an oluyor..neden kimse kendi vicdanına bakmıyor neden?..bilim insanları neden ve nasıl silah,kimyasal  ölüm ilaçları üretebilir..neden?..ilaç firmaları neden ve nasıl insan sağlığıyla oynayabilir ki neden ve nasıl?..öğretmenler neden çocuklara yanlış bilgi öğretir ki neden?..akademik kişiler neden koltukdakinin kendine  seçtikleri olur genelde neden?hep bu suçları işleyenler en okumuş en yüksek tahsilli kişiler değil mi peki?bu nasıl medeniyet…siyaset neden bu kadar pis..çünkü biz insanlar pisiz ondan..siyasetin kendisi değil yani..

neden cep telefonlarımızı reklamları için hiiç alakamız olmayan kişiler kullanıp bizi arayıp mesaj atabiliyor peki? bizi onların tanıtımlarını dinlememiz için neden zorluyorlar peki?neden bunca lüx konutları şehir gibi siteleri yapan mimar mühendisler evlerin suyunu, elektriğini, enerjisini kendi üretecek mekanlar yapmıyorlar peki? İnsanları fatura kölesi yapmaya neden hiç kimse ses çıkarmıyor peki? O diplomalar, onca eğitim, kölelik için mi?çocuk, kadın, erkek fuhşu için mi?..insan ticareti için mi?uyuşturucu terör için mi?..hepimiz ölmeyecek miyiz peki?ve bu dünya hayal se eğer,  neden temiz ve huzurlu rüya görmeyi istemiyoruz peki?rüyalarımızı temizleyelim lütfen lütfen…

ve sevgili atesitler hep sizi dürüstlüğünüzden dolayı çocukluğumdan beri sevmişimdir..ve daha o zamanlar; sizin, eğer İslamı sevip kabul etseydiniz en güzel müminler olacağınıza canı yürekten inanmışımdır.. ve şimdi de öyle….teşekkür ediyorum..acıtan dürüstlüğünüz için..Satürnseldi… ama güzeldi..
ve Sevdiğim o yazmadığım hayalin iziydi bu biliyor musun?..satürn tapınağını ve içindeki rahibesini arıyordum ki bunlar karşıma çıktı
J)ona da teşekkür ederim..onun yazılıp bilindiği gibi olmadığını ben biliyor ve inanıyorum.. o tertemiz bir bakireydi…JJJJJJ…eğer söylememi istediği buysa söyledim ve kaydettim işte….

oysaki insanı insan yapan şey hiçbir zaman maddi değerler olmadı ve olmayacakta ..bunu idrak edemeyen maddişehvetperestleri ne yazık ki mana okuluna kayıt yaptıramayacaklar..neden?çünkü manalarını öğrenmek için hiçbir istekleri,talepleri yok da ondan.. insanı insan yapan aslı manasıdır..aslı yazısız sözsüz bir kitaptır o..kendini okuyamayan ne okusa aptaldır..ve böyle:) başkalarını da aptallaştırıp yoldan çıkarır…ve bugün ilim çok ilerledi sanıyoruz.. oysa bildikçe öğreniyoruz ki ,yeni hiçbir şey öğrenmiyoruz..en geçmiştekilerin buluntuları birden ortaya çıkıyor ve bakıyoruz kii..aaaa..binler milyonlarca yıl evvel beyin ameliyatı yapılıyormuş..devler varmış..cücelerde..pil varmış..sifonlu tuvalet ve alttan su ısıtmalı banyo küvet havuzları varmış..dinozor.. bizzat görülerek yapılmış çocuk oyuncakları  da varmış..ve bugünkü bibloların sanat değerinde hem de..uçak maketleri,çizimleri,anten çizimiJ..uzay gemileri astronotlar biliniyormuş..


Ayet el kürsü yü sembolleyip tabletlere çizmişler…insanın tekamül süreçlerini..maddeden manaya- manadan maddeye geçiş aşamalarını resimleyip heykelleştirmişler..peki ya şimdi biz çooook mu medeniyiz yani?çoook mu laikiz?..çook mu hoşgörülüyüz?..eskiden-bir 100 yy öncesi çok değil, osmanlıyı düşünün.. sayısız ırk ve din birlikte yaşıyormuş..giysilerin renkliliği, dillerin zenginliği ,yapıların birbirlerinden  ince işçilikle taçlandırdığı zamanları..binlerce sene böyle gitmiş..ama son bir yüzyıla baksak eğer, bir anda her şey karanlığa gömülmüş..dünya tek tip tek moda giysili..sefertası tipi beton tarlası-insan haysiyetine onuruna yakışmayan ayak sesinden öksürüğe tüm sesleri geçiren-mahremiyetsiz- anlamsız suni malzemeli evlerimiz… en büyük nimet gökyüzünü, yıldızları göremiyoruz..temiz hava akımını kesen iğrenç beton tarlaları..tüm duvarların içi elektrik kablolarıyla örülü..her yanımız elektronik antenlerle dolu..her yanımız plastik..

topraktan yaratılmış bir bedene bu zulüm neden?..topraktan yaratılmış bir bedeni anasından atasından ayırmak en büyük zulüm değil mi?..buna bugün stres deniyor tabii..birde ruhun ana vatanı var.. ya onu kaç kişi düşünüyor peki?hangi sanayici, hangi mimar, hangi kimyager düşünüyor ?..tek düşündükleri para para para…tek beyin endexli, tek müfredatın biçimlendirdiği, mekanik ,robotik çipli damgalı insan ırkına doğru hızla sürüklendiğimizin kaç kişi farkında acaba?…ya ben?.
……………….

hız kesiyorum inişe geçtik Sevdiğim masal bitecek birazdan sabırrr…bunlardan nefret ediyorum ama elim mahkum.. bu makinede yazı yazmak çok kolay ve zevkliJ)..hayatımızı kolaylaştıran makineleri  icat edenlerden Allah razı olsun.. hem ben teknoloji karşıtı değilim ..ben alınacak dozun insan tarafından kontrolünden yanayım..her şey iyidir ..onu kullanan kişilerin niyeti ve kullanma amaçları kötüdür e inanırım..eşya şeyler kişiye emanet edilmiş ve iradi seçimlerinde özgür bırakılmıştır..

ve ilk iç sesimiz olduğuna inandığım ruhun sesi bize hep iyiyi güzeli doğruyu söyler..o kalbidir..ama o çok sessizdir ve etraf çok gürültülü... ve bizde aklımıza danışmak isteriz..o iki lobunda, ruhtan aldığı talimatı devşirir..bakar..süzer..ölçer biçer..hangisi çıkarımıza daha uygun..bize sunumunu yapar..bizde yaradılış fıtratımıza göre bu veriyi girdileriz.. işlem ameli olarak zuhur eder..genelde çıkarımcı çıktılarımız başkalarının çok canını yakar..hesabı var.."olsun" deriz ..öte alemde :“Ya Rabbi ben yapmadım, bunu bana şeytan yaptırttı deriz ne olcek yani” der erteleriz dimi?ve o gün gelince şeytan efendi şöyle deyip kendisini aklayacakmış biline:”Ya Rabbi ben hiçbişi yapmadım.. sadece ona fısladım..ben hiçbişi yapamam.. sadece vesvese verebilirim ..o gazı alan insan artık durmaz, durmaz”.. yaaaa..virüsü, cinnni, mikroboloji…ve sirke her daim şifadır..mikropları öldürür..damarları yıkar..benim kalbim temiz her yanım semiz olmuyormuş demek ki..temizlik imandandır..gusülsüz olmaz..neden?çünküü gusül olması vakit;kişiyi bir yumurta zarı gibi saydam latif bir tül sarar ve sıkarmış..ve dahi o şey tüüm hücreleri kapatıp nefes almasına ilahi ilhama kapatırmış..o yüzden yıkanmak gusletmek farzdırrr..duymuştum..belki gusülsüz gezen bir kişi gusletmek ister diye düşündüm birden..

Sevdiğim..ben yine iki haftadır biriktirdiğim dokümanımdan bahsedemedim bil isterim..hatta o konuya giremedik bile..demek ki böyle gerekiyormuş..ne çok yazıyorum hayret değil mi?beni sıkılmadan okuyup okumadığından bile haberim yok ne yazık..sadece hayalen okudun farz ediyorum ..çünkü ben Seni zannetmeyi çooook seviyorum..ya Sen?


*ikimizin programı da olmamış..ertelenmiş saatler ayaklarıma yorgun kara sular indirse de -gözlerim incinip ağlasa da- ben yinede hep Senin peşinden yürürümm...
7 5 2011