fesbuk herkese mesaj çekti..sen o bölgedesin ,güvende olduğunu yakınlarına haber ver ..ve çok kişi anında emri yerine getirip,otomatikman tıkladı..evet..herkesi mimliyorlar ve yer tesbiti doğru mu diye kontrol ediyorlar
çünkü gelecekte bizi pc programı gibi yazılım gibi yönetebilmek için çalışmalar yapıyorlar
birgün OOOOO yazılımı keşfedildiğinde sen manen olduğu gibi madden de tıklandığın yere kayıtlı ve mankurt olacaksın !!!
henüz yarısına bile gelmediğim ve tabiiki ilimim olmadığından hemen hiç anlayamdığım ,dünyaca meşhur GENOM kitabımı bu olaylar oldukça seyr ederek tahsil etmemi çok ilginç buluyorum...
mendelin baskın bezelyeleri DNA -GEN ilminde önemli bir veri olduğu için ,hemen tüm çalışmalarda bu sayısız gen eşleştirmesi yapılarak verilere ulaşılıp kaydedilmiş tabii..
herkes ,ah ne kadar medeni ve modern dediği şeylerin perde arkasını ne yazık ki pek merak etmez..sadece vitrindeki süs bebekleri ile kafasını donuna sıkıştırıp-genelde refahın sapıklığına meyleder..zaten bu kesim bilim insanlarınca kale dahi alınmaz ve soyları bu şekilde kurutulması planlanır...
maya kehanetleri-DECCAL açgözlülük ve TAMAHTIR
GENOM kitabında,insan dna sı genetik yazılımı ile pc yazılımlarının şaşılacak şekilde aynı olduğu tesbit edilmiş..
ve bilim insanları genomları -kader tabletlerimizi okumayı başarmış..
ve bizlerin sadece işe yarar baskın bezelyelerimizi birbirleri ile eşleştirip-diğer hastalıklı ve soyu onlara göre bozuk bezelyeleri yok etmeyi planlıyorlar..
çünkü bezelye deneyi ile aynı yapılan genom deneylerine göre ; sayısız bebekten örnek alıp- çocuk olarak yetiştirilen deneklerde de şunu anlamışlar..istediğin kadar iyi tahsil ve terbiye ver ,o yazılımın dışına çıkamaz ve ondaki mana neyse o birgün açılır..
KAZA VE KADER -AYANI SABİTE İLMİ YANİ..
ve "genom -matt rıdley "kitabı aynı tevrat gibi başlıyor.safhalarıda 23 harf üzerine..oysaki arabi hocanın füsusu 27 harf üzerine..yani büyük bir ümit hala var :)
işte lütfen artık aklınızı başınıza alın..o yaptı bu yaptı diye suçlamak yerinde ,hepimiz kendimizi ve ilişkide olduğumuz yakınlarımızı tefekkür edin..kötüleri artık kollayıp-korumayın..
hiç bir ülke ve aile dışarıdan çökertilemez..ailenin içindeki mayası bozuk kişilerin hainliği ile çökertilir..
aşağıdaki resimde abd ye kaçırılan bebekleri göreceksiniz..ırak ta tırlar dolusu çocuk kaçırılıp organları amerikan- israilli dr larca alınmış...o dr lar korkunç zengin olmuşlar....türk mafyası ve rus mafyası da çocuk ticaretinde dünyanın önde gideni imiş..
çocuklar ya genom ilmi için,ya organ -doku nakli için veya soysuzlaşan avrupa ve amerika da üstün insan araştırılmaları için katliamla kullanılıyor..bunlara gözünüzü kapatmayın..
avrupa birleşip zirve yaptı ve tüm dünyayı sömürüp,hiç çalışmadan sefa yapıp medeni oldu...parasını hep yüksek tuttu..her üretim -o beğenmediğiniz -sürekli aşağıladığınız- bir türlü içinize sindiremediğiniz doğuda yapıldı ve paraları değersiz olduğu için yaptıklarına esasında bir karşılık alamadılar..ama ömür boyu çalışıp avrupa markalarına erişmek için ömür çürüttüler..
hakikatte bu madde de 3. dünya savaşı gözüksede metafizik bir savaşdır
BİR GÜN METAFİZİK ALEMİN MADDE ALEMİNE GEÇİŞ YAPTIĞI BU DEMLERİN ŞAHİTLERİ OLDUĞUMUZU VE SİSTEMİN-BİRLİĞİN-VAHİDİYETİN BİZ OLDUĞUMUZU ANLAYACAĞIZ..AMA VAKİT ÇOK GEÇ OLACAK..
bir gün kendimize -geçmişimize haksızlık ettiğimizi anlayacağız ve kendimizden özür dileyip BİZ OLMAYI BAŞARACAĞIMIZ ÜMİDİ İLE...
SUÇ VE CEZA VE İHSÂN MASALI Allahü Teala'nın yarattığı ilk kimse ,bir
kişi ve bir sığırdı .Keyûmersdemenin bir
manası ,anlamı da ; ( Hayy canlı-diri) söyleyici ve ölücü demektir..O'na KEY
KÛH da denilirdi..Dünya o zaman onun elindeydi..Key-Kûh o zaman bir dağ mağarasında yaşıyordu .KEY ŞAH demektir..KEY-KÛH DA DAĞ PADİŞAHI demektir..Key
-Kûh dünyada 36 yıl yanlız başına yaşadı..Ondan sonra öldü..Arkasından nice
nice katre su yer yarığına döküldü..O su 40 yıl o yerde kaldı...Ondan sonra iki
şey birden ADEM ŞEKLİNDE çıktı.Onlarda büyüdüler..Ta 50 yıla kadar insan
biçiminde iki ağaç oldular.. Biri erkek ,biri dişi idi..Birbirleri ile
birleştiler bir araya geldiler.. Onlardan evlatlar ve torunlar üredi...Onlar meşi ve meşâya, müslümanlarsa ADEM ve HAVVA dediler..Bütün dünya
halkı onların çocuklarıdır ! dediler.. (alıntı :taberi tarihi 1. Cilt)
Merhaba Sevdiğim ve Merhaba…nasılsın? Hem çok iyi ,hem de çok meşgulsünJ ..bense, yapayanlız zamanlarda, boşlukta bir
oyana bir buyana salınıyorum… Seni kaybettiğimi düşünsem de, bir yerden beni
izleyip kontrol ettiğine eminim. hala aynı şekilde seviyorum ..bazı maddi
şekillerde bu sevgim dönüşse de, ruhsal olarak gittikçe kökleşmekte.. hatta
geçen hafta okuduğum Sümer
Tabletlerindeki hayat ağacınınköklerinde yatan o çifti okumak beni şaşırtırken, aynı zaman da ,ruhsal
köklerimin ne büyük bir hatıra –ı yâd hafızasına sahip olduğunu da anladım... senelerce
peşinde dolaştığım ve anlamını zerre kimseninne bildiği ne duyduğu şeyleri, yine kendi emeklerimle kadim kayıtlardan
bulmam çok hayret vericiydi..
hala kendimden ve saklı olan gücümden çok korkuyorum Sevdiğim..ama o, bazen
kontrolden çıkıp ,işlerini halledip gelip- ahit sandığı bedenine yatıp yine
uyuyor gibi.. zaten bende, bir şey bilmeyen 7 uyur bekçisi kelb-i kıtmir beden
kalıbı değil miyim?..ahit sahibi koruyucusu bir kerrubin …bilmiyorum..
sümer’de kader tabletleri var Sevdiğim…. AUNNAKİ=GÖZCÜLER olan ilk Sümerlilerin Niburu
gezeninden dünyaya geldiği çevrilmişse de: “ben
uyudum- uyanırken, Niburu’yu gezegen
değil de, NÜBÜVVET veNABÛ
–habercinin de NEBİ olduğunu anladım J .. dolayısı ile
tabletleri tutan –yazan NEBU-NEBİve
tabletlerinde RİSALET –RESULLUK olduğunu
çaktım.. da, her zamanki gibi, kendi zannıma kendimden yapayalnıziz süreceğim bir keşif yolu buldum..yani en kadim yol , ŞİT nebi ortayol ÂSÂ su soyu izlerini..bu dağda yaşayan halkı daha
evvel yazmıştım esasında.. aunnaki denilenler, ŞİT SOYU idi ve aşağıya inip
KABİL SOYU ile karışmaları babalarınca yasaklanmıştı.. büyük ihtimalle ,aşağıdakiler
onları tanrısal olarak görüyordu ama zamanla –İDRİS ATA devrinde ,dağın soylu erkekleri, Kabil’in kızlarına aşık olup
aşağıya indiler ve bildiklerini onlara öğrettiler ..benim için
AUNNAKİ-SÜMERLİ ÜST IRK-yani uzaylı sanılanlar onlardı.. fakat şimdi bu olaya;CİN-CAN-MELEK-DEVLERİN tekamülle bedenleşip, yetkin-anlayan-kararveren ve uygulayabilen maddi insan olarak ortaya tam teşekküllü zuhurla
çıkışları olarak bakıyorum..
bundan
kelli J, sümer
tabletlerini utanmadan kendi çıkarları için yora yora değiştiren bazı kişilere
değil de, artık sadece kendi meşrebim
HANİF-TEVHİDlik üzerine kendimden kendime olan buluntularıma inanacağım.. tabletlerin ilim adamları dahil sayısız
kişiyi sürekli dinden imandan çıkartmasını da çok normal buldum..çünkü bende
okumam bitince, kontrolsüz- içgüdüsel bir ağlamayla yine dağıtıp, her şeyi
yağmaladım Sevdiğim.. günlerce sürensâlâ dinlemeleriyle ancak düzelebildim…(nedense sâlâ benim ruhuma en iyi gelen müzik… sabahtan akşama sala
dinleyebilme kabiliyetine sahibim J..belki de benim ölüler kitabımın adı SÂLÂ dır..hala kendimin ölü olduğuma ve sık sık bu
yüzden ruhumu teskin için sala dinlemem gerektiğine nedense inanıyorum..
bilmiyorum doğru mu ? )
bu
arada yeni geldiğim ideada bu alemde hepimizin ölü –uykuda-beden kabirlerimizde
–ahit sandıklarımıza kilitli olduğumuz üzerine olduğuydu.. kadim tüm kalıcı kitapların adı olan
ÖLÜLER KİTAPLARI, ölülere yaptırılan ruhsal yolculuğa dairdir.. gerçi ben geçen
sene Kur’an’ında böyle bir yolculuk kitabı olduğunu anladım ama kimseye söyleyemedim Sevdiğim…artık
kesin eminim.. dolayısı ile ölmeden evvel ölünüz emrinin
muhatabına Kur’an haktır.. eğer her okuyan, anlaşılır olduğu söylenen bu
kitabı ve diğer ölüler kitaplarını kolayca anlasaydı, dünyada bu karışıklık ve
bölünme zerre olmazdı değil mi? ..çünkü bu kitaplar yazan ve söyleyen kişilerin,
kendi tekamüllerinde- kendilerindeki yüksek potansiyel esma ile - kendilerinde
bulup açtıkları vahiy –niburu-nübüvvet
yolu ile -kendilerine ana kitabe
olan ümmül kitaptan ALIP-İNDİRDİKLERİ
BAZI BÖLÜMLER OLAN kader tabletlerinden BAZI AKILLARdır..akıl –namos
–kanunlar ise, pek kayıtlı olan bir anlam da değildir ..
dolayısı ile, her peygamber kendisindenevvel olanı ret etmeyip, onun
tamamlayıcısıve devamı olarakhanif- tevhid üzere birleştirici geldiğini ve
KENDİ DEVRİNİN İLK İMAN EDENİ OLDUĞUNU söyler.... bir peygamber sadece tevhid edicidir.. görevi ayırmak değil,tevhid
ehline yine yeniden aynı daveti o zamanın şartlarına göre yapmaktır…herkes
kendi ailesine-ehline sahip çıkar değil mi?
bu
alemde yani madde aleminde var İLLA olduğumuzu sanıyoruz.. evet.. zat’en var olduğumuz içinde, bundan sonraki ahirette buradaki işlerimizin hesabını vereceğiz
ve oradaki hayatımızı buradaki fiillerimiz şekillendirecek.. sıfatların bir zat olarak tezahürü bize
varlık atfetse de, aldığımız nefesi yine geri verince LA oluyoruz..bir var bir yok -nefes al nefes ver , süregiden
ışık -karanlık oyunları ..o kadar hızlı oluyor ki, biz olan biteni fark
edemiyor ve kendi ama karanlığımızda İLLA ile gözükmeye mahkum oluyoruz..
yani sorun bizde değil..bir ölü bir diri olmak zor bişeyJ… o
halde hem batını ahiret kanunları, hem de zahiri dünya kanunları bize lazım ki, kendi alemlerimizde
Zülkarneyn olalım ve öldürmek gerektiğinde öldürelim, affetmek gerektiğinde
affedelim ve cinni yanımıza da, meleki yanımıza da hükümdarlık kurabilelim.. aksi halde onlar bize hükümdar olup, bizi hayal alemlerinden
asla çıkılmayan batıni rüyalara hapsederler.. insanın hayal alemlerini kontrol edebilmesi belki de
imkansız bir şeydir, değil mi Sevdiğim? Bence de, ben bu bahsi kapatayım..
biliyorsun ki bu masal veledinin harflerle
arası iyi..bazı
kitaplar onun içine girerken seyreder gibi okuduklarını kolayca bu zamana
monteedip, bazen de bugünkü düzende,
kim kim seyredebiliyor…. Sümer tabletlerini okurken tüm kutsal kitapları, Ali
sırrı denilen kamışlara sır ifşasını, hz Mevlana’nın ilk 18 beytinin kamışlık
tarlasından başlamasını ve çok fazla evliya ergime –irşad sembolünü tek tek
tesbit ettim. ki ; bu kamışlar tarlası, mısır da RUHUN ÖLÜMSÜZLÜK SÜTUN TARLASIndaki
İLAHU rüzgar sesidir…
böylecesaz-kamışlık tarlasını iki defa
sümerde , bir defa mısır da veislam
tasavvufunda pek çok yerde ,3’ leme - teslis- sacayaklı sağlam zeminde, temel
olarak belgeledim.. pek çok kişi dudak büküp hakir görüp alaylaküfretse de, yaptığım işin ne kadar değerli
olduğunu gün geçtikçe dahaçok
anlıyorum.. ortaya çıkan anlamlar bugün değilse de, yakın gelecekte pek çok
kişinin daha çok işine yaracak.. “bunu
yazmayı hiç hak etmiyorum” da artık hiiç demiyorum Sevdiğim.. kimsenin bunu
umursamadığını da anladım..çünkü devir bilim ve teknoloji devri ..insanlar
illabizi uzaylı tanrılar altın
çıkartmak için yarattı safsatasını zan etmek istiyor.. evet buda hala doğru ki,
konu biterken unutmazsam bugün ki Sümerli altın çıkartıp toplama kölelerini eklerim
inşallah ve amin J.. “ BUGÜN AHMET BENİM AMA
DÜNKÜ AHMET DEĞİL
işte sarattı seni /bir gümüş bedenlinin
özlemi. /Altın haline geldin artık. /Sen altına âşıksın, /altın benim rengime âşık. ….. Gerçeğin
tadını alan er /ne altına aldırış eder, /ne kalendar tacına bakar. /Ne tasası vardır, ne kini. (PİR MEVLANA)
ayrıca güvercin gerdanlığı vs gibi tasavvufi sembolleri hem bu tabletler de, hem
Gılgamış destanında ,hem de Mısır’da zaten tesbit etmiştim.. bunlar yaratılmış
alemlerinparalelliği idi ve bir kadının
samanyolu gerdanlığı gibiydi.. her zaman ezoterik veya manevi bir kadının
gerdanlık hikayesi vardır mesela….kaydedilmiş ilk gerdanlık gılgamışın annesine
GÖKSEL BABASI tarafından verilen gerdanlık sunusudur.. Hatice validemizden kızı
Fatıma’ya geçen gerdanlık da vardır..bir
kadının sinesine –kader tabletine taktığı gerdanlığı onun süregiden nesli de
demektir.. insanın göğsü yazı tahtası misali kabul edilir ve KADER TABLETİ / ”Göğüslerin içinde olanı
sadece ALLAH BİLİR“ayetince
anlaşılırdı..
bu konuda geldiğim yerse, Maya,Aztek ve tüm dünya kültürlerinin aynı ortak
bilgiye ve üstelik ayni batıni esma okuluna mensup olduğudur.. hakiki okul
Mısır’da HELİOPOLİS te idi ve İdris ATAmız kurmuştu.. kendim de, bu masal
çocuğunun sahibi olanput satıcısı
efendisinin de, bu okulda RA’nın gözü dersi gördüğüne inanmaktayım.. ki,
zatenİBRAHİM-BRAHMAN ATAMIZIN amca babalığı da bir tapınağın baş
rahibiydiler.. büyük ihtimalle annesi de en yüksek rahibeydi.…yani okulu onlar
idare ediyordu…meslek olarak put yapıp put satıp, putlara taptırtıyorlardı…vakti
gelince de yani ölmeden evvel ölme deneyimi için o taş tabuta yattıklarında
ise, kendi putları dahil, bilip öğrendikleri her bilgi putunu kırmak
zorundaydılar… çünkü tüm hayatta öğrendikleri hiçbir şey ,öğretildiği ve bilindiği
gibi değildi.. onlar, yolda iz bulmak için sembolik ayet-işaretlerdi…eğer, eve
giden yolu bulmak için konan işaret-ayetlere takılır kalırsak, HERŞEYİ YARATANA
ASLA ULAŞAMAYIZ..
MEKTEPLİLER VE ALAYLILAR DAİMA VARDI VE HEP
OLACAK..
dolayısı ile bir okul vardı ve birde o okula giremeyenlerin veya o okuldan bir
şekilde çıkanların geliştirdiği şamanlıklar-şifacılık ve büyücülükte vardı..bu okula hem girmek çok zordu, hem de
uzun ve eziyetli ergimelerde tekamül edip delirmeden veya ölmeden okulu
bitirmek daha zordu…insiyasyonun sonunda, salik zaten kendisi de dahil tüm
putları tek tek kırıp ÖLMEDEN EVVEL ÖLMEYİ DENEYİMLEMEK ZORUNDA idi..
böylece
o okulun rehberleri olan ŞEM- ŞAM-KEM-KAM
=mürşidler, KENDİNİ OKUMAK İÇİN EVVELA lailahe
İLAHLAR –PUTLAR bahsini inşa ettiriyorlardı… yani esmalar –isimler hamili kart olup, ŞÜPHESİZ İNSAN ÇOK CAHİLDİR ayetince –esmaları emaneten
İNS’AN OLMAK İSTEYEN ADAYA yükleyip,
onlara görev ve el amenlık –ilahlık atfedip veriyordu..
her esma ile yeni bir ilah put ve yalvarılıp aman dilenecek yeni bir TAPINAK-mihrap
edindiriliyordu.. kişiler pek çok mabette, pek çok tanrıdan onun özelliğine
göre bir yardım istiyordu.. bugünde aynısı yok mu sizce J? Devletin
tüm kurum sistemleri ve okullar buna göredir değil mi? her işin belli bir
vazifelisi vardır ve işler birbirlerine asla karıştırılmadığı sürece ortalıkta
düzen olur ki, buna hakiki laiklik denir..her işi –emanetleri sadece
işlerinin ehline vermek lazımdır…
bildiğimiz her tekke eski mısır okul tapınaklarına ve Budist puthanelerine ne
kadar benziyor bir bakınız..resimler, vazolar çiçekler, tütsüler-mantra-isimler
–tesbihler- mumlar-çerağlar. Rehberimize-rabbimize secdeler….kubbeler-minareler-mihraplar….
Eski mısır mabetlerinin olmazsa olması müzik korosu ve ibadet dans ayinleri… koşulsuz
emre iradeyi teslim etmek biat sistemi.. her şey birebir aynen devam eder.. ve sadece bizde değil, tüm dünya kendini
bilmek okulları bu yöntemle çalışır ki, burada dinyoktur..
bu dinin üstünde olan OKUMAK EMRİne itaat ve neyi okuyacağını yani hem
kendisini, hem de kendisiylebirlikte 18
bin alemi okumak-kendisinden sonra gelene de okutturmak irşad-meslek
sahibi edindirip-oldurmak ilmidir..….eğer bu okullar yanlış olsaydı,
binlerce senedir aynı düzende hala dünyanın her yanında kendi meşreplerine göre
KENDİNİ BİLMEYİ ÖĞRETMEYE devam edebilirler miydi sanıyorsunuz ? asla!!! Vahye
dayanmayan hiç birşey binlerce sene bu kadar yetkinkalamaz….
ancak kişiler bu okulu okur bitirirse “BUGÜN SİZİN İÇİN İSLAMI= Allah’a teslim
olarak selamete ermeyi-barışı huzuru SEÇTİM ve bugün dininizi tamamladım”denir ve din günün sahibine selam
verilir....selam ,barışve esenlik
demektir....”artık korkma! emin beldemdesin” anlamı açılır..
Hiçbir
Sureti-RitüeliKabul Etmeyen Ve Tüm
Putları Kıran MUHAMMEDİYETE Ulaşmak Neden Bu Derece Zor..Neden Müslümanlar Muhammedileşemiyor ilmi
her şey hiç değişmeden binlerce senedir aynen devam etmekte değil mi ? neden?
Çünkü ADEM’E SECDE ET emri yüzünden ..bizler secde edenler, bu dünyada da ADEM
makamımızı bulduğumuzda, hemen gider ve O, BUDA AYDINLANMA AĞACIMIZA SECDE
EDER, adak adar , mumlar tütsüler yakarız….Hadi
hadi utanmayalım.hepimiz putperestiz esasında..henüz kelime-i tevhidin ilk
cümlesindeyiz.. bunu bitirmek kolay olmadığı için, ikinci cümle olan
MUHAMMEDÜRRESULALLAH bahsine pek geçilemiyor da diyorlar…gerçi geçsek ne olur?.
geçsek, bu defada, işi ayan beyan doğru yaptığımızı sistemin birlik içinde
teklik –teklik içinde birlik olduğunu ferdi camisiz bir nokta –daire
olunamayacağını anlayacağız zaten..
ve sisteme teslim olup, yenildiğini kabul
edİP,İSLAM=TESLİM TAŞIOLAN KİŞİ için
de artık HER ŞEY YERLİ YERİNDE durumuna
gelecek ve o kişide olduğu yerin kutbul azamı MERKEZ EFENDİ olacaktır J.. ….böylece
Muhammediliğin durulacak bir makam olmadığını, sadece bir zevk ve biliş bahsi
olduğunu, sistemin yani maddi alemin sadece LAİLAHEİLLALLAH (HÜ) üzerinde
kurulu olduğunu, MuhammedürresulAllah ın
ise batını –içi nefsi olan kendini bilmek arzusu –evin hanımı-evin rabbi has
esması olduğunu anlayacaksın… ve orası mahrem-haram daire olduğundan, asla
seninyerin olmadığını bilip, yerin olan
LAİLA –LİLA-LEYLA oyunlarında rolüne devam edeceksin vesselam…
Gerçek anlamıyla en büyük "Put " " Mürşit ", en büyük
" Kâfir " ise " İnsân - ı Kâmil "dir.(alıntı )*
* sümerdeki EA suları yöneten esma olan ENKİ = MARDUK =MÜRŞİDi
temsil eder..ona bazı kişiler ŞEM-KEM –KAM deyip, onları şeytaniyete
yani KENDİSİNİ TANRISAL BİR VARLIK KABUL ETMEye atfetmişlerdir.. çünküEA-ENKİ , geldiği gezegenin yırtılan
atmosferini onaracakları altını çıkartsın diye dünyaya gelmiş ve insan denen
türü de kendi tohumunu , üvey kızkardeşigerdanlık sahibi NİNNA NIN İLAHİ İLKSEL RAHMİNE KOYUP, O’NU DÖLLEYEREK,
köle –kul olarak YARATMIŞTIR.. insanı köle
olarak topraktan yaratmış, fakat yarattığı bu varlığı anlayış ve bilgelik nefesi olan ilahsal
soluğu-ruhu-kutu verip, ADAPA -ADAM ve soyunu
sevince de, insanı ilahlaştırıp göklere ANU ya miraç ettirmiştir..bu işe yaramaz
varlıkları göklere çıkartıp-ilahi sırları onlara öğretmesi yüzünden de ceza
alıp, sonunda yok edilmiştir…
enKİ ,anu ‘nun cariyeden doğan ilk
oğludur ve o yüzden göksel ilahi esma olması red edilmiş, ilk yalnız kalmış
çocuktur…Anu ,kanunlar gereği üvey kız kardeşinden bir oğul daha yapar ve
onun adına enLİL denilir..baba ANU,
oğul Enlil’ e vazife olarak EMİRlik verilir.. yani o
havaya ait bir unsur olduğundan ulul
emirler gibi aşağıdaki kanunları emreder …ENLİL BOĞA ÇAĞI DEMEKTİR......her
şey sürekli bu emir ve onların arasındaki 7 göksel KARDEŞ ESMA İLEve 7 yerel KARDEŞ ESMANINbirleşip ayrılması ile olur …bu sümerde de
aynen kaydedilmiş,diğer kutsal kitaplarda ve Kur’anı kerim de de var...
tuzlu su ile tatlı suyun ilk birleşmesi ve iki denizin birleştiği saha..
EY ANAMIN OĞLU BAHSİ İLMİ….
BOĞA ÇAĞININ BİTİŞİ ,kader tabletinin gelip değişerekKOÇ ÇAĞINA GEÇİŞİNİ HABER VERMESİ İLE KADER
ENKİ’YE BAŞROLÜ VERİR.. artık çağ koç çağıdır…
cariyeden
doğma üvey kardeş ENKİ de , sularda hüküm suren Tİ-AMAT=DÜNYA=NEFS=KADIN OLAN
HAWWA ‘yı emri altına alıp, Tİ-AMAT CANAVAR YILANINI =HAWA OLAN NEFSİNİ
ehlileştirip, sal yapıp üzerine biner(*bakınız
RA ve RA ‘nın yılan suretindeki kayığı ) .böylece
Tİamat-Gen-DNA yılanı ile Enki Marduk birleşir ve ilk maddi suret ADAM OLARAK
ZUHUR EDER.. her şeyin bilgesi ve tüm isimlerin babası ANU’nun bizzat
öğrettiği göklerdeki diğer melekler ve gözcü cinlerle birlikte tahsil gören EA
artık önce EN-Kİ,ardından MARDOK olmuştur.. MARDUK ,Mısır’daki HORUS RA ile
aynı makam ve anlamdadır.. eskiden Mısırda anaerkil bir düzen vardı ve herkes
dul kadın İsis’in çocukları idi.. fakat Marduk ,tufan sonrası yeniden kurulan
Sümer dini gereği ataerkilliğe geçerek bu defa güneş kursunun içindenİsis’i değil de MARDUK=ADEM’İ SURET OLARAK
ÇIKARTMIŞ VE KAYDETMİŞTİR..
(*mesela Medine’nin eski adı
YESRİB-DUL KADININ ŞEHRİ demek miş..çünkü oraya yerleşen eski mısır kadim
bilgelik okulu okuyucuları olan o günkü Yahudiler, gelecek olan HORUSRA-bugünkü
manada MEHDİ makamını bilip bekliyorlardı.. ve gerçekten de o zuhur edince,
onu şehirlerineilk davet eden oldular
ve ilk inananların devamı ) MİTOLOJİLERDEKİ, TANRILARIN-İlahi
İSİMLERİN TEVHİDİ olanİNSAN KADIN ve ERKEKLERİNE neden sürekli TECAVÜZ ettikleriİLMİ
dünyalı kızların güzellikleri ve dünyalı erkeklerle yaptıkları şeylerin
cazibesi diğer göksel varlıklardanCANLAR ,CİNLER-MELEKLERi = AUNNAKİ=GÖZCÜLERİ çekince bu defa ,bu türler
sürekli beğendikleri adam soyu kızlarını kaçırıp onlarla birlikte olmaya
başlamışlar…ve bu kadınlara ilimlerini verip –sihir-büyü-makyaj-ve bilim
teknoloji ne varsa öğretmeye başlamışlar.. BABİL=TANRI
KAPISI …bu tecavüzlerden sürekli doğan
çocuklarsa korkunç varlıklar titan
devler olmuştur.. ..ve onların yeryüzü çırılçıplak yaşayan kadınları ile her
yerde her an hayvanlar gibi korkunç seslerle çiftleşmelerinin ahlaksızlığı
gökleri rahatsız edip, bu dünyalıların tufanla yok edilmesine ve tek bir insan
dahi kalmamasına enlil-EMİR (HAVA)
ce karar verilmiş..ve hiçbir esma bunu duyurmayacağına yemin etmiş.. fakat ea-enki(YER), soyundan gelen NUH’un uyuduğu saz
kamışından kulübeye gidip, bu tufanı fısıldamış ve sazlar bunu nefes ile Nuh
atamıza rüya olarak –vahy ile söylemiş ve Nuh atamız kendisine görünen ak saçlı
–ak sakallı GİRUZU-HIZIR ın ilmi ile, tablette resmedilen gemiyi aynen yapmış
ve kurtulmuştur..bunu bazı göksel isimler-ilahlar kızgınlıkla karşılayıp, ilahi
mahkeme kurmuşlardır..
tek bir şeyin tekamüller yasası gereği yokluktan maddeleşme seyrine girdikçe
isminin sürekli değişmesi ve çağ ile geleneğe göre de az değişiklikle form ve anlam
değiştirmesi ilmi….
Enki ,İNSANA TANRISALLIĞINI-anlayışı-bilgeliği ÖĞRETİR - YOL GÖSTERİR...o yüzden EN-Kİ İLK
MÜRŞİDDİR.. ona şeytan da denmesi normaldir.. ÇÜNKÜ O şeylerin
ilmini bilir.. o eski mısırda SET’bir
üst tekamülde ise çakal ANÜBİS’ tir ve belki de ŞİT ATAMIZDIR..yaniOsiris’in madde deki bedeni ve kardeşi..zira Osiris
AHİRET BEDEN OLAN MAVİ MUMYADIR..IŞIK olarak SET VAKTİ ise ,şey-tanın
birinci yalancı sabahıdır..ona fecri kezip yalancı sabah denir..bir sonra
isegecenin tekamülünde bu defa olan ANÜBİS
-MAVİ ŞAFAKtır.. dolayısıile ona
şafakla doğan horus’ da denebilir.. ..MAVİ IŞIKAKŞAM GÜNEŞİ ve SABAH YILDIZI
OLARAK İKİ DEFA GÖZÜKEN VENÜS-ZÜHRE –CUMA GÜNÜNE DE ATFEDİLİR. (
isis-iştar-zühre-venüs hep aynı manadır)... Venüs saatin ters istikametine
dönen tek gezegen olup, dolu kadehleri boşaltmaya yarar J ki, Sakiye Süduru yeniden doluları doldursun ve sofra
devam etsin J..ZİRA MECLİS O’NUN MECLİSİDİR
…Venüs,varlıkların kendisine suret aldıkları çarşının da adı imiş..Venüs daima
bir kadın suretinderesmedilmiştir
..Sümer de o hayat ağacının en tepesinde oturan çift başlı kartal olarak ta
biçimlenen ânkâ-yani Horus Ra yani Sakiye Suduri-CEBRAİL adlı güzel bir kadındır.ki, biz ona LEYLA–
LAİLAHE da deriz gibi gibi. hintliler LİLA=VARYOK OYUNU derler..
yani, Her Şey’ i Yaratan ,yarattığı
her şeyi ,yine sadece kendi verdiği isimlerle görevlere taksim edip, yine kendi
arzu ve dileği ile yeni yaratımlarında
kullanacaktırvesselam..
Sümer tabletlerinde ortaya çıkan şey ,insanın dünyada kulluk etsinler diye
yaratılıp,tekamülleri ve azimleri ile de
dünyayamirasçı oluşlarıdır.. ne yazık
ki, bir vakitler göklerden gelen insan soyu, artık ilelebet burada kalmaya
mahkum edilmiştir.. ve dünyaşartlarında
aciz olarak yaşlanıp ölmeye….artık nadirin de nadiri bazı ender zamanlarda,
göklerdekiler, aşağıdaki insiye liderlerinden sadece seçtiklerini yıkayıp
paklayıp, göksel hilatlar giydirip J, göklere kendileri ile
ölümsüzlük iksiri içmeye ve bazen haberci- nebulukla veya tablet yazıcılığı ile
miraca almış ve indirmiş amma, asla kendileri ile sonsuza dek göklerde kalmaya izin vermemişlerdir..
Sevdiğim
bakşimdi ne tesbit ettim..herkes nasıl
sümeri ilk sanıp ölüp bayılıyor…bense tam tersine inanıyorum ..şimdi burda şu
ilim ortaya açıldı bak!! Eski mısır da ölümlüler daima RA’nın kayığıyla göklere -geldikleri yıldızlara yükseleceklerine
inanmış ve bunu her yere kaydedip yazıp çizmişlerdir…burada ortaya çıkan şey,
Mısır tufanı görmediğinden, ilimleri olduğu gibi -dejenere edip bozmadıkça saf
kaldı…zira İdris atamız onları
kimsebozamasın diye harflerle değil
sembollerle kazımıştı …ve okulu o kurduğu içinde; sistemin koruyucusu olarak
ilk göklere çekilen- tekamülünü yıldızavurduran kayıtlı tek kişidir ..burada sümer tabletlerini
çevirenler ya kasıtlı yorumlarla oynuyor veya tufandan sonra yeni gelen Kabil
soyunun bilgilerle çok oynadığı açığa çıkıyor..
Yalnız Sümer tabletlerindeki en büyük değerli bilgiyi
ben, İnsanoğluna AİLE OLMA HAKKI verilmesi olarak anladım Sevdiğim.. AL-ALİ-Lİ-İL
–TANRISAL SOY gibi süregiden bir genetik yol bu….öyle bir yol ki, miraç
merdiveni DNA ve atalar yolu soyu –TURK EJDERHASI BİLGELİĞİ AHİLİK… tam da işte
bu.. biraderler-ihvan –kardeşler anlamıdır.
BELDEN DOĞANLAR-RAHİMLERDENDOĞANLAR ve
YOLDAN DOĞAN AİLELER .. aşık
olun, evlenin ve sevgiden doğan bilinçli nesillerle dünyayı yeniden yeşertin.. AİLE OLMANIN EN YÜKSEKFİİLİ İBADET KULLUK ETMEK OLDUĞU ALİ-EV
İLMİ..
Maddi aile de mana ailesi kadar değerlidir..zira ayet
bize sadece kan bağı ile birbirlerimize yakınlaştırılıp sevdirildiğimizi
söyler....eğer AL-AİLE-ALİ= EV HALKI olmasaydık kolayca birbirimizi yok ederdik..….
mesela bu neyi ifşa ediyor..malum olduğu gibi Avrupa da aile denen şey pek yok..ensest
serbest ve bazı ülkelerde bu sümerdeki
gibi asil kanı korumak için teşvik dahi ediliyor.. sonuç ortada .artık
üreyemiyor, hızla eşcinselleşiyorlar ,hata cinselliklerini de türlü sapıklıkla
kaybedip, vücut dönüştürücülük modası ile, başka yaratıkların- yani asli
suretlerine -daha burada iken bilip isteyerek dönüyorlar… çünkü, tüm doyumları
bitiren varlık bedelini de öder değil mi? .. ee. Amerika ‘da ona yakın….
dolayısı ile ailenin en kuvvetli olduğu bölgeler onları çok korkuttu..aile
bağları dinlerinin gücünden geldiğinden dolayı, Ortadoğu ve islam ülkelerini
yavaş yavaş değişik sanal görseller ve teknolojik oyuncaklarla sürekli dejenere
edip, ahlaksızlığı normalleştirip, umumi ve sıradan hale getirtip, ailelerimizi
en sonunda parçaladılar.. çok az sağlam aile kaldı.. onların tekistediği ise,saf ırkları ve kadim aileleri ve onlarda saklı olan gücü yok etmektir..
AMAÇLARIDA yaratmak üzere oldukları yeni Adapa insan robotları ,yeni altın
toplayıcısı avcıkulları aynı şekilde
tekrar sömürmektir..
**
… böylece insanlar
ölümlü tanrılardır anlamı LAİLAHEİLLALLAH
sözü ile kırılır ve ENKİ ilk cariyeden doğan ilk oğuldur ?!!! ( *tefekkür lütfen-tefekkür edin hadii!!
)....cariyeden doğduğu için göklere EMİR OLMAYI KAYBEDİP, bu hakkını kardeşi
ENLİL =HAVA EMİRİ ne terk etmek zorunda kalır ve o ENKİ de da DÜNYANIN EFENDİSİ
olan MARDUK olarak SEÇİLİR.. ama asla bir daha geldiği yere dönemez..bunun üzerine,
yeryüzüne inen baba ANU ve hanımı ve
yanlarındaki diğer ilahi isimler, yeryüzü insanlığını kutsayarak, onlarabazı icatları ve eşya yapmayı, tarımı, astrolojiyi,
sulama kanalları yapmayı ve hayvancılığı ,kumaş dokuyup giysi yapmayı
öğretmişler.. ve sık sık insanlara gerekli şeyler için KARTAL GİYSİLİve BALIK GİYSİLİ rehber öğretmenleri de
yollamaya başlamış ve yetişen nebi-nebuları da Anu ya göklere çekip, onlara
bazen yazılı tabletler verip aşağıya risaletle indirmişlerdir vs vs.. (*tamamını
ancak sümer tabletlerinde okuyabilirsiniz )
o
yüzden de ana temalar ,semboller ve ruhsal izler daima dünyanın her yanında
aynı idi…KAMlık’ a bugün şamanlık dense de, KAMlar türklerin dini liderleridir
ki, islam giyinince onlara KAMİL –MÜRŞİDler denmiştir..bu kişiler kendini
bilmeyi,kendini okumayı tahsil etiren manevi rehberlerdir..islam dininin ŞERiat
kısmına hemen hiçbiri karışmaz.. zaten
işi öğrendiğinde, yani “ DİNDE ZORLAMA YOKTUR”- “SEN SADECE TEKLİF ET”,”SEN
HİDAYETE ERDİREMEZSİN-HİDAYET VERİCİ ALLAH’TIR” ayetinibilirsin.. o zamanda, bugün dünya da islamdan nefret ettiren bazı
devletlerin ve bazı fanatik şeriatçı tarikatların ne halt yediğine cevap
veremezsin.. bugün Amerika-İngiltere-Fransa-İsraİL’ in islam coğrafyasını
dejenere ederek yok etmek için kullandığı İŞİDe kimse islam diyemez…olsa olsa, negatif alemin
rabbi has kutbunun yaşadığına inandıkları Belçika’dan, ermeni bir emirle,
yeniden Kostantinapol ve yeniden BİZANSEMİRİçıkabilir.. uyanık olun,
uyanık !!!
Sevdiğim..bu çok uzun ve yıpratıcı mana arkeolojisi kayıtlarım bazen ve sık sık
beni dinden imandan ve inandığım her değerden etti biliyorsun .. sıkı durmak ve
yoldan sapmamak için çok çabalamam gerekli.. Tek dayanağımsa Evvel Zamanımın
yolun sonuna dek gideceğim ve beni bırakmayacağı, vazifesinin sonsuza dek hay
ve diri olarak süreceğidir… ve O’nun ardılı olan Senin, bundan sonra yola birlikte
devam edip- birlikte başaracağımıza verdiğin sözdür…Sevdiğim…Sen beni o kadar
yapayanlız ve başıbozuk ortada bırakıyorsun ki,o zaman inadımdan ve öfkemden her
günaha girmek istiyorum biliyorsun… belki de giriyorumdur..
bu sanal alemde hayatımda akıl
edemeyeceğim kadar farklı insan türlerive ilgi alanları ile
karşılabiliyorum..o zaman kendimin o kadar saf ve salak, her şeyden bihaber olduğumu
anlıyorum ki.. ben en kötü dediğim günaha dahi girsem ,bu zalimlerin yanında
onlar sevap oluruanlıyor ve halimize
acıyorum…dinlerin değiştirilmiş tabuları
yüzünden iyi insanlara dünya cehennem yapılmış.. kötüler ise her haltı yap
gel ,seni affedip anandan doğmuş gibi ak kaşık edeceğim-yaptığında yanına kar
kalacak ,hadi koçum birde bizim zenginlik ve makamımız - bizim aileyi
sağlamlaştırmak içindebiraz günah işle
de öyle gel, ben seni paklarım numaraları da var malum J?!!!
insanlar nasıl bu kadar zalim ve kötü olabiliyor ve yaratıcımız buna nasıl izin
veriyor?..o varlıkların iblisleri yanında bizim saçma sapan hatalarımıza nasıl
günah ve ceza olarak cehennem verilebilir ki…? diyorum ki!!! Sevdiğim, her
şeyim..…kalbim, günah ile sevaba ve
ödülleri-ihsanları olan cehennem ve cennete bakışını değiştiriyor.. bizim
gibi sıradan vasat insanların günahlarının bile artık günah olmadığını
anladım..o yüzden hiç cazip gelmiyorlar ..bazen tanıdığım insanı kamillere
gidip dertleşmek zorunda kalıyorum....Allahtan ki, onlar beni çok iyi anlıyorlar...ve bizler din
ile kendini bilmek ilmini birbirlerine asla karıştırmaması gereken gerçek
laiklerdik..KAFiRUN da KAFİ NUN da bizdik…kafir –küfür bir şeyin üzerini örtüp
gizlemek demek ya hani..belki de küfür giz perdesi lazım,bilemiyorum..o yüzden
sık sık kamışlara nefes ileAHHH!AHHH
!diye çığlık etmek lazım gelebiyor ki , ejder nefesindeki o bilgi ateşiyangını durulsun..
Sevdiğim
bende tümbunları unutacağım ve hiçbişi
hatırlamadan normal salak umumi vatandaş hayatıma geri döneceğim değil mi?
yoksa bak ne kadar yapayanlızım..Evvel Zamanım neden bana “dilediğinizi söyleyiniz, bizden izin sormayınız, size izin olmaz, siz ezelden izinlisiniz,onlar sizi
anlayamayacak ,hep dediklerinizi unutacaklar,çok az kişi sizi bilip anlayacak
“dediğini yine hatırladım.. buraya nasıl, neden düştüğümü çözemiyor, bu rüyadan
çıkamıyorum..burada insanlar çok zalim..biz avamın dışında başka güçler var ve
o insanlar başlangıçtan beri çok kötüler…kan dökücü ve bozgunculuk
çıkartıcılar.aynı meleklerin isyanla karşı gelip söylediği gibi..ama ALLAH
MELEKLERİN ve ŞEYTANLARIN BU ASİLİĞİNE
KIZIP,SİZİN BİLMEDİĞİNİZİ BEN BİLİRİM demişti ya Sevdiğim..muhakkak ki O’NUN, biz zalim ve kan dökücü-yeryüzünde fitne
çıkartanlardan ,beklediği ve imar ettireceği başka bir şey daha var değil
mi?..biz o kadar zalimiz ki, bugün bile pek çok kişi kıyamet kopsa da bu çirkin
düzen,bu haksızlık ve zulüm son bulup, geldiğimiz yere yuvamıza –ayanı
sabitemize dönsek diye dört gözle bekleşiyoruz.. ölümü dilemeyin demiş ya peygamber Sevdiğim..ne yazık ki RAHMANIN
MERHAMETİ uzun uzun zamanlardır YARATTIKLARINDAN
yana DEĞİL, DE YARATTIKLARINA ELİYLE ZULMETTİKLERİNDEN YANA gibi
..bilemiyorum..
İnsan neden cahil ve zalimdir ?..çünkü yaratıldığı halde ilahlık taslayıp, yaratılandan hariç
yaratana sahip çıkar ve ortaklık-ilahlık iddia eder ilmi..
hiçbir peygamber yeni bir şey yapmadı...başlangıçtan beri
HERŞEYİ YARATAN ADİL BİR YARGIÇTI..kimseye haksızlık yapıp, değişik bir inanç ve
sistem getirmedi.. sadece esmalar
değiştikçe, insan tekamül ettikçe, yeni eklenen esmaya damgasını vuran zamanın –DÜNYANINefendisi EN-Kİ, bir şekilde girdiği korunmuş evden ele geçirdiği
kanun-kader tabletlerini söylemiş ve yazmış-yazdırmıştı.. bunların hepsi vahye dayalı idi.. çünkü ortak
noktalar çok fazla.. ve tevhid inancını ispat ediyorlar.
kimsenin kimseden metin kopyaladığı ve hikayesini kendi kutsal kitabına monte
ettiği de yok.. arkeolojik bilim –sanat insanları da eğerirşad sistemini –KENDİNİ OKUMA İLMİNİ
BİLSEYDİ asla bu komik ve zavallı duruma düşmeyeceklerdi.. onlar zan ediyor ki,
her şey bu son 100 yıldaki üstün zekalı ? salaklarca keşfedildi ve tanımlanıp
bilindi.. heyhat ki ,o mübarek zamanları hala millete yontma, cilalı taş devri
diye öğretip ,bundan kariyer yaptıran ilim insanlarının elindeyiz.. emaneti
ehline vermemenin bedelineyazık..
yazık..
Sevdiğim
geçen ay bayağı bir gezdim.. sana
hatırladığım izleri kaydetmekve
gezmenin insan tekamülüne nasıl yüksek irtifa kaydettirdiğini anladığımı bil
istiyorum..aslında
seyahat etmek en yüksek tahsilli okulda okumak demek..hiç bir şey yeni
topraklar, gelenekteki yeni kavim ve ırkları görmek kadar öğretici olamaz…”Ben sizi meşrep meşrep-kavim kavim yarattım
ve 12 ark birbirlerine karışmadan kendi suyundan içer “ayetlerini bir nebze
ancak böyle çözebiliriz gibi..
Evvela Van şehrine gittik.. aylardan
nisan ortası. bahar taptaze, en güzel yeşiliyle bizi selamladı.. Van’ ayak basar basmaz Haybabam
sevgisi yüzünden bizi velayetin 2. si, arabası ve şoförüyle karşılatıp makamına
aldı..orada iki ,ikinci velayet ve bir kaimmakam vardı..güzel bir sohbet
oldu..böylece gezilerimizde en tepe makamdan, her şehirde bir alta düşerek
geçtiğimiz hali de izleyebileceksin J
Van düz bir arazi..Türkiyenin en büyük iç denizine sahip..suyu sodalı..o bir
göl değil..çünkü oradakilerde deniz diyor ve sizde görünce bu göl değil deniz
diyorsunuz….içinde Akdamar adlı harikulade bir minik ada var..dünyanın tek dış
cephesi kabartma fresklerle süslü kilisesi de burada..tüm peygamberler bu kilisenin dışında kayıtlı..yani ,esasında
dünyamızın geçirdiği astrolojik çağ sembolü olan peygamberlerburada yontulmuş...ada kıyısında, kilise
mabet okulunun tekke bölümü hücreleri dizili bir labirent gibi…ada badem
ağaçlarıyla kaplı ve şuanda tüm görkemiyle badem çiçekleri açmış ve düğün var
gibi..buraya bu mevsimde gelmek, en büyük hediye kadar görkemli ve
güzel….adadan motorla kıyıya dönerken,etrafa bakındım..ısısız.. terör yüzünden bomboş olan bu sıfırdan imar
muhteşem şehre,güleyim mi ağlayayım
bilemedim.. cennetin içinde, sevgisiz ve merhametsiz birgenetik kan davasını güden bukindar milletin, nedenbu halde yaşamayı seçtiğini çözemedim
Sevdiğim..
mayıs ayı başında ise Van denizindeki inci kefalleri aynı somon balıkları gibi
tersine yüzerek yumurtalarını tatlı suya bırakmak için göç yolculuğu
yaparlarmış ve halk da bazı seyir teraslarından bu özelneslin devamı yolculuğunun mücadelesini
izlermiş…
Van
Kalesinde bizim için çay demletilip, birde çayı tepeye çıkarttılar...tüm bu keyif hazırlanırken, bizi yukarı çıkaran rehberimiz,kalenin
arka duvarındaki kilitli yeri açtı ve ve bizi içerdeki kral mezar odasına
götürdü..duvarlarından Urartu çivi yazıları vardı..Said-i Nursi de tam 15 sene
bu kral mezar odasında talebelerine ders vermiş..işte bu özel yerden kalenin
arkasına gelen, en eski Van’a bakarak kalan son izleri görebiliyorsun..
Kaleden Van harikulade gözüküyor. dümdüz ...olağanüstü yeşillik.. çok az ağaç var ve tarım yapılan yer pek
gözükmüyor..soruyorum..” bu bereketli topraklarda neden ağaç ekmiyor ve bir
şeyler üretmiyorsunuz? “..sorduğum pek çok kişi dedi ki : “biz ağaç olsa onu ya keser ya yakarız..ağaç bırakmayız…biz öyle
milletiz..kaçakçılık yapardık eskiden..devlet kaçakçıları görmek için ağaçları
kesip yakardı ve şimdi de biz yakıp
yıkıp kesiyoruz..ekersek yonca ekiyoruz.. hayvancılık için kolay gelir oluyor.
Ağaçla, tarımla kim uğraşacak..definecilik çok yaygın. devlet –müze görevlileri, bulduklarımıza
yok pahasına bedel teklif ediyor..bizde, emeğimizin hakkını verene satıyoruz “..
Van’a baktığınızda ,neden biz büyük şehirlilerin korkunç vergiler-zulümlerle-
sanayileşmiş makine artıkları ile beslendiğimize şaşırıp kızıyorsunuz.. bu
şehir sıfır inşaat..devlet her yatırımı yapmış. Genel Halkı hem saymadığı ve ihanet
ettiği devletten, hem de diğer örgüt aşiretlerinden- onları pazarlayan
yabancılardan her türlü yardımı alıyormuş.. geneli bir şey üretmek istemiyor ve
çalışmıyormuş.. bol bol çocuk doğurup, onlar için para yardımı almaksa en
kolayı..
birileri de burada, sümerdeki gibi altın çıkartmak için yeni köleler
yaratıyordu, farkına varansa henüz yoktu..bazı
bölgelere girilmesi yasakmış..can korkusu ..orada halk genelde çok kurnaz,
herkese göre oynayan olmuş..ki, bu normal..kimse kimseye ne güveniyor -ne
seviyor..kimi kürtlüğe hayranken ,yerlisi
Urartulu olarak ,ermeni olduklarını övünçle söylüyor.. gerçi bunu söyleyenler şimdi Müslüman kimliğinde olsalar da ,derin
derin Urartulu –onlara göre ermeni Urartuyu yeniden dirilmenin özlemiyle
yanıyorlar..Van’ ın
yerlisi çok az..yan komşu şehirlilerden gelen göçtense, yerli Urartu ermeni
Müslüman kavimleri nefret ediyor.. onlar Kürtçeyi de red ediyor.. bazıları
Araplaşmış kürtleri de red ediyor..yani kimse, yine diğer kavmi ne seviyor ne
benimsiyor . aslında TC ,kökleşmiş kindar kavimleri kendi başlarına başbaşa bıraksa, bu kin dolu kavimler ,birbirlerini ayrımcı -bölücü kan davaları yüzünden kısa sürede helak ederler ve türk askeride bir hiç uğruna ölmekten kurtulur....
kimi Hakkarili kırmızı rujlu kadınların yüksek özgüvenini anlatıyor. Yerlisi
ise onları sevmiyor….Hakkaride bir erkek kadınına, kızına, kızkardeşine şiddet
uygularsa, o kadınlar şehirdeki örgüte o erkeği şikayet edermiş ve o erkek o
gece dağa kaldırılıp dövülürmüş.. böylece bu devrin her şehirde olan mafya
robinhutları tabiiki,oyörenin kadınlarının gönüllerini bu sayede
fethedip, onları asker altın kölesi olarak çoktandağda kullanıma almışlar bile …birde o yörede
daire meclisi kurulur ve harika bir ot ateşi yakılır,o ot nefes edilip hep
birlikte mutlu olunurmuş…bir gün orayı ziyarete gittiğimde bende o ateşimeclisine gireyim olur mu Sevdiğim.. J?...
yani
para kazanmak bazı kişilere bu derece kolaylaştırılmışsa, bu insanlar neden
salak fatura köleleribatı insanı gibi
ölümünebir şeylere bedel ödemek için
çalışsınlar ki, değil mi? ahmaklık batı cenahına yığılmakta…geldiğimiz
topraklar bolluk içinde ve bedava…
tek
sorun her an tetikte yaşamak… örgütün her yapacağı eylem ve patlatmayı hem
halkhem de devlet bilse de, herkes
sessizce seyrediyormuş..çünkü aşiret-kavimcilik yüzünden ses çıkaranların
çocukları dağa alınıyor veya bir şekilde yok ediliyormuş.. burada herkesin
kurgu bir fimin sahnesinde rol kestiğini çok açık anlıyorsun Sevdiğim..çok yapmacık ve tehlikeli bir yalan oyun
bu.. o kadar sanal ki,var kabul etmek bile manyaklık .o kadar..artık asla
devlet bizebakmıyır lafına ne inanırım,
nede değer veririm.. herkes kendi eliyle yaptıklarının bedelini yaşıyor u bir
daha görerek öğrendim.. ve giderek her şey yerli yerinde ve kararında anlamına
doğru çekiliyorum…
Sevdiğim burada inanılmaz şeyler dinledim öğrendim..ilk evvela az kalsın
pkk lı kürt olacaktım ki, zaten bana saf kan tamara soyundan kürt olduğumu da
söylediler J..hiç
Türke benzemediğim gibi, türk şivesi ile de konuşmuyormuşum… şaka bir yana
Sevdiğim…. gelgitlerim geçince,türk askerimizin içine düşürüldüğü içler
acısına canım çok ama çok yandı…
her gün ,bizbatıda şımarık hayatlarımıza devam edelim
diye, içimizden seçilmiş fakir ailelerin çocuklarını şehitlik bedeli ile imza
attırıp, onları ellerimizle bile bile adımıza ölsünler diyeBABİL KUYUSUNA SAHİP ÇIKANORANIN EJDERHASINA gönderiyorduk..ve bu çok
normalleşmişti.. o çocukların aileleri çok fakirdi ve anlaşma imzalıyorlardı..
ölürlerse haber verilmeyebilir diye..ama devlet ailesine- eşine –çocuğuna ömür
boyu bakacağına garanti veriyordu ve öyleydi de…ölmek bile –şehitlik adı altında satılır olmuştu..geçen ki
olaylarda, tam 5 tabur yani 500 gencecik çocuğumuzu yok etmişler ki ,burada öğrendim…kalbim çok acıdı..çünkü oraya giden
çocuklardan biriningitmeden yaptığı
aile ziyaretindeki konuşmayı o gündinlemiştim…savaşlardan nefret ediyorum..hele bir hiç uğruna busiyasal
kurgu savaşlardan….isterdim ki, insanlar devletine sahip çıkıp, artık
huzura ersin ve devleti ülkeyi paramparça etmek için, kendilerini kullanan bazı
güçlere artık pirim vermesin ve amiin..
SÖZÜM MECLİSTEN DIŞARI İLMİ….
Sevdiğim bu şehirde anladım ki, Allah bazı kişileri cennetin göbeğinde ve tüm
bereketleri sunarak yaratsa da ,o insanlar fıtratları gereği hain ve
nankördür.. cenneti dahi, yola yaka kısa sürede cehenneme çevirebilirler.. bu kişiler huzuru sevmezler
ve beslendikleri şey kan dökmek, fitne çıkartmak ve bozgunculukla bölmektir..
Van da da halklar hemen her yerde olduğu gibi tek tek bireyken çok iyiler.. yalnızken
korkmuyorlar ve oldukları gibiler. Çok cömertler. inanılmaz konukseverler.. evleri
ve sofraları gani.. ne yazık ki bu güzel kadim halkı ,korku ve belirsizlik can
belası kişiliklerinden soyutluyor ve onları bu belirsizlik kullanıyor.. bize söylemeseler de, anlaşılan o
ki, çoğu türk kelimesinden dahi nefret edip kullanmak istemiyorlar. onlar çoktan
Diyarıbekiri başkent ilan etmiş ve kendilerine ermeni kürdistan denilen bir
ülkede yaşadıklarına farz ediyorlar..yani bizim taraf onlar için … … …
ilk iki gün araba kiralayıp içini gezdiğimiz Van’ın üçüncü gününde, butik tur
denilen bir şeyi deneyimledik Sevdiğim.. burada yaşadığımız bazı sıkıntılar
yüzünden oralı bir rehberi arabası ile iki gün tuttuk..olağanüstü güzel bir
geziye de böylece başladık.. ilk gün Ağrı Doğubeyazıt’a İshakpaşa Sarayına gittik.. ve anladım ki bu saray kıskanıldığı kadar var..çünkü Topkapı Sarayından daha görkemli ve derli toplu..insan inanamıyor ..mesela...altımda zindanım. etrafımda kalem.bahçemde aile türbelerim ve salonumda meclisim,yan odalarımda haremimim, gözümün alabildiği topraklarımda kullarım var :)... ve şimdiki çarşıyı da
bir yarım saat gördük.. kaçakçılık işindeymişler ,öyle dediler. genelde kaçak
sigarave çay satılıyor.. doğuda kahve
içmek kültürü yok.herkes sürekli çay içiyor..
sonraki günse rehberimiz bizi Bitlis’e götürdü.. burada kimsenin pek bilmediği
en doğal haliyle yaşayan bir köye girdik…herkeste çok fazla çocuk var.. küçük ve çok fakir bir yerdi….ama tüm kadınlar ve çocukları
acaip mutlu idi..anladım ki,kendin gibilerle olunca cennettesin ve
mutlusun..ama kendinden daha yukarıda senin asla ulaşamayacağın birvarlığa seyirci olursan ,içine kurt düşer ve
sen cehennemi bir yiyişle kendi kurdunla kendini yersin…bu
köyü görmek bana aşireti-marabaları ve kölelik sisteminin nasıl bazı aşiret
ağalarınca –bazı güçlerle bilerek korunduğunu canlı ispat etti.. çünkü bu kadar verimli su kenarında
topraklara sahip bir yerde, fakirlik ve pislik içinde bir yaşam olmasına asla imkan yoktur…ayrıca yakında yardım ettiğimiz ,bu
tarz bir sınır ilkokulunun halide buydu.. aşireti yönetenler kendi çocuklarını
avrupa’da ,büyük şehirlerdeki en lüx okullarda okuturken,
marabalarının çocukları okuyamayıp cahil-köle kalsınlar diye ellerinden her
geleni yaptığı gibi, pkk örgütü korkutması ile korkudan yardım da kabul
ettirmemeye çalışıyorlar .. yani yönetilen kesimin cahil ve fakir bırakılması da
her zaman geçerli olan bir devletler politikasıdır vesselam..
**Sevdiğim burada Hint karma ve tekamül
safhalarının maddi hayatta ki yansımasını çok düşündüm…beynim evet dese de,
kalbim emin değil..masalçok uzadığı
için, obölüme girmeyeceğim.. ama bil
ki, fena halde artık o kast sistemi ile insan tekamül derecelerini birlikte
anlamaya başladım..
Bitlis bana nedense Kudüs şövalyelerinin orta
çağ italya şehri gibi geldi..TC den itibaren ne kadar iğrenç yapı varsa kanun çıkmalı
ve yıkılmalı..işte o zaman Bitlis dünyada turizm merkezlerinden biri olabilir..
eski merkezdeki üst üste arabaları çok
hayret verici buldum. burada araba kullanan, dünyanın her yanında süper şoför
sayılır herhalde J..
ve Ahlat mezar taşları...sessizlik vehuzur..ve ölümün dingin sabrı..susanlar..bir zaman burada yaşayan
insanları çok yüksek ilimlere sahipmiş ve çok zarif.mezar taşlarına yazdıkları
sözler onların ilim ve irfanlarını bugüne taşımış.. insan onların zarafeti ve
bilgeliği ile onore oluyor… biz, kısa
sürede bu kadar kaba ve görgüsüz insanlara ne ara -ne zamanda dönüştük
bilemiyorum..Bitlis güzel .. ne
yazık ki hiç tanıtılmayan bir yer..Ahlat mezar taşlarının bittiği yerden az
aşağıda arabayla gidince, ayrı bir güzellik bizi karşılıyor.. çok güzel bir
dere,harika bir taş köprü vekayalara
oyulmuş mağaralar.. yeşillik..huzur ve edebilik…
Eve dönüş..dört gün
sonra bu defa da aylar evvelden ayarlanmış Merzifon, Amasya, Çorum, Samsungezimiz başlıyor..
Merzifon da merkezde bir
çaybahçesindeyiz..23nisan için
çocuk törenleri var ve Van’daki velayetten sonra bu defa bir alt kademe
karşılaması olarak Belediye başkanı, askeri ve emniyetçi başlar bu törende ve
yan masada çay içiyorlar J ..az
sonra oradaki saat kulesi ve Fatih medresesindeyiz.. içeride uçaktaki yaşlı
grup da var. .anidenbelediye başkanı
geliyor ve bize burayıbizzat kendisi
anlatıyor.. sonra mekanına bizi alıyor ve bir rehber verip anahtarla tarihi
yerleri açtırtıp gezdirtiyorlar.. aynı zamanda bu rehber her şeyi filme sesli
kaydedip, kendi partilerine canlı yayında yapıyor J....diğer yaşlı gezgin gurubun istanbul’ dan
ayarladığı araçta ,buradaki rehberimizle geziyoruz..
biz bir süre sonra ayrılıp taxi tutuyoruz ve türbelere ziyarete
başlıyoruz..taxicimize hep hizmet ettiği yaşlı bir hanımdan telefongeliyor ve o izinle gidiyor. bekle Allah
gelmez ,bekle Allah gelmez..birazdan bir polis aracından iki polis iniyor ,biz
kahvehane önünde oturan iki hatuna gülerek diyor ki: “siz neler yaptınız bakim söyleyin? “Gülerek “ne yapmışız ki,ne oldu?” diyoruz..polisler “hakkınızda ihbar var..şikayet edildiniz..siz canlı bombaymışsınız ,hüviyetleri çıkarın inceleyeceğiz “diyorlar..
gülüyoruz.. “canlı bomba mı?..yahu az
evvel belediye başkanı kendisi bizi ağırladı..hem hiç turist gelmiyor derken,
gelen turiste sevindiniz ..hem de şimdi böyle yapıyorsunuz, bu ne iş ?” diyoruz..ama kimlikler alınıp
inceleniyor..polisler gülüyor..”yeni
doğmuş gibi tertemizmişsiniz..özür dileriz
biz turiste ,hele öyle sırt çantalı ve fotoğraf çekenlere hiç alışık değiliz”
diyor J…. Sevdiğim, millet paranoyak olmuş anla
yani…taxicimiz geliyor..bu kadar beklettiği için ona kızıyoruz..diyor ki :”
teyzenin eşyalarını hem taşıdım hem de
ödemesi varmış bankaya onu yatırdım.. ben 20 yıllık şöförüm ilk defa şehrimi
gezmek isteyen turist geldi taxime bindi ve onlarınbaşına da bu geldi “diyor kızarak J…ve kendilerini değiştirip geliştirecek, bol
bol para bırakacak turist neden gelmiyor sebeplerini saydırıyor tabii..
ŞİFA
ŞEHRİ AMASYA
Sonra
bizde orada kalmaktan vazgeçip, otelcinin geri vermediği günlük paramızı da
yakıp taxicimize bizi Amasya’ya
götürmesini söylüyoruz…burada otel ararken, bu konuda bize yardım edenfaceden tanıdığım bir doktorla karşılaşıyorum..böylece
bu şehirde de kendimce karşılanmış oluyoruz tabii.. ah güzel biblo şehzadeler
şehri Amasya.. ne kadar bildik ve tanıdık sevimli şehir.. görkemli devasa Kastinneydimoninin minicik hali gibi.. çok
bereketli bir yer ve halkı bilinçli.. çok küçük alanda vadi kenti olduğu içinde
büyümesine yayılmasına imkan yok.. o yüzden ev fiyatları yüksekmiş..yerli halkı
nadirmiş.. genelde civar kentlerden gelip buraya yerleşmişler.. bu şehir o
kadar sıcak ve bizden ki, kendi kendimize korkmadan her yerine girip
çıkabiliriz ve öylede oldu…ilk defa bir şehri sabahtan akşama tek başıma gezdim
diyebilirim.. bazı uzak yerleri taxi ile anlaşarak gezdik ve burada üç gün
kaldık.. hayatımda ilk defa hamama burada gittim- gördüm.. çok komik bir
deneyimdi .. ama böyle bir izi kalsın istedim..
Sevdiğim ben otelleri hiç sevmem..çok huzursuz oluyorum.otellerdeki sürekli
geçen olumsuz görüntülü rüyalar beni çok yorabiliyor.. sanırım oradan gelip
geçen şeylerin izlerini hissedip çok acı çekiyorum.. ama Amasya’da iki defa
peşpeşe sabahleyin yüzüme ayna tutulup, aynada kendimi görme rüyası ile
uyandım.. belki de bu Yeşilırmak kenarındaki tarihi evin güzelliğinden kalan
izdir bilemiyorum..
şimdi gardan
bindiğimiz otobüsle geldiğimiz Çorum’dayız…büyük ve gelişmiş bir şehir.. sabah gardan minübüsle Hattuşa’ya gittik... yerli bir
taxiciyle anlaştık…zaten türk turiste alışık değiller ve taxi tutanına da…
herkes terör yüzünden bizden şüpheleniyor J.. gelenler Çorum’a pek girmeden direk HATTUŞA-ETİ ye
giderlermiş.. turlar direk oraya gider ve başka yerde gözükmeden dönerlermiş.. Çorum ile Hattuşa çok farklı..bu antik
kalıntılı yeri görene dek Çorum’u sevmemiştik , şimdi sevdik.. yolda bir adam bizi durdurdu ki, buda anlayacağın gibi
tekamülde aşağıya inip oranın MUHTARInca selamlanışımız ve dönüşte bizi köy
koporatifine kilim görmeye davet edişi idi.. gözlerinde anlamvardı ve kalıcı idi..
Hattuşa, ETİ –HİTİT MEDENİYETİ oluyor ve benim rüyamdaki MISIR DEVRİ İLE
BİRLEŞTİĞİMİZ YER sanki..burada genelde Alman ve diğer yabancılar olurmuş..her
yeri yürüye yürüye, yaza -çize kaydedip, ölçe biçe yürüyorlar.. Almanlar burada
kazı yapmış ve ne var yok soyup soğana çevirip, ülkelerine taşımışlar diye
anlatıyorlar.. bir Alman arkeolog kadın ,buradaki en kadim fresklerin üzerine
sürdüğü asitli sıvılı kalıpla birlikte her şeyi alıp kaçırmış.. bize kala kala
duvarda ancak izi gölgesi kalmış. .ve o kadına ülkemiz sadece beş sene
Türkiye’yemen cezası vermiş. yaaa..
Sevdiğim buradakien büyük tapınakta
dilek taşı denen bir yeşil nefrit kare taş var….mesela o çok önemli
bence..anlamınıbilemiyorum tabii.fakat
en ilginç ve değerli şey sadece o kalmış gibi geldi nedense.. dönüşte taxicimiz
bizi o kooperatife götürdü ki,hayretle muhtar ve eşi bizi bekliyordu..içeri
alındık .sadece iki kardeştik..bize çay ikram ettiler.sonra büyük bir sevgi ile
kooperatifte dokunan köy kadınlarına katkı kilimlerini gösterdiler...bu köy kilimleri dünyaca meşhurmuş ..kilim sevmeyen ben, bir kadının dokuduğu apaçık halıya benzeyen bir
kilimi beğendim.. o kadına ait iki kilim var..sanki
o kadın bana aktı-kadını acaip bir hisle hissettim.... az kalsın kilim ve
kadın hikayelerine inanacaktım.. param da yok dedim.. tuhaf bir ortam
oluştu..o fiyatı bayağı indirdi.. ısrar etmedim. .çünkü daha fiyatı çekecekti..tam
hakkı olan kalbimin evet dediği meblağa kredi kartına çektiler…kilimim çift yüzlü ve mükemmel.. aldığıma hiç
pişman değilim..tek sorun eve serdiğim yerde hiç düz duramıyor.. oğlum kedi
remçüş kilime bayıldı,sürekli altını üstüne getirip dertop yapıp bırakıyor J.. tavsiye ediyorum. adresi J.(*Kooperatif Arinna halı kilim/ Boğazkale
HATTUŞA/muhtar: 0536 469 32 92 )
Samsun.. inşaat mühendisi olan belediye başkanı bu şehri ihya etmiş..7 km
uzunluğunda çokgeniş doldurma bir
sahilgezi-turizm yolu yapmış.. sahili şehirden
kopartmış.ilerde ağaçlar büyüyüp orman olduğunda muhteşem olacak. sık sık
denizi içeri alarak ,havuzlar ve kanallar da yapmış..arap firması bir yeri
almış ve dünyanın en büyük golf sahasını yapıyormuş…sahile amazon köyü kurmuşlar..
..burada ikiz tepeler denen bir kümbet mezar odasına girdik.. çok etkileyici
idi..taberi tarihinde eski atalarımızın ve eski türklerin bu kümbet mezarda
nasıl oturtuldukları ve gömüldüklerini yaşadım.. aslında yeni buluntular
sayesinde, taberi tarihinin ilk zamanlarının doğruluğunu seyredebiliyorum..
Samsun büyük ve çok gelişmiş bir liman şehri..yepyeni.. aşırı kalabalık..yani
bize göre cazip hiçbir şey yok..o yüzden belli bir yere dek tramvaya bindik ve
sonra Bafra’ya giden minibüslere… halkla gitmek çok eğlenceli..o yer hakkında
çok şey öğreniliyor.. Bafra,kapkara.. TC sonrası korkunç çirkin yapılaşma ile
olan güzelliklerde yok edilmiş her göç yerinden biri…oradan bir yerli taxi ile
anlaştık.. onlarda buraya vaktiyle Yunanistan dan mübadelede sürgün yollanmışlar
… Kızılırmak kenarları ve KUŞ CENNETİmuhteşem
sulak yerler ...köyüne gidiyoruz.. yani insan bu kadar yakında böyle bir
göl ile akarsu kenarında yemyeşil bir köye sahip olurda, gider o kapkara
kasabada nasıl yaşar?!.. oda ;”her gelen
öyle diyor.. haklısınız..yakında bizde buraya ev yapmaya karar verdik” diyor..sanki Orta Karadenizin uçsuz bucaksız Bafra Ovası ve görkemli sulak yerlerini Yaratan
insan gözlerinden saklamış.. burası fotoğraf turizmi için biçilmiş kaftan.. hele
kuş cenneti, tam safarilik belgeselin-bir tablonun içinde gibi
hissediyorsunuz.. vahşi yılkı atları ve suda gezinen kapkara
kömüş-mandalar…burasını da o belediye başkanı yeni yapmış.. sıfır ve inanılmaz
güzellikte…
gördüğün gibi Sevdiğim
,velayetten iki ikinci yardımcı -bir belde başkanı, sonra sadece belde başkanı
ve emniyet-milli eğitimve nihayet
muhtar ve sonuncuda hiçbir şeysiz İstanbul’a dönmek üzere sıradan vatandaşız….bu sabah otelde şu rüya ile uyandım..
bir karlı dağ görüyorum. insanlar var...iki üçgen dağ var...heryer kar..genç
ve çok esmer bir erkek rehberim yanımda…öyle karların içinde duruyoruz..aniden
dağda su dalgası gibi kımıldayan şeyler görüyorum..”bunlar nedir?” diyorum
rehberime..bilmiyorum diyor..onlar kar
kurdu diyorum. aynı anda kar kurtları açılmaya başlıyor, karlar
eriyor..dağın içide heryer kar..“ölüyoruz
“diyorum rehberime..ve dağ üstüme eriyorken karlar beni içine alıyor ölüyorum..
sonra içinde hiçbir şey olmayan bir mağarada gözlerimi açarken uyanıyorum….
gezim bitti ..eve dönmek zamanı..çok
yoruldum Sevdiğim.. ama tüm hayatım boyunca dilediğim pek çok şeyi de
yaptım….butik turdan tut,yürümeye,otobüs,dolmuş,taxi her tür seyahati ve halkın
içinde yine o halkın kendi yerlisi ile gezmenin keyfni-güzelliğini yaşadım..
hiç bir yerde yanlızlık çekmedim..doğuyu çok sevdim.. hayran
kaldım..Tunceli,Bingöl ve diğer her şehre gidebilmeyi çok isterim…anladım ki
modern şehir hayatı hem insanı hem de eşyayı düzeni soysuzlaştırıp bozuyor…SANAYİLEŞMİŞ
ŞEHİR İNSAN ENERJİSİNİ TÜKETİP YORUYOR-SÖMÜRÜYOR..insan fıtratına aykırı bir
yaşam var büyük şehirlerde..sadece koşturmak ve zulüm var. .geniş zamanda geniş hayatlara ayıracak
görünen gökyüzümüzbile yok..ama
bunu medeniyet diye yapanda bizleriz..
NEML SURESİ 88:Dağları görür ve hareketsiz, yerlerinde sabit sanırsın; halbuki onlar,
sürekli hareket halindedir ve bulutların geçip gittiği gibi, (yerin hareketiyle
birlikte) geçip gitmektedirler. (Ve Kıyamet Günü de, Âhiret’te oraya has bir
şekil almak üzere parçalanıp toz–duman haline geleceklerdir.) Her şeyi muhkem
ve kusursuz yapan Allah’ın yapmasıdır bu. Muhakkak ki O, işlediğiniz her şeyden
hakkıyla haberdardır.
4 mayıs Çarşamba : dağ= ruhül kudüs-ruh ve insanı kamil demektir.....BAŞSIZ KALAN HERKES
YANIP YOK OLMAYA MAHKUMDUR..BAŞI OLANIN AYAĞIDA OLUR VESSELAM.. Sevdiğim..Miraç kandili ertesi şu acaip
rüya ile uyandım bak!! Ankara’da ÜÇGEN ÜÇGEN YANYANA sıra dağlar var….her
dağ kapkara yanmış ve içi boş..burası Ankara çarşı pazarı, tüm çarşı yanmış …
yanlızca sıradağların en soluma gelenin içinde bir sevdiğimiz rahmanın nefesi
hükmedicisi var….yanında birileri daha ve O’nun üzerinde omuzlarında mavi TRT ..kırmızı ile de SANAT yazıyor….veaniden Ankarave bu sıra dağlı
şehir ve yol rulet masası gibi yavaşça dönerek
istikamet belirliyor ve yol yeni rota ile, son dağın içinde kalan yegane mana
rehberi ile SOL'A =MANEVİ TASARRUFAT ALEMİNE devam ediyor..... İSTİKAMET BATI
yani BATIN… uyanıyor ve gözlerimi ilgi ile açıyorum… artık Ankara daha boş ..daha temiz...az,öz..kötü kalabalıklar yerine iyi has bir kaç adam gibi adam..
Sevdiğimrüyamın sabahı4
mayısta sanal haberleri takibe başladım..aa
ne göreyim. başbakanımız Davutoğlu istifa etti....gerçi onu hiç dinleyip nasıl
biri olduğunu da aynı diğerleri gibi öğrenememiştim ama şimdi bugün, masalı
yazdığım gün olan 20 mayıs Cuma 1000ALİYıldırım diye hiç tanımadığımbirisi başbakanımız seçilmiş..adına
hürmeten kim diye baktım.. o ulaştırma bakanımızmış ve gemicilik
okumuş..kendisini bilmiyorum ama adı ilginç.. sanırım tüm Osmanlı ve TC tarihinde adı ALİ hem de 1000ALİ olan tek kişi… bakalım
ülkemize ne tecellisi ile gelecek birlikte seyredeceğiz.. bugün aynı zamanda 2o
mayıs ve milletvekillerinin de dokunulmazlıklarının az evvel kalktığı
tarih…yani ortalık pisliğe batacak…bir
kişiyi darağacına çekip hep birlikte halay çekmeyi bekleyenler var ya hanii,şimdi
aynı suçlardan kaçacak delik aramaya başlayacak, hepsi birbirlerini aklamak
için yarışacaklar..PİSLER PİSLERİ AKLAYACAK .HERKESİN ORTAK İLİŞKİLERİ İFŞA
EDİLECEK...sanırım
biz salak kullan at halklar da, ancak böyle böyle uyanacağız…pisler pislerle -temizler temizle
olmaya ayet gereği , hep devam edecek vesselam..
Evet şimdi de Savaş sanatları ve felsefesi derslerinden bir
derleme sunmaya çalışacağım Sevdiğim (dövüş teknikleri,savunma
teknikleri,strateji,insan davranışı psikolojisi, satranç, spor, kılıç yapma ve
diğer tüm sanatlar-tefekkür vs )..bakalım becerebilecek miyim.. peygamber efendimiz her
Müslümana savaş sanatı öğrenmeyi, yüzmeyi ve ata binmeyi emretmiştir malum.. ne
yazık ki bugün bu ilimlerden bihaber bir gençliğimiz ve dahi insan türümüz
var.. atın yerini motor aldı ve savaş sanatlarının yerini de sanalsavaş oyunları…AT-AVRAT-SİLAH üçlemesinin Türkleri tarif ettiği devirlerse unutuldu..savaşçı
ve göçebe bir milleti asimile ede ede soysuzlaştırmak nereye dek sürecek bilemiyoruz..artık
ne dinimiz kaldı ne de imanımız desek te, çokşükür ki inanılmaz bilinçli tasavvufi öğretimlerden ve etnik sanatlardan
dibine dek geçmiş acaip bir gençlikte yetişiyor ve halihazırda da var.. belki debu konuda şuan dünyadaki en ileri gençlik
bizdedir..çünkü genç nüfus olarak dünya halklarında ileriyiz..
savaş sanatlarını herkes öğrenmeli..kendimizi savunmayı her
türde bilmeliyiz..kimseye zarar vermemeyi de..ilk ilke : öğrendiğini nefsin için asla kullanmayacaksın..gerekmedikçe
kimseye de belli etmeyeceksin.. eşyaya at gözlüğü ile değil, her cihetten
oluşum safhası ile bakıp, gideceği istikameti de sezeceksin.. bugün ülkemizin etrafındaki
her ülke düşürüldü, içleri boşaltıldı.. çoğu ülkemizde sürgün -mülteci
yaşıyor..vakti ile bizlerin de başka
başka sınır ülkelerinden ,bomboş olanAnadoluya-diyarı ruma gelişimiz gibi (mesela biz bu ülkeye geleli en fazla 150 sene olmuş )…o zaman bu topraklar bomboştu ve islam nadirdi..ve bizlere muazzam topraklar verip,yetkilerle donatmışlardı,hatırlayınız!!! şükretmeyeli ne uzun zamanlar oldu ve şimdi yeni sürgünlere her zulmü yapmaya kendimizde -toprak sahibi olarak hak görüyoruz...kimse onları istemiyor..çocukları , porno ve organları için
avlanıyor, kadınlarına tecavüz edip,erkeklerini işçi köle olarak kullanıyoruz
ama çok değil bir-iki yy evvel hemen
çoğumuz aynı şekildeydik hatırlayınız!!! kim
yerli ki burada veya başka bir yerde..insan daima göçebedir..doğduğun yer değil ,karnın doyduğu ve yârinin olduğu yer asıl memleketindir değil mi ? evett..
zaman zaman savaşlar, sürgünler olur,
durağan hayatlar akar, aileler genetik bir kaynaşma yaşar ..bu insan
genetiği üzerinde gereklidir.. sirkülasyon-bağışıklık sistemimizi
güçlendirir.gelecek zaman göre bize yeni
ayarlar çekilir.. Avrupalı , etme
bulma dünyasında kendisini imha etmiştir…ve
genel manada, o bölgelerde ,köle işçiler olarak kullandıkları üçüncü dünya
nesillerini, geleceğin Avrupalısı olarak konuşlandırıp, aşağıdaki ülkelerini
oradan finanse edip yönetmekte ve bazı güçler içinde maşa olmaktadırlar..
Mezopotamya vaat edilmiş topraklar
olarak bazı kişilerce tanrının uğruna her şeyi yapmalarına izin verdiği
yerdir.. altında Dicle ile Fırat’ ın altın madenleri aktığına inanılır.. BABİL=TANRI KAPISI yani
Sümer tabletlerine göre ENKİ’NİN göklere çıkmak içingizli kapı bulduğu tek yerdir ki,orası
daha sonra ENLİLce kapatılmış ve ENKİ YENİLMİŞTİR..…ilk her şeyi gören göz
de –sümer metinlerine göre bu kapı üzerindeydi?!!!
Babil haritası daire etrafında sıra üçgen dağlar çevrili bir yıldız şeklindedir
ve o haritaya da Urartular yüzünden ermeniler el koyup, BABİL ERMENİA DEVLETİ
HARİTASI YAPMIŞLARDIR.. yukarıdaki rulet masası Ankara rüyası da, bu
buluşmayakinaye ruhsal bir gösteridir..
yani konumuz BABİL KUYUSU olan rulet vuruşu-dolayısı ile TANRI
KAPISIdır…
Şimdi savaş sanatları
rehberimizden kalan izleri kaydediyorum.. “…çocuklar, ben sizin dininizden
Müslüman değilim ,başka bir dinde doğup büyüdüm. şuan inançsızım..inançları
komik buluyorum ve çok saçma..dünyayı karşına al ve her yanından bak..o küçücük yerlere hükmeden inançlar ne kadar saçma geliyor anla, gör..
*siz eskiden mahallenizden bir
çocuğabaşka mahalleden bir çocuk
küfredince veya dayak atınca tüm mahalle birleşir ve ona saldırırdınız
hatırladınız mı? işte siz eskiden kendi aranızda kavga etseniz de, bir
başkası için anında birleşir ve karşı tarafa çullanır yenerdiniz.. peki bakın
her gün ülkenizdeki KİLİS ŞEHRİNE BOMBA ATIYORLAR, adamlar ölüyor.. orada
insanlar ekonomik olarak çöktü ve evler kilitlendi-göç edildi.. şehir hayalet-ölü
şehir gibi oldu…neden sizler buradasınız peki? Neden hiç olmuyormuşçasına
susuyor ,duymayan bir görmemezliğe geliyorsunuz?…pekii!!
siz neden birleşip KİLİS’E YÜRÜMÜYOR ve HEY!!! BU VATAN BİZİM,NE OLUYOR BURADA
HESAP VERİN diyemiyorsunuz, aklınız nerde ,size ne yaptılar böyle, uyanın!!!
*Çocuklar ..yarın o bombalar burada
sizin tepenize düşecek biliyor musunuz, sıra size de gelecek.. az kaldı..size kadın erkek tecavüz ettiklerinde, yanında
annene ,bacına tecavüz ettiklerinde de öyle bir şey yapmadan durup, sıranın sana
gelmesini mi bekleyeceksin ? hani siz yiğit mert ve erkek bir milletiniz, size
en oldu hey korkaklar ,uyanın biraz..!!
dünyanın efendiliğine soyunan
ülke sizi her yandan kandırıyor ve kullanıyor..yaptıkları kaçış gemisinin dışı
için aynı Sümerlilerin, niburu atmosferi için sürekli lazım olan altına
ihtiyaçları var.. çünkü yalıtım için sadece altın işe yarıyor.o yüzden daha çok
altın lazım…ve bizler Iraktan tüm altınları sadece çalmadık…aynı zamanda tırlar
dolusu çocuklarıda çaldık..onlar buz dolu küvetlere kesilip kesilip organları
için çöpe atıldı..şuan kayıtlı Avrupa’yagiden mülteci 20.000 çocuk kayıp. .nerde onlar biliyor musunuz ? artık o
çocuklar yok.. sizin ülkenizde de yüksek oranda çocuk organ ticareti yapılıyor.
artık sokak çocuklarından ve tinercilerden çok bahsedilmiyor, hiç takip ediyor musunuz?
çünkü savaş var ve daha çok organa sürekli ihtiyaç var…çünkü gelişmiş ülkelerde
genç nüfus yok ve o ihtiyarlara genç organlazım..
uyanın ,uyumayın!!! Biz domuz yeriz ve bu bedenimizde sürekli bakteri kurtçuk
oluşturur.. bunu neyle temizleriz biliyor musunuz?..cinsellik tabusu olan müslüman
kadınlarla ters ilişki ile…çünkü onlar
domuz yemezler.. araplar pis kandır,asil kan soyumuz,bu yüzden onlardan gelmez..onları
sadece detox için kullanırız...avrupa da neden o kadar çok arap kadın tutuluyor
ve çekiliyorbilin !!! mesela bunu
anlatın,yayın ,bilsinler..buda bir savaş sanatıdır..
biz altına tapar ve altın için ölürüz..Irak’
ta altın bulan köpekler, evlerde saklanan her altını buldu ....O ÜLKELER BUNU
HAK ETTİLER. çünkü adil değillerdi ..dinlerini kötüye yorup ,dinlerini maskara
edip ,kötülük için kullandılar.adaletli değillerdi.. her şeylerini bize
sattılar.. zaten uzun yıllardır dünyayı yöneten efendinin kölesiydiler.. sizde öylesiniz..aldığınız her yeni
teknoloji ve o kafanızı kaldıramadığınız, sizi salaklaştırdığımız bir üst model
telefonlarınızla kendinizi biraz daha bize satıyorsunuz..sizin neyiniz var
ki? her şeyiniz bizim..kendiniz ne üretiyorsunuz?.. hiç bir şey.. neden? çünkü size hiçbir şey ürettirmiyoruz..size
para ve sanal oyuncakları yağdrıyoruz..kürtlere çocuk yardımı ve sürekli para
ödeniyor.kimse çalışmıyor..her şeyinizi bunlara bedel olarak satın alıyoruz..o yüzden
de biz ne dersek onu yapmak zorundasınız…..”
…
böyle devam etse de Sevdiğim, bu kurgu biliyorsun ?!!..gerçeği çok daha ağır.. anlatılamayacak kadar
vahşet ve korku dolu..bazen Allahımın beni ne acaip kişilerle tanıştırdığını, en
tehlikeli görüp bilip öğrendiğiminse, nasıl en dürüst ve dost olarak bilge
öğreticiye dönüştüğünü gösteriyor..EN BÜYÜK HAYALİM VE AMACIM OLAN KENDİNİ
BİLMEK KADİM BİLGELİK OKULUMUN YEŞERDİĞİNİ, BİRBİLGESİ VE 5 ÖĞRENCİSİ OLDUĞUNU BİLMEKSE GÖZLERİMİN AÇIK GİTMEYECEĞİNE
MÜJDESİ…..ÇOK TEŞEKKÜR EDİYOR VE SENİ HEP SEVİYORUM SEVDİĞİM J
masalın başında da yazdığım gibi, bazıları boğazına dek vakti ile pisliğe ve
safahata batırılıyor ama yaptığı iyilikler ve düşmanına ettiği merhametler
sayesinde de, o pislikten çekip alınıp- bu
defa düşmanın silahı ile düşmanı vurmak
silahına dönüşüyor.. işte tekamülde en zirveye vurunca olan şeyde bu… saf
kulluk ve saf bilinç… savaş sanatları ve
felsefesiderslerimize diğer masallarda
da devam edeyim Sevdiğim… dediğim gibi bu alemi
tarikatlar yönetiyor..karakartallar şampiyon olmuşdense de ,o karakartalın içinde ak bir
güvercin saklı değil mi Sevdiğim J …aynı okulun , iki farklı zıt öğrencisi sizi selamlar
efendim !!
İyi ki varsın ve beni koruyorsun… Sevdiğim, geçen sabaha karşı o iki kaşım arası kapı
yine açıldı .ama ilk defa onu önemsemedim, uyumak istedim.çünkü artık kendimi
hiçbir hayalle kandırmamaya-oyalanmamaya karar verdim. daha katı ve maddeci
yani , delilli belgeci oldum..işte, sanırım ilk defa diğer tarafa aniden
geçtim.. ve orası kapkaranlıktı..o
kadar karanlık olmasınarağmen, kapkara
badem şeklinde çekik bir kadın gözü, her yerden ilgiyle bana bakıyordu ki,
uyandım…ve uyanınca deliklerden gözetleyenleri düşündüm.ama hayallere
kapılmamaya karar verdiğim için, sadece iz olarak kaydediyorum.. çünkü ben,RA ‘NIN GÖZÜ HELİOPOLİS OKUL öğrencisiyim biliyorsun… * *fotomontaj kart için masal çocuğu Aliya'ya teşekkür ederim