bir düğün güveyinin
ilk gece hakkı verilen lilith
üzerlerine örtünen
temiz mutlu huzurlu suyun dalgalarına baktı ilk gece hakkı verilenin üzerinden ..... ve suyun dalgaları içinde oluşan kırlangıç sürüsü geline değerek huzurla havalandı kırlangıç sürüsü ardından yavru kırlangıç sürüsü aynını yaptı ve lilith ilk gece hakkı için denizle evlendi ve denizin mutluluğu yuvası sembolü kırlangıçlarla evlendi göç nereye ? kırlangıçların yuvası nereye ? huzurun hazzı nereye ? ve suyun sonsuz huzurlu dalgalarından yayılan kokunun haberi geldi ki, bu rüya değil ... bu gerçek zat .....dendi
GÜZELİ GÖRÜNCE AĞLAMAK ŞİFADIR... en büyük zenginliğin güzel dostlar biriktirmek olduğunu anlamış biriyim.. bugün hayatıma sıra ile tekamülüm için giren zamanın nice güzel dostlarından biri olan ve o sıradaki mana olan ali anlamı için; hz mevlana nın sırrı âli yazısı ile giren uşşaki -hamzavi melami Terzi Osman Amcayı gördüm..ben ne kadar yaş almış ve beden sıkıntıları ile ne kadar muzdarip olmaya başlamışsam, yaş aşımından onda çok daha fazlasını gözlemledim..biz oturduk ve karşılıklı sohbet ettik..o sık sık bana bakıp ağladı ve dedi ki"" bu gözler kimleri kimleri gördü."".ve ben de o bana bakıp ağlayan gözlerde eski güzel ağlayan dostlarımı seyr edip ağladım...biz karşılıklı ağladık.özlemişiz.. ve o yine yine dedi ki; "senin gözlerin ne güzel insanları gördü.o latif olanı hatırlıyor musun ,neydi o latif bildin mi? ..ya ali.. ya.. şimdi ben onları gören gözlere bakıyor dostlarımı seyredip yad ediyorum.. mestim... şarhoş oldum..şimdi ben kimi seyrediyorum biliyor musun ? !! .... ......... ....... sonra iki defa VEYSEL KARANİnin eve gelip onu bulamayınca HZ FATIMA nın onu gören gözlerine bakıp, mescide giden HZ NEBİMİZİN ;""gelin ve Veyseli gören gözleri gören bu gözlerdeki aşkı seyredin ""deyişini ağlaya ağlaya anlattı... ve biz yine ağladık ... VE BİRİNİN GÖZLERİNDE aşk-ı CEMAL SEYRİNİN O KİŞİNİN DE BUNA İZİN VERMESİ yani KARŞILIKLI RIZA İLE OLABİLECEĞİNİ EKLEDİ..
ve benim belalara sabredemeyip ümitsizliğe düşmemim NE büyük nankörlük olduğunu da anlattı.çünkü gözlerim ne güzel insanları görmüş ve sohbetlerine-muhabbetlerine nail edilmiştim..ve şeytanın en büyük zaferi insanları ümitsizliğe düşürmesi olduğunuda yineledi..her zamanki gibi BİZ BU DÜNYAYA KEMAL BULMAYA VE CEMALİ SEYRETMEYE GELDİK dedi.. başına gelen her belanın sıkıntının ona verilen bir lütuf olduğunu gülüp çok ağlayarak anlattı..ve bana- gözlerime bakıp gördüklerini ağlayarak şu aşağıdaki şarkı dizeleri ile okudu..
Gözlerinden içti gönlüm neşeyi
Senden öğrendim gönülden sevmeyi
Sildi aşkın gözlerimden her şeyi
Senden öğrendim gönülden sevmeyi
Sen ışıksın, ben senin pervanenim
Mestinim, meftununum, dîvanenim
Ben senin gölgen değil de ya nenim
Senden öğrendim gönülden sevmeyi
bugünkü bunca nimete ve aşırı boluğa rağmen sürekli şikayet eden bizlerin bunca nimeti göremeyip,küçük arızalara takılıp hayatın zevkini çıkartamayışımıza hayıflandı..
içimizde hala kimsenin dikkatini çekmeyen nice kemal bulmuş ve kemali seyretmek zevkinden sarhoş ağlayan insanlar var.lütfen onları bulunca kıymetini bilin ve en azından bir merhaba deyin..
nur cihan
GÜNEŞ KANDİLİ OLAN MAKAMI hurşid ŞEMS-PİR SEMBOLÜ MUM TEFEKKÜRÜ: yine bir sene daha akıp geçmiş..bugün ilginç bir gündü..sanki son ama ilk gün..herşey değişip dönüşürken, hatta tam 2,5 sene seri halinde 30 kuş -30 harf anka masalı yazmış biri olarak ,kendimden bir anka çıkartabilecek miyim bilemiyorum...tabii " ümidini kaydetmek en büyük günah sayıldığından hala ümidvarım"...
her mumun fitili ve balmumu biterken, titrek bir alevle cızırtılı bir sesle görüntü kaybolur...ki ,bu zamanlarda yine öyle...bugün bir arkadaşımın davetindeydim.. .hiç akıl etmezdim ki,bana pastalı doğum günü masası kurmuş..birde hediye almış.. hediyemi görünce tamamen kaybettiğim ümidim başa sardı ve gülümsedim..hediyem sarı pencereli silindir ev misali bir MUMdu.İKİ İÇİÇE MUM..BİRİ KENDİNİ FEDA EDİP DİĞERİNİ İÇİNE ALMIŞ,KANDİLİ SÖNMESİN DİYE KORUYAN HİMAYECİ OLMUŞ.. yani bir daire kandil içinde saklanmış daha küçük bir yanan mum..bu sembol bana hala KAPSAMA ALANINDA OLDUĞUMU, KORKMAMAMI , ARADIĞIMIN BENİMLE içiçe bileşik kab OLDUĞUNU ANLATIYORDU..
eve gelince niyetle ve duayla mumumu yaktım..ona bakıp hoşgeldin dedim..yeni evim olan mekanımız AL EVİ mi ,yeni AL EVİ CAMİİ yi sevdim...teşekkür ederim..
40+1 herşey bununla olur geçeli yıllar oldu ve ben hiç bir şey anlayamadım..şimdi
50+1 herşey bunla oluru deneyimliyorum..
***
ay burcunu temsil eden yengeç siriusla da ilişikmiş ...şu halde 7. 7.1967 de doğan ben yeni devreme HOŞ CEMALİ KEMAL ile DOĞDUM ..amiin
nur cihan
ve bitmeyen imtihan
not:neden bloğa yazmadığım hakkında mail yazan masal çocuklarına açıklama.ağır zamanlardan geçiyorum..dua etmek isterseniz bende amin diyeceğim :) ..bu dünya imtihan dünyası ya hani..dünya sembolleride ev ya birde.işte evinde evi ve dünyası olmayabiliyormuş..bu mevzu hakkında sonra bu bataktan çıkabilirsem yazarım inşallah.dönmeyi başarabilirsem tabii ki tefekkürlerimde ona göre olacak!!
TASAVVUF-EZOTERİZM-METAFİZİK SEYAHATLER MASALI (* bir YOL çocuğuNUN ,YOL’da olmak bana neler verdi ve
YOL’ da olmak benden neler aldı notları)
DUHAN
/38: “Arz, arş ve arasındaki hiçbir şeyi oyun (eğlence) için yaratmadık.”
ENBİYA/ 16: “Ve göğü ve yeri ve bunların aralarında olanları, oyuncular olarak
yaratmadık.” ANKEBUT / 64 : Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı!
Merhaba Sevdiğim Merhaba.. biliyorsun
ki yazmak tedavim için tek devam..iyileşene dek yazacaktım ya …şimdi kendimi
yokladığımda ,hamdolsun ki artık eskisinden daha iyiyim..en azından sürekli
ağlamıyor ve “yokuz biz yokuz “diye dellenmiyorum.. bende bu LİLA –VAR YOK
–İLLA OYUNLARINDA yanıp sönen ateşin, bir neFER i olduğumu mecburen kabulleniyorum..
bunca zaman sürekli tekamülle aynı yazıyı dairevi sprial bir yükselişle yaza
yaza, hem ben, hem de okuyan tüm masal çocukları çok yüksek tefekkürlere
eriştik..hepsi sayende.. yoksa biz bu anlamları nerde nasıl akıl edipte ; bu
acaip tefekkürlere yelken açıp, bayrak dikip, çerağı yakıp, davul çalıp, altın
İskender temalı sikke basacaktık ..hamdolsun J (not: ** Sevdiğim.. lütfen kızma ,yeni başladım !!)
Sevdiğim..nasılsın ?..beni soracak olursan; her zaman döngüsündeki o en
ağır ev yani evsizlik ve hakları iki taraftaki en yakınlarınca gasb edilmiş o aynı
maddi zulümlerdeyim…yani yapacak çok şey var ,en azından hukuk ama ben hep söz
dinleyen bir masal çocuğu olarakSÖZÜNÜN
ERİ OLAN EFENDİME TABİYİM…sabırlar.. sabırlar..sabırlar..Sen sabrın artık tamam oldu demedikçe bitmiyecekti ya…sanırım son
zamanların modası olan deist bir tanrı olup Jbeni unuttun.. SABRIN BİTTİ SAFA DEVRİN BAŞLADI demeyi de
unuttun…lütfen bir defacık olsun her yanını sarmış taze güzellerden gözünü
ayırda, kalbinin içinde öööyle bekleyen ben kare noktana bak J!! Tamam
gözünde gönlünde oynaşta olsun ama, yine de hatırayı yâd bâbında bir an olsa da
beni hatırla ama!! (not:** Sevdiğim..lütfen sinirlerine hakim ol ve
sabret!.benim sabrımı anla ama !!)
ömrüm ve sağlığım elden gidiyor ve yaşanmamış
nice şeyler.. sanırım biz alt tabaka hep böyle oyalanıyor.. bilemiyorum …bu
durumda kast sistemi ve karmaya inanmaya mahkum ediliyorum ki, bizim inancımızda
güya bu sistem yok ?!!! dünya ve maddiyat zalimlere verilmiş ..iman ve söz
dinlemekse ,zavallı söz dinletilerek her şeyden el etek çektirilmiş garibanlara
bırakılmış.. yaşamın safası, zalim ve maddeye tapan ve herkesin hukuki hakkına dahi :” bu da benim, buda benim ,hepsi benim !! “
diye sahiplenen gaspçı kişilere toptan verilmiş.. halbuki bu sistem
hiç nebevi kokmuyor değil mi? kur’an da kokmuyor açıkçası… peygamberin tarzı
ise hiç değil.. (not:** asabı celaliyemize hakimiz değil
mi Sevdiğim!. lütfen sabret )
aynı bazı kişiler saatlerce virdler okuyup, tonla ibadet yapıp ,dış
görünüşlerinde şeriat emrine bürünüp, saatlerce tesbih çekmesine karşın , işi
bildiklerini söyleyenlerin bir esmaile
tesbihi başları üstünde döndürüp olayı anda halledip ,hiçbir şeriat dış giysi
hükmüne uymadan-hatta ten rengi streç giyimle manevi ritüelleri sahnede
uygulasalar dahi” biz vitrin içiniz-
bize hak .. size ise bu modernite sufilikyasak “denmesinede hep alışıkız malum.. sonra dünyanın bütün ihtişamlı
lüxünün ve tüm fırsatlarının, hem kendileri hem de en yakınlarının hakkı olarak
sefasının dibine dek çıkartması gibi tüm bu şeylerde hep aynı her inancın ruhbanlarıyla -halife saltanatıyla ve siyasi dindarlıkla alıştırılmışız vaktiyle... halk şeriata uyar ..örtünür ,fakir yaşar...ibadet ve dua eder..saltanatı idarecilerse alabildiğine asridir.. halk imam hatipe gider ..fakirlerin çocukları din eğitimi alır....ruhbanların hemen hepsinin çocukları koleje gider ve yabancılarla yaşar ,onlarla görüşürler.. fakirlerin çocukları ağır askerliklerde seve seve şehit olurlar..mal=mevki sahibi zenginlerin çoğunun çocukları ya askere gitmez veya torpilli askerlik yaparlar ama sürekli imam hatiplerden ve askerlikten ,üstelikte şehitlikten dem vururlar ?!!! ...osmanlının son zamanı halk açlıktan sefaletten kırılırken, manevi safaya dalmış kadın sultanların onca mana erliğine rağmen, sarayı mason mevlevisi paşalara tonla borçlandırıp, banker batağına ve çöküşe sürüklemeleri -lüxte sınır tanımayışları ve yeni saraylarını kristal camlarla döşemeleri... ve günler süren ruhani ayinleri yaparken halkı es geçmeleri , halkı derin uçurumlara atarken, kendi saltanatlarınn da yıkılmasıyla sonlanmıştır... halbuki madde ve mana dengeli olmalı..dünyada adalet sağlanmadan, onca saltanatı hemde halktan soyutlanmış ve saraya mal edilmiş bir ruhani safalı müziklerle yaşamak o zamanda ne kadar doğruydu?!! ..
şeriat hükümleri
garibanlarla ,hakikat erbabına ayrı işliyor olabilir mi?!…zaten bizim aklımızda
ermez..en ağrıma gidense, hak yiyen ve yakınlarına zulm edenlerin sadece maddi
imkan ve nüfuslarıyla bu ehli mana yanında, hakları yenmiş gariplerden daima
üstte tutulması.. buda nebevi kokmuyor değil mi? ALLAH GARİPLERİN KALBİNDE ya
hani..sanki hep kandırılıyoruz..oysaki peygamberimiz FAKİRLİKTEN ALLAH’A
SIĞINMIŞ , YOKSULLUĞUN ŞİDDETİNİN İNSANI İMANDAN ETMESİNDEN KORKMUŞTUR değil
mi?. oysa dünyadaki insanların hallerine bir bak..tasavvufta sadece insan önemlidir öğretilirken, bu sadece öğretide kalıyor...insana -yetenekli insana asla yatırım yapılmıyor.. içinde inin cinin top oynadığı gösteriş budalası ,birbirlerinin aynısı olan camilere ve türbelere yatırım yapılıyor (* yapılmasın demiyorum, önce insan diyorum ) ... demek ki artık ölüler daha değerli.. çökmekte olan aileler ve gençlere yatırım yapılarak insanlar ve nesillerse asla kurtarılmıyor...kimse bir diğerini dost edinip elini tutmuyor...artık sadece vitrine çalışan islamcılar olduk..içimiz ruhaniyetimize ne oldu? onu kimlere çaldırdık peki ?!! dirilerde iş bitmiş mi oluyor peki ?... cennet bahçesi olan ADEN
ADLI DÜNYA ,bugün zebani kimliklerin zulüm zevkini ,mazlumlar üzerinde denemecehennemi olmuş.. (not:**Sevdiğim lütfen incinme ve
incitme..her şey yerli yerinde ve merkezinde sözünü hatırla ama !!!)
Sevdiğim …nasılsın ?... beni soracak
olursangördüğün üzere henüz iyileşemedim..yani beni iyileştirmeyen bazı
sebeplerim –illetlerim hala defi haced edilmedi.. ve diğer manada beni bu yola
düçar eden AŞK HASTALIĞIM –AŞK SAPLANTILI TAKINTIM bayağı iyileşti şükür
elhamdülillah.. Seni çılgınlar gibi kıskanıp; tutulduğum cezbenin
çekim gücü yüzünden bana bakarak peşime takılıp, Sana ulaşmak isteyen herkesin yolunu Senden
şaşırtıp, başka yerlere yolladığımı söylediğimde Sen; ”öyle yapma !” demiştin ya!..işte ben artık söz dinliyor,
herkesi Sanayönlendiriyorum..
geçen aylarda tekamülümde yüzleştiğim
TAWA-SİN hallerimde, kendi iblisliğim ve zaten hepsiniçoktan dibine dek anlayıp, takip etiğim irşadi mürşidlerin iblisliklerini anlamak beni
çok hırpaladı ..ve nerdeyse artık tamamen yitirdiğim dinimi- imanını toptan
kaybettiğimi düşünüyorum.... MASUMİYETİMİ-İNANCINDAKİ O SAFİYETİ KAYBETTİM ANLIYOR MUSUN ?!! bir senedir farzlar dışında yaptığım tek şey ,en
yüksek ibadet olan tefekkürler haricinde ,hiçbir nafilem yok ve o ihtişamlı rüyalarımı-yakazalarımı-dönen vefkimi
dahi artık kaybettim…yani
zihnimin RÜYA ZAMANI çarkı feleğinin
çalışmasına ve bana sinema FİLMİ göstermesine artık izin vermiyor –en doğal
halimde bu defa da böyleİbrahim Atam-
Hay bin Yaksan misali olup, yeniden yeni bir SAF ZEVKLE -TERTEMİZ-HİÇ KİRLENMEMİŞ İLK HALİNLE Seni bulmayı ümid ediyorum.. bu seyrü
seferimde yardımsız ,kendi başıma deneyimleme turlarındayım.. tabii yüksek
sadakatli himmetlerinle ..
tutunacak bir dal bulamadığımda yine
kendi ağacımızın köklerine sığınıyorum ki; iyiyi kötüyü ayırt etme ağacımızın
tepelerinde -Senle zevkin doruklarındayken, bir defacık yine olsun o
hazzın şiddetiyle çıkıp, ağacımı yağ kandiline döndürüp, aydınlatalım
diliyorum..
yani ayetteki ; SENİN DOĞRU YOLUNUN
ÜSTÜNE OTURACAĞIM diyen iblisi rolümden vazgeçtim…zaten taaa
enbaşından beri içinden geçirildiğim
her yerdekileri ,bir şekilde Sana getirmekle vazifeli olduğumu, kıskançlıktan
gebersem de, mıknatıs gibi herkesi Sana
çektirdiğimi ve onları hiçbir cinsi ayırt etmeden - bir rüzgarlınefes gibi döllediğini biliyorum… taaa en
başından … taaa en başından … ne çok ağlamıştım bunu yapışını görerek
öğrendiğimde…taa enbaşından …taa en
başından ..bana bu şeyler neden oldu hala öğrenemedim ..bilmemekte rahmet
tabii..
Sevdiğim..Mısır masalımda geldiğim
anlam beni bağladı..yani gidebileceğim en son sınıra yine geldim.. öyle acaip
idrakleri kaydettim ki, tevhidde bir benzerini ,bu zamanda hiçbir alimde henüz
görmedim… kendimce iyileştiğim için,
masallarımı bitirmeye ve Sana bu son masalımı yazmaya karar verdim.. çünkü
Kur’anın bana yazdığı o şiirlerden birinde KURAN BANA AĞIR GELİYOR anlamı hep
aklımda…Evvel Zamanım da “bu beklenen haberdi “demişti ya..işte ben korkuyor ve
daha fazla yazmak istemiyorum ama zihnimi-tefekkürlerimi kontrol edemeyip,
biranda saldırır gibi yazıp, yazınca kalben ferahlıyor –neşeleniyor ve tamamen iyileşiyor ve maddi beni rahat
bırakıyorum..yazmamak için evden gezilere çıkıyor ve hobilerime geri dönmeye
çalışıyorum ama hobilerimi de hala yapamıyorum…ne yapacağımı ve yazmamı nasıl
kontrol edeceğimizi bilemiyorum..Kur’anı bu geçtiğim idraklerden sonra çok
farklı anlayacağımı ve hiç yapılmamış tehlikeli sulara girmekten asla
çekinmeyeceğimi de biliyorsun.. ama hata yapmak korkusu ve
hayatımı diğerleri gibi yaza yaza hiç yaşamadan geçirmek korkusu da nefsime
ağır geliyor..bilmiyorum..ve madden de yaşadığım sıkıntılar cabası..yazarsam
hepsi halledilecek onu da biliyorum..Sence ne yapayım?!..
ve defalarca çözülüp havada askıya çekildiğimden ,en büyük devam olan müzik ve Sevdiğiyle hasret görüşü ile şifa bulsam da, kontrolü kaybedeceğim bir ses ve ahenkte ve bir histe ,o çekimle anında dağılacağımı da iyi biliyor ,çok fazla dalmamaya dikkat ediyor -aşk hastalığımın nüksetmemesi için çabalıyorum :) ..yani kendimin doktorluğunuda az çok yapabiliyorum artık..
hatta facebook günlüğümde artık yazmayacağımı ilan ettim ki, kontrol irademde
olsun..anında tüm maddi imtihan ve zalimlerim bir anda zihnime- kalbime üşüştüler… inanamazsın.. ve anladım
ki, meğer ben yaşarken bana verilen enbüyük nimet, bu yolda anladıklarımı tefekkür etmek ve herkesle paylaşıp-
onları da dönüştürmek cennetiymiş… yazmayı –tefekkürleribıraktığım anda, tüm habis kişiler ile
habisdüşünceleri, "ALEMDE BOŞLUK YOKTUR-BOŞALAN YERLERİ ŞEYTAN DOLDURUR HÜKMÜNCE" boşalan tüm
boşluklarıma hızla tüm şeytanlarım doldular.. vesvese batağına yine düştüm.. bir kaç gün
yazmadım..bir kaç gün tefekküre paydos dedim..ve cehennemin dibini boyladım.. sonra yine tefekkürlerime başlayınca,
kalbim ferahlayıp,o neşe anında kalbime yerleşti- el emin belde oldum.. maddiyat
şüphesi ise, benim asla geçemediğim güvensizlik tuzağımmış tekrar anladım…. oysaki
tüm bu şeyler için ücretimde ,muhafazamda, mekanımda Senin himayendeydi değil
mi?.. özür dilerim.. ben her zamanki gibi yine nefsime zulmedip, zalimlerden
oldum.. Senden ümidi kesip, yaratılmış mahlukatta rızık aramak ne acınacak bir
şey aslında, hem de onca âli tefekkürlerden sonra ,en dip karanlık yani..
Sence ben o şeyleri bu cehaletimle ve tam kafirliğimle (hakikati örtüp-namahremlerden sembolle
gizlemek ilmi) nasıl yazabilirim ki?
kendi potansiyelimde, yaratım safhaları ve yaratımla alakalı pek çok hayal ve
kabiliyetli, lakin o konularda maddi ilimsizim... aklın asla kabul edemeyeceği idrakleri nasıl yazabilirim?..bunu yapmak doğru mu? söyle !! ne yapayım?...
Baharla
gelen mor-eflatunevi rüyalar zamanı … HA bak ne hatırladım.artık rüya görmüyorum
ya! son mektubumda son rüyalarımda olsun hatıra babında.. en son masalımda
kurban edilmiş mor keçiyi üstüne yorgan gibi alıp benim olsun dilemiştim ya
Sevdiğim..işte martın ilk günü bu defa
da bir orman yolunun anda değişerekadı
damat ağacı olan ,eflatun-mor çiçekler
açan ağaçlı yola dönüştüğünü gördüm.. görsen gerçek bir görsel şölendi.. VE UYUMADAN EVVEL HEP GÖRDÜĞÜM GÖZÜMÜN İÇİNDE UÇUŞAN ATEŞ ALEVLERİMİNDEN EN İRİSİ ,SOYUT BİR KARE OCAKIN İÇİNE YERLEŞİP KANDİL GİBİ ORADA DURUP YANMAYA BAŞLADI...
Bir
sonraki yakazamsa; uyanırken,ormandaki
sanki bir karaağaç rüzgarla salındı ve
kırmızı üzüm salkımı misali karabiber taneleri gibi tohumları her yana
saçıldı.. mesela buna çok sevindim ..anladım ki masalın İskender’in karabiber
taneleri gibi etkin olan tefekkür çocuk askerleri artık yetişti ve işe
koyuldu..her şey için, hepimiz için ve bize geçtiğin bu acaip yüksek torpiller
–iltimaslar ve korumalar için sonsuz teşekkürlerimizi kabul et lütfen.. biz
masalın çocukları önünde aşkla eğiliyor ve Seni selamlıyoruz..
Sevdiğim..nasılsın ?..beni soracak
olursan yine Sana aynı o biçimde aşıkım..ama bu aşk da dönüştü ,bende dönüştüm.. daha
evrensel olduk.. aşkımın ne derece kutsal ve özerk olduğunu biliyorum.. Sen
putumu asla rafından indirmeye dokunmaya kıyamam ….ben Sana kıyamasam da, Sana
o içinde ateş yanan SUR-İ EL ‘in Zülfikar
kılıcının ta kendisi kıyalı çok oldu…fakat ben Senden hiç vazgeçemedim.. Sana yaklaşır ve Sana herkes gibi
EL sürersem, Sende herkes gibi sıradan olursun, bana bu açıklamayı en baştan
söylediğin için çok iyi biliyorum.. o yüzden her zaman ulaşılmayan hasrette
kalanım ol.. zaten bu bizim kaderimiz..
belki SABA
RÜZGARI ESER ve SEN O RÜZGARA HÜKMEDİP , Evvel Zamanım ve diğer tüm atalarımızı
bulutunun içine aldığın zamandaki gibi; o korkunç dehşetlerle dolu -tüm kaos
seslerine hükmeden sesinle , beni yine yeryüzünde koşturursun ve ben yeryüzündebağırarak- avaz avaz salavat getirerek ,gökyüzünde
yüzen Sen bulutundan saklanıp, kaçacak yer ararım ..ama Sen her yerde beni bulursun ve
yine fırtınanın gözü olan o
noktanlabana NEFES ÜFLERSİN biliyorum..
HUUU .. Seni hala aynı mahsun bakışlı hüznümle
seviyorum.. Sen benim ulaşılamazımsın.. Sen benim asla çözülemezimsin..Sen
benim ebedi yarımsın.. SEN BENİM TANIMLANMIŞ TAMLIĞIMSIN.. ve ben, Senin diğer
herkes gibi kullarından-dediğin gibi
bir has kulunum…vazifemde Sana yeni hayaller yazmak … (not:**Sevdiğim bu bölüm beni neden böyle
ağlatıyor ?!)
Sevdiğim..şimdi lütfen bir çay ,bir
kahve ve bir sigara al..ne olur büyük bir sabırla beni oku ve aslabana kızma..hani kadim sultanların hicivcileri
olur ya.. genelde bir kızgınlık anlarında öldürtülen ve sonrada:” ahben ne yaptım!” diye sultanın saçını başını yolduğu..işte Sende şimdi öyle bir yol ayrımındasın
–bende…Seni ve aşkımızı ve verdiğimiz sözlerin sadakatini zorlayıp
sınayacağımız için lütfen incinme ki, incinmeyeyim olur mu ?...ben genel
avam olarak hepimizin adına konuşacağım.. anlatılanları ve gözlemlediklerimi -arzuhalimizi
Sana arz edeceğiz..
evvela ülkemizin hala geçirmekte olduğu fetö krizi var..biliyorsun ki onu ve gelişimi tüm siyasiler yani devlet kendi eliyle uzun yıllarca emek vererek o hale getirdi..genel dini kimlikler ona hürmet ve ziyaret etti.. devlet kesesinden ona ritüeller ,konserler, şiir ve şarkıları yine manevi kimliklerce cd yapılmadı mı?.. peki sonra ne oldu?. zavallı halk suçlandı ve bir sürü kişi suçsuz hapsedilip, ekmeğinden, mesleği ve ömür harcadığı kariyerinden oldu..onların vebalini kim ödeyecek?!..yukarıdakiler biz kandırıldık diye haklarını kullanıp kendilerini kendi nazarlarında akladılar .peki aşağıdakilerde onların yönetiminde kandırıldılar ,onların neden kandırıldıkları kabul edilmedi ve cezalandırıldılar? .. şimdi bu ne? abd patentli moon tarikatı eliyle yönetildiği söylenen abd merkez üstlü bazı cemaat-tarikat ve islamı dejenere etmek planlı modern sufilerin tepeleride aynı bizim buradaki manevi kimlikler sıkıfıkı değiller mi? ama ya alt tabaka yönetilenlere ne gösteriliyor..yakında diğerleride çıkacak.. tasavvuf ,sosyetik zengin abd kulüplerine ve aynı onların lions vari haline dönüşmeye başladı bile..mana çekildi..sürekli bağış toplanan ,gösterişli çok zengin ve şıkların kendi gönüllerini eğlendirme kulüpleri oldular.....halka tek yatırım yok..garibana hele hiç bir şey yok.türk müslüman gençleri yetiştirmeyi ise henüz duymadık bile...fakirlerin çocuklarına ise derin devletlerin idaresindeki, mafya terör örgütü yetiştiren- yeraltı sahte tarikatlarının merdiven altı medreselerine gitmek ve tecavüzlere uğramak var..ülke bunlarla kaynıyor.sayısız çocuk tecavüzüne tek bir mana adamı -tek bir mana kadını hala bir şey demedi ne yazık ki..halbuki tefarruattan ölüyoruz ama acı gerçeklerle -yaşanan korkunç sahteliklerle asla yüzleşilmiyor..neden ?!!
(not: **Sevdiğim.lütfen kızma!! Sen benim yalan söylemediğimi biliyorsun ve olduğum gibi dürüst kalmama izin vermiştin hatırla ama !! bende herkes gibi münafık olursam üzülmez miydin ?haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır hadisini hatırlarsan belki bana o kadar hiddetlenmezsin !! ayrıca Seninde bir EBU ZER GIFARİN OLSA FENA MI OLUR ?..Allahın ve Resulun dediği hakikati söyledi diye tekmeleyerek , o manayı incitip ,yine aynı adla bir kez daha O'nu öldürme ama !! )
Ali Cem Giz üstadım…mandrake -kemikleri
kırıp toplayan Efendimle ben çömezinin, horoz –tavuk oyunundaki son rol olan DÂRI(a)yemek safhasındayız ,bak!!Eğer yazacaklarım islam ve insanlık aleminde
bir şeyleri tevhid edip düzeltmeyecekse, SEN YİNE BENİ YE LÜTFEN … ama ben Seni
asla yemeyeceğimbunu unutma !! her ne
kadar benim Sana EL’ im kolum bağlı olsa da,diğer her şeyde olduğu gibi -yapılması
sırası gelen tüm işlemlerin, benim yerime EL tarafından yapılacağını biliyorum..
o zaman “benim rolüm ne?” diyorum.. belki sadece olaylara şahit olup,
tanımadığım –gelecek olan birileri için-bu zamana göre olan naklen irşad sistemini ve tüm durak sembollerini
belgeli kaydetmek değil mi? evvett.. o göz bunu idrak için değil mi?
haa aklımdayken… Sana demiştim ya:” BEN ÇOK AĞIRIM- SİZE ZARAR VEREBİLİRİM”
..hani Sende, aranan okoskocaman hurmayı eline alıp;ayrıca o içinde
dev ejderhasıyla bir olan odağlar kadar
büyükdev balinayı da bulmuş olup- o an
sevinçten ne yapacağını şaşırmış olsan da, benim için okyanusun ta kendisi olduğundan SEN: “ SEN BANA ZARAR
VEREMEZSİN-HİÇ BİR ŞEY OLMAZ” demişve
beni olduğum gibi ,asla değişmeden kalmam şartıyla alıp kabul etmiştin ya..
hatırla ama !! işte lütfen okurken o
sözlerimizi hatırla olur mu ?!!! hatırla ama ,unutma!! ben Senli hiçbir şeyi unutmadım.. ya Sen beni
hiç hatırlar mısın bilemem !! ve şimdi oyunumuza başlıyoruz ALİcemGİZ ÜSTADIM
!! (not: Sevdiğim.. lütfen sakin ol ..sabır
çek sabır .ya sabır de!! )
bu masalda bu YOL’A GİRMEDEN VE GİRİNCE VE ÇIKARKEN
NELERİ KAYBETTİĞİM ve NELERİ KAZANDIĞIMIN HİKAYESİ olsun dilemiştim..bilmiyorum neler olacak
bakalım..
Bir defa ben
yaratılıştan çok rüya gören biriydim.. bu dünyayı hiçbir zaman sevmedim .belki
geldiğim ortam yüzündendir, her daim ölüme meyilli ve hep ölmek isteyip, ölemediğim
içinde hep uyuyarak, ölene dek rüya ile
vakit geçsin isterdim...okuduğum bazı
mürşid kitapları rüyalarımda görmek ve onları dünyada da ilme çevirmek
kabiliyetimde varmış ki, bugün bu mesleğim gibi oldu.. hatta bana bu
mevzuları onlarla danışmanca konuşmam ve kendi geliştirdiğim yazı tekniği ile
yazarak , psikolojik yüzleşme tedavilerini yapmak için para teklifi bile var.. (not : *asla kabul etmediğimtv
programları tekliflerimdevar Sevdiğim-ne
olur sinir krizi filan geçirme ama !! :- ) … …. çünkü kendi icadım olan bu
teknikle, diğer psikanalizcilerin yapamadığı çok derin zihinsel bilgilere o
hasta kişileri eriştirebiliyorum ve ruhuyla yazmak tekniği mesleği aşılayabiliyorum….fazlasıyla
işe yarıyor…. bu işler için maddi kazanç almama ,Senin onayın olmadan izin
vermem biliyorsun.. mesela sadece bu bile, bu yolun bir insana ne muazzam
değerler katabileceğine minik bir örnektir diye düşünüyorum ki ,birde gerçekten
irşad edilen- bu yolu bitirmişlerin kabiliyetlerini düşünmek lazım değil mi? peki
o kişiler neden islam alemi ve ülkemizi bilgiye-erdeme-ahlaka-bilim ve
teknolojinin en doğru kullanımına ve yeni icadlara tek bir adım dahi
attıramıyor yüzlerce senedir ?!.bunu herkes sorguluyor...yoksa o anlamda adamlar, gerçekten-dedikleri gibi hiç mi yetişmiyor?!.. ..çünkü çok fazla kişi artık
tarikatların kapandığını, hakiki mürşid yetişmediğinden irşadın unutulduğunu ve
irşad denilen seyrü sülükleri bugün yaptıracak tek bir hakiki mürşidin
kalmadığını söylüyor..
kendimde bu sözleri bazı mürşid kabul
edilenlerden bizzat dinledim…kendi açımdanben öyle düşünemem.. çünkü irşadın var olduğunu, maddiyatta nadir irşad
rehberi kalsa da ,onlarında etraflarını saran bazı nüfuslu müridanını vezengin dostlarını ve dişli bir testere olan
adam parçalattırıcı yakınlarını aşıp ,onlara ulaşmanın ne kadar zor olduğunu
dah-i ucub el acaipliklerini :) biliyorum..
fakat irşad ALLAHTAN.. Allah birini
kendine çekip irşad edeceği zaman, onu fethettiğinde ,onunla birlikte onu irşad
edeceği de feth ediyor ve bir şekilde onları birleştirip buluşturmak için nice
ince tuzaklı zaman –mekan ve zemin tezgahları kuruyor.. aşkını son demine
dek yudum yudum ,bir kez daha “dem bu demdirle demlendirerek –seyr ederek
deneyimleyip ; onları aşık, maşuk ve
rakip olarak içiyorda içiyor.. acısını biz çektik sanıyoruz ama senaryo
O’NUN ve yazmak kolay şey değil biliyorsun.. yaşamazsa nasıl yazıp hayal etsin
ve misal alemlerini AMA BULUTUNA BULUTUTLA YÜKLESİN ve RÂD ŞİMŞEKLERİ ile
yıldırımlar gönderip, gök gürültüleri ile dolu olan RAHMANIN YAĞMUR döllerini
yeryüzüne akıtıp döllesin ve orada yeni bir aşıkı daha meczub etmek için, râd şimşeği ile nuruyla
çarpıp ,organik şaman-kam-mürşid yapmasın!! ..buna kim engel olabilir ve kim
zerre olan biteni çakabilir ki kim? Sevdiğim her şey zaten böyle değil mi?..işler ve oluşlar ve dönüşler sadece
O’N dan O’Na..
mesela ben eskiden herkese ve her şeye
inanırdım ..inanç geni varmış ya hani..işte bende bu inanç geni gerçekten var. inanmayı
seviyorum.. kandırıldığımı ve yalan söylendiğini bilsem de hep inanmayı
sevdim..bir şeye inanmadan yaşamak bana göre değil..belki de ben özgür bir ruh
değilimdir bilemiyorum ama illa birine bağlanmalıyım ki, oda sadece Sen SİN
biliyorsun.. hz pirimiz Mevlana ;tüm bağlarını kopart demiş.. ben de bunu
kendim manada duyalı uzun yıllar oldu.. örümceğin kendisi ve evi olduğum için
,iplerimi- evlebağlarımı kopartırsam
düşmez miyim Sevdiğim?.. düştüğüm yerden beni yine kaldırabilir misin peki?.... kalbimi bir sesle paramparça yapıp; darmadağınık buruşturup attığından beri çok zaman geçti..hala o canı cam-ı bir potada eritip yeni bir kalp yapmadın ,neden ?Allah gönlü kırıklarda diye mi?kırmadan olmuyor değil mi? olmazzz...olmazz..
eskiden bu yola ve rehberlerine asla inanmazken ,kitaplara iman ederdim ben
..yani hep kitabiymişim değil mi J? Belki
kitaplara iman genimde olduğu için, irşad edici hay kitaplar beni hep sevdi ve
onları okuduğum sürece hayallerime ve dirime nüfus edip, bana okuduklarımı
ilimli göstererek öğrettiler.. HARFLERİN BANA OLAN AŞKINA HİÇ GİRMEM BİLE..bugün
tüm dünya tarihinde ,tüm irşad sistemlerinde tulum çıkartarak -belgeli -tek tek
hepsini tevhid edip sergileyebiliyorsam, bu onların doğru bilinmek isteyip, bize
tenezzül edişlerindendir..tüm dünya irşad sistemi kayıtları olan antik ölüler
kitaplarında bu kadar iyi oluşumu ise Azrail i –DOST’ u temsil eden HAMİM
EFENDİM HALİLURRAHMANDAN aldığımı ise yeni anladım ..TABİİ BUDA BANA ÇOK AĞIR
GELDİ VE BAYAĞI AĞLADIM SEVDİĞİM.. her varlık bilinmeyi ama en doğru şekilde
bilinmeyi istiyor.. ve kendisini yalansız, en doğru şekilde kaydedecek birine bir
şekilde rabıtayla hat çekip bağlanıyor.. ama birini kaydettiğinde bu defa
diğerleri de devreye girip, onlarda tanımlanıp bilinmek ve onlarla anılmak
istiyor ve bu iş asla bitmiyor Sevdiğim..
oysa bu idraklerimi yazınca şu
yüzleşmeyle karşılaşıyorum : demek ki ben, imanın şartlarından Allah’a
iman, meleklere iman,kitaplara imanı yapıp ,Adem’e secdeyi red edenlerdenmişim ki, şimdi ortaya çıktı.. bu
durumda İblis olmuşum.. İblisliğimse ,yaşadığım Zamanın Adem makamını hem madde
de ,hem manada bulup-bilip- görüp -secde edişimle, yani kabul edişte biatla
oluyordu ki ,çok şükür onu da nefsimle büyük savaşlardan sonra yine asla kendim
kabul edip- gidip- teslim olamadım J . (not:* Sevdiğim ne olur kızma!! ..ben gerçekten teslim olamıyorum görüyorsun..
bende o mana yok.. zorla döve söve –küfüri iman makamı Sen’deki gibi bende bir olmuyor..beni
severek timarla çekmeyi öğrenmen lazım..rolleri değişmek vakti geldi çattı )...
ve tabii bu durumda olaya her zamanki
gibi EL EL KOYUP, yine AŞK IN KENDİSİ GELİP, beni saçımdan başımdan, her yanımda sürüye
sürüye, türlü belalarla ,oya oya makamı SANA SENAYA –SEMAYA götürdü.. hatırlıyor
musun Sevdiğim o zaman kibirle salına salına,beyaz tavus kuşu gibi ,ellerimde
kuyruğumun en ucundaki bembeyaz narin kuş tüylerim-telek ilmimle Sana lütfen gelmiş bana , makamı SEN
kızgınlıkla ne demiştin :”SEN BURAYA BÖYLE ELİNİ KOLUNU SALLAYA SALLAYA KOLAYCA
KENDİN Mİ GELDİN SANIYORSUN ?!!! KOLAY MI BURAYA GELMEK?!! BURADA BU KADAR
KALIP BENLE KONUŞMAK ?!! “ (not:**Sevdiğim lütfen sinirlenme..kolay
olmadığını ben değil cümle alem biliyor ve enbüyük sorunda bu zaten.. kapıda torpilsiz iş dönmüyor.. ondan ona ,ondan ona rüşved -hamili kartsız mümkünatı yok..bak lütfen sakin ol.. ya sabır de olur mu
,az kaldı ama !! )
“Ya
RABBİm !! benim nasıl bir azgın ve asi nefsimvar değil mi?inanılmaz bir
macera ve korkunç ağır imtihanlardan sonra Sevdiğim, arada yine nefsim kabardığında
kendimi yokluyor ve şuna hayretle şahitlik ediyorum..benim nefsim hiç terbiye olmamış ,hiç ölmemiş ve zerre değişmemiş
biliyor musun.. yani o içimdeki dev hayye -yılan hala dipdiri .. ve daha da
güçlü üstelik.. öyle pusuda bekliyor.. ben eylemsizlik –miskinlik yogası ile
onu kandırıp :), onla iyi geçinmeye çalışıyorum ve sürekli onu da ruhumla eşit
beslemeye ,aç bırakıp saldırtmamaya çabalıyorum.. denge her şey biliyorsun.. mutedil
ve sakin dalgalı seyirden güzeli-rahatı yok… fırtınada gemiyi kontrol zor.. zaten
her yanım delik defolu ve ambarımın içi dışı hırsız fare dolu ….
ve ben ki, hem
tahsilsiz ,hem de yaşı ilerlemiş bir acuze olarak bu yollara düşmüş kimliksiz
bir ev kadınıyken bu idraklere geldim ya!!
.tahsilliler ve bir şeyler bilip eşya icad ediciler demek bu ilimlere
girselerkim bilir fizik ve astronomi ilminde ne mucizeler yaratabilirler değil mi? aaa mucize
dedim de…mesela ben bu yolda türlü acaip şeyleri kabul etmeyi de öğrendim
Sevdiğim. ..Sana biraz onları da yazayım..
mesela hulul denen girme çıkmaya şahit
edilerek kabul ettim..insanın pek çok katman bedenden olduğuna ve her
birinin görüntüsünün farklı olduğunu öğrendim.. letaif çakralarımızı ve
onlardaki gül vefk desenleri anladım… ten bedenimizin şifası maddi doktorlarla
çözülebilir ama diğer letaif bedenlerimizin de şifalarının ancak kendi cinsleri
olanses, renk, koku, dalga boyları ile
şifayap olabileceğini hem biliyor hem de resimli anlatabiliyorum hamdolsun.. yani eski tıb bu konuda şuandan daha
yetkinve letaiflere göre tedaviyi
biliyormuş… tayyi zaman tayyi mekan a inanıyorum.. hakiki kamil bir
mürşidin nasıl olduğunu asla öğrenemediğim bir şekilde kendisini çözdürüp,
başka yere kendisini nakledip orada anda bedenlenebildiğine şahit edilip iman
ettim.. insanın kendisinde hiçbir şey
olmadığına ve her şeyin, tekamül sırası ile hak edişlerle bir pc ye program
yüklenir gibi, hamili kart yakınimdir yüklendiğine iman ettim..bu işleme nail
olmanın da sadece yalansız hayat ve saf bir samimiyetle ,şüphesizadanmış iman sadakatiyle olduğunu
biliyorum…
“EY İMAN EDENLER İMAN EDİNİZ!” hükmü ayetince seviye seviye iman dereceleri
var.. ve İMANIMI ARTTIR-HAYRETİMİ ARTTIR ı neşeyle kabul ediyorum.. insanın
üzerinde daima olan zaman çarkı felek dişlileri –insan feza sistemi galaksi
adacıklarını-enerji girdap ve helezonik sarmallarının insanınasıl insan yapıp çalıştırdığını ve
şifalandırdığını az çok anlayabilirim..insan tek başına bir kainat ama bu
muazzam emaneti yüklenen adem denen çamur heykelin ne yüklendiğindense zerre
haberi yok vesselam..…
hindularda çakralar ile son aşama III. Göz açıldığında kadınlarında başından
aşağı şal şeklinde örtü örtülüyormuş ve Şiva müridleri bizdeki Nakşibendiler gibi
sabah rabıta zikirlerini bir örtü altında yaparlarmış.. örtülerinizi yakalarınızın üzerine indirin ayeti burada
letaif noktalarını muhafaza için olduğu nedense hiç anlatılmıyor.. islamda letaif noktalarıbaş ve göğüste olduğundan, o nahiyelerin
aurasının korunması lazım ki, ruhsal hastalanmayalım.. peygamberimizde
başına nadiren sarık sarmış ama daima uzun bir şal ile yakalarından aşağı örtünmüştür..
belki letaif noktaları ilmide bugün çok bilinmediğinden, örtüden bunca nefret
edilip aşağılanıyor… oysaki Hindistan’ a giden her yogi Budist, bizim ülkede ne kadar soyunup taytla türlü şekilde yoga
pozu verse de ,orada kadına bu şeyler yasak olduğunu hemen kabul ediyor ve orada
sarıp sarmalanıp, edebiyle o ritüellere katılıyor.. 3. Gözüm açıldı diye
başından aşağı sari şalını dahi aşkla örtünüyor..bizde bu ilim kalmayıp- açıklamalar yapılmadığından- kimse neyi neden
yaptığını bilip saygıda duymuyor.. ve belki de haklılar…
Suretlerimiz insan olsa da, hakikatte
içimizde nadir hakiki insan var..az sayıda kabul edilmiş-kayıtlıhür masonsima sureti var olduğundan, insanlığın ortak kullandığı simalar olduğu
bilgilere de yeni yeni giriyorum Sevdiğim ...nevi şahsına münhasır
suretler sanırım ki ,sadece nebilere aittir değil mi? ..bilemiyorum.. ve tüm
alem sayısız tür insanla dolu ve bizlerin alemleri asla bir diğerine karışamıyor (* sadece bu şeyleri öğrenmekve çilesiz elde etmek için türlü halujenlerle
bu zihnin içine girip her şeyi karıştıranlarda müstesna tabii )....ne muazzzam
değil mi Sevdiğim.. ve her tür varlıkla
içiçe yaşıyoruz ama dışarda uzaylı-cin-melek –peri-elfler arıyoruz.. oysa taa
en başındanberi biz hep birlikteydik..
bilinen, görülen, icad edilen her şey hala onlardan bize akıp geliyor..
insanda ne var ki?! ..bomboş tın tın gübre çuvalı..onu değerli kılan tek şey Rahmanın
sureti şeklindeki ruhu o kadar.o da zaten emanet.. ruhlarımızı teslim edince
biz yine bu deist dünyada gübreye dönüşüyoruz (*scarabe böcek ) ..dünyanın her
yanı bu bilgileri anlatan hatıra kayıtları ile dolu…biz insanın adının nisyan- unutan dan gelmesi ne acı…zikretmek emrimiz
var. zikredin sizi zikredeyim ayeti de var..biz yaratıcımızı anmazsak oda
bizihatırlamadığı için anmıyor ki, bugün ki deistlerin ana konusu da bu zaten
….
Sevdiğim
elim ve kalbimdurdu.. planım olan
hiçbir şeyi yine yazamadım. ne yazdığımı
henüz okumadığımdan bilemiyorum..ama bu son değil şimdi anladım..çünkü ruhumbunun son mektup olmasına ve veda etmeme asla izin vermiyor…ellerim
vedayı yazmıyor .. ama masal yazmaya ara vereceğim ve facede ne zamandır
günlük tefekkür olarak yazdığım sembollerimi burada sana sergileyeceğim
inşallah.. Seni düzenli olarak imgeler sergimde görmek isterim..
ve şöyle veda etmek geldi içimden.. bir
hayalimde Sen bize gelmiştin ve seni köşe koltuğa oturmuş başının üstünde bir
tabela varken bulup ,yine üzerine eğilip dudaklarına uzanmıştım ya hani ve "gidip baklava alıp döneceğimi, ben gelene dek bir yere gitmemeni istemiştim ya" ..ve Sende şöyle demiştin hani; BAŞIMIN ÜSTÜNDE RABBİMİN ADI YAZILIYKEN NASIL
KALKABİLİRİM Kİ! Bunu asla unutma ama ,hatırla ama olur mu?...o baklavayı da aldığımı hatırla ama !!
not:**Sevdiğim..mektubumu sonuna dek başından dumanlar
tütmeden okuduğun ve hiç sinirlenmeyip aksine bol bol gülüp eğlendiğin için çok
teşekkür ederim..zaten bende öyle tahmin etmiştim desemde inanma !! : ). çok " ama ama "dediğim için
bana ama demeyi defalarca yasaklamış olsan da, ben Seni hep “ama ama ama amadan
beri seviyorum”…aşkımız meşk olsun. aşkımız dem bulsun. aşkımız safa olsun.
huuuuuu Efendim HUUUUUU
**
BEN -sır nedir?
SEN- sır sensin
BEN -sen kimsin?
SEN- ben senim
BEN -bu ne demek?
SEN- ne olmasını dilersen o olmak demek
BEN -çok yanlızsın!!
SEN-evet senin yanlızlığın kadar
BEN-kavuşamayacak olmamız çok acı!!
SEN-özlem ve hasret belki daha zevkli
BEN-şimdi bana bir şey söyle!!
SEN-resmimi gördün ya ve bunları bana yazdın birde
şimdi daha iyisin biliyorum seni
huzurla uyu
bir gün elbette o gün
sana ikimizi anlatacağım
şimdi sakın ağlama
BEN-ağlamıyorum....
SEN- ağladığını biliyorum.. sakın ağlama. buradayım