15 Şubat 2012 Çarşamba

99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 3



99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 3
Merhaba Sevdiğim ve Merhaba….bugün günlerden Salı ve başımın üzerinde beyaz bir kuş tüyü olduğu halde bu masalı yazıyorumJ..çok enteresan bir hafta geçirmekteyim…şimdi Sana olan biteni sıralamaya çalışacağım ..ne kadar? hatırladığım ve anlatabildiğim kadar tabiiJ.. kendini yok etmeye karar vermiş laptopumda bin bir sıkıntı ile Sana en son masalımı yazdım ve yapıştırdım ..sonrada gidip, artık tutmayan, ağrısından senelerdir usandığım sağ kol bileğim ve harap olmuş gözlerimle uyudum…ertesi gün..laptopu açayım dedim..tıkk yok..beni tınmıyor!!..enerji almıyor!!..tamamen siyah ve kapkara!!J(bu arada; ben bazen, bu elektirikli aletleri dumura uğratabiliyorum eskiden beriJ)hiçbir titreşimsel varlığı yok..içindeki tüm girdili eski bilgilerimle şuan” kabz halinde karanlıkta- ama da- bass olmayı” bekliyor..ne ilginç değil mi Sevdiğim?.

işte kar yağıyor.. günlerden Perşembe..Öney’le akşama doğru teknosaya gittik..hiç para vermeden, sanal aleme sanal taksitle beyaz bir makine aldık..ben hiç anlamıyorum..onlar aldı..ben sadece beyaz renginden dolayı bunu seçtim..markası da” HAY-al-et”miş ki; o vakit, en son yazdığım mevzuya göre tecelliden dolayı daha bir sevindim..işte, oradaki teknik eleman, masal yazabilme ve mikroplara karşı tütsü proğramımı yüklediJ..MSN mi açtı..diğer yerlere girişimi ayarladı.. birde iyi cins hoparlörle bir data bankası aldık.. yazdıklarım ve sevdiklerimi artık el kadar bişeye yükleyip, her yere beraber gidebilecekmişiz.. yazdıklarımı senelerdir hiç kağıda geçirmediğim için Öney bunu zorla aldırdıJ(beni koruyormuş…) ben bu makineden hiç anlamıyorum ve öğrenemiyorum Sevdiğim biliyor musun.. sadece copy pasted ve yazı yazmayı ve sanal alışveriş yapmayı becerebiliyorum..en çok el mürşidi Google efendimin lügatını seviyorum ..garibim data beynine ne girdilerse o kadar bilebiliyor..bir gün gönlü olunca işler değişecek tabiiJ… ileride daha zeki olursam başka şeylerde öğrenebilirim..ve işlerimi bu kadar kolay hallettiğin için teşekkür ediyorum.. keşke her şey bu derece kolay olsa..emektar katibin teşekkür ediyor Sevdiğim..


Perşembe sabahı ayrıca şöyle uyanıyoruz, bak.. rüyalarıma teşrif eden Sen, bir kanepede oturuyorsun.. masal çocuğu üzerine eğilmiş.. Sen ona teslimsin, ama anlaşılan şu ki; o vermek istediği hediyeyi almak istemiyorsun.. neden ki Sevdiğim?!!..kim öyle manası olan bir şeyi reddedebilir ki?!!..bir kitabe-i levh ki başkasına zaten uymaz.. üzerine Senin adın kazılmış.. ve O GÖZ ki; hayallerimde öğrenebilmem için dersi okutulmuş.. ve latif prizmamız ..üçü de bildiğin gibi aynı manada.. tedbirini bana karşı daha bir sıklaştırdığını da böylece anlamış oldum L(bakk!!.aaa!!..bu yazı formatı daha gelişmiş sembollü ha haJ)..ve böyle sitem ettiğime bakma, beni korumak için yaptığını biliyorum.. neyse. sonra ,bahçedeyim.. üst katı camekan olan bir evin içine bakıyorum.. burada L şeklinde bir koltuğa dizili erkekler görüyorum.. camın kenarında ise sadece bir hanım.. o hz.Pir’in neslinden ve o konunun yönetimindeki kişi.. Sen de oradasın Sevdiğim.. bense dışarıdan bakıyorum.. geçenlerde bir ritüel seyretmeye gittiğimde olan şeyi hatırlıyorum nedense.. yanıma çok saygılı biri gelip hürmetle eğilerek “siz rüzgar hanım mısınız, efendim beni size yolladı” dedi.. çocuk: ”hayır ben o değilim.. ama biz benziyoruz” dedi….o kişi: ”evet çok benziyorsunuz” ..


işte Sevdiğim.. bugün hala Perşembe.. tekrar hayallerime geldiğin için çok mutluyum. .laptop arızalı.. kar yağıyor.. Tülin aradı. birden gözlerinin önüne bu masal çocuğu gelmiş.. bir haftadır Mustafa Devati hz ndeymiş..oraya tayin edilmiş. .geçen haftaki hayalini ağlayarak anlatıyor..((ilk defa bir kadının “gel bakalım” denilerek merdivenle çıkılan yüksek bir yere, içeri girmesine izin verilmiş.. ))vee.. evet. orada ilk defa bir kadın görevli olarak işe başlamış. bense rüyama gelen cevabı ve daveti algılıyorum nedense Sevdiğim..o ağlıyor anlatırken: ”ben bu işe başladığımdan beri hayatımda varsın bunu anlayamıyorum” diyor.. çocuk:” bende bilmiyorum neden” diyor…

Ertesi gün Cuma..bugün Ramo 50.yaşına basacakmış.. kodaman klüpte party var..insan böyle bir rakama( 0. ) dayanabilir mi hiç..Sevdiğim rakam ve kutlanacağı yerin anlamı& hayalimin maddi anlamı misali değil mi? işte Üsküdar’dayım… deniz yolu ile geldim..kanaate uğradım.. ve Tülin.. ahşap bir kulübesi var.. çok harika.. aaa.. içeride Aziz Mahmud Hüdai hz nin iki görevlisi de var..biz tanışıyoruz zaten..bir de buranın vazifelisi Beşir ağa ..5 kişiyiz..çok hoş… kanaatten aldıklarımın sayısı tutmamış. ekmeklerimizi bölüşüyoruz.. çay içiyoruz.. kahve.. sohbet.. onlara” insan neden türbedar olmak ister ki?” diye soruyorum.. ” bir kişi bunu yaşamadan anlayamaz, anlatamaz.. bu bir haz ve zevktir.. hayatınız kolaylaşır, tüm işleriniz problemleriniz çözülür.. siz anlayamazsınız bile nasıl oluyor”..çocuk: “tamam,şimdi siz anlatır mısınız, bu haftaki masalımın konusu sizsiniz ya o yüzden “diyor ..Hüdai hz nin hizmetlilerinin ikisi de hafız..çok gençler.. tertemiz simaları var..ve Beşir ağa yaşlı.. Tülin diyor ki” bazı ziyaretçiler muska,büyü filan getirip sanduka örtüsü altına koyuyorlar.. Beşir Ağa anında haberdar olur.. hemen onları oradan çıkartıp yok ederdiyor.. Beşir ağa yaşadıklarından anlatıyor. .ameliyat olacakken olanları, Ravzayı Mutahhara da oranın camlarını nasıl silip temizlemesine izin verildiğini ve başka şeyleri de.. çocuk neden türbedarlık diyor yine? Tülin ve Beşir ağa ağlayarak:” bunu anlatamayız ki.. biz geceleri evimizde zor duruyoruz.. bir an evvel sabah olsun da buraya gelelim istiyoruz.. kokusu ,hali.. özlüyoruz.. hiç bir yerde duramıyoruz..sabah, önce Tülin Hüdai hz min türbesine gider..yarım saat orada hasret giderir buraya gelir..o gelince, koşa koşa ben oraya giderim.. her gün bunu yaparız”..çocuk: “sevgi yukarıdan geliyor diyorlar ya hani.. işte onlar sizi böyle sevip seçmeseydi sizde onları böyle sevemezdiniz değil mi? ne güzel.. bense böyle şeyler hiç görmediğim gibi yaşayamıyorum da..rüyamda bile henüz hiç onlardan göremedim.. yüz yok.. herkes neler neler görüp yaşıyor.. ben de yok” diyor.. Beşir Ağa gözlerinden yaş akarak: öyle demeyin.. siz görüyorsunuz.. hem de her şeyi görüyorsunuz.. öyle demeyin.” çocuk: ”evet.. ben rüyamda değil burada her şeyi görecekmişim ya o yüzden.. biliyor musunuz ben şimdi yaşadığımız şu anda hz Adem as. dan hz Peygamberimiz Efendimize tüm sahabilere ve tüm evliyaya dek hepsinin manalarının aynen devam ettiğine ve yaşadığına inanıyorum.. ve tüm hayatım boyunca da onlarla tek tek tanışacağıma da tabii”.. Beşir Ağa:”evet.. hepsi şu an yaşıyor, doğru diyorsunuz” diyor gülerek.. sonra,” her hafta yapılan bir toplantıya nasıl hepsinin gittiğinden” bir an fark etmeden bahsedip, susuyor JJJ…………….


MUSTAFA DEVATİ HZ..Sevdiğim o benim hemşehrimmiş biliyor musun..Devati hz Üsküdar doğumluymuş.. O, Aziz Mahmud Hüdai hz halifesi Muk’ad Ahmed Efendi ye intisap etmiş.. ve O’da kendisini Kastamonu’ya vazife ile göndermiş.. sonra gelen emirle yine Üsküdar’a avdet etmiş. ilmü ledünü; bizzat hz Peygamber Efendimiz her gün gelerek, bu mekanda O’na öğretmiş..DEVATİ hz nin mesleği divitçilik miş..

divit=
içine yazı kalemleri koymaya yarayan uzunca ve kapalı bir kutu gibi bölümü olan ve bunun bir tarafına tespit edilmiş kapakla, hokkası bulunan kalemlik. genel olarak beldeki kuşağa çaprazlama sokularak taşınırdı. bunlar, çoklukla pirinçten yapılırdı. gümüşten olanları ve kıymetli taşlarla süslenmişleri vardır.(alıntı)

vakit geç oldu..az sonra kapı kapanacakmış.. hep beraber kalkıyorlar.. Tülin le çocuk Devati hz nin kapısında.. beraber giriyorlar.. çocuk: ”O seni seviyor.. sen beni O’na tanıt “diyor.. ve içerideler.. dua ediyorlar.. çocuk; Evvel Zamanından, Latif dostundan, Haybabamdan, Devam eden Gölgelerden, Kuddusi hz ve Zamandan selamlar” söylüyor.. birazdan, arkadaki küçük bir alana ikisi de oturuyorlar.. Tülin oranın anlamını anlatıyor ve geçen gün burada hissettiklerini.. şimdi seni yalnız bırakacağım. bir kaç dakikan var.. ne dilersen iste “diyor.. çocuk öyle oturuyor.. tesir sarıyor.. hiç bir şey isteyemiyor her zamanki gibi.. diyor ki: ”Sevdiğim..Sevgilim..ben ne isteyeceğimi bilemiyorum.. Sen benim için ne istersen bende onu istiyorum.. senin istediklerinden başka bir şey istemiyorum “..ağlıyor..



((ve Sevdiğim ben ne hatırladım ondan sonra biliyor musun.. bundan 7 sene filan evvel biri bebek 3 minik hasta çocukla herkesten uzak-imkansızlıklar içinde- gururumdan hiç kimselere haber vermediğimden-tek başıma geçirdiğim bir vakti..hepsi hastaydı ve bende artık iflas edip ateşler içinde hastalanmıştım.. hiçbir yerim tutmuyordu..ölmek için dua ediyordum.tüm kemiklerim un ufaktı sanki.. hatırlıyorum.. böyle inanılmaz bir huzurlu dalga boyu üzerime geldi.. o dairevi salınmaya başladı:” iste” diyordu.. “bir şey iste”..yine aynı inadım ..isteyemiyordum.. ne isteyeceğimi bilemediğim içindi bu.. aklıma gelmiyordu. .”istemiyorum” dedim sessiz harfsiz.. o, sessiz ve harfsiz, istemem için beni zorluyordu.. isteyemiyordum.. o bana kızdı.. istemem için tabbı baskı yapmaya başladı.. sadece şunu hatırlıyordum.. yarı baygınken, göğsümün üzerindeki sağ elimin şahadet parmağı inip kalkıyor ve parmağımın her inip kalkışında da “şunu da isterim, bunu da, bunu da” diyordum. .bazen uyuyakalıyordum.. o şey beni zorla uyandırıp istetiyordu.. bu sabaha dek sürdü. ama ben ne istediğimi hiçbir zaman öğrenemedim Sevdiğim.. ne ilginç değil mi?))


vee..kapının kilit vakti..4 türbedar kapıda bekliyor..celvetiler arasındayım Sevdiğim
J..ayakkabılarımı giyerken, aaaa!!..ayakkabımın yanında bembeyaz bir kuş tüyü..telek…DİVİTÇİMDEN BİR BEYAZ TÜY KALEM HEDİYE…. Sevdiğimm..Sen ne yaptın!!…mahvoluyorum.. elimi uzatıp kuş tüyünü avucuma alıyorum..bunu hanginiz buraya koydu, Beşir Ağa mı?” diyorum: ”hayır ..öyle şey olur mu, neden ki?” diyorlar.. avucundaki beyaz telek e bakan çocuk tüm vücudunu saran tesirle ağlıyor.. o konuşamadığı için diğerleri de konuşamıyor nedense Sevdiğim.. teşekkür ediyorum.. şimdi yazarken bile ağlıyorum..çok teşekkür ediyorum.. SENİ BUNDAN SONRA bembeyaz TELEK İLMİ İLE SEVECEĞİM…süslü püslü…böyle salına salına,nazlı nazlı.. Seninle rengarenk resimler yapacağız…


Tülin bana hz Devati’nin kitabını verdi.. okudum.. orada pek çok acaip şey var.. kendimce cevaplarda buldum.. birincisi şu bak. .dervişin biri gelip:” ben efendimin adından başka hiçbir adla teskin olamıyor, diğer yüksek ruhlar gelse dahi mutmain olamıyorum, neden, bu bir eksiklik mi, öğrenir misin?” diyor..Devati hz soruyor..Ahmed Efendisi de diyor ki:onun bu hali; sadece bizi tanıyarak her şeyi bilip öğrendi, diğerlerini hiç tanımadı da o yüzden ve bu eksiklik değildir” diyor.. Devati hz bu cevabı o dervişe anlatsa da, o inanmıyor ve vesveye kapılıp o halini kaybediyor zamanla..

Sevdiğim hatırlar mısın?:”ben sadece Sizi seveceğim.. başka hiçbir şey yapmayacağım.. vazife-sorumluluk yok tamam mı? her şeyi siz yapacaksınız”...Zaman gülerken,birden tüm ciddiyeti ile:”ne yani, sen, Ben olmasam buraya gelmeyecek misin?!..Ben önemli değilim ki..Turuku A’li önemli ve aslolan kişiler değil YOLdur..yola ,Ben’den sonrakine devam edeceğine Bana söz ver “diyor..çocuk susuyor.. Zaman yine soruyor.. çocuk susuyor:” sadece siz”J..söz ver diyor Zaman.. çocuk:” ben buraya sadece Sizin için geliyorum…Sizi görmek için.. ben başka kimseyi ,onları, diğerlerini tanımıyorum ki..sadece Sizi bilip tanıyorum. ben başka hiç kimseyi istemiyorum.. buna dayanamam.. Siz olmazsanız buraya gelmeyeceğim.. gelmem”.. hatırladın mı Sevdiğim..ve Sevdiğim ben hiçbir meşke meşrebimden dolayı katılamıyor ve onların hissettiklerini hissedemiyorum ya birde.. işte son vakitlerde böyle kendimi serbest bırakırsam kalbim Senin adını daima zikrediyor..hiç bir türlü onların söylediği o esmaları benim kalbim söyleyemiyor.. sadece Senin adın..ne acaip değil mi? işte burada Devati hz den, bunun yanlış olmadığını böylece öğrenmiş oldum ..teşekkür ediyorum..


bir de sahte mürşitler var tabii..hz de bunu merak etmiş.ve hz Efendimize sormuş.. O’na da; canlı canlı, bunu yaşatarak göstermişler. .ve o bölümün sonunda şunu söylemiş :sakın evliyaullahın hatırını kıracak işler yapma! yoksa makam değil, hal değil, Allah saklasın imanın bile gidebilir.. onların huzuruna inkar ile varmayasın.. zira Arş’tan düşenin parçası bulunurmuş, şeyhin kalbinden düşenin parçası bulunmazmış.( Şeyh Mustafa Devati k.s. TUHFETU’S SUFİYYİN-sufilere hediye kitabından alıntıdır)

ve Sevdiğim benimde bir vakitler canımı çok yakmış olan bu sahte mürşid bozuntuları bugün her yerdeler.. her meslek ve her manada iş görüyorlar.. ve biz Senle onların izini sürdüğümüz içinde bu cevap beni çok mutlu etti. çünkü en tepeden bakınca her şey bir ya hani…ve en zalimle en mazlum orada kol kola ya hanii..ama hiç mi fark yok yaniii?o zaman bunca zulüm ,çekilen ızdırap neden ya haniii? peygamberlerin yaşadıkları o çile üstüne çileli hayatlar peki?!! Veee..demek ki bize anlatıldığı gibi değilmiş..

ve Sevdiğim ben bu incecik, seyrü sülük halleri kitabını okuyunca ayrıca şunu anladım.. bu yol inanılmaz zor ve ızdıraplıymış..en sonuna dek başaranlar çok nadir.. torpil felan da aslında yokmuş.. sadece hak eden, çalışan, devamlılık gösterene.. ve yol, o adım attıkça gayretle açılıyor.. yoksa hediyeler herkese verilip , hallerde ihsan ediliyor.. ama onların hakkını verip üstüne hiçbir şey eklemeyen bir insanda, zamanla o hediyeleri kaybediyor.. yada o haller zaman aşımına uğrayıp hükümsüzleşiyor.. zaten Devati hz de yolun çok hızla çıkıldığını ama o makamda durmanın çok zor olduğunu yazmış.. vee..keramet ve şifa kafirlere de veriliyormuş.. bunlara takılmak ancak cahilce işlermiş, bunu da anladım.. esas istenense “EY İMAN EDENLER İMAN EDİNİZ bölümündeki KULLUK BİLİNCİYMİŞ “..teşekkür ediyorum.. bunları öğrendikçe Sevdiğim ; öyle özel şeyler görüp yaşamadığım ve hiçbir hale sahip olmadığım için çok şükrediyorum biliyor musun.. sıradan basit ve istenildiği gibi kul olmak çok özel bir şey bence..


akşam..50. yaş günü..zirve kariyerler dairevi pistte fora..tıstaka tıss..onlarda kendi hallerine göre kalplerinin zikrini yapıyorlar; kendi halvet dairelerinde işteJ…ve ertesi gün evime dönmek için yolardayım yine.. otobüsün camından rengarenk giysiler içindeki her bir nokta insana bakıyorum.. bir şarapçı şişeyi sonuna dek devirip onu yolun kenarına fırlatıyor.. sonrada ara sokaklardaki yokuşu tırmanıyor.. Ya Rabbim diyorum, bunların hepsini tanımak zorunda mıyım?!!..istemiyorum. .dayanamam ki.. ben kendime daha tahammül edemiyorum be Sevdiğim…çok canım acıyacak ama bil yaniii..işte aklıma kuş tüyüm geldiği her defasındaki gibi, birden, nedense ağlamaya başlıyorum yine…artık yazdıklarım ve hayatım bir masala dönüşmeye başladı Sevdiğim.. kendimi külkedisi gibi hissediyorum.. evimdeyim.. Allah hepimize sığınacağımız tertemiz –huzur dolu evler-maddi manevi sağlıklı beden evleri versin inşallah..ve aminn..


gece..gözlerimin önünden maytaplı yıldızlar akıp geçiyor yine. .uyuyorum…bir yerdeyim.. benim bir siyah ekranım varmış Sevdiğim..katlanıyor..onu çıkarıp duvara asıyorum.. boydan boya dev bir tv ekranı oluyor.. orada Seni seyrediyorum
J.. başkaları da geliyor..kıskandığım halde izin veriyorum.. sonra Sen yanında birkaç sadıkınla geliyorsun.. çok hoşuna gidiyor ..biraz izleyip yan tarafa gidiyorsun.. bende peşinden gelmek istiyorum.. biri önümü kesiyor. . kadınların oraya geçmesine izin vermiyor muşsun.. üzülüp geri dönüyorum ve bana karşı aldığın tedbirine hiçbir şey yapamıyorum tabii…söz dinliyorum her vakit ki gibi..((*istemezsen gelmem biliyorsun..bakalım beni latif esması ile onlardan koruyabilecek misin yine…beni çok incitiyorlar ..ama yapacak bir şeyim yok..))

ertesi gece..bir anda uzaya tam gaz hızla akan o DNA sarmalına benzeyen şeye bakıyorum.. aman Allahım bu ne hız ve o ne peki? Uyuyorum.. bugün Cuma.. uyurken kendimi görüyorum.. koltuktayım.. Sende ilerdeki koltukta 50. yaşındakiyle sohbettesin.. birden neşeyle ayağa kalkıp çocuğa sesleniyorsun: ”şuna bak!! ..nasılda ayaklarını Bana doğru uzatmış uyuyor “diyorsun.. ben gülerek Sana bakıyorum.. ama öyle keyifli ki, uyanıp doğrulamıyorum ..sonra iki tane baba?!!..şu sıra hep onları da görüyorum.. onlar sahtemi gerçek mi henüz bilemiyorum Sevdiğim..:)ama masalları ve bizi çok sıkı takip ettiklerini anlıyorum..Sen onları çok iyi biliyorsun bence…


ve LATİF ESMASI NI YAZMAM GEREKİYORMUŞ, ANLIYORUM.. birde sahabiler.. sahabeler hakkında hiçbir şey bilmiyorum ama bugünkü efendiler ve etraflarını gözlemleyerek Sana bu konuda çok şey yazabilirim.. her zaman Senin etrafında ancak birkaç kişi gördüğümle- diğerlerinin hali harabiyetlerini de yazabilirim tabiii…ama ne kadar izin verirsin bilemem…ne kadar sahtekar olduğumuzu kaldırabilir miyiz Sence?hıı?!!

pazartesi..Demirli hocama tel açıyorum..masalları okumuş..”güzel” dedi.. (Jisterse demesin; buraya yazarım biliyor..J)ona derslerinde hep anlattığı o kuş tüyü hikayesini söylemesini istiyorum.. “tamam ..Feridettinn Attar’ın Mantıku’t Tayr kitabını açıyorum” diyor..

SİMURG BİR GECE YARISI ÇİN ÜLKESİNDE GÖRÜLDÜ..ORADA KANADINDAN BİR TÜY DÜŞTÜ..BU SEBEPTEN HER ÜLKE BİRBİRİNE DÜŞTÜ..HERKES O TÜYDEN BİR NAKIŞ ELDE ETTİ..O NAKIŞI GÖREN HERKES İŞE KOYULDU..”

“tamam, yazdım “diyor çocuk..hocam şimdi sorum ARAF?..Demirli Hoca bilinen anlamı söylüyor..cennetle cehennem arasındaki yüksek yer..çocuk” ben başka anlam istiyorum,Arabi hocam ne diyor..hoca:O,arafın İnsan-ı Kamili işaret ettiğini söyler diyor..çocuk tamam benim istediğim anlam buydu ve benim için ARAF DÜNYA da demek aslında diyor ve ekliyor..sonra sorum olunca yine ararım olur mu?”.. ”tamam, ne zaman istersen” diyor hoca ve teşekkür ediyorum.. ben ne bahtlı bir cahil talebeyim değil mi Sevdiğim..danışma kurulum bile imtiyaz yaniiiJ


Sevdiğim, az evvel facebookta bir şey izledim..bu face kanalında en popüler kliplerin bir numarası maşallah-inşallahçı birinin..hani,eskiden hayatta canından başka hiçbir şeye sahip değilken; istidraci =bugünki haşhaşi sıfat elbisesini giyen = yaşayan mana tarzı ile tüüm zenginlerin kolejli çocuklarını ve servetlerini iç ederek versace altın yaldızına buladığı-oradan buradan toplama ilimle yazılmış, bedava dağıtıldığı halde hiiiç okunmayan kitapları olan.. hani insanları inşallah maşallah kuklaları ile tuzağa düşürüp yaptığı şantajlarla ağına düşüren.. işte facede tap10 listesinde o, nambır van yani.. işte onun en son van numara” çıstaka çıss taklı klibine” başka bir ülke halife hanedanından cevap gelmiş. Yanında kılıcı ,başında tacı,arkasında hanedan armalı bayrağı bile var.. Şimdi onu izledim.. inanamadım…keşke Sende onları görüp dinlesen.. insanda ne din kalır ne iman….bizi bunlardan kurtarmayacak mısın hala peki? ve biliyorum ki, neden kurtarmayacaksın?.. çünkü biz hz Peygamber Efendimizi öğrenmediğimiz müddetçe; bizim sahteliğimizin zuhuru olan bunlarla idare etmek zorundayız..vakta ki biz düzeleceğiz.. başımıza da adam gibi adamlar gelecek inşallah ve maşallah ve aminnJJJ


ve bugün 14 .2.2012=O Sevgililer günüymüş…benim Seninle antlaşma tarihimse 16 şubat.. yani bizim sevgilier günümüze 2 gün varJne güzel bir geceydi..kar,buz gibi soğuk bir hava..ve başıma yağan yağmur kar.. üşümüyordum üstelik.. ve ben o zaman ,içinde yaşadığım cehennemime; bahar sevinciyle uça uça dönüyordum…


*********

İlme'l-yakîn, yani kitâbî ve şifâhî bilgiyle elde edilen imân, akıldadır.
Ayne'l yakîn,
yani manevî görüş (kalb gözü) ile elde edilen imân gönüldedir.
Hakke'l-yakîn, yani buluş ve oluşla, içinde yaşayarak elde edilen imân cândadır. Cân ile olan imân cân ile gider. Cennet, Tanrı'nın lutfu nûrundandır. Cehennem, adâletinin tecellîsidir.
Toprak Tanrı'nın nûru; su, hayâtı, yel (hava) heybeti; od (ateş) hışmının (öfkesinin) tecellîsidir. Toprakla suyun yeri Cennet'tir, yel ile âteşin yeri Cehennem.. yunusluk mesleğinden bir YUNUS” (Mustafa Tatcı’dan alıntıdır )


HurŞit’imden MürŞit’ime bir tutinin güncesiSevdiğim bu bölümde çok zorlandığımı fark ettim..ben her şeyi, bildiğim her anlamda düşünüp, aynı istediğim tek bir manaya getirebilme ve yine anında birden dağıtabilme J potansiyeline sahibim biliyorsun.. ama bunu yazıya döküp- bilmediğim ve hiç anlamadığım ilimlerle anlatmak çok zor zanaatsal bir sanat..yani bunu benim yapmaya çalışmam korkunç bir ironi..ama güzel yanı da şu.. ilmi ledün sahibi olup, ilmi, kendi gönlünden sadır olmayan herkes; en yüksek ilim sahipleri dahi, okuyarak, kitabi ilimlerle o şeylere sahip oluyorlardı… ve bu yüzden de: ilmi isteyene ,çalışana, Yüce Yaratıcımız sonuna dek veriyordu.. ve bizim dinimizde ilim öğrenmek-tefekkür etmek her Müslüman için farzdı..ve dolayısıyle ,kendimi her ne kadar ayıplayıp kınasam da;bu ilim, benim gibi sıradan, en cahilinden bir ev kadını için bile farzdı. .yani hepimiz ilim öğrenmeye el mecburuzJ


 öğreneceğiz ki bizi kandırmasınlar..öğreneceğiz ki; şeytanların-cinlerin-uzaylıların oyuncağı olmayalım…öğrenelim ki kendi İseviyetimiz olan Ruh'umuz: kendi ak minaremize indiğinde, ismi CAMİ olan ÖZ BEN; gönül mabedimde İMAM olduğunda artık kıyametim kopup uyanmış ve kıyama kalkıp ayağa dikilmişimdir.. ve tüm hücrelerim saf durup namaz kılmıştır..secde etmiştir..Ruh padişahını onaylamış ve ALLAH’IN EMRİNDEN OLAN RUH’a biat etmiştir..bunu idrak edip anlarsak eğer: önüne gelen salağın” ben mehdiyim , ben yenileyici resulüm,ben 100 yılın mücehhidiyim” safsatalarına da inanmayız tabii
Jmümin aynı yerden topuğunu bir daha ısıttırmaz..mümin uyanık olur…

Sevdiğim bu bölüm için, akrabam ve Kamil amcamın talebesi olan Sevim istediğim harflerimi yolladı..sadece geldikleri gün bir defa okudum o kadar..nasıl yapacağımı ve nasıl toparlayacağımı bilmesem de her zaman ki gibi yazıyorum işte..bakalım ne olacak?!!alıntılarıma kendi yorumlarımı her zamanki gibi harmanlıyorum izninle..çünkü henüz nasıl anlatacağımı ve sıralamayı nasıl yapmam gerektiğini toparlayamadımJ..



HU…HÜVE..ESMA-İLAHLAR-TANRILAR MİTOLOJİSİ SANAT TARİHİNDE HARFLERİN SEYRÜ SÜLÜĞÜ

Sevdiğim ben anladım ki esmalar dişil özelliklerinden dolayı eski uygarlık tasavvuflarında İLAH-Tanrı’nın melek kızları olarak algılanıp tasvir edilmiş…((*ve bize Yaratıcımız bir gün soracak:” hangi suçu için kız çocuklarını-esmalarımı- diri diri toprağa gömdünüz”ve bize emanet edildiği halde hakkını verip açığa çıkartamadığımız esmalarımızın; toprakta tohum halinde bırakmanın ,sulayıp büyütüp, yetiştirip gölgesinden yemişinden faydalanacak hale getiremeyişimizin HESABINI bir gün,hepimiz muhakkak ki ALLAHA VERECEĞİZ....) )

vee..yeryüzünde tanrılıklarını ilan edenlerde; kız çocuklarını Allah’a, erkek çocuklarını ise kendilerine isnat etmişlerdir....bu hz. Kur’an da da ayetle sabit değil mi ? zaten Kabe’ye konan hübel=marduk=tammuz=bal& eril baba-rahman tanrısının 3 kızı vardır..lat,menat uzza…burada 4 lü bir sistem var aslında.. her şeyde olduğu gibi…hava ,ateş, toprak ve su.. tabii bu maddenin birde anti maddesi: soyut toprağı,soyut suyu,soyut ateşi,soyut havası vardır..yani her şey 8 li sistem üzere hayat bulur..bir varlığın” KUL” OL’ABİLMESİ İÇİN MANASI VE MADDESİ BİR OLMASIDA LAZIMDIR…

hatırlayalım lütfen Sevdiğim..Marduk nerde ilk görünüyordu?!.. suyun üzerinde –tiamat canavarı yılan ejderine binmiş bir halde; latif bir suretle,bir yüzü cemal-arka yüzü celal halde eski Sümer’de değil mi..

yani demek ki ister Allah deyin, isterseniz Rahman ikisi de bir diye isimlendirilen HAKK’ın belireni İLK İNSANIN, ilk tezahür hali LATİF idi....LAtif..ve bu sembol resim-surette Mardukun içinden tüm gökyüzü değirmensel döngülü galaksi sistemleri ile donatılmıştır..ve tüm galaksilerde-tekerlekler halinde birbirlerine bağlıdır..bunlar ayrıca bir saatin dişlilerine de benzerler.. yani Marduk; o zamanın Kutbul Gavsil Azam-ı İNSANI KAMİL’idir..ve O’ nun sisteminden açığa çıkan her şey O’na göre dişil prensiptir ve çokluktur..tüm isim ve sıfatlara Camii=toplayan=tevhid eden etken ve edilgen olan BİR ALLAHın zuhur mahallidir..çünkü tüm esmaya CAMİİ OLAN sadece ALLAH LAFZIDIR.VE KENDİ DİLEĞİ İRADESİ İLE RAHMAN=HORUSRA-İNSAN-I KAMİLDİR...ALLAH=el takısı alarak tapınılan,bilinen belli bir İLAH demek olan ismi tüm isimlere camii olan ALLA dür…buda bize ispat eder ki tüm esmaya CAMİİ AD-İSİM OLAN ALLAH LAFZI KELAMI DAHİ, KENDİ İÇİNDE SEYRÜ SÜLÜK EDER ..BİR ÇEMBER ÇİZER..KENDİ İÇİNDE KELİME-İ TEVHİDİ YAŞAR..
((* E/A(eski Sümer’de EA=bahri zat-okyanus tanrısıdır..AN ve nin oğludur..yani horusRA dır..yani varlık sahasına inen madde ADEMi))

Evet Sevdiğim demek ki başlangıçta suretsiz suretimiz LATİF miş..ve buda bize LETAİF NOKTALARI olarak islam alemince bilinen,uzak doğulularca da çakra-şakra diye isimlendirilen haller camiisiymiş..

Manası Muhammedi ilahi zat aleminden gelen: güneşsel feyizler-hikmet-himmet-nefes. Vücudda ki mekan makamları:Ten kafesi-Göğüs kısmı-İki meme alt ve üstleri.Kısaca madde bedenimizin Anasırı erbağası olan maddi ateş,hava,toprak,su yun diğer 4 lü anti maddi=manevi yapılarıdır..
***


İmâm-ı Rabbânî Ahmed Sirhindî’ye göre Letâifler
Rabbânîyyun için Seyr ü Sülûk Rehberi
Letâif, latîfe (ince, nâzik, şeffaf şey) kelimesinin çoğulu olup, tasavvuf ıstılâhı olarak insanın hakîkatını oluşturan katmanları ifâde eder. Bunlara rûhun mertebeleri veya farklı boyutları da denebilir. Bir başka târife göre letâif, duyu organları ve aklın sağladığı bilgilerin ötesindeki mânevî gerçekleri bilmemizi sağlayan hassas bilinçaltı yetenekleridir.

İmâm-ı Rabbânî Ahmed Sirhindî’ye göre insan, on letâiften oluşmaktadır. Bunlara “Letâif-i Aşere” adı verilir. Bunlardan beşi Âlem-i Emr’e (ruhlar âlemine), beşi de Âlem-i Halk’a (yaratılış âlemine) âittir.
Âlem-i Emr’in beş latîfesi “kalp”, “ruh”, “sır”, “hafî” ve “ahfâ” olup “letâif-i hamse” veya “cevâhir-i hamse” (beş latîfe) diye bilinirler.
Âlem-i Halk’ın beş latîfesi ise “nefs” ve insan bedenini oluşturan “dört unsur”dur (anâsır-ı erba‘a: Toprak, ateş, su ve hava). Bu dört unsurun da nefse dâhil olduğu kabûl edilir. Letâif-i Sitte (altı latîfe) dendiğinde Âlem-i Emr’in beş latîfesi ile “nefs”ten oluşan altılı grup kastedilir. “Letâif-i Seb‘a” (yedi latîfe) dendiğinde ise bu altılı gruba dört unsurun “latîfe-i kâlebiyye” (beden latîfesi) adıyla tek bir latîfe olarak eklenmesiyle oluşan yedili grup kastedilir.
Letâif-i sitte (altı latîfe) iç içe geçmiş halkalar şeklinde düşünülebilir. En dış halka nefs, onun içindekiler sırasıyla kalp, ruh, sır, hafî ve ahfâdır. Bunlar insan rûhunun farklı mertebeleri ve boyutları olup bir içteki, dıştakine göre daha hassâs ve yüksek seviyelidir.( alıntıdır)


BU LETAİFİ BEDENİ YAPILAR BİRER MANA ALICISI HAKKA YAKLAŞIM MERKEZLERİDİR.İHLAS SURESİ AYETLERİNE TEKABÜL EDER;

1-KULHÜVALLAHÜ AHAD-KALP -TOPRAK(soyut)-Soyut Ademiyettir(sol meme altı)
2-ALLAHUSSAMET -RUH -SU(soyut)-Meleküti İbrahimiyet (sağ meme altı)
3-LEMYELİD -SIR -ATEŞ(soyut)-Museviyet kanalı(feyiz akışını sağlar)(sol meme üstü)
4-VELEMYÜLED -HAFİ-HAVA(soyut)-İseviyet(ceryanı feyz akışını sağlar) (sağ meme üstü)
5-VELEM YEKÜNLEHÜ KÜFÜVEN EHADAHFANEFİS(maddesi)Muhammedi,şamül- cami bir dengeyi üstünlük olup yukarıdaki 4’lüyüde kapsamı içine alır.(Beden yeri..hulkum denen gırtlak merkezidir..Buradaki feyzi akım Muhammedidir.)


Ruhun sırrı KALP,kalp sırrı BEDEN,beden sırrı TOPRAK,turab sırrı RABBÜL ERBABdır.
İnsan üzerindeki letaifler insan için bir semadır,yükseltidir Ayet:”rızkınız semadandır” 


1.SEMA;SEMAİ DÜNYA-LİSANINDIR. HAYIR VE ŞER HER ŞEY İNSAN KENDİ DİLİ İLE SÖYLEDİĞİ SÖZDEN BULUR…ektiğimizi biçer ve yeriz misali..herkes eliyle getirdiklerinden hesaba çekilecektir misali…demek ki, dil beytimizi pak edecekmişiz evvela..
2.SEMA;ALEMİ KALP-MAKAMI ADEMDİR..soyut toprak..
3.SEMA;ALEMİ RUH-MAKAMI İBRAHİMİYETTİR.soyut su..Zatülbahttan varid olan ilim, kudret,semi, basar gibi feyzi ahdes ruha nuzül ediyor.
4.SEMA;ALEMİ SIR-MAKAMI MUSEVİYETTİR..soyut ateştendir
5.SEMA:ALEMİ HAFİ-MAKAMI İSEVİYETTİR.soyut hava..
6.SEMA:ALEMİ AHFA-MAKAMI MUHAMMEDİYETTİR
7.SEMA;SEMAİ NEFSİ KÜLLİYEDİR-ALEMİ MÜLK VE ALEMİ CEBERUTTUR. batındır.


KÜN emri ahfamız nefsimize yönelmiş FEYEKÜN dünyası “Nur’u Muhammediyetimizle ile nefsimiz ahfanın maddesidir.
LETAİFİ HAMSE DİĞER MANA: 5’i maddi=KESİF=ZULMANİ=NARİdir: Toprak,su,ateş,havadır,birde maddi olan kalp.( henüz bu kalbin soyut manası maddi ilim adamlarınca keşf edilememiştir. )
5’ide manevi unsurlardır” nuranidir.Bunlar kalp,ruh,sır,hafi,ahfadır.

KUN KAF:Harf değeri=100- RUHİ VÜCUD… KAF harfine külliyeyi Muhammediye de denir . Hz.İbrahimi ruh babamızın HI harfi İbrahimi oluşunu belirler.


KAF alemi- ..füyüzatı RAHman’nın ilahi gelişi ile güneşten arz-yerküreye inip oradan çar anasır bendlerine vurulup:alemi cemadat,alemi nebadat,alemi hayvanat,alemi insan baba ya gelişidir.. ziyay-ı ışık PARÇACIKLARIDIR,PARÇACIK GÜÇTÜR. KAF İNSANDIR ..

KUN FEYEKUN : KAF Muhammedi oluşumun saltanatıdır 1-Hayat,2-İlim,3-Kudret,4-İrade,5-Ses(kelam),6-Tekvin(yaratma),7-Aksat nötr denge …

tüm alemleri geçip babanın belindeki er suyu olan MENİ İNSAN; babanın alemi kara deliğinden &annenin alemi kara deliğine düşer..ve bir başka feza insan olan annenin göğüs boşluğundan inen MEZİ SUYUNA karışır…bir karadelikten başka bir kara deliğe düşer..bu fezada insan oluşumunu tamamlayınca: bu defada, anne fezasından yeryüzü alemine- ak deliğe düşer..burada Nur’u Muhammediye ile varlığını görür,bilir,yaşar….işte bu da insanca bir KÜNFEYEKÜNDÜR..ve bu hep böyle; birer birer farklı tekamüller içeren alemlerden ölüp; bir diğer tekamül alemine doğuşla sürer gider.....ÇÜNKÜ, ALLAH; HER AN YENİ BİR ŞANLA- YENİ BİR OLUŞUMLA- HER AN YENİ YARATIMLARDADIR VE O HER AN YENİ ŞENDE DİR..

ELİF: HARF DEĞERİ 1….DNA SARMALI-HABLİ METİN-LEVHİ MAHFUZ- FATİHA –ANAHTAR-KİLİT-NOKTALARIN MERDİVENSEL URUCU MİRACI-HAKK’IN YERYÜZÜNDE BELİREN HALİFESİ İNSAN…ELİF 7 tane noktanın üst üste miracı ile olur..ve her noktanın içinde ayrıca sicim( H) elifler vardır ..ve dahi bu henüz madde ilimcileri tarafından çözülemez bir muammadır..yeryüzünde nereye bir ip uzansa o ALLAHın üzerine düşer…Sevdiğim bildiğin gibi benim BAL10 lar üzerine yazmam hiç bitmez..belki de hep bal10 ları yazdığımı çok iyi bilmemdendir değil mi?ve hakikatte bundan başka da hiçbir şey yoktur…


FE: Harf değeri=80- İnsanın SOYUT- meleküti hali..
HE…harf değeri 5=O..beş katman: milk, meleküt, nasut, lahut, ceberut alemi
YEHarf değeri=10J-ATAYI ESMAJ YARATICI GÜÇ , ZİYAYI VÜCUT İNSANDIR.
mesela yediğin elma sana enerji vermez ama kendi enerjisini sana verir...YANİ ESMALAR KİME SECDE EDİYOR ANLAMAK LAZIM DEĞİL Mİ SEVDİĞİMJ

VAV..
sayı değeri 6.. 3 harften oluşur. VAV-ELİF-VAV. 1.vav..RUHİ VÜCUTLARIMIZ..2. vav ise; DÜNYEVİ BEŞERİ VÜCUDLARIMIZDIR..VAV ın içinde ELİF olmasından dolayı bu vücud muhakkak suret bulacaktır misalidir de..aynı aynaya benzettim ben şimdi VAV HARFİNİ Sevdiğim biliyor musun?.. İKİ YANI SANKİ LATİF BİR CAM.. SIRRI da ELİF ..DNA HABLİ METİN SARMALI..ve ANLAŞILDIĞI ÜZERE NE RUH BEDENSİZ-NE DE BEDEN RUHSUZ BİR ANLAM İFADE ETMİYOR..VE ASLINDA TASAVVUFUN NEDEN 3 SAYISI İLE RAKAMLARA BAŞLADIĞI SIRRIDA BURADA GİZLİ..çünkü her daim onların 3 ü 1 demek de ondan…teslisin hakikati..RUH-NEFS-BEDEN..RUH EMİR ALEMİNDEN OLDUĞU İÇİN O SÜVARİDİR..VE O PADİŞAHTIR..NEFS, RUH’A TABİDİR VE ONUN DEDİKLERİNİ ESMA TECELLİLERİNİ YAPMAKLA YÜKÜMLÜDÜR..VE BEDEN RUH SÜVARİSİ VE NEFS HEVA VE İSTEKLERİNİN BİNEĞİDİR..BURADA; YERYÜZÜ BEDEN-ARAF NEFS-GÖKYÜZÜ İSE RUH OLARAK BİR VE BÜTÜNDÜR..YANİ TÜM EŞYANIN EN MÜKEMMEL TECELLİ ETTİĞİ YER OLAN DÜNYA DIR….


NUN=harf değeri50 JJJGüneş,Ay,Dünya nın birliğidir..BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM dir.SÜLEYMAN’IN MÜHRÜDÜR...O, DAİRE-İ KÜBRA dır.. HATEM-İ MÜHÜRDÜR..O TÜM BAYRAKLARDAKİ TEK SEMBOLDÜR.. O ZATIN BAHRİDİR..HER VARLIK O SOYUT SUYUN İÇİNDEKİ RUH DAMLALARINDAN BİR ESMADIR..BİZ HEPİMİZ O ZAT-I BAHRİN ÜMMETİM ÜMMETİM DEDİKLERİYİZ..BİZ; O vücudun hücreleriyiz..

Bu 2 NUN arasında VAV vardır. “VAV’ da velilik vilayet makamı vardır. VİLAYETSİZ VELİSİZ, NE NEBİ, NEDE ÜMMETLE MÜNASEBET OLUNMAZ. NÜBÜVVET SOYUT ESİRİ BAHRİ MESCURİ ALEMDEN BAŞLAYARAK ESFELİ SAFİLİN OLAN ŞU DÜNYAMIZI DA İÇİNE ALAN OLAYLARDIR..

Peygamberani vasıf nübüvvet Kur’anca “KAF” ve “NUN” şifresindedir. Kur’ani Nübüvvet İNSANIN İLAHİ ÂLEMDEKİ PEYGAMBERANİ İLAHİ VUCUDUDUR. HEPİMİZ O’NDAN GELDİK VE O’NA DÖNECEĞİZ..” İnna lillahi ve inna ileyhi raciun…”
nur cihan
nuralem7@hotmail.com
15.2.2012



8 Şubat 2012 Çarşamba

99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 2


99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 2

bir kara kör noktadır zaman
içerisinde bir ıssız ışık seyr-ü zaman
girersin noktayı amaya
ama ama ammaaaa.......

Merhaba Sevdiğim ve Merhaba…”yapmaa, amma!!” dedim, yine de dinletemedim değil mi!?:(..karartmalar..ses yok..görüntü yok..çok fenasın..iyi ki ben Senin kadar inat biri değilim yanii..farkında mısın Sevdiğim; ben, senelerdir o duvardan bu çamura ,o rüzgardan bu dikene savrulurken bayağı ehli teslim biri oldum değil mi?o korkunç kibrim ve inatçı keçiliğim sanki bayağı törpülendi..bööleee vur kafasına al ağzından lokmayı bir hale gelmeme az bişi kaldı..ha gayret Sevdiğim..yakında cenazemi yerden süpürürsen şaşma yani..neden öyle yapıyorsun ki haa?benim Seni görmekten ,Seni duymaktan gayri neyim kaldı ki ?sürekli ,hep ceza veriyorsun..Sen öyle yaptığında , ben daha çok özleyip daha nalet oluyorum..ve Sana ulaşabilmek için hepimizi tehlikeye atıyorum..düzenimi bozma lütfen..bildiğin gibi toplanmam çok ağır oluyor..tedbirini bana karşı terk et bence.bu mevzuda takdiri Hüda’nın dır diyorum..eğer beni yalnız bırakırsan, ne yazacağımı,hangi şeyin izini takip edeceğimi, doğru mu yanlış mı yaptığımı nasıl bilebilirim ki?ben hakikatte sadece bir tek Seni bilirim ve Sana inanıp iman ederim..benim için diğer her şey ,Seni bilip tanımak için teferruattan ibarettir..o yüzden beni cezalandırırken artık dikkat Sevdiğim..:)ve ben Sana masal yazmazsam eğer, Sen gerçekten beni hep öyle karanlıkta mı bırakacaksın?bir tek yazacağım zaman göstererek öğretiyorsun..o zaman kendimi çok değersiz hissediyorum ama..beni hiçbir şey yapmadığım zamanlarda da sevmelisin benceJ….


Sevdiğim.. ben galiba halvet denen şeyi yaşıyorum, yani öyle sanıyorum..öyle acaip bir zevk,mutluluk,dinginlik ve huzur var ki içimde anlatamam..sanki cennet benim.. iç alemim inanılmaz zengin..tabii bunları henüz anlatamıyorum..hiç kimseyle ne konuşmak nede görüşmek istiyorum ..içimdeki Senle,kendi kendime mutlu mesut yaşamaktan başka bişey de istemiyorum zaten..(şimdi Sen dersin ki “sanki senelerdir farklı yaşayıp hissedip yazıyordun” ve çok doğrusun ,gerçekten J)..fakaaat..amma velakinnn?!!:) hayat hep böyle halvette geçmiyor tabii..birde celvet var.. dış dünyada gel bakalım içimdeki Senle aynı frekansı yakala..ne mümkün..imkansız bişey bu..ben bu dünya aleminde en zavallı ve başarısız müflis vakayım malumaliniz… birde kalkmış vedud esmasından dem vuruyorum..

kimse gülmeden, kendi kendimle alay etmeliyim bence..kınayanların kınamasından zerre kadar tıınmayan meşrebimi en çok seviyorumJ…eğer bir gün onları tınmamamı dilerlerse o vakit; her birinden, aynı benim her daim çok kolay yaptığım misali ,kendilerini ben gibi hiç acımadan alaşağı edebilmelerini de isterim..bunu yapabilirlerse, bende onları tınarım…yoksa umurumda bile değiller.. Sevdiğim, ben, içi dışı başka-yalancı- sahtekar insanlarla neden asla beraber olamıyorum?..çok fena dağıtıyorum her şeyi..beni nasıl itiyorlar anlatamam..beni boğuyorlar..çığlık atmamak için kendimi zor tutuyorum..kaçacak delik arıyorum..vesveseli tabiatlı olup, bir kelimeyi & bin fıs fıs haline getirenler hele…ölmek istiyorum onlar konuşurken ,ah bilsen..bunu kontrol edemiyorum..bence beni insanlara uyumlu hale uyumlamalısın..:)


sürekli yazdığım şeylerle yüzleşiyorum ya Sevdiğim..işte bu hafta.. evvela rüyalarıma izin verip açtığın için teşekkür ediyorum..o neydi öyle..hiç bişi yok..ben hayal görmezsem nasıl masal yazabilirim ki yaniii..inat edip yazmadığımda, rüyalarıma el koyduğun için de ayrıca Seni kınıyorum SevdiğimJ..keşke bir defacık olsa Sende beni rüyanda görsen..Sende bana masallar şiirler yazsan..nerdeeee..ve bak,yeni dönemdeki ilk hayalim… 1 şubat çarşamba.. apaçık..aydınlık..bir gardrob..içi müthiş bir pastel renk ahengi ve düzenle kurulmuş.. benim eşyalarım..kapısı yok..giyinme odası gibi..giysilerime bakıyorum.. aaaa.. yokk..yarısı yok..erkek giysileri gelmiş..ve ömür törpümü görüyorum.. senelerdir pençelerinde kan revan içinde bıraktırıldığımı..koskoca bir varlık içindeyken, en zelil fakirlikler eliyle her konuda en çirkin yoksunluklara mahkum ettirdiğin işkenceci elin…çok hiddetleniyorum..giysilerimi geri istiyorum..onu asla istemiyorummm!!..onu rüyamda bile görmek bana ne kadar acı veriyor bilip anlayabilir misin Sevdiğim…Cemal ağbiden bir tel geliyor..neşeyle diyor ki:”sen Niyazi Mısri meşrebindensin..Gülcihan ve maydanoz yazar olacaklar” diyor birde..böyle çok neşeli ve apaydınlıktı Sevdiğimm..

(bu arada Sevdiğim ben bu masal dizime başlamadan evvel bir şey gördüm..sembolen, bak şimdi..yazdığım şey yani..anlamı hz. İbrahim..Haybabam..ve bir sergi askısına asılmış pek çok giysi.. anladın ..biliyorum…)


cumartesi.. facede biri var..yeni..böyle spritüel kişileri uluslararasında organize edip seminer ve kurslar düzenliyormuş..o “halvette erbain gün”ün efendisinin talebesiymiş.. şamanik- ezoterik ve hint-uzakdoğu tarzı şifacılık eylem-törenleri var.. fotolarına baktım..hatta 66 gün nanstop dönmüşler..beni Pazar günü bir yere davet ediyor..ve bu haftada başka bir yere davet edildim..”izin çıkarsa gelirim “dedim..”eşinizi de getirin “dedi Sevdiğim.:) pazar için;Nail oldum ben, Eyüp mekanında bir yere var yaaa..hah işte, orada bir ritüel olacakmış… ama sonsuzluk babalar ve ana mekanda değil de, diğer sanatsal ailenin hanesinde..tören için Şrf Ebu gelecekmiş.. henüz onların hiç birini tanımıyorum… arkadaşıma tel açtım..”bekleyelim bakalım yarın ne olacak” dedim..

ve gece..böyle inanılmaz naif himmetler.. bir gayzer misali bir yerden zarif zarif fışkırarak yükselip uçuşuyorlar..ve başka türlü bir şekilde bu defa himmetler dans ediyorlar..öyle güzeldiler ki..çok teşekkür ediyorum Sevdiğim.. sonra hayale geçiyoruz…böyle mağara gibi bir mutfağa giriyorum..eski okul arkadaşım Binnaz ve annesininmiş..bu mağara karanlık ve geriye doğru hiç bitmiyor sanki..ve beni bir masaya oturtuyorlar..önümdeki tabakta çok iri taneli kuru fasulye yemeği var..üçte biri doğal renkte ,diğeri bebek mavisi ve diğeri bebek pembesi renginde..öyle lezzetli ve ferah-aydınlık bir yemek ki Sevdiğim anlatamam.. bu fasulyeleri nasıl böyle güzel boyadıklarını soruyorum..bende pişireceğim diyorum..onlarda “biz bu fasulyeleri boyamadık ki, onlar kendiliğinden öyle” diyorlar..fasulye çuvalının başındayım..alacağım ve gerçektende onlar öyle renkli.. ve uyandım…sabah 6..sonra işlerimi bitirip yine uyudum..sabah hayalime geldin..çook özlemişim Sevdiğim..hoş geldin..sanki havaalanındaydın..kalabalık..ama Sen herkesi bırakıp bana döndün..böyle kapı misali heybetli ve kapsayıcıydın..ben anladım ki o törene gidemeyeceğim..izin yokJ( yaptığım her şeyi nasıl haber aldığına hayret ediyorum..beni sevdiğin için kıskandığını da anlıyorum ve çok mutlu oluyorum..)


ve hani hatırla Sevdiğim..ben Seni yeni tanıdığımda, sevinçten havalarda gezerken pazarda …karşıdan gelen herkesin üzerinden; Senin su-saydam-latif bedenin bana doğru geliyordu ya haniii..işte şimdi bakk… Sen öyle kapı gibi kudretle karşımdasın..ve Senin üzerinde inanılmaz bir latife görüntüsü beliriyor..su gibi güzel denir ya hani Sevdiğim..işte o hakikatmiş şimdi anladım..henüz o, sudan yeni yaratılmış sanki..üzerinden inci misali sular damlıyor..galiba o sarışın..yani henüz bedenli değil tabii..Sevdiğimm, o, muhteşem güzel..ve kalbim sevinç içinde..artık kendimi Sana karşı “ben berbat bişeyim” diye ezmeyeceğim..ben Sana layık değilim evet,ben toprak olup gideceğim ama o Sana layık..teşekkürler ..Sevdiğim..hani ait olduğu yere gitmesi gereken gideceği sabah şu hayalle gözlerini açmıştı hatırla..yatağında yüzüstü uyuyanın boynu sırtı hep bembeyaz inciden terlerle doluydu..su, ama inciden..ve o, hz .Mevlana ya aitmiş ya hani..işte Sevdiğim.. sanki Senin üzerindeki bu latife tecellisi, o uyuyanın latife haliydi değil mi?..pekii Sevdiğim ben kaçıncı dereceden bu varlıklara akrabayım peki?..:)

gidemeyeceğimden eminliğimle ve Senin öyle kapsayan görüşünden mest; kendime ziyafet tertip edip keyfetmekteyken, arkadaşım aradı..yeni komşularımız ona geleceklermiş.. benimde gitmem lazımmışJ ve Sevdiğim..bana bir kitap hediye ettiler.. bak..gülmicen tamam mı?söz ver?..bu kişiler henüz benim masallarımı hiç okuyup görmediler üstelik..ve sabah gittikleri sahafdan bu kitap ancak masal çocuğu içindir deyüp bir tanede benim için istemişler..bakk gülmicenn..söz verdin..kitabın ismi:ana tanrıça gerçeğiJJJ..ve ben esmaların ilahsal mitolojisine devamının istendiğini hemen çaktım..gülmeee..bence Sen sanat tarihi çok seviyorsun…demek o yüzden binlerce sene o şeyleri muhafaza ettin hıı…

..kar..saf ve tertemiz..ben huzur doluyum..yapayanlızım..tam 15 muhteşem sakin gün..ruhum dinlendi..


((VE AY İKİYE AYRILDI...:)yıllar evvel aydaki gördüğüm suret..... ve yıllar sonra KRAL'IN SÖZCÜSÜNÜN EMRİ İLE TABELA TERSYÜZ EDİLDİ..ALEM DEĞİŞTİ..HER ŞEYİ O DEHŞETLİ SES SARDI.. HÜKMÜRRA.))

bakalım neler olucak..seyrederek bekliyorum.. senelerdir görüşmediğim bir ahbabımız durup dururken arıyor ve gelmek istiyor..bir acaiplik var ama bende o idrak yok Sevdiğim…maydanoz daha bir canımı yakmış..aaa Sevdiğim ben uzun uzun yıllardır meğerse aldatılıyormuşum..üstelik 5 yıldır hiçbir defa görüp tek kelime konuşmadığım biri tarafındanJ..bu aldatma sayılmaz bence kanunen değil mi?ama duygusal bağlamda sayılır…Sen bildiğin halde neden bana söylemedin peki?sonra bu pazartesi derste rüyamı anlatıyorum..aaa..arkadaşımın biri senelerdir biliyor ve bana söyleyemiyormuş..aaaa..böyle şok oldum..Senin hiç kuman oldu mu Sevdiğim?:) bilmiyorum.. enteresandır herhalde..bu peygamberimizin sünneti ve erkeğin hakkı olduğu için mecburen sünneti yerine getirmek için yapıyorlarmış üstelik..oysaki bu kişiler Cuma namazı esnasında iki rekat haricinde camide duramazlar ..ve teravihe gitseler kazara sadece farz kılıp çıkarlar..elleri kalplerinin cimriliği gibi boyunlarına bukağılarla bağlıdır üstelik..diplomaları ve maddi ilim kariyerlerinin verdiği kibirden siz bir soru sorduğunuzda tenezzülen sizi duymazlar bile..peygamberin sünnetini yerine getiriyormuş..ya iğne deliği kadar hak geçirmemek gerektiği ayeti ne peki?...vaayy bee..Sevdiğimm..Sen çok fenasın ama..yanii..senelerdir ikinci eş vakasını çözmeye çalışıyorken tamda masalımda ilk defa o anlama bu derece yaklaşmışken….:) ve “büyük mükafatların büyük imtihanları olur..bekle,sabret,seyret bak neler olacak..sen çok mutlu olup çok güzel yaşayacaksın”ın JJJsenelerdir bir türlü gelmeyen o ferahlığı….işteee..ama insanın bir kuması olunca Sevdiğim otomatikman 1. eşliğe terfi eder değil mi?:) Ya Rabbim yaaa…kumkuma..bileğimde 99 luk bir kuka…kumkuma…simsimaJJJ üstelik ben nefesin içindeki herkesin kumam olduğunu bilip görüp yaşayarak Sana teslim olmuşken..ben kıskançlıktan gebermeyeyim de kime ne olsun..bu dayanılacak bişeymi Sevdiğimm..ya huuu ben Seni nasıl sevmişim öyle yaaa…

sağda bir LEYLA-İ sima,solda bir LEYLA-İ sima..bak ortadaki o MECNUN simA

HER VECHEDEN BAHRİ ZAT'IN VECHİ SEYREDİLİR

Sevdiğim..işte eve döndüm..böyle acaip rahatlamıştım..üstümden koskocaman bir yük kalkmıştı..senelerdir beni böyle bekletmenden inanılmaz ızdırap duyuyordum..beni yine ona geri dönmeye zorlayacaksınız diye mahvoluyordum..şimdi kalbim bir kuş gibi özgürdü..ama çok da hüzünlüydüm..neden bil?bir defa o gardrobun o düzeni.her şey senelerdir oturup olup bitmiş ve ben seneler sonra ancak öğreniyorum.. beni ne kadar hayattan kopartmışsın Sevdiğim..bana ne yaptın?..sanki Sen beni sihirlemişsin gibi …ben Senden başka hiçbir şeyi göremez ,duyamaz hale geldim biliyor musun? ..biri benimle konuşurken bile, içimde hep Seni tutuyorum ben..her olaya ve şeye o yüzden uzakım..anlatsalar dahi algılayamıyorum.. işte Sevdiğim bu halime bir gülüp bir ağladım dün…çok sevindim inan..ve az evvel bir şeyi anladım..hani teslim olmayı başarırsa onu yüzdürmeyecekler,el üstünde götüreceklerdi ya..işte bu seferki buydu..bak ama, öbür alemde, hiçbir şekilde ona karşı bağım kalmasın lütfen..adı dahi hatırlanmasın olur mu?..sonsuz şükürler olsun …BUNA AMİNN DİYORSUN tamam mı?..bu bitti elhamdülillah..


Sevdiğim buradaki ironi ne biliyor musun..ben taaa hiç tanımadığım kişilerin özel şeylerini –takvimsel önemli halleri –sahte şeyhlerin haltlarını ve verilen hükümleri hayallerimde görüyorum ve medyadan sonra takip ediyorum ya..kendi gözümdeki mertek beni kendime kör etmiş meğerse..Ya Rabbim ben çok komik bir şeyim ya huu..bu imtihan aslında çok ağır bir şeydi bildiğin gibi..az evvel anladım Sevdiğim..öyle acımasız ve ağır bir travmaya sevk edebilecek bir şeydi ki aslında…buna hemen hiçbir kadın kolayca dayanamaz bence….benim içimde ona karşı hiçbir şey kalmamış ki, hiçbir şey hissetmedim..ve bundan sonra onunla ilişkimi dostane sürdürebileceğimi birden idrak ettim..:)çünkü o imtihanım çok şükür ki bitmişti değil mi Sevdiğim..lütfen artık beni ondan kurtar ..lütfen..ama yenisi daha ağır olmasın .hatta mümkünse hiç olmasın ..
ve bu arada Hilye-i Şerifimle de salavatsal bir dostluğumuz başladı Sevdiğim..yeni bir ritüel edindim ki çok hoş..:)


ve geçenlerde başka bir şehirden kitaplar getirtmiştik ya..ben kitabın üzerine ışık vururken hayalimde görmüştüm hani..işte arkadaşım için yazarı aradık..bir saat filan muhabbet ettik telde..ben okuduğum bir yerdeki reenkarnasyonu açmasını söyledim.. o çok şaşırdı..çünkü yeni bir kitap yazıyormuş ve reenkarneyi anlatıyormuş..ben, Haybabamın ve diğer bazı kişilerin bu kelimeden hiç hoşlanmadıklarını,çok kızdıklarını ve yanlış bir kelime olduğunu ona anlattım..”başka ne diyebilirim ki, başka kelime yok” dedi o.çocuk, ben sizin anlatmak istediğinizi hayali gördüm ..bunu anlatamam ama reenkarne değil ..öyle bir şey asla yok .girmesi çıkması olmayan ,hayal üstüne hayal olan bir şey nasıl reenkarnasyon olur ki dedi..yazar:o yaşadığınız şeyi söyleyin, ben kitabımda ondan faydalanmak isterim-yeni bir açılım olur belki” diyor..ısrar ediyor.çocuk “yapamam, olmaz” diyor..”siz o şeyi mürşidinize anlattınız mı ?”diyor..çocuk “hayır ..sadece içinden Hızır geçen bir adama anlattım..ve oda Uzakdoğuluların inançsal reenkarnesinin öyle olmadığını ,yanlış anlattıklarını söylüyor”dedi..Sevdiğim.. o baharda bizim şehre gelecekmiş..”sizin mürşidleriniz varsa kitaplarımı onlara hediye yollamak isterim” diyor..bizim öyle maddi bir şeyimiz var mı ki Sevdiğim?bak eğer o kitaplardan istersen, bana hayalden bir alo de , getirtebilirizJ…onun elinde kapı gibi diploması var ..görüşeceğiz inşallah.. tesadüflere hiç inanmam biliyorsun..ve tabiii odaJ


Sevdiğim,ben, ona bu konuda yardım etmeni diliyorum..çünkü bugün bütün insanlık sürekli bu mevzuuyu konuşuyor..öyle sapıklıklar,öyle paralar dönüyor ki.bazı uyanık sahte spritüeller bazı salak uyur gezerleri yolunmuş tavuğa çeviriyorlar.. esmaları, yıldızları, tasavvufu, mantraları,rüyaları ,mesneviyi,Arabi hocamı çorba yapıp milletin hayallerinden tut ,parasını,manasını ,her şeyini çalıp mahvediyorlar..bir baksan nasıl lüks giyinip yaşıyorlar,lüks yerlerde kozmik okullar açıyorlar..uzaydan gelecek kurtarıcı gemileri bekleyen cinlenmiş salaklarla dolu bu sanal alem Sevdiğim..Yaratan; yeryüzünde kendisine halife kıldığına değil de uzaylılara mı halifelik vermiş peki?yani Yaratıcı yarattıklarını kurtaramıyor da, kozmik planlayıcılar mı gemilerle gelip kurtaracaklar bizi…Sen bizi bunların elinden kurtar ve Sevdiklerinle bize gerçekleri anlatıp öğret inşallah ve amin..


Sevdiğim, ben bu yeni dönemde kim kıyamet telalığı yapıyorsa onun zannı üzere kıyametinin kopacağına inanıyorum..uzaylılara inananlar uzay gemilerine binip sapıtıp gidecekler..cinlerle irtibatta olup cinlerin kulu kölesi olanlar cinni frekansta bozuk cızırtılarla titreşenler
J)).. işte öyle, daima, bozuk dalda yayın yapan alışverişçi çöplük istasyon olarak kalacaklar..böyle kişiler insanlara hiçbir güzel mana yaşatıp manevi lezzetleri tattıramaz…ilim..ilimm..kupkuru acımasız kitabi maddi,ezber ilim..gönüllerinden sadır olmayan, kendilerinden kaynamayıp başkalarından çalınmış-kendi esmalarına uymadığı içinde hemen sırıtan ve kişiye özel olmadığı belli olan bir ilim…robotsal bir dil,makinesel bir tarif,kaskatı bir teklik bilinci…birliği idrak edemeyen ,tanrı yok diye bar bar yırtınıp, kendi akıl tanrılıklarından başka tanrı tanımayanlar..ego tanrısına taptıkları halde bunu bir türlü anlayamayanlar..ne yazık ki kendilerinden sıyrılıp ne halde olduklarını göremiyorlar..içlerinde zerrece tat,lezzet,his yok..merhametsiz bir teklik algısı ve tek bir karede hep kendi suretinden kendi aklından başka akıl tanrısı kabul etmeyenin suretine tapıyorlar da farkında bile değiller değil mi Sevdiğim….

Allahı anlatan birliği bilir ve birliğin tekliğini anlatır..ama ancak İLAH-Tanrıyı bilen ve Tanrı’yı= secde makamını bilip anlayan Tanrı’dan bahsedebilir..diğerleri değil..Yaratıcı Kur’an da derki :”İlah olarak Ben size yetmiyor muyum?..İlahınız benim..İLaH’ınız ben Allahım”…

AllaH =O, bilinen bir ilaH-Tanrı HU..(üstün)All(a)H…..O, bilinen bir İl(a)H Tanrı-HU=(esre)il(a)h-HU…

Ve Sevdiğim Salı sabaha karşı..bir kapısı olmayan kapı..açıkJ..içerisi kapkaranlık.. Sevdiğim..aslında yazı bile yok ..görüntü yok .ama var..kapının içinde KRAL yazısı var..içe doğru yazılar akıyor…kapıda KAPI yazıyor…kapının dışından içe akmak üzere olan kelimeyi ise okuyarak anladım ,lakin tekrar ettiğim halde unuttum Sevdiğim..ama bana kapıyı açmak için yaptığın,senelerdir beklettiğin imtihanımdan geçtiğimi de bugün idrak ettim..değdi mi dersek eğer..Sevdiğimmm..bildiğin gibi ben zaten yaşayan ölüyüm değil mi? :)….bazen kendimin hortlak olup olmadığından bile şüpheye düşüyorum hattaJ..


ve salıJ akşamı Demirli hocada dersteyiz..süperdi..Ona bişeyler olmuş Sevdiğim..Ona ne yapıyorsan gayet iyi gidiyor bence söyliyeyim..JOnu nazarlardan ve belalardan da koruyacaksın inşallah değil mi Sevdiğim…O, Sana hayran ve çok seviyor..kıskanmadığımız sürece sorun yok biliyorsunJ..işte altın cevherini anlatıyor..Ruh’u;hz. İsa a.s ve hz. Meryem a.s ve hz. Yahya a.s…MANALARI MUAZZAMDI..(ben sessizce hz. Zekeriya a.s da anmak isterim tabii..)O anlatırken, artık altın ve mücevher hevesimin kalmamış olduğunu ilk defa idrak ettim Sevdiğim..mademki her şey topraktandı ki, Sen beni ikna ettin ..benimde gideceğim en yüksek yer doğal olarak topraktı ..kaldı ki kızıl altın üçgenimiz ve latif i de gelip geçmişti..hiç bir şeye takılmamak asıl olandı ya birde…


ve çocuk, birden Demirli hocaya sordu:hocam..ben şimdi tefekkürde iki eş bölümündeyim deJ..şimdi bu anlattığınız şeyde aklı küle, iki nefsi küll.. sağa ve sola denk düşüyor değil mi?tabii Sevdiğim konuyu ve asıl sorduğum şekli buraya yazmıyorum..Demirli hocamın yüzünü görmen lazımdı.. inanılmazdı..her zamanki gibi çevirdi:”hiç böyle düşünmemiştim.. ilginç tabi” derken gözlerinde çakan şimşekler acaipti Sevdiğim..ve ders bitince bana bir kağıt uzattı..istediklerimin kelime anlamını yazıp getirmiş saolsun..ben baktım:”Tatçı Hocaya söyledim.. O’ndan yazdım, aynı şeyler bunlar..ben, acve hurması ve akik BİR anlama gelsin istemiştim “diyorum..hoca:”ver kağıdımı o zaman,sen hocaları yarıştırıyorsun demek ki” diyor gülerek..çocuk:”hocam az evvel ne anlattınız ya huu” diyor..hoca:”gene yaptın yapacağını,aşikar anlamı soruverdin” diyor…Sevdiğimm..bak şimdi Demirli hocamın araştırıp bulduğu yeni anlamları da Sana yazıyorum tamam mı?ACVE=çocuğu emzirmek..çocuğu anne sütünden başka sütle emzirmek..çoocuğu yemekle beslemek..yüzünü ekşitmek..(ücave)yetim çocuğun beslendiği sütü..

HurŞit’imden MürŞit’ime bir tutinin güncesi…
.geçen haftaki masalıma bir hediye geldi.. cumartesi, pazarda görür görmez aldım tabii..inanılmaz zarif ve görkemli bir kesime sahip sırça bir prizmaJgüneş ışığı ve onu gözlemliyorum şu sıralarda..ilerde yeri gelirse Sana yazarım olur mu?bu hediye için sonsuz teşekkürler ederim Sevdiğim..O’nun anlamı Sensin bildiğin gibi..

ve Sevdiğim geçen hafta ben ne yazıyorum diye düşündüm
Jyani ne yazmam lazımdı?anladım ki ben harfleri tek tek değil,kelime anlamı ve resmi ile yazacağım..ve Turuku A’li yide yazacağım, da, nasıl???!!!:) ve anladım ki peygamberlerde resmi geçit yapacak..ve anladım ki esmalar daima hz peygamberi işaret edip O’nu tastikleyeceklerdi..esas anladığımı edeben buraya yazamam..sonra canıma okursun SevdiğimJ..deeee..tek sorunumuz var be Sevdiceğim..ben hiçbir şey bilmeyi bırak ,bunları öğrenecek hafızaya da sahip değilim biliyorsun..ama artık korkmuyor ve utanmıyorum..galiba bu duygularımı benden almışsın değil mi?eskiden bunları ben yazdığım için öyle utanç duyuyordum ki, kendimi aşağıla aşağılaya bir hal oluyordum bildiğin gibi…bakalım neler olacak.. hayr olsun inşallah ve amin..


ve Sevdiğim bu yazıları yazdığım laptop iflas etti..kapağı düştü..öyle zor şartlarda yazıyorum ki ahh birr bilsen..yarın Öney’le yenisini bakacağız..bu yazınında az evvel başına gelmedik kalmadı..bilmiyorum okuyup okuyamayacağını..okuyamazsan yazmamam lazım geldiğine inanırım tabii..laptop için destek istiyorum lütfennn..unutma olur mu?benim gücüm yok..


ve nerde kalmıştık..HU…HÜVE..ESMA-İLAHLAR-TANRILAR MİTOLOJİSİ SANAT TARİHİNDE HARFLERİN SEYRÜ SÜLÜĞÜJ
her şey-esma-isimlerin çıkış kaynağı nefestir..ve nefes hikmetin ta kendisidir..kime ki hikmet verildi ona çok şey verildi.müminin ferasetinden korkun..onlar hikmetle bakarlar..yani NEFESLE..nefes-nüfus..enfüs..içerik..ALLAH’A GİDEN YOLLAR NEFESLER ADEDİNCEDİR..huve kimliğinin içinde her şey vardır..hüve bir tohum olsa diğer harfler ve esmalar huve den doğmuştur..

KABE’YE İLK PUTUN GETİRİLİŞİ..eski arap toplumunda hübel adında bir put dahi varmış..

JJJ
.ALINTILADIĞIM HÜBEL BİLGİLERİNE BAKALIM MI SEVDİĞİM.. islamiyet öncesi Kabe'deki putların en önemlilerindendir... kibele'nin Araplaştırılmışıdır…Mekke’ye getirilen ilk put olma özelliği taşır ve Mekke’nin en itibar gören putu sayılır..Kureyş kabilesi, cahiliye devrinde Kabe'nin içinde bulunan bir kuyunun yanı başına dikilmiş bir puta taparlardı. bu putun adı hübel idi. bu put, Kabe ve Hicaz başkanlığı Huza’lılara geçtikten sonra, başkanları olan Amr b. Luhay tarafından Suriye topraklarından getirilmiştir. rivayete göre amr, daha puta tapıcılığın hicaz'a girmediği bir sırada Suriye'ye gittiğinde, oradaki halkın birtakım putlara taptığını görmüştü. bu putlara niçin taptıklarını sorunca onlar: 'biz bunlara taparız, ne zaman yağmur istesek yağdırırlar; bir konuda yardım dilesek yardım ederler' demişlerdi. .amr, böyle her derde deva putlardan bir tane de kabilesine götürmek üzere kendisine vermelerini rica etmiş, onlar da bu hübel putunu vermişler. amr da onu getirip Kabe'ye yakın ve zemzem kuyusunun üst tarafına yerleştirmiş ve herkesi buna tapmaya teşvik etmişti. yine rivayete göre bu put, kırmızı akikten yapılmış ve insan şeklinde olup sağ eli kırık imiş. ona, altından bir el takmışlar ve tapmaya başlamışlar ki ona gösterdikleri saygı, haceru'l esved'e gösterdikleri saygı derecesine varmış. sonra bu hübel putunu kabe'nin içine almışlardı..."


. genellikle ay kültüyle bağdaştırılmıştır. HZ.Muhammed Aleyhisselam önderliğindeki müslümanların Mekke’yi ele geçirdiği 630 yılına kadar Kabe’de bulunan 360 tanrı figürünün en büyüğü ve en güçlüsü olarak saygı görmüştür.

Arap yarımadasına nerden girdiğini ve gerçek kökenini öğrenmek zor olsa da bir Babil yaradılış miti olan enuma elish içinde adının bir grup tanrının şefi olarak geçmesi ve bazı erken İslami tarihçilerin, islam öncesi dönemde kuzeyden getirilen hubal imajlarından bahsetmesi bu kültün aramik kökenli olduğunun düşünülmesine yol açıyor. ayrıca hubalın adının geçtiği tek nabati metninin içinde islam öncesi dönemlerde orta ve Güney Arabistan’da oldukça popüler olan menat ve dushara'nın da isminin geçmesi hubalın muhtemelen nabati kökenli bir inanış olduğunu destekler nitelikte.


arap kaynaklara göre hubal ın Mekke’ye ilk kez girişi amr ibn luhayy isimli bir soylu tarafından kuzeyden bir heykelinin getirilip Kabe’ye yerleştirilmesiyle başlıyor. heykelin birkaç yıl sonra kırılan kolunun yerine altın bir kol yerleştiren kureyş, bu olaydan sonra heykel ve kült üzerinde önemli bir ayrıcalık elde ediyor. zamanla çeşitli değişimlerden geçen heykelin son tarifi şöyle: önünde kader ve tanrısallığı simgeleyen 7 ok bulunan altın kollu akik taşından bir erkek figürü biçiminde. bu oklarda Mekkeliler tarafından fal bakma gelecekten haber verme gibi amaçlarla kullanılıyor. hatta Hz. Muhammedin (s.a.v)büyükbabası hz.Abdülmuttalip adağını yerine getirmek için kurban edeceği oğlu HZ. ABDULLAH bu oklarla belirleniyor ve bilindiği üzere ok HAZRETİ Abdullah gösteriyor.



Kureyş’in kült üzerindeki büyük etkinliği hubal ve menatın lat ile birlikte adeta Mekke’nin resmi tanrıları olmasına kadar gidiyor. Uhud savaşını kazanan ebu süfyanın Mekkelilere uzzanın ve hubalın çocukları diyerek seslenmesi de bu tanrıların Kabe’de ki diğer 360 tanrı figürüne karşı baskınlığını kanıtlıyor.

bu arada meşhur putlardan; menat, lat ve uzza da HÜBEL İLAHININ kızlarıydı……….

büyüklüğü hakkında çeşitli rivayetler varsa da minyatürlere göre 50-60 cm yüksekliğindedir. hübel 630 yılında Mekke müslümanlar tarafından fethedilince Hazreti Peygamberimiz CemAlullahı Habib ve hz.Ali kerramallahuveche tarafından Kabe’de kırılarak onun şirk pisliğinden temizlenmiştir... bu tarihten itibaren ( taştan yürekleri ile tavaf eden kişileri saymazsak ) Kabe'de kalan tek taş Hacer ül Esved' tir.



kybele'nin arap kültüründeki yansıması. ismi kybele'den dönüşüp "hübel" halini almıştır. bu yüzden de Anadolu'nun baş tanrıçası olan kybele'nin simgesi olan ay, hübel'in de simgesi olmuştur. yalnız kybele'nin simgesi, matriarkal (ana tanrıçaya tapan) toplumlarda gebe halindeki dolunayken, patriarkal (baba tanrıya tapan) bir topluma ait olan hübel'de bu simge tıpkı grek artemis'indeki gibi gebe olmayan, bakire olan hilal'dir. Mekke'ye getirildikten sonra, Anadolu ve arap halkları tarafından Kabe'nin yönünü göstermesi için söylenen "kıble" kelimesi de kybele'den türemiştir ve arap topraklarında kybele'ye tapanların en önemli ibadet biçimi, heykelin bulunduğu Kabe'nin etrafında dönmektir.
Kİ`, SEVDİĞİM, BU BÖLÜM YANLIŞ BİLİYORSUN..KABA, YERYÜZÜNDE YAPILAN İLK MABED BİNA OLDUĞU İÇİN VE DAHA YERYÜZÜNE İNMEDEN DE KIBLE KENDİSİ OLANLARIN TAVAF ETTİKLERİ BİR YERDİ..VE KABE ADI& KİBELE ADININ İSİM ANASIDIR..YANİ DEMEK Kİ SEVDİĞİMM ANA TANRIÇA KİBELE & HAKİKATİ KABE'DEN DOLAYI RAHİYM ESMASININ YANSIMASINDAN BAŞKA HİÇ BİR ŞEY DEĞİLMİŞ MEĞERSEM...BÜTÜN BUNLARI BİZ ARAŞTIRIP ÖĞRENMEDİĞİMİZ SÜRECE TARİHÇİLER YALAN SÖYLEYECEK,ÖĞRETMENLER YALAN ÖĞRETECEK…VE YERYÜZÜNDE SALAK SALAK GEZEN BİZLERDE BAŞKA BAŞKA İLAHLARA-TANRILARA TAPTIĞIMIZI SANACAĞIZ TABİİİİ..O YÜZDEN DE TEKRARDA NE BÜYÜK HAYIR OLDUĞUNU, ŞİMDİ, OKURKEN ANLADIM SEVDİĞİM VE TEŞEKKÜR EDİYORUMMM..SAOL..


Evet Sevdiğim..yazının çekim gücünden anlaşıldığı üzere yapacağım şeyi esas şimdi anladım..çok zor öğreniyorum ama oluyor işteJ…yine aynı şeye; Lailaheillallah MuhammedünRAsulallaH esmama döndük..dersim..seyrü sülüğüm..hiç bitmeyecek yolumun kitabı..anladımm..teşekkürlerrr…ve yaptığım şeyi çok sevdiğini de anladım tabii..ben teşekkür ediyorum..birde bu masal başladığı gece etrafımdaki korumanın daha kuvvetlendiğini hissettim Sevdiğim..teşekkürler..ama özgürlüğüme dokunmak yok tamam mı?!:)

Sevdiğim bu bölümü yazamıyorum..laptop berbat..dayanamıyorum..birazda Mahmut amcamın yazılarıyla kendimi harmanlayacağım..sadece gidişatımız açısından bak izle..
VAV..VELAYET.IŞINSAL RUHİ VÜCUD İNSAN..sayı değeri 6.. VAV harfinde 2 vav ve 1 elif vardır..elifin sayı değeri 1 dir..ve elifin anlamı HAKKın belireni insandır…NEY MİSALİ..BİR ELİF 7 NOKTADAN OLUŞUR..NOKTALARIN SEYRÜ SÜLÜĞÜ VE NOKTALARIN MİRACINDAN MÜREKKEBDİR..FATİHA MİSALİDİR…HERŞEY YEDULLAH ÜZEREDİR..

HÜVE..HE..HAMSE..sayı değeri 5…5 boyut-5 katman. Sevdiğim piramiti hayal et tamam mı..en tepe HU..bir altı 1. Boyut CEBERRUT ALEMİ..2. boyut LAHUT ALEMİ...3.boyut NASUT..4. boyut MELEKÜT ALEMİ..5.boyut alemi EDNA-DÜNYA ALEMİ..(GÖRDÜĞÜN GİBİ ALEMİ EHADDA KALMA ALEMİ EDNAYA GEL ÇAĞRISINA KULAK VERİLMİŞ….J)

demek ki Sevdiğim; benim bu alemleri idrak etmemle, bir vücudun nasıl, nefesten safha safha maddi beden olduğunu da bir nebze anlamam lazımmış değil mi?hep nefesle röportaj yapmak istiyordum ya hani .çok ağır bir şey benim için tabii..muazzam da..ve bu defalık, bu kadar yeter..çünkü 99 tane masalda eğer yaşarsam ve yazabilirsem bunları onlarca kere tekrar edeceğiz zaten..ama her defasında farklı bir idrakle ..

ve Sevdiğim gelelim benim en değerli idrakime..ben 99 acve ve akik taşlarından şunu anlamışım meğer..HURMA= ESMALARIN HEPSİ İSİM OLARAK YARATILMIŞLARDIR VE YARATICININ MAHREMİ HAREMİDİRLER..VE ESMALARI KÖTÜYE YORMAK DEMEK, YARATICININ ANLAMINA &MAHREMİNE- HAREMİNE TECAVÜZ ETMEK DEMEKTİR…VE TÜM ESMALAR=şeyler ÇIKIŞ YERİ OLAN BİR TEK EHAD DE TEVHİD EDİP VUSLATA ERMEK-MİRAC YAPMAK ÜZERE SEYRÜ SÜLÜK EDERLER..yaratılmış her şey dişi –kadın –kesret –çokluk anlamındaydı ya hani..ee diyeceksin..işte Sevdiğim” bana dünyadan 3 şey sevdirildi “deki 2 müennnesin izini sürmekteyim ya birde…

işte bak..ruh hakikatte tek ve bir tane..ve Yaratıcımız kendi nurundan bir nur ayırıp, ona” kün Muhammeda “demiş hani..ve o nur bir anda nurdan bir insan suretinde tezahür etmiş..ve o nur bedenin ilk sözü de şu olmuş haniii..”lailaheillallah” ve yaratıcısı ALLAH şöyle cevap vermiş..”MUHAMMEDÜNRASULALLAH”.ve hayat bu celal ve cemalin arasında hay-hu nefesinde cevelan edip seyran sürmeye başlamış..


Bu bize şunu gayet net anlatır..yaratılan şeylerin en evveli olanı=varlık makamları = hz Makamı MAHMUD u Ahmed i Muhammed Mustafa’dır..
dolayısıyle de ezel ve ahir O’dur..batın ve zahir de O’dur..
gelen giden ne varsa& eşyanın hakikatide O’dur..
bir kişinin-eşyanın-esmanın başlangıcı ve sonu sadece O dur..

buda bize anlatır ki;
başlangıcın Hatemi Mührü ve gidebileceğin her noktanın tek Hatemi Mührüde O’dur...
işbu hakikati bir nebze anlayan da O’dur…

nur cihan..
8.2.2012