10 Nisan 2011 Pazar

ŞEY’lerin GÖRECELİ TEKAMÜLLERİ MASALI-8



ŞEY’lerin GÖRECELİ TEKAMÜLLERİ MASALI-8
Karenin ortasında bir başına, yönsüz ve yörüngesiz
kapı açılır..siyah mekanın reisleri gelir bir bir..
kara hırkalarını, ak örtülerini çıkarıp içeri atar ve giderler..(Alıntıdır…..)

Merhaba Sevdiğim ve Merhaba..nasılsın?..nasıl olduğunu bilemediğimden gayet keyiflisindir diye umuyorum..çünkü ben, ne yazık ki, Seni görüp karşılıklı muhabbet  edebilme şansına sahip olanlardan değilim..benimki hayali bir yol ya o bakımdan..masalsı olması için de böyle gerekti belki de..özlemle gidilen.. dokunulamayan, konuşulamayan, sadece hayal tasarımlarla örülü karmaşık bir yöntem..ben alıştığım için bana sade ve çok basit geliyor.. hakikatinde; en basit,   en sadenin içinde olduğunu anladığımdan beri ,bu basitlik beni zorluyor yoruyor..aslında fena halde dertleşmeye ihtiyacım olduğu ne kadar belli değil mi?hep Senin yüzünden demek isterdim..kavga edebilmek..öyle susunca dünyanın bir yerlerinde felaket oluyor gibi..!!!..ben her şeyin nefesten- havadan olduğuna inandığım için,hava durumları aslında en ilgimi çeken şeydir..tabii bu masalın amacıda Zaman’dı ya hani..Zamanın meşrebini ,huyunu ,suyunu anlamak..hava akımlarını daha kolay takip edebiliriz böylece…henüz bu manada hiç yol alamadığım aşikar..benim için başarmak önemli değil aslında biliyorsun değil mi?çünkü her şey: var oluş aslına dönerse eğer, yani bu idrak tekamülünü anlarsa,” Hakikatinin Muhammedi Nur olduğunu ve tüm göreceli şeylerin menbaının da O olduğunu bilir”..neyse masalıma dönmem lazım.. dönüp dönüp Seni sobelemem lazımJ
bir ELİFF..bir NOKTAAAA..bir KASE-İ NUNNNN  şarkısı yazacağım Sana ,öyle muhteşem………

ve hala en güzel “ Lailaheillallah” ı Sen söylediğin için, Seni en çok seviyorum. . bu Seni kızdırır- o yüzden yapıyorum ..cümlenin  “çünkü?!!” bölümünü sonra yazmayı umuyorum..ben kendimi anlamaktan aciz olduğum halde” Seni anlamak!?” için böyle bir işe neden kalkıştığımı da bilemiyorum zaten..buda benden değil..o harfler yüzünden.. .. ben aslında ayda bir yazmaya karar vermiştim bu sefer..oda dayanamadığımdaydı..dün ise çok ağladım..her seferinde yazmamak için çok direnip , acı çekiyorum..oysa bişey beni yazmaya zorluyor..sonra da tüm direncim kendime ezaya dönüşüyor..aylardır tek bir masalımı bile kağıda kopyalamadım..çünkü onları  okutacağım kimsem yok..uzun ve karışık ,hatta anlaşılmaz buldukları için sonuna dek okuyan pek olduğuna inanmıyorumJ…çünkü bende öyle olanları okuyamıyorum:)…..ve  hani” sen benim her şeyimsin,… … ..,” vs.. var ya.. onlar hep hayalmiş…”başka başka her şeylerin “olanlar varmış..belki bu hazin halim işe yararda bende bu hayal tutsaklığımdan kurtulabilirim Sevdiğim… uyumayı çok seven biri olarak, bakalım uyanabilecek miyim ki ,sanmıyorum..
bir upuzun çook güzel kuş tüyünü ateşe verdiler..ve ateş kıvılcımla tüyü yaktı..işte bu masalın külleri de oradan düştü....

Sevdiğim belki de ilk telek ilmine başladık mı, Sence?

bu yazacaklarım pek çok kişiye saç baş yoldurup, Sana da cinnet getirtecek olabilir Sevdiğim..ne yazık ki yapmak zorundayım..çünkü artık bu bitmeli ki,  seyahat ettiğim Kelime-i Tevhidin ikinci bölümüne geçebileyim..yani ben öyle zannediyorum..Bir fehmeder.. kul zanneder ya hani, o bakımdan….
İlk önce tabiii gardımı alıp, her zamanki gibi Evvel Zamanıma sığınmalıyım.çünkü hala korkuyorum..Senden..kendimden..bu korku Seni incitirim korkusu biliyorsun..hatırladın mı?”ben çok ağırım.. Size zarar veririm” diyene ne denmişti:”hayır.. sen bana zarar veremezsin..bir şey olmaz..”?!!?.. işte benim hala tek korkum bu, Seni üzmek..Seni incitmediğimi ,zarar vermediğimi bana bir daha söylemelisin bence…tabii doğruyu..ve … Seni öyle fena seviyorum ki; bana ettiğin tüm ezaya ,o korkunç görüntüne rağmen  daha da  fazla seviyorum.. devamını sonra söyleyeceğim..şimdi içimden gelmiyor..
***********

… Şam’da yeşil levheşinin kabri yanında- akilin heykelinin ayakları önünde beynin fırlatılıp ikiye yarılışını izledi..içinden çıkan, iki gri zeki zehirli korkunç sevimli yılana baktı..Evvel Zaman:”artık ilim tehlikelileşiyor..korunmak lazım” dedi...çocuk ağladı:beni bırakmayın..Evvel Zaman:”şimdi size etrafınızdakiler diyecekler ki-o delirdi..kibirlendi..iki tane şey okudu ,iki şey öğrendi sapıttı..yoldan çıktı..kimse inanmayacak..hep öyle olur..”…çocuk:”peki ben delirecek miyim? düşündüklerimi konuşacağım,beni anlayan kimse yok”..Evvel Zaman:”olur mu öyle şey..merak etmeyiniz,siz aklınızı yitirmeyeceksiniz.. yolun sonuna dek gideceksiniz..dostlarınızda olacak..hiç yanlız kalmayacaksınız”..ve aradan süreler geçti..çocuğu kömür tozu haline getiren dev mıknatısı- onun etrafındakileri de birer bir “er” kendi gönüllerine göre dostlar buldurttu… onlarda hükümdarlarıyla farklı farklı neşelerden bu manaları zevk edinmeye başladılar….tabii imtihanları onları vurdukça çocuğun başına gelip:” hep senin yüzünden oldu..biz geri dönmek istiyoruz “ dediler.. sonra da, ne derse gidip, vazgeçemedikleri rendekarlarına ilettiler
J..ve çocuk dolu yağmurundan hiiç kurtulamadı…ve çocuk artık yalnız değil?!!!..öyle mi Sevdiğim?..oysa ben gittikçe bu anlamlarda, yeni, çok başka manalara doğru yelken açıyorum ve yine bunları konuşacak kimsem yok..hatta onları yazamam bile..ama bu tarz  bir öğretiş Senden  olduğundan, beni benden iyi anlarsın … İçinden Hızır Geçen Adama “çıktım erik dalına anda yedim üzümün” ne olduğunu sorduğumda. . gülerek dedi ki: “sizi bazen hiç anlamayacaklar.. anlaşılamayacaksınız”..  yani Evvel Zamanımı tasdik etmiş oldu..


ve böylece bende anladım ki, Sen, beni neden kendinden ve herkesten uzak tutuyorsun..çünkü ben genelleme öğreniminden değildim.yani özel farklı şeyler,  zevki manalar peşinde koşanlara mahsus tehlikeli  bir yolcuydum..aslında düşünsem ki, düşünmesem de fark etmiyor.. bence de bana en uygun yol bu ..yolumu çok seviyorum..çok yalnızım(çünkü kendime Senden başka kimseyi yaklaştıramam) ve kendim gibi yol alan henüz kimseyi tanıyamadımsa da muhteşem bir seyahat bence..ve yalnızlığımı da çok seviyorum, çünkü içimde Sen varsın..sadece insan madde de istiyor ya o bakımdan…ve bu yol halimin,”baskın bezelye LA kayıt  arabi  atamdan” dolayı bu tarzda olduğunu da anladım..genetiğimde demek ki o baskın..bende ona bu Zaman’a göre yeni tekamül anlamları-yorumları ekleyeceğim.. ve benden sonra, o neşede kim bu aleme gelecekse de, o mana ondan devam edecek..bu reenkarnasyon değil.. zaten enkarneye inanmıyorum..çünkü bu zavallı  masal yazarı; bir varlığın bu aleme gelmeden evvel- bir kalıba girmemiş nefha-ı ilahisinde bile huyu suyu yürüyüşü hareketi aynı olduğunu taktiri ilahi ile müşahede etmişmiş..ve her ruh tektir..ama hepsi bir nefes tir de….ve Yüce Yaratıcımıza varlıkların sayısı adedince yol vardır..o yüzden hem herkes tek -hem de her yol eşsiz ve benzersiz  tekBİR  dir..ve sanırım hz Peygamber Efendimiz söylemişti..bu alemde kim ölürse yine aynı manada başka biri doğar..bir iyi yada bir kötü..bunu herkes”her eşya ve anlamda gözlemleyebilir”..

aslında şimdi, Evvel Zamanımdan özür dilemek istiyorum..Kelebeğim.. ben ,Size demiştim ki hani hırçınca ağlayarak:”o manaları görsek de.. bu dünyada hiçbir işe yaramıyor, burada hiçbir karşılığı yok ?..ve sizde demiştiniz ki hüzünlü bir gülüş ve heyecanla:”hiç olmaz olur mu? Var”..ve Sevdiğim.. ben, ancak yeni yeni, mana ile maddenin birlikte çalıştıklarını-birbirlerine muhtaç olduğunu anlamaya başladım..bir şeyi ezberden söylemek çok kolay ama kalp ancak gördüğünü, bildiğini Hz İbrahim gibi yaşarsa mutmain oluyor biliyorsun..hepsi sayende tek tek oluyor, teşekkür ediyorum..işte buda beni çok yoruyor..çok ağır geliyor..hani her şeyi zıttı ile öğreniyorum ya..ve hak ile batılı ayırmayı öğrenmem gerekiyor ya..çok zorr..bazen dayanamıyorum..çığlık atıp bağıra bağıra ağlamak istiyorum..Senle kavga etmek istiyorum(ve hepsini yapıyorum:) ..çünkü ben bir kadınım.. ben güçlü değilim…ben çok cahilim.. neden bennn ?derkennnn..Seni hatırlıyorum..Senii..işte o zaman yine yola devam ediyorum..Sen bunları okuduğun için.. Seni göremesem de?.. hayalimde görememek bile ne acı ya..nedenmiş?çünkü siz burada görüyorsunuz, o yüzden rüyanızda göremezsiniz demişti Evvel Zaman ya hanii..burada da göremiyorum ki..hani hiç ayrılmayacaktık….

İşte dünden beri yazmamak için ağlıyorum hep..benim dediğim  hiç olmuyor zaten..naz yapayım dedim ..eğer hafta sonunda evde kimse olmazsa ve istediğim manaları netten okuyup istediğim şeyleri incelemeyi bitirirsem yazmaya karar verdim bu öğlen..Ya Rabbim..her şey akşam olduğunda yerine gelmişti..başka zaman olsa baştan aşağı dikenlik olur etrafım hani..ve okumalarımı bitirdim..göreceğimi de  gördüm..mutluydu.hem de çok keyifliydi baktım.. baktım..kıskandım.. bu kıskançlık beni mahvediyor hala kurtulamadım.. kelimelerin ardına bakmasam, gözlerdeki ışığı-dudağındaki uçucu gülümseyişi takip etmesem bu kıskançlık da olmaz tabii ama elimde değil..hep harflerden hep manalardan…
****

biri hayalinde anlatıyor:kırmızı gül adında biri ,eli kınalıyken avucuna pirinçler koymuşmuş bir vakitler…hastaymış..ve nette bir hikaye karşıma çıktı.. Semerkant’tan gelen içli bir bülbülün güle olan aşkıydı bu ..çok acıydı.. ağladım. . bülbül her gün gül bahçesinde, o güle bakıp şakıyor ..bir sabah görüyor ki ,bir gül yaprağı düşüyor ve tam da gelip dikenden geçiyor..gül yaprağı dikene asılı kalakalıyor.. bülbül o manzarayı görür görmez düşüp ölüyor..sahibi onu gül ağacının dibine gül yapraklarıyla gömüyor..ve sonra aniden şunu hatırlamış birisi..”etimi ye kanımı iç “diyen şehit sahabeyi..güçlü bedeni kılıçla talan edileni…Evvel Zamanın dediklerini..bilmiyorumm……


ve Sevdiğim gelelim masalımızın konusuna.. yine Evvel Zamanımın ardına –yani Senden Sana sığınacağım- canımı yakma diye..benden değil yani..O demişti ki:evladım siz sonradan olma değilsiniz doğuştan böylesiniz..yani Sevdiğim ben hep böyle öğrenme bozukluğuyla yaşamışım anlayacağın..geçmişte sosyal hocasına sordu çocuk:hocam bu eski tanrılar yaşamışlar mı?hoca acaip baktı durdu..tüm sınıf fısıldayıp güldü..hoca:”hayır..öyle bir şey yok” dedi..ama bunu derken duraksadı..çünkü onların okulu böyle şeylerin konuşulduğu bir disiplin değildi..ve çocuk dört yıl evvel eski uygarlıklar tarihi dersine gitti..1.gün..hoca anlattı tanrıları..çocuk:”hocam bu tanrılar Allah’ın esmalarının sembolleşmiş halleri değil mi?yani esmaları tanrı yapıp tapmışlar”..Ya Rabbim.. o konusunda otorite-  ilim sahibi adam çocuğa nasıl bOş baktı..”ne kadar anlamsızdı”…çocuk ondan istediği şeyi öğrenemeyeceğini anladığı için bir daha o derse gitmedi.. şimdi ise onun arkadaşına İstanbul Tarihi dersine gidiyor..bu hocası da eski uygarlıkların maddi ilmi konusunda tam bir yetkin..üstelik gurme turizmcisi bir madde hazcısı..her şeyi tarihleri ile bilip tüm mitolojik öykülerini bal gibi anlatabiliyor…ama benim levheşim Arabi Hocamı bilmiyor tanımıyorJ..böyle manevi sorular istemiyor..o yüzden Sevdiğim, orada öğrendiklerimin tatmini için buraya yazmam lazım..çünkü bu şeyler beni boğuyor..neden hiçbir şeyi tutamadığımı -aldığımı hatta almadan neden verdiğimi de çözdüm.. bak!!..selsebile ait olmanın bu olduğunu da..bir ara selsebillerin resimlerine bakmıştım ..istediğim manayı bulamamıştım ve geçen sayende onu da buldum..çook teşekkür ediyorum…sonra yazarım belkiJ


şimdi Senin için arkeolojik bir mana sergisi açacağım Sevdiğim..kişiye özel tabii…sanat için soyunmayı salaklık addettiğim için, bize daha cazip gelen maddeden manayı soymayı deneyeceğiz..bir örtüp bir açarak sahneden zuhur edene bakacağız..Sen sergiyi gezince, izlenimlerini benim hayali günlüğüme hatırlayacağım-ANLAYACAĞIM LİSANDA, ALT YAZILI - şekilde kaydedersin olur muJ?..biraz ışık lütfen:)dilimde portakal tadı var Sevdiğim:)

Ve Kelime-i Tevhidin ilk bölümü..LailaheillallaH=tapılacak tek tanrı olan Allah tan başka İlah yoktur…

Allah derki “Ben sizin tek İlahınızım..Ben’den başka ilahlar mı ediniyorsunuz” ..Ben size ilah olarak yetmiyor muyum?”
bence bu en güzel ;Subhanallah ,Elhamdülillah, Allahuekber  tesbihatı ile anlaşılabilir ki, buda o boncukları çekmekle değil, KamİL bir Zat’ın denizinde yüzmekle olur kanaatindeyim..ve kişi ancak o vakit anlar ki : “Subhanallah”   ile tüm esmalarla -şeyler oluyor muş ..ve hayret edip bu seyrana “Elhamdülillah” der.. ve sonra yine hayranı seyran edip, o esmalarında yaratılmış olduğunu idrak edip varlığını ancak bildirdiği kadar bilebileceği Allah’a teslim edip,var zannettiği benliğini sahibine kurban eder… ”Allahuekber” der..emanet sahibine dönünce de bugün dinin tamam olmuş olur..
…….

evet Sevdiğim şimdi mana  arkeolojisi kazımıza devam ediyoruz.. bu yıl  daha çok dünya mutfakları belgeselleri izledim. ünlü aşçıların dünyanın her yanındaki halkların evlerine gidip, mutfaklarında onların malzemeleri ve inançları ile yemek pişirip, onlarla aynı sofrayı paylaşmasını ve evlerinde gecelemelerini de..yani insanların içlerine mahremiyetlerine giriyorlardı.. sonuç..dünyada en yaygın dinin putperestlik olduğunu görerek öğrendim..Latin Amerika da ise putperestlik ve büyücülük korkunç boyutta..zaten adı üstünde bak “La tin”
J… tüm dinlerin içinde de eski pağan alışkanlıklar hep hayata karışmış..gelenek haline gelmiş..mesela bugünkü gün ve ay isimleri bile geçmişin tanrı isimleri çoğunlukla..ama artık kendini medeni –kültürlü- gelişmiş kişiler olarak gören bizler ,kendimizi öyle puta felan tapmıyor sanıyoruz değil mi?..KOCA BİR YALAN...ne yazık ki tapıyoruz..isimleri değişmiş ama manaları aynı…esmaların göreceli tezahürlerine  mars-hades  demiyoruz da öfke,kin,savaş,hased vs diyoruz.. venüse-afrodite de tapınmıyoruz ...sadece duvarımıza asıp ahh! ne güzel sanat eseri diyoruz artık ..fakat hala şehvetlerimize=her türlü aşırı isteklerimize tapınıyoruz..herküle  tapınmıyoruz ama aklımıza ilmimize tapıyoruz..yaptığımız işlere-yeteneğimize tapıyoruz.. herkesi gizli şirkle  suçlayan bazı medyatik din alimlerimiz bile.. ben gördüm.. ben bildim.. ben seyrettim.. benden  ala henüz bilen yok ..en son gelinen noktayım ben diyoruzJ


 diplomalarımıza,makamlarımıza ,eşlerimize,çocuklarımıza,bedenlerimize ,arabalarımıza,eşyalarımıza,köklü ailelerimize,şöhretimize,gençlik ve güzelliğimize,egomuza tapıyoruz.. böyle bakınca putperest olmayanımız yok gibi..yani “gönül kabemiz” hep bu düşüncelerle öyle tıka basa dolu ki orada Allah’ı anacak mahal kalmamış..eee haliyle yer olmadığı için de Padişah da Saraya konmuyor tabii..ve bizler bu durumda Yaratıcımızın ilhamını -hikmetini -kalbe gelen  ilk ses olan varidatı doğuşlarını duyamıyoruz haliyle..çünkü kalbimiz çok sesli..çok putumuz var.. ve her biri bir kafadan bana tap,bana tap, en çok beni sev beni diye bağırışıyor..aslında tüm tanrılarımıza baktığımda Sevdiğim, hepsinin Allah ismi ile Camii olanın; Esma-i Rahman’ından tecelli edişi ve O’nun sürekli dallara- kollara- alt başlıklara açılan Zati ve Subüti sıfatlarının esması olduğunun da farkındayım..bir hub-MUHABBET-İ MUHAMMED  tohumundan köklenip dallanıp budaklanan, yapraklanıp çiçeklenip meyvelenen ve yine toprağa düşüp hublaşan AŞK gibi…kendinden kendine…yani aslında biz insanlar bu maddi alemin hakikatinde saf anlamlar ,saf manalarız..sözsüz ama sözsüzJ…feyizleriz ..nurlarız..neyse gene konuyu dağıttım ,geri döneyimJ


evet  Sevdiğim.. bu çocukta anlamış ki; Hz. Kur’an- ı Kerim’de her sure aslında bir sembol çizimi şeklinde suretlenebiliyor..
ve sembol ilmi o yüzden en eski ilim..ve dünyanın neresinde olursa olsun; ister ashabı şimal, ister ashabı yemin bu sembolleri ortak kullanıyor ve birleşiyor..sadece niyetleri yüzünden yorumları farklı..tabii madde zuhurları da o düşüncelerinin tezahürü oluyor..aynı güneşin bir oluşu ve herkese eşit ışık vermesi gibi..bazıları perdeyi tam açabilir.. bazı hiç açmaz.. bazısı aralar ..bazısı bakar kördür..bakara misali.. ve yeni sembolümJ bakara.. öküz ..sığır..inek..boynuzsal durumlar..iki boynuz arasında boynuzlanmak.. kendinden kendine manen de!!ve.. neden?.. demiyor muyum?..hala kıskançlıktan geberiyorum da o yüzden..işte sevdiğim bu eski mitolojik tanrılarda(tanrılaştırılmış melekler,peygamberler,vb)-yani esmalar, yani manalarda kendi içlerinde sürekli birleşmeler ve türemeler,ve savaşlar ve korkunç kıskançlıklar yaşamışlar..halada sürüyor ..bu esma kıskançlığı çok çılgınca bişey bence ve kimse başa çıkamaz… asla…



madde de mesela: makam için, şöhret için,para için,hırka-post için insanlar ne aşağılık şeyler yaşıyor ve yaşatıyorlar değil mi?bizim gıdamızla oynayan, ilaçlarımızla oynayan, organ hırsızlığı yapan, silah üreten, insan kaçakçılığı- köleliği yapan, ülkeleri sömürenlerde işte hep bu zamanın şirk ehli =makamlı diplomalı, önünde düğme iliklenen  apis öküzleridir..(eski mısırdaki öküz tanrı)..bunlar insanlığı hem baş boynuzları hem de iki bacak arası(apış) boynuzları ile boynuzluyorlar.. hala biz trene bakar gibi onları seyrediyoruz…

apis öküzünün(osirisin ruhu) rengi siyah, alnında beyaz bir üçgen, sırtının bir yanında hilal ,bir yanında akbabaya benzer şekil,dili üzerinde de pislik böceği ve kuyruk tüyleri de ikili olmalıymış..bir apis ölünce, yeni bir apis bulup ona tapınıyorlarmış..aynı bir buda ölünce onun enkarnesi bulunup tapınıldığı gibi..maddeye değil manaya bakıyoruz değil mi SevdiğimJ(=dikkatini çekmek istedim nedense)..ama izdüşümleri ya:)ve bugün İspanya’da süren boğa katliamları da bu geleneğin kalıntılarındanmış..Kızılderili mitinde ise insanoğulları bu dünyada çoğalınca açlık başlıyor ve bununla beraber acı..ve bir erkek kardeş kendisini tanrıya kardeşleri için kurban ediyor ve tanrı onu bizon haline getiriyor..ve Kızılderililer de hayatlarını bizon sürülerinin-RIZIKLARININ  izinde ona uyumlu yaşamaya adıyorlar..

 aslında bu sığır kurbanından ben Kabil’e geldim Sevdiğim biliyor musun..yani Habil ve Kabil’in buğday ve sığır kurbanlarına.ve ilk evlenme biçimlerine tabii...buğday kabul edilmişti  hayvan ise kalmıştı ya hani..sanki ….neyse..

eskidende Herodot tarihinde de okumuştum ki; bir nehirden filan geçileceği zaman o yolcu eşeğine yüklediği bir sığır derisini yere seriyor..yanlarına ahşap sopalarını geçiriyor ve ipini büzüyordu.. nehrin üzerine koyduğu bu sandal salına eşeğiyle beraber binip karşıya geçiyor ve yine onu katlayıp eşeğine yükleyip yoluna devam ediyordu..bence eski insanlar bizden daha pratik zekalı ve güçlülermiş, hem de çok cesurlarmış değil mi?ve Osmanlı da sofra yaygısı sığır  derisinden yapılıyor.. ..tabii birde ilk su kapları tulumlar da..pek çok eşyada tabii.. dolayısıyle…. aradığım anlam için yazıyorum bunca teferruatı, onu bulabilmek için..Fatih Sultan Mehmet Han da Bizans İmparatorundan hediye alacağı İstanbul toprağı için “bir sığır derisi kadar “diyor ya hani..sonra o sığır derisini bir ip gibi hünerle kestirtip yumak yaptırtıp, toprağını bunla ölçüyor ve  koca hisarı konduruyorJTürk zekası yaniii..ve tabii aaa Bizans Efendi:)
doğduğum şehri ve topraklarını kazıyorduk ya hanii..işte bu çocuk Bizans isminin peşine düşmüş, bak ki ne hikaye bulmuş..


baş tanrı Zeus  çok çapkın olduğundan tüm kitapları okuma hakkına sahipmişJ. Onun tecellileri olan tüm tanrı ve tanrıçalarda çok çapkınlarmış tabii..ve bir gün;zeus,  kral inakhos:)’un “ io “ adındaki kızına aşık olmuş..zeus un aynı kozmik yumurtasından dolayı= hem kardeşi hem karısı olan tanrıça hera da eşiyle aynı güce sahip ve kıskançlıkta olduğundan yeryüzü hep onların ve çocuklarının tepişmelerine sahne olmuşJ=eski Sümer Yaratılış Destanından kopyalamışlar (eski yunandaki tüm tanrılar çakma yani:)…yani esma tezahürlerinin.. manaların.. belki de manalar kendi yerlerini bulana dek savaş imtihan hep sürüyor.. bakalımmm ..sonra EfendimciğimJ…zeus, hera dan korkusuna güzel  io yu inek şekline sokar..hera da,  zeus  kıza  yaklaşamasın diye , io nun başına çok çirkin olan bin gözlü çoban tanrısı argosu diker..zeus  hiddetten köpürür..rüzgar tanrısı hermese onu öldürtür..tabii açık göz olan hera da, kendi sembolü olan tavus kuşuna ,argosun 1000  gözünü takarJ….hera bu sefer korkunç bir sineği io ya musallat eder..ama ne yazık ki  io hamile kalmıştır bile..J..sinek  io nun öyle bir canını yakar ki, io can havliyle koşmaya başlar… öyle bir koşar ki ;İstanbul’un iki yakasını ayıran denizi bir atlayışta geçer.. işte İstanbul Boğazı’ nın  Bosporos=inek =öküz=sığır geçidi adı da buradan gelir.ve sonra io Mısır’ a varır..zeus gelir ve elini ona sürer yine insan olur ve kereossa adındaki kızını doğurur..bu kız deprem tanrısı poseidon ile birleşir ve oğulları BYZAS doğar..böylece HALİÇ 'e de ALTIN BOYNUZ adı verilir..:)yorum yapmıcam Sevdiğim.. sadece  tarihsel burgularımı çakıyorumJ..ve tabi buraya dek gelmişim- boynuz kelimesine de  fena takmıştım..samiri nin gördüğüne esasında..çok fena geyik boynuzları üzerine tefekkür bile yaptım..dünya iki boynuzun arasında dönüyor denirmiş ya eskiden.(bir geyik birde aslan:)…

ve sonra Bakara Suresindeki sarı inek..boyunduruğa gelmemiş kurbanı tefekkür ettim..sonra her zamanın kendisine seçtiği kurbanı da tabii..sarı çiçeği..
aslında bu sureyi ,bu masal için okumam gerekiyordu lakin okumadım..eskiden okuyup dinlediklerimi birleştirmeye karar verdim..çünkü benim anlayışıma göre her şey surenin başlığında zaten var..kelime-i sureti sembolü ve zaman içindeki manası ile topyekün okumak lazım ki sistem açığa çıksın..şeriat –yasa-kurallar-gidip gelmeler.. ve bu iki boynuzun-onca zıtlığın  arasında saf ayna- arşı rahmanı gönül olabilmeyi..Zülkarneyn’ in seyahatini..celal ve cemali..zıtların uyumu için gereken yasayı.. vb..

eski Türklerin Vikingler  gibi iki boynuzlu taç taktıklarını da öğrendim..ve boynuz kelimesine baktım..sadece anlamını yazacağım..bu boynuz tacı takan kişi boynuzlaşmış-yükselmiş-buğu-buhar olmuş asil bir kişidir=yüksek yerdeki yüce atalarının ruhlarının yanına gidebilir  anlamındaydı..tabii daha evvelki bir masalımda; hani biri ,Hz Adem’in cennetten indirilince sırtüstü hiç kıpırdamadan  yatış hikayesini anlatmıştı ya.. bak birden onu hatırladım.hani Adem Babamız ancak hırs hırkasını giyince dünyaya meyletmişti de, Cebrail as. O’na çalışması- karnını doyurması için cennetten bazı eşyalar vermişti..onlardan bazıları  sığır, buğday ve sabandı:)yani başlangıçtan beri berabermişiz demek ondan..hımm …teşekkürler… insan ektiğinin hasatını yer..muhteşem bir mana oldu bence ,teşekkür ederim…ne ekersek onu biçeriz..yani amellerimizden sorgulanırız..

başka.. horoz sembolüm..bir hadis buldum bilmiyorum sahihmi..ama önce onu yazacağım: Allah arşı altına bir horoz, daha doğrusu kanatları zümrüt ve inci ile müzeyyen beyaz bir horoz veyahut horoz seklinde bir melek, koymustur; bu horoz gece sona erdiği vakit, kanatlarını çırpar ve Allah’a hamd eder. Dünyadaki bütün horozlar da bunu işitir, onlar da kanat çırparak ve öterek cevap verirler (MEB_A, 1950: C 5, 562-563).alıntı….

horoz ilk anlamda kibri-gururu anlatıyor tabii.. dünya ortak sembollerindeyse, çatılara dikilen rüzgar güllerinin- güneş çemberlerinin içinde yer alıyor..horoz bana daha ilk anda  tanrı horusu çağrıştırdığı için onu araştırdım..horus, ra nın  oğlu..zaten  anlamı da  ra nın gözü=(Yaratıcı  İnsan-ı Kamilin gözünden bakar)hatta burada bakara kelimesini izdüşürmek istedim Sevdiğim..BAKAN’ın kim olduğu anlaşılsın diye…sembolü:şahin kuşu şeklinde yani bugün hemen tüm bayraklarda  kartala dönüşmüş o kuş(anka-simurg-hüma….)..horusun bir gözü ay bir gözü güneş şeklindeymişJ bence batın gözünü ve hak ile batılı ayırt edici hakimlik - hikmet yurdunun açılışını da anlatıyor..acımasız yargıyı da tabii..beden- ruh ve nefs i..güneş dünya ve ayı …üçleri..üçünün bir oluşunu..ve tabii bu beni bir yumurta içindeki çift sarıya yine götürdü Sevdiğim..birin kendini ikiden seyretmesine..ve tabii onun eşi hathor(süt yolu- Samanyolu galaksisinin  bedenlenmişi..iki memesinden süt akan bereketli ilim)..yine kozmik yumurta evliliği..hathor un iki boynuzu arasında güneş diski sembolü var..ona horusun evi de deniyormuş..bu bence çok özel bir sembol..horoskop gibiJ

*********
yunan mitinde ise horoz savaş tanrısı ares ile güzellik sembolü afroditin kaçamağının zuhurudur(yani celal ve cemal gibi:)..güneş tanrı apollon uyanmadan onlara haber vermesi gereken bekçi uyuya kalır ve ceza olarak da horoza dönüştürülür
Jve …horoza dönüşünce hiçbir zaman görevini aksatmaz..ve Eski Yunan’da genç ölen erkeklerin mezar taşlarında horoz sembolü varmış..birde eski Türkler de tavukla horoz(adam tavuk:) aynı sayılıyor..eski tarikatlarda da önemli sembolü varmış ama  pek bulamadığım-onları henüz gooogle efendiye yüklemedikleri  için Sana yazamıyorum…..


ve Sevdiğim bu tanrı esmaları didiklerken şunu fark ettim ki; her esma tanrı , tam zıttı ile evleniyor yada zorla evlendiriliyor..sonrada bu şiddetli çarpışmalardan sürekli sürekli yeni zuhurlar-manalar- olaylar patlak veriyordu.. bence eski uygarlıkların, Dallas dizisi ile bizim dünyamızda başlayan” kimin eli kimin cebinde belli değil” dizininden daha kuvvetli bir hayal alemleri varmış değil mi?aslında geçmiş medeniyetlere baktığımızda, masallara ve efsanelere o imkansızlıklarla yaptıkları astronomiye falan, biz gerçekten hiiç gelişmemişiz..onların yanında tefekkürde solda sıfırız..ve hala onların manalarından iz sürüyoruz..bu gerekli hem..çünkü geçmişi olmayanın geleceği asla olamaz..temellerin sağlam atılması için şu anımız gibi geçmişimizi de tevhid edip – birleyip- aynı manaya getirebilmeliyiz… bence sembol ilmi çok gerekli..en evrensel dil..bir sembolden ciltler dolusu tarihi okuyabilirsin.. tüm esmaya bakabilirsin..sebeb sonuç görebilirsin..çünkü hep zıttı ile beraber çizilmişler.. bir noktadan ise tüm eşyayı..tefekkür içinse mükemmel..çünkü hiç yazı yok..Sen yazmak zorundasın….ve bugün yeni insanlığın bulduğu en büyük sembolse bence bu gülen yüz
Jgerçi buda güneşin sembolü ve ilk mağara resimlerinde yüzünde çizgileri olmayanı var ama olsunJbana bişi hatırlatıyorJ

başka.. tanrılara bişey eklemek istiyor muyum? Bilmiyorum.. henüz baştan okumadım..ne yazdığımı bilmiyorum..sonra bitince okur ve istediğim yere ekler yapabilirim Jçünkü henüz Sana mektubumu yollamadım..ve düşünüyorum da Sevdiğim, Hz Allah bize  Hz Kur’an-ı Kerim mektubunu yollamış ve onu bize nasıl okuyacağımızı öğreten bir Rasul’le beraber hem de..aslında biz O’nun hayatını tam bilsek ve biraz O’nun adımlarını takip etsek, tüm anlamlar eksiksiz yerli yerine konuyor ve tüm düğümlerde çözülüyor değil mi?kötü ve çirkin kalmıyor..zaten Hazreti Efendimizde ne demiş:”Ben atam İbrahim’in dini üzereyim..Ben size yeni bir din getirmedim”.bildikleri, ama unutup nefislerine oyun ettikleri tevhidi tekrar o zamana göre ve tüm zamanlara göre tekrar tebliğ etmiştir..ve O’nunla din tamamlandığı içinde kimse O’nun sözünün üstüne ben yeni bir şey getirdim diyemez..”bu vardı.. ben bugünkü anlayışımla bu zaman göre böyle anlayabildim der “sadece… ve her birimize Yaratıcımız tek tek mektup  yazmış, gönlümüze de onu bırakmış.onu okuyan muradına eriyor …ya mektuplarının hiç farkına varmadan geriye iade edenlerde var.. ne yazık değil mi?çok yazık..neyi kaçırdıklarını hiç bilemeyecekleri içinde bu yazıktan hiç anlayamayacaklar ne yazık..


Hurşidimden Mürşidime bir tutinin  güncesi: Sevdiğim şimdi bizim bölümümüzdeyiz..yukarıda bahsettim cümlenin ikinci kısmını yazmak istiyorum. sadece Senin için..orada söylediklerim için özür diliyorum..ama buna mecburum..içimde tutamam ki ben hiçbir şeyi..biliyorsun..hem derdimi anlatabileceğim ,beni tek anlayacak olanda Sensin ve bizim birbirimizi görme imkanımız da yok..yazarak  ancak görebiliyorum  Seni… ne yapayım?J.. Sana harflerimle dokunabilirim .. bu konuda istersem uzmanlaşabilirim.. bunu büyük bir keyifle yapabilirim..şimdi Sevdiğim; geçen masalımdan arta kalanları da bitirmem lazım ki ,hatırlayabildiğim çözülmemiş düğüm o bölümde kalmasın ..ve ben çıkmazdayım yine..öğret diye yazıyorum..bak ..seyret tamam mı..
perdeleri tutuşturup odaya yandı Güneş
ve başında tacı ile durdu O beyaz tül
sonra kapıyı açtı ..aşkla bakan O arı duru  bir çift göze
O nasıl  aşık Ya Rabbim heykeline
ve bir kalpten diğerine akıp geçen kızıl harfler yazmış
ben senim -sen ben.. beni tanıdın mı?
sonra gidemediğine binbir acıyla gitmeyi başardığında
O’nun gözlerinden ona yine bakandı O
“Aman Ya Rabbim ne seviliyorum “diye gel de kibirlenme değil mi?
ve sonra kendisine arkasını dönüp Sevdiğine kanat açandı O
şimdi ise perperişanım..
 derdim bana dermanımın bile ,kaybıymış bu
hani kendini bilmekti bu yol Sevdiğim?
benim kendim bile,
Beni Sen Gönlüne  götürmek için kullanmış beni ,anladım..
O kendini bilip Rabbini bulmayı dilemiş, öğrendim..
hani o kalbe ağlamak hüzün yasaktı?
Hani o kalbe neşe gelecek,o kalp gülecekti..?
şimdi ızdırabımız ve hüznümüz çok daha derin ve anlatılamaz..
en zoru da nasıl dayanılır bilinmez..
bunu kontrol eden O Gönül’e  selam olsun…
bunu ben kontrol edemem biliyorum.. Senden olduğunu da…
*derdim bana derman imiş galiba bu değil mi Sevdiğim ..bak yine yazarken anladım.. teşekkür ediyorum
J saol..

veeee…en güzel “la ilahe illallah” ı sen dediğin için Seni seviyorum..çünkü, bu kadar güzel o cümleyi-o cümlenin diğer bölümünün varisi söyleyebilirde ondan..Sen kendi makamından, kendine söylediğin için öyle derin ve tesirli..Sen kadar güzel.. Sen o cümlenin manasısın ve ben Seni tahsil etmek için bu aleme geldim..Seni okursam, yani bu cümleyi ,tüm sembollerin- tüm anlamların ve esmaların manalarını da okumuş olacağım..Sen Süleyman’ın mührüsün..Sen Tevhid Yıldızı Makamı  HükmürRasın..Sen Besmelenin SırrısınJ
Seni işte bu hikmetle seviyorum..Himmetlerinle öğreniyorum…teşekkür ederim…….
nur cihan
10.4.2011
nuralem7@hotmail.com