8 Şubat 2013 Cuma

99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 45


99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 45

Merhaba Sevdiğim ve Merhaba.
bir yarıyıl tatilini daha geride bıraktık..karnem var mı bilmiyorum ama meşrebim yüzünden bu hiç umurumda değil zaten.. yeni dönem için farklı bir müfredata geçtiğimizi ise tabii ki hissediyorum.. zor ama bir o kadar da zevkli olacak diye de düşünmekten kendimi alamıyorum..her şey daha bir yerli yerine oturacak, senelerdir süren ne yazdığımı bilememenin karmaşası sanki biraz durulacak gibi.. olayların iç yüzlerini kaldırıp kaldıramayacağımı ise henüz bilemiyorum.. sadece şimdiye dek kesin şunu anladım.. bizim başımıza ne gelirse gelsin, asla Yaratıcımız bunu bize musallat etmiyordu.. o çorabı başımıza biz kendi ellerimizle, işlediklerimizle kendimiz örüp kafamıza geçiriyor; birde bizi kör eden  kötü zan –vesvese gözlüklerini takıyorduk amma kendimizi neden kör ettiğimizi ise bilmiyorduk.. tüm bunları kendimde ve etrafımda seyrederken çenemi kapatıp, olaya müdahale etmeden durabilme olgunluk sabrı selimini ise gösterebilecek miyim?!!. benim için çok zor bir şey bu..

Sevdiğim ..şimdi takvimsel hatırladıklarımın izini sürelim mi bakalım ne çıkacak..

28 ocak pazartesi.. arkadaşımda dersimizdeyiz..onun annesi de gelmiş.. birazdan yeni dostlarımız teşrif ettiler, diğer arkadaşımın eşinin büyük annesi..o gerçek bir valide sultan..çok hoş.(geçen masalın yansıması yaniJ)Sevdiğim, çok muzurum biliyorsun.. ileride onlarla röportaj yapabilmeyi Sen nefesle röportaj isteğimden sonra ikinci haneye ekledimJ..evvela tüüm yaşayanların hanım sultanı- baş haseki kadını- Evvel Zamanımın hatunundan başlayacağım tabii.. oraya ziyarete gidince ilk iş bunu gerçekleştireceğim inşallah.. ondaki zeka  hiç birinde olamaz …ve bu konuda tüüm manevi ademler dahi hem fikirdir…bence mürşid olmak dünyadaki en ağır meslek amma onlara hanım olmak çoook daha ağır bir görev..üstelik en büyük işleri bir İnsan-ı Kamil ortaya çıkartmaksa, gerçekten de çook yüksek bir enerjileri-özel istidatla yaratılmış karakterleri olmaları gerekiyordu değil mi?.. bazıları eşlerinin anlamını ve makamını bilip çok güzel sindirebiliyor.. ama bazıları da başlarına ne gelirse gelsin, yukarıdan vahiy gelse dahi eşlerinin hallerini asla kabul etmiyorlar.. mesela ben bunlardan birini çok iyi tanıyorum..hayatı boyunca etrafına kök söktürdü ve bazen, bunun yansımasını anlamam için; başkalarının neler çekip, nasıl rencide edilip utandırıldıklarını hissederek bilip öğrenmenin  bana uygulamalı yaşattırıldığını dahi düşünüyorum.. başka türdeki değişik algılı- daha modern-şeriat tıın tıın genç valide aday adaylarının da entrikalarının bazılarını, birebir öğrenci adayı olan dostlarımın  anlattıklarından takip ediyorum.. Allah hepsinden razı olsun. bize, biz insan olmayı öğrenebilelim diye Adem yetiştiriyorlar. işleri gerçekten çok zor.. bizim gibi değil onlar..hizmet en ağır iştir.. hele bu hizmet insan denen cinse ise..


ve bu hanım anne de çok zarif..yıllar onu tam kemal –ehliyet sahibi bir ehil yapmış ki çok belli. maşallah.. onun pederi âlileri Kuddusi hz soyu. Ehl-i olduğu Efendisi ise büyük bir tarihçi.yani çift taraflı yetişmiş..ona soruyorum: biz bu yola girerken hep aşık ol,sev, sevebildiğin kadar çok sev deniyor da nasıl sevmemiz gerektiği, o sevginin nasıl bir şey olduğu asla öğretilip söylenmiyor.. işte buda biz öğrencileri çok zorluyor..kadın ,erkek ve diğer türden öğrenciler hep birlikte aşk-ı sevdamızı var yüreğimizle ortaya koyuyoruz..tabii bunu açıkça yap diye öğrendiğimiz içinde, bunun bedelinin bize ve etrafımıza neye mal olacağınıda ne yazık ki bilmiyoruz. birde herkesin bildiği meşhur hayaller var.. utanma bizede anlat-hepimiz biliyoruz denen ve duyulunca da dünyası başına yıktırılanlar var...ve tabii zamane insanı olarak da, o köklü edep ve erkandan zerre nasibimizde yok.. siz bu durumda ne yapıyordunuz?.. kızıyor muydunuz?.. o duruyor.. yüzünden incecik bir dalga geçiyor ki, anlıyorum..diyor ki: benim efendim hiç öyle biri değildi.. bizde hiç öyle bir şey olmadı, ben memnuniyetle karşıladım hepsini, ne erkeğini, ne kadınını kıskandım. ama babama öyle şeyler çok olurdu ve çok aşık gelirlerdi.. ona bakıp hep ağlarlardı.. gece yarısı başka başka şehirlerden at arabalarıyla gelirler ,ayak ucunda oturur ağlar ağlardılar. eskiden fakirlik..bir oda..çok çocuk..sürekli misafir..hepimiz perişanız..annem çok sabırlı ve hoşgörülü bir hanımdı, hiçbir zaman sinirlenip ,kimseye kötü davranmadı.. çocuk: bu vazife verildiğinde eşinize çok ağlayıp, yalvarıp kabul etmemesini rica etmişsiniz ya hanii..işte bugünkü aklınızla olsa ve yine o vazife size verilse itiraz etmeden kabul eder miydiniz?..evet “diyor o valide huzurla gülümseyerek.. Rabbim çok kolaylıkları da beraberinde veriyor çünkü. bugünkü aklımla seve seve kabul eder ve vazifeyi alırdım..hem zaten ben, halen vakıfta bu işe devam ediyorum .. ama eskiden yoklukta hizmet çok zor ve ağırdı..şimdi daha kolay şükür "diyor.

ve bizi çok sevdiğini bir dahaki dersin onun misafir olduğu evde olmasını istiyor. hepimiz sevinçle kabul ediyoruz tabii.. Sevdiğim o bize ilk defa duyduğumuz muhteşem bir tarihi anektod anlattı ki buraya da onun izni ile kaydediyorum..

Kurtuluş Savaşı sürerken, Ankara'da,İbrahim Ethem(Gerçekoğlu ) Efendi hz ne  daima o devrin Başkumandanı paşa gelir ve “lütfen bir dua buyursanız da şu savaş bitse” dermiş.. bir gün dua etmiş  ve şu cevap gelmiş: ”kulum Cemal’i verirsen savaşı durduracağım”. O, bu cevaba çok üzülmüş. çünkü o devirde açlıktan , bakımsızlıktan, salgın hastalıklardan tüm çocuklar ölüyorlarmış ki, onlarında evvelki çocuklarının başına bunlar gelmiş.. kıyamıyor..ertesi gün yine dua ediyor..O, çok mübarek ve nurlu bir zattı.. ve harp çok şiddetlenince ve huzur da bir türlü gelmeyince bir gün “verdim Ya Rabbi “diyor. .ama hanımına da  diyor ki: ”sen bugün İskilip’e git”.. hanımı gidiyor ve o sabah namazından  sonra çocuk ruhunu teslim ediyor.. daha çocuğunun vefat ettiğini öğrenmeden, o esnada Ethem Efendi bir rüya görüyor.. göğün bir yerinden diğerine bir salıncak kurulmuş ve o çocuğu melekler sallıyorlar..bakın.. büyüklerin imtihanlarına bakın kızım.. onların imtihanları çok büyük olur.. sonra da   ..  ..
Sevdiğim beni böyle bir hanımefendiyle tanıştırdığın için çok teşekkür ediyorum..

((*ve yaşayan ölü olmak çok zor sanat..ya ölümün tüm işlemleri tam kemaliyle kişide gerçekleştirilemezse ?!!.
.bu hepimiz için ağır olur..nasıl ki her  İbrahim’e bir nemrud, her Musa’ya bir firavun, her  Muhammediyet içinde bir ebu cehil lazım..işte sistemin ana ilkesi de bu.. bu tür kimlikler, bu tür kişilerle beraber yol almak zorundalar..ve nefsin tüüm derecelerindeki kişisel isteklerin-beklentilerin ölümü de genelde bu kişiler vasıtası ile oluyor..ama kimisi işinin ehli olmayıp tam öldürme yapamadıklarından ortaya hortlak, vampir, bedensiz rahatsız edici –musallat varlıklar olarak bize ve etrafa ziyan hilkat garibeleri yaratabiliyorlar..o yüzden de işinin ehli,işini yarım bırakmayan tam öldürücülere şükretmeliyiz yani..((*bu konu mühim..bunu karıkocalar, mürşit-öğretmenler, iş veren –yönetici-patron-ustalar, anababa ve evin lideri olan  ve diğer kardeşlerin tüm hayatını mahveten genelde büyük olan kardeşler ,baskın karakterli  arkadaş ve komşucuklar  çook tefekkür etmeliler.. kendimize bakıyoruz, başkasına değil..))



29 ocak Salı .henüz uykuya dalmadan :bir siyah zeminli ekran üstüne,  tüm satırlarının alt alta intizamla dizildiği beyaz noktaların olduğu bir yazılım kaydı gözüküyor.. bu yeni ders programım anlıyorum da; diğerleri gibi OOO, O.O.O. filan değil..veya  aradığın sembol bu “daire içindeki nokta” da değil.. sadece” ::::::::: ”. tabii bu yazılım aslında benim için her şey demek Sevdiğim..bir sürü şey hatırlıyorum. noktalı  hayalimi mesela.. karanlık bir noktanın içine girmeyi.. hüznü, ağlamayı, sessiz çığlıklarımdaki dayanılmaz acımı.. ve karanlığın içinden ,derinliğinden hızla girip yayılan o beyaz  ışığın yolunu( geçen hafta bir dr. dan öğrendim ki sünnetullahmış )..


belki de nokta denilen, zat-ı insan olan şu madde aleminin aslına seyahat etsek ve noktanın içine bir girsek, atomun çekirdeğinin içine bir girsek, tüm harfleri ve çizgileri oluşturan ilk noktanın içine bir girsek, yine o noktanın içinde kendimizden başka hiçbir var olan göremeyeceğiz belki de değil mi? ve hepimiz kendi noktalarımızın-kürelerimizin içindeki yazılımlar gibi-levhalar gibi-kader ve kaza gibi, kendi mutlaklığımızı yaşıyorduk.. bir başkası, senin kendi dairevi noktana asla giremezdi..asla..ama bu derin yanlızlık, muhakkak ki, bazı özel sırlara ermiş kişiler için değildi..çünkü tüm bu olup biteni seyreden varsa eğer, bu gerçeğe eren için artık yanlızlık değildir..biz kendi zannımıza göre öyle zannederiz..aksine bundan emin olunca; kişi daima, kendisinin bir yol arkadaşı, iz sürücüsü, kollayıp gözeteni olduğu bilincine de erişir..yanlızca bunun anlaması bir 10 sene  filan sürüyor ne yazıkJ..oda dürte dürte, o beladan bu belaya koşa koşa ancak açılıyor ..ne yapalım kabuk kalın ve tahta ..

İşte sonuç.. kişi kendi atom altı DNA noktalarından birine dahi girse, orada karşılaşacağı kimlik, yine tıpkı aynı kendisi olacaktı.. 
yani boşu boşuna şuna buna özeniyorduk.. bize kodlanmış noktanın açılımı ise; insanın benlik dağı-egosu içindekilerinin kıyameti ile- içini dışına pamuk gibi savurması – BİNG BANGdı.. ve gerçekte her birimizin  tek tek-ferden yaşadığı dünyevi hayatlardı.. bizler canlı kitaplar olarak; bilsek te bilmesek te, kendi yazılımlarımızı yaşayarak okuyorduk.. sadece farka gelmeyi başaramadığımız için, ne işlerde kulluk ile vazifeli olduğumuzu fark edip, iş ve oluşları zevk edemiyorduk.. ve asla bir başkasının kitabını da okuyamazdık ..neden? çünkü hepimizde var olan vehmi zan  perdelerimiz-kendimize olan ezeli hayranlığımız-tanrılık iddealarımız, bizi bu okumalardan ne yazık ki mahrum ediyordu.. Tanrı değildik lakin, tanrısal-ilahiydik.. evvet. kendi kitabımızı ise, genel anlamda, birbirlerimize olan  gizli münafıklık-riyakarlıklarımız yüzünden okuyamıyorduk tabii..

amma velakin, hep beraber okuyabileceğimiz bir kitapda yaratılmıştı-daha doğrusu o kitap bir yaratık değil yaratandı ki, işte o yüzden de adı KUR’AN dı..yani her an bir şende olup, yaratımını sürdürendi.... bu kitapsa;  hepimizin kibir, riya, haset ateşimize tek çare-i deva olan hz Muhammed Mustafa ‘nın kendi Zât-ı Seniyelerinden okuduğu HÂK KİTAP KUR’AN-I KERİM di..işte bu kitap bizi, hepimizi, tüm kainatı ve yaradılmışlık hududu içindekileri ve dahi henüz yaratılmamışlık hududu içindeki yaratılacakları da kapsıyordu.. bu öyle bir okumaydı ki artık hiçbir resul-okuyucu asla bu mükemmellikte-tam ekmel halde okuyamayacağı için; peygamberliğin risaleti  hz PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZ TARAFINDAN, KENDİ İSMİ MUHAMMED İLE MÜHÜRLENMİŞTİ.bundan sonra ise, bu kendi kitabını okumalar sadece O’nun izni denetimi ve O’nun yoluna-sünneti şeriatine devam ile olacaktı.. O’NUN BASTIĞI YERDEN makam-ı kademini kaldırdığında  ancak, peşindeki iz sürücüsü O’nun ayağını bastığı yere ayağını koyacak ve bu çölde kaybolmadan ilerleyebilecekti.. deryayı umman çölü oluşturan kumlarda noktalardı ve insanın mayasında da bilsin bilmesin bir kum-toprak zerresi daima vardır..aynı inci misali..yani ederin değerin kadardır.. kendi KADRİNİ bilmezsen kimsede bilmez ..


bizler her gün, her yere mesajlar-notlar –bildiriler yazıp duruyoruz değil mi?..ne yazık ki her yazılan kelime ve her söylenen söz canlı hükmünde değildir..dölleyici kelam olan sözleri ancak ve ancak İnsan-ı Kamil olan zevat-ı kiram bize söyleyebilir.. çünkü onlar nefes sahipleri-hikmet ehli EL HÂKİM MAKAMINDAKİLERDİR.. sistem onların nefesi ile çalışır..ister bil-inan,ister bilme ve inanma..senin gerçekte hiçbir varlığın bile yok.. henüz secde edeceğin Adem’i bulup ,ona secde edip –onun Ademiyetini onaylayıp, Allah’ın emri yerine getirmediysen tabii.. daha insan değilsin ki sen, birde Adem makamına erişesin yani.. “Ben cinleri ve insanları, ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım” ayetini tefekkür edelim lütfen….HİKMETLİ SÖZ SAHİPLERİ OLAN İNSAN-I KAMİLLER bizleri kulaklarımızdan hamile bırakırlarmış diye duymuştum yıllar evvel ..yani meleklerin peygamberi İsrafil a.s derler ya hanii..işte SÛR BORUNA- NEFES, BU DÖLLEYİCİ KELAM İLE OLUYOR. kişideki istidata göre, o söz kişide mayalanır ve açılım yaparmış.. bazen ani yıkımlara da sebep  olur ki, bu kişiler zaten kıyameti kopmasına ramak kalmış yolculardır..bir ruh tetikleyici cümle dahi onların kendilerini yine kendilerinden doğurmalarını sağlayabilir.. ama sahipsiz, yetim, öksüz, dul kadının çocuğu olmak zordur..her an kötü yola da düşülebilir.. işte o yüzden BU TÜR YOLCULAR İÇİN bir mihmandar-ı himayeci elzem ötesi, şarttır..


HaMiMi himayeci –emanet-i yedi eminimizin tabii ki huyu huyumuza,  suyu suyumuza, esması esmamızdan olup, tabiat unsur-i yaratılışındaki baskın materyallerin oranları  dahi bizle aynı rözonans- titreşimli vibronik salınımda olmalıdır.yoksa kontak attırıp birbirlerimizi yakıp ,etrafa ve kendimize zarar verebiliriz sevgili enerjik çalışmalar yapan bazı çocuklar. bilmeden seviyemiz üstündeki dersleri almaya çalışırsak, bu yolun şeytani öğreticilerinin ancak ve ancak aşağılık kuklaları-hizmetçileri oluruz değil mi?. onlar, o vakit bizlerin hem bedenlerimizi hem de ruhlarımızı kullanabilirler..hortlak olarak kalırız yanii..kendimizi koruyamadıktan sonra öğrendiğimiz şeyin bize ne hayrı dokunabilir ki? siz, sevgili bütünün hayrına enerji çalışmaları yapan yeni tür sevimli cadıcıklar ,sizde dikkat edin olur mu?.tabii bende.


30 ocak Çarşamba..Orhan Babayla kandil için konuşmuştuk.kapalı dönemde bir davetle umreye gitmiş..”sana neler anlatacağım neler” dedi..bugün O’ndayım.. aaa..evde yok..tel..iki günde iki cenazedeymiş. ertleme için geri dönmediğinden üzgün.. inanılmaz bir hafızası ve aşırı hassas nezaketi olan birinin bu halini ise  çok farklı anlıyorum Sevdiğim.. çok kıskancız çoook. üstelik tek kişiye bile haber vermemiştim.. kıskançlığım bence benden değil yanii. beni getiren aracı arıyorum.. otobandan geri dönüp geliyor ve diyor ki: bir başkası olsa dönmezdim, sizin için döndüm.. Azeri şiası olan şoföre diyor ki çocuk: üstümdeki siyah giysiler ve başımdaki kırmızı bez parçası için değil mi? şöför: evet öyle..ama bizde ayrı gayrı yok.biz aynıyız  diyor..çocuk: evet biriz ama kendimizi belli renklerle ve sembollerle nedense ayırmışız değil mi?..

evdeyim..Ya Rabbim bana ne oldu.. soğuktan donuyorum..titreme geldi ve halsizim..üstüme karlı buz taneleri yağıyor sanki.. nane bir örtüyle üstümü örterken bayılır gibi uyumuşum.. Sen karşındaki az sayıdaki dervişine ders anlatıyorsun ki, ben en arkada tam Sana doğru lakin yan dönmüş ve ayaklarım uzun oturmuşum..Senin baş hizmetlin gelip bir kağıdı bana uzatıyor..Sen yazmışsın..yarısı ise Osmanlıca ve ben gayet güzel okuyorum..durmam gerektiğini nedense anlıyorum..Osmanlıca yeri okurken ise Doğu Anadolu’da bir şehri görüyorum..cadde üstünde iki katlı bir ev..altı dükkan..orada galiba bir yaşlı hanım var ki Senin dervişinmiş.dr evi..işte bu hanım henüz sünnet çağında olan Suphi adındaki bir çocuğu sahiplenmiş.. başka da bir şey hatırlayamıyorum ve uyanıyorum.. kıskançlıktan nefret ediyorum……nefret..

SUPHİ İÇİN ÖZEL NOT:sevgili Suphi(ŞAFAK VAKTİ
J) ,bu isimde tanıdığım ilk kişisin..merhaba ..ben bir hayalperest  sanal masal yazarıyım.. bilmiyorum gerçekten varmısın ama ne olur ne olmaz diye sana not düşmek istedim..seni şimdilerde 5-6 yaş civarında olduğun için kıskanmıyorum tabii ki amma anneni kıskanabilirim, eğer varsa tabii..Suphicik benim masallarım genelde 40 yaş civarındaki seyreden yolcular içindir ve diğerleri ne kadar okursa okusunlar onlara deli saçması gelir.. bir gün beni okuyacağını nedense düşünüyorum.. o gün geldiğinde muhakkak yaşıyorsam çoook yaşlı olacağım kesin.. gelip beni bulmanı çok isterim..sadece bunu okuduğunda şunu anlayacaksın..yani yazdıklarım sende çok şeyi-rüyalarını-amacını idrak ettirecek olabilir..bazı insanlar normal bir anne ve babadan doğmuş olsalar da onlar hakikatte nefese aitlerdir..ve yaradılış amaçları vardır.horusRAlık özel bir meslektir ve bir  horusRA'dan duyduğumuz gibi" GÜNEŞ, HER SABAH HOROZ ÖTMESEDE DOĞAR AMA HOROZ HOROZLUK GÖREVİ GEREĞİ, GÜNEŞİN DOĞUŞUNU HABER VERMEK İÇİN ÖTER "sevgili Suphi..ve sen  benim böyle tanıdığım ilk minik erkek veledsin J.. hoş geldin..sanırım bu kadar yeter..(*geçen masalda bu masalları kimin için yazdığımı sormuştum da ,o,meğer senmişsinJ)..

31 ocak perşembe.. akrabam arıyor..bir yere gitmişler ve oradaki kişiler benimde gelmemi söylemişler..mihri bir Hilye-i Şerif olan masal veledi de, bu kağıt parçasıyla aralarında gittikçe artan bağdan dolayı, alnını O’na dayayıp, gidip gitmemesini sormuş.. gece uyur uyumaz aniden yataktan fırlamış.. iki kaşı arasına ve ağzına bir bardaktan enjekte edilen  işlemi düşünmüş ve izin verildiğini anlamış..
1 şubat Cuma..bir evdeyim. mutfakta tv de yemek proğramı yapan ödüllü bir aşçı varmış ve bize yemek yapıyormuş…gülümsüyorum..davetimi şimdi anlıyorum.aynı uzun yıllar evvel gittiğim İranlı bir prof un evi gibiydi..her yer resim,heykel,vs doluydu . hatta koskocaman buda heykeli bile vardı..bu çift henüz 4 yıllık evliymişler ..ev hanımın..onların ikisi de Ortadoğulu..madde ve manada da dr olan bey Türkçe bilmiyor, hanım tercüme ediyor çünkü annesi Türk.. kendimi çok güvende ve huzurlu hissediyorum..ikisi de yan yana karşımdaki koltuğa oturuyorlar..çocuk akşam yaşadıklarını anlatıyor ve eskiden izin verilmeyen hayallerinden örnekleri..bir kaç sene evvel arkadaşları onu zorla  hacamat ve bazı şifa tekniklerine götürmek istemiş ve çook baskı yapmışlardı..kandan çok korkan çocuksa böyle bir şeye dayanamayacağını sanıyordu..ve onu sabah kesin gelip alacakları gün şu hayali görmüştü..ellerinde kağıt,sokakta bu işlemin yapılacağı kişileri seçip, sıraya sokup, onları dr götüren, izbandut gibi  gözlerinden kimler olduklarını tanıdığı askerlerin çocuğu almadıklarını gördü ve anladı ki oraya gitmesine gerek yok..ve ne zaman dostları zorla onu böyle yerlere götürmek isteseler, her defasında hayallerinde bu men edilmişti..buna çok gülüyorlardı üstelik.


çocuğun anlattıklarını dinleyen dr gülerek şöyle dedi: ”onlardan sizde var mı ki?”çocuk gülümseyerek ve inanamaz şekilde: ”bilmiyorum, olmadığını, bana yaklaşamayacaklarını söylediler”..dr:”evet doğru demişler..onlar size yaklaşamaz.. hatta kimse size yaklaşamaz.. ama sizde kimseye yaklaşamazsınız..(Sevdiğim neden bizim masalın veledini bir türlü baş göz edemediğimizi şimdi anladım biliyor musun ve onun bir sıkıntısıda var..o konuştuğu kadın,erkek ve çocuk insanlarında bir cinsiyet algılayamıyor. yani his ve çekim alanı olarak..hepsi aynı tip insan..dolayısıyle de bunun normal bişey olup olmadığını çözemiyorum.. ama Sen başka)..

bir ruh un seyrü seferi
Dro sizi götürecekleri yere gitmemeniz gerekiyordu çünkü onlar size bu işlemi yapamazlardı..ama şimdi doğru yerdesiniz ve bu gerçekleşecek..ohh çekiyorum Sevdiğim.. çünkü benim kendimle alakalı bir tabum kırılıp yıkılacaktı şimdi..demek ki ben özel biri değilmişimJ..sadece doğru adres….dr  ses kaydı ve not almama izin vermiyor ve diyor ki: “ben size kalbimle konuşacağım.. kalbinize konuşacağım.. unutmayacak ve anlayacaksınız.. siz de kalbinizle hissederek doğru ve yanlışı ayırt etmeyi öğreneceksiniz.. size bunu vereceğim”..

Çocuk ve ev sahipleri konuşuyorlar.. dr:şimdi siz bize hz Ali’yi anlatın diyor. çocuk: ben O’nu hiç görmedim bilmiyorum. Ama dün gelene sahabe rüyası sormuşsunuz. bende yüzünü ve kimliğini bilmediğim bir şehit sahabe hayaline sahibim diyor..”etimi ye, kanımı iç” diyeni anlatıyor..dr: dikkat edin bakın. size bana sahabe rüyası anlatın demedim.. siz bize hz Ali’yi anlatacaksınız.o sahabenin kimliğini birazdan size söyleceğim.hz Ali?!”.. çocuk:görmedim”..dr:”gördünüz..görmeseniz O’nu nasıl yazabilirsiniz ki, gördünüz”.çocuk:” bilmiyorum, görmedim”. dr:gördünüz. Hatırlayın .. anlatın”..çocuk birden umreyi hatırlıyor.. (*Sevdiğim..ilk defa dan.. dan ..ne anladım..yahuu ben senelerdir ne yazıyordum..benim kadar cahil biri ancak bunu yapabilirdi değil mi?..hiii.ben senelerdir ne yapıyordum Allahım?!.hiç bir aklı başında biri asla böyle bir sorumluluğu yüklenmezdi .böyle okyanusun koskoca dalgası yüzüme çarptı ve ben şok oldum..şimdi ben ne yapacağım?!..geri dönemez miyim acaba Sevdiğim?!..hıı)  ve çocuk  anlatıyor..anlatırken arada elleri ile kulaklarını kapatıyor ve neden öyle yaptığını açıklamak zorunda hissediyor.. ”böyle yaparsam kendimi patlamaktan koruduğuma inanıyorum” diyor gülerek J. dr yer tesbiti için birkaç kere olay mahallini tam tarif ettiriyor..ve ayın sonunda umreye gidecek olan eşine diyor ki: o şimdiye dek hiç yalan söylemedi, her şeyi doğru söyledi..


dr: siz manaya nasıl giriyorsunuz? diyor..çocuk: ben manaya girmiyorum ki, o ne demek hiç bilmiyorum..dr. az evvel çocuğun hediye getirdiği Evvel Zamanını anlatan hatıra kitabını eline alıyor ve diyor ki: işte bakın ..dün gece rüyamda  bana bu kitabı verdiler ve şimdi bugün ,siz onu elime verdiniz.. bu manada olanın aynının bu maddi alemde hemen olması, karşılığını bulup, bilmenizdir…size her şeyi vermişler.. ama teknik bilginiz yok.. şimdi benim size yapacağım işlemle balans ayarlarınız düzelecek ve artık o vakti gelmediği için size söylenmeyen - yasak olan her şeyi istediğiniz an bilip anlayacaksınız ..  artık size yasak yok..her şey size serbest.. ilahi aşkta aracı olmaz..direk alırsınız.. aşk her şeyden üstündür..
çocuk: tüm bu olup biteni anlatacak kimsem yok..bana neyi bilmem gerekiyorsa,bilmem lazım olduğu zamanda bu bilginin gönderileceği söylendi..işte şu an benim için siz, o cevabı  öğreneceğim vaad edilen bilgisiniz..yani bu benim öğreniş metodum..
 Dr:hırka.. hırka nerde?”..çocuk:bilmem.hiç duymadım”..dr: biliyorsunuz..hatırlayın.. hırka kimde”..çocuk:bilmiyorum.dr:”biliyorsunuz.hatırlayın.çocuk sehpadaki Evvel Zamanın resmini işaret ediyor:O, hırkanın içine girmeyi yaşatmıştı” diyor şaşkınlıkla ..dr susuyor.. Sevdiğim inanırmısın ben Senli- Hırkalı o hayallerimi nedense hiiç hatırlayamadım ve RUHUM SANA KARŞI ÇOOK HARİS OLDUĞUNDAN SENDEN HİİÇ BAHSETMEDİMJ..dr .çocuğa pek çok şey anlatıyor..çocuğun tüm sorularını cevaplıyor . ayağa kalkıp göğsünün tam ortasına tıklıyor ve çocuk sesi duyuyor "bu kalp gözü, iki gözün arasındaki 3. göz.,göbeğinde bir tane var ama en önemlisi ise iki avucunda olanlardır" diyor.. çocuğun sorduğu bıztlayan bozuk enerjili ses dalga boyu, huzurla açılan ve eve dönen dalga boyunu ise çok yüksek bir bilgi olduğu için cevaplanamayacağını söylüyor..
çocuk:”benim hafızam çok zayıf, hiç bir şeyi aklımda tutup ,ezberleyemiyor ve her şeyi unutuyorum, çok dalgınım”..dr:”bu sizin için doğal bir şey..akıl o kadar önemli değildir.. aşk her şeyi direk öğretir.. akla ihtiyaç sadece olayları bağlamak için vardır. akıl sadece bağlamaya yarar.. hadi şimdi içeriye geçelim, orada devam ederiz”.


çocuk:
beni kan tutar..ağlayabilirim, fenalaşıp bayılabilirim ,lütfen canımı yakmayın olur mu diyor..dr gülümsüyor..çocuk deri masaj yatağına otururken birden başını kaldırıyor .. kütüphanenin en üstündeki o blug çağındaki resmi görüyor..öyle mutlu oluyor ki..çocuk: biliyor musunuz ben geçen sabah bu resmin yeşil sarıklısı ama siması biraz farklı olanı ile gözlerimi açtım..dr: onu hristiyan bir ressam yapmış.. çocuk: öyleymiş..(ben o resmi ilk defa 12 yaşlarımdayken Haybabamın kitapları içinde görmüştüm ama sonra bir daha görmedim..takii geçenlerde, kız kardeşim Haybabamın ona  bir kitaptan gösterdiği resmi, bana da gösterene dek..ne tuhaf .şimdi yazarken bunları bağlayıp, idrak edebiliyorum biliyor musun Sevdiğim..)


sohbet devam ediyor..dr, Haybabamın hiç hacamat yaptırıp yaptırmadığını sordu.. çocuk: yaptırttığını söylüyorlar ama o çoook ağrı ve hastalık çekti neden peki?dr: O’na hacamat yapabilecek kadar yüksek enerjili hiç kimse burada yok..yaptırtmış olsa bile onlar hiçbir işe yaramamıştır.. bu işlemi yapacak kişi, o işlemin yapılacağı kişiden daha yüksek enerjili olmalıdır..Haybabam gibi birisine ancak Suriye’nin iki bölgesinde bu işi yapan ustalar hacamat yapabilirler.. onlar dünyadaki en yüksek enerjili kişilerdir.. başka hiçbir yerde olmaz..işe yaramaz..
dr. Çocuğa hem soru soruyor hem Haybabamı anlatıyor..çocuk: o beni hep kendisinden en uzakta tuttu,kendisine hiç yaklaştırmadı.. daha uzaktan gördüğünde bağırmaya başlıyordu .Evvel Zamanıma yolladı,O beni korudu..dr:bunu neden yaptı anladınız mı peki? o sizi çok sevmiş ama..nedenini şimdi anlamanız lazım..çocuk hüzünle: anladım.. öyle yapması lazımdı.. aşk çok kıskanç.. şimdi onu anlıyorum. çünkü….dr: aşkı soruyor..çocuk gülümseyerek bişeyler anlatıyor..dr duruyor ve hanımına bir şeyler söylüyor.. hanımı :şimdi siz bize birkaç aydır merak ettiğimiz şeyi açıkladınız diyor..kıskanmıyoruumm
J..

dr .çocuğun bel köküne dokunuyor.. bu ağrı ne kadar zamandır var  diyor.. çocuk: uzun yıllardır..dr omurga yaşının çocuğun yaşından çoook yaşlı olduğunu ve bu omurgaya kimlerin sahip olduğunu da söylüyor..dna ve ataları ile ilgii şeyleri de sayıyor.ve o doğruyu söylüyor Sevdiğim..hiiç yalan söylemedi inanJ…iyi ki rüyalarımda atalarımla alakalı o kadar eski tarihe gidip ,onları kaydedip belgelemişim değil mi..şimdi hiç kimse bana yalan söylüyorsun deyip alay edemez yani(gerçi halen hiç bir meşrebin beni yoluna kabul etmediği ve hayalciliğimle-atalarımla çok ağır hakaretengiz (gizli kıskançlıkla) alay ediyorlar ama olsuuun)..


dr:
 elini birine vermişsin..neden elini ona verdin? çocuk:vermedim.. dr:vermişsin.. çocuk:vermedim..dr:vermişsin..neden herkese iyilik yapıyorsun..neden elini ona verdin?..o melek görünüşlü bir şeytan..hatta daha kötü..onunla görüşme..bir daha hiç kimseye elini verme ..onu hatırla.. şimdi ..hatırla..çocuktamam ..hatırladım..ben elimi vermedim ama..iyilik .o elimde değil.. benden değil. efendim cömert, o yüzden..yoksa beni en çok yardım ettiklerim her zaman incitir..dr: birine daha …. neden ona iyilik yaptın ..bir daha yapma.. hatırla.. çocuk: "… ".. dr bunu neden yapmaması gerektiğini çocuğa anlattı..  kalbini dinlemeyi öğrenecek ve sadece içinden hissettiklerine iyilik edecekti o kadar..(*Haybabamda çocuğa her şeyi hemen herkese dağıtıp verdiği için çook kızardı, hatta başkaları da .nedense aniden hatırladım..ve neden bazı şeylerin izdüşümünün çocukta hiiç açılmasına hamisinin izin vermediğini, açılacağını akıp gelen işaretten anladığın için aniden kapattığını da anladım.. anlamıyor muyum sanıyordun Sevdiğim.. hepsini anlıyor ve Sen kapa diye yazıyordum.. ve haklısın.. haklısın..bana güven olmaz. ) en son yaşayan ölülerden bahsediyorken seans bitiyor…

ve işlem bitince çocuk giysilerine uzandı..aaa..unuttuğu için taa nerden dönüp alıp bileğine taktığı tahta boncukları giysilerinin yanındaydı.. bu imkansızdı. .hiç şimdiye dek o böyle çıkmamıştı.. buna hayret etti..eğer o bileğinde olsaydı yine aynı işlem yapılabilir miydi bilmek istedi ama şimdi yazarken çocuk anladı ki, o bileğindeyken de o aynı şeyleri çocuğa, 1,5 saattir salonda zaten anlatıp durmuştu.. yani o boncuklarını putlaştırması doğru değildi.. sadece özel bir hatıra- gerçek bir güven duygusu o kadar..

Sevdiğim bu işlem yapılırken hiiç acı duymadım ama hissettiklerim bence bu bilim için literatürlük olduğundan kaydetmek istiyorum..(*dr.u hayallerimdeki o hisleri olmayan kadim doktorlar gibi hissettim.sanki bizim zamanımız ve dünyamızdan değildi..tabii ki bu his olarak bir algı)..bir defa bu işlemi yapan kişi tam yetkin biriyse sizin kanınızdan tüüm dna şifrelerinizi ve soy kaydınızı kesin okuyabiliyor. bu tür kişiler kişiye baktıklarında tüüm hastalıklarını bir bir görüp söyleyebiliyorlar.. tarikatttaki ana meşrebini dahi söyliyebiliyor. kadiriymişizJ..ve Sevdiğim, derin bir vecdsel transta, çook zevkli bir hayalin içinde yüzüyor gibiydim..o şimdi hatırladın deyip sorduğu her şeyi, o söyleyince, kim olduğu ile beraber hatırlıyor ve olayın iç yüzünü anlıyor- yüzleşiyordum.. birde  vampirizm denen şey varsa eğer, bu işi yapanların bundan çook zevk aldıklarını hissettim.. ve mana vampirlerinin de saftirik mana ehli kişilerin manalarını böyle alabileceklerini ve bunun çok zevkli olduğunu da çaktım.. geçmişte bu tür kurt adamların en çok tekkelerde konuşlandıklarını ve yeni çömezlerin hallerini çalıp beslendiklerini de  dinlemiştim.. demi-mercanı.. inci ilmini de ehh biraz anladım.. korunmasız asla böyle bir şey yapılmamalıydı yani…ve biz sıradan insanların bilmediği ne ilim sahibi Hızır meşrep adamların, hepimizin içinde işleri nasıl yürüttüğüne hayret ettim..ve gelecek masallarım için bu değişik ilim sahipleri ile sırası ile tanışıp şifayap olup, ilimleri ile amil olabilmeyi ve kayda geçirebilmeyi de isterim tabii Sevdiğim, eğer Sende diler ve benimle beraber olursan..inşallah ve aminn..


şimdi tekrar salondayız.. dr.diyor ki artık üniversiteye başladınız..iki tür ilim vardır.. ilmü ledün ve ümmi ilmi.çocuk ona ilgilendiği şeyleri ve yazdığı masal konularından bahsediyor..mesela diyor benim tek dersim var..oda Kelime-i Tevhid..ve birde bunu anlamam için Hak ile Batılı Ayırmayı öğrenmem lazımmış..bende kaç senedir yazıyorum..Eski Mısırdan masonluğa ve ahiliğe ve diğer Hint türü öğretilere kadar anlayabildiklerimden şunu öğrendim..Kelime-i Tevhidin LAİLAHEİLLALLAH bölümü tüüm bu inanç sistemlerini kapsıyordu ve hemen hepsi aynı sembollerle aynı yere dek çıkıyorlardı..yani hiiç bir fark yoktu..hanımı itiraz ediyor:”hayır olamaz” diyor..dr eliyle ona:” dur ,o doğru söylüyor ..evet öyle .doğru. devam edin” diyor..


işte diyor çocuk:benim takıldığım ve çözemediğim şey şu..mademki ben Muhammedi bir Müslüman olmak için onlardan çook daha fedakarca bir hayat sürmek zorundayım ve kendimi pek çok şeyden kısıtlayıp fedakarlık yapıyorum, o halde bizim bir farkımız olmalı.. dünyadaki tüm rezillikleri yapan ve her şeyi mübah görenlerin geldiği yerden farklı bir anlamımız olmalı..yani Müslüman olmak acı çekmek, çileyle fukaralık içinde sürünmek olmamalı.. ben Muhammediyetin MUHAMMEDÛRRASÛLULLAH bölümünün farkını yaşamak istiyorum ve anlamak.. ve bu yolda ilerledikçe ,kişi daha saflaşıp, naifleştikçe, her kötülüğü affeder hale geliyor..ve yukarı çıktıkça da” aaa!! her şey aynı” diyorsunuz.. yani yapan yaptığının kârı-çekende çektiği çileyle  kalıyor ..neden?..


dr:
 erkeğin  yarım hücresi vardır.. kadının da yarım hücresi vardır ve kadının rahminde bu iki yarım hücre çarpışarak bingbang olur ve atom parçalanır..insan işte böyle oluşur..bunda tüm her şey-yaratılış sırrı var.. bunu anlıyor musun? diyor.. çocuk başını sallıyor..dr:  hz Adem’den evvel Allah, hz Muhammed’in nurunu kendi nurundan ayırıp ona KÜN MUHAMMEDA dedi..ve Ademi de  Hz Muhammed’in  nurundan yarattı.. işte bu yüzden o başka başka inançta ve öğretide olan herkes ve her yol o noktaya gelebiliyor.. O’ndaki RAHİMİYETİN –MERHAMETİNDEN DOLAYI.. hepsinde o iman bilsinler bilmesinler var ve o açığa çıkıyor.. Sevdiğim bu hazmedilemeyecek kadar zor bir konu bence..yani  beni tepeden tırnağa aşar..

çocuk:
neden bu şey benim başıma geldi sizce..çünkü ben bir kadınım ve çoook güçsüzüm,üstelik maddende hiçbir şeye sahip olmama izin verilmiyor..dr gülerek şöyle diyor: kim dedi ki siz güçsüzsünüz ..siz biz erkeklerden daha güçlüsünüz.. Allah kadına yaratıcı RAHİYM ESMASINI verdi…her şey size bağlı.. daha yetkinsiniz..siz zaten bunun cinsiyetle alakalı olmadığını biliyorsunuz..kadının aslı Ademdir ve o kişi Ademliğine döndüğünde artık o erdir..teklik-vahdet hali budur.. orada cinsiyet yok ki güçsüzlük olsun değil mi?!..

biz hava kararana dek sohbet ettik..o bana piramitlerin ve Eski Mısırlıların ilminden biraz bahsetti ve dedi ki: İNSAN, HAYAT AĞACININ SIRRINI ANLADI ve ebeden dünyada bedenli kalıp geriye, geldikleri yere dönmek istemediler ..onlar işte bu enerji-ruh ilmini bildiler..yani ölmek istemediler.. rahmani olan pozitif ilminse sadece negatif yönünü alıp kullandılar.. piramit hakikattir ama negatif yönüdür.. bugün İsrail ve masonlar hala piramitleri araştırıp o sırrı ele geçirip-ölümsüz olup, dünyayı yönetmek istiyorlar.. onlar ölülerini mumyaladılar çünkü ,ölümsüzlüğün bir gün bulunacağını ve o mumyalar da bunun kullanılıp tekrar dirileceklerini umdular ama yanıldılar..çocuk:aynı bugün kendilerinin cesetlerini donduranlar gibi değil mi?..dr: evet aynen öyle..bu firavunluk ilmi işte..Tanrı olmak istemek.. Atlantisliler de sadece enerjilerle uğraştıkları için helak oldular zaten..

Himalayalarda bir mağarada yaşayan ve senede bir defa
 dışarı çıkan bir Naga Sadhu ve cep telefonu J

ve dr çocuğa bir şeyin açılacağı zaman oluşması gereken üç aşamalı anahtarı nasıl takip edip birleştireceğini anlatıyor.. o 3 şey gerçekleşmeden asla  o konuda anahtarınız olamıyordu yani.
dr çocuğa şöyle dedi en son: sakın bir şeyleri öğrenmek adına kendinizi yorup zorlamayın..siz O’nu sevebildiğinizden çok daha fazla sevmeye devam edin..O size arada hiçbir bağ olmadan her şeyi öğretecek..ilahi aşk öğretir..siz sadece sevin o kadar..



ve az sonra diyetisyenimdeyim.. bazı şeyleri ona da anlatıyorum..o çok heyecanlanıyor..pederi âlileride eskiden bu işlemi yaptırırmış ki, o hiç uygulatmamış..ve pederi Suriye’deki o bölgeye çook gitmek istemiş vaktinde..çünkü oradaki  kütüphaneler meşhurmuş.o yazma ilimlerden dünyanın başka hiçbir yerinde yokmuş..ama şimdi savaş varmış..çocuk diyetlerden bıktığını ve artık yapamadığını söylüyor..yani yapmadığını dr anlıyorJ..diyor ki dr: “size bu defa farklı bir şey yapıyoruz..o işlem sizin bedeninizde muhakkak çok şey yapacaktır..o yüzden de diyet yok..her şey serbest ama bir daha geldiğinizde bir kg vermiş olacaksınız tamam mı?”..ahh..Ya Rabbim Seni Seviyorum..tüüm disiplinleri birkaç saatte bozan ve hiçbir disipline giremediği için hiçbir yere kabul edilmeyen ben, en sonunda çook disiplinli dr mu dahi disiplin sahasının dışına çekmiştim.. çok mutluyumJ.. muradıma erdim, yine başardım yani..ama bir dahaki görüşe bir kg verip serbest riyazat dönemimde neler yapabileceğimi de seyretmek istiyorum..


Sevdiğim bugün eve dönünce evde pek çok hediye de gördüm ki, bu evin rızkı eliyle gelenin bir haftalık İran seyahatindenmiş.. kuru tatlıları muhteşem.. mini halı fena değil.. çayını tarçın ve karanfille içip duruyorum. balı henüz açmadımJ..hurma ve safran açılmadı.limonlu fıstık ehh..badem ve acaip renkteki yeşil kuru üzümse güzel..yani geçen masallarda Ortadoğu için fena konuşmuştum, galiba tüm Ortadoğu bu hafta benimle tanıştı sanki..ben coğrafya için değil, oranın beşeri için yazmıştım o şeyleri..özür diliyorum ve BABİLİN ASMA BAHÇELERİNİ HALA DELİ GİBİ MERAK EDİYORUMJ.


2 şubat cumartesi.. bir hayal görüyoruz Sevdiğim..ben bir ayakkabı satın almışım ve o ayakkabıyı Taylan vasıtası ile getirtmişim.. beyaz kutuyu açıyorum..aa  tamamen mor renkli, platformlu ve topuklu harika ayakkabımı ayaklarıma giyiyorum..yol yağmurdan dolayı ıslak –sulu ve çamurlu.. yürürken bir bakıyorum ki, ben kilo verdiğim için artık ayak numaram küçülmüş..39 yerine 38 numara olmuşum meğerse.. sonra bu çok güzel ayakkabıyı beğendiğim için geri iade edip, 38 numarasını ısmarlamak istiyorum.. ayakkabıyı ayağımdan çıkarıyorum.. aa. Ayakkabının içi yün keçe ile kaplı..bu yün keçe griden daha çok mavi renkli..ve dikiş yerleri hep mor  biyeli.. anlıyorum ki bu ayakkabı el yapımı ve çok işçilikli, değerli..ve altı beyaz olduğu için hafif  sulu çamur olmuş.. çeşme arıyorum..bir cami şadırvanında bir dede  torununa abdest almayı öğretiyor.. oğlan çook minik..her yeri ıslatmışlar..kuru bir tabureye oturup ayakkabılarımı temizliyorum ve beyaz kutuya onları yerleştiriyorum ki kutuda beyaz bir kağıt  fatura var ve faturada şunlar yazılı..bu ayakkabılar aslında çok değerlilermiş. onlar için Taylan vasıta olduğundan bana çok indirim yapmışlar..onu okuyunca çok mahcup oluyorum Sevdiğim.

uyanınca dr arıyorum ve tedavi seçimimde  bir terslik mi var rüyama bakıp bana yardım etmelerini istiyorum.. dr: “
yol-bilim.yürümektir.. ruhun yıkandı..ayakkabını  iade etmen bilimini tekrar değerlendirmek içindir.. dönmek iyidir.. güzel bir şey yapmışsınız.. şimdi bilerek yürüyeceksin .ana sembol olan beyaz renkli kutu önemli..ve diğer tüm renkler zaten beyazdan çıkar ve sizde onları kutuya geri koydunuz" diyor ve ekliyor. ”bir sembol olduğunda ilk önce ayete bakarız..ve ayakkabılarını çıkart .mukaddes vadi tuva dasın ı alarak, onu anlıyoruz.. eğer gördüğümüz sembol yada bilgi Kur’an da yoksa 2.kaynak olarak hadis kitaplarına bakarız..ben sizin için sahabilerden ibni Selim’in rüya tefsirine de baktım..ama esas kaynak Kur’an ve ayakkabıları çıkartmanızda o ayete uygun ve çok güzel…



6 şubat Cuma.. gece. bugün gömülen bir akrabamız ve yarın gideceğim cenaze için Kur’an okuyorum.Ya Rabbim yine çok zevkli harfler-birbirimize doyamayacak gibiyiz de gece okuyunca sorun olabiliyor bazen ,işte bu yüzden ben çok az Kur’an okuyorum biliyor musun Sevdiğim..uykuya dalarken sanki ölmüşüm ve birilerinin ölümüm hakkındaki sorularına cevap veriyorum ki, onlar beni anlamıyorlar .. kabir ve topraksa beni içine çekmek istiyor gibi.. oysa gelen tesirden ben bunun negatif bir etki çalışması olduğunu hissediyorum.. gözlerimi açıp yataktan kalkıp tahta bilekliğimi koluma geçirip salavat getirip huzurla uyumaya devam ediyorum..Sevdiğim  bir evvelki gecede uyumaya geçmeden aynı  bıztlayan çarpan enerjili dalga boylu tesir olmuş ve ben yine bilekliğimi takmak zorunda kalmıştım.. sanki kötü niyetli birileri bu masal veledi için bazı şeyler yapıyor ha ne dersin?. lütfen onları niyetleri üzere hallet olur mu ve teşekkür ediyorum..

bugün Fatih Camiindeyim..arkadaşımın akrabası vefat etti.. bir ameliyat sonrası bir daha yataktan hiç çıkamadı maalesef..20 aydır kendini bilmeden yattı.en nihayet kurtuldu inşallah..işte tabut orada..yanına yaklaşırken çekildiğimi hissediyorum.. ellerim..o canlı ve  mıknatıs gibi ellerimi çekiyor sanki..ellerim tabutun üstünde, gözlerim sımsıkı kapalı, tüm hücrelerimi saran tesir beni patlatacak sanıp, kulaklarımı kapatmak istesem de, ellerimi tabuttan çekemiyorum..içimden gelen sözler genel manada şunlar:” Ya Rabbi bu kulun çok hastalık çekti,o sabretti.ona çok güzel baktılar ben şahidim.. Ya Rabbi bu kulun .. bizim pazartesi dersimize de kaç defa katıldı ve Seni anlayıp öğrenmek için gayret sarfetti, ben şahidim..Ya Rabbi eğer ben ona karşı bir hata ,bir kusur işlemişsem lütfen beni affetsin, ben ondan razıyım, Sende razı ol..”çocuk üstündeki tüm tasarrufatı salavatla söylerek ona bir fatiha ,üç ihlas okudu..ve tabut çocuğun ellerini bıraktı.. çocuk ne olduğunu anlayamadı ve Fatih Türbesine girdi. bir kenara dayandı ve gözleri yaşlı düşünmeye başladı:  ”sizin biatsiz sayıldığınızı ve üzerinizdeki etkisini anlıyorum..siz biatsiz değilsiniz biliyor musunuz.. siz vadedilen o istidat cevheriydiniz ve aşık olmak istedikleriniz dahi size aşıklardı, işte o yüzden de size biat düşmezdi.. ve siz eğer onların mana aşkına düşseydiniz , biz bugün bu şehirde,bu ülkede böyle refah içinde yaşıyor olamazdık. siz mana padişahlığının yeryüzündeki temsilcisiydiniz..size teşekkür ediyorum”… türbeden çıkıyor ve ilerideki Ahmed Amiş Efendiyi ziyaret ediyorum..

Ve Fatih Cami..namaz..cenaze namazı..evime dönmek için yürüyorum..neler oluyor henüz çözemedim ama kabristana gitmeyi istemedim, geceki hayalim aklıma düştü nedense..Sevdiğim eğer böyle bir şeyi deneyimleyeceksem bunu Senle başarmak isterim. yapımı biliyorum “sen kalk ben senin yerine yatar ölürüm” de diyebilirim biliyorsun J..yani henüz hazır değilim bence.. cadde de yürürken bazı dükkanlara girip çıkıyorum ve bir üstlük görüp çok beğeniyorum.. mor –özel tasarım incecik yün keçeli karışımlı bir kumaş ,sade ama tam sevdiğim tarzda.. aa siyahı da varmış ,getirdiler ki çok hoş..indirim dolayısıyle ikisi bir tane fiyatına..ikisini de çok beğenip alıyorum.. mevleviler gibi oldumJ.. yürüyorum ve otobüs durağı için aşağıya doğru inerken tam karşıma Hırka-i Şerif Camii çıkıyor .. durup dua edip selamlıyor ve yoluma devam etmek istiyorum.. olmadı.. gidemeyip camiinin bahçesine giriyorum.. binaya bakıp O’nu selamlıyorum ve aaa aniden ne anlıyorum ..az evvel aldığım şeylerin asla ve asla hiçbir zaman hak etmediğim ve etmeyeceğim anlamını birazcık çözüyorum.. onlar için teşekkür edip, dua edip, dua dileniyorum.. O’na Sevdiklerime iyi bakması-çok güzel şeylerle dönmeleri için niyaz ediyorum ve selamlayarak yoluma devam ediyorum..
tanımlanmiş tamlığıma

Sevdiğim akşam üstü evimde uzanmış Taberi tarihime aylar sonra yeniden kavuşmanın sevinciyle okuyorum..nihayet 2. Cildi az evvel bitirdim ve 3 . cilde geçtim.. bu kitapta  Efendimizle başlayan yepyeni bir insanlık tarihi var..ve bana bugün Fatih’te verilen hediyelerin-anahtarım olan o 3 defa aynı simanın anlamını şimdi çözüyorum.. yeni masalımda inşallah Taberi’de hz peygamberimizin hayatı ile bizim masalımızın bir siyer-i nebi bölümü başlığı açmam lazım geldiğini anlıyorum…bazen bir hiç değerinde bile olmayan benim gibi garip kulların bile başına ne devlet kuşu konabiliyor değil mi Sevdiğim..

Seni Seviyorum..bana ne büyük hediyelerle geldin ahh bir bilsen.. ben Seni görüp konuşabilseydim, bilirsin ki, hepsini yine Sana iade eder “ben sadece SİZİ SEVECEĞİM BAŞKA HİÇ BİR ŞEY YAPMAYACAĞIM “ derdim.. tabii ki sevgimi Yazarak göstermemi, aşikar olarak bunu yapmam gerektiğini de Evvel Zamanımdan beri öğrenmiştim..benim kaderim bu ve hiç kimse bunu değiştirip bu aşikarlığı bozamazdı.. SENİ SEVİYORUM..
nur cihan
08.02.2013
nuralem7hotmail.com