29 Ekim 2008 Çarşamba

İLAH’i TUR’izm 7@hotmail.com







İLAH’i TUR’izm7@hotmail.com
Ömür: En Kıymetli Sermaye



İyi bilesin ki,
Nasıl ki,bedenler,gıdalarla gelişir ise,haller de vakitlerin safası ile güzelleşir.Bedenin gıdası,ona verdiğin temiz ve helal rızıklardır.Ruhun gıdası da,boş vakitleri değerlendirip,taatle geçirdiğin vakitlerin kazandırdıklarıdır..O vakitler ne kadar saf (ve Allah için )olursa,onlardaki mana cevherleri de o kadar çok dile gelir...

Eğer,senin idrak gözün kapalı ise,tefekkür menbaın (kaynağın)derinlere kaçmış ise, himmet atların,o güzel zatlara yetişmekten alıkoyulmuş ise nasıl olur da onların derecelerine ulaşmaktan bahsedebilirsin?

Onlar öyle kimselerdir ki:
Onların kalp menbalarından hikmetler fışkırır,
Onların içi”gayp ateşi’nden gelen marifet nurları için”kabes”(ateş parçası)olurlar (aydınlanırlar).

Sende olmayanı(varmış gibi gösterip)iddia etme,aşırılık yapma!Allah’ın sende olanı bilmesi sana yeter.Sana gereken şey,küçüklerin durduğu yerde durman,büyüklerin edebi ile edeblenmendir.

”Sırların çözümü ve hazinelerin anahtarı(EL-MAKDİSİ)kitabından alıntıdır.”



Estafirullah ve Elhamdülillah

Selamlar ve merhabalar. Aslında bugün, anlaşılamayan yazılarım için yazmak istiyordum..Hani kimilerince deli saçması bulunan ve beyinlerini düşünmekten zıplattırdığımı sananlar için deşifre yazı olacaktık..Ama herşey dün değişti..Ve bu zanda olanlar için daha bir deli saçması haline geldi ..Lakin işin hoş yanı, bu sefer mecazı beraber çözeceğimiz için sizde bu eğlenceye katılmış olacaksınız..Beni anlamayanlara sonsuz teşekkür ediyorum ve önlerinde saygı ile eğiliyorum..Çünkü bana göre ben,çok edebsizce açık saçık yazıyorum..Muhakkak ki  bu meşrebim yüzündendir ..Dostu Alim demişti ki: “Siz ezelden izinlisiniz ve dilediğinizi yazınız..Ama sizi çok az kişi anlayacak..Bu sözler buraya ait değiller..”
İşte bizde yazıp duruyoruz çünkü öğrenmek için-hatırlamak için yazmaya muhtacız efendim..
Bu hafta maillerde geçen tefekkür konusu, “iplerin kimin elinde olduğu” hakkındaydı ..Ve diyordu ki cümlenin sonunda sakın tanrı nın demeyin!!..
İlk iç sesimle” rical ehline” dair yazı yazdım..Ama bu sefer edebli olayım diyerek denetmen azamıza yazımı okuttum..Sakın dedi bunu yollama, başka yaz.." yenisini yazdım,aynı anlamdaydı ama çok daha girifti..  oda şu masum şiirdi..

DEDİM BİLE:)
Zaman zaman
Zamanı düşünürüm
Zaman bana uymuyorsa
ben hep ZAMAN a uyarım:)
 
Her varlık bilinmek ve tanınmak istiyor..Bunun farkındalığına inanmış biri olarak üzerimizdeki emek sahiplerine teşekkürlerimi sunmak istiyorum..Ve onlar kabul olunup ,varlıklarına inanılınca çok seviniyorlar muhakak. Bizlere de bir şeklide bunu göstermek istiyorlar..
 
Şimdi size yeni kurgulamış olduğumuz masalımızı, bir İLAH-i TUR-izm i yazmak istiyorum elimden geldiğince..Hep beraberce  ne yazdığı belli olamayan birinin yazılarındaki kelimeleri okuyacağız-çözeceğiz-sembolleri anlayacağız- kendimizi deşifre deceğiz..
Her insan aslında kendisini okur..Başka birini okuyoruz sansakta, anladığımız kendimizdir..Kimse kimseyi ne anlayabilir ne de bilebilebilir..Bildiği ve anladığı kendisidir aslında..Ve herkes gerçekte kendisini deşifre etmiş olacak.:)Buyrunuz bakalım harfler ve kelimeler ve renkler ve her şey bizi bekliyor..
İLAH’i TURizm İHLAS-TEKlik 7@

Geçen yazıdaki Eyüp  seyahatini okuyan antenleri açık iki arkadaşı
 Hadi demişler, bizi de götür bakalım o geziye..
Ve pazar sabahının sağanak sağanak yağmurunda düşmüşler yola..
Rahman öyle yağıyormuş ki,  hiç durmadan delicesine
Varmışlar çok sevdikleri bir camiiye, sabah sabah
İmamın sesi muazzammış ve onlar için daima Er Rahman ile sabah namazı kıldırırmış..

Ve içeride  Er  Rahman, dışarda Rahman varmış.
Şemsiyeler yetmezmiş, ıslanmamak elde değilmiş..

Çocuklar doğru   Piyerlotiye tırmanmışlar, arkadaşlarının tank gibi jipleri ile..
Yağmur öyle çokmuş ki, yürümek akıl karı değilmiş..
Bu devasa araçla inmiş arkadaşı yokuş ve kıvrımlı yolu aşağıya,
Ben çıkabilirim, geri geri döneriz demiş aklınca..

Ve selamla girmişler dostun dostlarının mekanına..Oturmuşlar biraz .
Başını kaldırmış çocuk; sandukanın yanında biri var;
 çivit mavisi kot ceketli,kot pantalonu daha açık mavi 
Başında mavi şapka beresi varmış..Çocuk bakmamış bile adama.
O zaten bahçeye girerken şadırvanın altında onları gözlüyormuş.. o zamanda görmüş....
Ve dualar bitip çıkarken, tam ayakkabılarını giyerken, telaşla gelmiş çivit mavisi adam yanına..Telaşla çıkartmış cebinden bir tesbih uzatmış çocuğa ..
”Al,bu senin” demiş.
 Tesbih siyahmış ama her bitim ve başlayan yeri kırmızı boncukluymuş..
Arkadaşının birine pembe üzeri taşlı, diğerine de simsiyah birer tesbih hediye etmiş..
Çocuklar almış ve teşekkür etmişler..

Çocuk adama bakmış,O’nun yüzünü okumak istemiş.O bu türbede yatanların memleketlisine benziyormuş.Ve ırkı hiç bozulmamış..Ataları kadar saf bir renk ve çekik göz,yüz hatları hiç başka bir ırkla bozulmamış..

Çocuk bir şeyler olduğunu sezmiş ve konuşmaya başlamış..”Siz kimsiniz ?”demiş..
”Ben boya yaparım,türbeleri boyarım,türbeleri temizlerim” .Tüm türbeleri gezerim, işim bu benim..”
"Adınız nedir?" demiş çocuk..
”Bülent Başaran”Yazarken şimdi bocalamış çocuk. acaba soyadı  Başaran mıydı,  yoksa Başalan mı?..!!!

Çocuk demiş ki:" bana Kaşgari Hazretleri kimdir anlatır mısınız ..?"
Gel "demiş içeri anlatayım ..Tekrar hepsi ayakkabılarını çıkarıp içeri girmişler..
Ve anlatmaya başlamış adam..Babayı anlatmış ,Türbedarı anlatmış ama Çocuğu anlatmamış..
Çocuk demiş. Eliyle oğul sandukayı işaret ederek :"Bu kim peki.?"
Bilmiyorum” demiş mahçup, gözlerini indirmiş ..Çocuk:" siz O musunuz? ". Adam:"Değilim" demiş utanarak.. çocuk soğuktan ürpererek ve içine doğan hisle ağlamaya başlamış..
"Sarılabilir miyim..?"
"Sarıl "demiş adam "sarıl."
Omuzunda ağlamış çocuk adamın..

Adam tutmuş elinden “gel ,otur şuraya ve bekle beni” demiş çocuğa
Dönmüş babaya ve ve sorular sormuş içinden sessiz ve dönüp gelmiş çocuğa.
Diz üstü çökmüş önünde, “söyle demiş derdini bana, sıkıntın var senin..”
Çocuk söylememiş, “söyle” demiş korkma geçecek..
Çocuk utanarak söylemiş derdini, “tamam” demiş başını eğerek adam..

Dönmüş gene büyük baba sandukanın önüne diz çökmüş, sormuş sessizce
Ve dönüp çocuğun dizinin dibine gelmiş yine..
Demiş “Seyyid Nizam’da derdinin devası hemen oraya git, bugün geçecek..”
Çocuk hiç duymamış Seyyid Nizam’ı, neyse ki arkadaşları biliyormuş..
Sizde bizle gelin demişler, tamam demiş  adam “gelirim.”
”Zaten dün gece Aziz Mahmut Hüdai’deydim, oradan Arab Cami’ne geldim. Dediler ki, oraya git, bende sizin yanınıza geldim.”

Çocuk sessizce düşünüyormuş nasıl olur yahuu..
Dışarıdaki yağmurda hiç ıslanmadan yürüyerek nasıl olur, bu adam kupkuru..
Kendileri iki dakikada ıslanmışlardı üstelik..Ama adamda damla izi yoktu ve ayakkabısı kupkuru idi.

Ve mekandaki diğer türbedarın türbesinide ziyaret etmişler..Çocuk çıktığında tulumbanın başında adam bekliyormuş, elinde mavi maşraba ile..
Çocuğa bardağı uzatmış çocuk anlamış, tulumbayı çekmiş adam.
“İç demiş bu hakiki zemzem..”çocuk içmiş suyu..
Aynını diğer arkadaşlarınada yapmış adam..
Ve beraber arabaya binmişler..

Araba tank gibiydi ya, yanından bir kişi geçmesi zor yol,dar-kıvrımlı- yokuş aşağı ve sağanak yağmur..
Kaç kez denemiş arkadaşı yine de araba geri geri başarırızmış..
Çocuk adamla habire konuşuyor soru soruyormuş..Anlamış çocuk susmak lazım ki araba geri geri çıkabilsin..Susmuşlar ve araba teklemeden, geri geri bir seferde çıkmış nedensiz..!!!

Ve çocuk soruyormuş adamı anlamak için..
Kelimelerini- harflerini-adının  anlamını -mimiklerini okumak istiyormuş..
Ama anlamış ki bu mecaz,sembol,harf ve kelime işinde O çok ehil..Her adres anlatımında şu kelimeleri kullanıyormuş daim..
Yukarısı,ulu,tepe,yukarı tepe,yokuş tepe ...........
Çocuk sormuş:
Sizin mana mürşidiniz kimdir.
“Said Nursi.”

Oysa ki ne giysisi, ne davranışı bu ekole mensuplara benziyormuş. Burada ince  bir mana varmış..İsimdeki anlama bakmak lazım ve şeriatle hakikati dengelemek için, iki yolu birlemek lazım diye düşünmüş çocuk..

Sormuş çocuk, en sevdiğiniz yer neresidir?
Demiş adam:
”Bursa ‘da yokuş tepe de Buda Camii’dir..”
Yok öyle yer demiş çocuk.. adam” var” demiş “yokuş tepede o, çok yukarıda.”
Sormuş nerelisiniz?
”Annem 40lareli’nden, Babam Tatar, aslen Buhara’lıyım..”
Evli misiniz? demiş çocuk..
”Hiç evlenmedim, çocuğum yok  benim..”
“Annem Babam Ben Doğmadan Ölmüşler” demiş adam.

Çocuk sormuş:  "Onca türbeyi nasıl dolaşıyorsunuz peki, arabayla mı?"
”Hayır,ben hiç arabaya binmedim. Hangi Allah dostu arabaya bindi ki ben bineyim “demiş..

Sormuşlar: "Yağmurda nasıl yürüyorsun peki ?"
”Şemsiyem var” demiş.. "hani?" demişler. Montunun göğsüne soktuğu ama o sağanakta hiç açmadığı şemsiyesini göstermiş:)

"Neden şemsiyeni açmıyorsun?" demişler adama..
”Resulullah, Rahman yağdığında şemsiye açtımı ki ben açayım” demiş..

"Peki" demiş çocuk:" nerede yatıp kalkıyorsunuz?"

”Türbelerde, ben türbelerde yaşarım.. benim işim onları boyamak ve onları temizlemek ve dolaşmaktır..”

çocuk:"Kışın soğukta türbeler çok soğuk olur ne yapıyorsunuz,soba yakıyor musunuz?
”Hangi Allah dostu soba yaktı ki ben soba yakayım, gerek yok ben üşümem” demiş.

Çocuk: "peki biz Allah dostlarını nasıl tanıyacağız?"
”Çok kolay ..çok kolay tanırsınız.”

Çocuk yine sormuş:"Biz Allah dostlarını  nasıl tanıyacağız ?"
”Çok   kolay, çok kolay tanırsınız..”

Ve çocuk yine sormuş aynı soruyu.. O’da düşünmüş ve yine bıkmadan
” Çok kolay, çok kolay” demiş..

 
Çocuk:" bana bir şiir ya da şarkı-ilahi söyler misiniz ama en sevdiğiniz olsun.."
“Söylersem ağlarsınız..”demiş adam.

Çocuk:"olsun" demiş "söyleyiniz."
çocuğun aklında kalan şiirse özetle şu imiş..

Yürüyordum yürüyordum
sağa ve sola bakmadan yürüyordum
Dümdüz ortadaki yoldan yürüyordum
Yolun sonunda
Yolun köşecağızında oturdum
Resullah’ı gördüm

 
Diğer dörtlükte anlaşılamayan gürültüler oldu ve hiçbir kelimesini anlayamadı çocuk..
”Tekrar edermisiniz lütfen “dedi ama adam ses vermedi..Çocuk üstelemedi..

Yolda giderken sürekli yollardaki bazı yönleri işaret ediyor; bak şurada 3 tane ,burada 1 tane, sağda 4 tane ,solda bir tane türbe ve şehit var diyerek sayıyormuş adam..
Ve bazı mezar taşlarını gösteriyormuş:
 “Bak boyası gitmiş, boya yapmak lazım ..Onu ben boyamıştım” diyormuş..Ve bu normal olmayan bir şeymiş artık, çocuk anlamış..Ve boyadığını söylediği tüm kabirler yeşilmiş..Yani bu boyacı Muhammedi renge boyuyormuş :)

Seyyid Nizam Hazretlerinin türbesine girmişler..
Çocuk adamın olduğu yerde, yere oturmuş..
Adam önce türbeye karşı diz çökmüş, hürmetle sessizce dualar okumuş..Bir müddet sonra kalkmış, ardını dönerek namaz kılmış..Çocuk adamın bedeni secde de iken bakmış; bu adamın bedeni normal değilmiş sanki..Aynı bir yay gibiymiş secdedeyken, öyle çevik ve inanılmaz  bir kıvrımdaymış o beden..

Adam namazını bitirmiş, dua etmiş..Ve yine sandukaya dönerek içinden duaya başlamış ..Arada, içinden gülüyor gibiymiş. Çocuk adamın dudaklarındaki gülümsemeyi yakalamış. bir ara gözyaşları gelmiş. Hemen elleri ile silmiş onları adam..Duası bitince kalkmışlar..Çocuk adamın ayakkabılıktaki taba rengi ayakkabılarına  bakmış, yine kuruymuş, hiç su izi yokmuş..

Arabaya binmişler eve döneceklermiş..adam demiş ki .
”Beni 7kulenin orada ki 7şehitler mezarlığında bırakın..”
Çocuk sormuş:" bu 7ler ne yaparlar?"
Adam gülmüş:
” Anlatamam,anlatırsam değeri kalmaz “demiş..

Neden demiş çocuk, anlatın diye ısrar etmiş..
”Anlatamam demiş adam olmaz..Sadece 7ler seni severse, sana kimse dokunamaz o kişi korunmuş olur “demiş..

7ler iyidir, ama  3lerden kork demiş..
Nasıl demiş çocuk 3ler iyi değil mi..?
”İyi tabii ,3lerinde rahmanisi ve şeytanisi var..rahmanisi iyi şeytanisi çok kötü.
Şeytani olanlar 3ler, 4ler diye katlanarak giderler. Onların 7leri-40ları yoktur” 
demiş adam..

Yağmurda ne yapacaksınız orada ?demiş çocuk..
”SAİD NURSİ’nin dersi var ona gideceğiz.. NEVZAT gelip beni alacak” demiş..

Sormuş yine çocuk O’na .
Türbelere girerken nasıl selam verelim?
”Selamun aleyküm ulu”de.

Ve bir kitapçık uzatmış gögsünden, Kur’an sureleri varmış kitapta..Öyle sıcakmış ki kitap, çocuk şaşırmış; bir kitap nasıl böyle sıcak olabilir diye..
”Bunu oku ,dua et ,sen okumasan bile okuyan varsa ona ver, o okusun” demiş.

”Türbelerdeki ve kabirlerdekiler onlara dua eden olduğunda aynı kuşların yem kapışması gibi kapışırlar  duaları “demiş..

Çocuk "ama onların ihtiyacı yok ki bizim duamıza" demiş.
”Evet ama onlar, bunu o dua eden kişi  öldüğünde, ona dua edebilmek için-bahaneden yaparlar,bunun için yarışırlar” demiş..

"Bir daha geldiğimde sizi aramak isterim" demiş çocuk, telefonunuz var mı?
” Var.”
Çıkarttığı bir cep telefonundan” benim “diye başlayan bir cep nosunu göstermiş, alıp kaydetmişler..
“Bu telefonu buradan biri verdi, benle yine görüşmek istiyormuş ama bunu kullanmayı bilmiyorum..”demiş..

 
Doğru demiş çocuk içinden “Hangi Allah dostu cep telefonu kullandı ki:)”

Çocuklar “7kule zindanlarının tam karşısında, adamın boyadığı, yeşil duvarlı 7lerin mezarlığına gelmişler. 7Kule zindalarının ve 7 şehitlerin arasındaki düz yolda durmuşlar”.Adam demiş “Bakın burayı ben boyadım burada ineyim ..Nevzat beni buradan alacak “demiş..
Araba durmuş..Adam inmiş..Çocuk inmiş ve O’na sarılıp- öpüp teşekkür etmiş..
Adam arkasına bakmadan 7 lerin kabristanlığı kenarından yürüyüp gitmiş..Hiç ardına bile bakmamış..
Ve çocuk artık Allah dostlarından öğrendiği gibi, hep ikaz edildiği gibi şöyle düşünmüş..Oldu bitti geçç..
Sakın takılma geç..
Yaşandı ve o hayaldi bitti geçç..
Ne mana ara ne keramet bekle  geç..
Her şeye bak ve geç, bak ve geç ,bak ve geçç
İşte yol böyle böyle gidiyormuş..Bak ve geç..
 
Bakıp geçtiği gecenin sabahında babası bir anahtar uzatmış 18 nolu anahtarmış bu..
Aç kilitlleri bak geç, yine bak da geç..
Hepimize mübarek olsun niyetimiz zuhur olsun:)

Estafirullah Elhamdülillah


Nur Cihan
28.10.2008
nuralem7@hotmail.com

http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/ilahiturizm2.html