5 Mayıs 2010 Çarşamba

İŞİTTİĞİM ŞEY’İ-EŞYAYI GÖRMEK-OKUMAK MASALI-2



İŞİTTİĞİM ŞEY’İ-EŞYAYI GÖRMEK-OKUMAK MASALI-2



Düşman saçma sapan lâflar eder,
duyar can kulağım.
Benim için kötü şeyler düşünür,
görür can gözüm.
Üzerime köpeğini salar,
ısırır köpek ayağımı,
çok acılar çekerim, çok acılar.
Köpek değilim, onu ısıramam,
ısırırım dudağımı.
Büyük kişilerin sırlarına ortağım,
gene de na şu kadar övünemem.
Bütün ayıplar bende ama,
ne yapıp yapmalı,
ulaşmalı dostlara,
geride kalmayı kendime yediremem.
Pirimiz Hz.Mevlana Celaleddin Rumi
*************
bu gece sana, yazmak geldi birden içimden
kelebeğimm..aynı kabirde yattığım
ne güzel muştular duydum bilsen
ne güzel anlamlar..
henüz bilmediğim kelimelerim var artık
henüz yürümediğim yollar
kumdaki ayak izi kaybolmadan aynı kademin izine basacağım
önden yürüyen efendimmm
can yoldaşım..kelebeğim…teşekkür ederim..seni seviyorum..
bir gün yine tekrar yine tekrar, nefesim nefesinde tamlanırsa, tanımlanırsa ve sen tanımlarsan beni..... şimdiki gibi, daima gözyaşlarımla sulayacağım o kumdaki ayak izlerinii..
Merhaba Efendim Merhababu bölümü kendim için yazıyorum..rahatlamam lazım ya hanii..işte kendimi teskin edip mutlandırmak lazım değil mi?masal bu, sadece hayal, sadece kurgular …harfleri istediğim gibi dizebilirim..ama okuyanın içinden seçip aldığı kelimeler ve o kelimelere yaptığı vurgular,üzerine yüklediği anlamlar tabii ki kişiye göre değişir..çünkü yazıyı onlara ben okumuyorum..ben sadece Sana yazar,  Sana okurum.. daima ve ebediyyen..işte şimdi gene tefekkür sanatçılığımla, Sana yeni bir masal çizeceğim..ve sadece ikimiz anlayacağız..çünkü bu bizim masalımız..Evvel Zaman, bir vakitler birine demiş ki:”istediğini söyle ..onlar anlamayacaklar,unutacaklar..çok az kişi bilecek,çok az kişi anlayacak.”ne güzel değil mi?tam olması gerektiği gibi..bizim Senle yazdığımız tarih, sadece dostlarımızın mahreminde ebediyyen okunacak..ruhumun masalı olarak…bak!! şimdi hazırlanman lazım..yazacaklarım çok keyifli olsun istiyorum..bir sigara yakman lazım, bir de kahve ve ayaklarını bir başka koltuğa da uzatmalısın..aynı ben gibi mesela..masalımdan haz almanı istiyorum..kızacağın yerler olacak biliyorum ..bilerek yapıyorum, ne yapayım elimde değil… Sen, benim Sana karşı olan harisliğime ver lütfen..ne kadar paylaşırsam paylaşayım gittikçe artan kıskançlığımdan hala geberiyorum:)

bu arada  geçen hafta aniden şunu idrak ettim..çok lezzetliydi bak!! acaip bişi..insanoğlu hep atomu parçalayabilmeyi hayal ediyor ya haniii..işte her birimizin bir nutfe iken, annemizin  bir hücresini nasıl parçalayarak yaratılışı başlattığımızı anladım….yumurtaya girerken ne yapar sperma, biliyor musun? aynı atmosferi delip geçerken bir roketin yakıt tankını terk etmesi gibi ;bir spermada kamçı kuyruğunu yani nalinlerini dışarıda bırakır..çünkü o koca benlikle atom parçalanmaz..elif dışarıda hemze içeride misali sanki…Ya Rabbim kendimizle ne kadar gurur duysak az değil mi?hepimizin bir nobeli olmalı bence..işte bu hızla kapıya bir sefer daha eylemek istedim..bu fakındalık bir doğum günüydü çünkü..bu kutlu tarih; iki hemzenin yan yana dizilişi  gibi çocuğa gözlük olmuştu..artık dünyaya bu gözlükle bakacaktı belki de.:)ve doğum günü kutlamak için Busegahı Makam-ı Hızıra ermek nasip olmalıydı..
DOĞUM GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN DİYE BİR FİLİSTİN BAYRAĞI GİBİ KAPIYA DALGALANIYORUM:)
****
ve yine malum kapı..aaa bu sefer açık..ama perde kapalı:)Merhaba diyorum..”Merhaba” diyorsun..oturuyorum..”bana yüzünüzü göstermeyecek misiniz?” diyorum..görünmeyen bir vecih den gelen sada da tebessüm var:”göstermez olur muyum, bekle” diyor..ben zavallı fakir, öyle kendi kendime konuşmaya başlıyorum..ilgini çekebilmek için yeni hayaller yazmam lazım biliyorsun..

meraklı haberler:aydınlanmış  bir zeytin ağacının altındaki iki kat kırmızı örtüye bulanmış olan Mukaddes’den bahsediyorum:)ve sahne birden dönüyor..aman Ya Rabbi ne Muhteşemsin,ne Görkemlisin..nasıl sürekli değişebiliyorsun böyle..kocaman kocaman bir görüntüsün..sanki  Hücre-i Saadet Senle kapsanmış..Sen her şeysin her şey Sen..işte şimdi yaradılıştan eş-yumurtanın içindeki Latif ve Latife gibiyiz..ama hala ayrıyız..yüzünde ince zarif bir tebessüm var…bir şeyler söylüyorsun..bende aynı incelikte tebessüm ediyorum..ve geçen masalıma  gelen ince bir haberden dem vuruyorum..aynı nezaketli tebessüm..bu sözü  Alemlere Rahmet Olan’ın kim için söylediğini anlatıyorsun..çok şaşırıyorum.. içim sevinçle haykırıyor.. dışım çok sessiz..”ben Hz.Hatice’yi çok sevdiğim için sanırım” diyorum..utanarak başımı eğiyorum..ikimizde hassas bir tebessümle bakışıyoruz, ama yormuyoruz..ve başka bir tamlanmış tanımlamadan nefesi sözler aktarıyorum..hiç bir şey demiyorsun..bende hiçbir cevab beklemiyorum zaten..önemli olan Seni görebilmek ve gözlerimi –kulaklarımı doyurabilmekti..yoksa yola devam edemem biliyorsun….
sorunlarım var..yaptığım edebsizlikler var…elimde değil işte, hep aynı şeyler..her seferinde çok yoruluyorum ya hani ve Seni terk etmeye karar veriyorum..ama olmuyor işte, yapamıyorum..”sanki diyorum,  görünmeyen bir zamk var ve Sizden kendimi ayıramıyorum..eğer isterseniz Siz beni terk edin”..ama içim bir kuş kalbi gibi pır pır ediyor.”.lütfen beni bırakmayın, bırakmayın” diyor ve Sen hiç sesini çıkartmıyorsun..”ben hasta mıyım?” diyorum..”hayır ..bu bir rahatsızlık ve onun rahatlatılması lazım” diyorsun.. derdimi, Senden başka kimseye anlatamayacağımı biliyorsun..kimseyle bunu paylaşamam ve Sen istediğim gibi benle değilsin.. ..çok yanlızım..çok tenha ve yorgunum…kimseyi yanıma yaklaştırmadığımı anlatıyorum..sadece Sen olmalısın sadece Sen..başkasını kabul edemem..bunu tek başıma halledemem biliyorsun..
sorunlarım….güzellikler ve o ciddi güzellikleri bütünleyen ciddi kültürler de var..bense zavallı bir acuzeyim..işte kimseyle yarışamayacağımı, bu halin; bende, hiç olmadığını anlatıyorum..ben her zaman geride durabilirim.önde olmak için çalışmak, asla bana göre değil biliyorsun..korkarım..kaçarım..insanları çok tehlikeli buluyorum(pembe gri eşekçiğin gözleri kapalı.. kurtların onu paralamak için beklemesine aldırmaması mevzuu..neden saklanmıyor?çünkü ehline emanet o yüzden:) ..belki de ben tehlikeliyim bilmiyorum..Sen dikkatle beni dinliyorsun..aslında kelimelerimin sakladığı gizli manaları okuyorsun biliyorum..bende Seninkileri tabii..biz birbirimizin dilinden anlıyoruz bence..o ciddi güzelliklere karşı hislerini anlatıyorsun ..inanabilmeyi çoook isterdim..aslında hakikatte inanıyorum ama burada kıskançlığımdan esip duruyorum işte..nasıl bir sevgi ile sevmem lazım anlatıyorsun..yapamam diyorum..Sen, başka bir tür anlamda sevgiden bahsediyorsun..ben inatla” öyle de sevemem”  diyorum..her zamanki gibi gene sinirleniyorsun..sada yükseliyor tabii..Sen:” çok inatsın” diyorsun ..”evet öyleyim” diyorum..”hiç söz dinlemiyorsun “diyorsun..”dinlemiyorum” diyorum..yine pes perde:” sen hiiç söz dinlemiyorsun” diyorsun..” evet dinlemiyorum.. benim sorunum bu zaten” diyorum..sanki çareler tükenmiş gibi..”dikkatini başka bir şeye yönlendirmen lazım..  ilgini çeken bir konu bul “diyorsun..”uğraşıyorum ,kitap okumak istiyorum ama hiç okuyamıyorum “diyorum..Sen Büyük Bir Bilmiş edayla:”yanlış tercih.. okuyamazsın tabbi “diyorsun..ben:”resim yapmak istiyorum ama yapamıyorum” diyorum çaresizlikle..aynı edayla yine:”yanlış tercih, yapamazsın tabbi” diyorsun..Ya Rabbim neye benziyoruz biliyor musun..kurt ile kuzuya..hani hz. Pirin :kurdun kuzuyu yemek istemesinde şaşılacak bir şey yok,şaşılacak şey kuzunun kurda gönül vermesindeki gibi duruyoruz şu an..çok hoş bir hal, acaip güzel..Sen:”ilgini çekecek bir konu bulmalısın ve onun üzerinde klasörler-dosyalar açmalısın, onu araştırmalısın” diyorsun..”ama benim hiçbir ilmim ve bilgim yok ki “diyorum..Sen hiç sesini çıkartmıyorsun…
aniden tuhaf bir şekilde:”  Evvel Zaman ve Ben aynıyız biliyor musun?”
diyorsun..Aman Ya Rabbi ne muhteşem..büyük bir rahatlıkla ve sakinlikle gülerek:”biliyorum” diyorum..Sen bir acaipsin..”Aynıyız “diyorsun tekrar..Ya Rabbim muhteşem..yine keyifle ve eminlikle:” biliyorum” diyorum..bu nasıl bir hal biliyor musun..biz balız ,baldan tatlıyız,mor bir kasede karışığız gibi yani…ya da “lahmike lahmi,demmike demmi,cismike cismi “misali….

Allah ım yaaa..burası benim mekanım..evimdeyim hissi; nasıl, anlıyor musun?..bir kedi gibi oraya uzanıp uyumak istiyorum..Sana bir şey söyleyeyim mi?..Evvel Zamanım gitmeden evvel ne dedi sık sık, biliyor musun?..”Dooosttttt..Biz ölmeyizz..Hay ız…Vazife devam edecek daima…Biriz Beraberiz…”yaaa..durumun hal ve ahvali şöyle..ekmek üstünde kaymak ve balll..kim yemez ki kim?:)
……………………………………..
kağıtların içinde bir şey var….bir papatyacığın çığlıkları  buradan duyuluyor.”leylaka bak leylaka “ diyor..onları bağlayan olgun-kamil bir gri kurdele…ne hoş gülümsüyorsun..kimse Sen kadar güzel tebessüm edemez, kimse Sen kadar anlayışlı olamaz,kimse Sen kadar olgun olamaz..
Sana verecek hiç bir hediyemin olamadığını ve benim için anlamını anlatıyorum…gelirken ruhumdan izin istedim..Ya İlahi, çok çılgınım..kendim bile bana emanetken, bana ait olmayan ruhumu Sana vermek istediğimi söylüyorum..çok utanıyorum teklif ederken..gözlerin koskocaman oluyor..şaşırıyorsun..çok hoşsun..kızıyorsun önce.. ..birden gülüyorsun:”ne yapacağım ben senin ruhunu?” diyorsun..”ne bileyim, işte” diyorum..”ondan daha değerli ve temiz bir şeye sahip değilim, başka verecek bir şeyim yok” diyorum..ne kadar çaresizim..çok fakirim çok..ve gerçek hazinenin karşısında, Onun olanı Ona teklif ediyorum..Sen de öylece susuyorsun..bana kızıyorsun ama sesinde çok hassas bir şey var..ağlamayacağım, kendimi tutuyorum..bu masalda, O’nu Sana verdim biliyorsun..onu, Seni saklamak
 için yağmaladım..çünkü Sen, ondan daha değerlisin..hepimizden daha değerli- gizli hazinesin..Sen, bilinmeyi murad edeceğine ancak bunu açarsın biliyorum..
Senden ne kadar korktuğumu sölüyorum..şaşkınlıkla gülüyorsun:”sen mi benden korkuyorsun?” diyorsun..gülerek:” evet.. çok korkuyorum çünkü sizi çok tehlikeli buluyorum,padişaha yakın olmak  iyi değildir” diyorum..çok keyiflisin:”hiç belli olmuyor “diyorsun eğilerek..”çünkü, korktuğum kadar seviyorum, o yüzden korkamıyorum..hani diyorum pek çok tarakta bez dokuyan var ya işte..işte, ben o taraktaki iplerden sadece biriyim” diyorum..duruyorsun.. çoook ciddisin çoook..bu ip meselesini düşündüm de; ben, dikey iplere nazaran, Senin her ipin içinden geçirdiğin sağlı sollu ve gittikçe ipliğini kumaş olarak gösterenin olabileceğimi hayal ediyorum…dokunan perde yanii..sahnelenen harfler için..kuklacıya hizmet etmek  muhteşem bir şey.. O’na kul olmak..Ay’ın bir görünen- bir de görünmeyen yüzü var …diğer yanın…diğer yanın..tanırsam severim değil mi?tanırsam korkmam ve severim…
aslında Sana, işlemek istediğim günahları anlatmak istemiştim bugün.ama hepsini unuttum işte yine..hep üzerimde hüküm süren dostlarım yüzünden biliyorum..kapı kulları isyanda..kazan kaldırmışlar..dikkatim dağınık..hatırlayamıyorum bir şeyi..ama şimdi yazacağım..çok dağıttım biliyorsun..içimdeki her şeyi yağmaladım..ve o asmalar..hep içmek istedim hep…ben hayatımda hiç içmedim biliyor musun?..istedim ki ben içeyim ve Sen beni bekle..Senden başka kimse beni görmesin ve duymasın…bir arkadaşıma bu istediğimi söyledim.. o: ya ağlarsın ya da hep gülersin başka bir şey  yok sarhoşlukta dedi..ben artık hiç sarhoş olamayacağım biliyor musun..ne yazık ki
hep ayık kalacağım..ama sarhoş rolü oynayacağım tabii..
biraz Seni kızdırabilir miyim?:)..şimdiden her zamanki gibi özür diliyorum..mazeretim kabahatimden büyük, mazur gör lütfen..içimde kalırsa kurar kurar fitne fesadlaşırım yine, o yüzden..bir hikaye okudum bak…dam üstünde aniden kendini bulmuş bir saksağan varmış..uçurumun kenarında hanii..ve Emanetçi; oraya, onun benzeri başka bir saksağanı koymuş.. benzer benzeri çeker ya hanii.ve çekmişte zaten..sonra ikisini de aniden yakalayan  Avcı, onları ait oldukları kafese geri koymuş ..işte buna alınabilirim..alınmasam yazmazdım zaten..tercih edilene kurban olmak mı yoksa, en sevilenin kurban olması mı?muallaktayım..gerçi bunları aştım belki de..ben kimseye kötülük yapamam…yapamam ne yazık ki..sadece kendime kötülük yapabilirim biliyorsun(kendimi incitir dururum böyle..tabii esasında Seni..çünkü perde arkası öyle değil..bildiğim halde kıskançlığımdan inciniyor ve hala incitiyorum.)sonra, Sen bir söz söylersin,bir bakarsın..yine her şeyi unutur yola düşerim biliyorsun..Sana inadımdan söylemediğim bir haberim daha vardı..artık bunu kabullendiğim için söyleyebilirim..Sen, bizim aleme geri döndüğün sabah hayalime geldin..iki saksağanı da ziyaret etmiştin..tabii önce ilk saksağan, sonra kurban edilen..ve ikisi de aynı asansörde aşağıya iniyordu:)yaaa..ama ..bir şey daha söyleyeceğim ama ..bağırıyorsun:” ama yok, ama yok”..o yüzden kendi içimde saklayacağım ama:)Seni seviyorum…..
…………………….
ne yazacağım üzerine hiç düşünmedim..çünkü yazdığım şey o anlattığın şey biliyorsun..benim tek ilgimi çeken Sensin..başka hiç bir şeye muhtaç değilim ki..Seni tanımam için yazmaya muhtacım..yazdıkça Senle bütünleşeceğim..aynı manaya akacağım..maddeden tahayyüle uzanan bir sürü harf resim..işte bu birkaç aciz harfle, bildiğim birkaç kırık dökük cümle ile, hep Seni Sana anlatacağım..Seni okumayı başarırsam işte ancak o zaman kendi kitabımı ve başka kainatların kitaplarını okuyabileceğim.. muhabbet yukarıdan aşağı olur ya hanii.. işte Esas Kitab’da Sensin..önce Seni okumayı öğrenebilmeliyim..yani hayalimdeki o, A’li Kitabı’nı..Haybabam bana, bunu Senin okutacağını söylemişti..ve Evvel Zaman yerlerin ve göklerin  Senin gibiler yüzü suyuna ayakta durduğunu söylemişti bedeninde depremler olarak…beni öğrenci olarak kabul ettiğin için minnettarım..hiç hak etmiyorum biliyorum..layık da değilim..sadece Seni seviyorum o kadar…Seni sevmek tüm kitaplardan, tüm ilimlerden daha gerekli ve öncelikli benim için…Seninle ruhum doyuyor…gözlerim şenleniyor..hayallerim canlanıyor..ekrandan bal sarısı renkte harflerden denklemler geçiyor:)Seni sevmeme izin verdiğin için binlerce Selam Sana binlerce Şükür ..
Ve bu günlerde Hilmi Dede Baba gibi oldum biliyor musun..düşüncelerimin üzerinde hep aynı suret oluşuyor…hep aynı suret…suretsizlikler aleminden tek bir suret…
Bi Sırr-ı Suret e ………………………………………….
bu rahatlama masalı için uygun bir şarkı olmalı..
 Ah yıllar dopdulu acı tatlı
Üstüme altın tozları serpti
Herşeyi tarttı terazi
Gözlerim ıslanıp ıslanıverdi…
Hem doluya koydum hem boşa koydum
Kah oldum kah uçarı kah toydum
Yol beni ben yolu yordum
Tanıdım düşmanı dostu fenamı…
Gördü gözüm dünya gözüyle aşkı
Tattı dilim baldan bibere daha ne
Süzdüm damla damla hayatı
Ben daha ne isterim daha ne…
Şimdi tam tadını çıkarma zamanı
Has ipek dokur gibi ince bir sabır
Demlene demlene tam kıvamı
Başladı ömrümüzün ihtişamı

http://www.dailymotion.com/video/xcsh9c_ferhat-gocer-ah-yyllar-2010-yepyeni_music

Nur Cihan
04.05.2010
nuralem7@hotmail.com