26 Mayıs 2010 Çarşamba

İŞİTTİĞİM ŞEY’İ-EŞYAYI GÖRMEK-OKUMAK MASALI-5


İŞİTTİĞİM ŞEY’İ-EŞYAYI GÖRMEK-OKUMAK MASALI-5



her dem taze ve yeni-yenileyici rüzgarı ile hayat bulduğum alemlerin rabbi olana,rabbim olduğu için hamd ederim.
karartma gecelerinden bir gece daha,bu sefer ağlamıyorum….
bilmediğim bir sevinç var,tanımadığım bir hal vesselam..
uzanıyorum…bir isim,bir anış,bir adın tekrar- tekrar yad ı
Sevdiğinin adına mazhar olmak ne devlet,bir dalga boyu,sadece Senin gelişin…
 bizim sahile, dönüşü olmayan gelişin ne şeref,teşekkür ediyorum ve Seni seviyorum..
geriye dönmesiz bir dalga bu, anlıyorsun değil mi?
hiç bitmeyecek bir mutluluğun başladığını hissediyorum..ama Sen hala alıngansın ve perdelerini inadına açmıyorsun..
hangimiz daha alıngan ve kıskancız bir anlayabilsem, ah  bir bilebilsem…
Sevdiğim, Sana ne zamandır masallarıma gelen hediyeleri yazmamıştım, şimdi birazını anlatacağım..dünya nutfe günü törenimiz için yeni bir masam oldu..tasarım tam istediğim gibi.. rengi beyaz değil ne yazık ki.. olsun, demek Sen öyle seviyorsun diye düşündüm:)ve aydınlanmış zeytin ağacına gelense harika bir pirinç, 5 kollu şamdandı..bizim haneye kuş konmuş gibi oldu, olsun..belki bir gün padişah bile konarın müjdecisiydi benim için:)…ve tabii yazmayacağım hediyelerim var..beni şöhret korkumla yüzleştirmen var..çok eğlendim..günlerce güldüm.havalara zıpladım ..Sen olduğunda, ben hiçbir şeyden korkmuyormuşum, onu bir defa daha anladım..beni her zaman koruyup sakınacağını biliyorum…çook teşekkür ediyorum..
başka.. ikimizde yokken olanlara bakmaya devam etmeliyiz bence..çünkü akıp giden yoldan haberler bunlar…işte sevdiğim, ben yerle yeksanken(=kızdığını hem de çook sinirlendiğini biliyorum) inadına=geçecek tabii..hırçın tabiatımız üzerinde zikzaklar çiziyorum…kazı yapacağımız damarımızı öğrenmek için belki de..hani benzemeyecektik??..bence çok fena benziyoruz :)(ben, kendimle hiçbir zaman geçinemedim ki, ya huu..)ama Seni değiştirirsem sevemem ya hani ,işte aynı hal, bu tarafta da var, ne yazık ki..Seni sevmemi dilediğini anladım ben, o sözden.. ve ne sevindim bilsen..Seni sevmemi murad etmeseydin sevemezdim biliyorum..ama işte bi beşer aynıyla şaşar biliyorsun..Seni ne kadar kendime benzetiyorum ah bir bilsen..hatta kendimde sevmediğim her şeyi Sende seviyorum, hatta hayran bile kalıyorum:)..Seni seyretmek benim dinim imanım zaten..(ilahi, beni dinden imandan ayırma diye bir ilahi var ya, onun gibi aynen.)bazen, Seni kendim sanıyorum..hayaline elimi uzatsam dokunabilirim sanıyorum ..ne yazık ki mümkün değil…haa!!.. bir başka yeni hediyemi hatırladım aniden, yazmam lazım..çünkü beni bu konuda kontrol etmelisin sanırım..nereye doğru gittiğim hakkında en ufak bir fikrim bile yok çünkü..bu konuyu hiiiç okumadım ve duymadım bile..işte nereye baksam Hilmi Dede Baba gibi olduğum gün, içimde şiddetle uyanan şeyi yaptım..Üsküdar’lı bir Aktarın evladı olan Hüseyin Amcanın hediyesi, Hz.Hüseyn’in resmini mavi bir çerçeveye yerleştirdim..bu kadar baskın bir suret olamaz bence..ve alnını alnıma dayandım gayri ihtiyari..içinde başka bir suret vardı ama..sonra geçen gece aniden yine, öyle bir araya geldik..bu sefer çook başkaydı..Sana yeni bir defter çizmeliyim belki de, bilmiyorum ..AFETSİZ OLUR SANIRIM BU SEFER..SAKİN VE HUZURLU YANİ..
başka ..teşekkür etmek istiyorum..bakarsın beraber gideriz bölümü vardı ya hani..olmasam da beni gönlünde oraya taşıdığını taa en başından beri biliyordum..kapsayan ve kapsanandan tabii..o kabul olan dua benim değildi ki; Senin duandım ben..bende nerde  öyle dua edebilecek gönül, nerdeee..ama huysuzluk işte..nimete şükürsüzlük sanma sakın, sadece inatçı bir geçimsizlikten..nedenini biliyorsun …işte bütün bu yeni idraklerim ,yeni okumalarımda Senden- Sana ait..bana ait hiçbir şey yok…sadece saf çamurum ben, o kadar..Can da Sensin Canan da Sen ..
devam edelim mi?.. bu  hafta başı duyduğum bir sözden aniden paniğe kapıldım..yine dostlarımı yitireceğim korkusu sardı..ilk evvela Devam Eden Gölgeleri aradım. O, 83 yaşında ..tansiyonu  nüksetmiş, uyuyormuş..Sana sadakatim adına  gitmediğim o şeye hazırlandığı için yorgunmuş..ve kardeşim beni aradı..Bora, benim çokk hayran olduğum; bizim bilmediğimiz, onların bildiği inanılmaz sözleri olan “turnaları” okuyordu..bende, en azından biraz dinledim..gitmem için tüm şartlar ehvendi ve döndüğümde eksiklerim yenilenmiş olacaktı..yinede gitmedim..sadık olduğum  halde başıma sıkıntılar geldi..kabağın sahibi nerde diyeceğim yakında yalnız?:)bu sefer daha olgundum..ağlamadım,bağırmadım,isyan bile etmedim..hiiç sesim çıkmadı..bir kısa süreliğine içim acıdı o kadar..teşekkür ediyorum..
sonra yine başka bir şehirde yaşayan en huzurlu dalga boyuyla konuşan Kamil Amcamı aradım ..O’ da sanırım 80 lerinde demleniyor…ve en son, hayalimden bulup tanıdığım,hayalimde bile terk ettiğim ve ağlayarak geri dönmem için yakaran= ve her telefon konuşmamızda aynı hayalimdeki gibi beni kendine çağıran- bana düşünmeyi öğreten adam Mahmut Amcamı aradım tabii..O’ da 90 larını sürüyor:)yine aynı sohbeti yaptık..O’nun benim için anlamı büyük..O’nu 4 sene evvel- bizim şehre geldiğinde, sadece 2 saat felan gördüm..birlikte çay içtik..bana ayetleri kendi bedenimde nasıl düşüneceğimin talimini yaptırmıştı..ben, kızıl mor başımı kaldırmadan O’nu dinlemiştim hani..dedi ki yine:”buraya gel..her şeyimi veriyorum..artık vakit az…buraya gel..o öğrendiklerinin üzerine yenilerini ekleyelim..yeni bilgiler var”..”sizi tanıdığımda 10 bindi yazılarınız” dedim ..”ooo.. şimdi 30 bin sayfa oldu” dedi..görüyor musun, benim masallarım neden bitmiyor?…aynı şeyi anlatan ,hep aynı mana üzerinde bitmez seferler yapanlar gibiyiz.. velhasıl anladım ki herkesin ses tonundan, sağlıklılar.. iyi ve mutlular.. benim de içim rahatladı vesselam…
anka, Kaf Dağında parçalanınca kendini ve ona ait her şeyi yakıp yıkmıştı ki, bir dost eli uzandı..
işte kardeşim Pempecik ve ben, Haybabamın dostu olan Orhun Babayı ziyarete gittik..O, 73 yaşında..refikası muhteremle ne hazırlanmışlardı, görmen lazımdı..çook huzurlu bir evleri var..Orhun Baba:”eğitimsiz bir çiftçi çocuğuyum ben” diyor..ama anlattıklarından ve hayallerinden, onun da,kendisine yakin bulduğu dostunun, henüz tanımadığı Ferdiyet Baba olduğunu çocuk anlıyor..O, okuduğu kamillerin divanlarını aynen ezberleyebiliyormuş..mesela Mısri Divanında bazı hatalar varmış ve yenileri yayınlanırken O’nu davet etmişler..hiç kitabı açmadan, nerde ne hata var söylemiş..ve mesneviyi bir defa okumuş, ezberindeymiş..okuduğunu görerek-sahibinden okuduğunu anlıyoruz ..O hep şiirlerle konuşabiliyor..biliyorsun ki ben hiçbir şey ezberleyemiyorum ve öğrenemiyorum da ..bir cümle bile ezberleyemeyen benle, koca koca divanları ezberden okuyan karşı karşıya, ne garip bir ikili değil mi?sohbet uzun oldu ve çok sulu gözlüydük hepimiz tabii.kıskançlık konusuna değindik bir ara..ben istemedim ki dedi çocuk..benim haberim bile yoktu…  ..işte pembecik; kendisinin aşırı derecede sevgiye gark olup, şiddetli yakin tutulmuşluğu ile çocuğun tam tersini yaşamasının nedeni sordu..Orhun Baba gözlerinde yaşlarla bir şeyler söyledi..”bak!!” dedi çocuğa:” bu gözyaşlarının aynısı kalbime akıyor şu an biliyor musun?..onların ikisinin de sevgi tezahürleri farklı gözükse de, teraziye vursak zerre farkı yoktur, size yeminle söylüyorum” dedi..neden ağlıyoruz ki hepimiz, anlamıyorum işte… saatler akıp geçti..Orhun Baba :” bizi başkaları duysa, bunlar delirmiş derler,bu sohbet her yerde olmaz ki dedi..”
böyle sohbetler normal konuşmalara benzemiyor hiç, biliyorsun, kendi içinde çok leziz bir yemeğe benziyor.. tadı ,kokusu olan ve asla doyulmayan bir sofra gibi.. bence, Maide Sofrası denen bu insan-ı kamillerle olunan ortamlar olmalı..ve bu sofrayı benim için Kuranın Sen Olduğunu ben çook iyi biliyorum.. teşekkür ediyorum, Seni seviyorum..hava kararıyordu..Samarkant da geldi..Orhun Baba, O’nu bizim için davet etmiş..Vücudu İklimin Sultanı Sensin, Efendim derdimin dermanı Sensin şarkısını söylüyor..yaaa..aaa!! bak.. ne hatırıma geldi..ben, Senden bana gelen pembe çerçeveli, beyaz zemine yazılmış, “vücud ve o vücudun şifası” kitabını da okuduğumuzu bu hafta anladım ..aslında kitap içinde kitap içinde kitapları beraber-nüsha nüsha tahsil ediyorduk şimdi..çünkü ana kitap Sensin ve ben bu aleme Seni tahsile gelmiştim..teşekkür ediyorum..Senin en son noktana dek okuyabilmeyi umuyorum..Sen dilersen tabii:)bu arada benim imla tanımaz,kısır kelime hazinemle Senin” sad okyanusundan” dem vurmam ne garip değil mi?hep cehaletimden biliyorsun..en cahil ben olduğum için..kendime çook gülüyorum bu yüzden, biliyor musun?..tüm harflerin kafasını gözünü yara, kıra, boza, devire Seni, Sana anlatmaya çalışmak..ama olsun ..ben;” sini, şın şeklinde söyleyenin” sevimliliğine sahip olmayı diliyorum Senin gözünde. Sana şımarmayacağımda kime şımaracağım ki değil mi?:)tek dileğimin bu olduğu hatırlamak istedim birden, hiç unutma –alınma lütfen, olur mu?..o yüzden tüm edebsizliklerimi mazur gör lütfen ..beni böyle sev.. Sana kendimi,değişemediğim için şikayet ettiğimde;” böyle kal,Ben memnunum, değişme” dediğin halimle sev..lütfen..zaten başka hiçbir dileğim yok ki..beni okurken bir kere tebessüm bile etsen, bu bana yeter..çünkü gözlerin beni okuyor, benim kalbimle hissediyor, yani ben oldun demektir bu, anlıyorsun değil mi?işte o anladığın şimdiki gözyaşım..Seni seviyorum:)
Orhun Babadan eve dönerken  yeni çıkan bir cd satın aldım.. dinledim.. dinledimmm.. dinledim..saatlerce ağladım.. ağladımmm.. öyle hiç kıpırdamadan..ertesi gün Arapça dersimize gidiyorduk yanımdaki cd yi arkadaşıma dinlettim..kaza yapıyordu az daha ağlamaktan..arabayı kenara çekti biraz.. daha sonra çocuklarla sofradayız..Ayşenur güzel sanatlar lisesi resim 1. sınıfta okuyor..acaip bir kabiliyet bence ama aynen ben kadar huysuz…..okul, yarın sabah onları Avrupa sanat gezisi turuna çıkartıyor..ona diyorum ki:bak bu şarkıyı hiiç unutma olur mu? benden diye hep hatırla. bende Haybabamdan diye dinliyorum..başını sallıyor ve şarkı
 :
 Beni affet kızım../Gözümün önünde büyüdün göremedim../Beni affet kızım../Nasıl sevdim seni gösteremedim../Beni mahvet kızım../Bir lafın yeter buna, söylemedim../Hadi geç kızım../Benim gözümde hiç büyümedin../Evlendiğin adam seni benim gibi korur mu?/Sen böyle mutluyken içimdeki hüzün sorun mu?/Başın sıkışırsa bana söz ver lütfen olur mu?/Sen çağır baban hazır.Kutlu ve Bahar gülüyorlar..biz başka türlüyüz ama…..gezi uzuyor..neden mi?bir yanardağ patlamış ve külleri havayollarını kapatmış..ben kaç senedir gazete,dergi ve tv haberleri izleyemediğim için olaydan birkaç gün sonra öğrendim..çocukların orada mahsur kalmasını bile, Senin o memleketlere bir rahmetin diye düşündüm biliyor musun?..eskiden olsa; böyle tabiat afetleri olacak  ve ben tüm dünya haberlerini takip etmeyeceğim?!..ülke yöneticilerinin hallerini,hangi mazlumun canını kim yaktığını da, hangi dağı harekete geçirdiler diye:)bunu anlıyorsun değil mi?neden?.. ben de bilmiyorum, ama hep ilgi alanım demek Senmişsin, yeni anlıyorum..bana kapıyı açtırmayan, hiçbir zaman lider olamayan ve mirasçıları da asla lider olamayacak olanlarda o afetin içinden çıkanlardı belki de..kim bilir?..demek ki dağın altından buraya yol var, hıı?!!!!hımm..
sonra bizim pazartesi grubumuz için evime, Orhun Babayı davet ettim..geldi saolsun..bize harika bir sohbet yaptı…bizim, 6-7 kişi yapmaya çalıştığımız şeyin ne kadar değerli olduğunu, devam etmemizi söyledi..ayağa kalktı ve pencereden dışarı bakarken şöyle dedi:çocuklar..”İçerideki “dışarı bakar..sokaktan binlerle, yüzbinlerle insan geçmektedir ve kimsenin bir şeyden haberi yoktur..O parmağını uzatır ve birini işaret eder..sen der, sen!.. içeri gel!.…bunda kimsenin bir yetkisi yoktur.. sadece” O” diler ve dilediğini içeri çağırır, kim olduğunun, nasıl biri olduğunun hiç önemi yoktur O’nun için..
ve sonra karşılıklı muhabbet devam etti..çocuk”18 “dedi..dostu:Mevlevilikle bir alaka var mı? dedi..çocuk dolabın üzerindeki masalına hediye gelen kurdeleli sikkenin öyküsünü anlattı..(biliyor musun, ben o şeyi başıma hiç takmamıştım..bir yerde Geylani Hz.lerinin; hediyenin reddinin ne ayıp olduğunu söylediğini okudum o esnada..ve aynanın karşısına geçip, onu, başıma,  sadece yarım dakikalığına koydum..ama ona değil, üzerimdeki beyaz giysiye hep baktım..çünkü o ipli  giysi, hayalimdeki o gece hırkasının içindekiydi..)ne güzel gülüyordu misafiri:”o zaman hüccurat suresiyle de bağ olmalı” dedi..çocuk “:aa!! evet.  oda var sanırım” dedi, birden..Orhun Baba:”o zaman, siz, bize hüccurat suresinden ne anlıyorsunuz onu anlatın, biz bilelim..bu sure bazen insana verilir ama ancak 72 yaşında açılır ve bazen çok nadiren genç yaşta açılabilir”dedi..çocuk :” benim tek ilgi  alanım olan, masalını yazdığım Zamanı, yani İnsan-ı Kamilianlatıyor bu sure bence..yani Tek Ekmel Olan Hz. Peygamberi..Asıl Vücud O..ama o makamın temsilcisi HER DEM olduğu gibi, şu AN da var.. .yani O’nu anlatıyor..bizler Onun hücreleri gibiyiz..Onunlayız, Ona aidiz..yani Onun huyunu suyunu bilirsem,ilgi alanlarını, o vakit, tüm kainatı okuyabilirim..ama benim çıkmaza girdiğim başka bir şey var, acı veren”..”ne ?”dedi Orhun Baba..çocuk:”o gerçek makamı işgal eden Mutlak Vücud, tüm devletlerin üzerinde …derinin de en derini devlet O”..”evet “dedi Orhun baba:” tüm yönetimler onlardan korkar ve çekinirler “dedi..”evet” dedi çocuk” korkarlar..Niyazi Mısri Hz.ne baksak mesela.. vaktinde bu makamın sahibi olduğu halde, neden o kadar eziyete  maruz kaldı?neden İnsan-ı Kamiller o kadar sıkıntılı hayatları tercih ediyorlar?..üstelik Mısri Hz. üzerinde hükümran olduklarına kendine eziyet ettirdi gibi de anlıyorum.. neden buna göz yumuyorlar?..birde, Haybabama :”neden  her diledikleri olacakken, kendileri için bir şey dilemiyorlar ,bu yasak mı ?”demiştim bir defa..Haybabam:” hayır.. ne dilerlerse olur, ama onlar istemezler ki “demişti..Orhun Baba gülümsedi:”ne doğru söylemiş Haybabam ..tüm cevabı O vermiş zaten, başka söylenecek söz yok..ve evet onlar kendileri için bir şey istemezler. “
sonra Orhun Baba bir hikaye anlattı:vaktiyle kelebekler varmış.bir ateş görmüşler ve onu merak edip, onu öğrenmek istemişler..biri uçup gitmiş uzaktan bakmış dönmüş ..ne gördüğünü anlatmış..diğerleri:” sen görmedin” demişler..diğeri gitmiş yakınlaşmış çok sıcak, korkmuş, dönmüş. diğerleri:” sende görmedin “demişler..diğeri uçmuş ve “poff” diye bir ses gelmiş.. geri dönen olmamış.. diğerleri :”hah işte, o gördü” demişler..çocuk burada sözü almış:”benim gelip kalakaldığım nokta da bu biliyor musunuz?”neden, demiş dostu, neden?çocuk:”çünkü ateşe düşünce, O olursun=yanarsan yani AYDINlanırsın=sende yakarsın, AYDINlatırsın=ışık sen olursun ve artık ne aşık olduğunu nede kendini görebilirsin, bu çok acı olmalı değil mi..işte bundan korkuyorum”..dostu gülümseyerek imayla:”ama o mahviyet hırkasının içine girsen de ferdiliğini almıyorlar ki, o sana kalıyor.. yine sensin, değişmiyorsun”..”öylemi !!”dedi çocuk..” gerçekten mi?”evet dedi dostu:” siz bunu çözmüşsünüz, neden hala çekiniyorsunuz ki?”çocuk:”çünkü o zaman kendimi seyretmek için, bende, başka aynalar aramak zorunda kalırım diye.. ben sadece O’nu istiyorum” …yaaa işte böyle..ben, sadece Seni, Sende seyretmek istiyorum..beni sakın bırakma..
yine tek taş alyans sınıfındayız..kardeşi çocuğu Demirli Hocaya şikayet ediyor:”hocam, bu, hiiç kitap okumuyor.. ama, habire bizden kitap istiyor..kütüphaneye dizip koleksiyon yapıyor..okumadığı için ona kitap vermiyoruz, siz ne dersiniz? diyor..hoca:”birde okusa ne olacak kim bilir? ..neden  kitap okumuyorsun?” diye çocuğa dönüyor..okuyamıyorum diyor çocuk..hep beraber” neden?” diyorlar..çünkü ben, İnsan-ı Kamil =A’li Kitabını= Sahibimi okuyorum, o yüzden.. O’nu okumayı bitirirsem ancak kitap okuyabilirim” diyor..Demirli hoca” en güzelini yapıyorsunuz” diyor..ama kardeşi inat..diyor ki:” bana, bu çocuk artık kitap okuyabilir diye imzalı kağıt getirmen lazım.. ancak, sana öyle kitap verebilirim diyor” ..yaaa ..böyle..Sana, buradan, benle alakalı dedikodular yazmak istiyorum..çünkü Senle beraber kendimi de tahsil ediyorum ya, o yüzden..işte hoca diyor ki: ne oldu bizim rüya, yordurdunuz mu? ..yok diyor çocuk, onu masalıma yazdım ya- aynı şey..”nerden anlayacağız peki diyor hoca”..çocuk: geçen beyaz perdeyi açtım ..işte siz onlaydınız ..yani rüya yorumlandı ve tastiklendi diyor..hoca bir çocuk gibi şen tabii=başına geleni yeni fark ediyor yani..”siz bir tanesiniz” diyor.. ben daha mutluyum..Seni seviyorum..”aynı yolda yürümeyi diledim ya sizin için.. ayrılamayız, o yüzden” diyorum..hoca:” geçen Ömer’le konuştuk..O’nun hatası bizim doğrumuzdan daha doğruymuş diye… hala aynımı düşünüyorsunuz?..ayrıca biz, sizi böyle düşündüğünüz içinde taktir ettik..evet diyor çocuk:sizin tüm doğrularınız O’nun hatası gibidir..hatta tek doğru var.. O…..yaa!!!:( diyorlar… yaa!!:) diyor çocuk..hoca tebriklerini sunuyor..sonra asasız M. var tabii …geçenlerde köyde, sık sık dile getirdiği bir düşüncesini çok sert söylemişti çocuğa..o, Evvel Zamandan dolayı ona, aliye abla diyordu:ben size gıcık oluyordum biliyor musunuz? dedi..neden? dedi çocuk..çünkü o kadar sinir sorular soruyordunuz ki..çok sinirimi bozuyordunuz..zeytinyağı nedir diye sorumu olur tasavvuf dersinde yahu?siz sorarken ben hep alay ediyordum, yok tereyağ diyordum..gülüyorduk..ama Haybabam herkesi terslediği şeylerde, siz öyle saçma sorular sorarken keyif alıyor ve dikkatle dinliyordu..bende: neden buna bağırıp susturmuyor diye, merak ediyordum..zeytinyağ ne?..tereyağ..tereyağğ….. diye anlatırken aniden içinden Haybabamın konuştuğu hissi ile dönen çocuk :sen, babanın terinin yağından olmadın mı ?işte zeytinyağı da o, dedi…ve bunu derken öyle kalakaldı..senelerdir bir türlü çözemediği şeyi, ani bir kızgınlıkla, ama içindeki hiddetin Haybabamın tezahürü olmasıyla çözmüştü çocuk..”bir emek mahsulü olarak” bunun içinde teşekkür ediyorum:)…ve Musa bu sefer sınıfta..bu gece hangi gece biliyorsun..Sen gül olup güldüğün gece..kırmızı yanii ..daha öncekinde güneş=altın sarıydın  hani..ikisinin karışımı(sarı lale-kırmızı gül) turuncu turunç oluyor tabii..portakal kabuğu suyu  kokusu hani..müminlerin kokusu turunç gibiymiş.. bunu, Demirli Hocaya sorup öğrendim..hadismiş..
işte o gece bir tartışma olmuştu..ben, Hz.Kur’an hakkında kontrol edemediğim derecede  çok şiddetli bir mizaca sahibim biliyorsun..işte kürsüde her şeyi tüm çıplaklığı ile anlattığına inanan yeni  biri vardı..bir çatışma yaşadım  ve o kürsüden indi..herkes- her şey- tüm sınıf sustu..biri Kur’an açtı.. bir ayet okudu..ayet; ilmi kibir olmuşları anlatıyordu..acı ile gülümsedim..(ve ödül olarak o gece; kirpikleri ve dudakları boyunca pırlantaların ışıltılı lezzetine gömülmüştü..)o çatışmaya alınan kişi, kürsüden indi..herkes darmadağınıktı, fakat ben, hiiiç pişman değildim..Musa dedi ki:ben, çocuğu neye benzetiyorum biliyor musunuz?..bir bilgisayar düşünün,ona her bilgi yüklenmiş ,böyle her soruya cevap verebiliyor, herkesin aradığı- bulamadığı bir şey..ve onun başına çocuğu koyuyorlar diyelim..daha başına oturur oturmaz..”merhaba” diyor ve “nasılsın?” derken bu soruları işiten bilgisayar darmadağınık oluyor…işte bunlar benim hakkımda dostlarımın bir kaçının düşündükleri..bunları unutmamak için buraya yazdım..hatalarımı biliyorum..düzeltirim inşallah..tüm kusurlarımı ve ayıplarımı da biliyorum..bu arada 10 numaralık çizim için sonsuz teşekkür ediyorum) tüm haftayı gülerek geçirdim..kimse Sen gibi çizemez bence..ama onun başka bir versiyonunu bende sonraki masalıma çizmek istiyorum..karartma gecelerimi hep o çizimle gülerek ışıttın yani..birde o çizimin sesli versiyonunu yaptın ya hani.. ..yazmam..işte tüm ayıplar ve kusurlar bende hani...çünkü, her şeyi kendi zanlarımla-istediğim anlamda anlayabiliyorum ,sorun bende tabbii..kendimden daha günahkar tek bir kişi bile henüz tanımadım ben, biliyor musun?..o yüzden de kendimi ne kadar horlasam bana yetmiyor..kendimi ezmemi bana yasakladığını hiç unutmuyorum,bu bana çok kolay geliyor biliyorsun,kendim kadar sıradan ve basit birine, Seni bir türlü yakıştıramamamın verdiği bir şey-duygu bu..bunu nasıl yeneceğimi henüz bilmiyorum..Zamanla belki de..Senle yani…Seni 1OO0000oooo…..baloncuk tanesi kadar seviyorum:)

 
 
Nur Cihan
25.05.2010
nuralem7@hotmail.com