15 Ocak 2012 Pazar

ŞEY’ lerin GÖRECELİ TEKAMÜLLERİ MASALI 40 + 1 = O


ŞEY’ lerin  GÖRECELİ TEKAMÜLLERİ MASALI   40 + 1 = O

Tanımlayan  Tamlığıma………
varlığın ilk hali Sensin Ya RasulAllah
varlığın kokusu,Ruh’u,göz aydınlığı,süruru Sensin Ya RasulAllah
yokluğa delil, Sensin varlığınla
yokluğu yok ettin Nur’u aydınlığınla
yok tu hiçbir şey, Sen zuhur etmeden evvel
Bildi o an, kendini seyretti cihan, hem dem oldun bize ayan
biz Seninle var olduk, birleştik, BİR  olduk
Bir ve Tek ,hep beraber, hemdem  hem hal olduk o an
her şey bir andı..bir an..işte  dem bu dem ..
Rahman Sensin..Rahim de Sen..sırda Sensin.. aşikarda Sen..
yoktu hiçbir şey A’MAda..
A’ma, bilmezdi ki kendini; kendinden evveli amada..
ve irade etti, bilmek istedi kendini
işte O irade Sensin
Kaf ile Nun, “KüN” SENSİN….
Aldığım nefes Sensin  makam-ı velayet Ya RasulALLAH….



Merhaba Sevdiğim ve Merhaba…nasılsın?ben göreceli iyiyim..tüm hafta bekledim..ne yazacağımı bilmediğimden, bu masalım için hiçbir araştırma da yapmadım tabii.. ve ..şimdi bu başlık altındaki ilk masalımın tarihine baktım..12.1.2011 de başlamışım..bugün 14.1.2012.. yani tam bir sene boyunca 40+1 tane masal yazmış oluyorum..ve toplamda 5. Seneye girdik..bu benim için ne demek biliyor musun Sevdiğim..nefret ettiğim,hiçbir zaman  kabul etmediğimi sandığım istikrar ve sorumluluk demek..bu iş;tüm hayatım boyunca yaptığım en istikrarlı,disiplinli,  her harfi bilfiil hayat bulan capcanlı bir eylemdi…ben kaderimden-HARFLERİMDEN  asla kaçamayacağımı aslında çok iyi biliyorum..bir insanı en iyi Allah, sonra kendisi bilirmiş ya haniii..işte aslında hepimiz, kendimizin ne halt olduğumuzu ve manamızı da bilirmişiz..ama bilmiyormuş gibi yapıp, başkalarının rollerini çalmak isteriz ya hep..işte öyle bir şey aslında Sevdiğim…velhasılı kelam, Sevdiğim ..insan olmak, sadece vebal için bile çok  ağır bir şey….hepimiz sureta insanız.. ama gel gör ki; içlerimizdeki  hayvani tabiat-ı huylarımıza esir oldukça, bir hayvanat bahçesi hükmündeyiz..ne vakit ki hayvanat-ı  tabiatı asliyemize gem vururuz ;işte o vakit, ormanlar kralı aslan biz oluruz..Burcu Şahı Merdan oluruz yani..


Sevdiğimm..her şeyim.. şiirimdeki  “İşte o irade Sensin “ metnini yazmıştım ki elektrikler gitti ve şarzımız bitti.. J.. 6 saat filan sürdü..tüm şehir sönmüş sanırım..acaip  AMAsal tefekkürler yaptım..kar yağıyor..masalımın son bölümünün makamından dolayı, birden yağmaya başlayan  kardan mesuttum..tüm günahlarımızı setredip örtecek sonsuz tane bir” kar meleği-mülk-KA(MiKAilJ)milki beka dan  aşağı iniyordu..her bir kar tanesi, eşsiz benzersiz bir mücevher yıldız suretine de sahipti üstelik..ve, bunu, hiç birimiz görüp bilemiyorduk birde..bizim körlüğümüz, bu alemde sadece bir tek biz varız , bunca şey bir tek bizim için  yaratıldı sanmamızdaydı..oysaki biz insanlarda, diğer varlık şeyler-eşyalar için yaratılmıştık…fifti fiftiydik yani..

şimdi kar yağıyordu ve saf nurun tecessüm etmiş hali gibiydik aslında..her kar tanesi;her yıldız gülünün aslıydı belki de..ve gökten yeryüzüne yağıyordu..sanki helva idi..sanki rahmani tohumlardı..sanki yeryüzünde yeni yeni yetişecek varlığın Mührü Süleyman-ı nişanı ve kitabıydılar..

ve elektrikler gitti SevdiğimmJ..dersimi çalışamadım tabii…incindim..”o şiiri yazmasaydım ,layık değilim ki” bile dedim…bekledim…düşündüm..üstelik;bir hediyenin reddi ile, tüme verilen cezayı da anladım hemen…sustum..korktumm..ağladım..özür diledim..kıskançlık damarım kabardı…çaresizdim..geri dönmem ,terk etmem yasaktı..ben kim oluyordum ki verilmiş bir şeyi reddediyordum..ben kimdim ki?neyim vardı ki” her şeyimi aldılar” diyordum birde..ben kimdim ki?!!!.. “bana neden vermediler ki?” asla diyemeyeceğim gibi , verilmiş bir şeyi de asla ret edemezdikgözlerindeki çaresiz öfkeyi,sesindeki o  ihtimamlı ürkek temkini hatırlıyorum Sevdiğimm.. …. .. ”ben hiçbir şey yapmayacağım.her şeyi Siz yapacaksınız..ben sadece Sizi seveceğim” diyen o çocuğu düşündüm..alt dudağındaki o utangaç,heyecanlı, uçucu tebessümünü düşündüm.. .. özledimmm..

veee..”karanlığın içinde ışık var” dedim kendime..karanlığın içinde de kendi kendimizi bilebilirdik değil mi Sevdiğim.. offff.. elektrikler gelmiyor..her yan karanlık..ıssız.. soğuk.. saatler geçti.. biz ,elektriğe –ışığın açığa çıkışına öyle alışmışız ki Sevdiğim, hayatımızı yöneten o olmuş ..her şeyimiz elektrikli..ısı,su,aydınlanma,çay-kahve-ocak,iletişim,ulaşım,sağlık … inanılmaz bir şey bu..her şeyi bizim adımıza yapan elektrik-ışıkmış meğerse değil mi?..o kadar hayatın içinde zuhur etmiş ki hakikati anlayamıyorduk ..biz ışığın içindeki amalar idik..FİLi tanıyamıyorduk..
kaç aydır kahve makinesinde kahve yaptığımdan, emektar sapı kırık cezvemi çıkarttım .. ocakta, mum ışığında kahve yaptımJ..saatler geçti ve  elektrik ışığımızda nihayet uyandı Sevdiğimm..masalımı bitirmem gerektiği için; 1.masalımın en sonunu okudum birden..ve bak, Sana alıntılıyorum..bir yıl sonrada  aynı acılarla kıvranmışım, hayret etmeden göreceksin..
…………………
Sevdiğim neler yazdığımı henüz okumadım.. artık konumuza nasılsa başladık..ve sözleştiğimiz gibi  hiiç bitmeyecek yolculuğumuz yeniden başladı..ben Sana yine yazmayacaktım.. başaramayacağımı zaten yazmıştım.. ama yine de denemek istedim..hayallerimde Sen ve Haybabam benle konuşmuyordunuz..Sen bana kendini göstermedin……………………
ve sürekli aklımda olduğun için, iki hafta sonra yazmaya karar verdim.. dün bir haftaya indim.. akşamleyin birkaç gün sonraya.. ve sonuç Sevdiğim..gece yarısı oturdum ve bir defada Sana bunları yazdım..gözlerini benim masallarımla aç diye..benle uyan diye
J..Seni, Senden gelen her şeyi, şey’leri ,tüm tekamül aşamalarıyla beraber seviyorum..çünkü bana Seni öğretip anlatıyorlar..Seni Senle beraber deneyimleyip, zevk etmenin, en lezzetli hazlarını acısıyla tatlısıyla birlikte yaşatıyorlar……… 12-1-2011
…………………………….

gördüğün gibi Sevdiğim, yıllardır kaçamayışlarım sürüyor..öylede böylede, herkes gibi bende, bendeki tecelliyi yaşamak zorundayım ..neyse.. biz, güncemize kaldığımız yerden devam edelim.pazartesi... Demirli hocamızı dinlemeye gittik..:) ders yine pazartesiye çekilmiş..ama ayda bir defa..olsun..ne yapalım..Allah hepimizi elindeki yetkiyi nefsi için kullananların şerrinden muhafaza etsin ve aminnn..Salı günü ..Anadolu Medeniyetleri dersine gittim..Sümer tarihine artık boğulmadan dalmamız gerektiğine kani oldum J.. derse sene başında gitmedim..çünkü, ben evden çıkmaktan hiç hoşlanmıyorum..hem bu hocanın anlatımını öğrendiğim içinde içim çekmemişti..ama Sümerli atalarımdan dolayı ;oraya da gideceğimizi ,rüya-masallarımdan bildiğimden ,elimde mahkumdu tabii.. derse hoca ile beraber girdim..kimse yok.. samimi.. konuşuyor..başımdaki bez parçası yüzünden, genelde, böyle durumlarda çok tuhaf karşılanışım da var tabii… böyle şeylere ilgi duymamı nedense hiiç anlayamıyorlar..tabii bende anlayamıyorum :-)

ders başladı..hoca oturarak ders anlatmıyor..masa kenara çekilmiş..o ayakta..tek eli göğsünde..bir eli şöööle yukarıda..gözleri hafif kapalı ..sırtı dimdik..anlatıyor…süper..Ya Rabbim..Sevdiğimm..hep istediğim o eski İskenderiye’de insiye olmuş, eski  yunan -hikmet sever  tarzıJ eğitimin tam içindeyim..ondaki, o inanılmaz azametli kibri zevkle seyrediyorum. olağanüstü..muhteşem..o,dünyadaki birkaç Sümerologdan biriymiş..vaktiyle sahasında tek öğrenciymiş.. muazzez İslam tevhid inancının (TÜM DİNLER İSLAMDIR) ,üstüne bir çığ gibi düşmüş bir ilmi hilkat garibesinden  de senelerce ders görmüşmüş..Sevdiğimm..o, bize nasıl ders veriyor biliyor musun?..böyle eski yunan senatosunda merdivenlere çıkmış; ve bize, aşağıya, tebayı halkına hitap ediyorcasına vakur ve asil....ne mi anlatıyor?:)..tabii ki eski yabancı sevgililerini,eşlerini,bu ilimde bir ve tek kendisinin olduğunu ama nedense kadri kıymetinin bilinemediğini..bu mevzuda ve hemen tüm akademik camiada nasıl adam kayrıldığını,hak edenin değil de ,kullanılacak elemanların işe nasıl atandığını(kiii ;Sevdiğim, bendende bu nevii olayları gayet ii bilir nedense,hiç diploması olmasa dahiii.bu Allah’ın bir lütfu keremi:)…ve bizim bu sahada yetişmiş nadir elemanlarımızın yurt dışına tahsil ve kariyer için gidişlerinde: neden ve nasıl alkole müptela kılındırıldıklarını ve işe yaramaz hale getirilip atıl bırakıldıklarını da  dinliyoruz..

ben  ona hayran oldum....o 72 yaşında.. pek çok lisana haiz..sadece Sümerce okuyabilmek için eski ve yeni Akatça ve Babil dili bilmek gerekiyormuş..ve çivi yazısı çok zormuş..bugün, bu ülkenin, bize Sümerolog diye tanıtılan en meşhur kişisi dahi Sümerce okuyup yazamıyormuş.. gelsin ispat etsin dahi diyor hocamız hocasına..o, yabancı memleketlerde yaşamış ve eserleri ne yazık ki hep onların dilindeymiş.. Sevdiğim bu utanç verici bir şey değil mi?bir ilimde yetkin ol ve kendi ülkene hizmet edeme,aldığın o eşsiz ilimden hiç kimseyi nasibdar edeme,aldığını  veremeden bu alemden ayrıl..ne felaket…

işte Sevdiğim..ben yeni dönemde Sümer ve Babil tarihi öğrenmek istedim..böyle eşi benzeri olmayan bir hocam olacağı için minnettarım tabii..benimde, böyle bir ilmi baht açıklığım var biliyorsun..((sadece maddi servetlerim ve sağlığım sonuna dek kapalı o kadarJ…oda üç kuruşun haberini alır almaz, havam bile değişince, her şeyimin askıya alınması ile açığa çıkmış oldu tabiiJ))

hocamız, konusunda tam kemal bulmuş, grup vakti güneşi misaliydi (tohuma dönüşmek üzere.. )ama hocanın ders dışında her şeyi anlatışı ve sınıfın 8 kişilik  doğasından dolayı ikinci dönemde iptal olacakmış..hocamız :” 10  kişiyi tamamlarsanız gelirim” dedi Sevdiğimm, haberin olsun..ben onu ve dersi çok sevdim..öbür türlü anlattığı şeyleri de..  aslında bizi gerçek tarihin içine dahil ediyordu…o, bence dünya çapında nadir bir eser; de ,dersi henüz göremedik tabiiJ..



ama inanılmaz bir hediye-i zuhur oldu Sevdiğimm..acaipti..çok heyecan vericiydi..hoca yanında çamur getirmiş..kil halinde..daha evvel sınıfın yarısına  kilden yapılmış tabletlere isimlerini yazmışmış..işte bugünde diğer yarısına yazacakmış..veee  ben, böyle bir günde, “ders nasıl bir şey?” diye dinlemeye gelmişim..baalball yani..işte Sevdiğim..kendi toprak kil parçamı elime alıyorum..yoğuruyorum..içinde sert-kuru –topaklaşmış bir yer var..yandaki cıvık çamurdan biraz alıp tablet hamuruma katıyorum..bütün ellerim çamur içinde.. avuçlarımı açıp bakıyorum Sevdiğim..elimdeki toprak levhama..birden duruyorum.. “bu inanılmaz ..rüyam gerçekleşiyor” diyorum..Sevdiğimm..çok tuhaftı,gerçekten..işte herkes  çocuklarının ve kendilerinin ismini yazdırdı tabii..hocamız, Çinlilerin yemek yedikleri çubukların keskin kenarları ile, yumuşak tabletlere çivi yazısı-sümer harfleri çiziyordu..kral katibi olarak da kendi adını yazıp, tarih atıyorduJ.. pek çok nikah akdi de yazmış.. ve yazdığı akitlerde henüz hiç bozulan olmamış..bende böyle bir şey yazdırabilirim aslında.
(kendi hayali akdimi nedense hatırladım..henüz anlamını çözemediğim şeyi..İki Zaman’ın arasında, çocuk dahi henüz çocukken-hiçbir şeyden haberi yok iken- imzalanmış yazılı o metni) sıramı beklerken ne yazdıracağımı düşünüyorum?!..

düşünmedim bile Sevdiğimm..yalan söyledim.. ben;kendi varlığımın olmadığını,hiçbir şey bile olmadığımı ve bu alemde hiç bir şeye sahip olmadığım gibi olamayacağımı da çok iyi  biliyorum biliyorsunJ.tabletimi hocaya uzattım..”RAHMANIN NEFESİ HÜKMÜRA    …… ….. ….. yazar mısınız?” dedim..ve hocam yazdı .. katip …. yazdı ..yan tarafına tarih attı ..hoca:” çocuk,sen bana neler yazdırdın” öyle dedi…kimse kalmamıştı..hoca:siz dindar bir hanımsınız değil mi?..çocuk:ben tasavvuf severim hocam..yaratılmış her şey Allahın isimlerinden olmuş ya hani.. eski uygarlıklarda onları,peygamberleri,melekleri,evliyaları putlaştırıp tapmışlar ya birde..işte ben bunları öğrendiğimden; şimdi de yerinde seyredip zevk etmek için buraya geldim dedi..hoca:biliyorsunuz değil mi, başlangıç çok tanrılıydı..tek tanrı inancı çooook sonra ortaya çıkmıştır…Sevdiğimmm..ne diyeyim..güldüm..muazzez islamın üstüne bir çığ gibi düşen ehli cehalet maddeci bir ilim sahibinin,manevi  tefekkür bilim sanatına  verdiği zararı düşündüm…”hoşçakalın” dedim..iyi ki Sen varsın Sevdiğim..benim bu halimi biliyorsun ki Senden başka hiç kimse kabul edip kaldırmazdı..Sen beni himaye etmeseydin ben olmayan aklımı yitirirdimJ!!!??.........

ve Sevdiğim.evime gelince, üzerinde, kalbimin efendisinin adı yazılı olan  levha-i tabletimin arkasını çevirdim..oraya bir üçgen çizip, içine de bir göz yaptım..kitap dolabıma koydum.. kuruyor..bir gün Sende benim gibi bedenli olduğunda onu Sana hediye edeceğim..yakın gelecekte olmasını da dilerim tabii
J..bu hediyemin anlamını ben biliyorum..umarım Sende anlamışsındır…sözleşmeyi bozmak için yapman gereken şey ise şu imiş Sevdiğim..ya tableti kıracakmışsın yada suya bırakıp un oluşunu izleyecekmişsin…

Salı akşamı ..bir davet var..çok yorgunum aslında..ama faceye yazmışlar…”sanır mısın ki gelmezler,bilmezler ki komazlar”..kendimi çok kötü hissediyorum.. ve  ayaklarım yağmura bata çıka, o programa beni götürüyor..onun sesi muhteşem..bildiğin gibi,  Yaratıcım bana  matematiksel zeka , mantık,yön duygusu,ses ve musiki ilmi nasip etmemiş..ve doğal olarak hafıza kaydı da tabii..nasıl yaşadığıma ben hala inanamıyorum biliyor musun Sevdiğim J..onun facede ;yazdığı kitaptaki ,o akıl almaz sözlere yaptığı klipleri var mesela..sembollere giydirilmiş görsellikler  filan..ama esas ses ve vurgu…(hanii kitabını okurken uyuyakalmıştım ..parmağında;  bende kırmızısı olan,ondaki ise yeşil mercandan iki gül biçimli yüzüğümü takan birini görmüştüm ya.. ve o kitabı asıl yazdıranı anlamıştım hanii..işte o.) dolayısıylee, onca tanıtıma da  öyle acaip görkemli  bişi bekliyordum tabii..ne bileyim?..içeri girdim.. aaa.. Salahi beyde buradaymış..dışarıda dağıtılan kitaplardan zaten onu tanımıştımJ.. yanına çağırıyor...yanındayım..işte seyrediyoruz.. dinliyoruz..bitti..o,bana eğildi ve şöyle dedi: ”geçen gün bendeydi.. yerlere yattık gülmekten..inanılmazdı. ben de anlattıklarından dolayı acaip bir program bekliyordum..neden böyle oldu anlayamadım  ki”?!!!yağmur..uzun süre araç  bekleyiş ve o yokuşu tırmanış..Ya Rabbim evimdeyim..inşallah gittiğim kabul olmuştur ve amin..

Çarşamba..mısır tarihi dersimdeyiz..hocamız jest yapmış..hepimize papirüsler üzerine birer tane Ra’ın gözü çizip boyamış..ve altlarına çok güzel şeyler yazmış..Sevdiğim bizim hocalarımız tarihi eserleri birebir kopya yapabiliyorlar biliyor musun?..eski müfredat tam kapasite adam yetiştiriyormuş değil mi?ve ölüler kitabını getirmiş..30 yıl evvelinin ruh ve maddecilerince Fransızcadan çevrilmiş  hali..hocam:”
çok saçma ..ne anlatmak istedikleri anlaşılmıyor ve okunmuyor ..ben okuyamadım mesela..okumak isteyen var mı?” dedi…kim aldı?tabii ki bennn..Sen okumak istersin diye düşündüm…J

Perşembe akşamı kargo geliyor..paketimi veriyorum.. şaşırmasın diye gönül anneye  de; Cuma  günü msn den not yazıp,  son masalımın o rüyalı kısmını copy pastedliyorum..tel geldi..Gönül anne.. Kamil Amcana da anlat dedi..O istemiş.. şahıs ismi vermeden anlattım.. beni ısrarla baharda memleketlerine davet ettiler Sevdiğim..inşallah gidebilirim değil mi?!!?.. hıı?..birazdan yine telefon geldi.. Gönül anne ..Cuma saatiymiş..yeleği giymiş tam üstüne göre olmuş..altın yeşili rengindeki şalı sordu..oda duvarların rengindeydi dedim
J”anladım yavrum.. anladım” dedi…

akşam..arkadaşımla kızı geldi... umreye gideceklermiş..arapça  dersimdekilerde komple gidiyorlar..ve galiba gitmeyen bir ben varımJ her zamanki gibi…..benim adımı hiçbir yere gidemeyen, ,bir yere gidemesin diye tüm maddiyatı mühürlenen,tüm kapılar üzerine kilitlenen koyalım mı Sevdiğimm :)…
*ben oraya KRALın daveti ile gideceğime hep inandığımdan dolayı buradan KRALı selamlıyorum:)....

cumartesi sabahı..Fatma teyzemdeyim..Tacettin eniştem tüf taşı üzerine siyah kalemle  acaip antik resimler ve haritalar çiziyor..bu taşlar çok nadir ,eskiymiş..bende çizmek istiyorum.çünkü çok kolay işlenebiliyor.”elimdekilerden başka yok,  ama bulabiliriz” diyor.. dışarıdayım. bir kaza olmuş..yerde yatanın bedenine salavat getirerek elimle sıvazlıyorum Sevdiğim..o, öyle yapınca iyileşecekmiş, biliyor musun?…. ve uyanınca, netten, tüf taşı var mı diye tıkladım..aaa varmış..tipide-rengi de aynı.bej.. içi süngerimsi.. ponza- volkan taşı da deniyormuş. volkanı okuyunca rahatsız oldum ,bilmeni isterim Sevdiğimm…


HURşitimden MÜRşitime bir tutinin güncesi…ve geldik bu masal dizimizin en sonuna..tüm esma mitolojisi sanat tarihimizi en kestirme şekilde toparlamak istiyorum Sevdiğim.. bu arada Çarşamba gününden beri 110 sayfalık eski mısır ölüler-kapılar kitabını okumakla meşguldüm.. onu birkaç saatte okuyacağımı sandım..ama tam 4 günde zor bela bitirdim..pek çok yerini görmeden ,anlamadan okudum..en başta dualarla ,Senle okumaya niyet etmiştim üstelik..böyle boğuyor,uyutuyor,nefes aldırmıyor..okudukça anladım ki ,bu kitap diriler için değildi ve ölülere aitti..ve tamamen sihirli HEKA idi..sık sık okumayı bırakarak, nas-felak okuyarak, esnemekten helak olarak ve namaz aralarında okudumJ(çünkü zamanlarımın dediği gibi, onlar bu masal çocuğuna yaklaşamazlardı….)o kitap bitmeden, bu masalı asla yazmamaya bile karar verdim üstelik..bir anlam arıyordum ve onu bulmalıydım. . çünkü bu son masal için her şey ortaya çıkmalıydı..Sana  o kitaptan aldığım notları da eklemek istiyorum..haa bu arada: bende 39. Masalda mumya yapmıştım ya haniii.işte, o masal beni boğmuştu..yazdıktan tam 3 gün sonra okuyabildim..ama hiçbir zaman diğer masallarım gibi akıcı değil..böyle diğerleri gibi ;oku oku doyamamışcasına hiç değildi.. bölüm bölüm okuyabilmiştim ..nedenini bu kitabı okuyunca anladım Sevdiğim..çünkü alıntıladığım pek çok şey bu ölüler –kapılar  kitabından yazılmıştıJ bu kitabı rahatça okuyacak, kolay kolay normal bir insan çıkacağını da hiç sanmıyorum …


Sana aldığım notlardan yazmak istiyorum.. tabii bizimkilerle birleştireceğimJ :ölüler ,batıdan doğuya –uluhiyete doğru- Osirisle birleşip, onda “o” olmak için  seyahat ederler..  KİTABIN ANA TEMASI BUDUR…ölünün cenaze merasimi boyunca bu ritüel, safha safha uygulanır..aslında bu ritüeller: firavun ,asiller ve  rahipler gibi insiye olanları;bu aşamalardan geçmemiş vasat halkla  diğer alemde eşit kılardı..  yaniii,normal basit sıradan köleye dahi tanrısallaşma-insiye edilip –osirisin ruhu ile bir olup, gökte yıldızlaşabilmesi-her gün doğup batan güneşin içinde ışık olup etrafa ışık saçabilmesi  için yapılan  ayinsel törendi.. yani hızlandırılmış irşad  da demişlerJ


osirisin oğlu horusun 4 yönü(doğu-batı-kuzey ve güney) ve 4 yüzü (çakal, şahin, insan, maymun) vardır..piRAmitin önündeki sfenks doğunun ufkunun horusu- RA’nın ruhudur..…RA’nın ruhu= BENNOU(osirisin ruh kuşu)- HERAKLİOPOLİS’in ZÜMRÜDÜ ANKA-  serbest ruh-insan başlı,insan elli güzel kuştur.. insan 6 alemde oluşurdu..üçü maddeydi:beden,isim,gölge…üçü ruh’a aitti=ankh,ba,ka Osirisin ruhu  Horusun gözbebeğinde saklıdırJ.

ve YEŞİLMAVİ  TENLİ MUMYA ptah(ilk yaratıcı esma) KALP ve DİL (vedud)demekmiş..ve mumya tipi bildiğin gibi aslında ruhu simgeliyor Sevdiğim ki, bunu en son yazmak istediğim için şimdi yazıyorum
J..ve bu ilahsal esma için ölüler kitabında; küçük ekmek lokmaları ve bira vererek ruh kuşlarını besliyorlar (HRİSTİYANLIKTAKİ ŞARAP VE EKMEK)eski mısırda bira, bugünü bozaya benzeyen bir içecekmiş..ve ilahların içeceği olduğu düşünülürmüş.. mumya olacak içi boşalmış bedenlerse, isisin kanı olduğuna inanılan şarapla yıkanıyormuş.



ve bir ruhun  ila nihaye ulaşabileceği en son yer İALOU –ALTIN SALONLAR-KAMIŞ –adak TARLALARIYDI..(  sal 10 :)burayı seyredeceklerdi.:) burasını: jed-osirisin bel kemiklerini gören ölülerin  ruhu, aynı firavunun ruhu gibi, geb kazı misali gak gaklarmışJJJ…(leyleklerde tak takk takk  der değil mi Sevdiğim)
*((kaz osirisin sembol hayvanıdır ve başında beyaz kaz tüyü taşır..ve Sevdiğimmm..eğer onlar hakikatte kamışlık tarlasını seyredebilseler di o vakit sema çizimleri de olmaz mıydı peki?çünkü bu insanlar bildikleri her şeyi yazıp, çizip, heykelleştirmişler... bence bu konuda sorun var...ben burayı anlayamadım henüz biliyor musun....))


*birde Sevdiğim..bir yer var bu ruhsal yolculukta..tüm kafaları alınmış bedenler bir üst seviyeler için bekliyorlar..hiç birinin başı yok...asla bir insanın daha yukarı çıkamayacağı bir yermiş burası...

güneşin doğumu ve batımı kızıldır ve tüüm doğumlar kızıldır..işte o yüzden de Ra’nın simgesi kırmızı bir daire noktadır.Sevdiğimm..her şeyin bittiği yerdeki kızıl kahve noktamı hatırladım biliyor musun ve AKİK  taşı rengini tabii..


Sevdiğim ben en enteresan ne buldum biliyor musun?karnında skarabe-kalp taşıyan ölü duasını…bunu bildiğin gibi hiçbir kitapta ve sohbette henüz öğrenemedim..bazı insanlar için mide-BATIN-karın kötü sanılsa da, benim için anlamı henüz çözülmemiş yüce bir muammadır.. ve Yaratıcımız en pis şeyleri ve yeryüzünde halife kılacağı varlığı birbirlerine karıştırmadan bir yerde orada tutmuştur…ve tabii hazinelerini de….


tabut…sandık..tüm kainat bir tabuttu..ve osirisin ruhu o tabutta hapisti..ama diğer bir manası da şu idi..o ışıktan olan osirisin bedeni,uluhiyetini örten GÖMLEĞİ idi..ve Sevdiğim tarihte gömleği ilk icat edenlerde mısırlılarmış bilmeni isterim…


RUHunsa özetle tanımı şu idi SevdiğimRUH: Rayiha=koku..ferahlanmak..ve RUH, HOR’us un GÖZÜ demektir.(Ruh’un gözü yani)…ölmek için doğmuş sayısız varlık RA’nın GÖZBEBEKLERİnden ilk ve dölleyici ışıkla beraber fışkırmıştı..bütün ruhlar bu tanrısal ve evrensel ruh olan HORus’un gözbebeğinde eriyerek ona karışırlar..doğdukları yere dönerek, O olurlar..ruhlarının kokusu O,gözbebeğinin kokusu O,sesi O olarak eşleşirler..

HUR: "renk, geri dönüş ve bir şeyin kendi ekseninde dönüp dolaşması"dır…tekil olarak  havrâ:  gözün beyazlığı ile göz bebeğinin karalığının yarattığı görsel zıtlık, parlaklıktır. "beyazlık" veya moral olarak "sağlık" anlamına gelir. "hûr" gerek eril gerekse dişil formun çoğuludur. GÖZ AYDINLIĞI, KALP SEVİNCİ.tabbi ki Sevdiğim, RUHdan dolayı güzel koku ile de muhakkak alakası var değil mi Hur’un..(Arapça da O sesi olmadığını da hatırlamak lazım tabiiJ)..

 Mür:İlaç ve parfüm olarak kullanılan değerli hoş kokulu bir yağ..

ve neler anladık bakalım mı?..ilk insan hz. Adem Aleyhisselam, ilk derviş ve ilk  İslam kişisi idi..ve O’na esma-isimler-eşya ilmini de yaratıcısı Allah öğretti..ve yeryüzünde ilk bina Beyt-Evi de ona Mekke’de KABE ADIYLA inşa ettirdi..burayı daha evvelden melekler inşa etmişti…ama artık yeryüzü  yeni bir seyirle tekamül edip dönüşmüş insana aitti ve insanca bir ham  maddeden yapılmalıydı..ve ilk hali bugünkü hatim bölgesi de içine dahil olmak üzere mihrabi bir dikdörtgendi..şuan içinde var olan 3 sütun muhakkak ki o vakitte var idi..ve kapının sağ kenarındaki siyah taş..Hacer ül Esved…

ve Sevdiğim.. BA-KA-RA  yı düşün şimdi tamam mı?..ve yeryüzündeki ilk ev Beyt ül HaramıHacerül Esved – Kabe- Makam-ı İbrahim J…..

ve dünya ADEMOĞULLARI  ile ŞEYTANOĞULLARININ yeni mekanıydı..DOĞU=ışık-osirisin  ve BATI=karanlık setin çocukları..ezoterik esma mitolojisi benim için  böyle anlatırJ.. yeryüzüne dağılan insanlar ilk beyt-ev bildikleri yapıyı hiçbir zaman unutmadılar…o zaman şu andan daha çok bilgiye sahiplerdi.. belki de daha çok güce de..çünkü yeryüzünde kaçıncı Adem çocukları olduğumuzu henüz bizler bilemiyoruz..neden?çünkü geçmişimizden kültürel anlamda tamamen koparıldık..bu işten hiç anlamayan adamları okutup, yetki sahibi kıldık..halbuki onların çoğu zenaatkar olmalıydı..organik tarım yapmalıydılar...alimlik çok  özel bir şeydi…ve onların çevirileri ile yalan yanlış tarihler yazdık ve inandırıldık..adam dinden imandan anlamıyor ve tamamen dine dayalı-SEMBOLLE ŞİFRELENMİŞ -TİNSEL bir tarihi yoruyor ….olur mu? OLMAAAZZ… OLMADI DA ZATEN…J

dünyada;sadece son bir 100 yıldır din dışı  sandığımız bir ilim var olduğundan kaçımız haberdar acaba?.. üstelik boğazına dek dine gark olmuş bir ilimken… bir yüzyıl evveline dek var olan tüm ilimlerin; en baştan beri manevi ilim sahipleriyle yürüdüğünü bugün kaç kişi biliyor acaba? hemen tüm icatları,var olan kitap,harita,mimari,resim,heykel,müzik vs.. yi …bunların tamamının manevi irşat tedrisatı için=kişideki var olan- en mükemmel esmasının ortaya çıkıp-tam kapasite ile KULLUK  edebilmesi için olduğunu ya kaç kişi biliyor?...


mesela bugün unutulmayan: o asla vazgeçemediğimiz, nerdeyse yüzyıllık olmak üzere olan, genci yaşlısı ,dicoda,barda meyhanede hep bir ağızdan söylediğimiz  şarkıların, aslında eski tekke dervişlerinin manevi irşad esnasında yaşadıkları şeylerin-rüyaların-hallerin  anlamı olduğunun kaç kişi farkında acaba?…neden bugünkü anlamsız ve beş para etmez sözler kalıcı olamıyor peki?istedikleri kadar soyunsunlar,istedikleri ameliyatlar olsunlar, birer hiçler… çünkü sahipleri gibi içleri de bom boşşş.. tınnn tınnn da ondan….

ve geçmiş; aynı hepimiz gibi, sütten çıkmış ak kaşık değildi…o ilmi kötüye yorup- kullanıp- tanrılık tasladıkları için;kurunun yanında yaş da yanmış ve cezası verilmişti..insanlığa bu ilim unutturularak ceza kesilmiştir..ama bugün, bu ilim tekrar uyanırken Sevdiğim, ben dikkatle takip ediyorum.. Allah her an yeni bir şanda, yeni bir yaratma ile yeni oluşumda ya hani..aslında  tüm iyi-kötü, doğru- yanlış tüüm öğretilerin tezgah altından yürüdüğünü ve  devam ettiğini de gözlemledim…türlü dernekler ,vakıflar,mekanlar,klüpler,gruplar,partiler,medya,okullar,kurslar,kuruluşlar, …   şeytanın çocukları ile ademin çocukları top yekün ,tam kapasite iş  başındaydılar..çünkü isimler mekanlar değişir ama varlık sahası-imtihan alemindeki oyun değişmezdi..taaa ne zamana dekk.. santraç tahtası kapatılıp tüm piyonlar,vezir ve şah kutuya girene dek tabii….kimse kaçamazdı..kimse..çünkü her şey yaratılmıştı…düşünceler bile yaratılıyordu..hem de her an..

ve Allah kendisini  her türlü şekilde yad edip ananı asla unutmazdı …ahde vefa..dostt..

ve anladık ki Sevdiğim, geçmişteki masallar:beydaba,binbir gece masalları,efsaneler,Anadolu masalları,mitolojiler meğerse; taaa hz Adem babamızdan beri hiç değişmeyen ilk suhufların, ilk kitapların,ilk dönem acaip varlıklarının ,ilk derviş irşadlarının seyrü sülük  halleriymiş.. yaşadıklarını,rüyalarını hep masal yapıp bebeklerin kulaklarına doğduklarından itibaren anlatmışlar…ve başlarından geçecek seyr-ü seferide böylece geleceğe  kodlamış olmuşlar tabii..:)ve tüm bu anlatılanlar, hep aynı mesela..hiç biri değişik değildir..isimler-mekanlar değişse de hikaye hep aynıdır.. denizdeki tabut-sandık ve içindeki kişiler..tüm ömrünce  çalışıp  biriktirdiği kazancını , senelerce sonra köyüne dönerken “bir hikmete- söze  satan” ve o SÖZ-HİKMETLE hayatı kurtulan yiğitler mesela..ve kazanan her daim dürüstlük, özgüven, altın bilezikli meslek sahipleridir..

eski masallar bize özgüven aşılar..geçmiş binlerce senenin tecrübesidir onlar..sihirli hap gibidir…cesur olmayı öğretir....bir keloğlan “padişahın kızını isteyebilir “mesela..ve bir genç” 7 başlı ejderi öldürüp ülkeyi SUya gark edebilir “… biri düştüğü” kuyunun içindeki yeşil ışıkta “senelerce seyrü sülük görüp, yeryüzüne hükümdar olarak çıkabilir..sıradan birinin başına senede bir defa uçurulan hüma-anka-devlet kuşu konduğunda neler olacağını da öğreniriz…demek ki bugün de manalar aynı  şekilde sürüyormuş..

ya bugün ki masalları hiç açıp okuyanınız var mı peki?hiç bir şey anlatıp bir idea verdiğini gördünüz mü peki?..bir çocuğun hayalini diri ve hay tutacak bir öğreti var mı peki?.....ve neden geçmişin masallarından bir türlü vazgeçemediğimizi ve vazgeçemeyeceğimizi düşünenimiz var mı peki?neden eskiden bir öğretmen tüm dersleri öğretebilirken ve  okuması karar verilmiş bir öğrenci tam kapasite yetişirken, bugün tüm branşlarda uzmanlaşmış pek çok öğretmenden tahsil gören bin bir türlü imkana sahip bir öğrenciden hemen hiçbir şey zuhur etmiyor  acaba?..neden onca zaman ve emek-para kaybından bir şey öğrenemeyip birde dershaneye gitmeye mahkum ediliyorlar peki?..okulda öğretemeyen aynı hoca dershane de nasıl öğretiyor peki?DERSHANELER NE ZAMAN KAPATILACAK PEKİ?:)

belkide, esasında şöyle düşünmeliyiz…bugünkü çocuklar her türlü görsel medya-internet ve teknolojik oyuncaklarla öyle çok  bilgiye sahip ki ,basit bir şekilde- onlara; hissiz, duyarsız, ders gibi öğretilen bu ilkel metodu ret ediyorlardı:)..nerden biliyorum..çünkü bende; ezberci- illa öğrettiğimiz doğru diyen bu tedrisatta okuyamayan ve okulunu terk edenlerdenim…bana inanmadığım-yalan yanlış bir tarihi zorla öğretiyorlar...bana başka türlü düşünerek bulduğum aynı şeyin yanlış olduğunu,sadece onların kabul edip formüllendirdiği  şeyin doğru olduğu salakllığını kabul ettirmeye çalışıyorlar..HER ŞEY NOKTA İSE VE DAİREYSE, O ZAMAN ,HER NASIL VE HER NE BİÇİMDE BULACAĞIMIZ HER ŞEY, AYNI NOKTAYA GELMİYOR MU PEKİ?BU SALAK MÜFREDATI DÜZENLEYENLERİN AKLI KÖŞELİ İSE, BİZİM GİBİ FARKLI ALGILAMALI YARATILMIŞ ÇOCUKLAR NE YAPACAK PEKİ???!!!!bu; her şeyi bildiğini sanan yeni nesili, ancak ve ancak hikmet sahibi kişiler elinde tutabilir..o kişiler caziptir ..mıknatısına yakalanan kaçamaz..ve kendinde var olan esmayı çıkartana dek mesleği esmasını kazmak zorundadırlar...bu öğreticiler rahmanide olur, şeytanide..bugün hepimiz etrafımıza ve dünya medyası olaylarına baksak gerçeği görürüz…

bugünkü neslin yüksek potansiyelli seviyesini anlamak için: dar görüşlü siyasilerin ve öğretmenlerin çizgi  filmlere ve bilgisayar oyunlarına biraz bakması lazımdır..hemen tüm beğenilen çizgi filmler putperest-paganist-enerjilere tapan Uzakdoğululara aittir..ve bu çizgi filmlerin hemen hepsi onların dini insiye-şamanlaşma seyrüsülükleridir..ve bizim çocuklarımız senelerdir onlar tarafından insiye olmuş, tam tasavvufa girecek kıvama getirilmişlerdir:)..o yüzden bu ilme sahip yeni nesil çocuklarına hiçbir maddi ilim sahibi kişi yeterli gelmeyecektir..o yüzden de intiharlar, sapkınlıklar bu kadar çoktur..bu öğretiler kişiye tanrı olmayı,ilah olmayı öğretir..ama ne yazık ki bu gerçekte asla olmayacaktır..çünkü insan tanrılar asla olmamış ve olmayacaktır…

günümüzde hemen pek çok kişi kişisel Uzakdoğu öğretilerinde insiye olmuş kişilerden binlerce dolara ders alıyor..sonuç hüsran..sana hiçliği öğretecek olan guruna-yaşam koçuna binlerce dolar veriyorsun mesela..hiçlikte seviyen arttıkça dolarların nedense miktarı da artıyor…hiç düşünmüyorlar hiçin hiç parası oloour?!! :)….tabii bu hiçliğe düşenleri daha sonra başka yol kesen –haydut harami vampirler bekliyor..şanslılarsa gerçek bir insan-ı kamile düşen de oluyor tabiiii..çünkü o bilmese de, bir manevi yolculuğa başlıyor..istese de istemese de niyet devrini sürdürüyor yaniii..



 ve SEVDİĞİMM..canımm..hep aynı şeyleri binlerce defa yazdığımı biliyorsun..maksat muhabbet olsun..benim harflerim hiiç bitmez..çünkü Sen bizi okuyorsun..bizi yoruyorsun..biz Seni yorduk senelerdir..sürçüli lisan ettikse affola…masallarımın bana bir hatırası var.. artık gözlüksüz hiçbir yazıyı okuyamaz hale geldim..yazdıklarım, ne yazık ki bana göz ışığı olmadı yaniiiJ. vee..yarın nelere gebe hiç bilemiyorum..pek çok defa, bildiğin gibi ,yalancı çıktım..ben Sana karşı iradeSİZİM biliyorsun..Seni Seviyorum.. hoşça kal..yaptığım tüm edepsizlikler için özür dilerim..Sen emanetine en güzel şekilde sahip çıkansın…teşekkür ediyorum..bir mucizeyi ,birlikte, apaçık bir şekilde beraber gerçekleştirdik ve kimsenin ruhu duymadı Sevdiğimmm …. öptüm..
15.1.2012