20 Mayıs 2013 Pazartesi

99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 53


99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 53

Merhaba Sevdiğim ve Merhaba.. bu hafta çok enteresan bir yazılım anlatımı denemek istiyorum ..uzun yıllardır kendim ve diğer varlıkların biyolojik robotlar olup olmadığımıza kafayı takmıştım ya hanii..sanırım bu had safhaya dayandı ki, hayallerim dahi bunu dışa vurumsal  bir sanatla seyrettiriyor ..kendimi çok tuhaf buluyorum.. yazdıkça derinleşen tefekkürlere ve o tefekkürlerin iz düşümü rüyalara sahip oluyorum ..ya, ne talep edersem onun yazılımlı programı önce iniyor ,sonrada o programın deşifresi için pek çok dürtü ile, acaip sıkıntılara düçar olabiliyorum..eğer sabırlı olup sakince seyredersem, o konu daha kolay ve acısız açılıyor ve seyri keyif veriyor..yok eğer tahammül edemez ve fevri davranıp acelecilik edersem işler kat be kat zorlaşıyor..bunun nedenini tabii ki henüz çözemem…


İşte bu hafta çok basit sıradan, her insanın yaşadığı bir günlükten(BİR TÛTİNİN GÜNCESİJ) yola çıkarak ,insan ilişkileri ve teknoloji arasındaki  benzerliği veya iletişimsizliği didikleyeceğiz .. yani HORMONLARIN VE SİNİR SİSTEMİNİN İDARE ETTİĞİ İNSAN DENEN TÜR İLE HİSSİZ-SİNİR SİSTEMSİZ,HORMONAL MEVZULARI OLMAYAN ve gittikçe hayatımızı kökten ele geçiren MAKİNELERİ tefekkürleştirmek istiyorum.((*yani matrix filmi..aslında bu gerçeğimizi anlatıyordu ki, yaşadıkça anlıyorum.


İNSan CİNsi = benim ve senin;  ten damar kablolarımızın içinden kırmızı renkli  kan denen bir sıvı akıyor ki, o  cin&can enerjisidir amma esasında her şey nefes enerjisiyledir ki, oda ruha aittir ... kendi kendine çalıştığı sanılsa da ,hakikatte her duruma göre yeniden güncellenip, nefes edilip, RUHLANDIRILMAKTADIR. .damarlarının içinde alyuvarlar ve akyuvarlar denen iki madde ve onların içinde ise sayısız madde var..ve şeytan insanın damarlarında sinsice gezinir, kulaklarından ise fısıldar .. VE ALLAH SİZE ŞAH DAMARINIZDAN DAHA YAKINDIR.ve kalpler O’NUN İKİ PARMAĞI ARASINDA SÜREKLİ ÇEVRİLMEKTEDİR.. Demir-mağma-ateş-mıknatısiyet = çekim gücü  sinir sistemi ile alakalıdır.. Zülkarneyn'in (ZAHİR&BATIN) seddinde demir ve bakır vardır ki, bu bizlerin sinir sistemini kuvvetlendiren en güçlü iki elementtir.. yani günde en az 70 defa tövbe hepimiz için elzem ötesi ihtiyaçtır..



MAKİNE ROBOT CİNSİ  MANKURTLUK (Süleyman’ın cinleri)= damar kablolarının içinde elektrik akımı enerjisi geçer.şarz edilmesi veya kesintisiz bir güç kaynağından beslenmesi lazımdır..kendilerine ne yüklenmişlerse bir tek onu yapabilirler, kendi iradeleri yoktur. .insan denen cinsi; tek tip,tek düşünce ,tek kimlikle hakimiyet altına almaya çalışan, çok az kişilik ailelerin denetimiyle SÜRDÜRÜLEN EĞİTİM –SİYASET MÜFREDATLARINI DÜŞÜNELİM LÜTFEN.ve sadece onların yükledikleri doğru sayıldığından ,sadece o kişilerin işaret ettikleri şeyleri tıklarsak bize mükafat veriyorlar değil mi?!..düşün ve uyan,seni nereye götürüyorlar!!.. ya artık hiçbir şeyi ezberleyemeyen ,her şeyi elindeki makineye soran yeni nesil nereye doğru götürülüyor?! düşün ve uyan!!. Ve yakın bir gelecekte, aynı onlar gibi, yine gerçek İnsana-İnsan-ı Kamile  teslim olacak ve kulluğunu öyle yapacaktırlar ki (zaten bilinsin bilinmesin aynen öyle devam ediyor).bu türün varlıkları kısa sürelidir..android dahi olsalar, sürekli değişik programla geliştirilip güncellenseler bile, hiç bir zaman İNSAN GELİP İNSAN GİDENLER gibi olamazlar..



ve  ALLAHIN İNSAN SİSTEMİNE BİR BAKIŞ:
Yaratıcımız bizleri fırka fırka, meşrep meşrep, değişik ırk ve dillerde, türlü renklerde, her tip ve ebatta,her tür görünüşte yaratmıştır.. hepimize farklı bir kabiliyet, farklı bir güzellik anlayışı da vermiştir ki; herkesi –her şeyi beğenen biri çıksın(*TIPKI LEYLAYI GÜZEL BULMAK İÇİN ONA MECNUNUN GÖZLERİYLE BAKMAK LAZIM OLDUĞU GİBİ)..her satıcının bir alıcısı olması misali..



 İLKel kabileleri öylece muhafaza etmiştir ki; modernlik onları bozamasın ve bir gün gerektiğinde, saf insan her an hazır bulunsun..okuma yazma bilmeyen ve sistemin eğitimini red eden ümmileride her zaman korumuştur ki; bunların acaip bir hafızaları ,modern eğitim tarafından yontularak köreltilip, birilerinin şablonuna göre şekillendirilmemiş, öyle saf korunmuş  dimağları vardır ..dilerlerse tüm sistemleri çökertip her şeyi baştan kurup yönetebilecek akıl almaz bir potansiyele sahiptirler çünkü eğitim denen sınırlı zeka onlara henüz hâd çekememiştir…

ve artık bunun tek  doğru olduğunu da anlıyorum.. evet.. herkes okuma yazma öğrenmemeli, herkes devletin standart okullarına gitmemeli ,herkes devletin tek tip siyaseti, tek tip memur zihniyetinde  olmamalı. kimse tek bir renkle yetinmemeli ve Allah’ın boyası birenk-renksizliğe dalarak gökkuşağı gibi rengarenk boyanmayı bilmelidir.. Yaratıcımızın sistemine,  şöyle, sadece yüzeysel baktığımızda dahi şunu idrak ederiz..Yüce Allah insan neslinin korunması ve sürmesi için başlangıçtan beri hiçbir şeyin aslının bozulup, yozlaşmasına izin vermemiş ve devamlılığı sürdürecek GENLERİ SAF OLANLARI, HER DAİM LEVHİ MAHFUZUNDA SAKLAMIŞTIR yani her şeyi yedeklemiş-hafıza kaydını almıştır.. hiç bir zaman hiçbir şey ne eksilecek nede artacaktır..çünkü her şey O’NUN DİLEĞİ İRADESİNDE YARATILMIŞ VE HER AN YARATILMAYA DEVAM ETMEKTEDİR..



PEKİİ ..GELECEKTE İNSAN DENEN HAKİKAT ne olacak? ve o hakiki İNSAN;
belli bir idareci sınıfın; insan emeğine para vermemek  bahanesiyle  ve  gençliğiyle güzelliğini  kısa sürede kaybedip YAŞLANIP HASTALANARAK SÜREKLİ PSİKOLOJİK SORUNLAR çıkaran, ruhsal&duygusal insanla uğraşmamak  adına,  gelecekte kendi elleriyle kurup, kendi beyniyle proglamladığı,  bedava  metal köleleri olan  makinelerini yenebilecek miydi?))  
Sevdiğimm.. bunu yapabilmenin, benim  içinde bulunduğum ve gelecek halim için çok  çok elzem olduğuna nedense inanıyorum.. yani olayları idrak için=vesveseli =fiti verip, tüm sinir sistemini felç edip çökertebilen ve kişinin tüm hayatını bitirebilen cinni –İYİ VE GÜZELLİK dosyasının altına gizlenmiş yapışık virüs programlı, insan sanılan tür teknolojiyi anlamam ve kullanmayı bilebilmem gerektiğine de şuan fena halde takmış bir haldeyim..




(*ama önce ne kadar nurlu, ruhani , melek gibi duruyor dediğimiz kişilerin  ciltlerindeki KALIP GİBİ MASKELERİNİ; kapatıcı-onarıcıları ve simli fondötenleri bir silmemiz lazım geldiğini de ancak bu yaşımda- görerek  yeni öğrendim Sevdiğim. Onları o ışıltılı ,o sahte photoshoplarından, sentetik estetiklerinden  bir temizlesek  neye uğradığımızı hepimiz şaşırırız mesela değil mi!! ne yazık ki gittikçe doğal yaradılışta insan dahi kalmıyor ki ayırabilelim.halbuki dışlarını güzelleştirmek yerine ahlaklarını güzelleştirebilselerdi ,o gerçek güzellik nuru ışığı doğal  olarak  zaten onlara yansır ve tüm insanlığı peşlerinden koşturtabilirdi ki, bunu idrak edemiyorlar..)



Önce geçmiş haftamızı gezelim..kafam hallaç pamuğu gibi.yani her şeyin sahtesi beni mahvediyor biliyorsun..doktorların sahtesinden, aşağılık-yalancı-sahte medyacıların; halkın ahlakından tut tüm kanunları ve tüm değerleri  fit fitlemelerinden, siyasetçilerin, öğretmenlerin, memurların, çiftçilerin, ana-baba-evlat üçgenindeki sahte aileviliklerin, sahte tüm canım ,cicim edebiyatı altındaki yalan dostluklarından  iğreniyorum..üzgünüm biraz fazla organik bir odunsal yanım var biliyorum ama ne yapayım, yaradılıştan defoluyum ve huysuzum, naletim, geçimsiz bir uyumsuzum ..üstelikte genelde dondurucu bir soğukluğum, canım istemezse asla yıkmayacağım, aşılmaz dikenli  duvarlarımdan dolayı da, sanırım programımda bir aksaklığa sahibimJ..



13 mayıs pazartesi..elektronik mağazasına gidiyorum.. bana en son model tablet bilgisayarı göstererek anlatıyorlar.. inanılmaz bir şey bu Sevdiğim..eskinin tüm kerametleri herkesin ulaşabileceği sanal-hologramik bir plazmasal görüntüye sokulabilecek demek ki ..yani şu  600 gr lık minicik ekranın üzerinde parmağını değişik şekillerde kaydırınca neler yapabiliyorsun hayret.. sanki sihirli cadı rolü senin ..bilemiyorum bunun sonu ne olacak ama bu aletin tv sini yapmışlar ki, dün tv reklamında gördüm((*ben kaç senedir doğru düzgün ve neredeyse hiç tv izlemediğim için güncel gelişim ve haberlerden bihaberim biliyorsun..hele dizi denen salaklıkları bir vakit nasıl izlediğime ve hangi  aklın o şeylere dünyanın parasını  yatırıp, bazı kişilerin egosunu öyle şişirdiklerini ise artık ne yazık ki hiç aklım almıyor)).işte reklamdaki o tv, oturduğun yerden el hareketleriyle yönetiliyordu..düşündüm ki gerçekte, bu ne işe yarar?!.hiç bir işe yaramaz tabii..aynı kerametlerinde inanmayanları yola hızla getirebilmek için yapıldığı gibi.çıplak hakikati algılayamayanları,gerçeği idrak edemeyenleri bir hayalle uyuşturmak gibi ..VE HAKİKATİNİN  YANINDA BU  TEKNOLOJİ İLE YAPILMAYA ÇALIŞILAN ŞEYLER  NE KADAR  BOŞ VE HİÇ BİR İŞE YARAMAZ ŞEY DEĞİL Mİ?




gerçek= fiiller=şeriat alemi olan bu dünya aleminde ;sanırım ki tüüm sanallıklar, hep sanallık olarak kalacak.. peki neden? çünkü insan denen varlık eşyası tek bir katı halden oluşmuyor.. havadaki nefesi düşünürsek eğer, içinde; tüm dünyadaki sesler,görüntüler,şekiller ve bilgiler var değil mi?!eee..işte elimizin altındaki  tv , pc , radyo, telsiz, telefon, radar türü herhangi bir alıcıyı hayal edelim lütfen..ve aldığını çözdürüp sese- görüntüye dönüştüren bir düzeneği  tıklayarak da, bu deşifreleri duyar, izleyebilir veya çizim haritasını alabiliriz.. ve bizler; sakıncalı- insan ruhuna zarar verip- onu bizden kaçırtıp -yerine hayvandan aşağı ruhumuzu bıraktıracak haysiyetsizlikteki kanalları da tıklayarak açabiliriz (*yada münafıklık ajan cinleri olarak efendimize  aracılık edebilir =hizmet ettiğimiz negatif & pozitif birimlere kulluk edebiliriz)  …ve o vakit biliriz ki, o pislikleri dinleyip izlerken insan ruhumuz bizimle değildir.. çürümüş ve kokuşmuş bir nefsin elindeyizdir ne yazık ki..


* ve  bilgi çağında olduğumuz içinde, ilme ait tüm kapıların ardına dek açıldığını düşünürsek üstelik, artık: “ben bilmiyorum “diyebilecek yüzsüzlükte kimse olmasa gerekir..neden?çünkü hemen en cahillerimizin elinde dahi alabileceği en son teknolojik ürünler var ve onları kullanabiliyor da ondan ...sırf bunu anlamak dahi ALLAHI TANIMAMAKTAKİ  münafıklığımıza  en büyük DELİL değil mi sizce?!!....


İşte hava zerrelerinde yüklü bu yüksek ilmi alarak deşifre edip; en doğru biçimde, en doğru titreşimde ,bıızztlamayan  huzurlu dalga frekans boyuyla en saf halli ses ve görüntü çevirimi için ne yapmak lazım diye tefekkür etmeliyiz. tabii ki önce hz Allahımızın bize ayetinde dediği gibi: ona abdestsiz –pis-kirli olanlar yaklaşamaz.. demek ki önce maddi suyla alınan abdestin hakikatiyle abdest alacağız inşallah ve amin..bu nasıl olur? ..bende hiiç bilmiyorum Sevdiğim amma sanki ikilikten-çokluktan –şirkten temizlenmekle oluyor gibi geliyor şuan=BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM..



yani öncelikle “ben buldum, ben icad ettim, benim" ben hezeyanlarını terk etmekle işe başlamalıyız.. hiç bir şeyi hakikatte sahiplenmemek ve o şeyin ve tüm eşyanın tek mutlak sahibinin ALLAH OLDUĞUNU idrak edip ona göre davranmak..haaa bu demek değildir ki dünyada öyle bel bel, miskin yaşayalım. hayır !.

gerçek müminler Allah’ın yardımcısı, dostu, askerleridir .. O’nun emanetini yüklendikleri içinde O’nun mülkünde vekilleri olmuşlardır.. O’nun isim ve sıfatlarının fiillere= eşyaya = şeylere= maddeye dönüşmüş hallerinin kötü yorumlu deşifresinden ve kötüye kullanımlarından , eğer yapabiliyorlarsa” iyiye –güzele-doğru manaya” çevrilmesinden sorumludurlar. onlar,EŞYAYI-şeriatı-fiilleri KORUR VE GÖZETİRLER...

 eğer zulmün olduğu bir yerde, bilerek: “bana bir şey olmasın” diye susarlarsa  hz peygamberimizin söylediği şu hadisi hatırlamalılar: ”HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR”.. vekili Allah olan birine hiçbir yaratılmış mahluk bir şey yapabilir mi düşünün lütfen ve zalimlerden korkmayınız .. onların zulmüne boyun eğmemenin  KERBELANIN ANLAMI=hz Hüseyn’in meşrebi mesleği olduğunu da unutmayalım  tabii..

İşte Sevdiğim, bu acaip  teknolojik  TABLET alete hayran oldum..onu kullanmayı öğrenemeyebilirim  ki , benim için hiçbir önemi zaten yok.. ama gelecek zamanın çocuğu olacak nane bu aleti öğrenmeliydi ..yani bir ebeveyn olarak imkanlarım oranında bu benim vazifemdi. işte kasadayız.. hayır hiçbir işlem yanıt vermiyor..kaç defa denediler olmuyor.. böyle durumlarda insan gururu incinir ya işte öyle bişey..o aleti almadan çıkıyorum.. semtimizdeki banka şubesine uğrayıp derdimi anlatıyorum.. içerideki masalarda oturan memur insan türlerinden birisi bana duvara monte telefonu işaret ediyor ve şöyle diyor: ”biz o tür şeylerle ilgilenmiyoruz.. bu işlemleriniz için lütfen telefon bankacılığı hizmetimizden faydalanınız”.. Ya Rabbim ya huu..ben zaten bankamın telefon bankacılığı hizmetinden nefret ediyorum.. herkeste olan danışma hizmeti bizde asla yokJJJ.. al bakalım başına belayı..


eve gidiyor ve telefonu tıklıyorum..ne dediyse ondan ona tıklıyorum.. lakin sorunumu halledecek hormonları olan, sinir sistemiyle yönetilen, duygusal türden tek bir insana dahi rastlayamıyorum( kavgamı edemediğim içinde içimdeki kurt beni kemiriyor tabii
J)..yani benim bankamın müşteri danışmanlığında birebir insan muhatabım asla yok..haa var..sadece kredi kartı çalınımında şikayet için.. ama eğer şikayet edecek bir kart çalıntım yoksa, sistemi meşgul ettiğim için benden 20 tl anında hesabımdan kesilecekmiş..bankacıların nasıl mafya, nasıl bir hırsız olduklarına bir defa daha şahit olup, makine karşısında  susuyorsunuz el mecbur..ama bu defa kararlıyım. internetten o bankanın şikayet adresini bulup arıyorum.. mesai saati olmadığı için cevap vermiyorlar ama ben yine de sesli şikayetimi kaydediyorum ..(yani acil bir işin olsa kim vurduya gideceksin) not bırakıyorum ki sabah beni arasınlar. .


işte sonra oradaki şikayet kutusuna mail yazıyorum.. karşımda benim gibi bir insan istediğimi, bizi soyup soğana çevirdiklerini, her şeyi makineleştirerek insanı insandan uzaklaştırıp, insan  tabiatına ters iş yaptıklarını ve ileride kendilerini yok etmeye mahkum olduklarını  tıklıyorumJ ve öyle olacak..(*Allahım ya huu ben sinirlenince ne korkunç bir şey oluyorum..hiç bir şeyi gözüm görmez ki, zaten bu bana ait bir huy değil, Senden biliyorsun ..hani bu hafta süt liman ,sakiin sakiin olacaktık Sevdiğim.hıı.).. ve kendimi bildiğimden beri ne insanların yaftalarından, ne makamlarından, nede bize dikte edilen şöhretli başlıklarından korkarım. dümdüz giderim. içimdeki her şeyi hiç çekinmeden söyleyebilir, hatta sorgulayabilirim .. hiçbir zamanda hiçbir kişi buna kızamaz.. çünkü o hale işi getirenler onlardır ve bunu bal gibi bilirler.. bizi makineleştirmek isteyen aç gözlü - insan görünümlü amma asla hiçbiri insan olmayan ve manevi hayatta var olamayacakları da, buradayken yaratıldıkları  toprağa dönüştürmek  –onları huzura erdirebilmek lazımdır..


14 mayıs Salı.. bankadan arıyorlar.. çok kibar bir genç..tüm sorunlarımı dinliyor.bana telefon bankacılığında takip edeceğim tık tıkları yazdırarak kaydettiriyor.. bunca tık tıktan sonra karşıma bir müşteri hizmetlisi çıkıp benimle konuşacakmış..çocuk:” peki.. ben sinir sistemi olan duygusal bir insanım..başıma  kötü bir şey bir şey geldiğinde insanca tepki veriyorum ve öyle bir anda değişebiliyorum ..o esnada benim gibi insan olup ,benim gibi hissedebilen birine ihtiyacım var..  duygusuz ve başıma gelen şey kendisine yüklenmediği için o bölümünün tuşu olmadığından  tıklanamayan ve derdime çare olmayan bir bankayı ben ne yapayım!.. aslında siz kendi geleceğinizi yok ediyorsunuz.. çünkü insanı insandan kopartıyorsunuz.. size hiç güvenmiyorum..ben çaresiz haldeyken karşımda konuşabileceğim benim gibi duyguları olan bir insan istiyorum” diyorum..


(*Sevdiğim..bak şimdi okurken ne anladım bak!!..hani karıkoca kavgaları olur ya ..işte dozajında olan o kavgaların,dost çekişmelerinin dahi aslında çok güzel bir nimet-i rahmet olduğunu çaktım ki teşekkür ediyorum..amma bence biz Senle yine de bir daha kavga etmeyelim lütfen ve aminn)



ve Sevdiğim tüm bunları, konuştuklarımızın kaydedildiğini bildiğim için hepimiz adına yapıyorum..yani HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTAN olmuyorum..sonra telefonun ucundaki memur şöyle diyor: şimdi size yazdırdığım o sıralama ile bankamızı tıklayın ,inanın karşınıza bir insan çıkacak ve sizin istediğiniz işlemi gerçekleştirecek.. deneyin.. birlikte yapacağız.. ben eşlik edeceğim diyor. çocuk: hayır..şimdi denemeyeceğim.. işim var..sonra ..ben onca tıklama ve beklemeyle iletişim istemiyorum.. direk bağlantı istiyorumJ diyor.. memur: “siz herhangi bir sorunla karşılaştığınızda lütfen bu şikayet telefonunu çevirin ya ben yada bir başka arkadaşımız size her konuda yardım edeceğiz “diyor..
Sevdiğim sonra cep telime mesaj geliyor o bankayı tıklayıp o şekilde binbir dolambaçla müşteri hizmetlerine ulaşabilmeyi öğreneyim diye..tam bir hafta geçti ve hala onları tıklayıp sinirlerimi bir daha ayağa kaldırmadım
J..ama insan ve makine hakkında da bu masalı o sinir harbi sayesinde yazabildim malum..


*VE GERÇEKTE SENLE BENİM İLETİŞİMSİZLİĞİMİZİ  DİLEKÇE HALİNDE YETKİLİ MERCİYE YAZDIĞIMIDA ŞİMDİ ŞUAN FARK ETTİM ki teşekkür ediyorum..bakalım işlemimi nasıl değerlendirecekler.. göz cemal istiyor, kulaksa duymak, gönül elleriyle dokunduğunu hissedebilmeyi ne çok istiyor ahh bir bilsen..



  bu akşam İçinden Hızır Geçen Adam geliyormuş..
harika.zaten o hep böyle çıkmaza girdiğim durumlarda geliyor Allahtan..geçen tanıştığım o hanımı da davet ediyorum.. tanrıyı yatırıp uyutan okulunun doktora çalışması için arkadaşları ona gelecekmiş, bitince yetişirim diyor. . ona sadece adresi bir defa tarif ediyorum..ve dersimiz başlıyor.. konu yine tevbe suresi ve yine münafıklıklarımız ve onların pek çok yönden anlatımı..dolayısı ile içinde münafıklık olmayan ne  bir kimse nede bir olay var..ama  o anki vakaların durumuna göre değişik perspektiflerden olaya bakarsak eğer, bazı durumlarda yapılan münafıklıklar kişileri doğruya, güzele, iyiye ve tövbeye çekebilmek için yapılmış oyunlara da dönüşebiliyor..yani tefekkürde anlam denizi sonsuz ve ledünlerdeki falezlerden –yarlardan tepetaklak düşmemekse namümkün Sevdiğim..


saat  22 ve arkadaşım geliyor..onun zekasına hayran kalıyorum..çünkü adresi sormak için bir defa dahi telefon açmadı.. oysa ben olsam, sora sora perişan olurdum ..çünkü benim yol,iz-yön tayin edip, adres bulma kabiliyeti hafızam sıfır..matematiksel zekam ise hiç açılmamış özel bir hazineydi ki, şükür  o teknolojik zekayla beraber  dereotu oğluma geçti Allahtan.. teknoloji konusunda sürekli bağıra cağıra da olsa bana yardım etmek zorunda kalıyor ve böylece bu masalları yazabiliyorum
J..kızlarsa  resim kabiliyetine sahip ..bakalım sonra nasıl bişey olacaklar..akılla ilham henüz birleşmemiş olsa da sonrası bilinmezJ..


çocuk: hocam biliyorsunuz her şeyin sahtesi  olduğu gibi  manevi rehberlerinde sahtesi var..biz onlara; nefsimizi terbiye edip, ruhsal alemlerden  geldiğimiz yere yükselip  , hakikatimizi uygulamalı  tedrisat  edebilmek için iradelerimizi teslim ediyoruz..ama onların çoğu bunu kötüye kullanıyor..tam bir saltanat padişahlığı hakim..onların ailelerine, etraflarına kul köle olunuyor ve bu sahte kişiler olayı çok fena suiistimal ediyorlar ..kendilerine bu Ariflik=KENDİNİ BİLMEK mesleği öğrenimi için gelmiş olanları perişan edip bırakıyorlar ve hatta şöylede diyebiliyorlarmış: ”bizimkilerin başına gelecek hastalık ve afetleri, kurban seçtiğimiz ,sahteliklerimizi fark edecek kişilere musallat ediyoruz, sen tatlı canını üzme”..bu normal bir şey mi hocam?..bu yola baş koyan öğrencileri bu sahtelerden koruyacak manevi yol sahipleri neden bu tür şeylere izin veriyorlar peki?.ee. biz tüm bunlara esma tecellisi ,adam çok yükseldi –inmesi için böyle bataklara yatmış- batıyor gibi gözükmesi lazımdı mı diyeceğiz?..  ve bize bir süre sonra:“hadi çocuklar, şimdi o ayarlandı ve siz kalbinizi yine ona karşı temizleyin ve tıpış tıpış yine ona kulluğa devam edin” mi diyecekler ve biz yine sürü halinde ona hayran, ayran budalaları rolümüze, her şeye rağmen devam mı edeceğiz?!! Üstelik o kişileri yetiştirenler ve bu yetkileri  onlara kendi zamanlarında verip, onları pof pof layıp, vaktiyle hepimizin önüne salan da  yine bildiklerimiz değil mi?!!”..


Hoca:" hayır ..onların arkasında çook başka özel anlamlar var ki oraya şimdi girmeyelim.. tabii ki sahtelerin izinden bile bile  asla gitmeyeceğiz.. bunu pek çok şekilde anlayabiliriz ama şeriata uymuyorsa onu takip etmeyiz..bunlar ne yazık ki var ve hep olmaya devam edecek ..aynı diğer şeylerin sahteleri gibi ..gerçek olanlar ruhanilerle iş yapar ki onlar rahmanidir ve yüksek ilimdir.. onlar çook yükseklerdedir.. oraya ne cin, ne şeytan zaten giremez ki sahtelik olsun…senin o dediğin sahte rehberlerse cinlerle işlerini yapar ki ,dediğin gibi onlarla insanlara musallat olup, hastalık dahil pek çok şey yapabilirler ,ALLAH KORUSUN ..işte bu tür sahte rehberler gerçekten çok tehlikedirler.. ama bu tür iş yapanlar asla ,hiçbir zaman ,ruhani-rahmani yüksek yerden bilgiye ulaşamazlar, onlara bu YÜCELİK yasak, onlar çok aşağıdadırlar" diyor ve baş olma sevdalısı, uçkur düşkünlerinin hallerinden anlatmaya devam ediyor Sevdiğim..



ve arada  yeni arkadaşımı hocanın yanına oturttum.. aklını kurcalayan her şeyi ona sormasını ve asitane camiinde yaşadıklarını da anlatmasını sağladım..onlar konuştular..Ders bitiyor ..hoca gidiyor ..biz çok az kişi kalıyoruz.. o yeni arkadaşı aslında sadece bu şeyleri duysun diye çağırmıştım.. başına gelebileceklerden, kendisini tedbir alarak koruyabileceği kadar korumasını akıl etsin inşallah ve amin..


çocuk:”bana sorularım için çook  kızdınız değil mi? Ama geçen hafta bir hayal gördüm ve içinizde böyle rehberlik potansiyeli olup  bir gün  çıkacaklar için, kimsenin canını yakmayasınız diye bunu yaptım” diyor.. aşçıbaşı: “kızarmıyız hiç..sen böyle şeyleri sormasan bize kim bunları anlatır da, biz o açıklamaları öğrenirdik.. çok iyi yaptın,hiç duymadığımız şeyleri öğreniyoruz sayende” diyor..hakim:jandarmalık benden alındıda sana mı verildi” diyor şakayla..çocuk gülerek:” hani bir vakitler birini rüyaya yatırmıştın..ve o kişide o sabahki hayalini bir yere iletmişti ve her şeyi almışlardı  hatırladın mı?”..hakim:”evet..çok da iyi yaptılar, o kurtuldu şükür ..sen ancak bir sohbet felan olduğunda taaa en uzaklardan görebilir ve duyabilirsin.. oysaki ben yanlarına dek gidebilir, elini sıkar hatta sohbet edebilirim, aramızdaki fark bu” diyor yine alaylı.. cozz cozz ince hicviyeli iğneler ..hıımm..çocuk susuyor..neyse ki eskiden çocuğun bu sahipsizliği ile, söz dinlemediği için hiçbir yere kabul edilmeyişiyle  daha fazla dalga geçip onu sık sık ağlatırlardı ..oysa artık bunlara gülüp geçebilirim.çünkü hiiç canım yanmıyor (sadece arada onlar gibi olamayışımdan çok büyük bir gariplik, yanlızlık, hüzün duyuyorum o kadar).. çünkü işin onların bildiği gibi gitmediğini öğrendim..batının işine zahirin asla aklı ermez vesselam..


sonra Sevdiğim, yeni arkadaşla herkes konuşuyor ..o bu lütuftan ve bu yardımdan mest halde yukarıdaki resimlere bakıyor ve birden Evvel Zamanımın resmini gösterip “işte o camiide bana bakan buydu"  diyor..”Allahım yaaa..kıskançlıktan anında ne hale geliyorum ve birden istemsiz şöyle diyorum:” hayır o değildi!!..Kıbrısi hz ydi..sakın O’na ve yanındaki resme bakma!..sen dönerek başka resimlere bak”.. diğerleri de paniğe kapılarak aynı anda hep bir ağızdan:”evet ,sen diğer resimlere bak “diyorlarJJJ.. hepimiz ona öyle acaip bakıyoruz ki, görmen lazımdı Sevdiğim.. ”sana bizim efendilerimizin haricinde yeni bir isim bulmalıyız” diyoruz gülerek..



 *Sevdiğim: o esnada kıskançlık  acımdan  gözlerimden gelen yaşları silerken; kendime, aşkıma ,kızayım mı sevineyim mi, ne düşüneceğimi bilemediğimin perişanlığındaydım ..çok utanç verici biliyorum ama Seni hala çılgınca kıskanıyorum.. üzgünüm.. elimde değil( ve zaten Sense beni hiç umursamadan her şeyi yapıyorsun, sanki bilmiyorum)..


16 mayıs Perşembe..bugün reGAİB kandiliymiş.. yani Sevdiğimin kandilim olup beni ışıtıp, ısıtıp, ilimlendirdiği özel gecelerden.. SEVDİĞİM KANDİLİM OLDUĞUN İÇİN KENDİMİ TEBRİK EDİYORUM.. ben ne yapmıştım ki başıma Senin gibi bir Devlet-i Âli kuşu konmuştu hala öğrenemedim biliyorsun, DİLİYORUM Kİ HALVETİ KANDİLİMİZ NURUN ALA NUR OLSUN VE AMİNN..



17 mayıs Cuma..öğleden sonra alışveriş merkezinin servisini bekliyorum .. arabayı tanımıyorum fakat o beni tanıdığı için farlarını yakıp kapatıp duruyor .şöför inanılmaz mutlu..arabadayım..Ya Rabbim bu ne şimdi..neler söylüyor ..her gün buradan geçerken gözleriyle beni arıyormuş..tam bir aydır hiç oraya gitmemişim, nedenmiş?..seni nerde olursa tanırım diyor birde..çocuk son masalında kıyafetlerinin tuhaflığı için yazdıklarını ve şimdiki yansımasını eğlenerek izlemeye karar veriyor.. buzdolabımın dondurucu fişini şimdilik çekiyorumJ..çocuk:kaybolmayayım diye bu haldeyim “diyor..şöför: “yok değil, sendeki bu boy,bu endam,bu güzellik kimde var.. senden bir daha var mı ki? sen bir tanesin vallah,.ben seni her yerde bulur tanırım he valla” diyor..o Vanlıymış..bana bir defter uzatıyor”aç bak ,orada 5 katlı bir ev resmi var.. o benim evim..ben yaptım..bu arabada benim..arada araba alım satımı da yapıyorum..o defterde birde  gençliğimin uzun saçlı resmi var,ona da bak, nasılım:) ?.senin efendin senin yanına yakışıyor mu söyleJ??”çocuk:”bilmem aynı soruyu ona sormak lazım..bu kişi senin yanına yakışıyor mu?”şöför:”ben yaşlılıktan hiç haz etmem..gençlik severim. eskiden çok saçlıydım,çok çalıştım,çok çektim, o yüzden saçlarım döküldü, senin  efendinin saçları var mı??(tezgaha gel ve asla aldanma).. Bir daha onu da getir..ikinizi yanyana göreyim..bakacam..benim evime gel..misafirim ol..gelecen değil mi söz ver..ne zaman?” çocuk:J..


şöför öyle övgüler düzüyor ki Sevdiğim şok geçirebilirim de ,bu nasıl bir imtihan olacak diye de diken üstünde acaip bir seyirle olayı takip ediyorum..Allahtan ki ben böyle hiçbir övgüye ,iltifata kulak asmam ve değerde vermem..hiç umursamam..hem de bildiğin gibi böyle yüze yapılan aşırı övgülerden çok korkarım..ama o çok doğal ve çok komik, yani çook samimi..bana ailesini anlatıyor .. ailecek görüşecekmişiz ve buna inanarak anlatıyor..”saat 3:30 servisine işini bitir, seni ben götüreceğim ,sakın geç kalma hemi” diye de tembih ediyor.(*Sevdiğimm..bu masalın veledine bir araba tahsis etmen lazım bence.. yani ben öyle anladımJ)..


elektronik marketteyim..artık buradakiler beni tanıyor
J..herkes  güler yüzle ilgileniyor ..hiç bir şey öğrenemeyen ve ne kadar anlatılsa da, yine aldığı her şeyi bozan teknoloji hayranı bir müşteriyim ben..ilk önce sürekli tamiratlarımı yapan H. beye gidiyorum ve onu da alıp, almak istediğim tablete bakmaya gidiyoruz.. oda tamam diyor..diğer mağaza yetkilisi  gelip işlemlerimi yapmak üzere  kendi işi olmadığı halde, sadece iyi kalpliliğinden beni kasaya götürüyor..bir yıllık sigorta almamı söylüyor.. ücreti çok buluyorum ama sık sık başıma gelen şeyleri de bildiğimiz için sigortayı almamı-kâra geçeceğimi söylüyor.. alıyorum..çünkü öğrenim aşamam en az bir sene ve ben onu kim bilir kaç defa buraya getireceğimJ..


(*ve Sevdiğim çok merak ettim benimde sigortam var mı?Sen bende meydana gelebilecek muhtelif arızalar ve meczubiyetlikler için ,beni kime, neye, kaça,hangi bedelle sigortaladın diye de şimdi Sana yazarken ,.., aniden,bedelimin bir kağıt parçası üstüne yazılmış bir Hilye-i Şerif olduğu nedense akıl gözümün  önüne geldi..hııım..teşekkürler)..


satış fişim için hüviyet numaram soruluyor.. saçmalığa bak.ben o kadar numarayı nasıl ezberleyeyim ya huu..bilmiyorum diyorum..sorun yok diyor ve o haneyi doldurmak mecbur olduğundan oraya 11111111.. diye böylece yazıyor..çocuk hayretle gülerek diyor ki:” biliyor musunuz asıl hüviyet kimlik nosu aslında bu..siz bilmeden en doğru rakamları yazdınız.. sadece bir vardır ve birr birr devam eden birlerden oluşan birlik”..satıcı öyle şaşkın ve inanamaz biçimde bana bakıyor ve şöyle diyor:sizin gibi düşünen şu dünyada kaç kişi var ki? bu nasıl bir düşünce?.keşke herkes böyle bir fikre sahip olsa, o zaman dünya cennet olurdu..herkes, "her şey sadece benim ben" diyorken hem de..sonra da adama koministmisin   diyorlar.. biliyor musunuz şimdi siz bu tevazulu, gülümseyen halinizle tek bir pil alsanız ve onu seçmek için benden yardım isteseniz sizinle saatlerce ilgilenebilirim.. ama buraya gelip  bir defada 30-40.ooo tl alışveriş edenler var..bir görseniz nasıl davranıp, nasıl bakıyorlar.. onlarla hiç ilgilenmiyorum ve işlemlerini hemen yapıp gönderiyorum.. bizimde müşteri memnuniyetimiz var..bir iş yerine girerken size sözleşme imzalatıyorlar.. içinde öyle maddeler var ki aklınız almaz.. resmen sizi köleleştiriyorlar..eliniz mahkum”..

“*sadece teknolojik ürünler satan ve bu tür makinelerde uzman olan birinin hisleri ne kadar rahmani ve insanca kalabilmiş değil mi Sevdiğim..çok etkileyici aslında..”


çocuk, 
geçen seferki banka sorunu için eve gidince bankayı aradığını ve  bir makineyle konuşmak değil bir insanla konuşmak istiyorum diye yaşadıklarını anlatıyor....satıcı:maalesef haklısınız..her şeyi teknolojikleştirip ,insan gücüne son veriyorlar ve bizleri sistemin robotları yapmaya çalışıyorlar.. ama Allah’ın yarattığı şeylere rağmen insanın yarattığı her şeyin yok olmaya mahkum olduğunu ne yazık ki anlayamıyorlar” diyor.. işte Sevdiğim oradan aldığım tabletin kurulumu için H. Beye götürüyorum..o  olmayan programlarımı da yine bir defa daha yüklüyor ve kontrol ediyoruz. ve telefonumdaki o sayfayla alakalı  arızada gideriliyor ve ben Senli hayallerim için kendimizi garantilemiş oluyorum.. birde tablette günlük dosyası açıyoruz ki gezdiğim yerleri kaydedebileyim.. bana basit kullanımları gösteriyor saolsun..sonra yine vedalaşıyoruz.. ikimizde biliyoruz  ki ben bu zekayla oraya daha çook gelir giderimJ..


bu tableti almayı çok istedim çünkü  hz Ali k.v ‘nin dediği gibi: çocuklarımızı zamanın gereğine göre yetiştirmemiz lazım” geldiğini idrak ettim..evet ben yaşımın çok geç olmasından ve zeka seviyemin bu tür şeyleri kabul edememesinden dolayı öğrenemiyordum ama nane resimlerini burada en son teknolojiyi öğrenerek biçimlendirebilirdi .. bense yazı dosyasına kalemle resim çizme tekniğiyle, kendi tefekkürlerim için asla yetmeyen klavyeyle yazma problemime deva olacağına inandım.. bakalım yapabilirsem bu tabletin kalemini ve fotoshop özelliklerini kullanarak masallarıma kendi rüyalarımı şekillerini çizebilmek istiyorum.. yani buna ihtiyacım var..çünkü okuyarak  değil, görerek öğrenen bir yolcuyum biliyorsun  ve gördüğümü izin verirsen gösterebilmek içinde ona benzeyen şeyler çizebilmek isterim..lütfen bu konuda bana yardım eder misin?! ..



ve istiyorum ki  kadim sembolleri tasavvufi açıdan şemalaştırabileyim.. ve Senin için çok özel bir horusRA-İnsan-ı Kamil sembolü-sancak resmide yapabilmeyi acaip bir şekilde istiyorum Sevdiğim.. *birde nasip olursa seneye fotoğrafçılık kursu ki, 3 senedir gidebilmek için bekliyorum aslında..belki vakti gelmemişti..işte bu tablette çektiğim fotoğraflarla dilediğim gibi oynayıp ,onların üstüne çizerek yazabilme programı da var mış ki, henüz açıp bakmadım..çünkü benim bir şeye ilgi duymam için, o şeyle alakalı bir şey yaşamam lazım ki öğreneyim.. yoksa öyle senelerce bekler durur..


unutmamak lazım ki aslanın hatunuda bir aslandır
ve servisteyim..saat 3:30J..şöför gülüyor ve şöyle diyor: vallah Allah seni inandırsın öğle yemeğine eve gittim,seni anlattım..demişim  ki hanıma:“bak,o hanım gibi giyinirsen-ama  aynı onun gibi olacak, ben o halinle seni kabul ederim(yani örtünmeni kabul ederim diyorJ).. altı yaşımdaki kızım dedi ki: baba neden fotoğrafını çekmedin..bak söz vermişsen, bize gelecen tamam mı?..bizde size gelecez”..Ya Rabbim ya huu..neyse birazdan iniyorum ki telefon numarasını kaydetmemi istiyor,sonra alırım diyorum.."hep gel heee..gel bana böyle vaaz et" diyede ekliyor..

 birazdan naneyle parka gittik..yemek yedik. O tabletle resim çizdi, göletin resimlerini çekti durdu...yürüdük..çok mutluydu..tam dönüş için yürüyorduk ki durdu.. rengi, yüzü her şeyi değişmişti Sevdiğim..kalbim diyordu. nefes alamıyormuş..böyle her şey durur ya hanii..işte öyle.. bunu senede birkaç defa yaşıyoruz ..her zamanki olan oluyor..hiç bir şeye sevinip mutlu olmamam, hiçbir şeyi kendime ait, kendimden bilmemem , olan bitenin SEN BUGÜN AĞLAYAN VE YANSIYAN KADINSIN ın tecelisi ile gelip geçen tecelliler seyri olduğunu hiiç aklımdan çıkartmamam lazım biliyorum.. . Sevdiğim biliyorsun ki ben bu alemde bir insan türüyüm ve bir anneyim.ve korkunç bir sorumluluk duygum da var ki beni deli ediyor-işte o yüzden her şeyden kaçıyorum..ve her şey benim yüzümden oluyor takıntım da cabası.. eğer salata malzemelerime bir şey olursa ben Sana yazamam ..yazmak da istemem.. ve bir rica..gelip nanemin kalbine nefes etmelisin ki bu duygum sevince dönüşsün..teşekkür ediyorum..



19 mayıs Pazar gecesi..
Yunusluk mesleğinden bir Yunus’un arkadaşımın mekanında ağırlanmasına davetliyim..yüz kişiden  fazlalar..ona bir kuş kafesi hediye götürdüm ve o çok beğendiğini söyledi .. çok muzurum biliyorsun ne yapiim elimde değil
J.. o, pek çok şekildeki  aslanlı hallerinden bahsetti..ve Sevdiğim, kendimi halen hiçbir neşeye ,hiçbir ortama ait hissedemediğimi bir defa daha  anladım. ki ,ben sadece  Sen meşrebinde ve  Sen mezhebindeydim..lütfen beni hiçbir kimsenin eline bırakma, benimle sadece ve sadece Sen ilgilen..

* sevgiyle kal..cemal muhtaçlarına kızılmaz biliyorsun ve bana sakın hiçbir şey için artık kızma.. ve bir defacık MERHABA …

20 mayıs 2013
nur cihan
nuralem7@hotmail.com