7 Temmuz 2010 Çarşamba

İŞİTTİĞİM ŞEY’İ-EŞYAYI GÖRMEK-OKUMAK MASALI-10




İŞİTTİĞİM ŞEY’İ-EŞYAYI GÖRMEK-OKUMAK MASALI-10

Merhaba Sevdiğim Merhaba..işte yine 10. bir başka, ama aynı mealde, lakin filmli bir masal..ne söyleyeyim bilmiyorum..bir hokka –i mürekkeb-i seyret istiyorum..Sen hayal et..ben yine çook yoruldum biliyor musun?gittikçe ağırlaşıyor her şey..eşya- şeyler-madde=emanet  ne kadar hamallıkmış öğreniyorum..Allahtan ki, ben emanetlerimi Zamanın Ali sin e iade etmişim..aynı eşeğini ehline emanet eden o bektaşi gibi yanii..ya bir de bunu akıl edemeseydim, o vakit halim ne olurdu?..kaldıramayacağım bir yükün altında inim inim inlerdim de haberim olmazdı..gerçi haberim olduğu için, belki de bu kadar acı çekip inliyorum değil mi? ya haberim olmasaydı?... hiiiç bir mesuliyetimde olmazdı sanırım değil mi?bilmiyorum ne yazık...bu mevzularda en sevdiğim şey, bilmemek zaten...

Ve 10. masal..ilk yazdığımda 10. masal bir miraç tı... bana ait değildi.. tek kelime benden yoktu biliyorsun..korktuğum için, bana ait tek bir harf olsun istememiştim..ne yazacağımı bile bilmiyordum ki o vakit..hz. Pirden kopyalamıştım..şimdi ise; NUN ile KALEM den yazmak istiyorum..bu bölüm için onu kurgulamıştım..daha doğrusu Senin onayınla..ders bile çalıştım dün gece..çünkü Nun mu önce- Kalem mi önce yazılmış, onu görmek istedim:)=YANİ ANLA CEHALETİMİ..bir kelime meali, bir de biraz daha açıklamalı tefsirden okudum...ama ben çook ağladım..ne kadar zamandır ilk kez Kur’an okuyordum..neden Kur’an beni öyle zorluyor ve ağlatıyor hala çözemedim. zaten çook cahilim ve hiç bir ilme vakıf değilim biliyorsun..sadece NUN kelimesinin suretine bakarak= KALEM le birlikte, bu iki ismi yazmak istiyorum..Sen hatalarımı düzelt inşallah yine, tamam mı?
BE ...altındaki nokta aslına rücu ediyor ve NUN oluyor..yani bir küçük ay ufku- çizgiyi geçip tüm dönemsel döngüleriyle tekamül ederek güneşiyle bir ve beraber kemallenip tamamlanarak tutuluyor..(yani güneş ay ı kendisi gibi güneş haline getiriyor..)ve işte o tek taş alyans yüzük oluyor..iki yay arasındaki bir nokta kadar yakıın..belki birleştirici belki ayırıcı, nasıl dilersen..önemli olan denize karışmak.. yani camii.. bir vücudu cem olmak sa eğer, bu ancak manada fikren olur sanırım..ama maddede bu ferd-i halvetten çıkıp, cumhur-u celvette halkın içinde alışveriş yani.. hizmetle oluyor..gerçekte tüm eşya yani varlık birbirine kul=köle=hizmetçidir..bilsin bilmesin..inansın inanmasın..makamın ne kadar yüce ve ilmin ne kadar yüksekse o kadar daha fazla kul yani hizmetçisindir..
BİMÜREKKEBİM BEN...bir HOKKA düşün ..hokkanın içi mürekkeb dolu...ve her mürekkeb damlası aslında bir kamış-kalem...yaaaa.. işte kamışistan ülkesi- ney diyarındayız..ak nurdan bir tarla..mutlu mesut öyle semadayken..bir ses gelir ve o sesi duyan-dinleyen neyler-kamışlar birer birer o sese iman ederken; bir bakarlar ki, kamışlık tarlasından aşağıya düşmüşler..artık aaahhhh... aahhh..ahh lar diyarıdır orası...ve aslında düşen kalkan yoktur..giren çıkan yook..işte öylesine..feryadı figan bunun farkına varanlarda hiiç dinmiyor tabiii..işte onların yana yakıla ağlaması, bunun farkında olmayan diğer neyleri de uyandırıyor..ne yazık...ne yazık ki, bir de uyumalarının faidesi olanlar var sanırım..son  masalıma gelen yeni hayalime bakarak söyleyebilirim ki:onların Cuma esnasında uyumaları demek, en leziz yemeklerin onlara kendiliğinden gelmesi bile demekmiş..o pişirmiyormuş yani..Yaa, Yar..Ahh O Yar..başkasıyla Yar :-(  anla yani ) ..O, hiç kimseye yar olmayan Yar..ne demiş ilahi de “Sen, bu ilde hiiç kimseye Yar olmadın.”  ... Ashab-ı Kehf i okumam lazım sanırım...
not:Sevdiğim, bu yazımı Senden hediye acaip bir cümbüşü seyri-dinleyerek  yazdığımı biliyor musun?çook teşekkür ediyorum.."Fahri Cihan O Serverin
Layıkı idi hayderin
Sırrı idi Peygamberin
Hazret-i Pir Efendimiz
Cezbe-i Mustafa ile
Verdi Cihana velvele
Gökte eder mukabele
Hazret-i Pir Efendimiz

"
Sen inanılmaz zarafete sahipsin...çok iyisin...ben, ne yazık ki bunlara hiiç layık değilim..böylece yine 10. yazı manasını HÜDA dan- kendiliğinden bulmuş oldu..Seni Seviyorum...
İşte bizim MÜREKKEB DENİZİMİZ yani HOKKAMIZ yani NUN yani O.... ve KALEM yani 1.....Ya Rabbim..kilit anahtar..aslında ikisi bir..ve her daim anahtar kilidin içinde dönmede ve her daim kapı açık.hiiç kapanmamış..çünkü kapalı olsa mana akmaz ve hayat durur idi.
Allah hiç kimseye zulmetmiyor.. ne var mürekkebinin damlasında onu  yazıyorsun kaleminle, değil mi?yani senin benim manam, sadece bize aitmiş..kimse kimsenin yazgısına ortak ve eş değilmiş..peki eşleşenler?=pirdeşler?=yaradılıştan eşler?...
bir beyaz mürekkeb denizi..ve beyaz kalemler..aslında aynılar..birler..hiiiç zerre fark yok..lakin işte bir o kadar da farklılarmış..kimi sağa kimi sola meyyal dönüyorlarmış..bir bütün derya ve kimsenin kimseden haberi bile yok..lakin bir o kadar da birbirleriyle bağlı, kelebek etkileşimindeler miş..ne acaip bir iş değil mi?hikmetinde sual olmuyor tabiii..gelen gidenin olmadığı,giren çıkanın olmadığı bir deniz..acaip iş..tüm acziyetimle kabul ediyorum ki ben yaratılmış bir kulum..ama benim kulluğum kendiliğimden değil.. Sen dilediğin için ve söylediğin için has kulunum...Sen: seni çook seviyorum ..... dediğin için ben Seni sevebiliyorum..oysa ki, Seni sevdikçe daha çok kayboluyorum..daha çok ağlıyorum..ulaşamayacağımı gittikçe daha çok idrak ettiğim için...Sen; bir de, kanlı gözyaşlarından bahsettin ya hani...ben Seni çokk fena özledim..çook özledim..nerdesin?...Sen beni dile artık olur mu?beni dile lütfen...
Sana Seni anlatmak ....inanılmaz bir şey bu..olağanüstü biliyor musun?bunu yapmaya çalışmak bile harika..bunun için çok şükrediyorum..bana bunu nasip ettiğin için...bir an da verdiklerini bir an da alabildiğin için..bir hatırlatıp bir unutturduğun için..ya unutmasaydık ne yapardık?..ya hiç hatırlayamasaydık ne yapardık?Sen kudretin tek İlah ı sahibisin...
İşte.. bizim mürekkeb denizimizdeki her mürekkeb damlası kendi renginde kendi yazgısını yazıyor,doğuyor,oynuyor,ölüyor ve tekrar o mürekkebin içine dönüyormuş... ve anlıyormuş ki; kader denilen şey, hak ve gerçek miş..ve anlıyormuş ki, kimse ona zulmetmiyormuş..ve anlıyormuş ki en büyük zulmü, o, kendisine yapıyormuş..ne zaman ki gerçek islam yani teslim olmayı başarırsa selam=esenlik=barış=sulh=huzur cennetine girebiliyormuş..aslında gidip geldiği cehennemler ve cennetler içinde dolanıp durmasının talebleri için seçenek ve idrak zenginliği olduğunu da bu esnada öğreniyormuş...iyi kötü,güzel çirkin,doğru yanlış,......hangisini taleb ederse- kendi manasını bulup; artık hep orada devinip duracak mış..kendi manasından lezzet aldığı- kendi tadını beğendiği içinde başka tatları bilemeyecek miş..zaten istemeyecek miş de.. ve tüm bunlar aslında bir kitabın içinde gelişen manalarmış..yani HZ. KUR’AN-I KERİM in..burası öyle bir kitapmış ki tüm zerre-i noktalar aslında; hem harflermiş, hem kelimeler miş, hem cümleler miş, hem de ayetler miş, hem de tek başlarına mustakil birer kitap –Kur An lar mış..ve amma ve amma aslında tek bir kitap mış..
Sevdiğim Sen, benim tüm tutkularımı benden söke söke alıyorsun ya hanii..işte ben artık kimlerle aynı ayette; hangi cümleyi oluşturduğumu,manamı ve hangi harfte olduğumu merak etmiyorum biliyor musun?ve hangi harf olduğumu, hangi diğer noktalarla bir arada olduğumu da..bir tek nokta halinde Sana ait olduğumu ve beni öyle dilediğini öğrendim..ben çook kıskançtım..oysa Sen, hepimizden daha kıskançtın..ben çook memnunum bu halden..Seni seviyorum... tüm anlamlar sadece Seni anlatıyor..bu mürekkebin içinde yazgı olmak ve Senin kaleminle yazılmak çok güzel..ve nefesinle hayat bulmak...amma velakin Sevdiğim...yeni bir maruzatım var..tabii yazılan Senden ve Sen bana bunu, acaip bir Zamani Alemetle öğretiyorsun ya hani..hani yeniden açıldık ya hani.. Dost vardı ya O Dostt..işte O güzel..O merdivenlere uzanmış, iki arada, değdi değecek uzanan afet..işte O nefes almıyor du :)=Evvel Zamanım” O nun yaşamadığını “söylemişti..anlıyorsun değil mi?..sanırım hatırlamak için hazırım  yanii..işte anlıyorsun değil mi?hani ayakları böyle güzelse kimbilir kendisi nasıl olanı?esenlik yurduna gideni..artık onu da öğrenmek istiyorum...tüm mürekkeb deryasının durduğu o an..onu seyreden göz...toprak heykelin yıkılıp anasır ın sonrası yani...ne toprak kalıyor ne hava,ne su ne ateş...sadece baki kalan o vech.....işte onu seyreden....anlıyorsun değil mi?:)işte ben anlamıyorum Sevdiğim..çözemiyorum..çözemediğim için de Sana ulaşamıyorum...
Belki şu anladığım manayı o seyrin üzerine sırasıyla koyabilirim sevdiğim..SÜBHANALLAH,ELHAMDÜLİLLAH,ALLAHÜ EKBER....
ve birde şunu anladım..etrafımdaki ve kendimdeki gelişmelere bakarak..hiçliği idrak edenler; orada kalırlarsa kendilerini imha ediyorlar..yani,hani bir küçük veled sana ağlayarak demişti bir vakit:”orada  bir şey yok.orası karanlık...orayı istemiyorum,Senin yüzünü hatırlayamıyorum(beni hatırla ve gül olur mu:)”boşluğa, sıfırın içine düşenler hani...belki tekrar varlığa çıkmayı başaramadığımız için mürekkebimizi bitirdiğimizi sandığımız için, harflerimiz kalmadığını düşündüğümüz için; kendimizi ne yazabiliyor, ne de okuyabiliyoruz..işte burada Gerçek Bir Rehberin en lazım olduğu yer bence, değil mi?Sen de diyorsun ya hani bir ayette..hatırladığım kadarı ile:”çıkın-yükselin bakalım çıkabiliyorsanız, illa bir Sultan Güç olmadan.” işte bak!! nerden nereye getirdin beni yine....Ey Sultan Gücüm...Kadir-i Mutlak Gücüm..Seni Seviyorum..ama artık ben, Seni sevebilemem.. çünkü Senin şanına gelmek yaraştığı için Seven de, Sevilende Sensin...benim kalemimdeki mürekkeb bitti yani.. bu arada hep bitiyor..ama Senin ne kalemin,ne mürekkebin ne de YAZDIRACAKLARIN bitecek...
Ve bu asrımızda hepimizin düştüğü bir hata var değil mi?Seni; ulaşmamıza izin verdiğin sadece bir yüzyıllık çook medeni sandığımız,çook çağdaş ve gelişmiş sandığımız ilimlerle bilmek ve anlamak ve anlatmak..oysa asırlarca evvel de Seni anlatmışlar.. ve biz hala Onların seviyesinde, Seni anlatamamnın acizliği içindeyiz, ne garip değil mi?hani ilerlemişdik..oysa ilerleyen sadece makineler.. biz insanlar hala Kabil in devrindeyiz..insanlık hiiiç gelişmiyor ki... birbirimizin gözünü oyuyoruz..Sen ben kavgası sürüyor..hala Habil ve Kabil in mirasını sürüyoruz..ve gelişen sadece makineler..hatta” onların hisleri olacak ve bizi geçecekler diye neredeyse korkuyorum biliyor musun?”...ben makinelerin bile hisleri olduğuna inanıyorum ne garip değil mi?çünkü ben tüm eşyanın bir ruhu ve canı olduğuna kendimi bildim bileli iman ediyorum.bu taş,bu bitki,bu hayvan,bu insan.. ..işte bizi Yaratan ve Dileyen: onu cam bardak, beni de insan yarattı..anlatabiliyor muyum?..peki, beni böyle dilediği ve bana bu bahtiyarlığı yaşattığı için ben Yaratıcıma ne yapıyorum?..hep O nun yarattığı her şeye muhalefet değil mi?....iki tane şey öğrenip, hemen: haa tamam.. bu!... diyorum..sonra teknoloji ilerliyor yeni bişi keşfediliyor: haa.. tamam.. o değil, buymuş!..aa diyorum..aaa.. bir bakıyorum yeni bişey keşfedilmiş, diğerleri çöpe..” tamam bu!! “diyorum..hala İbrahim’in mağara dönemindeyiz yani..henüz tek bir put ve onun elinde balta bırakacak hale gelemediğimizin resmidir bence...
oysa Arabi Hoca demiş ya hani; bir kitabında okumuştum evvelden:”tüm esmalar yaratılmıştır..ve eşya yani bizler yaratılmış bir akıl ile yaratılmış düşüncelerle nasıl Yaratanı idrak edebiliriz?”..ancak deliler maddi delillerle Allah a delil getirebilirmiş değil mi?yani Allah ın olmadığına o kadar şüpheleri var olanlar..burada islam yani teslim olmanın manası ortaya çıkıyor değil mi Sevdiğim..ancak Sen dilersen ,dilediklerine öğretir ve bildirirsinin manası yani..”bu böyle ..bunu böyle seyrettim.. başka bir şekil de olmaz” dediğimiz an, orada takılı kalırız yani..biz maddeyi sadece madde ile anlayabiliriz...mesela bedeni organları çözdüğümüzü sandığımızda ki; hep gelişecektir..ancak o beynin,bağırsağın,böbreğin dalağın çalışma sistemini anlayabiliriz değil mi?Allah ı değil...Allah tüm yarattıklarınan farklıdır.. O Yaratan dır..Tek İlah dır..Allah Allah lığını hiç kimseye vermez miş ..biz bile kendimiz olmayı asla bir başkasına vermez mişiz zaten..o halde bir varlığın, hiç bir şey yokken den bu madde haline gelişinde;  bize sonsuz gelecek, tekamül aşamaları vardır değil   mi? eee..o vakit nasıl onları, bu böyle, bu şöyle diye adlandırabilirz ki?...her tekamül biçimindeki  manayı, ancak, yine onun benzeriyle anlayabiliriz...dört unsurdan çıkınca peki?....neyle tanımlayacağız?...karanlık madde mi?o ne peki?..ne?..o kudret ne?...bak yine oraya geldim Sevdiğim..yani...
.....
Sevdiğim, şimdi HURŞİDİMDEN MÜRŞİDİME BİR TUTİNİN GÜNCESİ bölümüne geçiyorum..bu cümleyi çook seviyorum..böyle bir cümleyi bana öğrettğin için çook teşekkür ediyorum..henüz anlamını hala öğrenemesem de, Sen bana bir gün anlatırsın nasılsa..
İşte Sevdiğim, kaldığımız  hatırladığımız yerden yolculuk notlarıma devam ediyorum..balkonumdaki eski ve küflü salıncağımı boyadım..bir boya çıkmış, anti pas ve zımpara istemeden direk uygulayabiliyorsun..beyaz bir boyanın bu kadar kapatıcı olması mucize gibi..bence fena olmadı..en azından temiz..sonra kalan boya ile 3  hasır sandalyeyi boyadım..boya bittiği için masa kurtuldu:)..şimdi sırada ahşap banklar var..onları da beyaza boyayacağım fakat kendime nazarım değdi galiba...hastalandım..yaratılmış en huysuz ve geçimsiz kişi olduğumdan her yanım dikenlik ya.. işte yetmedi, ayaklarımda da diken çıktı..ben ilk evvela cam kırıkları sanmıştım..kalbimin can kırıkları oraya inmiş misali:) ama kalbimin dikenleri oraya dek uzamış işte...(Sen kötü konuştuğum için kızarsın diye iyi yorum da yapacağım..yani bir manada artık şu çocuğu yürütme uçur diyor ayaklarım...)filmini çektiler ayaklarımın..bu gece onları inceledim..bence iskeletim benden daha güzel..ayaklarımın kemikleri aynı rumi desenine benziyor..hatta orada gülen bir kafa iskeleti var..böyle vazo gibi sütunun üzerinde..ne ilginç değil mi?keşke Sana gösterip sorabilsem..neyseki hava en sevdiğim gibi serin esiyor...ve salıncak beyaz...ve kitaplar...en nihayet bir haftada iki kitap..beni kutlaman lazım bence..biri Hayyamın rubaileri..o bitince dolaba gittim..elimi uzattım .hiç bakmadan ilk elime geleni aldım.. Asım Köksal’a ait, Ahmed Kuddusi hz. idi..ben Onla alakalı masal yazdığım vakit, Onun ailesinden bana kitaplar hediye gelmişti..ilk defa okuyordum yanii..
hastayım..yürüyemiyorum...Kuddusi okuyorum..ilk gün ..nasıl bir ağırlık.. dalmışım..üç defa aynı hal..ve sana üç haber..biliyorsun ki aşıklar ölmüyorlar..onlar Allah’ın, bizim bilemeyeceğimiz rızkı ile, hala Hay lar..ve eserleri de diri..irşadları hala devam ediyor..tabii yeni kitabımda anlık dalışlarla dalmışım:”bir kitap  kapağı..semazen resmi..çok güzel bir çizim.. benim sevdiğim tarzda, içinde kimse yok:)”,gözlerimi açıp kapıyorum ..”bembeyaz bir çöl..karşıdan gelen bir fayton..içindekinin biri bembeyaz yün harmanili,kapşonu var hani..böyle soluk beyaz bir adam...yakınlaşıyor..o sanki var yok arası.. yakınlaşıyor.. gözleri.. yakınlaşıyor.. gözlerine bak..yeşilin mavisindeki çelik gri...gözlerine bak..gözleri...gözleriii..gözleriii...gözlerim...”
ve yine gözlerini açıp kapatıyor çocuk...”sen, her geleni dağıtıyorsun,olmayanı ise istiyorsun?”
şimdi...düşünüyorum..bu iyi bir şey mi kötü mü?karar veremiyorum...ve sonra gece...elindeki kağıda sevinçle bakıyor çocuk..Geylani Hoca dan bir dua...neden hatırlamıyorum, Sevdiğim neden?tek kelimesini bile..biliyorum aslında..gözümü açar açmaz nefsim için kullanmak istedim de ondan:)unutma bak ,kızmak yok,iznim var çünkü...hatırladığımda ...
işte çocukcağız hz. Kuddusi üzerine tefekkürle geçirmiş bu haftayı ve Senle..irşad diriden biliyorsun, tasarrufsa Ondan hala devam ediyor...aynı gün mail geldi..birileri Kuddusi hz. nin icazetname kasidesi gerçek mi soruyor..inanmak ne zor değil mi?ama benim için kolay..şaşırıyorum tabii..yani bu gelişmeler,o sohbetler..Sen yoksun ve benden evvel yazdıklarımı söylüyorsun..önden gidiyorsun ve bu tuti sadece taklid ederek iz sürüyormuş gibi yapabiliyor sadece..neler olup bittiğini hala çözemedim..ben sadece Seni sevdiğim için, bir önemi de yok aslında..yazılanlar daima yazdırana aitmiş ya hani,işte önemli olan Senden bana kalan izler anlıyorum..
ah evvet.. yine Sana daldım ve mevzuyu unuttum değil mi?bak hep söylüyorum,bence yazmam işe yaramıyor..hala dikkatimi Senden  çekemedim:)evvet nerde kalmıştık..maddi ilimle manayı nasıl anlarız da değil mi?anlayamayacağımızı baştan kabul ederek anlarız tabii..hz  Pir boşuna mı demiş: akıl kurban Sana diye..akıl gönle inecekmiş ya evvela..teslim olacak ..işte bir zamanlar bir çocuk var mış..Haybabama sormuş:Kuddusi hz..yine gelir mi?neden geldi?benimle çay içer mi?kahve içer mi?sohbet eder mi?..Haybabam:” ooooo gelmez mi? ... ya.... ya gelir:)..senle sohbette eder..yer de, içer de..ama o yediklerini bizim gibi vücudundan atmaz..ter ya da nefes ile bedeninden atar”..demiş.. ne ilginç değil mi Sevdiğim..şimdi bunu bilen kabul eden bir insan, bunu maddeyle=BEYNİYLE-BÖBREĞİ VE MİDESİYLE çözemeyeceğinide bilir değil mi?yani bu işe benim aklım ermiyor der ve sabırla anlatılacağı vakti öööyyle ben gibi bekler durur..mesela bana biri: bak şuraya uzaylı gelmiş,cin gelmiş git gör dese, gitmem.. tembelliğimden..çünkü ben de uzayda yaşıyorum ve uzaylıyım..ben de vesveselerimle cinniyim.. hatta bazen şeytanı bile o korkunç sesimle kaçırabilirim değil mi?:)ses teröristiyim sanırım..
bu arada Sevdiğim, kitapta bir mektubunda hz. Kuddusi :”şaraptan dönmüş sirkenin ne keskin olduğunu” ona bakan bir zatın,kendisine söylediğini anlatıyor..bak birde bunu öğrenmiş oldum...O da halvette kalmak istemiş hep ama Rabbi,  O nu celvete indirmiş tabii..halkın içinde yaşamak en ağırı ya o bakımdan..kimse benden zarar görmesin diye Eline, Diline, Beline sahip yaşamak, yani kur’an ahlakı ile ahlaklanmak, yani takva ile ne zor değil mi?hz. Kuddusi ye sık sık bazı emanetler teklif edilmiş mektuplarında yazıyor..o hep reddetmiş:” ben bir cezbeli meczubum. meczuba güvenilmez” demiş ne ilginç ve akıllıca değil mi?
başka....başka..işte  tamirdeydik ve ben o kapıda yağmalanınca her şeyi yağmalamıştım ya hani..bizim evdeki tüm eşyalarda aynı ben gibi maraz çıkarttı o vakit..ben,ev,eşyalar cinnet geçirdik..yanan yanana,bozulan bozulana,kırılan kırılana..kim daha kıskanç bilmiyorum:)neyse yenilenenler ve tamir edilenler faslı sürdü..arkadaşlarımla buluşmam lazım ..evveli salı..evde tamirat var..ben gitmek istemiyorum..kurban kesilecek Eyüp Sultan hz. de..görmek istemiyorum..çok huysuzum.geçimsizim ..ben olsam benle hiç görüşmem..öyle lanetim yani...arkadaşlarım benden daha inatçı çıktılar.. tam 3 saat yollarda beni bekleyip Eyüp Sultana  götürdüler. camiide üst kata çıktım ve namaza durdum..ben namaza durduğum anda imam:” hatun kişi niyetine” deyip cenaze namazına durdu:)..ziyaret..avluda bir sütuna yaslandım..o çınara baktım..bir sürü sünnet çocuğu vardı..içimde kalan bir öykü var benim biliyor musun?..çok hazin bişey..ama geldi geçti..ben daima her maddi özel anlarını vermek zorunda kalanlardanım(elinden alınan daha doğrusu)  biliyorsun...işte gözyaşları..birden çınara doğru bakarken, içimde mehter marşı çalmaya ve mehteran eşliğinde salat etmeye başladım..Ya Rabbim.. ben bunu nerden biliyordum ki?..şimdi sorsan tek kelimesini Sana okuyamam..birazdan geçti ..hüzün var..sonra gittik bir büfeden döner ekmek aldık:)..açız aç..Ya Rabbim biz gerçekten çook entersan, komik varlıklarız ..elimizde dönerlerle kurbanımızı seçmeye gittik..arkadaşlarım sınıfımız adına bunu istediler..ben en az maddi katılımcıydım..sembolen(tabii ki 10) yani..işte yavrum el arabasında geldi..tek saltanatı tabii..bööyle henüz oyun çocuğu..gözleri, burnusu,kulakları ve ağzısı kara..aynı ben gibi pasaklıydı..burada bir aşhane var ve inanılmaz bir kesimhanesi var..çok güzel...böyle camlı bir bölümde sandalyeler var.. isteyen izlesin diye..diziliyoruz kızlarla..ben ağlıyorum..gözlerimin önünden kızıl gözlü kara koç, haybabam.....yapmaaaaaa!!!,babaaaaa!!!!..Evvel Zamanım daha dinlemeden:” hemen sadaka veriniz”..bir rüyaya bir kurban sadakası ...çin de kasaplar ... derisi yüzülen ...., kırmızı mühürlü hediye paketimden çıkan bembeyaz minik kuzucuk......yarabbim ya ....işte hepsi hücum etti..ağlıyorum....
sonra teleferikle Pierloti ye çıktık..çaylar.. iki genç geçiyor...birinin elinde boş tabut var, diğerinde kapağı..merdivenlerden çıkıyorlar..gülüyoruz..arkadaşım beni beklerken kitapçıdan “Mevlana” adında bir kitap almış..külliyat mış..işte hepimize sıra ile sayfa açıyor..bak bana ne çıktı:
.......
Gönlünü terk etmezsen, vermem sana
dediklerimi tutmazsan vermem sana
bırak hileyi,ölmüş numarasını,yapma
Ha vallah,ha billah,ölmezsen vermem sana:)
yaaa. Gördün mü ne cevab değil mi Sevdiğim.. dedim ki:Kaşgari  Tekkesine gidelim, orada devam edelim.mezarların içinde yürüyerek türbeye vardık..burası benim için önemli biliyorsun..Evvel Zamanım gitmemi söylemişti..ve daha sonra bir ramazanda, teravih esnasında oradaki bir hanımdan öğrendim ki, eskiden orası aynı vakitte medreseymiş..Arvasi hz.ders verirmiş.. anladım ki  Evvel Zaman, şimdi benim namaz kıldığım bu oda da ders görmüş.. ne entesan değil mi?
işte Kaşgari Türbesindeyiz..sıra ile hepimiz için arkadaşım yine sayfa açıyor..benim bahtıma yine “sen söz dinlemiyorsun” konusu çıktı..güldük..sıra bitti. Kaşgari hz ne de aç dedim.. derken birden..” dur, ben bişey yapmak istiyorum..beş dakika sonra geleceğim” dedim. arkadaşım sayfayı açtı:” sana oraya gitme,seni kırarlar dem...”...kızlar,bana söz dinle dediler..gülerek:”deneyeceğim,bekleyin ,okuma sakın, geliyorum” dedim..işte bahçede iki yerde çaydanlıkla çay içiyorlardı..arkadaşlarım için çay istedim..yok dediler iki tarafta:)döndüm..herkes gülüyordu..vermediler değil mi? bak söz dinlemedin yine.”dediler..yaaa..ama  ne oldu bilyor musun?...ne oldu inanamazsın.. ben ne anladım..bir daha o şiiri iyice okumam lazım tabii.bu şiir öyle meşhur değil .. çok önemli bence..henüz okumadım..bir evvel ki gece yazdığım en son masalımdaki sahte şeyhleri anlamak vardı ya hani..işte hz. Pir aslında bu şiirinde sahte mürşidleri ve insanın onların eline düşünce başına gelecekleri anlatıyordu..bana öğret dediğimin dersini veriyordu yani....öyle nasıl dinledim biliyormusun su içer gibi..aç..ve sonunda yine doğru dostlar gelip onu razı ediyorlardı ne mutlu değil mi dürüst ve gerçeklere .....

orası öyle huzurlu bir yer ki inanamazsın..İsa Geylani hz ne de sayfa açtık :)çıkınca,bahçede baktık, yeni çaylar demlenmiş..hepimiz başlarına gidip selamladık ve bize yine çay ikram etmediler:)GÜLDÜK..aynen tastik yani.. ve eve dönüş....
**
bu gün salı..masal yazdım.. uyumadım çünkü işim var...bir ara gözlerimi kapattım uyumamam lazım.. Ya Rabbim..o gözün irisi..başka bişey yok.o gözün rengi ve irisi...salı akşamı ve yeni geldim..kızlarla bu sefer vapurla Üsküdar’a geçtik..muhteşem bir seyirdi..siyah post sahibi...su...Aziz Mahmud Hüdai hz ne gittik evvela.”.ooo.... kimleri görüyorum..Osmanlıca Hocam adıyla müsemma:)” Tülinle sohbet ediyor..hocama sadece bir defa derse gidebildim henüz biliyorsun..bir daha olur mu Sence?:)işte hocam, Hüdai hz nin el yazmalarından mesul.. kütüphaneden...Tülin, bize kendiliğinden türk kahvesi yapıp getiriyor..inanılmaz bişey değil mi?:)geçen, onları tanıştırdığım selamsızın selamlısına  cümbüşe gitmiş..mor yeşile bulanmış... çocuğa onu anlatıyor..Kuddusi hz den konuşuyorlar..celvetten ..halvetten..
Hoca; Selamsız’a ismine veren zatın yaşadığına benzer bir hayalini çocuklara anlatıyor..bunu dün gece neden yaşadığımı hep düşündüm, anlayamadım diyor..çocuk:ben HAYvanlıklarımızla alakalı masal düşünüyordum..bence bu güzel bir örnek..  bu mevzudaki düş lerini ve düşüncelerini anlatıyor çocuk da..sonra arkadaşlarım, türbede biraz daha dua ve kurban için kalıyorlar..biz hocamla, Şükran Teyze ve Hüseyin Amcalara yürüyoruz..Ayazma Camiinin kapısına gelince; hoca, bana üstteki ayeti okutuyor..aslında o okuyor tabii..selametle cennete girmekle alakalı o ayet..Ayazma Camiinin çook zarif kuş yuvaları var..güvercin aileleri  pek bir mutlu..  ve dostlarım,Hoca ile tanışıyorlar...fanatik Ehl-i Beyt aşığı Hüseyin Amca her zaman ki gibi..Şükran Teyze sık sık uyarıyor..osmanlıca hocamız:en munis-HALİM:) hali ile hiç bir çocuğun diğerinden ayrılamayacağını anlatıyor da anlatıyor.....:)arada ilahiler söyleniyor..tabiki Hüseyin Amca “biz Hüseynilerdeniz” i okuyor.....çoook sade velakin her dem bereketli ve leziz bir sofradayız..arkadaşlarım ve Tülin de var...tam karşımda bir aile fotoğrafı var..o fotoğraf daima Sensin...inanılmaz...sol gözüm hep Seni görüyor..bizlesin..bizle..
Seni çoooook özledim..

 
 
Nur Cihan
07.07.2010
nuralem7@hotmail.com