15 Kasım 2010 Pazartesi

ZAMAN DEĞİRMENİNDE ZAMANE TEFEKKÜRLERİ MASALI – 12



ZAMAN DEĞİRMENİNDE ZAMANE TEFEKKÜRLERİ MASALI – 12



Bu masal  Hamse-i  Al-i  Aba’ya  adanmıştır…


Merhaba Sevdiğim ve Merhaba..geçen yazıda ellerimizi okumaya çalışmıştık.. parmaklarım minare/avuçlarımda kubbeler/bileklerimde camii yazıyor..
iki elini birleştir ve bak/tüm parmakların Lailaheillallah yazıyor…
bakalım mı kaçıncı masala gelmişiz.. 1+2=3.. tasavvufta sayılar 3 ile başlarmış ..3 ise 1 demekmiş..ve ne acaip bir iştir ki, ilk 3. masalımdaki aynı şeyi yazacağım. ne ilginç değil mi?. aslında ne yazacağımı bilsem de, konuya nasıl gireceğimi bilemiyorum tabii.deneyelim mi?ben, Hamse-i Al-i Aba hakkında  yazabilecek donanımda olmadığımdan edep etmek isterim.. O’nu yazamayacağımı bilirim.. kitaplarda anlatılanları-dinlediklerimi- herkes gibi  hatırladığım kadarıyla tekrar edebilirim.(hiç kimseden şimdiye dek dinlemediğim, okuduğum bir detay benim için çok değerli.onu yazmak bana çok iyi geleceğinden, onu anmak isterim…O BEŞ’li(5-0) , ABA  nın altındayken, orada bulunan hz  Aişe annemizde katılmak istemiş.. ve hz Peygamber O’na  orada durmasını ,çünkü hanımlarının zaten kendisiyle beraber olduklarını söylemiştir..bu şu demek..eşler birbirlerinin  örtüsüdürler değil mi?.. çocuklar, o çocukların eşleri ve aileleri ,sevdiklerimiz= bunu da, O ABA altından uzanan eli tutan Salman-ı Farisi temsil etmiştir.. nasıl ki et tırnaktan ayrılamazsa buda öyledir.. bencil değil sencillik bu olsa gerek değil mi Sevdiğim.
  
ben başka bir ABA dan yazacağım..  O ABA değil ama ondan gayrı de değil bilirim.. Has’ını yazamasam da, başlığımı O isimlerle taçlandırmak istedim. .
Güneş
Işıkları huzmeli,
Altın ışıklar saçıyor.
Yılan asa olmuş,
Sırat-ı Müstakim üstüne uzanmış.
Bir tesbih uzuyor,
İnci taneleri dizisi ışıldıyor.
Sıra ile açılıyor inciler,
Her biri bir A’liii.
A’li ler sonsuza dek gidiyor,
Selamlıyorlar ve gülümsüyorlar.
Yüzleri ışık ışık,
Seçilmişler dizisi,
A’li ler incisi,
Alim de; A’li ler den bir Ali.
Pir’im benim hem de ol A’lii
Güzel yüzlü, tatlı dilli,
Altın huzmeli yolun incisi,
Güneşin öğrencisi,
Kutlu kişi.
Kutbumdur O, benim
Merkezim, mihenk taşım,
A’li lik tir nişan-ı,.. ismi de Ali.
Kevser havuzu sahibi,
Can Alii,
Yar Aliii, dost Aliiii. (14-1-2008)
A’Lİ  ABA MASALI…..
zamanın birinde bir Evvel Zaman varmış..birde çoook cahil bir çocuk..nasıl olmuş bilinmez kaderin garip bir cilvesi işte, Hakk dilemiş ve bu zavallı çocuğun başına Devlet-i A’li nin Hüma Kuşu konmuş sanırım.. bu bir masal olduğu için, masalsı olmalıyız ki her şey hayale uygun olsun değil mi?…çocuk hayalinde ona öğreten kişilerin nedense hiiç yüzlerini göremiyormuş..herkes Hz. Peygamberi nasıl gördüğünden dem vururken, ona sadece Hırka ve Başından Aşağı Salınmış Başörtüsü ile Işık İçinde Bir Vech düşermiş..çocuk çok hırçınmış..bir gün demiş ki Evvel Zamana ağlayarak:ben çok mu kötü biriyim ?.beni neden hiç sevmiyorlar? .. neden bana yüzlerini göstermiyorlar?..neden hiçbir şey göremiyorum? .Evvel Zaman:evladım, siz burada görüyorsunuz ya, o yüzden rüyada göremiyorsunuz demiş..çocuk:”görmüyorum?!”..Evvel Zaman tebessümle: görüyorsunuz demiş..çocuk bu anlaşılmaz sözlerden hiiç teskin olamıyormuş.. çünkü anlatılmak isteneni nedense(vakti gelmediğinden ) anlayamıyormuş.. görememek acısı ve korkusu takıntı halinde hep devam ediyormuş.. hala bile, değil mi Sevdiğim..hatırlıyor musun, Sana geldiğimde nasıl perişandım.. göremediğimi anlatıyordum hani..Sen öyle tuhaf bana bakıyordun ki..aslında benden başka bir şeye- kıpırdamadan tesirle bakıyordun..Sen:hiç mi görmedin?  diyordun tekrar tekrar.. ve bende hep ağlayarak “hiiç göremedim.. gittiğinden beri ,bana hiiç kendisini göstermiyor” diyordum..işte o gece Sen, o dairedeki yüzük taşı olan Sen, ışıl ışıl ilk defa bana yandın..

ve bir defasında yine dağıtmışken” hiçbir şey yok,orası karanlık,yokuz,orayı istemiyorum “diye ağlarken..Sen nasılda:” bak, Ben varım ,buradayım, yaşıyorum,varım “demiştin..sonra ben yavaş yavaş hayata tutunmaya başlamıştım hani..Sen varsan bende vardım çünkü…hala daha öyle…
………………….
çocuk  hayallerinde,Hüccurat Suresi ile Fatır Suresi diye bir surenin daha olduğunu öğrenmiş..Fatır ı nedense Fatiha ile ilişkilendirmiş..Zamanla her şeyi her şeyle ilişkilendirmeyi de öğrenecekmiş ya, o bakımdan..meğer çocuk çook sonra duymuş ki; bir yolcu, gerçek bir rehbere bağlandığında ona hediye  verilirmiş.. çocuğunda hediyesi bu umreymiş demek ki..çünkü onların dost olmalarının hemen akabinde, birkaç hafta içinde başından sonuna bir anda gerçekleşen bir hediyeymiş bu seyahat.. Evvel Zamanına veda için telefon açmış..orada ne yapayım? demiş çocuk..Evvel Zaman “Bizden Selam Söyleyiniz “demiş sadece. çocuk 11 gün sonra dönmüş.. giderken oradaki  yüz binlerce insanın en zelili garibi olduğu muhakkakmış ..ve  dönene dek,” beni bir daha oraya yollama” diye ağlayarak heep  yalvarmış.. ölmeye gelmiş ya zaten..
………………
……. her zamanki gibi yine, başaramamış biri olarak ağlaya ağlaya geri dönmüş. tabii zelillik-garibanlık çok daha diplerdeymiş..geldiğinde hasta ve bitkinmiş.. Evvel Zamanını aramış çocuk..ve oradaki garipliği anlatmış..Medine’deki inanılmaz başarısızlığından ağlayarak utançla bahsetmiş..”ben başaramadım” demiş çocuk..Evvel zaman :”tebrik ederim evladım ..öyle demeyiniz bir daha..siz başardınız.. kamil hacı oldunuz”..çocuk:ama ben hacca gitmedim ki, umreydi o  demiş..Evvel Zaman:”bir daha umre demeyiz, hacca gittim deyiniz ..siz Hacc ül Ekber yaptınız,mübarek olsun” demiş..zaten aklı başında olmayan çocuk, hiiiç bir şey anlamadığı için hayatına devam etmiş..gel zaman git zaman, çocuk gittikçe daha bir zelil olmaya başlamış..sürekli ağlıyormuş..bir türlü bir HİÇ olduğunu kabullenemiyormuş..ikide bir Evvel Zamanını ararmış ağlayarak: hiçbir şey yok,biz bir hiçiz değil mi ?dermiş acıyla..Evvel Zaman:”evet evladım ..hiç bir şey yok ..biz hiçiz, hiiç “dermiş..çocuk perperişanmış..hayattan kopmuş gitmiş..
…………………………….
(Çocuk öylesine her şeyden bihabermiş ki; Zat bir Mürşidle seyir yapmanın anlamından habersizmiş..onlar tepeden götürürlermiş..bir anda..zamanla kabiliyetine göre anlamı çıkartabilirmiş salik hani.. o bir anın anlamının ciltler dolusu kitap olmasının bu demek olduğunu da yeni anladım Sevdiğim..teşekkür ediyorum..o bilmem kaç on şiddetindeki depremle yıkılmadık duvarı ,dağılmadık zerresi kalmaması..bir anda yıkıp bir anda yapmak..şok sistemi sanırım bu..çok ağır tabii.ama Sen varsın ya …Sen varsın..)

ADI  gibi cismi manası da LATİF olan DOST  bu alemden ayrılmış.. iki hafta sonra.. hayalinde çocuğun eline beyaz bir kağıt vermişler..iki cümlelikmiş bu mektup..ilk cümle babasının çocuğuna hitapmış.. kağıdın ortasında ise  sadece şu yazıyormuş..”Ebu’l  Vakt  çok yakında bu alemden ayrılacak”… hep beklediği haberle darmadağınık olan çocuk, daha bir dibe vurmuş..zaten aylardır günde bilmem kaç defa sala dinleyerek teselli bulan ruhu,  daha çok salaya muhtaç olmuş.
.. ve elinde bir demet nane, bir beyaz gemiye binmişler.. o sıralar ve sonra, kontrol edemediği gözyaşlarıyla dolaştığından hiçbir şeyi göremiyormuş zaten..


Ve  birliktelermiş..bir asırlık çınar ve onun gölgesine sığınan çocuk yan yana oturuyorlarmış..eleleymişler..çocuk O’na yazılarını okurmuş..en çok bu bölümü severmiş çocuk..bir eliyle O’nun elini tutar ve masalı genelde gözyaşlarıyla okurmuş..O el ve O beden bu yazılardan hep depremler geçirirmiş..çocuk korkar ve durur:”Size zarar veriyor muyum?..Sizi üzüyorsam okumayayım” dermiş..Evvel Zaman da ”devam ediniz” dermiş..bazen o gözlerden bu yazılara yaşlar bile akarmış.çok garipmiş.. çocuğun öyle çok sorusu olurmuş ki; nedense buraya gelince dili tutulur, o soruları ya soramaz yada unuturmuş..
ve  o mektubu da anlatmış..Evvel Zaman hiç olmadığı kadar neşeliymiş..çocuğu yanından hiç kaldırmamış..çaylar börekler..aynı bardaktan çay içiriyormuş.. aynı böreği beraber yemelerini istiyormuş..işte çok saadetli zamanlarmış..çocuk  Onlayken hep ağlarmış nedense..işte bir ara çocuk O’nun dizi  dibindeymiş .. nasılsa evdeki diğerleri yanlarında değilmiş..tesadüf!!! tabii..birden yok olmuşlar, içeriden sesleri geliyormuş..


..aniden …öyle kuvvetli bir el, çocuğu  göğsüne çekmiş ki
..çocuk o göğse tüm yüzüyle gömülmüş…Evvel Zamanın içinde uçuk mavi entarisi, üstünde  deve tüyü hırkası varmış..başında beyaz takkesi..çocuk  yaslandığı O göğüsten başka bir göğse akmış ..ama bu nasıl olmuş?..bilmiyormuş..bir Hırkanın içindeymiş sanki..çocuk yüksek sesle hıçkırarak ağlıyor :”Ya Rasulullah ..Ya Rasulullah ..Ya Rasulullah “diyormuş..burada saf şefkat varmış..başka tanımı yok..saf şefkat.. ne kadar zaman geçmiş..bilmiyormuş..belki de bir an..neden sonra çocuk başını sığındığı o göğüsten kaldırmış ..Evvel Zamanın gülümseyen Vechi ni görmüş.. çocuk: gerçek gibiydi..gerçek gibiydi..gerçekti..O Rasullullah tı..bu nasıl oldu? demiş..ve çocuk Evvel Zamanın boynuna dolanıp daha çok ağlamış.. anlamış ki veda ediyorlar..veda..veda.. çocuk giderken Evvel Zaman ona büyük bir sevinç ve adeta gülerek demiş ki :Biz HAY ız..Biz ölmeyiz..Bize ölüm yok..bize sorgu sual yok.. vazife devam edecek şimdi ve ebeden..Biriz beraberiz
…….

çocuk kapıdan çıkarken; az evvel yemek yedikleri mutfaktan tekerlekli iskemlesini geri geri iterek, masmavi gözleri ışıl ışıl çocuğa bir daha bakmaya çıkmış  Ebu’l VAKT..ve çocuk yine tekrar sarılmış.. veda ediyorlarmış..yeniden kavuşacakları ZAMAN da ki ZAMAN a kadar….

ve daha sonra ki telefon konuşmalarında Evvel Zaman hep bu sözleri çocuğa tekrar etmiş..ve  bir hafta sonra ise bir daha hiiç ayağa kalkamayacağı yatağına bağlanmış..bir buçuk ay sonra da bu alemden ebediler alemine ,en güzel kandillerden birine yıldız olarak yerleşmiş..tıpkı bir avizenin kristal taşı gibi.. onun yıldızı da o avizedeki yerine monte olmuş..( masallar ise çok güzel antika bir çekmece içinde muhafaza ediliyormuş..)


başka Sevdiğim..Hırka..içinde hiçbir şey olmayan O Siyah Hırka ..herkesin birbirine dönüştüğü -yok olduğu hırka..yokluk hırkası bumu demek Sevdiğim.. hep aynı şeyleri birkaç senedir yazdığımı biliyorum..ve okuduklarımdan anlıyorum ki herkes ömrü boyunca hep aynı şeyi kendince yazmış ve hala yazmakta… artık neden anlayamadığımı - anlamayı bitiremeyeceğimi öğrendim en azından..çünkü eski ben,yeni nefesli ben değilim..anladığım şey de, eski anladığım değil..bir sonraki anlayacak olan ve anlaşılacak olanda değilim..

…..çocuk; aklına geleni içinde tutamadığından, söylediğinde, tüm bedenini saran tesirin, iyimi kötümü olduğunu sormuş bir defasında Evvel Zamanına: ”istediğinizi söyleyiniz.. … izinlisiniz..onlar anlamayacaklar..unutacaklar..çok az kişi bilip,çok az kişi anlayacak “demiş.. ve Zaman da çocuğa :O, size ne dediyse hepsi doğru, halen devam ediyor demiş..ve onlar çocuğa yaklaşamayacaklarmış da.. bence en güzeli bu…işte bu söz, bu cümle çocuğun korunma hırkasıymış ..çünkü insan kendi gördüğünü bile, ona anlatıp yaşatmazlarsa,asla anlayamazmış.. artık bunu çook iyi idrak etmiş..bir kişi mana alemine ait bir şeyi istediği kadar görsün,bilsin ,duysun,anlatsın=anlayamazmış.. eğer ona, onu açıp anlatmazlarsa= yani izin çıkmazsa, asla o şeyi hakikatte öğrenemiyormuş..o yüzden de  benim o tek anı anlamam için, bir ömür boyu yazsam bile yetmeyeceğinin bilinciyle içim çook rahat..esas olan o yolda feda olup ölmekmiş..insanın uğruna öleceği bir Sevdiği ve Onun manası varsa bu her şeye değer bir bedeldir.
.
……
hani ben, sevdiğimden dem vururken ilk zamanlar, derdin ya:”ne mutlu size,sevdiğiniz,özlediğiniz ve düşündüğünüz biri var..siz çok şükretmesi gerekenlerdensiniz.  bunun için çok şükredin olur mu?ya birde sevip düşünecek ,özleyecek biriniz olmasaydı?”...ben hep şükrederek ölenlerden olmalıyım inşallah ve aminn..

Hurşidimden Mürşidime bir tutinin güncesi..
Yakut-i  bir sayfanın üzerindeki O Güneşe….çaresizlikle sorulan o soruya aynı çaresizlikle bakana…..o yumuşamış yüz hatlarındaki duygulara…. o hüzünlü bakışa…….
Sevdiğim bu hafta neler idrak ettim unutmadan geçmek istiyorum..
önce sağlığım tabii..kan değerlerim yüzünden dibe vuran vehmi-vesvesevi yapım için o üzümlü kınakına şırasını içiyorum..birde meyve suyumu..tabii denge içinde haftaya yazmak istediğim şeyin-lintehuu =olayı yumuşatan bakırın-  maddi vitamini olan B12 yi:)-:(lütfen bana  . O  için yardım eder misin? )şimdilik daha iyiyim şükür..o  hırçın baraj  denizi  içinden çıkan ve beni oraya çağıran lintehuu var ya..söylesene,ben o ana santralde fazla demirden dolayı helak olmaz mıyım Sevdiğim?!!!!:)…



 ve Sevdiğim kurban meselesi..beni kan tutar biliyor musun? hz. Peygamber, mümkünse kurbanlarımızın başında durmamızı neden buyurmuş şimdi az biraz anlıyorum sanki..malum damarlarımızda kanımızın içinde gezen..o akarken bize, biz anlamsak da, nefsimize ruhumuza bir şey aktarır değil mi?ve Sevdiğim nefessiz kalsaydık eğer bölümü var ya?..ben balıkların canlarının acımamasına çook sevindim.inanılmaz huzur duydum biliyor musun?neden bilmiyorum…ne mutlu ki hz Pir  Mevlanamızın dediği gibi “hepimiz O’nun ağının içinde yüzen balıklarız”..ve bugün avlanma yasağı var..hepimiz Arefe de O denizin içindeyiz.:)

1.TEFEKKÜRÜM:yine  salat esnasında olduğu için çok önemli.10 . masalda ki Ehl-i Beyt-i Milleti İbrahim’in  cem makamı… 11. masaldaki Ehl-i Beyt-i Mustafa nın hz. cem makamı…şeriat..12. masaldaki Al- i Aba nın ise cemülcem makamı.. marifet olduğunu düşündüm..bilmiyorum doğrumu Sevdiğim..Sen doğrusunu öğret diye eklemek istedim..

2. TEFEKKÜRÜM,aslında Yaradılış Bayramından beri sürüyor..neden yazmadım? çünkü öyle çok yazıyorum ki bıkıp sıkılıyor ve sayfada yer bulamıyordum.. tesadüf ya, birliktelik hasıl oldu şimdi.. doğru zaman bu zaman demek ki..Fıtır –Yaratılış Bayramı evveli nette “Sümer Yaratılış Efsanesine”bakmıştım.. orada bugünkü bizim bildiğimiz efsanelerden değişik bişey yok. hatta aynı gürültülü kardeş kavgalarının bugünde gazabı çektiği malum..daha sonraki tüm mitolojinin de bu yazıtlardan çoğalıp daha süslü ve gizemli hale getirildiğini de anladım..birde  “yaratılış destanında” ilk kaydedilmiş  bir rüya ve yorumu var.. bence onu Senin okuman lazım..çünkü bir devrin kapanıp yeni bir devre insanlığı gelirken hangi esmalar  baskın bence bir tek Sen anlayabilirsin.. şunu tefekkür ettim..O dönemin ilk insanları gerçekten çocuksu - olduğu gibilerdi..ve  okuduklarımız-kelimeler tabii ki çeviri..onların duygularını o kelimeleri çevirenin bilgisi ile nasıl anlayabiliriz ki değil mi?ya onlar..bizi okusalar bizi anlayabilirler mi?bence hayır..çünkü ben bile kendimi anlamaktan aciz olduğum halde, bir başkasını nasıl tam kapasite algılayabilirim ki?..ancak izlenimler edinebiliriz.. yaradılış efsanesinde daha varlığın ortaya ilk çıkışı ile bir bedel ödemenin de –yani kurbanın da ortaya çıktığını ŞU AN YAZARKEN İDRAK ETTİM.İÇ İÇELER..


bir eş diğer eşin KURBanı dır-YAKINİ-DOSTU dur mesela..ve o çift birlikte dünyaya getirdikleri çocuklarının kurbanıdır …ağzımızdan çıkan sözlerin kurbanı olmaz mıyız hep?..ve ellerimizle işlediğimiz fiillerimizin kurbanı değil miyiz aslında?..    sahip olduğumuz malımızın mülkümüzün kurbanı değil miyiz?ve ya  Aşk!! .. gerçek KURB AN AŞK değil midir?! O GÖNLÜ verene O’nu veresimizin  gelmesi bumu Sevdiğim?!!


FITIR=YARATILIŞ BAYRAMI  ile bize bahşedilenin- iz düşümünün KURBİYET-YAKİNLİK-DOSTLUK BAYRAMI  olduğunu şimdi yazarken algılıyorum Sevdiğim.. bununda Kelime-i Tevhidin bir başka manası olduğunu da tabi..LA İLAHE İLLALLAH  MUHAMMEDÜNRASULALLAHKUTLU OLSUN


 Sevdiğim  o çareSİZ soruya gelen hediyeye çook teşekkür ediyorum..içiçe-birbirini giymiş bir beden için …. yeni..yepyeniii..candan can kırıkları olmayan latif-i camdan kürre için..içi rengarenk ışıltılı..böyle bir güzellik- eşsiz bir sanat olabilir mi?Seni ancak Senin gönlün bilebilir ve olması gerektiği gibi sevebilir.. işte Seni öyle SEVİYORUM..
ve SEVDİĞİM bundan sonraki masalı nasıl yazacağımı çözemiyorum…hata yapmaktan korkuyorum.. lütfen… çizdiğim o şeyler ve o ışık ?!!............

tabbi ki bayram-i lezzeti pek bi ehven,  bir yeni içeceğimiz var Sevdiğim.. geçen ki  meyve suyumuza nar da dahil olmak istemiş..böylece akıp giden nar taneleri ziyan olmadığını-şifayab olduğunu anlatmak istemiş..tarifimiz:meyve sıkacağımızda bu defa nar-greyfurt-limon ve portakal var.afiyet olsunn:) AREFE
…Bir hafta sonra..dikenli bir çalılığa neden inatla bülbül dediğini anlayamıyorum Sevdiğim..ondan gül olmayacağınızı ikimizde biliyoruz ..ama olsun işte Sen beni böyle dikenlerimle sevindiriyorsun ya önemli olan bu..yeni ordusal pervanevi kanatlar için teşekkürler..dehşet yani..sohbet içinde..SENİ SEVİYORUM…..




nur cihan
15.11.2010