1 Şubat 2011 Salı

ŞEY’lerin GÖRECELİ TEKAMÜLLERİ MASALI-4



ŞEY’lerin GÖRECELİ TEKAMÜLLERİ MASALI-4

yükseklerden uçmayı sevenler  derin Yar’lardan  hüzünlü ürperişlerle düşmeyi de severlermiş..düşmenin hazzıyla  tekrar yükselmenin ve daha yükseğe çıkabilmenin miracına ….

Merhaba Sevdiğim ve Merhaba.. tatildeyiz ve neden yazdığımı bilmiyorum.. zaten yaz tatiline de girmemiştim..hayatım tatil ya o bakımdan:) Sevdiğim, son masalın geldiği yer yine  tefekkürde gideceğim en son noktam olduğundan, şimdi aşağıya ineceğim.. yani, pardon.. çakılıp düşeceğimi düşünüyorum..hatta bunun utançlı bir düşüş olacağı zannına bile kapıldım.. Sen bunu bildiğinden kaldırımları yükselttin değil mi? defalarca gelip gelip aynı hızla yere çakıldığım o yerden, bu sefer yeni farkındalıklarla  aşağı süzüleceğimJ.. artık bir ipucuipim var… son masalda, yaratılmışlığın, madde-i atomun- Eski Mısırdaki tanrı Aton un - yani aklın bittiği yerdeydik.. bu sefer izi buldum sayende Sevdiğim.. Kaf ile Nun yani KÜN iradesinin içinin küntü kenz olduğunu da..tabii bunu nasıl buldum ..o  nutku ilahi ile ..çok teşekkür ediyorum..Seni hala çook seviyorum..

bal10’ların tekamülü şiiriJ(her geceye bir anlık  tezahüri satır)
ışıklar rengarenk göründü(Cuma)
ve içindeki balonlar her yanını sardı ..sanki kürenin içinde uyudu
(ct)
ve şebnem-i rahman damlaları .. sade. İçten..sevinçli..
(Pzr)
Sevdiğim bugün, tüm insanlığa ağır geldiğini bildiğim bir konuyu sorgulamak istiyorum..bunu ilk önce kendim için yapacağım ..hep sorduğum o şeyler.. yanii cevabını kendim bulmadıkça anlayamayacağım için, hiiç cevaplamadığın o mevzuu..ve bu masalla taaa en çukura düşebilme ihtimalimi bile seviyorum.. çünkü ben yazarak ve onları  defalarca okuyarak ,zamanla içindeki manaları anlayabiliyorum.. ve başlıyorum …..

ÖRTÜLÜ  kapalı -ÖRTÜSÜZ açık  TUTUKLU tutanaklar masalı..
bu masal Havva Kızlarına adanmıştır…

……….. Ernest Gelner’in Şerif Mardin Hoca’ya söylediği bir söz aklıma geldi; diyor ki: “Türk erkeğinin Cumhuriyet öncesi iki özelliği vardır. Biri maçoluk, diğeri Sûfî eğitim neticesinde kazanmış olduğu zengin bir derviş kalbi. Tıpkı bir şövalye gibi. Modern dönemle beraber, o Sûfî eğitim kesilince ortada Türk erkeğinin sadece maçoluk özelliği kaldı.”   ..alıntı..


 Zaman Zaman içinde Anlar anından bir DEM..Yaratıcı, pek çok şeyi anlatırken daima zıttıyla anlatır..ve aslında her şey birbirine örtüdür..ZAT SIFATA- SIFAT ZATA ÖRTÜDÜR..madde manaya- mana maddeye örtüdür..varlık yokluğun –yokluk varlığın örtüsüdür..zahir batının –batın zahirin örtüsüdür..ve tencere kapağı bile tencerenin örtüsüdürJ..erkek kadının-kadın erkeğin örtüsüdür..ve bugün salakça anlaşıldığı gibi örtü sadece kadının saçındaki bir bez parçası değildir..hakikatte ,o kadın da açığa çıkan mananın örtülmesidir.. ondaki yaratıcılık sıfatına saygı içindir.. edeben.. başka erkekler için örtünmez hiçbir  kadın..örtünmemelidir de.(Sevdiğim onların erkeklikleri bile göreceliyken değil mi yaniJ).kadın kendine olan saygısı için isterse örtünür..bunu yapıp yapmayacağını bilir ,hisseder diye düşünüyorum.. ve gerçekten tesettüre bürünmüş erkekleri unutmadığımı da belirtmek istiyorum..

çağlar boyunca kadın kendi değerini bilmediği gibi, ona ,değeri bilerek de bildirilmemiştir..karnından sıpayı sırtından sopayı eksik etme denilen töreyi de..yani görünüşü erkek=manası  dişi olanlara, yani ER olamamış erkeklere kendi türleri de böyle öğrete gelmişlerdir..mesela hz Rabia ..o örtüsüne çok dikkat etmezmiş bu hikayede..ve bir gün:” çabuk bana bir örtü getirin” deyip telaşlanmış..ve hemen sıkıca örtünmüş..”hayrola demişler sen böyle yapmazdın”..”er geliyor.. o yüzden böyle örtündüm” demiş ve tabii o gelen er Hasan Basri hz miş.. düşünmek lazım değil mi ?

toplumumuzda kadınları korkutmak,ezmek,horlamak  yaygındır..gelenekler ve atasözlerine bakılsa yeter.. hala bu geleneğin tüm haşmetiyle sürdüğünü de  görürüz..bugün kadın en yüksek okulları bitirip en tepe koltuklara kolayca gelebiliyor.. ya evlerinde.. ya sevdikleri erkeğin yanında…kendi dört duvarlarımızın içinde, üst üste sefertası- insanlığa aykırı binaların göz göz çekmece dairelerinde ne kıyametler, ne gözyaşları dökülüyor aslında.. hepimiz biliyoruz..kadınlar kadar erkek çocuklara yapılanları da..  gözlerimizi yumup, kulaklarımızı  tıkıyoruz değil mi? bunları yapan kim peki?..kim?...kol kırılır yen içinde kalırı öğrendik çünkü.. bu da zulmü –zalimi  örtmedir..haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanları oynarız hep.. bu insanlık katliamları asla kız çocuklarının başlarındaki  en  fazla 1m lik kumaş parçası kadar değerli olamamıştır ne yazık ki..meğer bu başörtüsü, kişilerin pisliklerine örtülü gündem olmakla ne bulunmaz hint kumaşı haline gelmiş değil mi?

ve bir bez parçası değildir kafaya konan o  şey..o yüzden de hayatında başını takkeyle dahi olsa örtmemiş- hiçbir çağdaşlık bozuntusu, uçkur düşkünü, medyatör ,siyasetçi bundan bahsedemez. . bahsetmemeli.. ve şunları kimse kimseye söyleyememeli: onun beynini örümcek ağları sarmış.. irtica.. çağdışı.. peygamber tavuğu…sen bunların başlarını örttüğüne bakma.. onları birde evde gör… … …. senin başın kapalı ama benim içim…şimdi ben başımı örtmüyorum diye cehennemlik miyim yani?..Allah saça kıla bakmaz..o takvaya bakar.. kıyafetle müslümanlık olmaz..imanla amelle olur.. kapalılar açıklardan daha dikkat çekici.. dikkat çekmek için örtüyorlar..onlar örtülü çıplaklar..ülke bunların yüzünden battı…..
……………..
Bunu uzattıkça uzatabiliriz değil mi?yani şu son 30 yılın BELAsı –BEKA başörtüsü konusu.. siyasilerin en acımasız, en pis, en çirkin, insanlık dışı tezgahı.. başını örten kadını  toplum dışına itip diskalifiye etme ,ezme, parya haline getirirken bu konu arkasından istedikleri her pisliği yapabilme tezgahını..bunu herkes aslında biliyor..onların iğrençliklerini, bir kadının eteği altına saklanmakla eşdeğer başörtüsüyle yaptıklarını da..ama karşılıklı çıkarlar var..ve hiçbir yetkili kişi çıkıp o kızları ,o pis aşağılık durumdan çıkartamıyordu..aslında herkesin işine geliyordu..aynı pkk yı – terörü-uyuşturucuyu,insan köleliğini,mafyayı  bitirmemekle eşdeğer aslında.. neden?...neden?...diye soranlardan biride benim tabii..neden?..ve…. dünyanın gözü önünde bir kadın meclise kadar demokratik biçimde getirildi..ya sonra  vazifesi ;hayatı, sadece ülkeyi fetret dönemine sokup oradan asla çıkarmamaktan ibaret olan biri yumrukla “çıkarın bu kadını “dedi..ve  kazanan benim için o  aşağılanmış, gönlü darmadağınık edilmiş kadındı..kaybedense soluk mavi sahte demokrasiydi.. ve ölmek ne kadar zor değil mi? ............... neden?.......
(Sevdiğim ne garip.. en son fena halde kapıya çakılışımda da bana, kapıyı o açtırmamıştı ya.. şimdi hatırladım bak
L)..tesadüf yok değil mi?

32 senedir başını bir şeyle sarıp kapayan ben tabii ki cahilim,örümcek kafalı, irticai ,gericiyim..düşünemem ki, fikrim olsun değil mi?üstelik onca senedir saçları örtülü olan biri kel olur diye hala merakla düşünülmekte..el cevap:ben henüz  başı kel olmuş  örtülü bir yaşlı göremedim ne yazık ki ..ama saçları fönden kelleşmiş sayısız kadın gördüm herkes gibi…

Tasavvufi açıdan bakınca ilk örtü  hz.Adem’le başlıyor.. tabii Cebrail as. la da..yani o  ilahi mana kimde zuhur ettiyse onla..Adem ve Havva atalarımız ilk örtünenlerdir..biz insanlar aslında; manadan maddeye tekamül edene dek 70.000 hicap perdesiyle örtünerek - giyinerek bu aleme geldik belki de değil mi?ve miracı manayı meratip ederken de ,maddeden kat kat soyunarak yükselebiliriz..fakat bu manen olur..ve siz yükseldikçe  beklide maddede daha çok örtünme gereği de duyabilirsiniz ki, bu bence, kişideki tecellilerle alakalıdır..esması zuhuru ile..hz Peygamberimiz  ,Cebrail a.s la ilk  buluşmasından döndüğünde “beni örtün beni örtün” demiştir..Yaratan, geceyi ve gündüzü bize örtü yapmıştır..eşleri karı ve kocayı birbirine örtü yapmıştır…bunlar aklıma gelen ayetlerden..eminim ki bu konuda pek çok ayet vardır..bürünmek-örtünmek- rahman-kapsamakla alakalı..rahmanın kapsayan, örten, koruyan manasının yanında, kadında rahimiyet yani korunan, kapsanan, örtülen manası da vardır..istiridye kabukları rahmansa, içindeki inci rahimdir..bu manada inci dahi kat kat örtünerek büyür gelişir..gerçek bir inci haline ise: en çok örtünmüş, en iri ,en parlak haline dönünce  değer verilir değil mi?

BİR ANLAM..ilk başta hiçbir değeri yok gözükür..belki o kat kat bohçaya sarılmıştır ki, onu soymak lazımdır..taa içindeki o özü bulana dek ..sonra anlarız ki bu mana herkes için değildir..sadece ehli gelip ona baksın, görsün, anlasın, alsın  diye bu sefer biz onu kat kat örter bohçalarız..çünkü o haram-ı  mahrem-muhteremdir..  haremdir.sadece kişiye özeldir..(Sevdiğim o  protestanı  buraya anlam olarak yakıştırdım:)
…….
evet Sevdiğim.. bu yazdıklarımı hayret ederek, sanki büyülenmiş gibi yazdığımı Sana söylemek istiyorum..şimdi  bu yazdıklarım benim birkaç gündür tasarladığım hiçbir kurgumu yansıtmıyor, ona hayret ediyorum..bil istedim.. benim tasarımım çok özel,kişiseldi..fark ettim ki o yanlışmış..bu yazdığım daha umumi ve doğru..devam edelim mi?henüz istediğim mana çıkmadı sanki..ama izi çıktı ….hem de ne biçim ..süper …

….evet.. Herodot tarihinden aklımda kalanlar..Turuva’lı Helen mesela..Mısır’a geldiğinde hayret eder..yüksek tabaka hem örtünmüyor, hem de peçe takmıyordur çünkü.. batıda ise bir kralın eşi ve onun gibi soylu özgür hiçbir kadın, başını ve yüzünü örtmeden halkın içine çıkamaz..teba onun yüzüne bakamaz..bu eski hemen tüm toplumlarda böyledir..kumaş zaten çok değerlidir. onu ancak zenginler bol bol kullanabilir..köleler çıplak bile gezebilir..çok doğaldır çıplaklık..çünkü sahibi ona kumaş vermezse nasıl örtünebilir ki...mesela eski saltanatlarda kaftan, libas, şal filan hediye verilir hep. Bugün Budistler de bu şal verme hala sürüyor..eski Türkler de  de var..geçen izledim ..koyu mavi şal veriyorlar misafire..bu onlara verdikleri değeri anlatıyormuş..


aslında başlangıçtan beri kadın ve erkek beraber örtünürler..sadece çok ufak detaylarda farklar vardır..bugünde öyledir.. daha doğrusu ne geçmiş, ne gelecek vardır..geniş zamanda her anın yorumlandığı tek an vardır…o da senin yaşadığın –farkında olduğun andır.. insan geçmişini  yenilenmek adına silip atarsa, kökü olmayan bişeyin geleceği de tabii olmaz..mesela son yy da tüm dünya tarihine bakmak lazım..gelip geçen faşizm ve kominizmin yıkıp talan ettiği insanlık enkazına…hangisi kaldı..hiçbiri..çünkü  korkunç bir unutturuluş kahrediş vardı…insana verilen değerin kıymetini bilemeyen ve onlara dur diyemeyen  insanların elinden, o hazineler ,zalim despot diktalar tarafından zorla alındı.. dedesi erik yemiş  torunun dişi kamaşmış oldu..anlayan için tabii..anlamayan hala bilmem ne izimler  peşinde koşuyor ve koşacak..çünkü herkes insan suretinde ama  ya manası?tüm alemler bizde dürülü yani örtülü kat kat bohçalıysa eğer?..sen kendinde kaçıncı katmanı açabildin?


ve herkes aslında kendi manasını biliyorsa?onu saklamak içinde örtünür değil mi?iyi ve değerli bir mücevherse anlamayan gelip onu incitmesin, saldırmasın diye  saklar, bürür, örtünür..veya ondaki mana iyi değilse..kahrında hoş lütfun da hoş diyecek bir edebi terbiyeden geçmediyse, ve o terbiyeyi kabul etmediyse  … bu sefer oda ,kendindeki manayı örtmek için,  başkalarını pisliğe bulayarak yağ gibi üstte çıkmak için kullanır..ne yazık ki yalancının mumu?…..çünkü yalan söylemek  dünyadaki en ağır, en zor şeydir..düşünün bir yalan söyleyeceksiniz.. ama o yalanı korumak için sürekli yeni yeni yalanlar üreteceksiniz..ilk önce kendiniz inanacak ve zamanla başkalarını  da bu yalanlara ikna edeceksiniz..yani 40 tilki kuyruğu döndürdüğünüz beyninizde 40 kuyruk birbirine değmeyecek… sonuç…yalancının mumu yatsıya dek yanar olacak..sonuç ..milyonlarca insan katledilecek..bir kaç kan emici, madde bağımlısı, güç tanrısı olmak isteyen şeytaninsan yüzünden..ve iyilik erdem ahlak rafa kalkacak..hayatlarında hiçbir değer üretememiş kişiler medyayla yalan dolapları üretecekler..onlar yalılarda, adalarda, meşhur kişilerle arzı endam edecek..her şey onlardan sorulacak=bu adamlar kendilerini bilemedikleri için her şeyi bilebilirler değil mi?:).. kaçakçılar ,medya patronları ,silah tacirleri, devlet reisleri, uyuşturucu tacirleri ,insan tacirleri ,ilaç –kimya cellatları…

ve halklar –kardeşler birlerine düşürülüp esas istenmiş olan ÇEKİRDEK-NÜVE-ÖZ AİLE bozulacak.. çünkü aile bozulursa ne ülke, ne din, ne vatan, ne millet olur.. ve onlarda istedikleri gibi at oynatabilirler..neden islam ülkeleri üzerinde bu kadar oyun var sanıyoruz ki..ilk önce aile değerleri, bağları, imanları ,şehadet duyguları için ..yani onların beceremedikleri TEVHİD=BİRLİK duygusu için..ölmekten korkmayan bir  milleti nasıl başka türlü yenebilirler ki?..ancak  mahremlerini –haremlerini-annelerini-kadınlarını-kızlarını  ellerinden alarak..birde böyle bakmak lazım belki de..

Eskiden okuduğum bir kitapta aklımda kaldığı kadarıyla şöyle diyordu..bir ülke düşününki savaşta yanmış  yıkılıp harap olmuş..erkekleri ölmüş..kalanlar sadece kadın ve çocuklardır..işte her zaman  olduğu gibi hayatı kuran ve devam ettiren kadınlardır..o çocukları  doğuran, büyüten kadınlar..hayatın ta kendisi..nefesin kudretli elçisi..değeri biliniyor mu peki?HAYIRRRR..neden?ÇÜNKÜ DEĞERİNİ KENDİSİ DE BİLMİYOR..BİLMEYİ BİLE İSTEMİYOR…


bugün tüm ırklar karıştı..ve belki tarihte hiç olmadığı kadar muhteşem heykel silüetinde insanlar ortaya çıktı..peki  ticari mal sattırmanın haricinde artık değeri kıymeti var mı?hayır…hürmet ediliyor mu? hayır.mesela Evvel Zamanım küçük bir kız çocuğuna bile ayağa kalkarak elini öpermiş..  ya şimdi ne değişti?... neden bu  güzel , kültürlü ,zengin içerikli insanlar yuva kuramıyor ve mutlu,huzurlu olamıyorlar.her şeyleri var.tarih boyunca uğruna ölünen her şeye artık sahipler.  peki neden insanlık bu kadar  değersiz halde? ve kendimizi bu kadar gelişmiş sandığımız bir durumdayken, neden hala  başlara örtülmüş bez parçaları için salaklıklar yapıyoruz..

şimdi biraz gericilik yapmak istiyorum izninizle..benim ruhum gerici ya o yüzden J   aynı bu resimdeki gibiJ..onun bile nurdan örtüsü var çünkü..herkesin ruhu gibi yaniJ

Sevdiğim  şimdiye dek şunu yapayım, bunu yapayım diye masallara yazdığım hiçbir şeyin olmadığını biliyor musun?:) geçen haftaya bak mesela..bişnew in ikinci bölümüne gitmek için hazırdım ki, gitme saatimde inanılmaz rüzgar, soğuk ve kar başladı:) hoşuma bile gitti..gidemedim tabiii ve sabahında Yunus Emre’nin yeni hocası Sendin ve anlatıyordun..bunu kaydetmek istiyorum .çünkü harika bir şey …bir annenin sütünü içen(iten ve çeken) bir bebek gibi düşün ama aslında öyle bişey değil..görüntü yok ..ses, hiç bişey yok.. saf mana.. alaka…anlıyorsun değil mi?..bir iğne deliğinden anlam akıyor..oysa o mana henüz yok..yani anlam kazanmamış..ama o anlamı emdikçe cümleler oluşuyor..şiirsel bir haz, bir lezzete dönüyor.. inanılmaz bir tad..acaip bişeydi..ve Sevdiğim istiyorum ki bu masal bittiğinde öyle olsun..imbikten süzülüp gelen O mana misali şifayap. . bunun için  çook teşekkür ediyorum ve Seni Seviyorum…devam edelim mi peki ? evvet…

ve Sevdiğim ben 4 aydır,haftada bir gün İstanbul Tarihi dersine gidiyorum.. hocamız bir gurme,koleksiyoncu, yazar ve rehber.. tarihçi..ve Eski Mısır uzmanı (bahtımı seveyim değil mi SevdiğimJ)üstelik 8 kişilik sınıfımızın yarısı ile o,şimdi Mısır’da..o tasavvufla, dini anlamlarla hiç ilgilenmiyor ve öyle şeyler sormamı da sevmiyor ..”sakın sormayın” diye beni ikaz bile etti..bende mitolojik tanrıları soruyorum:)..(yani esmaların zamanla tanrıya nasıl dönüştüklerini öğrenmek adına)..ve İstanbul masonlarını takip ediyorum..hiç kaçmıyor yani.. her yer den çıkıyorlar inan..bu masal çok uzun olduğu için başka masalda yeni buluntularımı yazarım..bu derse neden gidiyorum biliyor musun.. senelerdir gazete, dergi, haber izlemediğim için dünyadaki  hiçbir gelişmeyi bilmiyorum ya..ilgide duymuyorum işin tuhafı..ve insan doğduğu mekanı toprakları ziyaret ederse hatıraları canlanır ,zekası artarmış diye duymuştum ya onun için..ve gerçekten işe yarıyor..tam 4 ay boyunca Cadde-i Kebirdeydik..bunları daha sonra yazmak istiyorum..şimdi konuyla alakalı yere geleceğim bak..insanların ,mekanların, semtlerin, ülkelerin bile tekamülleri var ya hani..işte benim bu dersten öğrenmek istediğim maksat asıl bu..şimdi bunu örtülü ve örtüsüz kadınlar için kullanacağım ..

örtü her toplumda var olan bir şey..sadece ilkel topluluklar çırılçıplaktır ve batı medeniyeti oraya girince ilk iş hemen onları giydirirler.. ellerine incil,içki,silah verirler..sonra da topraklarını elinden alırlar ve onları kamplarda soykırıma tabii tutarlar..bunu haftaya kendi ilgi duyduğum bölüm için unutmamak  adına yazıyorum SevdiğimJ..

*düzeltme:geçen hafta güllere, terk de demişim..terkler başka bişeymiş güller başka..ve tabii her zamanki edepsizliğimi yaptım..sayende düzeltiyorum..bu masalın çocuğu hz Gavs ül Azam ın yeni başlayanlara verilen dersini terennüm ediyormuş..kapasite o kadar, o yüzden.. ve ben çok memnunum ..teşekkür ediyorum Sevdiğim..

ve konumuza devam..Eski Türkler de kadın çok rahat ve özgürdü.. tarih yazıyor zaten..ama o zaman baskınlar- göçebelikte vardı..herkesin böyle olması gerekiyordu.. hala kırda yaşayan kadın öyledir..doğallığın gereğidir bu çünkü … zamanla şehirleşip durağanlaşıldı..savaşlar yaşam alanı dışına çıktı..fetihler yapıldı.. İstanbul bir İslam şehri oldu..ve dünyanın kalbi de ..bugünde  insanlar bilsin bilmesin; bayrağımızın simgesiyle de  anlaşıldığı gibi, mana Devleti Aliyesi buradan tüm dünyaya hükmeder..neden?kaldığımız yer daima başladığımız yerdir de ondan.. hiçbir şeyin arası boşluk değildir.. BAKAR körler  göremez tabii..ve dünya bir bakaranın boynuzları arasında dönmektedir..   büyük bir kısmının da, iki bacak boynuzu arasında…

İşte dönemi Osmanlı 72 millet ..müslüman türk azınlıkta..ama hepsi iç içeler.. rengarenkler..dünyadaki bütün lisanlar konuşuluyor..hemen herkes pek çok lisan bilebiliyor ..şimdiki gibi değil..ve her milletin kendine has giyimi, inancı,ritüelleri var..engin bir birlik hoşgörüsü var.. bu halde yüzlerce yıl yaşıyorlar… yüzlerce yıl…takiii..tüm dünyada iflas etmiş,devrini tamamlamış, artık işe yaramaz hale gelen babaoğul  saltanatlarının yıkımına başlanana dek.. tabii Zamanların tabiatı değişiyor..bence  esmalar değişiyor..yeni manaların hükmüne geçiliyor..mana maddeden seçtikleriyle uygulamalarını yürürlüğe koyuyor..ama Anadolu’daki , İstanbul daki o rengarenk hoşgörüde bitiyor.. örtülü örtüsüz, sıradan dile bile gelmeyen, akıl dahi edilemeyen şeyler üste çıkartılıp gözlere sokulmaya başlanıyor..hemen tüm değişik renkler- milletler yy. lar dır yaşadıkları vatanlarını terk etmek zorunda kalıyorlar..bir gecede  tüm kültür nasıl yok edildiyse, birkaç on senede de bu güzel   binbir değişik kültür mozağide bu ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor..ve kültür olarak iyice dibe vuruyoruz..
******************************

1925 de tekkeler kapandığı zaman milletvekili  Recep Peker  Ankara’dan şehri Kütahya’ya gelir..her zaman ki gibi dostu Şeyh Bekir Efendiyi ziyarete gider…..”Şeyhim ne dersiniz biz tekkeleri kapattık?” der.bu sual karşısında Şeyh Bekir Efendi  :”oooo imanım!o emri biz gece 12.00 de verdik.siz gündüz 12.00 de kapattınız..o emri biz verdik.çünkü  dervişler çorbaya pilava (harama-içkiye ) aşık oldu.gerçek Hakk aşıkları azaldı..bizler,çorba pilav aşıklarına zahiri kapattık. gerçek Hakk aşıklarını da gönül tekkemize aldık,der sonra da elini kalbinin üstüne koyarak:
“Recep Bey ,Recep Bey!buraya kilit kürek yanaşmaz.vakit saat geldiğinde biz,onları gönül tekkemizden yine zahire çıkarırız ve tasavvufu sayılamayacak kadar çok bütün özellik  ve güzellikleriyle tekrar ortaya koyarız..şimdi bekleyişteyiz,deyip bunun şuunat-ı ilahiye olduğunu ,Allah’ın emir vermeden murat etmeden bir yaprağın kıpırdayamayacağını iifade buyurur..

Alıntı:Batmayan güneş devam eden gölgeler /Hoca Hafız  Mehmet Dumlu
*******************************************
artık son 20 yıldır her şeyimiz var  çok şükür…en pahalı şeylerin bile alınabilir, yok fiyatına taklitleri var.kullan at yenisini al..anı yaşa, tüket ,yarın ölebilirsin. . yani biz medenileşelim derken değersizleştiğimizi- sığlaştığımızı  yeni yeni  idrak ediyoruz…tüm manalarımızdan, törenlerimizden, geçmişimizden soyula soyula çırılçıplak kaldığımızı yeni anladık..ne kadar fakir ve anlamsız olduğumuzu da ..bizi neden böyle soyup soğana çevirdiklerini ise hiç merak edip araştırmıyoruz..batı bizim manamızı maddeye çevirerek nasıl ilerledi hiç bakmıyoruz..bizim hazinelerimizle nasıl bize hava attıklarını ve dünya saltanatı kurduklarını idrak edemiyoruz..biz hala kadınların başındaki   o bez parçasıyla uğraşıyoruz.. neden?çünkü kalplerimizi kapkara bir ziftle katranladılar da ondan..kalpler uyanmadıkça da asla beyne ilahi-tanrısal  ilhamı gönderemez yansıtamaz..beyin tek başına sadece dünyevi şeyleri çıkarımcı düşünebilir..oysa mana kalptedir.. manasız madde ise içi boş-hiç değerindedir..


ve Sevdiğim sanıyorum çok yazdım, bilmiyorum ..bitirmek istiyorum..saded-i sonuca gelirsem eğer,söyleyeceklerim kendi yaşadığım ve etrafımda tam 43 senedir gözlemlediklerimden capcanlı  denemiş şeyler olsun istiyorum..

bir defa başörtüsü için önüne gelen konuşmamalı..o iğrenç medya budalaları asla konuşmamalı..onlar boğaza karşı viskilerini içerken şarkı çığırıp masa başında ülke kurtarsınlar bence…mahvettikleri milyonlarca kadının-erkeğin hayatının bedelini nasıl ödeyeceklerini düşünsünler..çünkü yaptığımız bize fazlasıyla geri döner =fizik kanunu…kadınlarına=manalarına  sahip çıkmayan erkekler vatanlarına hiç sahip çıkamazlar..vatan da kadın gibidir çünkü…

ve bazı kadınlar kendilerini bildiklerinden beri örtünmek isterler nedense..bu fıtratlarında var bence..onlara etrafı, aileleri, eşleri, sevgilileri ne kadar zulmederse etsin hep örtünürler.. hatta en hor görülen günah batağına saplansalar bile örtünürler…örtü günahtan korumaz çünkü..asla korumaz.. sadece temkin için çok yaralıdır ..daima sizi uyarır..  siz uyanmazsanız bile, etraf, sizi o örtüden dolayı sürekli sözel ve fiili hali ile uyarır…başınızı örtmezseniz kimse umursamaz ama örttüğünüzde  herkes sizden onun hakkını vermenizi ister..bu tuhaf bir şeydir..çok trajikomik ama acaip bir manadır.. gerçekten.. ateist bile sizi sorgular …inanılmazdır..bunun güzelliğini şimdi yazarken fark ettim Sevdiğim.. örtünün genlerimize kazınmış çözemediğimiz bir mana olduğunu da.. asla soyunamadığımız ,bizi var eden bir mana. ..çünkü insanın kendisi saf bir örtüdür aslında…anlayana tabii..

Ve örtüsüz kadınlar..onları istediğiniz kadar sıkın ,zorlayın..onlar yine örtünmezler..buda inanılmaz bişeydir..acaiptir..anlaşılmazdır..ve normaldir .. doğrudur…ve örtüsüz bazı kadınlarda vardır ki vazifeleri,manaları gereği belki öyle görünmek durumundadırlar..gerçekte ise onlar örtülüdürler.. belki başını örten pek çok kadından daha fazla örtülü………

aslında sadece kadının örtüsü konuşulması iğrenç bir şey..hz Kur aN da hem erkeğin hem kadının örtünmesi gerektiği vardır..kadının iffeti gibi erkeğinde iffeti vardır..TEMİZ ERKEK VE TEMİZ KADINLAR VARDIR…kirli erkek ve kirli kadınlar vardır….ne kadar zina yapan kadın varsa, o kadar zina yapan erkek vardır.. unutmamak lazım..ve bugün bu çok normal karşılanıyor..aileler de  onay veriyor..işin kötüsü islam adı altında geçinen, islamı kendisine örtü yapanlar var..mesela onlar biz hz Peygamberin sünnetini yerine getiriyoruz, cariye alıyoruz diyorlar..halbuki yaptıkları nefisleri için islamı kullanmak münafıklığıdır . zina yapıyorlar..zavallı kızları kısa süre sonra çıkarıp attıkları elbiseler gibi fırlatıp atıyorlar.. oysa ayet cariyeler için ,köleler için ne der..aynı kendi yediğin içtiğin gibi yedirip içirip yaşatacaksın demez mi?ve hz Peygamber Efendimize  iftira eden bu sözde müslüman münafık kesim  kanser gibidir..o hasta hücre etrafını da çürütür..her yerde varlar..yeni zengin,görgüsüz,sadece madde peşinde koşan, sosyete yaratmaya çalışan MAGAZİNEL  bir kesim..sosyete asaletle olur ki ,Osmanlıda asalet denen kurum yoktur ..ehliyet vardır… yani..olmayan bir şeyde sonradan kurulamaz.demek ki neymiş sosyete denilen şey havacıvaymış.. ve bu özentilerin ne farkları var ki diğerlerinden…bu adamların hayatlarına baksanız; hz Efendimiz Aleyhisselamın diğer hangi sünnetini yerine getirmeye bu kadar itina ediyor der ve  koskoca bir sıfır- hiç olduklarını görürsünüz..işte onlar yüzünden Müslümanlık  aşağılanıp horlanıyor..çünkü onlar İslamı sevdirmiyor nefret ettiriyorlar..


Sevdiğim biz İstanbul tarihi dersimizde tamda bu hafta Karaköy’e indik biliyor musun?..Zürafa Sokağının oradayız..ve etrafında Bereketzade CamiiJ varmış.. geçen hafta öğrendim..çok şaşırdım..orada bir aşevi varmış hani..800 yakın öğrenci okutuluyormuş birde..Allah’ın nasıl her kuyuya sayısız ip uzattığını bir defa daha hayranlıkla müşahede ettim .. yanında bir sinagog ve kilise de  var tabii.. hemen aklıma Evvel Zamanım geldi doğal olarak.. bu masalın çocuğu bir vakitler kendine bakmış..yaşadıklarına ve insanlığa ..yöneticilere.. değer verilenlere..değer verilmeyip horlanıp aşağılanlara bakmış..ve karar vermiş..hiçbir erkek başını örtmüş bir kadını hak etmiyor demiş...edenler çok nadirler tabii.. ama çook nadir..dolayısıyle zaten doğru dürüst örtünmüyorum.. çoğu kişi beni örtülü bile saymıyor.. en iyisi örtümü çıkartıp işe gireyim.. ayaklarımın üzerinde dimdik durayım diye karar vermiş..VE tabii ki o kendi başına karar veremezmiş..

……..birine rastlamış..o anlatıyormuş..ilmine taptığı hayran olduğu kişi onu görmek istemiş hani..dere tepe demeyip efendisine yüz sürmüş..onca yol ve birkaç kelime..oooo..alt üst olmuş..efendiciğinin yanındakiler hem mini etekli, hem dekolteli, hem de içki kadehli sayfiyedeymişler..o anlatmış anlatmış..çocuk daha çok incinmiş..

ertesi sabah beyaz gemisine binip başka bir şehirdeki Evvel Zamanın yanına gitmiş.. yeni uyanmış  Evvel Zaman..yaşlı..hasta..yatağından kalkamadığı için mahçup..çocuk başında .konuşmuşlar.ilk sözleri Evvel Zamanın şu olmuş..bir gece evvelki o dedikoduya atıf varmış yani:dost kusur  aramayandır..dost kusur görmeyendir..dost dekoltesi var demeyip göz kapaklarını indirip onu  örtendir..dost elinde rakı kadehi gördüğünde ayran içiyor diyebilendir.. kafası iyice karışmış olan çocuk duyduğu efendilerin hallerinden anlatmak istemiş.. Evvel Zaman gözlerini sımsıkı kapatarak eliyle “dur” işareti yapmış ve şöyle demiş olumsuzca başını sallayarak:”anlatma.. hepsinden haberim var,hepsini biliyorum..onlar zamane mürşidi.”Sevdiğim ben ne şanslıyım değil mi Size rastladım..ama insanlar çok acıtıyor çokk..
                                       
ve çocuk ağlayarak düşüncesini anlatmış..o hasta ince ihtiyar beden yatağından en celalli hali ile doğrulup oturmuş..takkesinin altından bir tel saçını tutup çekmiş ve demiş ki: bir tel saçını bile gösteremezsin..saç öyle değerlidir ki.. açamazsın..ve çocuk gülümsemiş..kalbi de..ama vesvese her yandan ..insanız işte..imtihan ise inanılmaz ağır..ve çocuk bir rüya görmüş sonra..kum rengi hırka ..başında beyaz renk dizleri üzerine inen başörtüsü içinde hz Nebi-i Rasulallah..yüzü yine yok tabii..başındaki örtü öyle dizleri üzerine iki yandan salık biraz durmuş..sonra sakince o şalın iki ucunu alıp arkaya doğru atmış.. biraz öyle durmuş.ve çocuk ağlayarak uyanmış..artık kalbi bozulmayacakmış.. içi rahatlamış.. ve anlamış ki başörtülerini yakaları üzerine salsınlar demek aynı zamanda omuz da demek..omuzun iki yakası üzerine salmak yani..ve imtihan çok ağır ya hanii..üçüncü delil gelmiş..birden anlamış fark etmiş ki :Nur Suresi ilk ayeti diyor ki “bu sure içindeki her şey size farz kılındı”..bu sure içinde kadının ve erkeğin nasıl örtünecekleri ayeti var hani..peki demiş çocuk madem bu biliniyor.. neden kız çocuklarına bu iğrenç adamlar senelerdir bu aşağılamayı yapıyorlar?.. neden ilahiyat=tanrıyı yatırıp uyutan adamlar bu ayeti çıkıp her yerde anlatmıyor, açıklamıyorlar?.. çocuk E.Işık hocaya bunu anlatmış…O, kur’an getirin demiş..bakmış ve çocuğa demiş ki:bunu siz bilemezdiniz..bu ancak  Haybabam dan size geçmiştir..bunu araştıracağım..ama bilin ki bunu ilahiyat hocaları bile bilmiyor, farkında değiller inanın..bilseler söylemezler mi hiç?  söylemezler mi Sevdiğim?hııı?...

benim derdim başların örtülmesi asla değil..GÖRECELİLİK YAZAN BİRİ BÖYLE TEK TİPE ZATEN İNANMAZ Kİ…benim derdim bunun bilerek gündemde tutulması-kullanılması.. sadece kadınları ilgilendiren baş açıp kapama rahatlığının siyasetin pis katil ellerine bulaştırılması..hak etmeyenlerin, anlamayanların senelerdir konuşması.. bu aptallık artık yeter..gidip kendilerine başka konu bulsunlar… hayatları mahvedilen küçük çocukları kurtarmak için düşünsünler mesela.. işlerine gelir mi bilmem………..

ve Sevdiğim madem ki mekan olarak İstanbul Tarihinde Karaköy’deyiz yine Evvel Zamanımı anmak isterim..bugünkü sünnete göre cariye alıp atan sözde müslüman erkeklerin-sünnet adına değil de,  günübirlik seviyeli beraberlikçilerin =insanlık haysiyeti öğütücülerinin  kendilerine durup bakmalarına yarar  mı bilemem.. ben sadece O’nu anmak için yazıyorum..sayfamı güzelleştirip nurlandırsın diye..Evvel Zamanın anlatmıştı ki; O ve bir iki arkadaşı mürşidleri tarafından umumhanedeki kadınlar ölünce onların defin işlerini ifa etmeleri için görevlendirilmişler.. ..O derdi ki:biz kandillerde, bayramlarda, hediyelerle, tatlılarla o evlere giderdik..ellerini öper ve ağlardık..ne olur bizi affedin derdik.. biz erkeklerin köpek nefsi yüzünden siz bu çileyi çekiyorsunuz..eğer sizler bu işi yapmasaydınız bizler evlerimizde kapımız kapalı rahat oturamazdık..köpek nefisli erkekler evlerimizi, eşlerimizi, kızanlarımızı mahvederlerdi..ne olur bizi affedin der ağlardık..onlarda ağlardı..ve onlar öldüğünde aynı bir köpek leşi gibi, çöpe atılır gibi ,çırılçıplak yerlerde sürüklenerek atılırlardı..hiç kimse onları arayıp sormazdı..bizi bildikleri için, jandarma bize haber verirdi..biz giderdik..en güzel şekilde onların defin işlerini yapardık.. cenaze namazlarını  biz kılardık.. buraya gelince inanılmaz güzel bir gülümseme ile bakardı Evvel Zaman.. Sevdiğim şu an O gülümseyen huzurlu mutlu bakış gözümün önüne geldi… yazdıklarımı tasdikliyor bence değil mi?..ve derdi ki:BAK ŞU  ALLAH IN İŞİNE CENAZESİNİ KİME KILDIRIYOR?:)(Sevdiğimmm ama ben çok tuhaf bir mana çıkardım lütfen bana yardım et?bu çok ağır bir mana lütfen..)
………………………………………………..

demek ki neymiş.. görecelilik gereği her kişi kendi manasını yaşarmış..örtülü yada örtüsüz..tarih boyunca kadınlar bu şekilde yaşadılar ve gelecekte de bu mozaik aynı olacak..
ve sonuç …artık örtülü-örtüsüz gençler uyandı..neden?dibe hızla vuran daha hızla yukarı sıçrar yasası tabii..itme çekme yaniJ ama her şeye dibine dek gına getirmiş, içi boşaltılmış bu gençlik çok bilgiliydi de..bir anlam aramaya başladılar.. özlerini..ve hakikat-i tasavvufu uyandırdılar..EJDERİ HAKİKİ Yİ.. tabii İslam Sanatları otomatikman canlandı....o sanatlardaki  sembolik anlatımlar kişileri düşünmeye ve tasavvufa götürdü..ve  gerçek erenlere..(sahtelerin gerçeklerinden bin kat fazla olduğunu hiiç unutmamak lazım tabii.mal değerli o yüzden taklidi  de çokJ)

ve bakıldı manada belki de..artık dibe vurmuş bu insanlığı uyandırmak, ellerinden tutup düştükleri yerden kaldırmak gerekiyor.. bizde işe koyulalım dediler..ve Zamanlar değişti..her tekamül etmiş Zaman yeni Zamana tekamül sırlarını da devretti..şimdi o  Nefes-Ruh  insanlığa üfürüyor. . üfürükçüler = HUUU cular  gerçekten iş başında..çünkü onların işi bu… üfürürken diriltmek ,uyandırmak….

ve hayat başladığı yerden her zamanki gibi devam ediyor……

VE ANLADIM Kİ SEVDİĞİM HAKİKATİN ÖRTÜSÜ MARİFETTİR..

bir not:bu masalla öyle bir dibe vuracağım ve utanç içinde kalacağım ki bir daha yüzüne bakamayacağımı sanıyordum  Sevdiğim..şimdi bu yazıyı okudum..ve onu huzur dolu buldum… ve anladım ki düşeceğim yolları yumuşatan –o şebnem-i rahman su damlaları  “yer ağlamasın diye göğün döktüğü gözyaşlarıydı”… teşekkür ediyorum ve SENİ SEVİYORUM…..
nur cihan
1 -2-2011
nuralem7@hotmail.com