23 Temmuz 2014 Çarşamba

30 (O’tuz) KUŞ ,30 HARF OLAN ÂNKA ‘ NIN RÜYASI MASALI 5


30 (O’tuz)  KUŞ ,30 HARF OLAN ÂNKA ‘ NIN RÜYASI  MASALI  5

*   Turûku Âliye ye  ……
Sen bugün ağlayan ve yansıyan kadınsın içine çek!

“İbrahim'in milletinden, kendine kıyan beyinsizden başka kim yüz çevirir? Biz onu dünyada seçkin birisi yaptık, hiç şüphesiz o, ahirette de iyilerden biridir.”
2/BAKARA-130


Turûku Âliye ; yetkili  mührünü, artık içi ve anlamı boşaltılmış olan Devlet-i Âli Osmanoğulları’ n dan alıp, 
yeni TC. devrine geçtiğinde, yine aynı  Turûku Âli olarak, hilafetini de manada askıya aldı... ve madde de,  halifelik  YÜCE  TÜRK MİLLETİ'NE VERİLDİ.. yani şuan da bu fitne fesat –mürted halkın her biri, ferd ferd-birey birey-tek tek , en büyük emanet olan hilafetin  tek sahibidir. ne yazık ki ne bu emanetin farkında, ne kullanmasını biliyor ,nede yetkin makamda olduğunun idrakinde. kim bilir artık gerçek, teslim olarak söz dinleyen ve selamete erenlerin mumla arandığı-mürtedler döneminde olduğumuzdan dolayı, belki de, halkın da yetkin halifelik mana içereği  boşaltılmıştır..   inşallah, kim olduğumuzun, nasıl bir ümmet= millet olduğumuzun yakında farkına varır ve uyanır - DİRİLİRİZ..amiinn..

Sümer’ de Uluk Türük : Şaman ruhu ve atalar ruhu olarak bilinen varlık. En büyük koruyucu ruhlardan biridir. Ulu Türk demektir..



2-BAKARA:255 –AYETEL KÜRSÜ;
Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür.



8 Mayıs 2011 Cumartesi…. bir el oluşmaya başladı.. bebek eli,sonra çocuk,genç,büyük,yaşlı ve kuvvetli.. o upuzun, güçlü parmaklar şir pençeye dönüştü.. ve uyudum………bir dükkanın önünde harika renklerde elbiseler var ..en üstte yeşil.. eteğinde renkler.. içerideyiz.. bebek eşyaları satıyor. o elbise kırk beden.. ama bana göre.. nasıl olur ?”yan tarafa gidin” deniyor.. anneler için orasıymış.. sonra.. sadece sessiz ve görüntüsüz anlayış.. dükkan sahibesi o kibar kişi, sabaha dek eşine kırbaçla işkence edip, onu inim inim inletiyor .. canım nasıl yanıyor o sesi duydukça anlatamam Sevdiğim.. sonra o inleyen ses diyor ki çocuğa anlam olarak: ”o dükkan sahibesi de, dükkan ve içindekilerde, o işkence gören eş de ve tüüm bunları sana göstererek öğreten öğretmeninde benim.. hepsi benim.. ben …… ım ….”sen altın cevizi iste” diyor  en sonunda..

*ve ertesi gece bir an ..koskocaman, kapkalın ortadan ikiye  açılmış bir kitap göğsümün üzerinde  beliriyor..o göğsüme açılan  iki sayfanın üzerine pençeleriyle  yeleli bir aslan çıkmış öyle bakıyor. çok güzeldi…

“Dünya hayatının durumu, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, insanların ve hayvanların yiyeceklerinden olan yeryüzü bitkileri o su sayesinde gürleşip birbirine girer. Nihayet yeryüzü zinetini takınıp, (rengârenk) süslendiği ve sahipleri de onun üzerinde kudret sahibi olduklarını sandıkları bir sırada, bir gece veya gündüz ona emrimiz (âfetimiz) gelir de onu sanki dün yerinde yokmuş gibi kökünden koparılarak biçilmiş bir hale getiririz. İşte iyi düşünecek kavimler için âyetlerimizi böyle açıklıyoruz.10/YÛNUS-24



SAHİBİM EFENDİM  ,ÖĞRETENİM ,HA’MİM’E  … “ ..  
kulundan “

Dünya’nın bir anlamı da aşağılikistan mış.
dünya kötü bir yer olduğundan değildir bu mana; insanın 5’er-beşerlikte kalıp, tefekkürleriyle varamadığı manayı fiilere dökemeyişindendir ..hepimizin sureti insan suretinde olsa da; kıyametimiz kopup öldüğümüzde, diğer alemde yerden aynı birer bitki gibi tekrar bittiğimizde, o, hakiki insanlığını dünya platformunda bulamamış olanlar var ya !! işte onlar yerde debelenen ve vücudunu en güzel surette inşa edememiş dabbetül arzlar olarak tezahür edecek olanlardır.. buda arz semasının yani dünyanın bir tekamüller sahası olduğunu bize anlatır… şuan ki varlık –vücûd bulma diyarı olan dünyamızdaki her şey bir illüzyon-sanallıksa, bunu ebedi vücûda getirecek olanlar da yine bizleriz. burası imtihan dünyası ve kendini gelecekte var edebilmek adına gelecek inşa edebilme yeridir.

KÛN FEYEKÛN sırrına burada erdin erdin ,yoksa daha çok beklersin!..

Sevgiliyi burada bulup, Cemali burada seyrettin seyrettin, yoksa öbür tarafta avucunu yalarsın !!

aşk kapıyı çalmaz
 
ve hiç çalmadı çalmayacak da..
aşka kapı olmaz.
aşk adamın adını eşiğine yazdırıncaya dek aşkla sobeler...
ebeleyen de hep aşk olur sadece
..

Allah Teâlâ’nın kulum deyip seçtiğine verdiği gönlün sırrı aşkı burada tattın, bildin ,anladın.. yoksa ölünce bu sırra eremezsin! o aşk sana nasıl verildi ise, onun koruyucu bekçiliği de verene aittir. sen kendini boşuna helak etme! Hak etmediğin ve kaldıramadığında sırtından yükünü alacak olanda O’dur..insanlar hasetleri ile senin göğsünü kabz etseler ve sihirlerle senin omurlarına düğümler üfürseler dahi, senin göğsünü bu haset ateşinden muhafaza edecek yine O’dur..SENİ KORKUTANLAR VARYA , ALLAH ONLARIN KALPLERİNE YAKINDA NASIL KORKU SALAR  BAK , SEYRET!!



O ALLAH ki; sana aşk verdiğinde o aşkı terennüm edeceğin adresi de sana verir. sen bilmezsin ama ruhun o adresi bilir , bulur ve vücudunu sürükleye sürükleye o seyredeceği cemali surete seni götürür, kendi eliyle, kendi tabutu bedeni-nefsini O’na  teslim eder.

Ruhlar da aşık olur. sadece tenler  değil..sadece nefisler değil.. RUHLAR DA AŞIK OLUR. ruhsal aşk çok güçlüdür.sınır tanımaz. o Rabbinin emrindendir. emindir. güvenlidir. has kuldur. terbiye edicidir. candır. nefesdir. Her şeyin aslıdır. kim ona karşı gelir ve dayanabilir ki?.kimse.aşk padişahı dücihandır..her afet –her şeytan gelir ve sadece aşk’ın önünde diz çöküp baş keser..



O beşerin sureti gibi bozulup dağılıcı değildir.o güzelliklerin kaynağı nurun ala nurdur. o ruh, nereye nüfus etse, o aşk kesilir ve güzelleşir. İçi anlamsız ve boşken, içi dolar kelam-ı kibarların kaynadığı kevser o olur.. dünyevi her güzellik o ruhun ışığı olmadığında kapkaranlık ve çirkindir. kişi bir defa dahi gerçek güzeli görse, anlasa, bulup bilse, bir daha hiçbir zaman dünyada güzel ve maddi ilimde yetkin makam sanılan ucubelere tamah etmez. sadece ruhsal ışığı olan o pırıl pırıl simaları arar ve onlarla dost olmak ister, diğerlerinden hep kaçar, hep kaçar..onlar gayya kuyusu misalidir. Paçasından- eteğinden tuttuğunu, haset –vesvese ateşi ile görünmeden sürekli yakar yakarlar. bu haset kişiler yaradılış unsuru olan ateşi, nâr ehlidir. dünyada da haset ateşiyle yanar, ahirette de haset cehenneminde yanarlar.. kendi elleriyle yaptıkları düğümlerine üfürdükleri ipleri omurlarından boyunlarına bukağı- kıvrılan yılanlar misalidir. içlerinde huzur yoktur onların. içlerinde barış ve teslimiyet olmayan da, teslim olarak Müslüman olup, selam selam cennetine- esenliğe ermiş olanlardan değillerdir..

56-VAKİA:26 - Duydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır.





verilenlerin hiçbirinin sana ait olmadığını görerek anladığın için, hiçbir şeye sahip çıkamayacağını da kavradın değil mi?.. “buda benimdir, bendendir” diyenlerin, bu güzel anlamları görüp yaşamamış, oradaki buradaki evliya nutuklarından ilimleri çalanlar olduğunu artık  belle!! O şeyleri sabah akşam  neden okuyorlar ve onların  ilimleriyle havadan şöhret ve para –makam kazanıyorlar.. dünya kürsülerini nasıl işgal ediyorlar sanıyorsunuz..


maşuk sürekli “sadece aşk, aşk var” der. karşılıklıdır der. gönül işidir , cinsiyetsizdir, aşksız meşk olmaz derde der.
ve talipler öyle kışkırtılarak aşktan çılgına çevrilir ki, hepsi birden veya tek tek kapıya hücum etse dahi, içeriye sadece en istenen-asıl o tek bir kişi girebilir..diğer aşk kazazedelerininse  kanatlarının kan izleri kapıdan aşağıya süzülür.. ve oradaki hasetçi gözlerin tümü, kıskançlıktan çılgına dönmüş zafer çığlıkları ile  o kan izlerinde dolaşırlar, ellerini batırdıkları o kanla yüzlerine abdest alırlar..kulaktan kulağa fısıltıların uğultu fitnesi alemi hastalandırır..


Bazı kişilerin nefesi bile hastalık yapar.bu tür kişilerin olduğu yerde nefes dahi alma ve oradan uzaklaşmaya bak, ondan kaç!! Onlardaki haset , ruhu dahi yakmaya çalışan negatif nâri etkidedir ki, o zavallı kişi elleriyle yüzünü kapatmak ve onların nefesinden otomatikman kendini korumak ister.... bazı kişilerin bakışı adamı öldürür.


bazı kişilerin nefesi hikmet incisidir, ilmü ledündür, adamı diriltir.o hu nefeslidir.bazı kişinin bakışı kûnfeyekûn dur..insanı hem kâbz hem bâst eder ve her halde yeni yeniden öldürüp diriltir..



“Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o elçiye, o ümmî Peygamber'e uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber'e inanıp ona saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nûr'a (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır.” 7/A'RÂF-157


HU…HÜVE..ESMA-İLAHLAR-TANRILAR MİTOLOJİSİ SANAT TARİHİNDE HARFLERİN SEYRÜ SÜLÜĞÜ
 

CİM…
harf değeri 3-maddi dünya bedeni..aşağı aleme iniş.. ama bu inişte yukarı aleme ait ne varsa CİM’ in karnında- batınında saklanmıştır… insanın maddi bedeni yüzünden dünyasal ihtiyaçlara gereksinim duyup, bunun için çalışıp kazanması misali.. dünya-cihan-acun-cihannûmâ..cin-can-canan..

CİM Harf değeri 3( BEŞERİYE).. İŞTE MADDİ SACAYAK.. güneşin ay ile vuslatından aşağılıkistan CİHAN-I dünya evladı oluşur..ve soyut su içinde görünmeyen bir el ile döndürülen  ona şöyle denir: ”eşsiz mavi inci.. cihaaann .. cihaaann..içindeki ışık dışarı sızan”.. ve bu dünyevi maddi yaşam evimizde, aynı diğer her şey gibi, soyut bir su denizinde dönerek yüzmektedir..


Cim harfi 
ayrıca: maddi beşer cinni LATİF VE LATİFELERimizin  tümünün “inin oradan aşağı denilerek” aşağı indirilip, kendilerine bir kelime =harf üflenerek” birer benlik=nefs verilip” ZANNETTİRİLEREK imtihan dünyasına; iş,emek, özgürlük belasına müzdarib oluşumuzdur.. böylece benler, senler, cinler,canlar ,tenlere  ve ruhlara doğru hızla yola devam etmekteyiz Sevdiğim….
Sembolizm de ise CİM HARFİ şöyle anlamlara ermiş; gimel- cimel-camel: deve-köprü, ip; kalın halat.

Eski Türkler de esma ilah panteonu sözlüğünden alıntılar;
Tın: Ruh, can, nefes.
Ürüng Ayıı ToyON:  Yakutlarda, Gök Tanrı anlayışına yakın anlam ifade eden varlık. Gökler aleminde yaşayan “ayıı” adı verilen varlıkların lideridir. Eşinin adı Kün Kubey Hatun’dur. Kübey Hanım yeryüzündeki doğumlardan mesul ruhdur..
ERlik-Yerlik: Yeraltı saltanatının hakimi, bir çok farklı isimle ve özellikle anılır.
AAN ALAHçın Hatun: Ulu ana, yer ana, yer ilahesi. Yeryüzünün görüntüsü sayılan ruh.

Bizim âyetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremiyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandırırız!
 7/A'RÂF-40


HURŞİD’İMDEN MÜRŞİD’İME BİR TÛTİNİN GÜNCESİ

16 tammuz Çarşamba..Haybabamın yazlığı olan  köyü, 4 civarı depremle beraber, dağlardan gelen yağmur sularını denize taşıyan derenin taşmasıyla tarihinde bir ilk yaşayıp, en az bir metre suların altında kalarak bir afet yaşadı.ve ben gülümsedim Sevdiğim.boğaz taşıp Üsküdar’ı içine almamıştı. su denizden değil dağlardan denize karışarak bizim elleri basmıştı..


17 tammuz Perşembe..rüyamda( sanırım Erzurum’dayız) bir boş odadayım bir prof dr ayakta Haybabam’ı anlatıyor ve diyor ki; O Erzurum’a ne zaman gelse yağmur yağardı.herkes bunu bilirdi.sonra içi boş şeffaf bir bir su bardağını gösteriyor. bardağı elime alıyorum.. içinde  bazı yeri sarışın-açık kumral ipince ve çok uzun bir saç teli olan o bardağa  bakıyorum.. o saç teli bana aitmiş.. bardağın kenar içlerine boydan boya  kıvrımlarla yerleşmiş. dr,  şöyle diyor:”  İşte  O   ….  sensin..”

(*Sevdiğim ,biliyorsun hak etmiyorum. bu Evvel Zamanımın haber verdiğiydi .bunlar bedelleri çok ağır olan şeyler.. daha keyfi gelmeden sağanak sağanak haset rüzgarları beni vurdu bile..insan kaderinden, edeceği kulluk hizmetinden ne yazık ki kaçamıyor.. sığındığımız yerse tüm bu imtihan düzeneğinin tek sahibi. kaçacak yer mi var?!! nereye?!)


 
“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah'ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lütfu ve ilmi geniştir.
5/MÂİDE- 54


Bugün yine
İstanbul’u sel bastı ,geçen seferki kadar olmasa da yine boğaz Üsküdar’da yola taştı.. çok tedirginim. çünkü kendimi bildiğimden beri iklimler hakkında çok hassasımdır. kutupların kayması demek ,mevsimlerin ve kıtalarla denizlerin de yer değiştirmesi demek olup, yeni takvimlerinde hazırlanmasına işarettir..yani yeni bir yaratılışla yeni bir zamana,  yaşarken devretmek..


Sevdiğim,benim hiçbir zaman cennet ve cehennemle alakalı bir ümidim bir hayalim olmadı biliyor musun ?yani bu tür şeylere hiç ilgi duymadım. ama taa çocukken dahi eğer cennete gidersem ve orada her dileğimiz olacaksa ve biz “şimdi yağmur istiyorum,şimdi kar ,şimdi şu rüzgarı” dediğimizde ve onlar olduğunda, hepimizin iklimi havası birbirine karışmadan ve kaos çıkmadan biz nasıl cennete kalabilecektik?" 
J ..işte benim çocukluğumdan beri cennet hakkında tek hayalim budur.ne komikim değil mi? evet bence de.. hatta tuhafım ..


18 tammuz Cuma..gece ve sahur İsrail hiç durmadan Gazze’yi bombalıyor.ilk defa islam alemi denen biz güya Müslüman Türkler sanırım hep birlikte dua ettik. düşün ki Sevdiğim ben dahi sâlât kılıp, son selamdan evvel durup, Rabbime niyazda bulundum.selamdan çıkınca o  diyarın Nebilerini andım..hz Meryem’i .. sonra son nefesime dek HUUUUUUUUUU diye diye  aniden kalbimin ters istikametine salınarak dönmeye başladım. huuuuuuuu. huuuuuuuuu. huuuuuuuu ve yerin dibine batsın  sahte israel  ve onun yandaşı olan … … … … … … .. dedim dedim dedim ..amin..(* ilk defa sola dönüşün anlamını sezdim. lakin söze - bilgiye dökemeyeceğim hamlıktayım).



Ben hayatımda beyaz-pembe yalan hariç asla yalan söylemedim. zaten yalan söyleyince peşinden hemen kendimi tekzip ediyorum ne yazık ki..ve pis kelimeleri sesli söyleyemediğim den dolayı da, bazı kişiler için çok istememe rağmen küfürde edemem malum..bile isteye tek kişiye zarar vermem.. canım son seviyeye dek yansa dahi, kimseye kolay kolay beddua  edemem. hayatımda belki birkaç defa bu hale gelince ettiğim bedduaları da akabinde tevbe edip, hep geri aldım.. ama ilk defa bu gece İsrail ve yukarı sömürge ülkelerine ettiğim bedduamı geri çekmedim. dün gece ,hatta  tüm hafta, ilk defa İslam alemi olarak cümleten kalben ve dili ile sözlü bir eylem yaptık ve topluca  İsrailiyata beddua ettik..


Hemen akabinde Cezayir ve Fas’ın kanıyla beslenen dul kadın anası Fransa’da ilk Müslüman eylemi başladı.biliyorsun onların kehanetine göre Cezayir ve Fas’lıların isyanı Paris’i yakıp kül edecek ve Fransa bitecek .bu terör tüm Avrupa’yı saracak.  bu kehanet yavaş yavaş gerçekleşiyor..  çünkü artık sınır limit bitti.senelerdir ektikleri terör tohumları öyle dal budak saldı ki, şimdi de pkk çocukları dahil ,tüm terör veletleri Fransa analarına dönüş yoluna çıktılar.. analarını aşırı sevgiyle boğup öldürecekler..  inşallah ve aminn..


TÂ-HÂ / 111. O gün bütün yüzler, Her şeyi ayakta tutan Mutlak Dirinin huzurunda saygıyla eğilir ve zaten zulüm yüklenen kimse ise hüsrana uğramıştır……


21 tammuz pazartesi..sabah rüyamda bir yerdeydim; çatıdaki dairevi siyah boşluğa çok güzel mavi renkli bir ahşap merdiven dayanmıştı..yukarı çıkmak istedim ama merdiven yana kaymış ve en alt basamağında sorun vardı... ikisini de düzeltip çıkmaya başladım.bu okuldaki küçük çocuklara yemek vermem lazımmış..

bu Ramazan ayı son derece trajik celalli geçtiğinden hiç iftar daveti vermedim ve Haybabam için düzenlenen iftarların dışında bir yere gitmedim.böyle fitne zamanlarında evden çıkmayıp, ahalinin fitnesine karışmamak lazım diye düşündüm. üstelik Müslümanlar soykırıma uğratılırken, hiçbirimizin ne iftar eğlencesine,ne kadir gecesi kutlamaya, nede bayram neşesine hakkımız olmadığına da kalben inanıyorum.. MÜRTEDLİK VE SONUÇLARINA KATLANMA  DEVRİNDEYDİK. .ALLAH'IN SOPASI NEDEN İSRAİL DİYE, NEDENSE KİMSE KENDİSİNE SORMUYOR ?


çünkü bizler, İSLAMIN ANLAMI OLAN “TESLİM OLARAK SELAMETE-HUZUR VE BARIŞA GİREN MÜSLÜMANLAR” denen ayetteki Müslümlerden değildik.. o halde kutlayacak bir şeyi hak etmiyoruz!!.. Allahımızın dinini ne derece rezil ve kalbi kırık hale getirdik.. hepimizin utançla ağlaması gereken zamanlardayız.. ne kutlaması!!! hepimiz fitne fesat ,mürted münafık Yahudi meşrebimiz için ağlama duvarına gidip, dövüne dövüne ağlamalıyız .. çünkü tek hak ettiğimiz kutlama, tekrar atalarımızın kan dökücülüğüne dönme mürtedliğimizdir..



Sevdiğim,geçen Haybabam için verilen bir romen kardeşlerin yaşadığı sokak iftarındaydık.. çok hoştu.. her şey sımsıcak dostçaydı.kalbim ısındı..ve bu gecede yine Haybabamın dostlarından bir irfan mektebindeyiz. burada sınıf ayrımı,  has oda haricinde yok.herkes derviş. tüm sofralar dolmuştu ve bana kalan tek yer kapıda bekleyen dilencilerin olduğu en dipteki,en son  sofra idi..gülümsedim .. onların başına oturdum,çünkü bende kapıda dilenen baş dilenciydim şükürJ ..dilenciler çok ilginç. hepsi yüksek tansiyon,kalp ve şeker hastası olduğunu anlatıyor..  gülerek onları dinliyorum çünkü, sahip oldukları hastalıklar zengin hastalığı sayılıyor J..eee hangi kapıda dileniyorlar ,buda onlara çok değil!!..


bu sofra benim tek lokmada doyduğum ve diğer lokmaların boğazıma dizildiği tek sofradır mesela…her gün buraya gelsem dal gibi olacağıma tekrar inandım..5 sene sonra buraya ilk defa gelmiş olmak ve hiçbir şeyin değişmediğini görmek de hoş..burada bir hacetler kapısı var,derdi olan orada bekliyor.kim torpilliyse ve yakınsa hep sıra ona geliyor tabii.içeri alınmış biri var..ve yaşı başlı koca bir derviş bas bas kapıdakine herkese duyurarak bağırıyor; ”ben yeni umreden geldim. yirmibeş senemi bu kapıya hizmete verdim. makamım şu ve makamıma saygı isterim.bana sormadan ve ben izin vermeden hiç kimse o kapıdan asla giremez.kıdemli olan bana ,n.. makamıma saygı göstermeyi öğreneceksiniz”  derken köstür köstür ayaklarınız geri gidiyor. içinizden diyorsunuz ki “bu adam 25 senede hem de bu makamda birebir ruberu ders görmüş ve egosu ne halde. birde  “ ben kıdemli makam sahibi  dervişim” diyor. oysa ben daha kaç senelik dervişim ki ,üstelikte 50 yaşıma geliyorum.. daha 25 yıl geçse bile bu adam gibi olacaksam eğer, ben asla bu dervişliği yapamam deyip bu sevdadan vazgeçiyor ve yoldan bir an önce çıkıp bu nifaktan kurtulmak istiyorsunuz..


ilk defa dervişliğin ne kadar zor ve başarılması neredeyse imkansız olduğunu anladım.. o kapıdan içeriye, sadece ona haber verilerek geçilebileceğini?! ,o kıdemsel derviş adayından öğrendim ve çok ibret aldım, Allahıma bin şükür Sevdiğim.. iyi ki o sahneyi Allah bana yaşattı..bazı has masal çocuklarımı yolladığım zorluğa, kendim dahi beş dakika dayanamadığımdan, kendimden –egomdan-teslim olamayışımdan utanç duydum.. ve derviş olup bir kapıya kul olma hevesim-kendimdeki yüksek egosal kibrim-inadım-söz dinleyemeyen asi yapımın amansız yol vermez  imkansızlığından dolayı ,bir defa daha başlamadan  bitti..


ama yinede aklıma  Haybabamın söylediği şu söz geliyor nedense:" SİZ BİZİ SEVMEK İÇİN KENDİNİZİ ZORLAMAYIN.BİZ SİZİ SEVİYORUZ."

AYET EL KÜRSİ
22 tammuz Salı.. tektaştayız. İçinden Hızır Geçen Adam var..ona bazı son hayallerimi anlatıyorum.ve ağlayan yansıyan anlamı soruyor;”ben hep çileye mahkum edilip,sürekli etrafımdakilerin zulmüne maruz kalıp ,her daim mi ağlayacağım, neden  bu iftira-haince fitne ve  zalimlik?! ” derken ağlıyorum..İçinden Hızır Geçen Adam diyor ki : ”hayır. hep çile çekmeyeceksin!. bu bir yere dek.hep çilede kalsan hiçbir zevki olmaz ki, zaten alışırsın ve çileden saymazsın ..eskiden  gençken bende böyle başlarda çok  kırılır, perde arkasını öğrendiğim şeylerde yine de haksızlıklara tahammül edemez, parka gider hep  ağlardım … ….. ….  Bu bir safha, alışana ,öğrenene dek, sonra geçecek.“



Sevdiğim ben sıcağa dayanamadığımdan dolayı geçen yıl ve bu Ramazan’da bayağı zorlandım. birde ülkemiz ve dünyanın hali beni çok etkilediği için, inanılmaz huysuzlukta naletim biliyorsun.. bu kadar cahil ve fitne bir milletin içinde yaşadığım için çok kırgınım.. şimdi ülkemiz yeni  devre göre yeni bir idare deneyimleyecek malum.ilk defa halk kendi başkanını seçecek..ben oy vermiyorum ya hani J ..ve seçilecek olanda kendi  kaderini bildiğinden; öyle emin adımlarla ilerliyor ki, zaten onu taa başlangıçtan beri rüyalarımla takip ediyorum.. diğer aday içinse; birbirleriyle  hiç uyuşmayan ve uzun seneler nice  ayrı meşrepteyiz diye birbirlerini öldürenler-kanlı bıçaklı olanlar, ilk defa birleştiler..milletin seçeceği  tek kuvvetli aday  -lider ruhlu olanı seçtirmemek için, iğrenç  münafık beraberliğe hep birlikte  imza attılar... eğer bu koalisyon ithal aday seçilirlerse vay ülkemizdeki sen -ben kavgasının yeniden hortlamasına ve Mısır'daki hale- tekrar postallara dönüşümüze...

diğer aday ise benim açımdan en korkuncu.. geçen yıl Gap gezisine gitmiştim ya hani Sevdiğim ve döndükten birkaç gün sonra Taxim olayı patlamıştı. işte Urfa’da bize bir aşiret reis oğlu şunu anlatmıştı; “bizim burada bizleri aşiretler yönetir.biz 80 aşiretiz ..çok çocuk yaparız.kimde nüfus çoksa, o aşiretinde gücü, söz hakkı çok olur ..o yüzden de  baş o olur ”..ve sonra Diyarbakır’ın içinden otobüs bizi hızlıca geçirtmiş, sadece 20 dakika oradaki siyah taş bir kalede durmuştuk.. burası kendini TC' den bağımsız, başka bir ülke ilan etmiş ve biz Batı Türklerinden nefret ediyor gibi duruyordu. Her şeyi yabancı-ayrılıkçı-millet kavramından-ümmet kimliğinden uzak- ayrıydı.. güneydoğuda neredeyse devletimizi TC yi sayan, takan kimse yok gibiydi..


bizden bu derece nefret eden ve kendilerini Türk kabul etmeyen , görünürde hepsi Müslüman sanılsa da, hakikatte, tüüüm kadim etnik panteizmin en dibine dek yaşatıldığı bu çok inançlı gayya kuyusuna hangi akıl kendi eliyle oy verecek?!. ülkesini ve kendini paramparça edecek bu kin dolu kalplere, Emaneti  Devlet-i İdareyi,   eliyle kim teslim  edecek?! .. çok hayretle bekliyorum Sevdiğim.. ve magazinsel sahte sanatçıların çoğunun bu yöne kayık durması, benim o sahte yüzlerden, nifak tohumu saçan adı sanatçı aydınlardan daha da nefret etmemi sağlıyor, o kadar..


Hakkımızda hayırlar ve güzellikler olur inşallah.gelecek zaten her saniye gelerek gitmekte. zamanın  hiçbir suçu yok. dünyanın hiçbir suçu yok. gelen her yeni imtihan dalgasının hiçbir suçu yok. tecrübelerden, tarih tekerrürden ibarettirden hiçbir ders alamayıp, tekamül edemeyen bizlerinse “ ALLAH BİZE AKIL-İZAN VERDİĞİNDEN DOLAYI SUÇU VAR!”.. kimse kendini aklayamaz.ne ben ,ne sen, ne onlar..yeter ki Allah bizi murad etsin  ve bizi aklasın amin.



Sevdiğim başıma geleni ve örülmeye çalışan çorabı biliyorum .ama Sana,  "tesbihin bitti- sabırda bitti" mana haberimle gelip, neden hala başıma musibetler geliyor ve sürekli maddi manevi zulmediliyorum diye şikayet ettiğimde,  Sen bana;”hayır ben sana bitti demedim ki..dedim mi ? demedim.. ben bitti dediğimde bitecek “ demiştin ..hatırladın mı?

yeter Ya Rabbi !! lütfen bu fitne insanların ruhlarından, gözlerinden, kalplerinden, hislerinden bana ait tüm hatırayı sil ve beni onlarda öldür ki, huzur bulsunlar ve amiinn..
ALLAH BANA KÂFİ

9/TEVBE-129:”
Eğer yüz çevirirlerse de ki: 'Allah bana yeter; O'ndan başka tanrı yoktur, yalnız O'na güveniyorum; O büyük arşın Rabbidir.”


Sevdiğim ,
hani bir vakitler demiştin ya :"artık ağlamanı istemiyorum.o kalbe sevinç gelecek ,hep güleceksin tamam mı! "..işte şu andan itibaren, o muhteşem ruhuma yakışır hale gelebilmek için tek hedefim bu olacak inşallah..


nur cihan
23.07.2014
nuralem7@hotmail.com