24 Kasım 2012 Cumartesi

99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 35


99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 35

Merhaba Sevdiğim ve Merhaba.. nasılsın demiyorum çünkü çok güzel olduğunu,yepyeni aşklar içinde mutlulukla yoğrulduğunu da öğrendim… kendime:”
asıl sen nasılsın ?”demem lazım geldiğini ise biliyorum..ve kendim kendime şöyle cevap veriyor:” iyiyim çocuk iyiyim..bazen ruhunu acıtan şey; bunu en güzel yüzü ile de yapabilir ki, sakın üzülme.. çünkü dışarıdaki suretle işin yok senin..yavaş yavaş o suretten kopmayı başardığında ise, gerçek güzelliğin kendi içinde olduğunu keşfedeceksin vesselam..”diyorum.. ve bu hafta çok ağır-kasvetli, basık, kabzolunmuş bir hafta ki Muharremden dolayı tabii..



18 kasım Pazar..“ve o hüznümün  gecesi.. masal gecem.. uyumak için gözlerimi karanlığa açıyorken,alnımın tam ortasından beyaz bir ışık parlayarak içeri girdi.. andan bile daha kısa anda, bir bembeyaz güvercin kuşu sanki fırlatılıp atıldı veya çok hızla gelirken yorgun  düşerek yere vurdu.. hemen ardından bir bembeyaz güvercin daha aynı şekilde onun üzerine doğru,onu korumak için ,üstüne bir örtü gibi düştü. ikisinin arasında ise kırmızılık vardı.. ”Sevdiğim bu nedir?.benim yüzümden hiçbir canlıya bir şey olmasın lütfen,lütfen…


ve sonra incecik havai fişek ışıkları gibi şeyler karanlığın içinden gözüküyor, muhteşemdi tabii..Sen, bir mekanda, TA HA SURESİni bir kürsüden anlatıyorsun.. içerisi dinleyici dolu. bir tek en ön sıra baştan başa bomboş.. bense içeride başka bir odadayım.. içeriye gelmemek için direnirken birden derse giriyorum. üstüm baştan aşağı rüyalarımın sahibi efendisi-bir dağ tepesinde, bir zeytin ağacının altında oturan gibi kıpkırmızıya bulanmış.. ve elimde iki büyük kağıttan poşetim var ki, içleri sanki boş ((sene-i devriye zamanımız gelmiş ya Sevdiğim.. Sen yine o zamanki gibi beni aşkla kömür tozu haline getirip, hikmetle doldur diyedir belki amma KOSKOCA BİR HÜSRAN YAŞADIM TABİİJ..olsun. ben Senle düşüp düşüp kalkıp, üstümü başımı silkeleyip yola devam etmeye alışıkım nasılsa.her zaman hikmet verecek değilsin ya..bu seferde hüsran verdin belki de..))..ve içeriye giriyorum. sadece en ön sıra boş olduğundan gelip tam karşına oturuyorum ki, Sen o esnada mecnunluğun ne değerli bir şey olduğunu anlatıyorsun.. ve ders bitti. Senin kız öğrencilerin; TA HA SURESİNİN HİLYE MİSALİ tablosunu alıp, kapıdan çıkıp, tam karşısında olan SULTAN AHMED CAMİİne götürüp, aldıkları yere asıyorlar.(ve Sevdiğim yine anladım ki, biz aslında AYASOFYA= HİKMET EVİndeydik  değil mi? yani hayallerimizdeki yuvamız olan GÖNÜLdeydik.. bilmiyorum tabii ,neden hep bu sembolleri görüp duruyorum..belki hak ettiğimde ve kaldırabilecek hale geldiğimde, Sen bana bunları da açıklarsın).

19 kasım pazartesi..bir uçağın pilot kabinine bindim.ve muhteşem bir şekilde yükselerek uçtuk.. uçtuk. masmavi gökyüzü.. sevinç. hayret..boğazın iki yakasını geçip çook yüksek bir tepede durduk.. manzara olağanüstüydü..o dağın zirvesinde yapayanlız öyle karşıya bakarken Sevdiğim, bir tarihi taş köprü karşıdan uzayarak yaklaştı, yaklaştı ve tam ayaklarımın önünde toprağa monte olup yapıştı.. köprünün taş ve toprak yolu benim üzerinde durduğum zeminle birleşerek asla hiçbir iz kalmayacak şekilde bir yol oldular.. ve o 3.boğaz Köprüsüymüş..ve tabii üzerinden  karşı tarafa ilk yürüyerek geçende ben oldumJ..(rüyaya bak ya huu! ne komikim ben değil mi SevdiğimJ)..sonra karşı bir tepede, bir kahvehane önünde yürüyorum ki, burası Rumeli Hisarı imiş..kahvenin önünde iki eskizaman beyefendisi var. kimse onları anlamamış şimdiye dek.. oysa ben onları görür görmez Melami efendileri olduğunu anlamışım..sanki onlar beni bir düğüne,bir eğlenceye götürdüler.birisi eşi ile mutlulukla dans etti ..

kuyruklu yıldız spermİNSAN
20 kasım Salı..bugün İçinden Hızır Geçen Adam tektaşa geldi..böyle, benim için özel olan zamanlarda, O’nun gelişini zaten beklediğimden gittim..TAHA SURESİ ve SULTAN AHMED CAMİİ ve diğer bişeyler sordum ..O da her ayeti her şeyle ilişkilendirip anlamamızın çok normal olduğunu ,çünkü zaten öyle olduğunu söyledi ve dedi ki sorularınız bugün için değil..bir daha geldiğimde onları cevaplarımJ..ve her ayet değil, her kelime değil, her harf aslında bir kitaptır dedii…yani Sevdiğim; yine kendi izimi kendim, Senin izin verdiğin kadar bulacağım demek bu, değil mi?..neyse ben yine de kendi çapımda TAHA SURESİ için araştırma yaptım zaten ..bu masalda da bunu okuyacağından emin olabilirsin mesela..
.. evvela araştırıp bulduklarıma bakalım mı? sonra da yazdıklarımı okurum ve Sana benim tüm bunlardan ne anlayıp, kendime ne pay çıkardığımı da yazarım tamam mı? anlaştık ve başlıyoruz…

önce TAHA yı TORAH(tohum)-TÖRE-ŞERİAT=YOL ve HAKİKAT-i  MARİFETİN =her şeyi en doğru şekilde uygulamak fiili VUSLATI İZDİVACI OLARAK  ilişkilendirelim olur mu lütfen..

"Ta-Ha-EY İNSAN" suresin adı da diğer birçok surede olduğu gibi sadece mukatta-semboliktir.Bazı kay­naklarda "Sûretü'l-kelim" ve "Sûretü Musa" şeklinde de anılır.Nazil olduğu zaman Meryem Suresi ile aynı döneme rastlar. Sure ,Meryem-Şuara veya Meryem-Vakıa arasına yerleştirilir.
tohum

1.Ta-Ha (Ey İnsan)

2. Biz bu Kur’an'ı sana sıkıntı çekip mutsuz olasın diye indirmedik.

3. Yalnızca Allah'a derin saygısı olan herkese bir uyarı olsun diye (indirdik).
4. Bu, yeri ve yüksek gökleri Yaratan'ın katından peyderpey indirilmiştir.

5. O, rahmet kaynağıdır ki,  hükümranlık tahtına sadece O kurulmuştur.  Veya: Hükümranlık tahtına kurulan O rahmetin kaynağıdır.
6. Göklerde, yerde, ikisinin arasında ve toprağın altında ne varsa hepsi O'na aittir.

7. Fikrini yüksek sesle söylesen de (gizlesen de fark etmez); çünkü O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir. (("O sadece insanın dile getirilmeyen bilinçli düşüncelerini değil, bilinçaltında olup bitenleri de bilmektedir" ..Tasavvufçular insanın manevî varlığını derinliğe doğru "kalp, sır, ruh, hafi, ahfa" şeklinde sıralarken bu ke­limelerin geçtiği ayetlere dayanmışlardır..))

8. Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır; en güzel isimler O'nundur.
En güzel isimler ifadesi, bu Ayet de dâhil olmak üzere Kur’ân'da dört yerde geçmektedir. Diğerleri A'râf Suresi’nin 180; İsrâ Suresi’nin 110 ve Haşr Suresi’nin 24. Ayetleridir. 

9. Musa’nın yaşadıklarından haberin var mı?
Musa: İbranice iki kelimeden meydana gelmiş bir bileşik isimdir. Su manasına gelen "mu" ve ağaç anlamına gelen "" kelimesinin birleşmesinden oluşmuştur..

10. Hani o, bir ateş görmüştü de ailesine: “Siz burada bekleyin; benim gözüme bir ateş ilişti, belki oradan size bir tutam kor getiririm yahut ateşin yanında bir yol gösterici bulurum.” demişti.
( mürşid bir rehber bulmak ve O'ndan  HAKİKAT İLMİNİ ALARAK yola çıkmak.)

20. Bunun üzerine Musa onu hemen yere attı. Bir de ne görsün; o, hızla kıvrılıp kayan bir yılan olmuş! ..
Hayye: Bu kelime, Musa kıssasının anlatıldığı diğer surelerde “cân” ve “su'bân” lafızlarıyla anılır. “Hayye” kelimesi tür adı olup küçük büyük, erkek dişi, bütün yılanlar için kullanılır. “Su'bân” ve “cân” kelimeleri arasında ise farklar vardır. “Su'bân” yılanların büyüğü; “cân” da incesi ve küçüğüdür. Şu halde Musa’nın asası yılan haline gelirken ince bir yılan biçiminde değişmeye başlamış, sonra irileşip cüssesi büyümüş ve su'bân haline dönüşmüştür. Bu yüzden cân kelimesi ile asanın yılana dönüşmüş ilk hali, su'bân ile de son hali kastedilmiştir. Demek ki bu yılan su'bân görüntüsünde ve cân süratinde idi.

111. O gün bütün yüzler, Her şeyi ayakta tutan Mutlak Dirinin huzurunda saygıyla eğilir ve zaten zulüm yüklenen kimse ise hüsrana uğramıştır……(ALINTIDIR)

((Sevdiğim bak ne buldum J..İNANILMAZ BİR ANLAM VE ÇOOK TEŞEKKÜR EDİYORUM.bazen yıllar evvel bir salatta izlediğiniz şeyin anlamını çözebilmek için senelerce beklemeniz ve bu anlamı hak edebilmek içinde binbir çile doldurmanız gerekmektedir değil mi?..ve bulduğunda ise, artık o eskisi gibi seni heyecanlandırıp takıntılandırmıyordur da artık..belki şimdi yazarken ki gibi gözyaşı da dökebilir insan..Allahım ben bunlara hiç layık olmadım ki. neden ben, neden bana isabet etti diyebilirsin.. gözümden şuan akan gözyaşı bence dünkü ruh incinmemin yansımasıdır Sevdiğim, henüz bilmiyorum.ama işte bunları ağlayarak yazıyorum.. aslında bu ayetin ruhuma anlattığı çok şey var, bir onu biliyorum.. yıllardır,bana dünyanızdan 3 şey sevdirildi deki o, 2 müennes ve 1 müzekker sima-i veçhi anlamaya çalışıyorum biliyorsun..bir semahane-i hamuşan ki, ruhlar dahi hamuşan-ı suküt olmuştu..tüm damlalar durduğu için her şeyde bitmişti.işte o denizin üzerinde bir toprak adem heykeli yıkılıp kum olup savrulmuştu..ve sonrada o 3 vech..Sevdiğim ben iyi değilim bence..şimdi yazmaya ara veriyorum..sonra devam edeceğim..görüşürüz…))


kuyruklu yıldız İNSAN
ve işte geldimm..hala iyi değilim ama anlamak için yazmaya mecburum.. TA HA kelimesi için bulduklarıma biraz daha bakalım mı?. TA eski Mu dilinde YILDIZ ,HA kelimesi ise SU demekmiş. iki hece birleştiğinde TAHA olup anlam içeriği içerisinde su ihtiva eden yıldız oluyormuş.. yani Sevdiğim benim için bu KUYRUKLU YILDIZ-HABERCİ-MÜJDECİ BİR KELİMEYLE EŞDEŞ OLUYOR.. neden böyle düşündüm?. çünkü tüm tarih boyunca; insanlığı ilgilendiren en özel haberleri kuyruklu yıldızlarla ilişkilendirildikleri içindir belki de.  

((veya kendimde bir vakitler ki; aniden şimdi yazarken hatırladım üstelik, böyle devasa bir göktaşının ateşleri peşinden sürükleyerek yeryüzüne düşünü seyretmiştim. galiba  1997 (8 )yıllarında . öyle olağanüstü ve dehşetengizdi ki dilim tutulmuştu. anlatıp işaret etmeyi çook  istememe rağmen dahi, yanımdakinin başını kaldırıp bu olağanüstü şeyi izlemesini sağlayamamış, dilimi döndürüp sesimi çıkartamamıştım.. ve başka zamanda onla böyle şeyleri sık sık yaşamıştım.. ona bu şeyler yasaktı kim bilebilirdi ki?.. neden?!))


ve nedense Sevdiğim kuyruklu yıldızı ve telek ilmini aynı şey gibi de şuan anlıyorum..
lakin henüz resmedebilecek bir kelime haznem olmadığı içinde şimdilik bunu es geçiyorum.. ayrıca TAHA SURESİ VE HİLYE-İ ŞERİFin özel bir bağı olduğunu nedense o rüyamla beraber ve daha evvel O’na yaptığım duamdan dolayı da şiddetle düşünmekteyim..

ve TAHA suresini, evlenmek isteyip de bir türlü evlenemeyenlerin okuduklarında süratle evlendiklerini de araştırmalarım esnasında öğrendimJ..ayrıca bendenizde bu masal veledi için, bu hafta zarfında, böyle bir karar vermiştim Sevdiğim.. böyle yaz babam yaz ,olmaz ki yani.. artık hayattan da bir lezzet alabilmesi için, yakın bir gelecekte izninle onu başgöz etmeye dahi kesin karar vermiştim. üstelik bunu hiç kimseye duyurmaya da gerek yok bence (tabbi evvela onun gibi asabiyet bozucu-geçimsiz-nankör birine tahammül edebilecek sabırlı ve cömert birini razı etmemiz lazımJ).. ömür beklemekle geçiyor ve gelecek henüz yok.. tamtakır kuru bakır bir hayat.. işte tam bu esnada TAHA SURESİ olaya izin verdi sanırım ki, henüz bilmiyorum.. önce halletmemiz gereken bazı izinler var tabiiJ..


birde Sevdiğim TAHA suresi ile bir yerlerde mehdi bağlantısı buldum..sanırım içindeki bir ayetten dolayı..benim için sorun yok..çünkü benim mehdim Sensin..eğer olay kişinin kendi içindeki mehdinin inmesi ise oda SENSİNJ..Sana ak minaremden indiğinde beyaz bir at sunamam ama nefsim varJ..Sana hak ile batılı ayırman için bir kılıç sunamam ama Kelime-i Tevhidim var…SENİ SEVİYORUM…..ve teşekkür ediyorum..

şaman direği
ve TAHA kelimesi ile alakalı internette bulup alıntıladıklarıma, kendi idealarımı da ekleyerek masalımıza devam ediyoruz. tarihte T ve D harfi bir olarak yol sürmüşlerdir.. T harfi  + , x (4 unsur-haç) sembolünün de aslıdır. T ; TANRI –İLAH kelimesinin bir sembolüdür ve  ayağa kalmış kollarını açmış bir insan T şeklindedir.ve isterse o insan kollarını iki yana açmamış olsun, o vakitte t harfi şeklindedir değil mi?..İlginçtir, Çincede “ding” olarak okunan piktogram T şeklinde.  Farklı anlamlara geliyor: Adam, tekrar etmek, kuyruk, tırnak gibi.

Eski Mısır dilinde Ta, yeryüzü, dünya, toprak, ilksel yeryüzü tanrısı, gökyüzü tanrıçasının kocası, zaman, an, kaya, tapınaklarda altardaki tablo gibi anlamlarada kullanılırmış. Eski Mısır'da Ha: (bazen çoğulu haw): Jat (belkemiği-MERDOK)olarak da yazılır. Kişinin fiziksel beden (etten) kısmıdır. Daha ziyade memelilerin vücudu için kullanılan bir terimdir..

Maya dilinde  
Ta ülke, yıldızlar demekmiş. (TU kelimesi aynı zamanda Eski Mısır’da firavun-kral anlamındadır. Tutankamon v.s)Uzak Doğuda Gökyüzü T’ien, Yeryüzü Ti dir..Sümer de Ti hayat ..Sami dilinde Bet/Beth ev ..Tİ’bet..T’ien Shan dağları da (Shan Çince’de dağ demek) kutsal-semavi dağlar anlamına geliyor, Uygurlar da Tanrı Dağları (Tengri Tagh) … Arapça’da “turhem dağ, hem de Kâbe’yi tavaf etmek anlamına geliyor.(turna kuşlarının semahı veya SEMA AYİNİ ŞERİFİ) Eski İbranicede de dağa “tvr, tuwr”deniyor.
tarihte Tanrı Damgaları

Kel Aynak, ibis ,Turna kuşu
sembolü, aslında sadece tek bir kişiyi tarih boyunca anlatır ki; O’da  4. kat semada makamı olan ve o dönemin güneşi olarak ilişkilendirilen ( unutmamak lazımdır ki,J üzerinde 3 özel uluhiyet katı (3 DEFA ULULANMIŞLIK) daha vardır J)  HZ.İDRİS a.s dır  ve tarihte şu adları almıştır:  Ningşzidda (Sümer)- Thoth(Eski Mısır)-Hermes(Eski Yunan)- Zerdüşt (Pers)- Enok(Hristiyan)-Tor( elinde t şeklinde bir çekiçi dahi var..pagan Hristiyan Avrupa)…hz İDRİS yazıyı buluyor ve ilk ders tedirisatı tasavvuf okullarını da O kuruyor.. maddi terziliği yanında da kişilere ESMA=MANA=HÂL elbiselerinden hülle biçip ,dikip ,giydiriyor...


((*Sevdiğimmm.bak buradan ne anladım biliyor musun?! 4.makam mutmainne makamı ya hanii..yani cennet..işte Kelime-i Tevhidin ilk bölümü RAHMANın herkes için kapsayıcılığı bu demek değil mi? onun için ki, tüm dünya insanları buraya kadar hep aynı izde üç aşağı beş yukarıJ doğru iz sürüyorlardı yani.. kendimi çoook ama çook tebrik ediyorum.. bugün hem Muharremin 10 u,hem de 24 kasım öğretenler-MÜRŞİTLER GÜNÜ ya hanii. işte bende bu YENİ İDRAKİMİ  Senin Mürşidi Azizim olarak, müridi bendene bir hediyen olarak aldım kabul ettim ve çook teşekkür ediyorum.. ve bir şey için daha teşekkür etmek isterim Sevdiğim ..bugün yine bir defa daha anladım ki yazmak gerçekten bana çok iyi gelen en iyi ilaç galiba.. böylece kendimi tedavi edip,yaralarımı sarabiliyorum değil mi?ve eksik olan yanlarımı da Sen bulup tamamlıyorsun elhamdülillah ve aminn..))

Göbeklitepe

ve konumuza devam ediyoruz..T harfi yanında bazı değişik harflerle dizilerek her zaman tüüm uygarlıklarda GÖK TANRI-RÜZGAR VE HAYAT İLE İLİŞKİLENDİRİLMİŞTİR…mesela Urfa Göbeklitepe’de şuan için dünyanın en eskisi, iç içe dairelerden mürekkep bir tapınak var..işte o dairelerin her tarafı T şeklindeki yüksek taşlardan oluşuyor.. Sümerlerde  TUR bir kaç farklı anlam için: Sihirli, kutsal taş kase ve prens, kral, büyük olan  Turan / Duran  ‘efendi’ anlamında kullanılmış.. birde eski Sümerde gök tanrıya  Dingir (gökde parlayan yıldız) -Dingiri- Dingirenek diyorlarmış ..


Sümer.Tanrı Dingiri
((* ve Sevdiğim bizim köyde eskiden, dedemin  demirci ustası olan bir akrabası vardı.. kağnıların tekerleklerini ve at nallarını yapıyormuş.. lakabı Tıngır Salim’diJ..ve unutmayalım ki eski türkler ve Kızılderililerde evin ata direğinin tepesinde bir tekerlek asıldır değil mi, yani 4 unsurla diğer yönlerden mürekkep 40 lı sistem))tabii birde eski uygarlıklarda aynı kaseden; elden ele, kaseyi döndüre döndüre içmekte var biliyorsun Sevdiğim.. ve Sevdiğinin dudağının değdiği yerden kaseye uzanmak ta var tabii..
Turna-turn-dönmek, yükselerek sarmak ,dikey yükseliş ve inişlerle seyir halinde yol almak..

ve Sevdiğim şimdilik burası kalsın olur mu? şimdide Sultan Ahmed Hanı anmaya çalışacağım izninle..

1.Sultan AHMET HAN: Babasının vefatı üzerine 14 yaşındayken, 21 Aralık 1603'te Eyüp Sultan'da kılıç kuşanarak tahta geçti. tifüs hastalığından kurtulamayarak 21 Kasım'ı 22 Kasım'a bağlayan gece 1617 yılında 27 yaşında vefat etti ve Sultanahmet Camii yanındaki türbesine defnedildi(yani vefat yıldönümündeymişizJ)…Saltanatında, hanedan veraset sistemini değiştirip kardeş katli yasasını kaldırıp, yerine ailenin aklı başındaki en büyük üyesi padişah olur sistemini getirmiştir. Bu yeni yasanın, şehzadeler arasındaki rekabetin ve taht kavgalarının, taht için gerçekleştirilen kardeş katillerinin önlenmesi açısından Osmanlı tarihinde çok büyük önemi vardır.ve kendisi çok dindar veli bir kişi olarak bilinmiştir..
1. Ahmed HAN

1. AHMET’ İN TÜRBESİ: Türbede büyüklü küçüklü 36 sanduka bulunmaktadır. Diğer sandukalar : oğlu IV. Murat Han
. (( bugünkü Kabe’yi baştan yapıp  yeniden inşa eden.)), II. Osman, I. Ahmet’in annesi Kösem Valide Sultan, I. Ahmet’ in çocukları : Şehzade Selim, Beyazıt, Mehmet, Orhan, diğer Mehmet, Hasan, Osman / Ayşe Sultan, Cevherhan Sultan, Zahide Sultan, Übeyde Sultan, Zeynep Sultan, Hatice Sultan, Esma Sultan, II. Osman’ ın çocukları :Şehzade Mustafa, Zeynep Sultan, IV. Murat’ ın çocukları: Şehzade Ahmet, Abdülhamid, Selim, Orhan, Numan, Mahmut, Hasan, Osman / Rabia Sultan, Fatma Sultan, Safiye Sultan, Sultan İbrahim’in çocukları: Şahzade Ahmet, Mehmet, Ahmet, Süleyman / Safiye Sultan’ a  aittir.
(*ve bizim masalımıza teşrif ettikleri için de, bunu okuyan herkesten onların ruhlarına bir Fatiha rica ediyoruz tabii .. aminn)…
          
**
Yakut Türklerinde Ata Direği
ve Sevdiğim, şimdiye dek yazdıklarımdan  ne sonuç  çıkacak çok merak etsem de; her şeyi aynı manaya getirip, yine çok kolayca tarumar edebilme yapım yüzünden de,  gerçekte bir şey bulmayı çok da ummuyorum ya.. neyse.. bakalım mı neler yapabildiğime pekii? tamam.
ben aslında okuduklarımdan pek bir şey bulup öğrenmiyorum biliyorsun.. önce hayallerim gelir öğreticilikte.. ve teyidi gerçeği ise Senin işaret ettiğin;( sadece benim bana özel olanları anlayıp, içlerinden çekip aldığım anlamlarla, )hangi izi takip etmem gerektiğini bana anlatırsın.. o yüzden  alıntılayıp yazdıklarım, kendime kendimin teyidi için, sadece bir teferruat aslında.. Sana çook tuhaf bişey söyliyeyim mi Sevdiğim..biz Senle senelerdir; kendi kendine hiçbir eğitim- öğretim- lisana sahip olmadan ve öyle şeyler için bir kitap dahi okumadan, bu işte çook uzmanlaşmış kişilerle aynı şeyleri ve bazen çook daha ötesini yazıp çizip söylüyoruz biliyor musun ?!!bu eskiden beni çok korkutuyordu.. sonra sık sık hayretten hayrete düşüyordum ve şimdilerde ise gidecek hiçbir yerimiz kalmamasından dolayı galiba yine korkuyorum.. yani yine başa döndüm..

filamingo
Sevdiğim.. bazen çıktığın yerden hızla geri düşmen için, oradan aşağıya atılman gerekir ya ..neden? çünkü sen çıktığın yerden hayretten kıpırdayamazsın ya hanii ve aşkın tutsağı olduğun içinde kendi başına karar da veremezsin.. işte öyle bir şey.. o yüzden de Sevdiğin seni bir kuş gibi fırlatıp aşağıya atarken aslında, merhametinden O’da senle aşağıya düşer ve akan kanını kendi bedeni ile şifalandırır?!! Doğrumu?’.bilmiyorum tabii.. sadece bir izdüşüm..bazı sahalar vardır ki yasaktır..aslında eskiler, yazılıp söylenmemiş hiçbir söz bırakmamışlar ya hanii..amma velakin bugün bizlerin her birimiz kendi esma terkibimize göre; kendi kitabımızı okuyarak ,kendimiz için, sadece bizim kendimize söyleyeceğimiz yeni sözlerimize ihtiyacımız da varmış…çünkü her insan ancak ve ancak, sadece kendi kitabını okuyabilir..namahrem olansa; başkasının kitabına göz dikmektir ki, AŞK ÇOK KISKANÇTIR..


ve madde de konuya inersek eğermanada AHMED olan, aşağıda da Sultan Ahmed olup AYASOFYA=HİKMETİN EVİ=GÖNÜL ün tam karşısına kendi mabedini dikebilecektir.. burası öyle bir alandır ki aslında ikisi iç içedir.. Rahman ve Rahim tamamlanmış Bismillahirrahmanirrahim olmuştur.. kilit oradaydı ,lakin anahtarı da işte tam şimdi içindeydi..


TA-HA kuyruklu yıldızı aslında eril ve dişil iki prensibin  ŞERİAT VE HAKİKATİN evliliği-vuslatıdır
.. bu tür mukatta –sembol harflerle ilk başlayan sure  Kalem Suresiymiş ki NÛN HARFİ ile başlarmış.. ve bu tür harfle başlayan 2. Sure ise TA-HA  imiş.. bence burada özel bir şey var.. sadece NUN (NÖTR-O) harfinde tüm hikaye var biliyorsun.. suya yazılmış bir hikayedir bu.. buutlu, ebruli ve seramonik  aynaların dönerek birbirlerine yansımasının öyküsüdür bu..bir gönlün aşk hikayesidir bu..o  öyle bir gönüldür ki, bugünkü makamı İstanbul’dur..adı AYASOFYA’dır..onu idrak edense; o makama ayak basmış, lakin edebinden kademi şerifi taç halinde yapıp, başına sorguç olarak takmış 1.Ahmed Han’dır.. bazı nasipli insanlar hem dünyada, hem de ahirette Han olabilirler değil mi?..(vee..eski Bizans döneminde de imparatorluk tahtının hipodromdaki yeri, şu anki Sultan Ahmed Cami mekanıymış ki, buda çok önemli bence..)

iki denizin birleştiği yer
evvet..önemli olan manalardır ve ONLAR, manaları sürdürüp iz takip edeceklere, yolda kalmadan iz sürmeleri için yola dikilmiş işaret taşlarıdır.. bazı kişiler çook  yükselebilirler amma bunlar sadece lütufla olur biliyorsunuz.. ve o kişilerin bazısının kendisinden başka hiç kimseye bir faidesi de yoktur, olmayacaktır da.. amma bazı taife de vardır ki, hem yolda lütufla yürürler, hem de peşlerinden lütufla gelecekler içinde yola işaret taşları dikerler.. çünkü bunlar bilirler ki, insan düşünceden ibarettir ve görmediği bilmediği, duymadığı bir şeyi algılayamaz.. insan ancak işittik ve itaat ettik & işittik-gördük ve itaat ettikle yükümlüdür.. imanda budur..gayba imanda aslında budur.. Yaratıcımız hiç birimizden bilmediğimiz şey hakkında bir şey sormayacaktır.. ama bildiği halde bilmezden gelenden de çok şey soracaktır unutmamak lazımdır..


ruhumuz ilmini, bizim ilim seviyemize ve idrakimize göre sembollerle yine bize verir.. her insan ne inançta ve nelerle meşgulse ona gelen sembolleri de o türde olur..ve bazen ipuçları birleşerek muhteşem bir masala dönüşebilirler.. aslında bu o kişinin değil, ruhunun kendi içsel başarısıdır..eğer nefs ruha tabii olup, ruh eşine secde edip, onun idaresini kabul ederse ve direnmezse, o vakit ruh tüüm gizli hazinelerini açarak nefse kendisini okutmaya başlar… 

“Men arefe nefsehû fakad arefe Rabbehû” gerçekleşir.


Sevdiğim bilmiyorum anlatmak istediklerimi anlatabildim mi?. belki çok karışık oldu değil mi? ama aslında hiç de öyle değil tabii.. hiç bir şey  NÛN ve TA HA harflerinin zengin birikiminin içeriğini verip karşılayamaz biliyorum.. bir Rahmanı ,bir Rahimi ve Gönlü kim anlatabilir ki zaten değil mi?.. ve Alla  Teala iyi ki biz insanlara hislerinden bir his de vermiş.. eğer duygularımız olmasaydı bu dünyada zerre güzellikte olamazdı.. hayat çekilmez makinemsi bir alem olurdu.. hislerimiz aslında her şeyimiz.. onların kontrolü çok zor Sevdiğim.. sevmek ve özellikle AŞK asla dizginlenemeyen bir şey biliyorsun.. hele hele bu normal bir insan için değilse.. ve kontrolü kişinin bedeninde değil de ruhundaysa.. gel denilince gidiyor, şimdi de geri dön denilince dönülüyorsa ve  HÛR bir RÛH unda varsa eğer Sevdiğim…işte o HÛR Seni tüüüüm gönül hikayesi ile selamlar…

bu defa bedeni asla incinmemiş ama ruhu incinmiş olan …………..

nur cihan
24.11.2012
nuralem7@hotmail.com