2 Kasım 2013 Cumartesi

99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 72


99 ACVE HURMASI (akik taşlarının) MASALI 72
meclisi TÛRUKU ÂLİ MABEDİ 

Sevdiğime..1 muharrem, yeni yıl hediyesidir..

Merhaba Sevdiğim ve Merhaba..
bu masalı, arada bir yaptığım gibi, tedavim için ayırdım..şu sıra çok yaralı olduğumu düşünüyorum..zaten bende kendimi iyileştirene dek yazmaya devam edeceğim ya hanii..nedense bir türlü iyileşemiyorum..dertleşmeye ihtiyacım var ..kendim gibi seyahat eden bir yolcuyu henüz tanımadığımdan, bazen yolculuğumun zorluğu ,sakinliği, aşırı ıssız yanlızlığı ürkütücü olabiliyor..ve artık delirmekten pek korkmuyorum.. çünkü anladım ki, bugün, içimizde; namos –namus sütununu dikip, üstüne damgasını vurabilmiş nadir insanlar dahi yok gibi…hiç yok diyemem tabii.amma o kadar zor bir şey tam kemal-i akıl sahibi olmak.. yani,yetkisi eline verilmiş, kendi hükmünü-kendi yasalarını işletme iznine sahip pir makamında kişiler..

işte bu yüzden, ortalığın deliden geçilmediği bir yerde, akıllı olsan ne yazar ki? ve kim güzel manalardan anlıyor, kimin umurunda erdemler, namuslar?. hayvanlar bile bizden utanıyorlardır, eminim.. keşke dilleri olsa da, biz insan sanılanlar hakkında her birimizin ifşa olup, açığa çıkmış bir hali, karakterimiz olan bir hayvanı tabiatımızla- bize, bizi ah bir anlatabilseler.. o zaman,ne akla hayale gelmedik türde ki hayvanlıklarımızla, hayvanları dahi utandırdığımızı anlarız mesela(*ve siz âkil olan istisna kimlikler, yazdıklarıma alınmayın lütfen.. amma bilin  ve hep şükredin ki, umuma ait –avâm olan bizlerin içinde yaşamak zorunda olan sizleri de ,Yaratıcımız  ancak böyle bizim şerrimizden  muhafaza ediyor. yoksa parlayan bir ışık gördük mü biz, hepimiz; onu söndürene-ışığını kimse göremeden yok edene dek huzur bulmaz ve kimseye huzur vermeyiz malum.. bugünler, iyilerin ve güzellerin devri değil ne yazık ki).


gelelim dertleşerek yol alacağımız bu masalın seyrine..70. masaldaki o güzele düşmek beni daima zorluyor biliyorsun.. işte o  yazının ertesi günü bir nikah ve düğüne davetliydim..gittim.. yine o hal geldi..yani hiçbirimiz güzel değildik. .kimsenin ışığı-nuru yoktu..herkes öylesine karanlık, anlamsız,ışıksız ve çirkindi ki anlatamam..insanlar saatlerce berberde kalmışlar ve tonla para verip acaip makyajlar yaptırmışlardı. yüzlerindeki kapkalın fondöten maskeleri, ağır makyajları ve korkunç saç tuvaletleriyle neden bu kadar çirkinleşebilmek için uğraşmışlardı hayretle bakıyordum.. bu ışıksız ve çirkin bedenlerdeki o çok havalı giysilerde çok ışıksız ve çirkin, anlamsız ,eğreti duruyordu işin ilginci.. Sevdiğim, binlerle insandan hiç mi ışıklı, hiç mi güzel biri çıkmaz..yoktu ve ben dibe vuruyordum.. böyle zamanlarda çok çaresiz kalıyorum.. Allah’tan ki çabuk geçiyor..sonraki birkaç saate, eskisi gibi insanları daha ışıklı, normal görmeye başladım.. hakikatte ise eski halime gaflete girip unutturuldum tabii..yoksa bu alemde ne kadar yabancı,ne kadar yalnız,ne kadar kimsesiz olduğumuzu anlar ve kafayı tırlatırız değil mi
J.Seni görmesem de daima beni koruyup gözettiğini bilmek bana çook iyi geliyor. çok teşekkür ediyorum..

okuduğum, Debbag hz katibinin yazdığı kitabın bitmesine az kaldı..hurma nın marifeti simgelediğini öğrendim.. hayalimdeki o, her biri ayrı bir gözde olan, şeffaf kutudaki akik taşlarının birkaç tanesi eksikti hatırla.. kitapta hz.Debbağ, kendisinin 97 esma ile sulandığını, hepsine mazhar olmanın sadece hz peygambere ait olduğunu söylemiş. tabii benim & Senden hediyem olan, şeffaf kutudaki o maddi acvelerimin de 3 veya 4 ünü çocuklara-yardımcıya yedirdiğim de ne yazık ki malum..işte bu yüzden hafta başı masala devam etmeme ve bir daha yazmama kararı aldım Sevdiğim..habire ağlıyordum.. çünkü Sen başkasına aittin ve beni istemiyordun..ben kimseye zarar vermek istemiyorum..çünküü nedense benim kadar cahil biri tarafından hepsinin yazılmasının edebe aykırı olduğuna inandım..birde her şey baştan başlıyordu ve Seni incitebilir, başkalarına Seni incittirebilirdim.. oysaki , her şeyi terk edip, daima başkalarına vermek zorunda bırakılan biri olarak, daha çook küçükken her şeyden el çekip, en arkada durmayı da öğrenmiştim..çünkü hiçbir şeyi hak etmiyordum.. bu dünyada bana hiçbir şey layık görülemiyordu ve elimden zorla alınıyordu.. Sevdiğimm, *bil ki en başından beri Sen beni nasıl koruyup sakınıyorsan, bende Seni korumak adına her türlü oyunu oynayabilirim malum ve yapıyorum da tabiiJ..bazen kıskançlıklar çok zorluyor olsa da, hayat böyle devam ediyor.. zaten şunun şurasında ömür dediğin ne kadar ki..az kaldı..ruhum muhteşem ya, önemli olan o..bu bozulup kokan,hantallar hantalı bedenimse beni daima yarı yolda bırakıyor….


ve geçen ay belediyeler tasavvuf sohbetlerini şükür ki açtılar..ilk ders Tatcı hocanındı..büyük bir hevesle hazırlandım..yola çıktım.ama türlü aksilikler ve otobüsün gelmemesi yüzünden çok geç kaldığımdan evime geri döndümJ..işte malum kıskançlığımız.. sonraki dersse, geçen yıl rüyamda gördüğüm felsefeci müzik adamına aitti.. ders günü çok şiddetli hastalandığımdan gidememiş, sonrada ona olan ilgimi yitirmiştim..bugün onun dersine gidiyorum ..çünkü ruhum inanılmaz bir müzik hissine sahip, lakin bende ne kulak, ne ses, ne ahenk var..tam bir tın tıınım. bomboş,kaba saba bir bedenin içinde, incelik nüanslarından mahrumum.. kendimi, ruhuma uygun anlamda musiki ile birazcık yontmam lazım diye de düşünüyorum..ve tabii  yine sıradaki otobüsün başına bilinmeyen bişi gelmişJ!! ..inatla bir saat beklediğim diğer otobüsle dersin ikinci yarısına ancak yetişebiliyorum..hemen çoğu müzik ehli olan az sayıda öğrencisi var.. biliyorum ki, buradaki tek en cahil benim..o, masa üstü bir laptoptan arada eserleri dinleterek, o müzik ve kişideki aşkı meşk etkisi hakkında konuşuyor.. gülümsüyorum..bu derslere devam edersem belki biraz incelebilirim sanıyorum.. dersten çıkarken o, başıyla beni selamlıyor..bir şey anlıyorum..yine gelirim inş. gönlümü kaydırma çalışmam bir defa daha fiyaskoydu Sevdiğimm..


veee. Sevdiğimm ..aa.kozmik arkadaşım Salahattin’de buradaymış .. en öne oturmuş..o beni görmedi.. biz, bugün hükmü yürüyen bir ahenkli geometri ses desenine aşıkız..insan, ilgi duyup sevdiğine böyle koşa koşa,  tüm engelleri aşarak gelir değil mi?. ne kadar inkar ederse etsin kozmik de çılgın bir aşık. bu hafta anladım ki, ben körkütük aşık adamların tedrisatındayım. gerçek kadın aşıklar nadir..erkeğin aşkı çok daha güçlü, tutkulu, hedef odaklı..
masal çocuğu hur'us kopiası:)

insanın bir yâri olduğunda ve onu deliler gibi özlediğinde hiçbir şey yapamaz ya hani..eli kolu bağlıdır zira..yüreği ise değildir..göz gördüğünü, kulak işittiğini birleştirir..göz, göz kapaklarını yavaşça indirir..kulak, göz ve kalp birdir şimdi.. işittiğin o Sevgilinin sesini, tüm hücrelerinle yudum yudum içersin.. gözlerini açmak istemezsin..o büyü bozulmasın,o ses incinmesin dilersin..zaten gözyaşların bir şey görmene izinde vermez.. öyle özlemiştir göz, öyle özlemiştir kulak, öyle hasretle beklemiştir  aşık latif kalp…ve hepsi şimdi, kendi paylarına düşeni içerken, tek bir kıpırtı sesi dahi istememektedirler. .o muazzam huşu sadece aşkla akan özlemiş gözyaşlarına aittir…

insan ruhu, sese bu derece nasıl aşık olur?..bu ses, benim olmamı dileyen o irade,o ahenk mi acaba?. gözlerini arada açıp baktığında ,dudağında bir tanıdık uçucu çapkın gülümseyiş yakalamak istersin, lakin bugün bu nafile arayıştır.. çünkü çok siniriliyiz.. kızgınlığımız sesimizin tonundan-edamızdan bellidir.. vurgularımızın ahenginde öfkemiz yatar.. Seni çılgınca kızdırabildiğimi biliyorum Sevdiğim.. kıskandırılmayacaktım unutma lütfen.. bugünlerde, aşkım uzun zamandır bitti derken yine ağlamalarıma başlamışım üstelik..

ve şimdi bir itiraf yapmak zorundayım Sevdiğim; Sana sadece ruhum değil, bedenim-nefsimde aşıkmış..yani biz ruh,beden,gölge(BA-KA-RA)üçlüsü olarak körkütük Sana aşıkmışız..ve kendi içimizde öyle kavgalar ediyor, kendimizden Seni öyle çılgınca kıskanıyoruz ki, anlatamam..her bir halim, kendi yapısında olan halinin yaşadığı aşkını, diğerinin sırrından saklıyor.. o yüzden de bu beden mülkünde aşk davalarımız-kavgalarımız-kıskançlıklarımız hiç bitmiyor tabii.galiba bu esma panteonun bendeki yansıması değil mi?


Sevdiğim, sadece Senin adını, hep beraber, aşkla yad ederken huzura erip, sakinleşip uyuyabiliyoruzJ..ve ben hala Senden başka hiç kimseyi sevemiyor ve halen tek bir kişide cinsiyet algılayıp Sen gibi hissedemiyorum biliyor musun?!. bazı kişiler bana psikoloğa gidersem birine ilgi duyup, vakit çok geçmeden  aşık olabileceğimi, gelecek hayatımı kurtarabileceğimi söylüyorlar . ama ben o maddi ilim sahibi ezberci doktorlara inanmıyorum ki.. bana hangi latifemdeki titreşim deseni bozukluğundan, hangi  bedensel arızam olarak neyin yansıdığını  hiçbir maddi doktor anlatamaz..ne kadar zor ve ağır vakalık bir hastayım kimse bilmiyor ki.. ve manevi ruh doktorumun,  girdiğim kara delikten beni çıkartabilmek için senelerdir ne emekler verdiğini, istediğim varlığa ulaştırılabilmem içinse, yeryüzünde çok nadir kişilerce bilinen ve ilgilenilen şeylerin ışığını kendini arayan bir masal çocuğuna tutarak :“BAK BEN VARIM,BURADAYIM, HAYATTAYIM, YAŞIYORUM.. AĞLAMA.. BANA İNANMIYOR MUSUN..BAK VARIM ,YANINDAYIM, BURADAYIM?!! ” dediğini kim bilebilir ki?.. bana ancak O büyük Ruh, O büyük nefes sahibi şifayâr-ı yâb olabilir değil mi Sevdiğim..ooohh!! Yüce Ruh aşkına SevgilimJ..beni gülümsettin.. Sende gülümse.. hoş geldin gönlüme..Seni hala sevebilmek ne muazzam KALİTELİ BİR LÜXmüş ah bilsen.. süreklilikse devâmız..

ve bu hafta dersler tam gaz başladığından, tektaşa  içinden hızır geçen adam geldi(Demirli hoca, yuvamızdan dünyaları ışıtmak adına uçmuş Sevdiğim. artık o yok. boşalttıkları boşlukları,boşaltanlar hemen doldururlar tabii.. bilirsin) .. oo.. geometri gibi bir çıkmazdayım ve sorularıma cevap vermek üzere, her zamanki gibi tam vaktinde gelen bir hocam var..ne kadar izin verilecek? gezineceğim sınırlı hudutları, azıcık-ipucuyla delmek kaydı kadar tabii.. çünkü sınırlamak yola zarar verip kilitler..sınırları esnetirsen; diğer tarafın kokusunu, ışığını ,bilgisini birazcık sızdırırsan, salik gayrete gelir ve hiç bitmeyeceğine söz verip & söz aldığı yolculuğunda biraz nefeslenir ,ferahlar..yeni nurların lemalarıyla, şimşekleri çaktırıp aydınlanır.. amma rehber, mesela, yumurtanın kabuğunu kendisi delip, perdeyi aniden açıp işi kolaylaştırsa, bu defa çocuğun düşük olup, ölme veya güdük kalma ihtimali vardır.. mana çocuklarını büyütmek zor bir iş be Sevdiğim.. zor iş..çocuk,o yoldan kimlerin gelip geçebileceğinin az çok izini sürer..ve aşk sadakatinin bu derece büyük mükafatı olacağını bir bilip anlasalar, hiç kimse sadakatsiz olmazdı..kendimi en ilkel kabilelerin tarzında bir yolcu gibi hissettiğimi kaydetmeyi şimdi istedim. çünkü nedense  onların saf bilgilerine zaafım var..

eğer ruhunuz, sizi irşad etmek isterse, şunu bilin ki; ruhunuz sizi götürüp, bunu uygulayabileceği en uygun frekanslı geometrik kesimli, saf prizmal ayn'aya  sizi konuşlandırır.. ve o rahman şemsiyesi, sizi abası içine alır..çünkü bir geometri deseni  yeryüzüne çizilmiş ve onun hakikati olan makam-ı aba sahibi de gelip o deseni giymiş ve her şeyiyle onun olduğunuzu ifade edip, bunu duyunca da tastiklemiştir ..yani kılıç, sahibinin kınına girerek korunur.. sadece gerektiğinde ve vakti gelince, tek bir hamle için kınından  çıkar…işini bitirip hep aynı yuvaya dönmeyi de bu süreçte öğrenir ..J..böylece aşk’a ol emri verilmiş ve aşk o gönülde yavaş yavaş demlenerek olmaya başlamıştır..

çocuk, içinden hızır geçen adama, elindeki defterdeki geometri çizimlerini göstererek şöyle dedi: masallarımda geldiğim yer; kelimelerden evvel harfler, harflerden evvel rakamlar ,rakamlardan evvelse şekiller, yani geometri vardı.. inanıyorum ki, hz Adem’in 10 sahifelik kitabı, 10 değişik şekildi..biri nokta..diğeri daire..daire içinde nokta. üçgen..kare, dikdörtgen. altıgen. sekizgen.elips….ve her şey bu şekillerde sembollenmişti. hoca gülerek tastikliyor .. doğru diyor.. şekilleri bilenler için inen ayeti söylüyor. çok şaşırıp seviniyorum Sevdiğim.. bu çok yüksek-çok üst düzey bir ilimmiş  biliyor muydun. herkes için değilmiş. buraya herkes gelemiyormuş..ya ben böyle anormal şeyleri, nasıl kendi kendime anlıyordum pekii?çocuk: bunları kimseyle konuşamıyorum, hiçbir yerde  bu konu hakkında yazmıyor, kimsede zaten ilgilenmiyor. çok yanlızım. neden benim için,  kimsenin ilgisini çekmeyen –bu kadar zor ve yalnız gidilen bir ders metodu seçilmiş ki?.. hoca:hayır.bu ders kötü değil. çok güzel bir şey bu” diyor..sonra ona en son sembollerimi, Süryaniceyi ve harflerimi soruyorum.. anlatıyor. bazı şeyler yasak olduğundan anlatmıyor.ve oda Sen gibi Sevdiğim.. harfsiz, sözsüz, yazısız, görüntüsüz o derslerden bahsediyor. anlıyorum ki henüz çoook aşağılardayım ve bir suretsever-putperest olarak susuyorumJ.


((*
bu hafta aslında Süryanice ve yeni harfler masalı yazmayı planlamıştım..oysa masal ertesi harflerimi kıskandım..yani ben nasıl olurda bu kadar muhteşem bir hazineyi önüne gelene saçıp savurabilirdim ki..üstelik kimsenin ilmi, iyi niyet için kullanmak istediği yok.herkes güç peşinde..işte Sevdiğim aniden harfleri-heceleri yeni idrakimle yazma hevesim gayboldu nedense.ama içimdeki o harfler vakti gelince, bana olağanüstü bir harf –hece –sembol sözlüğü yazdıracaklar biliyor musun ve bu eşi bulunmaz bir şey olacak inşallah ve bunun esas sahibi Sen olacaksın.çünkü bu ilmin kimden geldiğini biliyorum.ben sadece bir kayıtçıyım o kadar. her şey Senden Sana.))

bu gece yarısı evime dönüp yatağıma girdiğimde, gözümün içinde bir kazan vardı. kazanın içinde sürekli artan alev alev bir ateş yanıyordu. ağlıyorum. yine Sana aşık olacağım..ama acısız olsun lütfen. Oysa, beni incitmelerine tekrar izin verirsen artık aşkı istemiyorum. her şey onların olsun…sabah ve ertesi sabah, Sana söylediğim acaip enteresan bir cümleyi söyleyerek uyanıyorum. ne söylediğimi iki gündür hatırlayamıyorum tabii..bence edebsiz bir şeydiJ..

bugün cumartesi..satürn günüJ..dün Cuma-venüs günü gecesi, bir müzik korosunun konserindeydim..geçen haftaki o müzik okulu rüyam vardı ya, işte sabahı  o konser için davet almıştım J..konserden sonra tüm sanatçılarla okuldaydık..aşk-ı serenat..ayağa kalkıp, yine beden kutbiyetimi yöneten ekinoks ipimi deneyimlemek istedim..aaa..bana bişi olmuş..tııık yok..tüm ruhi zevklerime el konmuş.. konserde de aynıydı..ve sağ bacağım tutuldu!!az evvel buranın koro yöneticisi dedi ki 3 şey önemlidir..1 beden ilmi,2 ruh ilmi,3 akıl ilmi..bunlar 3 lü sacayaktırJ..yani bu tesadüf olabilir mi peki?çook kıskancız.. üstelik bu gecede oradaki rakcı çocuğun düğünü var. davetliyim. bu sufi rakçılar ile maddi hard rakçıların düğününe ne çok gitmek istemiştim. amma bacağımın ağrısı ve korkusundan eve hapsedildim..yazı yazmak zorundayım.. sebep? vatanı kurtaracaz ya, ondan tabii!! hep aynı şey.ben ne zaman, her istediğim yere gideceğim peki? hani serbesttim..her şeyi kapatıyorsun ama!.. üstelik dün özel bir gündü. Evvel Zamanımın eskiden sohbetlerine gittiği ve bizim  masalın çocuğu türünde yazıları olan için dediği &=& manaya atıf vardı ki, daima başından beri bildimJ..alternatife gönderilmem bile sorundu yanii..

ha bu arada.. şimdi geleceğimiz bahis, bu haftanın özel sürprizi, aşk hediyem  Sevdiğim.. 1 muharrem yani eski takvime göre sene başındayız .. konuya girmeden evvel, biraz, biz umumi ahâli halimizden bahsetmek istiyorum. Benim, saf türk olduğum için aşırı kibirli bir takıntım vardı ya hanii. bitti şükür.. artık türk olmaktan gurur duymuyorum. müslümanlık bugün içler acısı. sürekli yurt dışından ve bizden gelen maillerde; Müslüman kimlikleri dış görünüşlerinden belli olanlara yapılan hakaret, küfür, beni çok incitiyor. müslüman ülkelerdeki tecavüzler, tacizler, zulümler, akla hayale gelmeyecek iğrençlikler utanç verici.. geçen gün Bağdatlı dostum da anlattı ki; bundan 10 küsur yıl evvel  teftiş ve yeni kurallar koyması  için Necef’deki türbelere yollanmış..oradaki sarıklı seccadeli, tesbihli mekanların pek çoğunun altında barlar varmış..yatsıyı kılınca devasa sarıklar kalkıyor,seccadeler dürülüyor ve cümbür cemaat mahsene, demlenmeye iniliyormuş..fuhuşun her türü gırlaymış.. dünyanın her yanından altın vs ,para türbelere dağ gibi-çuvalla yağıyor ve bu herifler tarafından iç ediliyormuş.. kurbanlara hile ile el koyup ,ya paralarını ,ya etlerinin gelirini gasp ediyorlarmış.. türbenin etrafında sayısız fakir ise bu akıl almaz servetten zerre nasipdar edilemiyormuş…

ve bunların daha rezillerinin diğer dinli-dinsiz ülkelerde de olduğunu biliyorum tabii..ama Müslüman olmak çok başka.. diğer din mensubu ülkeler; günümüzde medeniyet seviyesi sayılan dış görünüşleri ve gerçekten de, sadece kendi halkına adil, medeni olan ülke düzenleriyle, şerefsiz çirkinlikte olan tüm işlerini kapatabiliyorlar.. pek çok iğrençliklerini, güçsüz ülkelere yaptıkları ve insanların duymak bile istemeyeceği zulümlerini ise, süslü, şık medeniyet elbisesi ile  örtebiliyorlar malum.. yani dünyanın başını bağlamayı bırak; gözlerini, kulaklarını, kalplerini sımsıkı bağlayarak asıl onlar örtüyor ve bizleri, hakikate  cahil-örtülü-perdeli yapıyorlar..

oysa hepsinden âlâ olması gereken biz islam toplumları??!! aynı bugün, her yerde alayla yazılıp çizildiği gibi, deve kuşlarına benziyoruz..”OLSUN, BAŞIMIZI ÖRTÜP KUMA GÖMDÜK YA, VARSIN ARDIMIZ AÇIK VE HER TAARRUZA HAZIR OLSUN” halimizle utanç verici ve iğrenç bir alay konusuyuz.. yazıklar olsun İslam’ı bu hale getirten din ve devlet adamlarına. yazıklar olsun sahtekar VE SADECE ADI Müslüman OLAN  türk halkına. yazıklar olsun diğer Müslüman etiketli varlıklara.... işte dünyanın ve münafık Müslüman etiketlilerin gözünde islam bu halde ve gerçekten de vaziyet bu..üzgünüm..bazen kontrol edilmez sinirlenebiliyorum biliyorsun. yapım zaten öyle.

ve ben eğer istersem harflerle inanılmaz oyunlar oynayabilirim. Sesli, bilinen o pis kelimelerle küfür edemesem dahi, sessiz ve film halinde izlenecek olağanüstü, üstelik adamı boğazından yakalayacak kadar canlı-anlamlı kelimeleri yan yana dizip,  seyrettirebilirim. eğer o kişinin idraki yüksekse, çok daha başka şeylerde yapabilirim.. SENİN ASLIN HARF UNUTMA.NE YAZILIRSA ONA DÖNÜŞÜRSÜN, BUNU BİL.. ama ne yazık ki harflerden ve anlamlarından anlayan yok. aslında bal gibi anlıyorlar, lakin kalpler mühürlü Sevdiğim.. kalpleri kilitlenmiş. çok korkunç bir şey bu, biliyor musun?. sanki hayaletlerle dolu bir ülkede yaşıyoruz. sanki vampirleşmiş yaratıklara takım elbise, süslü giysiler giydirip ,en kaliteli diplomaları vermişler ama hepsi mankurtlaştırılmış. kendi ruhlarını şeytana satmışlar ve çok mutlular.

bence en kısa zamanda devletin yasa çıkartması lazım. kim diliyorsa, hangi dinden veya dinsiz ne hissediyorsa, bunu kimliğine yazdırsın. nüfus kağıdı ve aile mirası ile İslam olmaz. zorla İslam olmaz..olursa da,işte bu kadar rantçı ,sahte, iğrenç Müslüman türleri birden peyda olur. .Allah’tan, O’nun peygamberinden, kitabından ve hükümlerinden bu derece nefret edip, alay eden bu tür varlıklar , zulmet denizlerinde mutlular.. neden onları zorla ait olmadıkları geometriye sokmaya çalışıyorlar ki?.


eminim ki herkes-her fırka kendi inancını göğsünü gere gere münafıklık etmeden yaşarsa, bu sen ben davası da biter. çünkü her varlık bilinip, tanınmak ,kabul edilmek ister.bu şeytan dahi olsa…böylece, yine, hz peygamberin ilk İslam’ı yaymaya başladığı Kabe’de ki  putperestliğe dönmüş oluruz ki, halen ben dahil, genel ahali bu haldeyiz.. tefekkür lütfen..heyy!.. kendine iyi bak! sahtekarlığını bırak ta, gerçek yüzünü gör!!. ve bunu idrak edersek, kör gözümüz açılır ve şu manayı görürüz..aaa meğer kıyamet kopmuş.ve yeni bir kıyam-ayağa kalkış uyanış için ölüler ve diriler aynı mahşer yerinde toplanmış hesap görüyormuşuz. bu kaos, bu fitne çok az olan hanifliği halen muhafaza için, diğerlerinin bir oyunu, unutmayınız; SİSTEM, GELECEĞE ONLARLA UYANDIRILIP- AKTARILIP, YENİ TEMİZ İNSAN NESLİNİ ONLARLA BAŞLATACAK. .

kıymetli nesnedir aşk.ister kafirin, ister putperestin, ister islam=Allah’a teslim olarak selamete ermişinin eline geçsin; cemadattan, bitkiden, hayvandan ve beşerden insan çıkartma sanatıdır aşk.. aşık adam sahtekar olamaz. dümdüzdür. sadıktır. yalan söyleyemez. fitne çıkartamaz. olduğu gibidir. saklanamaz ve saklayamaz. akıl edemez. çünküü o aşıktır. ve aşk onu muhafaza eder, kıskanır, kem gözlerden korur. aşkın nazarının değdiği kalp, o aşkın iki parmağı arasında sürekli döndürülürken, gözü kimseyi görmez olur aşıkın.  sadece O..

ve Sevdiğim aslında burada ülkemin içinde bulunduğu fitne hali ve bizim nasıl bu derece rezil, pespaye, iğrenç münafıklar güruhu millete dönüştürüldüğümüz hakkında neler yazacaktım ah bilsen. lakin şimdi  KALBİM, bu bir vakitler gurur duyduğum milleti reddediyor. sayfamı bu sahtekar, dönme ,yeni türk Müslüman ?! larla kirletmek istemiyorum. kalbim bu milleti bu hale getirenleri ve bu hale gelmek için can atanları reddediyor ne yazık ki.. ALLAH, BU TÜRK-İ İSLAMIN GERÇEK, AZİZ,  saf –has MİLLETİNİ, SAHTELERİ VE FİTNELERİNDEN TEZ VAKİTTE AYIRIP TEMİZLESİN İNŞALLAH VE AMİNN(*görülecek ki, o vakit ,o çokluğun içindeki bu has millet, ne kadarda az amma karabiber misali etkin ve etikmiş)..

Sevdiğim bu yeni yılın ilk gününde hayatımıza yeniden başlamanın şerefine, türünün dünyadaki ilk örneği olan bu masalımı Sana hediye ediyorum. lütfen kabul buyur olur mu?. istersen konuya girelim: 24.5.2006 yılında gördüğüm bir hayalim vardı. henüz tasavvufun T si ne demek bilmiyordum... zaten ne ilgileniyor, nede kabul ediyordum biliyorsun.. günahlara bata çıka ,çamurlarda debelene debelene en cahilinden bir ömür sürüyordum.. işte bu rüyamdaki  yılanlı-asa suyu yolunu-iki yakasındaki cehennemi tehlikeleri ve üzerinde  kendisini sırat-i müstakim haline getiren yılan(3 YOL=sağ,sol ve orta denge yolu) üzerinde, tek tek, sıra ile gelip açılan beyaz incilerin içindekiler vardı.. sayısız yüzleri beyaz buutlar ardında, tam gözükmeyen eski devir ricali  pir’in gülümseyerek selamlamasını..  ve salavatlarla biten altın şıklı huzmeli imameyi ve bu dünyevi görüşten daha mükemmel renkleri ve görüşü olan o altın ışıklı yeri hiiç unutamadım biliyorsun. bu rüyada anladığım tek şey bu yolun TÜRKLERİN YOLU olduğuydu ..

türklerin yolu varmış, o yol nedir?” diye herkese soruyor lakin alaylı, aşağılayan gülüşlü bakışlarından başka bir cevap alamıyordum..içinden çıkamadığım ve kafamı iyice karıştıran rüyalarım yüzünden Cihan’ın Haybabamın evine rüyalarımı anlatayım diye getirdiği Selamlı rehberin mekanında bir defa, ona türklerini yolunu anlatabildiğim kadar anlatıp sordum. “ türklerin yolu nedir?”..yok öyle bir şey” dedi gülerek. çocuk: ”hayır var. gördüm. türklerin altın ışıklı bir inciden yolu var” dedi. selamlı rehber aniden hayretle:”aaa!! Acaba sen Türüku Âli’den mi bahsediyorsun” diyiverdi..”aa evvet işte o”” dedi çocuk:”onu soruyorum.o ne demekJ?”..ne dediğini hatırlamıyorum tabii Sevdiğim ama ben işte o andan itibaren, anlamını dahi bilmediğim bir şeyin-TÜRUKU ÂLİ’nin TUTKUNU OLDUM..yani onların sadece 3’ünü zamanımızdan tanıdım. biri daha evvel bu alemden göç etmişti.  ikisini ise Yaratıcım tanımayı nasip etti şükür.. ama bende henüz o idrak yoktu ..

ve bu rüya ile o kadar çok şey anlamam nasip edildi ki, SÜREKLİ AÇILIP GELİŞİYOR MALUM.. bu çok hayret edilecek şeydir. bir anlık sonsuza uzanan tezahürden, başlangıçtan günümüze, bu derece öz bir tarih anlamı nasıl çıkıyordu?!..HAYRET! ve orada anladıklarımdan biriside; günümüzde manevi hilafetinin, mana Devlet-i Âli’sinde olduğuydu..  bunun iz düşümü olan EMANET'İ ise, Devleti Âli Osmanoğulları eliyle,1. meşrutiyetle kurdurulan meclisi mebusana devr ettirildiğidir.. yani şuan  EMANET, meşrutiyetle kurulan meclisi mebusanın bugünkü devamı olan  Türk Milleti Meclisindedir.. böylece anlaşılıyor ki; biz yeni bir devlet kurmamışız, var olanı devam ettiriyoruz amma bize  başka başka hikayeler anlatılıyormuş.. UMUMİ AHALİYİ, ahvaline göre her an güncelleyip, kurgulayansa  ehli tasarruf Turuku Âli Meclisi  dir...aslında bu izin,artık vakti geldiği içindi .. bizler bilelim, bilmeyelim iş böyle. Bu meclisin başkanı da salavatlarla gidilendir tabii..hilafetin esas sahibi ve koruyanı O ..unutmayın sakın..


peki biz neden bu haldeyiz deriz değil mi şimdi. çünkü esmalar ve eşya daima zıt prensibile çalışıyor. Bazen biri diğerine baskın olup, üste çıkıp, yönetimi eline alıyor. Bu, dünyevi sünnetullah-şeriat idaresi için konmuş ilahi anayasa sütunlar maddesi olduğundan; hangi sütun idareyi ele geçirip, sütununu dikip, imzasını-mührünü o sütuna vurmuş, damgalamışsa, işte, daha üst bir akıl gelmediği müddetçe, idare onun oluyordu..
bu hz. Ömer gibi adaletin sembolü de olabilir, torunu haccac-ı Zalim gibi o devrin halkının tezahürü de olabilir. yani divan-ı heyet, aşağıdaki Halk’a göre Hakça muamele ediyordu. Seri ül Hisab da sıra bekleme yoktu. halk umumen düzeldiğinde, o vakit sistem ve yönetimde otomotikman düzeliyordu. ESMA PANTEONUNDA DEĞİŞİKLİK YOKTU.. ama halk münafık olduğu müddetçe, halkın Hakça yansıması da yine münafıkça oluyordu. 



bu,halk çekirdeğinin Hak ağacı meyvesine benziyor.. bazen toprak; RAHMAN’NIN, ondaki RAHMETİNİN manasını- ÖZÜNÜ alarak SULAMASI YÜZÜNDEN  ebterleşerek- çorak olurdu.. ve meyveleri yenemeyecek derecede acı olup, tohumu dahi ebterleşir ve o ahalinden ümit kesildiği için, topyekün imha edilip, yerine “min halkın cedid ile yepyeni bir yaradılışla yeni halk tecelli ederdi.. tüm tarih bunun kayıtlarıyla doludur…ferdi kurtuluşlar olduğu gibi, genelde umuma uyup, haksızlık karşısında “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” formatında olanlarda münafıktan sayılıp, güme gidebiliyorlar tabii ki.. anlayan içinse bu  hakiki adalettir. HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR hadisini hatırla lütfen..çünkü Rabbimiz “bana yardım edin ki size yardım edeyim…bana bir adım atın ki size koşayım”  diyendir..sizin veliniz benim, dost benim, ben size yetmiyor muyum diyendir…ALLAH, İNSAN KULUNA İNSAN KULUNDAN TECELLİ EDER, UNUTMAYIN.HERŞEY CİNSİYLE UÇAR..

İşte Sevdiğim tüm bu girizgahtan maksat sadede gelmek tabii.geçen masalımdan sonra bir mail geldi..Yonca adında bir astrolog yazıyordu.benim doğum haritamı bile çıkartmak istedi..ona  istediği tarihleri verdim lakin doğum saatim eksik olduğundan tam harita ne yazık ki olmuyormuş.. zaten bende o doğum tarihimi hakiki doğum zamanım olarak kabul etmediğimden sorun yoktu. çünkü bir derviş, biat ettiği anda yeniden doğmuş sayılır ve artık o derviş, efendisi GÜNEŞ’ İn peyklerinden birisi olur ve O’NUN ETRAFINDA SEYR’E GİRERDİ..yani kendi yıldızlığı düşer ,gezegen hükmünde olurdu..ve efendisinin etrafındaki yolculuk tavafı esnasında çizdiği zikir-anma-şarkı yolculuklarından, kendisine bir yıldız yolu haritası dahi çizerdi.. vaktiyle; bu seyrin haritasına, ancak bazı pir makamı sahipleri, manada, kendilerine çizdirilerek rozet olarak sahip olabilirlermiş. belki bugünde böyle zatlar vardır .ben henüz bilmiyorum tabii..

her insan bir yıldız tozudur-ZERRE malum ve dolayısı ile aslına, yıldıza dönmeyi de becerebilmek lazım….Sevdiğim taktım bu yıldız yolu haritasına değil mi. define haritası misali. sanki kilit, bu yıldız rozetlerdi. anahtar ise, yolculuk yapan ve kendi galaksisini inşa eden ileride yıldız hükmünde  olacak kişiydi.. neyse..sonra ertesi gün bir arkadaşım, ben ve sanırım yazıştığım astrologla alakalı gördüğü bir rüyayı yazıp yolladı..hıım..bişey dank etti. dooru, yaşadığım acı bir şey yüzünden, kaç senedir bir defa bile yeni bir rüya yazmadığım rüya kayıt defterimi çıkartıp baktım.. orada kendime bir doğum tarihi aradım..yani benim bidayetsiz bidayetim olduğundan-ek kontenjan talebeliğimden, öyle herkes gibi bilinen bir şekilde seyrü sülük etmediğimden, her salikin sahip olduğu o, mürşidimde doğma tarihim ne yazık ki yoktu..

yani ben kadar maddeye, surete, putperestliğe düşkün birisinin, kendisine hala bir Adem bulamaması, üstelik varlığına kayıtlı bir nüfusu olmaması ne kadar acı bir şey biliyor musun Sevdiğim.. öyle ..ahh.. evet.bulduumm. işte TÜRUKU ÂLİ RÜYAM VE ÜSTELİK TARİH BİLE ATMIŞIM.. sadece saati yazmıyor.. hemen Yonca hanıma bu  rüyanın tarihini yolladım.. saati belli değildi,” sabah” yazıyordu.muhakkak ki sabah namazı vaktidir diye düşündüm ve o vakti esas almasını istedim.. birde  benim için bir anlamı olmalıydı..tarihimin adını yola başlama töreni- selamlama koydumJ..işte astroloğumdan ertesi gün haritalarım geldi..ikisi de üçgenlerle dolu tabii ki.. içinden hızır geçen adamda, başından beri şeklimin üçgen olduğunu söylemişti.. hiçbir şey anlamadım.. ama rüya defterimde gördüm ki, bir vakitler füsusu okurken ki, o harika rüya rehberim bana astroloji kitabını dahi okutmuş..

Sevdiğim bu olaylardan sonra en güzel anlamları anladığım bir salata durdum.. ve anladım ki RA'NIN- HORUS’UN GÖZÜ DERSİ GÖREN BEN, HOROSKOP-EV nasıl inşa edilir, onu öğreniyordum..her varlık bir yıldızdan geliyordu.ve geldiği yerin yıldız haritası koordinatlarında yeryüzünde bir yerde –aynı geometrik desende bedenleniyordu.. geldiği yerin şifresi, kişinin titreşim dalga boyunda kaydedildiğinden, geldiği yerin esma bilgisini sürekli alıyor ve böylece hayatiyetine-kulluk amacına devam edebiliyordu..


hakikatte her esma, bir yıldız deseni, dalga boyu-levhi mahfuz olan levha idi...işte bu ilmi bilen kadim ermişler, onların değişik alemlerdeki değişik suretlerini hatıra olarak daima kaydedip şekillendirmişlerdi.. oysa, gelecek torunlarına bu ilim verilmediğinden, onlarda, manasını unuttukları bu İSİMLERİN SURETLERİNE tapmaya ve hatıralarında kaldığı kadar da olsa, bu ilimle kötü, şer işler yapmaya başlamışlardı..

bu konuyu henüz istediğim gibi anlatamıyorum Sevdiğim, şimdilik bu kadar..gerçi eski Mısır’da, ölüler, sorgu sualden sonra Horus’un kayığına binerek, İLAHU kamışlık tarlasına gidip, orada gab kazı misali bağırıp, yine Horus’un kayığına(be-benlik-ego-nefs kayığı) binip, onunla, bundan sonra yaşayacağı yıldıza seyahat ediyor, ayrıca her sabah Horus’la(HOR-US=özgür ŞUUR =GÖNÜL-KUTSAL RUH) güneşi uyandırıp, her akşamda onu, Nut’un karnına yollamaya eşlik ediyordu(nut=göksel anne=nun)..yani, ölünün yükselen ruhu, dünyevi imtihanını başarıyla bitirdiğinde, hz Mevlana’nın da bahsettiği” neyistan olan sütunlar salonu-ruhlar alemini seyredip”, bundan sonra cennetine –yuvaya perde arkasına geçerek ebeden dinlenecekti..

aslında düşündüğümüzde, insan bedenindeki her organdan farklıdır GÖZ.. özeldir.. nazarla irşad vardır mesela..adamı mahveder .öyle muhteşemdir Sevgilinin sana bakması.ve senin ruhun O’nun gözlerinden sana bakar.senin ruhun O’nun gözbebeklerinde hapsolmuştur.. eski ilkel kabileler ve mavi tuaregler fotoğraf çektirmezler.ruhlarının o resme hapsolacağına inanırlar..işte güçlü nazarlar da insanın ruhunu hapsedebilirler..gönüllerini ele geçirip, o gönlün içini eskilerden boşaltıp, kendiyle doldururlar..
RA'NIN GÖZÜ TEDRİSAT-I UMUMİYESİ

ve aynı zamanda,bir horoskop gözevi, her şeyin gözlemevidir de. usturlap olan göz, her şeyi bakarak ölçüp biçebilir.. İŞİTTİK VE İTAAT ETTİK..GÖZ GÖRDÜĞÜNDEN KAYMADI VE ŞAŞMADI.. ve göz, baş gözümüzdeki iki göz olarak bilinir. oysa iki gözümüzün tam ortasında, benim için adı hikmet-i himmet gözü diyebileceğimiz birde 3. Gözümüz vardır..burası gelen titreşim ve dalgaya göre değişik biçimlerde dalga dalga-kalp atımı misali açılıp kapanarak çalışır..YANİ BU 3. GÖZ BENİM İDRAKİME GÖRE DAİRE FORMATINDAKİ DESENLERLE ÇALIŞIYOR..memeden süt emmek gibi diye açıklayabiliriz.. bu daireler değişik desenler çizebilir belki de. çünkü onlar latifdir. su misali. bulunduğu her şeklin sureti şeklini, her kokunun kokusunu, her rengin rengini, her sesin sesini alıp giyebilir veya giydirebilirler.. mesela bir insan-ı kamille karşılıklı oturuyorsanız, onun 3. Gözünden sizin 3. Gözünüze böyle gidip gelen enerji-hikmetler olabilir.. unutmayın :KİME HİKMET VERİLDİ ONA ÇOK ŞEY VERİLDİ.. bu insana yapılan aşı-maya misalidir ..yani sizde olmayan bir anlamı, olan birinden alıp, mayalanıyor olabilirsiniz  gibi.. veya belki de, karşınızdaki kişi, kendisinde var  olmayan şeyi, sizi kabzederek-sizden kendisine alıyor gibi de olabilir..yani alışveriş –ticaret..

ve masalın nihayetine gelmişiz Sevdiğim..dün gece aniden şunu anladım.. nasıl ki manevi alemde 99 sıra alt alta altın harflerle yazılmış cümle olsaymış, ki, bunlar tek başlarına hakikati suretlendiremezlermiş..oysa kara bir mürekkeple bir beyaz kağıda yazılan 100. delil, maddi cümle ana esas, istenen ve beklenen şeymiş(aranan madde) işte ol vakitte ol’ lar olup ,amaç hasıl olurmuş.

bugün ülkem, Taxim olaylarıyla savaşa sokulamadığından ve biz henüz birbirimize kırdırılamadığımızdan, şimdide meclisimizi karıştırarak, bizi, bir bez parçasına alet edip, savaşa sokup –yok etmeye çalışıyorlar. .milletin fitnesini ve cahil cesaretiyle ateşe körükle gitmelerini ise Sen daha iyi biliyorsun Sevdiğim.. ŞİKAYETİM SANA.. güruh onlar.. yani bir masal ceosu olarak, başımıza örülen çorabı anlamış ve harflerimi buna göre dizmiş bulunduğuma inanıyorum(*sen bugün ağlayan ve yansıyan kadınsın ..içine çek)..

birde dolayısıyle; bugün ki meclisin esas sahiplerinin koordinat haritası mabedi-camisini, O, 99 incinin TÛRUKU ÂLİ yolunun mührünü ,onların sırat-ı müstakim olan ASA SUYU YOLU-KEVSERini buraya işaretlemiş oluyorum tabiiJ..yani onları madden de aşağı inerek, göreve başlamaları davetini taleb etmiş oluyorum.. çünkü savaştan nefret ediyorum..savaş asla yokk..
şimdii..iş bu, bize düşen, Tûruku Âli mabedimizin bu geometrik desenli aBÂsına düşecek etkilerin hayırlı, kolay, güzel, bereketli, maddi manevi sağlık şifalı, bizim için lütfedilmiş cennetine kavuşmak  ve şerlerinden, O ÂBÂ altında olduğumuzun mahfuzluğuyla EMİN OLMAKtır.. aminn.

NOT: Sevdiğimm.bunu yaptığım için lütfen beni affet….

""*ve astroloğumuzdan gelen harita yorumu şöyleydi:Rüya anı haritasını çıkardım, verdiğiniz takribi saatin ortalamasını aldım saat için ve yer olarak da İstanbul'u aldım, yeri yazmamıştınız tahminen öyle diye düşündüm. Harita zamanına göre yükselen yöneticisi Venüsün  12. evde olması ve Ay ile kavuşumda olması bir kadınla ilgili rüyaya işaret ediyor, 12. ev rüyalarla ilişkilidir. Dişi prensip olan Venüs ve Ay 12. evde koç burcunda kavuşum yapmışlar, bu rüya her ne ise sizi mutlu eden bir rüya olmalı ve okültist gizli öğretilerle bağlantıya geçeceğiniz birine de işaret ediyor ki zaten siz gizemli konularla ilgili birisiniz. Asc yani yükselen de boğa burcunun olması ve boğa burcunun yöneticisi ile yücelimsel yöneticisinin kavuşması (venüs-ay) rüyanın oldukça güçlü bir gerçeklikle ilişkisine işaret ediyor.""
nur cihan
02.11.2013
nuralem7@hotmail.com